Bu Blogda Ara

gittin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gittin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2017 Cuma

Giderken Bir Veda Etmeden Gittin

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Aradığın sır gönülde duruyor apaçık saklı
Terk ederken deme sen sakın benim haklı
Bir gülümsemeden geldin aniden niçin gittin
Gelişin gidişin çok oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı

Ömürde kaybettiğim anlar geri gelmiyor
Hasretle gelenler söyle neden hiç gitmiyor
Bu ıstırabım sen gittin gideli işte bitmiyor
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı

Bir gün mutlu geçmedi seninle günümüz
Severken sarardı neden bu seven gönlümüz
Seninle biz kaybettik işte ararken yönümüz
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı

Aklar düştü saçlarıma işte bak avuç avuç
Seni boşa sevdim demek seni sevmek suç
Aşkımızı beklemiyordu inan bu kötü sonuç
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı

Sabır taşı olsaydı dayanmaz parçalanırdı
Dedim belki gönlü bana sonra bağlanırdı
Gülüşünle belki bu gönlüm o an şahlanırdı
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı


Neden acele ettin bilmem gittin telaşlı telaşlı
Nasıl kaybettin sendeki anlayışı adam akıllı
Bıraktın giderken sen gönlümü ağır yaralı
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı

Doyum olmazdı aşkı senle yaşamak derdim
Hemen terk edip gideceğini nerden bilirdim
Bana sen gülmezsen de ben sana hep gülerdim
Gelişin gidişin oldu çabuk neden çok hızlı
    Giderken bir veda etmeden gittin sen ağzı taşlı        

Mehmet Aluç/Kul Mehmet






29 Mayıs 2016 Pazar

Sessizce Çekip Gittin

ben sana bağlandım deli bir rüzgar gibi saçlarına dolandım
açan güneşte yüzlerinde gözlerinde gönlünde dolaştım seni ısıttım
yaz günlerinde yeşeren bir yaprak gibi umutlarını yeşerttim solmayasın diye
gülmeyen yüzüne gülüş gamzen de çiçekler açsın diye güllerden tohumlar ektim
ama sen ne yaptın ani bir kızgınlıkla yıktın bu senin için saray olan gönlümü
ben sana gönlüne dokunamaz iken yıkmak çok mu kolaydı bilmiyorum yıktın gittin
oysa ben sen üzülürsün diye sözcüklerimi aşkın pınarlarından yıkayarak sana söylerdim
sana şefkatle uzanan ellerim bileklerimden kestin
bir deli hoyrat rüzgar gibi esmeden gittin
gönlümü sana ipek bir halı gibi sermiştim
kan revan içinde bıraktın
dalımda ki yapraktın kuruttun
yeşil allı gönül elbisemi kan kırmızısına boyadın
benim için kuşanmadın demek ki sandıktaki al elbiselerini
bahar ağaçları gibi gönlümde sen açmadın mı yoksa
bir bahar gibi gülümsemedin mi bana 
yoksa hepsi yalan mıydı
beni seviyor derken gönlünde başkasına gülen
beni sarıyor derken başkasına sarılan sen
ey zalim vicdansız edepsiz
bu muydu sevgim
neden geldin devirdin beni koca bir çınar gibi
seninle dalında kaysılar koparacaktık
arapkir üzümünden yiyecektik yanak yanağa
o kocaman lahanalarımızla köfteler yapacaktın bana
sevdaya doymadığım gibi
ellerinle hazırladığın lokmalara da doyamayacaktım
ama sen kursağımda hazım etmeden bıraktın gittin
senin gözlerine bakarak karanlıktan aydınlanan güne günaydın diyecektim
diyemedim
söyletmedin
gün yüzü göstermeden gittin
ne diyebilirim ki gidene
gitme demekten başka
ama sen bana onu bile çok gördün
sessizce çekip gittin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Mayıs 2016 Cuma

Götürdü

yıllar varki düştüm ardına
ayrılık yükünü vurdun sırtıma
bindin gittin ayrılığın sırtına
acımadın yıktın seni seven bu canımı
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
 
açmadın bir gün benimle gözünü
esirgemedin söyledin yıkıcı sözünü
göstermedin o gülümseyen yüzünü
gösterdin o ekşi suratsız yüzünü
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
 
her gün çıkardın  bin bir hadise
gönül evimde attın beni kodese
anlamadığım benden ne istediğinse
hep yolumu çıkardın çıkmaz adrese
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
 
senden yedim severken büyük kazığı
seninle paylaşmıştım yediğim her azığı
seninle kuramadım mutlu bir aile ocağı
kısmette varmış senin elinde yemek kazığı
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü

ellerimle yedirdim her çeşit kaymağı
seninle yaşadım ben anlam aykırılığı
gündüzüm  hep olurdu akşam karanlığı
buluştuğumuz yerdi sanki ayrılık mezarlığı
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
 
her oturduğumuzda sanki şeytan bize bakardı
koynunda merhamet değil sanki nefret yatardı
söylermisin aşk değil kin mi damarlarında akardı
bitirdin viran ettin beni söyle senin yüzüne kim bakar
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
 
kul Mehmet'im ben aldım boyumun ölçüsünü
benim yaşadığım gibi sende yaşarsın mahşer gününü
artık bir daha görmek istemiyorum o ekşi yüzünü
sensiz görüyorum artık çok güzel ben önümü
giderken arkandaki çıkardığın fırtına
aldı beni viran ellere götürdü
Mehmet Aluç-KulMehmet-
 
 

6 Nisan 2016 Çarşamba

Gönül Kırıldıktan Sonra



Ağlıyor musun şimdi bensiz
Bende çok ağlamıştım sensiz
Gülmüyor musun bensiz
Bende gülmüyordum sensiz

Çağrıma hiç kulak vermedin
Seni seviyorum demedin
Gitme dedim çektin gittin
Gittin de ikimizi de bitirdin

Üşüyor musun bensiz
Bende üşüyordum sensiz
Ayrılığa gelin mi gittin
Bende yalnızlığa damat olmuştum

Gittiğin günden beri dargınım baharlara
Seni benden alanlara
Dağlara taşlara küskünüm ağlamayanlara
Dipsiz kuyuların başında yaramı deşiyorum

Çok acıyor mu şimdi yüreğin
Benim yüreğimde acımıştı
Bensiz bir lokma boğazından geçmiyor mu?
Benimde boğazımda sensiz geçmiyordu

Yarın geliyorsun diye hep bekledim
Ayı güne yılları mevsimlere bağladım
Gece gündüz senin için ağladım
Gelmedin kendimi toprağa adadım

Bensiz yalnızlık şarkısı dinlenmiyor mu?
Bende dinleyememiştim sensiz
Bensiz bu dünya sana dar mı geliyor?
Bana da sensiz çok dar gelmişti

Tesellilerim döndü kış ayına
Gözyaşlarım döküldü demli çayıma
Senden sonra oturan olmadı yanıma
Sensiz çıkamadım gülen baharımın balkonuna

Seninle sevdama isim koyamadım
Sensiz bu şehirde duramadım
Senden benden geriye bir şey bırakmadım
Ar ettim senide kimseye soramadım

Eğdim başımı hiç kimsenin yüzüne bakamadım
Koluma sevdamdan başka bir şey takamadım
Oda çekti gitti artık hiç ağlayamadım
Anılardan kaçmaktan başka bir yolda bulamadım

Sordular neden gittin diye söz bulamadım
Yüzüme tükürdüler yerin dibinde yer bulamadım
Aslında sevgiye layık bir kul olamadım
Kendime kızdım sana söyleyecek söz bulamadım

Bıraktığım mirası kabul etmemişsin
Bende senin bıraktığını kabul etmemiştim
Viran bağda oturup bağdaş kurmamışsın
Ben sensiz çok oturup bağdaş kurmuştum

Gittiğinde hayatım düştü benimle boşluğa
Ayrılık nede gelmişti senin hoşuna
Ben sana bağırmıştım gitme diye çığlık çığlığa
Yaşattın beni şehir ’siz dağdan dağa boşuna

Uzatınca ellerin tutunacak dal mı bulamıyor
Gezdiğin o sokaklar şehirler huzurla mı dolmuyor
Gülümserken sahte yüzünle selamını mı almıyorlar
Kendi ellerinle kazandın sen aklın neredeydi

Şimdi ben isimsiz şehirlerde dağlardayım payımı aldım
Duydum yine ayrılmışsın o vefasızdan üzüldüm şaşırmadım
Kor bir alev düşmüştür gönlüne benim gibi alışırsın
Gece gündüz yakar söndürecek su bulamazsın anlarsın

Yanımdayken de şimdide bir tebessüm kadar uzaktın
Giderken içinde ne var ise sen boşalttın
Ben boşaltamadım şiştim kaldım tüm kapıları kapattım
Ağlayarak gelmene gerek yok ben tüm lambaları kararttım

Kul Mehmet’im derki eden ettiğini bulur
Açtığı yarayı yaşar sanmasın çaresi olur
Merhameti olmayan sanmasın merhamet ona dokunur
Gönül kırıldıktan sonra sanma yapan ustası çok olur
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




11 Ocak 2016 Pazartesi

Kulaklarımda Gönlündeki Sesini Unutana Kadar Bekleyeceğim,



Terk edip gittikten sonra bir gün beni aramanı hep bekledim, gerçi boşa bir bekleyişti lakin gönül söz dinlemiyor laftan sözden hiç anlamıyor. Yıllarca bu yalanla onu avuttum geleceksin dedim, biliyordum gelmeyeceğini ama bunu gönlüme hissettirmeden yollara çıktım gelecekmişsin gibi gönlümü avuttum, ara sıra istemedim de değil bunu da itiraf edeyim.

Sensiz tüm şarkılarımızı dinlerken gönlümü avutmak için binlerce yalan söyledim, ona veda’yı hak etmediğini, pişman olup geleceğini o kadar inandırdım ki açtığın yarayı yeniden sardı, paramparça olan parçaları yeniden birleştirdi ve sanki evet sanki sen hiç gitmemişsin gibi ve sanki o kalbim hiç paramparça olmamış gibi, hayatıma devam ettim!
Ta ki düşüp kaldığım o günü ben hatırlayana kadar, benim aptallığım nereden aklıma geldi ise sen giderken arkanda yere düşmüştüm ve sen arkana bakmadan gitmiştin ya işte o günü hatırlayınca, gönlüm isyan bayrağını çekti, zapt etmek ne mümkün! Göğsüme yattığın o yere sanki hançerler saplanıyor, oysa kendimi yalnızlığına alıştıramamış iken gönlümü alıştırmam boşunaydı ama elimden başka bir şey gelmiyordu, nasıl düzeltebilirdim sensizliği, olmayınca olmuyor dedim hiç olmazsa bir parça olsun avutayım ama olmadı.

Hayallerin kırılır yeni hayaller kurar ve devam edersin hayatına ama aşk için öyle değil, bir defa sevdi mi gönül yenisi ile yola devam edemiyor, yenisini bulup öylesine aşk ile sevmiyor bu gönül. Bu da aşkın kanunu olsa gerek! Kulaklarımda gönlündeki sesini unutana kadar bekleyeceğiz artık boş olsa da.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



26 Aralık 2015 Cumartesi

Vakitsiz Zamanlar İçinde Kaybolursun.



Eline ne geçti koca bir hiçten başka
Terk ettin kaçtın gittin mutlu mu oldun
Yıktın gittin yıkan mutlu mu olur bildin
Yıktın yıkıldın mutsuz ettin mutsuzluğa koştun

Okuyamadın gönlümdeki tertemiz aşkı
Gönlüme seni yazdım karaladın gittin
Gözlerimde akan yaşta sen vardın görmedin
Yaşı görmedin yaş gibi damlayarak yıkan Nehir’e koştun

Şeklinle kendini gurura benliğe kaptırdın
Anlamsız sözler içinde anlamsızca kayboldun
Seni tüketecek yılların peşinde koşarak coştun
Tüketecek yılları görmeden yakan rüzgârların içinde yok oldun

Gönlümdeki hasreti ben söktüm attım
Onun içine azda mutluluk kattım yaşadım doğruldum
Kalbimde gönlümde izlerini sildim mutlulukla arkadaş oldum
Sen mutsuzluğu görmeden kendini uçurumlardan aşağıya attın

Kul Mehmet’im zaman her zaman doğru olanın yanında
Zamanın yanında mutluluk onun arkasında kolunda
Sabır dersen kul için içinde az dolaşmak gerek mutluluğa varmak için
Sabırda da sabrın yoksa vakitsiz zamanlar içinde kaybolursun


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




17 Aralık 2015 Perşembe

Yeniden Aşk İle Doğuyorum.



Bizi kimse yıkamaz ayıramaz demiştin
Söylerken gururlanmış gülümsemiştin
Ölüm tekrar bizi buluşturur demiştin
Bir anda terk ettin nasılda gittin
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Beni bu halimle görme diye hep saklandım
Yüreğimdeki nefretini görme diye her gün yıkandım
Gelmeyince bütün gemileri yıktım ve usandım
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Yüzümüze dokunmasın dediğimiz gözyaşları mesken tuttu
Bu gönüllerimizi aşkımızı unuttuk hasret bizi yuttu
Sözlerinden başka bir şey kalmadı zor bela oda avuntu
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Doğum günlerini hep gözyaşlarımla kutladım
Her sabah günaydın her akşam sana iyi geceler diledim
Üstün açık kalmasın diye seni ısıtsın diye gecelere seslendim
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Rüzgârda bir haber salmadın
Ben yüz binlerce selam saldım belki duymadın
Aşkımız gönlümde sakladım oda dondu buz tuttu
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Burada her şey yine sensiz aynı
Hıçkırıklar sokağına döndü sevda sokağımız
Kulakların çınlasın diye adını her köşeye kazıdım
En sonunda adımızı ecel defterine yazdım
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

Şimdi sokağın başındayım yalnızım
Kokun yok olmuş gözyaşları kokuyor birde sızım
Senin şimdi  kahkaha ile gülen sesini duyuyorum
Ben sızımla gözyaşımla o günleri hala inadına yaşıyorum
Söylediğin sözleri hep kulağımda dinledim
En sonunda sensiz ben yaşlandım

 Sevenler yalnız sever yalnız ölürmüş
Herkes gülerken o aşkın deryasında tek başına yürürmüş
İnsanlar güldüğünü görmese de
 Ona aşk gülümserken sonsuza kadar gülermiş
Söylediğin sözleri unuttum aşkın melodisini dinliyorum
En sonunda sensiz ben yeniden aşk ile doğuyorum.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

15 Aralık 2015 Salı

Şimdi Salaklığıma Gülerek Hayatımı Renklendiriyorum.





Rüzgârla beraber çektin gittin yıkık duvarların arasında, yıkık bıraktın beni yolların ortasında. Mumlar gibi eridim yalnızlığımın ortasında sen yok iken, yalnızlığım bana ilaç oldu sen uzaklarda iken.

Her aynaya baktığımda seni görüyorum, kırdım tüm aynaları aynasız oldum, çokta mutlu oldum. Sezgilerim köreldi hasretin ile keskin ettim, masal ülkemin kuşları yok oldu başımda sen var iken hep kaka edelerdi başımda.

Anladım artık düş diye bir şey yokmuş, düşlerin ihanet sonucu oluşturduğu hayal kırklığı varmış geçte olsa anladım bu oluşumu, sev bir vefasızı hayal kırıklığı okyanusunda boğul elden ne gelir hala gülüyorum bu halime, yani ağlamaktansa gülmek en iyisi.

Seninle düşlediğim çizmek istediğim tablo, tablo olmaktan çıktı cansız yalanları aks eden renklerin karanlığında bir çığlığın hatta bir aşığın karanlıklarda boğulduğunu resm ederken yırttım attım tıpkı seni gönlümde çekip attığım gibi.

İkimize tek kişilik bir dünya ve mezar kazarken ne yazı ki her şey iki kişilik oldu, gönlümüzde büyüyen aşkımız, dev çınarlar gibi büyümesini görmek isterken, mezarımızı çınarın altında hazırlamayı düşünürken olmadı! Hayatımız aşkla dolmadı, yolumuz ayrı oldu her ne ise sanki iyi oldu yoksa bu cansız aşkla, hayat hiç çekilmezdi şimdi salaklığıma gülerek hayatımı renklendiriyorum oleyyyyyy...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

9 Aralık 2015 Çarşamba

Ben Sevdim Sen Terk Ettin Ve Gittin.



Kalemimde benim gibi
Gidişinle yıkılmış gibi heceleri yazamıyor
Gönlüm gönlüne kaysın istedim
Seninle bir ömür yaşamak yaşlanmak istedim
Çok gördün bunu bana
Aşkın medeniyetini
Yeniden el ele kuralım dedim
Sen var olan medeniyetimi de yıktın
Gittin
Terk ettin gittin
Kanayan yüreğime
Bir bant çekmeden gittin
Beni gülüşüne hapis et dedim
Çıkmaz sokaklara değil
Sen unutmuş gibi yaptın
Ama ben beceremedim
Formülünü bulamadım
Canın sağ olsun güzelim
Ben sevdim sen terk ettin
Ve gittin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Aralık 2015 Salı

Ne Halin Varsa Istırabınla Yaşa



Farz etki ben seni çok ama çok sevdim
Sen hiç sevmedin benimle eğlendin
Sonrasında çektin gittin arkana dönüp bakmadın
Gönlümde açtığım çiçeklerimi kopardın
Beni hasret çiçeğinin başına köle diye bıraktın
Kalbimi söküp kanı ile avucuma bıraktın
Hiç mi bir parça vicdan merhamet insanlık yoktu sende
O güzel aşk şarkılarını neden söyledin
Senin yüreğinde kalmam için neden beni çağırdın
Gökyüzü kadar hasreti neden yüreğime bağladın
Bari giderken bir ayrılık busesi yanağıma bıraksaydın
Ağlarken gözyaşlarımı bir ömür boyu silmezdim
Sen her şeyi zaman bıraktın ey zalim
Beni kime bıraktın da gittin söylesene
Yüreğimi söktün de gittin
Etrafıma dikenleri çektin yürüdün arkana bakmadın
Gece gündüz mutlu sonla biten şiirler yazdım
Neden en mutlu olanları yırttın karaladın da gittin
Sen gitin ya aynı çocuk gibi yani elbisesi yırtık
Evet elbisesi yırtık çocuğun elbisenin yırtıklığını saklar gibi
Yüreğimdeki seni saklamaktan artık bıktım
Sen beni zamansız mevsimsiz öldürdüğünü sanıyorsun
Ama zamansız mevsimsiz ölenler aniden dirilir
Dirilir ve yüreğini işgal eder seni bağımlı yapar
İşte o zaman seni af etmem için sakın gelme
Çünkü geldiğinde kazdığın mezarda kendi cesedini bulacaksın
Yokluk sancısı ile yanacaksın ıstırabın bin bir acısını yaşayacaksın
Ben sana uzaktan yüreğim kan ağlayarak bakarken
Senin sırtını dönüp gittiğin gibi gideceğim
Arkama dahi bakmayacağım
Çünkü seni kırmamak adına kendimi kırdım parçaladım
Artık benim yerime az da sen kırıl paramparça ol
Yaralı yüreğindeki haykırışların
Yüreğine hançer olsun saplansın
O zaman beni anlarsın
Aynı senin kendini zaman teslim ettiğin
Beni kime teslim ettiğini düşünmeden gidişin gibi
Her şeyi zaman bırakalım ben gidiyorum zamana
Senin ne halin varsa ıstırabınla yaşa gör tek başına

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

27 Kasım 2015 Cuma

Hava Sahasını Eder İhlal Prusya




Deh dedik Rusya ya var git kendi yoluna
Çüş dedik Rusya takma nefreti koluna
Gitmez kendi yolunda Prusya sataşır her Allah'ın kuluna
Bozma dedik havamızı aranjman kuralını bozma
Sesin kötü yersin dedik dayağı füzeyi, havamızda uçma
Rahat durur mu Rusya elinde haksızlık dolu dosya
Yaptığın çok saçma
Nefret kinle yapma
Nefret yolunu açma
Sonra ağlayıp bakma
Yaptığın çok saçma
Korkak dönek neferin
Boşa çıkar seferin
Az düşün derin derin
Olmaz yoksa yerin
Yesin seni nefretin
Amma çok kafa ütüledin
Leş kokar etin
Sen yola çıkmadan bittin
Çok ayıp ettin
Kaybolup gönülde gittin
Zaten yok hiç adaletin
Çıkar yoluna iman dol abuzettin
Yıkılır basiretin
Nefret kokar devletin
Ah en ettin
Bindiğin dalı kestin
İyimi ettin
Kendin ettin
Kendin buldun
Kendin küstün
Ayıp sana Prusya
Kimse demez bak sana aferin
Bir beş on defa yeter dedik
Bu son giydiğin elbise fason
Sen beceriksiz sana ders veren bilmez racon
Senden ders verenden olmaz garson
Sonunda yedin füzeyi dersini aldın Rusya
Daha hala yüzer boğulacağı okyanusta
Elinde hala fason dosya purusya
Hava sahasını eder ihlal
Cevap verdim der sanki ağzı lal
Bindiğin dalı kesersin yok orda istiklal
Bindiği dalı kesersin o ince dal haydi yol al
Yaptığın değil helal
Haydi, yol al yaparsın sen ihlal       
Yaşadığın izmihlal
Sana yok hava sahamızda istiklal
Batar sana bizdeki hilal
Sende yok celal
Bizde var celal
Yaşatmak istersin mahşer
Yaşarsın mahşer
Bu ne kin bu ne şer
Sen bir beşer
 Bakmaz boyuna racon keser
Senden olmaz bir eser
Yaptığını sanırsın şaheser
Ey Rusya elinde keser
Keser döner sap döner Rusya
Nefretin seni boğar gider
Nefretin bir solukta biter
Yanında nefret kusanın üçü beşi
Bir nefeslik senin gibi âlemin leşi
Nefret kokar nefesi
Nefretin leş kokan elinde kafesi
Haddini bil
Kesilir o dil
Nefretini adam gibi sil
Dünya sana dar bil
Hava sahasını edersin ihlal
Cevap verdim der sanki ağzı lal
Bindiğin dalı kesersin yok orda istiklal
Bindiği dalı kesersin o ince dal haydi yol al
Yaptığın değil helal
Haydi, yol al yaparsın sen ihlal       
Hayâsızca eder ihlal ufku kapalı
Kendi nefretini görmez Avrupalı
Seni gidi ey zavallı
Ey senin gibi andavallı
Kendini sanma sivri akıllı
Yaptığın vahşet
Kaynıyor nefret
Ey seni gidi sefil
Seni gidi rezil
Gir kendi yoluna
Bakma sağına soluna
Hilal girer bağrına
Nefret kokar çağrın da
Nefret kalkar bağrında
Hilal batar bağrına
Kalırsın tek başına
Bakmazsın göz yaşına
Bakılmaz göz yaşına
Gelirsin üstümüze inadına
Vurulursun noktası noktasına
Gelmese de hoşuna
Hareketin oburcasına
Karıştırma elini elin salçasına
Nefretin yağar başına
Yatma yanlamasına
Parçalama sineni ey zalim Rusya
Zelzele ile yıkılırsın Prusya
Bomba iner başa
Kafa değer sert taşa
Var git paşa paşa
Yoksa daha neler gelir o başa

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

İzmihlal: Çökme

Andavallı: Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz.

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç