10 Aralık 2015 Perşembe

Bu Nasıl Bir Yok Oluş ?


Avare düşlerin içinde gezen yolcu
Dur bak bir etrafına nereye gidiyorsun
Kimsin
Günahkârlık kokan yolların içinde
Düştüğün çukurları görsene
Hangi zalim yolunu çevirdi
Seni bu yola gönderdi
Dur ve düşün
Az silkelen
Bak her adımda ölüyorsun ve diriliyorsun
Sancılarının eşliğinde
Nasıl bu sancıya dayanır bu beden
Cennet kokan sokaklar karşıda
Ne gezersin bu yollarda
Aç sana az gözünü
Dağılmışlığından kurtul
Dirilişle var ol yeniden
Bak bakalım yaşadığım dediğin
Bu hayat yaşıyor mu?
Az hisset ne olur
Şükür kapısına uğramadan
İsyan kokan ısırgan otları ile yakan
Yıkık kapıların önünde
Acılarınla daha hala ne beklersin
Bu nasıl bir yok oluş
Var olmak var iken seni yandıran
Paslı duvarların acısı'damı
Yüreğine işlemiyor
Parçalamıyor bedenini
Batarken her an yerin dibine
Yeniden çıkarken feryatla
Bitmeyecek mi bu sancıların
Son vermeyecek misin hala
Bak sana cennet kokan sokaklar elini uzatmış
Gör artık
Koskocaman karanlığı yırt
Kâinatı aydınlatan nura koş
Sevgiye koş
Mühürlemesinler izin verme gönlünü
Dön yüzünü sevgiye
Hatta bir adım at yeter
Yığınla biriktirdiğin sancılarından kurtul
Doğrul belin günahlarının ağırlığında
Ölç biç öfkenin desibelini
Hançerinin uzunluğunu
Akan kanların ne kadar aktığını
Ne olur çok zor değil
Nedir seni döndürtmeyen
Uzat elini ya da kırp gözlerini sevgiye
O ulaşır sana
Kendi günahlarının kefaretini veremezsin tek başına
İçinde yanan nefret mumlarını söndür
Kangren olmuş yaralarına derman için gel
Sönmesin umudunun gözlerindeki feri
Gel az gerisin geri zor değil
Kolayda değil
Ama sen adım atmazsan
İstemezsen
Bu olmaz
Çığlıklar kulaklarına feryatla
Çirkinlik kokan sözleri fısıldamasın
Haydi, dön gel gerisin geri
Sevgi limanına
Sahiline
Ovasına
Yaylasına

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...