Bu Blogda Ara

endişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
endişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2015 Pazar

Ne Zaman Gelir Bu Gönülleri Gülümseten Bahar ayı.



Bu koca kalabalık şehrin yalnızlığında bir dost bulup yanına varmak, tekdüze yaşamak ile sıkıntının alaborasında boğulmakta olan yaşama nefes aldırtacak bir dosta gitmek, bulmak yanında sohbet ile muhabbetin zevkine varmak ne güzel olurdu. Lakin gidecek, halini derdini, gönlünü muhabbet ile açacak dost bulmak artık hayal bu zamanda!
Bu zamanda insanlar birbirlerinin varlığını görünce kaçtığı, bakışlarında bin bir endişe uçurumu,  güvensizlik derinlikleri gibi kör karanlık hisler arayarak bakamadığı, sabırla karşımızda duracak birisinin var olamayacağı endişesi ile yalnızlıkların, endişelerin anaforunda kaybolmayı yaşıyoruz.
Birbirimizle yan yana iken hep bir eksiklik duyduğumuz güven ve sadakat değerlerinden mahrum kalan bizler bilmem ne zaman omuz omuza birbirimize güvenerek sımsıcak sarılmalar ile gönülden bir birimize sarılacağız bilemiyorum!
İncitmek şöyle dursun incitici havayı bile hayatımıza sokmayacağımız o mutlu anları yaşamak bilmem kime nasip olur? Bir zamanlar çocukluğumda 1965 ve 1975 yıllarında yaşanan o samimi dostluklar, komşuluklar, güven neşe mutluluk birlik ve beraberlik günlerini yaşatanlar gitti ve bir daha da gelmeyecek oldukları için yaşamak bir daha zor mümkün olacak gibi.
Her okunan ezan sesi ile gönüller titrer, Allah rızasına erişmek isteyenler birbirlerine yardıma koşar, hata kusur görünce kapatır, hep gülümserlerdi… Gönülde nefret, kin benlik davası diye bir şeyler hiç ama hiç yoktu…

Şimdilerde bu nur odasını karanlık bir odaya içini dünya sevgisi, mal sevgisi, para sevgisi, yatırım sevgisi, günahkârlıkla kapkara olmuş vicdanın kör elini… İle ağzına kadar doldurduk ki nefes alacak ve içine birbirimizi sevecek gerçek sevgi namına sığacak bir zerrecik yer kalmadı! Bir birimiz yaklaşmak şöyle dursun fersah fersah kaçıyoruz birbirimizden.
Ağaçlara çiçekleri sulamak yerine, dikenleri suluyoruz galiba, bunun başka bir açıklaması olur mu bilmem!
Ellerimiz bir birine dua etmekten uzak, hatta semaya doğru kaldırmaktan binlerce kilometre uzakta elimiz ve gönlümüz.
Ne zaman gelir bu gönülleri gülümseten baharı bilinmez, bekleyelim derim, lakin ömür sona koşuyor… Selam ve dua ile

Ey dinmeyen acılarla kaplanmış feryat eden gönül dilimiz
Ey feryat eden birbirimize uzanmayan kapkara elimiz
Ey birbirimize doğru yürümeyen esaret kokan ayaklarımız
Yeter artık dönün yönünüzü dosta doğru bitsin bu hasret yeter artık
Mehmet Aluç

10 Şubat 2015 Salı

Susma Konuş Ey Gönlüm





Ah endişeler kervanı, gönül dünyamı çerçeveledin, yüreğim pır pır eder ayrılık kapımızı çalar diye.
Ah gönlüm ne kadar kırılgansın hassasın?
Sen sevgi aşk ile olduktan sonra korkma dersinde ey gönlüm, ayrılık kapısı açılır da derman bana ulaşmaz diye korkarım!
Ah gönlüm sen bilmezsin bir daha böyle gönülden seveni bulmak çok zor, yar gittikten sonra âlem bana hayran baksa ne faydası olacak?
Susma konuş ey gönlüm, bana yardımcı ol, bakışlarına gülüşlerine hayranım, tatlı bakışları ile bakmaz ise ben ne yaparım ey gönlüm bana cevap ver susma? Ben okurum aşk ile gönlünü ya o benim gönlümü bir gün okuyamaz ise bana ben ne yaparım ey gönlüm?

İşte böyle ey gönlüm her an bu endişe çığlığım gönlümü tarumar ederek ruhumda senin etrafında yankılanır ve sende duyarsın, bir şey söylemezsin, eğer bana bir şey söylemezsen yıkıl git bana yanındayım deme sakın, bundan sonrada olma bana sen yakın…

Ey gönlüm senden isteğim gönlüme ışık olan bu ışığı söndürme, ben söndürmeye çalışırsam bana hatırlat, sevda bahçemde hazan rüzgârları esmesin…
Ben onsuz viran olurum ben viran olursam sende viran olursun

Yârdir gönlümün dilberi
Göğsünde açar aşkın gülleri
Gönül hanemizde öter aşkın bülbülleri
Hicran elbisesi giymesin ömrümüz ey gönlüm


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç