Bu Blogda Ara

bilmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2016 Salı

Acıyla Yandık Hicranla Kavrulduk


 haddini bilmek ile ilgili görsel sonucu


Bilemedik haddimizi insan bilmez haddini
Yolcu etmedik yola çıkıp yola gideni
Gördük mü ağlarken biz güleni
Gülü vermeden hep batırdık dikeni
Acıyla yandık hicranla yandık gülmedik
Güldüreni görünce deli dedik peşinden gitmedik

Bilemedik bu dünya yalan yalan
Yığdıkça yığdık bilemedik hepsi geride kalan
Arayıp gönlü var mıdır arayıp bulan şu an
Kalem yazdı tükendi mürekkebi artık yazamaz
Acıyla yandık hicranla yandık gülmedik
Güldüreni görünce deli dedik peşinden gitmedik

Istırabı duvarlara astık karşısında yattık
Benliğimizi büyüttük insanlığımızdan kaçtık
Beşikten mezara yürüyemedik kırgın kaldık
Tenha ve korku dolu yollarda neden yatt
Acıyla yandık hicranla kavrulduk gülmedik
Güldüreni görünce deli dedik peşinden gitmedik
Mehmet Aluç-Kul Mehmet





16 Temmuz 2016 Cumartesi

Ayaklanma Mekânı Değil Artık Yurdum



Ayaklanma mekânı değil artık yurdum
Bir tenha sessizliğime bürünmez ülkem artık
Bir avuç kendini bilmez serseri yıkıldı dağıttık
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Dersini verdi milletim gece yürüyüşüyle dünyaya
Ayaklanma niyetli olanlar gelir mi bir daha araya
Milletim izin verir mi yıkılsın emri gönüldeki saraya
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Bir zamanlar Allah iman diyerek gözyaşı dökerlerdi
Bizlerde Müslümanlar diye onlarla biz ağlardık
Mürtet olduklarını anlayamadık bir anda yanıldık
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Milletim olmaz bu iman var iken perişan
Nasıl masuma kurşun sıkılır ey canavar düşman
Feto denilen mürtet sen değilsin insan insan
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Boşadır akıttığın kanla kıldığın namaz
Kanla boyadığın seni af etmeyecek bu zaman
Bekleme artık Rahmanda ne de kulda af için aman
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Ayaklarınız kendi ayaklarınızla millet doladı
Elleriniz kolunuz milletle ordusu polisiyle bağlandı
Yıkalım demeden millet aniden birden canlandı
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Milletimin içinde meydana çıktı renginiz
Bu vatana millete layık değilsiniz hiç biriniz
Vatana ihanette hiç bulunmaz bu dünyada denginiz
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Elem vermeye çalışan sizler olacaksınız verem
Yüce Rahman acıdı kuluna o dur sahibidir Kerem
Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal diyem
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık

Kul Mehmet’im vatan derdi oldu mu milletim yıkılmaz
Birlik beraberlik kardeşliğimizde iman gücümüz solmaz
Soldurmaya kalkan bizden önce solar haberi olmaz
Milletim devletimiz izin verir mi ayaklanmaya artık
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Haziran 2016 Perşembe

Boşa Ağlarsın


boşa ağlarsın ey gözlerim giden gelmez
ey gönlüm boşa harap edersin kendini o yola gelmez
ey dilim kendini parçalarsın o halden bilmez
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

çiğnedi geçti seni daha ne istersin gönül
ötmez artık gönül bahçende öten bülbül
kurduğun tahtın saltanatın yıkıldı ey gönül
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz

canına bir can vermeden canın aldı gitti
şimdi kim bilir hangi gönül içine girdi
derdi elemi kederi sana bıraktı çekti gitti
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

kul mehmet'im bilirim boşa ah ederim
başım alıp hangi diyar ellere giderim
her gün yollara ben boşuna bakar biterim
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Arar Gibi

kimileri bilmez açar gönülde derin yarayı
kıymetini bilmez gönül denilen sarayın
birde utanmadan yakındır diye açar arayı
mecnun çölde leylayı arar gibi kendinizi arayın


denilmesin sakın aradım bulamadım arayı arayı
birbirimize sakın çekmeyin uzun kalayı
fazla cıvıkta olmasın çok çekmeyelim halayı
mecnun çölde leylayı arar gibi kendinizi arayın


bakın geliyor On bir ayın Mübarek sultanı
Rabbim bin bir nurlarla doldurmuş bu ayı
yeter artık ne olur bırakalım artık kavgayı
mecnun çölde leylayı arar gibi kendinizi arayın


yaşarken bilelim kendimizle sevginin kıymetini
birlik beraberlik içinde yaşamanın servetini
etmeyelim ne olur birbirimizin gıybetini
mecnun çölde leylayı arar gibi kendinizi arayın


kul mehmet'im yaşamayalım ayrılığın hasretini
yoksa düşman yaşatır ayrılığın acıdan rezaletini
birbirimizi yıkmanın alçak rezaletini esaretini
mecnun çölde leylayı arar gibi kendinizi arayın
Yüce Allah'ı bulur bilirsek kendimizi buluruz
benlik denilen koca dağları yıkarız mutlu oluruz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

26 Nisan 2016 Salı

Tanımaz Görmez Bilmez

 
Farkında mıyız hiç bilmem
Hayvanlar yolda insanı tanır bilir
İnsanlar yolda birbirini tanımaz bilmez görmez
Herkes üzerine giydiği çuldan elbise ile yüksek kendini görür
Yamalı çul elbise giyeni kendinden aşağı görür
Elbise değil midir bedeni örten
Bedeni ruhu yükseltmez ki çuldan elbise
Çözen var mıdır bu çelişkiyi yanlışlığı
Herkes ister kendisi yesin balı kaymağı
Başkası da ne yerse yesin
Hatta ister sofrasına ortak olacak diye
Her gün yesin dayağı
Çözemedim ben bu aykırılığı
Gönüller niyetler olmuş karaca Ahmet Mezarlığı
İman gönülde akıl ile şuura kavuşmazsa olacağı budur
Haydi, gel gönüllere girecek muhabbeti yolu ara bul
Sanki bu aykırılık kalmış miras
Biz ölümlü olan kullara has
Bir yudum su verecek yok tas
Elbette her gün yaşadığımız olur yas
Kul Mehmet’im yas ile her işler olur ham
Çek kul çek bir ömür boyu muhabbetsiz imansız gam
Elbet gönüldeki temelsiz iman yapı çöker o dam
Altında kalan kurtulur mu söyleyin insan denilen can
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

18 Nisan 2016 Pazartesi

Bilmez Aciz Olduğunu Kul



Çeşme akmazsa dolar mı önündeki kap durmadan
Suyu veren Rabbim suyu vermezse yaşar mı su olmadan insan
Hiçbir şeyden habersiz yaşar insan ve geçer zaman
Bir anlık aylık susuzlukla yok olacak insan
Bilmez aciz olduğunu kul
Bilmez Rabbinin büyüklüğünü gönülden bağlanmadan

Deli deli geçer nedense gençlik çağları
Yıkacakmış sanır sıra sıra dağları
Acizliğini görmez bir hastalıkla yıkılır canları
Şifanın değerini bilmezken öğrenir unutur insan bu anları
Bilmez aciz olduğunu kul
Bilmez Rabbinin büyüklüğünü gönülden bağlanmadan

Bilirim der insan bilmez Nur yüce Kur’an’ı imanı
Görmez yıkar karşısında merhametle duranı
Her şeyi veren Rahmandır bilmez hiç Rahmanı
Bitmez sanır sürdürdüğü devranı
Devran biter geç anlar her şeyi insan yazık olur
Bilmez aciz olduğunu kul
Bilmez Rabbinin büyüklüğünü gönülden bağlanmadan

Düşman dediğin nefreti ile yatar
Ona uyanlar ülkesini ne diye satar
Ona uyanlar düşman ile batar
Bilmez şaşırır bilmez ki nereye kaça
Ayağı takılır bir taşa
Başı gelir bir taşa
Ölür gider hani nerede diyenler ona çok çok çok yaşa
Ölünce gerçeği görür pişmanlığı ile patlar çatlar
Bilmez aciz olduğunu kul
Bilmez Rabbinin büyüklüğünü gönülden bağlanmadan

Yani kısacası iman etmeyen kul olmadan bilmez kul hiçbir gerçeği
Aklında fikrinde zikrinde gezer ağ örer düşman ile şeytanın örümceği

Mehmet Aluç-Kul Mehmet



10 Nisan 2016 Pazar

Mihnetim Benimdir



Mihnetimi söylemem benimdir
Halden bilmez öğrenirse gözüme sokar
Mihnetim benimdir gönlümde gizlidir
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Halden anlayan gelsin mihnetimi dinlemeye
Halim bilmeyen benim gibi acımla inleye
Nazlı cananım bu halimi hiç bilmeye
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Garip anam bu halimi görmeye
Varsın gitsin buğdayını dermeye
Gönlüm içindeki sırrı ortaya dökmeye
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Halden bilmezde olmaz sağlıklı bir ifade
Halim bana yeter zaten olmuş ziyade
Beni anlamak için halden bilmez baksın aynaya azade
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Yanımda gezer benimle seccade
Hakkın verdiği mihneti söyleyemem her halde
Kötü düşünenlerin sözlerini ederim ben iade
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Gönlümde vardır coşkun bir irade
Rahmanın mihnetinde vardır bin bir çare
Mihnetini söyleme kurumasın akan berrak Nehir’e
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Yüce Rahmandır halimi bilen
Odur tüm sıkıntıları gönülde silen
Odur ister kulu halden anlasın temsilen
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Mihnet gelirse Rahmandan kuldur kabul eden
Onunla yaşarken odur halden o an bilen
Kul yaşarken imtihan için her şeydir başına gelen
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Gönlümüzü çevirelim gönüldeki aşk ile sevmeye
Nazlı yârim halim bile beni dinleye
Başlasın gönlündeki aşk tırpanı ile mihnetimi dermeye
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Bazen zamanımız olmaz ecel gelir beden gider ölmeye
Geride kalan iyiliklerimiz kalır mezarda bizimle başlar gülmeye
Geride bıraktığımız sevgiyle insanlar başlar birbirini sevmeye
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Halden bilen derman için yolda durur hal hatır sorar
Bir damla su ile cümle çiçekler açar âlem çiçekle dolar
Halden bilmeyende merhamet olmaz hem de adam hiç olmaz
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Kul Mehmet’im az sabırla dertler biter acilen
Bu âlemde sabırla olan kuldur sevilen
Ne güzeldir mihnet sırrı ile gezebilen kadir kıymet bilen
Halden bilmez bilirse el âleme söyler hilekâr

Mihnet: Sıkıntı, üzüntü

Azade: Başıboş, erkin, serbest

25 Mart 2016 Cuma

Alın Teri



Kul kendini bilmez her şeyi satar
Kul iman teslimiyetle her şeyi bilir içine bal katar
Halden anlamaz bilmez yan gelir yatar
Nefis şeytanla gezen kul o an batar
Ey kul sen teslimiyetle imana ol müşteri
Bu yolda akıt sen bol bol alında teri

Kendini bilmeyen kulun olmaz yeri
Teslimiyle iman edenin her zaman bellidir yeri
Nefis şeytan ile atma bir adım geri
Teslimiyetle gönüllere yürü seri seri
Ey kul sen teslimiyetle imana ol müşteri
Bu yolda akıt sen bol bol alında teri

Gel Allah deyi deyi
Nefis şeytanın yanındadır kör kuyu
Helal kazan helal ye iç suyu
Ölüm kula bir adım boyu
Ey kul sen teslimiyetle imana ol müşteri
Bu yolda akıt sen bol bol alında teri
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




2 Mart 2016 Çarşamba

Kimse Halim Bilmez




Yarden ayrı kaldım yar beni andı kulağım çınladı
Şehir şehir gezdim yari saklamış bana geri vermez
Anlattım derdimi dağa taşa kuşa kimse anlamadı
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Arayan aradığını bulup rahata ermez mi erer elbet
Aradığım bulunmaz bilinmez neden ne olur akıbet
Her yer bana oldu gurbet adımlarımda yok isabet
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Gülmeyen talihim gibi yollarda bana gülmez
Gelmek istemeyen gelmez şansım çağırırım gelmez
Hasret çileyi çile dertleri çağırır git derim gitmez
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Beklerim dua ile Yüce Rahmandan bir ihsan
Yanar yüreğim bedenim sinem bilmem bende ne noksan
Kurudum kaldım yok mu yudumla kanacağım bir pınar yüce Rahman
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Kururdu salkım salkım gönlümde üzüm bağım
Çökmüş  un ufak olmuş gönül dağım
Yaşadığımı hiç sanmıyorum sanmayın ki ben sağım
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Ey insanlar kalkın yari benimle beraber arayın
Alın beni talihimle kaynar kazanlarda kaynatın
Değişmez isem bulamazsam zemzemler ile yeniden yıkayın
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Gelin bakın benim asıl gönül vatanım
Bulamazsanız vatanım nerede nuruaynım
Nuruaynımsız ben param parça parçandım
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Söyleyin ey erenler seven sevdiğine kıyar mı
Sevdiğini ateşlerde yakar kor alevlerde yakar mı
Çaresiz kalıp öldüğünü bilip kör gözleri ile bakar mı
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Yolumu şaşırdım acep yolum hakka varır mı
Hak yolunda kaybettiğim yarim karşıma çıkar mı
Yar çıkmazsa yoluma kadir mevlam yaralarımı sarar
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Gelin göründe bu garip aşığa bakın ne olmuş
Yaz ayında açan tüm çiçekleri kurumuş solmuş
Bakın bakalım yollara gelen var mı vadem mi dolmuş
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Artık ben kendi kendime yetmem bir adım daha gidemem
Artık gelmezsin  çağırmasın nazlı yar çağırsa da gidemem
Artık tükendim hiç bir şeyi bilmiyorum ben bendeyim diyemem
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Artık anladım ben bu hasret ile bittim tükendim
Belki hata bendedir onuda şimdi farz edin ki bildim
Amam inanınki o nazlı yari ben kendimden fazla sevdim
Galiba çok fazla sevdim biraz hata ettim
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Artık terk ettim onunla beraber düşlerimi
Kimse barıştırmadı bu gönül ile küslerimi
Anladım ben garip bir sevendim kimse dinlemedi sözlerimi
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Aşık sevdiğine varmayınca mutlu olur mu
Hak yolunda aşk ile yürümeyen kul olur mu
Merhamet ile olmayan insan insan olur mu
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Kul Mehmet'im vardın mevlaya aramayı bırak ver bir karar
Aradın bulamadın artık aramakta bulma bir yarar
Mevla sardı  seni yaralarını merhametle gönlüne bakar
Dil sanki başka gönül sanki başka söyler kimse halim bilmez

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç