Bu Blogda Ara

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Umuda Salıverdiler Kendilerini




Beklersin gelen yok umutsuzluk tarlası
Giden çok gözlerde telaş
Düşer yapraklar bir bir
Susuzluktan çatlamış solmuş
Hasretin çağrısı gibi feryat eder insanlar
Bir medet umar
Sonrasında binlerce yaprak düşer
Birkaç yeşil yaprak
Bir parça umut ile beklenir
Gelen hiç yok umutsuzluk tarlası
Giden ise çok gözlerde ürperti
Varla yok arası
Umudum kara toprağa düşer
Bekler var ile yok arasında gözler
Ömrü ne kadar bilinmez bekleyenlerin
Bir resim çizdim gökyüzüne umuda benzer
Yağmur yağmur yağdı döküldü yeryüzüne
Açıldı umuda tüm yelkenler
Yelkenler fora umuda doğru
Gidenler döndü
Gelenleri bekleyenler
Umuda salıverdiler kendilerini

Mehmet Aluç

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Gazzeli bir çocuk ve annesi

Gazzeli bir çocuk ve annesi




Gazzeli çocuk masum gözlerle annesine

-Anne ne suç işledik de bombalar İsrail tarafımızdan üzerimize insafsızca yağıyor? Neden şu köşede gözyaşı döktüğümüz yerde gözlerimizin ışığı az umut ile parlar iken benim oyuncağım yok diye ağladığım için mi bu bombalar yağıyor anne? Üzerinde oyun oynamak için koştuğumuz yollar neden çukur cesetlerle doldu anne? Bana anlat anne anlamak bilmek istiyorum!!

Annesi çaresizdi nasıl anlatabilirdi yaşamın bu saçmalığını suçsuz oldukları halde zulüm görmelerini bir dam odada oturmaya razı iken şimdi evsiz kaldıklarını dünyanın bu zulme sessiz kaldığını nasıl anlatacaktı?

Ölümün bir sonuç olmadığını sadece bir gerçek olduğunu, bu akan kana seyirci kalanların yüreklerini kan ile yıkayanların cehennemim kokusunu cebinde elinde yüreğinde taşıyanların bir gün soluksuz kalacağını nasıl anlatabilirdi?

Tüm sokakların evlerim mezara döndüğü Gazze şehrinin feryadını göz yaşını ölü düşlerin çığlığını nasıl anlatabilirdi?

Tüm savaş çığırtkanlığı yapan edepsiz lanet olasıca İsrail’e dünyanın sessiz kaldığını korku ile rahatlarının bozulacağı için kimsenin ses çıkartmadığını nasıl anlatabilirdi?

Gözlerinde akan yaşlar ile dışarıya çıktı. Gecenin kapkara dehlizlerine düşmüş çıkmak için yolu olmayan bir çıkmazın içinde bocalanırken kan damlayan sokak taşlarındaki kanlara bakarken tüm içindeki söylemediklerini, sokağa şarapnel parçaları ile yıkılmış feryatları duymayan, sağır kör insanların üstüne kusarcasına içindeki feryadı acıları anlamsız sorulara cevap olmayan sözlerini kustu.

Çocuk dışarıya çıktı annesinin şarapnel parçaları ile yırtılmış param parça eteğinde tutundu.

-Anne melekler bize yardım ediyor, biliyorum babam bana evladım melekler bize yardım ediyor bizim için dualar ediyormuş, ama insanların yardım etmesi gerektiği için onlarla beraber yüreklerindeki merhamet olunca en büyük en kocaman yardım eder demişti.

Nerde hani insanlar anne? Neden hep susuyorsun anne? Neden her saatimiz ölüm saatine göre kurulmuş? Bu saati ölümü kim üzerimize yıktı anne? Adları bilinmeyen bu ölüm ağıtlarını siz nereden öğrendiniz?

Annesi karanlığa saklanmış cevapları gün ışığına nasıl çıkarırım, sözcüklerden sana umut dolu sözcükleri nasıl söylerim diye düşünür iken gökyüzünde yağan fosfor bombaları tam önlerine düştü. Bu bomba tüm soruları ve cevapları param parça ederek çocuk ve anneyi paramparça etti. Artık soru ve cevapların bir değeri yoktu tıpkı insanın değeri olmadığı gibi.

Akşam yatağına yatarak uykuya yatan İsrail edepsizinin insanlıktan nasibini almış topluğun yüreğinde merhamet arayanlar biz insan olamayız, İsrail edepsizinin ş…nin yüreğinde gözlerinde merhamet ne arasın adamlar ş….önde gideni, yaptığı niyeti ortada iken bunu aramak beklemek biz insanlığın en büyük utancı ve ayıbıdır.

Ah insanlık halin böyle yerlerde sürünmek mi olacaktı çaresizce yüreğindeki imanın kapısını neden çalmazsın görmezsin?

Yanlış yolların yanlış düşüncelerin akımlarına kapılarak yok olan insanlık, sızlama korkular ile halin en olacak? Yarına olmayan yarının merhamet dolu ışıklarını bekleyen çocuklar hep karanlıkta hep ölüme mi koşacak?

Ah keşke bizler birliğin beraberliğin imanın güzelliğini bir bilsek görsek ayrı yollarda ayrı kulvarlarda koşmasak.. Selam ve dua ile..

Mehmet Aluç



__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...
 

10 Ağustos 2014 Pazar

Sevdamın suskunluğuna

İsim:  gzy.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  5.8 KB (Kilobyte)


Ben hala şaşırıyorum
Kaybetmeyi kalbinden vurmaktan kaçan ben
Seni bu kalbimde nasıl taşıyorum
Senin bana verdiğin katıksız acılarla nasıl yaşıyorum
Sözlerin ve bakışların sanki bir zehirli ok 
Her attığın ok ile ben yeniden ölüyorum
Sensizliğin kapısını neden açamıyorum bilmiyorum



Hala şaşıyorum ve hala yaşıyorum

Senin ile güzel bir gün yaşanmaz mı diyorum
Nefes aldırtmayan kahır sözlerinde yine boğuluyorum
Öküzün trene baktığı gibi bakıyorsun ya hala şaşırıyorum
Ben hala seni neden sevdiğimi bilmeden
Peşinden sürüklenerek nasıl yaşıyorum
Sevdamın suskunluğuna nasıl katlanıyorum bilmiyorum
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah