Bu Blogda Ara

ceset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2016 Pazar

Sonuca Odağa Kapalı Suçlama


 sonuçsuzluk  ile ilgili görsel sonucu
İnsan bilmediği tahmin edemeyeceği karışamadığı bir suçtan dolayı sorumlu tutulabilir miydi? Sorumlu tutmuşlardı, dolaylı yollarla tanışmış olması sanki ona bu hakkı veriyormuş gibi suçlu bulmuşlardı. Neyin içinde neye karıştığını bilmeden, iki gün olmuş odasında aç susuz konuşmadan ölmekte olan, son nefesini bekleyen bir ceset gibi düşünmeye anlamaya çalışıyordu. Kapalıydı tüm kapılar, kapatmışlardı suratına bir bir. Anlatmak isterken, dinlemiyorlardı. Soğuk bir taştan ibarettiler, his duygu anlam manaları olmayan taştan daha katıydılar. Oysa bu dünya kâinat bile ölene, yeni bir kapı açıyordu, sonsuz bir hayatla, bilinçli olarak yaptıklarından dolayı hesaba çekmek için fırsat sunuyordu. Onların bunu bilmemesi dünyanın da bu halde olmadığı, yaşamında böylesine acımasız olmadığını anlatmalıydı. Ama nasıl?
İşte böylesine bir çıkmazın içinde iki gün olmuş hala bir ceset gibi sadece nefes alarak, hiçbir hayati bağa dokunmadan anlama çıkmaya çalışıyordu. Aslında düşmek, çıkmak içindir biliyordu ama onlar bilmiyordu… Kahramanımız Suat, bir danışmanlık şirketinde yatırım yapanlar için danışmanlık yaparak, gelen müşterilere kazançları için daha iyi olabilecek yatırımlar için yön veriyor, onlara yeni imkânlar sunuyordu. Yani borçla batık durumda olmayanlara batmış durumda bir şirketin kurtulması için pekte yasal olmayan yasal olan ama yasal olmayan bir portföy-Para çantası da diyebildiğimiz anlamda- sunarak yardımcı olarak, yeni projeler olanakları sunarak batmalarını yani batmayanı batmış göstererek önlüyor, düzlüğe çıkmalarını sağlıyordu. Oysa şimdi kendi elinde olmadan bilmediği karışmadığı bir olay yüzünden, batmasına göz yumuyorlardı. O insanların hayatlarını yatırımlarını iyileştirmeleri için gece gündüz çalışarak, çalıştığı şirketin müşterilerine memnuniyet sunarak, şirketin büyümesine katkıda bulunuyordu. En son yardımcı olduğu yeni yatırımlar sunduğu müşterisinin oğlu, bilgisayarındaki kayıtlı müşterilerin borçlarını ödeme süre ve tutarlarını gelecekte nasıl yol izleyerek düzlüğe çıkacakları, adresleri, inandırıcı olsun diye batmamakta olan şirketlerin, nasıl batırılacağına yön veren dokümanları kopyalayarak ele geçirmiş, hatırı sayılır bir mafya babasının bilgilerini alarak medyaya ya sunmuştu. Oysa bilgisayara giriş şifreleri günlük şirket tarafından değiştirilerek, mesai saatinde çalışanlara verilir ve her saat başı değiştirilirdi. Yine o gün hatırı sayılır son müşterisi ile çalışırken bilgisayarı kapatmış, yanında ki müşterinin oğlu olacak zat, izin isteyerek lavaboya gitmesi gerektiğini söyleyerek, onlardan önce büroyu terk etmişti. Suat her gün çıkışta kartını okutarak kapıyı kapatmak üzere idi ki telefonu çaldı, arayan ise yeni bir müşteri Kemal bey
-Suat Bey telefonunuzu Serhat beyden aldım, ben Haydar Sönmez Holdingin patronu, güç veren Holdingin sahibi olan Serhat beyden.
Suat
-Tamam, şimdi hatırladım, buyurun nasıl yardımcı olabilirim size?
-Şirketimizin geleceği hakkında, sizden bilgi almak için randevu almak istiyorum.
Suat saate baktı mesainin bitmesine beş dakika vardı.
-Mesai bitmek üzere bugün görüşmemiz mümkün değil, isterseniz yarın ofisime buyurun görüşelim.
Haydar
-Hayır, öyle olmaz siz akşam saat sekiz gibi hazırlıklı olun, şoförüm sizi evden alacaktır.
Suat kararlı bir ses tonu ile.
-Ben eve iş götürmüyor ve mesaiden sonra, iş konusunda danışmanlık yapmıyorum Haydar bey.
-Biliyorum Suat Bey, her şeyin bir ilki vardır…
Konuşmayı yürüyerek yaparken, ofisin kapısını kapatmayı unutarak ofisten çıktılar. İşte ne oldu ise bu mesainin bitmesine, beş dakika kala,  bu telefon konuşması arasında lavabodan çıkan müşterisinin oğlu tarafından bilgi ve haberi olmadan, bilgisayarını kapatmasına ve şifresinin geçersiz olmasına rağmen bu işi yapan ve bilgileri medyaya sızdıran ismi Ruşen olan müşterisinin oğlunun yapmış olduğu hırsızlıktan dolayı sorumlu tutulmuştu. Karısı ve çocukları kaçırılmış, bu olayla ilgili aramadığı hiç kimse kalmamış ve her bir kapı, teker teker suratına halini anlatmadan kapanmıştı.
Oysa en son aradığı ona milyon dolarlar kazandırdığı hatırı sayılır Gürkan beyle villasında konuşurken ona.
-Gürkan Bey, beni tanırsınız, sizin için milyon dolarlar kazandırdım ve bu milyon dolarlarınıza hiçbir zaman göz dikmedim, eğer dikmiş olsaydım size kazandırmadan önce yüzde ellisini sizde biliyorsunuz komisyon olarak alırdım. Ben Kamil Babayı tanımam ama o beni sizin aracılığınızla tanımış ve sizin ricacı olmanızla onun şirketini batık şirket göstererek, hisselerinin değerini düşürerek, yeniden başka bir paravan şirket kurarak satın almış, tekrar kendisine iade etmiştik, büyük kazançlarla sattığı hisseleri çok ucuza düşmesi ile tekrar eline geçmesine fırsat vermiştim. Daha önceden medyaya, bu holding iflas ediyor haberini ben yayarak, hatırı sayılır medya patronlarını çevirdiğimiz işlerden habersiz oldukları için, onlarında yardımı ile bu yalan haberle hisselerin satışını düşürerek, yeniden almış ve daha sonrasında, iflasa gerek olmadığın yetkili makamlara bildirmiştim. Eğer ona karşı bir yanlışım olsaydı o zaman yapardım. Şimdi bana açık olan tüm kapıları kapattınız ve ortada benim gibi hiç suçu olmayan, karım ve çocuklarımın kaçırılması ile onlarda suçlu durumdaymış gibi muamele gördüler. Bana bunu açıklaya bilir misiniz?
-Suat’ım biliyorsun böylesi bir durumda, size bunu izah edecek bir söz ve açılacak bir kapının olduğunu sanmıyorum.
Suat kızgın bir ifade içinde.
-Bunu söylerken sizler kendinizde misiniz? Ne demek açık bir kapı yok, üstelik hiç suçumuz olmamasına rağmen! Bun söylerken insan olmadığınızı mı bana söylemek istiyorsunuz?
Gürkan Bey sinirlenerek ama gülerek
-Ha şunu bileydin, bu insanlar bu şirkete gelen insanlar böyle insanlar Suat’ım, anlamazlar ama anlaşılmakta isterler, çare kapısını kapatırlar ama sıkışınca, çare kapısının tüm kapıları kendilerine açılsın isterler.
-Ama bu nasıl nasıl olabilir? Bunu açıklayacak bir kelime yok bu dünya üzerinde! Taş olsa anlayacağım cansız ama taş, ama bun…
Hırsla ceketini kanepenin üzerinde alarak villayı terk etti.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Arkası yarın veya dahada arkası ertesi gün inşaAllah...

20 Nisan 2016 Çarşamba

Kaybolan Cesettir



Gönlüm ovalarda yüzen bir nehir
Dosta varmak için yapmaz tehir
Gezerim varmak için şehir şehir
Göremezseniz de beni gönlünüze sorun
Gönlünüzde göremezseniz de halimi hayra yorun
Hangi ovada hangi taşa takıldım bilinmez
Beni havada uçan kuşa sorun
Kuşlarda görmemişse eğer ey dostlar
Gökyüzünde yağan Rahmet yağmuruna sorun beni
Rahmet yağmuru ile yağarım gönlünüze
Bu nedenle sizler de boşuna aramayın beni ey dostlar
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Dost meclisinde dosttan ayrı kalınır mı?
Dost dediğin candan sever hiç yanılır mı?
Dost kapıdan sevip sevmiyor mu diye bakılır mı?
Dostun sokağında yürürken yolda taş var mı diye bakılır mı?
Avuçlarımda dökülür dostun gül kokusu
Yârin yanında gelir mi aşığın tatlı uykusu
Odayı sarmışken yârin o cennet kokusu
Arama yârim beni ben senin gönlündeyim
Gönlünde bulamazsan bak gözlerinde içindeyim
Gözlerinde bulamazsan da ey yârim
Ağlarken dökülen bir damla gözyaşındayım
Bu nedenle beni boşuna arama yârim
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir


Gönlüm kıblesi Rahman Kâbe’sine dönük
Yollarım işgal değil hep açık aşka dosta dönük
Nazlı yar ile dost yanında değilim boynu bükük
Varırım dostun yârin yanına gönlüm önlerinde çökük
Sarar onlarla beni sımsıkı bir alçak gönüllülük
Damarlarımızda gezen edeple gülen bonkörlük
Arasam da aramasam da dostla yârim hep yanımda
Hissederim gelişlerini yürüyüşlerimi hep canımda
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Kul Mehmet’im ömür kula sürgün değildir dosta yâre meyillidir
Arar bulur diyar diyar gezer görünce dostu yâri sezer bellidir
Dost gönüllü aşk gönüllü olanı Rahman gönüllere sultan eder
Sultan eder gönülleri doğrultan sıkıntıların azaltan eder sever
Sevenler zaten sultandır bilinmese de o sever takılmaz geçer
Pas tutmuş gönül kapıların açar usul usul gönüldeki dikenleri biçer
Aramayalım birbirimiz can canayız bizler kaybolmayız
Kaybolan cesettir Ruh kaybolmaz alınan her nefestir

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



16 Mayıs 2015 Cumartesi

Çözülüyor Zaman Ömür


Cesedimle nefsimi uyutarak varıyorum Rahman’a
Çözülmeyen dilim çözülüyor dağılıyor her ana
İlahî aşk ile yürürken koşuyorum sonsuz zamana
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde

Ellerim huzurla açılır semaya gönlüm sana aç Rahman
Sen olmazsan Rabbim esir düşüyorum nefsime şeytana
Kalbim sensiz ritmini yitiriyor arayıp bulamıyorum her an
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde

Secde ile ilahî imanın denizinde yüzüyorum Rabbim gülümseten sıcaklığında
Şefkat ile üzerime örttüğün merhametin kanatları bir tüy gibi dokunuyor
Dua dua sana yalvarırken sen umman umman sarıyorsun beni şefkatinin cennetinde
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde

Günahlarım dökülüyor tonlarca her abdest aldığımda her secde ile şereflendiğimde
Menfaat kokan nefis ile şeytan eriyor Rabbim huzurunda Tekbir ile onurlandırdığında
Veda busesi gibi kaçarken önümde dünya rükû ile sana teslimiyetin ummanında
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde

Zahmetin Rahmetin tecellisi ile eridiği Tahiyyat ile şereflendiği anda
Dokunuyorsun gönlüme Rahman’ım sanki iman dolaşıyor damarlarımda
Gül Resulün nefesi karışırken nefesime secde ile şerefleniyorum sonsuza kadar
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde

Ötelerin ötesinde cennet gülümserken son selamın umman denizinde
Mukaddes salavat ile çözülüyor duamın sırrı kabul edilen mübarek ikliminde
Gönlümdeki kapkaranlık hisler nurlanıyor âmin demenin kanatlarının çırpması ile
Çözülüyor zaman ömür merhametin gölgesinde
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç