Bu Blogda Ara

türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2017 Pazartesi

Dün havladı Hollanda’nın itleri

hollanda da olaylar çıktı ile ilgili görsel sonucu
 
Dün havladı Hollanda’nın itleri
Yıkanmazlar gezer üstlerinde bitleri
İnsanlığı bitmiş insanlık dersi verir it oğlu itleri
Yıkamazsınız Türk’ü ey batının itleri bitleri
Yıkamaz bizi birileri kan damlasa da sözlerinde
Yıkılacaksınız karşımızda nihayetinde
Bu son çırpınışınız koro halinde
Yanıyorsunuz sizler alevler içinde alev alev
Almanya’nın hitleri gelse de
Ey bu dünyanın en acizleri
Yıkamazsınız biz Türkleri
Size ara gazı veriyor birileri
Ey bu âlemin keneleri bitleri
Bu son çırpınışınız koro halinde
Yanıyorsunuz sizler alevler içinde alev alev
 
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
 

28 Şubat 2015 Cumartesi

Bu Düşmana Karşı çıkılan Son Sefer



Ey Çanakkale’m ufkunda eser düşmandan rüzgâr
Görenler der ki sanki yağıyor denizden keder
Göğsünde iman ile yola çıkmış karşı geliyor nefer
Bu düşmana karşı çıkılan son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Bombalardan Çanakkale de toz duman düşman vermiyor aman
Nefer elinde süngü göğsünde iman vatan bölünmez şimdi değil diyor zaman
Düşman vicdansız anlamaz yok dini imanı vurdukça vurur ortalık duman duman
Bu düşmana karşı çıkılan son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Çanakkale bembeyaz bürünmüş serilmiş toprağa hazır kefen
Şehadete koşuyor ecdadım on sekiz yaşında evlat Allahu Ekber derken
Vatan toprağı çiğnenmez vatan namusumdur diye ölüme koşuyor ötelerde yârine gülümserken
Bu düşmana karşı verilen son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Düşman sandı sönecek göğsümüzdeki o nurdan iman
Ah bilemedi ecdadım neferim imanı ile vermez sana aman
Vatanı için şahadeti beklerdi sofrasında işte dedi şimdi bu o zaman
Bu düşmana karşı çıkılan son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Ah düşman dedi Türk artık bulamaz artık dermanı
Rahman gönlüne verdi imanı şahadeti Resul yetiştirdi güçlü kuvvetli dermanı fermanı
Vatan için ölmek cennete gitmektir şehit olanlar ölmez namusu korumak farzdır al göğsüne dedi imanı
Bu düşmana karşı çıkılan son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Düşmanın yüzünde anlamsız derin korku anlaşılmaz bir ifade
Nasıl olur nasıl yeniliriz onlara yüz piyade bizde binlerce piyade
Bilmez iman milyarlarca piyadeye denk gönül onunla ziyade
Bu düşmana karşı çıkılan son sefer şehadete koşuyor işte nefer

Mehmet Aluç

25 Şubat 2015 Çarşamba

Ozanlarım...

Ozan Dede Korkut






    Dede Korkut, bilinen ilk Türk Ozanı. Orta Asya’da Kopuz, Anadolu’da saz diye bilenen çalgının mucididir. Türk coğrafyasındaki bütün ozanların piridir.

Oğuz Türklerinin milli ozanı olan Dede Korkut’un hikayelerinden ve hakkındaki söylencelerden yola çıkılarak yaşamı M.Ö. 120 - M.S. 646 yılları arasında gösterilmektedir.
Hikayelerinde geçen yer adlarının tespiti sonucu Dede Korkut’un da mensup olduğu Oğuz Taifesi’nin Horasan’dan ayrılıp Bayındır-Han önderliğinde Kars-Anı bölgesine geldiği, Kars-Kağızman Ağcakalesi’ni “Yaylağ”, Iğdır-Sürmeli Karakalesi’ni “Kışlağ” seçtikleri belirtilmektedir.

Dede Korkut hikayelerinden oluşan anonim derlemenin adı: Kitabı-ı Dede Korkut alâ Lisan-ı Tâife-i Oğuzhân (Oğuz Halklarının Diliyle Dede Korkut Kitabı) adıyla Dresden kitaplığında bulunan (Yarım kopyası da Vatikan kitaplığında ele geçen) tek yazmadır.

Eserin yazıya geçirilme zamanı 15. Yüzyıl sonlarıyla 16. Yüzyıl başları kabul edilir. Eser de 12 hikâye yer alır. unları derleyen, anlatan, yazıya geçiren kimse bilinmez. Her hikâyenin sonunda bir dilek ve mutluluk ortaklığını belirterek olayı sonuçlandıran Ozan Dede Korkut ortaya çıkar. (1)

Dede Korkut kitabının başlangıcında “Hazret-i Resul aleyhis-selam zamanına yakın, Bayat boyundan Korkut Ata derler, bir er koptu, Oğuzun ol kişi tamam bilicisiydi, Oğuzun içinde tamam velayeti zahir olmuşıdı, ne derse olurdu, gayibden türlü haber söylerdi, Hak Taala anun gönlüne ihdam ederdi.

Korkut Ata Oğuz kavminin müşkülünü hallederdi, her ne iş olsa Korkut Ata’ya danışmayınca işlemezlerdi” denilmektedir. (2)

Bazı kaynaklarda Dede Korkut’un Kara Hoca’nın oğlu olduğu 100 veya 295 yıl yaşadığı kaydedilmektedir.

Dede Korkut adına bir çok yerde mezar yerleri gösterilmektedir. Ne zaman öldüğü kesin olarak bilinmemekle birlikte 646’ya yakın bir tarih işaret edilmektedir.

Dede Korkut’dan günümüze 12 hikaye ulaşmıştır. Bu hikayelerin içerisinde onun söylediği sözler, kopuz/saz eşiğinde okuduğu türküler-şiirler mevcuttur. Günümüzde türkü ve şiir olarak bilinen halk edebiyatının kafiyeli ve vezinli ürünleri Dede Korkut döneminde Soylama olarak bilinmektedir.

Soylamalar söylendiği zamandan çok daha sonra yazıya geçtiği için nesirleşmeye yüz tutmuş, dörtlükler halinde yazılmamıştır. Yer yer kafiyelerle örülmüştür. Hece olarak 7 ile 15 arası sayılarda mısralar oluşmuştur.

Milli şiirimiz Soylama ile başlayıp koşmaya, doğru gelindiğinde dörtlük halini alarak 7,8,11 hece ölçüsüne kavuşmuştur.

Günümüzde anlatılan hikayelerde ve ozanlar arasında yapılan atışma örneklerini Dede Korkut hikayelerinde de görmek mümkündür.

Dede Korkut’un söylediği sözlerden bazıları atasözü olmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Soylamalarında akıcı bir dil, nakışlı bir anlatım bulunmaktadır.


Dede Korkut Soylamalarından Örnekler:

SOYLAMA (İç Oğuza Dış Oğuza Asi Olup Beyrek’in Öldüğü Boyu)

Hani öğdüğümüz bey erenler?
Dünya benim, diyenler?
Ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı?
Gelimli gidimli dünya
Sonucu ölümlü dünya.
Bu kara yer bizi de yiyecektir,
En nihayet uzun yaşın ucu ölüm,
Sonu ayrılık! (3)


SOYLAMA ( Kazılık Koca-oğlu Yeğenek Boyu)

Yücelerden yücesin,
Yüce Tanrı!
Kimse bilmez, nicesin?
Ulu Tanrı!
Sen anadan doğmadın,
Sen atadan olmadın,
Kimsenin rızkını yemedin,
Kimseye güç etmedin,
Her yerde teksin,
Allah yücelerden yücesin!
Adem Peygambere sen taç giydirdin,
Şeytana sen lanet kıldın,
Bir suçtan ötürü,
Kapından sürdün, çıkardın!
Nemrut göğe ok attı,
Karnı-yarık balığı karşı tutan ulu güçlü Tanrı sensin!

Ululuğuna sınır yok,
Senin boyun, bosun yok,
Gövden yok, atan yok,
Vurduğunu büyütmeyen Ulu Tanrı!
Ezdiğini belirtmeyen belli Tanrı!
Yücelttiğini göğe kaldıran görklü Tanrı!
Kızdığını yere çalan güç-yetmez Tanrı!
Birliğine sığındım Çalabım, güçlü Tanrı!
Yardım senden,
Kara-donlu kafire at teperim,
İşim sen onar! (4)


SOYLAMA (Dirse Han-oğlu Boğaç Han Boyu)

Beri gelsene, başım bahtı, evim tahtı!
Evden çıkıp yürüyende selvi boylum
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
İkiz badem sığmayan dar ağızlım
Güz elmasına benzer al yanaklım
Kadınım, direğim, döleğim! (5)


SOYLAMA (Salur Kazan’ın Evinin Yağmalandığı Boyu)

Çığnam çığnam kayalardan çıkan su!
Ağaç gemileri oynadan su!
Hasan’la Hüseyin’in hasreti su!
Bağ ve bostanın zineti su!
Ayşe ile Fatma’nın nikahı su!
Şahbaz atların içtiği su!
Kızıl develerin gelip geçtiği su!
Ordamın haberini bilirmisin, desene bana
Kara başım kurban olsun suyum sana! (6)


SOYLAMA (Salur Kazan’ın Evinin Yağmalandığı Boyu)

Ağaç ağaç dersem sana, arlanma ağaç!
Mekke ile Medine’nin kapısı ağaç!
Musa Kelimin asası ağaç;
Büyük büyük suların köprüsü ağaç;
Kara kara denizlerin gemisi ağaç;
Şah-ı merdan Ali’nin Düldülünün eyeri ağaç;
Zülfekârın kını ile kabzası ağaç;
Er olsun, avrat olsun, korkusu ağaç;
Başını alıp bakacak olsam, başsız ağaç;
Dibini alıp bakacak olsam, dipsiz ağaç;
Beni sana asarlar, taşıma ağaç!
Eğer taşıyacak olursan, gençliğim seni tutsun ağaç!
Bizim ilde olmalıydın, ağaç!
Kara hintli kullarıma buyuraydım,
Seni bölük bölük doğraya idiler, ağaç! (7)


KARŞILIKLI SOYLAMA (Kam Büre Bey-oğlu Bamsı Beyrek Boyu)

Aldı Beyrek:

Ne ağlarsın, ne buzlarsın, ağam diye,
Yandı bağrım, göynüdü içim!
Meğer senin ağan yok olmuştur,
Yüreğine kaynar yağlar dökülmüştür,
Kara bağrın senin sarsılmıştır,
Ağam deye ne ağlarsın, ne buzlarsın?
Yandı bağrım, göynüdü içim!
Bre kız!
Karşı yatan karadağı,
Sorar olsam yayla kimin?
Sovuk sovuk sularını,
Sorar olsam, içit kimin?
Katar katar develerini,
Sorar olsam, yüklet kimin?
Karalı-göklü otağı,
Sorar olsam, gölge kimin?
Ağız dilden, kız kişi haber bana,
Kara başım kurban olsun bugün sana!

Aldı Kız:

Çalma ozan, deme ozan,
Karalıca ben kızın, nesine gerek ozan?
Karşı yatan karlı dağı sorar olsan,
Ağam Beyrek’in yaylasıydı,
Ağam Beyrek gideli yayladığım yok!
Sovuk sovuk suları sorar olsan,
Ağam Beyrek’in içitiydi,
Ağam Beyrek gideli içtiğim yok!
Tavla tavla şahbaz atları sorar olsan,
Ağam Beyrek’in binitiydi,
Ağam Beyrek gideli bindiğim yok!
Katar katar develeri sorar olsan,
Ağam Beyrek’in yükletiydi,
Ağam Beyrek gideli yüklediğim yok!
Ağıllarda akça koyunu sorar olsan,
Ağam Beyrek’in şöleniydi,
Ağam Beyrek gideli şölenim yok!
Karalı-göklü otağı sorar olsan,
Ağam Beyrek’indir,
Ağam Beyrek gideli göçtüğüm yok! (8)


Dede Korkut Sözlerinden Örnekler:

1- Allah Allah denmeyince işler onmaz.
2- Kadir Tanrı vermeyince er bayımaz.
3- Ecel vade gelmeyince kimse ölmez.
4- Ölen adam dirilmez.
5- Çıhan can geri gelmez.
6- Bir yiğidin kara dağ yumrusunca malı olsa yığar, derer, talep eyler, nasibinden artuğun yiyebilmez.
7- Tekebürlük eyleyeni Tanrı sevmez.
8- Gönlün yüce tutan erde devlet olmaz.
9- Kül tepecük olmaz.
10- Kara eşek başına uyan ursan katır olmaz.
11- Er malına kıymayınca adı çıkmaz.
12- Kız anadan görmeyince öğüt almaz.
13- Konuğu gelmeyen kara evler yıkılsa yeğ.
14- Ata adını yürütmeyen hoyrad oğul ata belinden inince inmese yeğ.
15- At ayağı külük, ozan dili çevük olur; iyegülü ulalır, kaburgalı büyür.
16- Kolca kopuz getürüp elden ele, begden bege ozan gezer; er cömerdin ar nâkesin ozan bilür, ileyünde çalup ayıdan ozan olsun; azup gelen kazayı Tanrı savsun, Hanum hey, Begüm hey.. (9)

Dede Korkut Duası:

Yom vereyim hânım:
Yerli Karadağların yıkılmasın!
Gölgelice kaba ağacın kesilmesin!
Kan gibi akan görklü suyun kurumasın!
Kanatlarının ucu kırılmasın!
Kaadir seni namerde muhtaç etmesin!
Koşarken ak-boz atın sürçmesin!
Çaldığında kara polat öz kılıcın kedimlesin!
Dürtüşürken ala gönderin ufanmasın!
Aksakallı baban yeri cennet olsun!
Ak pürçekli anan yeri uçmak olsun!
Allahın verdiği umudun kırılmasın!
En sonunda arı imandan ayırmasın!
Ak alnında beş kelime dua kıldık kabul olsun!
Derlesin, toplasın, günahınızı,
Kaadir Tanrı adı-görklü Muhammeddin yüzü suyunu bağışlasın!
Bu duaya amin diyenler Tanrıyı görsün! (10)


Dede Korkut’un Ad Koyma Şölenindeki Sözleri:

Ünüm anla, sözüm dinle Bay Büre Bey,
Yüce Tanrı sana bir oğul vermiş, bağışlasın!
Ağır sancak götürdüğünde Müslümanlar arkası olsun!
Karşı yatan karlı dağlardan aşar olsa,
Ulu Tanrı senin oğluna aşıt versin!
Kanlı kanlı sulardan geçer olsa geçit versin!
Kalabalık kafire girdiğinde,
Ulu Tanrı senin oğluna fırsat versin!
Sen oğlunu Bamsam deye okşarsın,
Bunun adı Bozaygırlı Bamsı Beyrek olsun,
Adını ben verdim, yaşını Allah versin! (11)


Dede Korkut Hikayeleri’nden Özetler:

1- Dirse Han - oğlu Boğaç Han Boyu:

Toy edilirken Kara otağ’a oturtulan ve çocuğu olmayan Dirse Han’ın bir oğlu olur ve Bayındır Han’ın boğasını öldürdüğü için Dede Korkut tarafından “Boğaç Han” olarak adlandırılır, bey olur. Dirse Han’ın kırk yiğidi, oğlanı babasına kötüler. Babası avda oğlunu oklar. Annesinin sütü ve kır çiçeği oğlanın yarasına derman olur.Oğlan, kırk yiğit tarafından kaçırılan babasını kurtarır. Dirse Han oğluna taht verir.


2- Salur Kazan’ın Evinin Yağmalandığı Boyu:

Salur Kazan, oğlu Uruz Han’ın uyarısına rağmen, Oğuz beyleriyle ava çıktığı sırada, evine üç yüz yiğidi ve Uruz’u bırakmasına rağmen düşman gelir. Eşini, gelinini ve oğlunu esir alır. Gördüğü rüya üzerine avdan dönen Salur Kazan, düşman ellerine gider. On bin koyununu düşmana vermeyen çoban da (o istemese de) kendisiyle gelir. Oğuz beyleriyle birlikte düşmanı yener ve yurtlarına dönerler.

3- Kam Büre Bey-oğlu Bamsı Beyrek Boyu:

Bayındır Han’ın Oğuzları topladığı sohbete tüm beylerin oğullarıyla gelmesi üzerine, Büre Bey üzülür. Oğuz beyleri, Büre Bey için bir oğul, Bican Bey’e de doğacak oğlana vermesi için bir kız dilerler. Doğan oğlan büyüdükten sonra kendisine hediye getiren bezirgânları kafirlerden kurtarır ve “Bamsı Beyrek” adını alır. Banı Çiçek’le evleneceği gece kafirler düğünü basarak Bamsı’yı esir alır. Banı Çiçek’in abisi Deli Karçar’a Yalancı oğlu Yaltacık’ın kanlı bir gömlek getirip “Bamsı öldü.” demesiyle Banı Çiçek Yaltacık’a verilir. Düğün gecesi esir bulunduğu kaleden, tekürün kızının yardımıyla kaçan Bamsı, yaşadığını Bani Çiçek’e bildirir. Sonra düğün yapılır. (12)



Dede Korkut Sözlüğü:

Bayımaz :Zenginleşmez.
Çalap :Tanrı, Allah.
Çatma-Kaşlım :Kaşlarının arası boya ile çatılmış olan.
Çevük :Çevik
Çığnam çığnam :Çağıl çağıl.
Devlet :Baht, mutluluk, zenginlik, talih.
Dölek :Ağırbaşlı, sakin, terbiyeli kimse, çok döl veren, çok doğuran.
Göçtüğüm :Varıp geldiğim, gidip geldiğim.
Görklü :Güzel, gösterişli
Göynüdü :Yandı, kavruldu
Hoyrad :İtaatsiz.
Kara Polat :Kara çelikten, halis çelikten
Kolca kopuz :Kul uzunluğunda saz.
Külük :Çabuk
Musa Kelimin :Tur dağında Tanrı ile konuşan Musa peygamberin.
Onmaz :Felah bulmaz, refah olmaz, yolunda yürümez.
Orda :Hanın karargahı, Bey çadırlarının bulunduğu yer, oba.
Ozan :Eski Oğuzlarda Oğuz destanlarını okuyan saz şairi.
Soylama :Türkü veya şiir söylemek.
Tekebbürlük :Böbürlenme.
Uyan ursan :Gem vursan.
Yom :Mutluluk, saadet, uğur.
Yumru :Set, tümsek, toparlak.

28 Şubat 2014 Cuma

BİZLER BİR MÜSLÜMANIZ HEM DE TÜRK’ÜZ




Bizler bir Müslümanız hem de Türk’üz
Yüreğimizde iman dolu merhamet doludur
Öz vatanında Allah’ın kuluyuz
İnsanların sıkıntılarını görür ağlarız
Bazı insanların yüreğinde kin dolu
İman dolu sineleri nefret dolmuş gülmez yüzü
Düşmanın bayrağını sallar gibiler
Gönül evi Allah’ın evidir talan eylemiş düşmanlar
Bakar ağlarız düşünür yanarız kimdir bu ezeli düşmanlar

Bu topraklar ki ecdadımızın armağanı üzerinde kinle oynayanlar
Evimiz yurdumuz hep buraları yedirtmeyiz size kodamanlar

Bakar Çanakkale de yatan şehidimizin kemikleri sızlar
Dön aslına milletim bu yürek sadece senin
Uyduklarının hepsi yüreksiz hepsi ayaksız
Onlar ki hep acımasız ahlaksız
Uyma onlara uy Kurana Resule apansız
Allah suretimize değil gönlümüze misafir araçsız
Onun evine sokma nefreti kini bencilliği ansız
Yerleştir merhameti vefayı güzelliği araçsız
Gönül Allah’ın evi viran edilmez bırakılmaz amaçsız
Atalarımızın yurdu düşmanın girmesine izin verilmez
Siyaha bürünse de gündüzlerimiz
Bu ülke ki hepimizin geleceğimiz
İman dolu yüreğimiz karanlığı deler ışık eyler
Sönmesin ecdadımızın ocağı şehit Mehmet’im göz bebeği
Vatanımızdan başka şey yok özümüzde sözümüzde
Her şey kendi yüreğimizde
Yâr yatağı düşman girmez deriz
Bu yolda canımızı veririz
Şehit Mehmet’imin emaneti gözümüz gibi bakarız
Yüreğimizde iman var ona namahrem eli değdirtmeyiz
Kutsaldır Kitabımız
Gül kokulu Resulün sünneti kutsaldır
Silinmez yürekte bahardır
Kimse silemez yüreklerimizde candır
Silmek isteyeni milletçe siler de geçeriz
onlar gönlümüzde nişandır
Yaşarken ve ölürken bunlar bize kalandır
Gül kokulu Resulün emanetidir
Çanakkale de Mehmetçiğin emanetidir
Nişanıdır verilmez uğruna ölünür
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç