Bu Blogda Ara

düş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2016 Cumartesi

Hecelerimle

uyuyan güzel 2011 ile ilgili görsel sonucu

Sen uyu sevgilim
Ben şiirlerimle üstünü örterim
Beni düşlerinde görmezsen eğer
Hecelerimle düşlerine gelir seni öperim

Ağla ağla korkma ağla
Ağla ağla yüreğini dağla
Ağla enginlerde çağla
Yalnız değilsin artık anla
Hecelerimle düşlerine gelir seni öperim

Sen uyu rahat uyu
Sen dert etme şunu oyu buyu
Bülbüllerin ağlamasın sen uyu
Ben seviyorum seni ya canla
Hecelerimle düşlerine gelir seni öperim


Her gece sen uyurken uğrarım
Uyurken o gül yüzüne bakarım
Hayalde olsa seni kollarıma alırım
Hala gönlümdesin o ilk heyecanla sen anla
Hecelerimle düşlerine gelir seni öperim

Kul Mehmet’im hasretlikle yanıyor
Yaram derindedir her gün kanıyor
Gurbet illerde her gün seni arıyor
Uzaklarda olsam da seninleyim hala bu canla
Hecelerimle düşlerine gelir seni öperim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet



26 Eylül 2016 Pazartesi

Dudaklarında Merhametin Türküsü Olsun

merhametin ta kendisiydi gözlerin ile ilgili görsel sonucu

Bir ebedi yaşamaya namzet insanoğlu
Dolaşırsın ovayı sahrayı sancılarınla
Yorgun düşlerinden yorgun adımlarınla
Bir duasın gönülde edilen sevilen gelen
Bir dua adımıyla yürü yık sancılarını
At nehirlere sancılarını seherlerin nurunda doğ
Yeniden doğ ki gönlünde baharlar essin
Dudaklarında merhametin türküsü olsun
Zikrin gönlün merkezini zikretsin her dem



Güne ahından bir bakış değmesin
Günahın seni kirletmesin tövbe ile temizlesin
Yokluğunda sıyrıl varlığın aşına ekmeğini ban
Varlığın seninle cana olsun can ey can
Ruhum ruhuna koşsun her seher yelinde
Kutlu seferlere hazırlanan kavuşan bir yolcu gibi
Yollar hasretini eritirken yokluğunu varlığınla karşılarken
Sen yolların yolcusu ol var gönüllere ey yolcu
Dudaklarında merhametin türküsü olsun
Zikrin gönlün merkezini zikretsin her dem
Mehmet Aluç-Kul Mehmet



25 Eylül 2016 Pazar

TEZATLAR DÜNYASI

TEZATLAR DÜNYASI
 
tezatlar şairi ile ilgili görsel sonucu
 
Aklın çözemediği bir ahenk mi düşlerim
Gönlüm gönlüne denk mi yeter mi gülüşlerim
Hala ben seni arar ben yıllardır özlerim
Sen özlemedim ben hala bilirim ve beklerim
Gelseydin bari düşlerime düşerim olsaydı ahenkli
Bir izler sesler gülüşler içinde ben uyansaydım
 
Bir sessizlik sensizlik treninde tek yolcuyum
Sızılar acılar menümde ben hala umutluyum
Ahenkli tezatlarla yaşıyorum hala kendimleyim
Sen yoksun yanımda ahenkli tezatım
Sancılarını yaşatan ahengimsin
 Zerreden küreye
Yaratanın varlığını hatırlatan yol işaretimsin
 
Gözlerim ışıltıyla bakar her örümcek ağına
Güvercinin nurdan yuvasına
Vahit çağında bir hikmetini onunla gösteren Rahman
Uzansan yıkılacak örümcek ağı
Uzansan kaçacak uçacak güvercin
Kaçmaz ve yıkılmazı yaratan Rahman
Nur Resulle Hz Ebubekir Sıddık’ı o an korudu
Gözlerim ışıltıyla bakar her örümcek ağına
Güvercinin nurdan yuvasına
 
Tezatsın dünyanın tadımı olur
Karışık yolarda gezen çözemeyen mutlumu olur
Yetim iken solmadan vahiy çağına koşan
Tek başına değil Rahmanla kesret ile yol alan
Gönüllerin merkezine damarına gülüşüyle varan
Gökyüzünde meleklerle bizimle olan
Nurdan Nebi yaşamadı mı tezatı
 
Cahiliye ile yok olan insanoğlu
Nurdan İslam’la var olan dirilişe koşan insanoğlu
Nurdan Nebiden önce bir batış yıkılış
Nurdan Nebi ile bir var oluş hakka koşuş
Zalim koltuğunda yarınından emin
İnsanlar zalim kıskacında dilim dilim
Nebinin gelişiyle yıkıldı ya zalim demin
 
Anlamsızlığı küçümseme içi bin bir sır dolu
Gözyaşına acı vardır içinde var bin bir yolu
Çileye sırtını dönme uzanır herkese kolu
Anlamsızlık anlamanın kapısını açar
Gözyaşı merhametin gülüşüne vardırır sarar
Çile sabrı sabır derman ile çare merhemini sunar
 
 
Sonsuz değil bu dünya sona varacak
Sonun ardında sonsuza yol ulaştıracak
Sondan sonra sonsuzu yaratanla kul olacak
Naçar kapısı çareye varış kapısına kapı
Varmazsan ulaşamazsın çaresiz kalırsın
Tezatlar dünyasında tezatla yaşar böyle insanoğlu
 
Kendi aklınla çözülmez bu tezatlar
Yaşamak gerek tezatı her canlar
Çözünmezi çözer uzanır vahyin nurdan kolları
Yükünü hafiflet akıl ile yorma kendini
Vahyin nurlu yolunda yürü deme yokum
Var olanla var ol çözülsün tezatlar
 
Bu dünyanın yolu olsa da derin
Umman mana dolu insan mana kulu
Manaya ermek için manaya bürünmek gerek
Vahyin gölgesinde manayı imanla almak görmek gerek
Kapanmadan bakan gözler manayı bulmak gerek
Derin umman derin manaya koşar kul
Ara kendinde manayı Vahiyle bul
Bundan başkada arama sen bir yol
 
Bak kâinata kim kaldı kim ne aldı
Bir şeyler alanlar kazanalar ne ile baş başa kaldı
Gelen gitti giden bak nasıl nereye gitti
Var olanla gelen bitenle gitti
Var olanla gelen var olanla gitti güldü
 
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
 
 

30 Ocak 2016 Cumartesi

Cevapsız Sorularımın Limanında



Hamalım şüphesiz senli düşlerime
Ne yana dönsem sensiz düşlerim koynumda
Bir sen yoksun gönlümün kıyısında
Gözlerimin okyanusunda
Her anımda hemhal olurken senli düşlerimle
Bir sen yoksun canımın sahilinde
Bir sen demir atmıyorsun gönlümün limanına
Cevapsız limanlarımda sorularımla boğulurken
Şüphesiz nice gönül kervanları geçerken
Ben hala seni bana getirecek kervanı bekliyorum
Karanlık gecelerimden beni sabaha ulaştıracak
Şefkatli elinle beni yeniden canlandıracak
Beni sende diriltecek uyandıracak
Senin bana getirecek olan kutlu kervanını bekliyorum
Ayrılığın yıkık senfonisini bas sesi ile dinlerken
Yüreğimde çizdiği derin acıları içine katarak
Hasretin arabesk türküsünü dinliyorum
Gözlerimde yaş ellerimde sensizlik
Gölgelere sığınmış bir meczup deli
Hasretinle denizdeki dalgalara karışırken
Boğuşurken
Sana ait gönlümü almasın diye
Son nefesimde beni alıp içine çekmesin diye
Hasretin denizindeki dalgalarından kurtulurken
Son bir hamle ile
Bekliyorum hala seni bana getirecek olan kervanı
Ufukta ne bir kervan var
Nede gelen bir yolcu
Sadece kor alev rüzgârda esen hasretinin kokusu var
İki kırık cümle ile sana kırık gönlümü gönderiyorum
Kırık düşlerimin gölgesinde
Sensizliğin azabını gönlümde saklarken
O iki kırık cümleye bulaşmasın diye
Sensizliğin azabını gönlümün dehlizlerinde saklıyorum
Ben yine kırık dökük odama dönerken yine yıkılmış
Ama umudunu hala yitirmemiş adımlarımla
Yine yorganı üzerime çektim
Senli düşlerim koynumda
Kendi cevapsız sorularımdan azat olmuş halimle
Düşlerimde seni bana getirmesi için
Binlerce kervan gönderiyorum
Seni bana getirmesi için
Kapatırken göz kapaklarımı zamanın en derin uykusuna
Yüreğimdeki yangını söndürdüm
Düşlerimde seni yakmasın diye
Tabutuna sığmayan hasreti
Düşlerimde sen görme diye
Toprağa gömüyorum
Gönlümdeki hasretim sana hasreti yaşatmasın diye
Feryadı kulakların da yankılanmasın diye
Vaveyla vaveyla gömüyorum toprağa
Bekliyorum ömrümün kervansarayında seni
Alır o narin burnun az yüreğimi yakan sen kokunu
Bulursun yolumu kervansarayımı
Şimdi suskun düşlerimin içinde gezerken gülümsüyorsun
Bulutlar saçlarınla oynuyor
Bir nehir gibi gözyaşlarını yüklüyor gözlerine
Gönlümüzdeki pasları sel gibi alıp götürecek
Gözyaşların yüklerken bulutlar
Ben saçlarının altında bekliyorum
Susuyor kulağımda yankılanan matemli şarkılar
Şimdi bir sen varsın karşımda
Birde sana sevgiyle atan gönlüm var
Şiir kokan gözlerinde
Cennet kokan hece hece şiirler okuduğum gözlerin var
Artık her şey sana benziyor sen kokuyor
Açmıyorum gözlerimi
Hiç açmıyorum
Alınırken ruhum
Gönlüm hala dipdiri sana koşarken
Sen arkamda kalıyorsun
Ben senden uzaklaşırken
Sancılı koşmalarına takılırken yoldaki taşlara
Takılarak düşerken sen
Ruhum ani bir sıçrayışla
Gönlümün feryadı figanı ile
Bedenime geri dönüyor
Seni almadan gidemem diye
Koşarak sana geliyorum
Gözlerinde yaşlar
Tutuyorum ellerinden
Gülümsüyorsun cennet bakışınla
Tamam diyorum alın ikimizi birden
Ya da bırakın el ele yaşayalım
Sonra ölelim
Yüreğimden çıkan bu dua ile yüreğimde
Depremler olurken
Uyanıyorum uykumda
Ve karşımda sen ve ben

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

31 Aralık 2015 Perşembe

Giden Eski Bize Yetişebilecek İsek Düş peşime


   Ben sana ömrümü hayatımı kendimi verdim, sen bir samimi gülümsemedin, şimdi bana neden soğuk davranıyorsun diyorsun, az düşün bakalım a zalim ne kaldı sana verecek bende, birazda sen verseydin senden biraz sevgi gülümseme, bende ki ben coşacak seni her zaman sımsıkı saracaktı, kalmadı işte bende hiçbir şey buzdolabı gibi soğudum anlasana, her şeyi anlayan hisseden sen bunumu anlayamadın vicdansız!

   Yüreğimde hep sen vardın, senin yüreğinde ben yoktum, nasılsa alıştın karşılıksız sevgiye, şimdi bende biten sevgiyi görünce kıvranmaya başladın, kıvran kıvranacağın kadar kıvran, arasan benden fazla seni seveni senin kahrını çekeni bulamayacaksın, artık sevgi versen de boşuna artık bu yüreğim sana karşı öldü, ben onu senin vefasızlığınla mezara gömdüm, artık arama sıcaklık bir damla sevgi. Haydi, bakalım yeşert nasıl yeşertecek ve dirilteceksen!

    Sana her saniye sevgi ile sarıldım hissetmedin geri teptin, önemsemedin kendini bulunmaz Hint kumaşı sandın, haydi ara bakalım bir daha böylesi bir sevgiyi bulacak mısın, beni eski ben yapabilecek misin? Artık geç kalınmış bir hayat, geç sorulan sorular ve geç yapılan bir kalp masajı vücuda fayda vermez, haydi bakalım sıra şimdi sende, az sen ver sevgiyi saygıyı anla bil nasılmış sevmek, nasılmış mutluluk vermek için çaba sarf etmekmiş öğren, lakin faydası olmayacak ama hiç olmazsa öğrenmiş olacaksın. Seninle güzel bir gelecek kurmuştum yemyeşil vadilerin ortasında, kurudu o geleceğim seninle, artık sadece kendim için yaşıyorum, kendim için hayaller kuruyorum ve sensiz.

   Çoktan terk eder giderdim lakin sen yaptığın hatanı anla diye bekledim, kendi ellerinle yıktığın dünyamızı görmen için bekledim ve sen gördün anladın gördün viraneliği, artık ben gidiyorum, senden bana benden sana artık fayda yok inan ki, ama gelirsen belki sönmüş közlerimizden yeniden ateş tüter mi bilmem, müebbet hapis yemiş hayatlarımız yeni bir af ile hayat bulur mu bilmem, geleceksen düş gel peşime.


Düş gel peşime
Küllerimiz de
Tekrar bir sevda ateşli yanacaksa
Düş gel peşime
Yol üstüne bizden önce
Giden eski bize yetişebilecek isek
Düş gel peşime
Çaresizliği beraber yıkacaksak
Düş gel peşime
Yorgun sabahlarda
Beraber dirilmeye isteyeceksen
Düş gel peşime


Mehmet Aluç-

11 Aralık 2015 Cuma

Yoksa Gülümsemeleri De Sen Mi Çaldın?



Çocukluğumuz beraber geçti, beraber oynar gezerdik, senin düşlerin hayallerin olurdu, benim hiç olmazdı şimdi aklıma geldi, sanki çok yaramazdın hep yüzlerimi tırmalardın, acaba o zaman o anda sen düşlerimin hayallerimin saçlarını mı yoluyordun da korkudan yanıma hiç yaklaşmıyordu? Mümkün mü acaba susma bir cevap ver desem, çok uzaklarda kim bilir neredesin hangi şehirlerdesin. Acaba yine diyorum beni ağlatırdın sen ondan mı ben hala ağlıyorum? Duysan belki deli saçmalığı diyerek belki bana güleceksin ama sanki bana kalırsa sanırsam öyle!

Beni çocukluğum da ağlatırken yüreğim sızlardı, şimdide sızılar parmak uçlarımda sızlayarak çıkıyor, gülme duymuş gibi saçmalıkta değil neden olmasın? Sen hiç ağlamazdın hep gülerdin herkes şirretliğinden kaçardı, acaba şimdi ne haldesin şu an öğrenmeyi çok ama çok istiyorum, inan deseler bin kilometre ilerde yaşıyor koşarak nefes nefese kalsam şimdi koşarak yanına gelirim. Yaşadığımı dejuva sanma... Açık pencerede rüzgâr eserken bunlar aklıma geldi, yok sende şimdi beynin soğukta kalmış dediğini duyuyorum sanki!

Bak sana tasalarım dertlerim çocukluğumdan beri peşimde bir  gün gülemedim sen gibi, yoksa gülümsemeleri de sen mi çaldın? Öyleyse bu yılgılar neden şu an beynimde dans ediyor, yalan olsaydı inanmazdım aklımın bu oyunlarına hem ben hem de bu gönlüm! Seni kıskandığımı söyleme sakın şirretliğinin nesini kıskanayım ben? Acaba mı? Yok, canım olmaz böyle bir şey! Başka bir olasılık gelmiyor ki aklıma.

Bunlar yabana atılacak düşünceler  değil inan bana, yoksa neden aklıma geldi, neden buna hem aklım hem de gönlüm inansın?Bilirsin  ben hiç kuşkucu değildim şu ana kadar,ütülü gezer kafaları hiç ütülemezdim yani.Neyse bir gün nasip olur buluşursak sana soracağım, buluşamazsak ben senden önce ölürsem, bu not defterimi sana bırakıyorum oku ve gerçek mi değil mi gel mezarımın başında bana söyle ben duyarım anlarım o zaman.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

10 Aralık 2015 Perşembe

Bu Nasıl Bir Yok Oluş ?


Avare düşlerin içinde gezen yolcu
Dur bak bir etrafına nereye gidiyorsun
Kimsin
Günahkârlık kokan yolların içinde
Düştüğün çukurları görsene
Hangi zalim yolunu çevirdi
Seni bu yola gönderdi
Dur ve düşün
Az silkelen
Bak her adımda ölüyorsun ve diriliyorsun
Sancılarının eşliğinde
Nasıl bu sancıya dayanır bu beden
Cennet kokan sokaklar karşıda
Ne gezersin bu yollarda
Aç sana az gözünü
Dağılmışlığından kurtul
Dirilişle var ol yeniden
Bak bakalım yaşadığım dediğin
Bu hayat yaşıyor mu?
Az hisset ne olur
Şükür kapısına uğramadan
İsyan kokan ısırgan otları ile yakan
Yıkık kapıların önünde
Acılarınla daha hala ne beklersin
Bu nasıl bir yok oluş
Var olmak var iken seni yandıran
Paslı duvarların acısı'damı
Yüreğine işlemiyor
Parçalamıyor bedenini
Batarken her an yerin dibine
Yeniden çıkarken feryatla
Bitmeyecek mi bu sancıların
Son vermeyecek misin hala
Bak sana cennet kokan sokaklar elini uzatmış
Gör artık
Koskocaman karanlığı yırt
Kâinatı aydınlatan nura koş
Sevgiye koş
Mühürlemesinler izin verme gönlünü
Dön yüzünü sevgiye
Hatta bir adım at yeter
Yığınla biriktirdiğin sancılarından kurtul
Doğrul belin günahlarının ağırlığında
Ölç biç öfkenin desibelini
Hançerinin uzunluğunu
Akan kanların ne kadar aktığını
Ne olur çok zor değil
Nedir seni döndürtmeyen
Uzat elini ya da kırp gözlerini sevgiye
O ulaşır sana
Kendi günahlarının kefaretini veremezsin tek başına
İçinde yanan nefret mumlarını söndür
Kangren olmuş yaralarına derman için gel
Sönmesin umudunun gözlerindeki feri
Gel az gerisin geri zor değil
Kolayda değil
Ama sen adım atmazsan
İstemezsen
Bu olmaz
Çığlıklar kulaklarına feryatla
Çirkinlik kokan sözleri fısıldamasın
Haydi, dön gel gerisin geri
Sevgi limanına
Sahiline
Ovasına
Yaylasına

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç