Bu Blogda Ara

açan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
açan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2016 Pazar

Sessizce Çekip Gittin

ben sana bağlandım deli bir rüzgar gibi saçlarına dolandım
açan güneşte yüzlerinde gözlerinde gönlünde dolaştım seni ısıttım
yaz günlerinde yeşeren bir yaprak gibi umutlarını yeşerttim solmayasın diye
gülmeyen yüzüne gülüş gamzen de çiçekler açsın diye güllerden tohumlar ektim
ama sen ne yaptın ani bir kızgınlıkla yıktın bu senin için saray olan gönlümü
ben sana gönlüne dokunamaz iken yıkmak çok mu kolaydı bilmiyorum yıktın gittin
oysa ben sen üzülürsün diye sözcüklerimi aşkın pınarlarından yıkayarak sana söylerdim
sana şefkatle uzanan ellerim bileklerimden kestin
bir deli hoyrat rüzgar gibi esmeden gittin
gönlümü sana ipek bir halı gibi sermiştim
kan revan içinde bıraktın
dalımda ki yapraktın kuruttun
yeşil allı gönül elbisemi kan kırmızısına boyadın
benim için kuşanmadın demek ki sandıktaki al elbiselerini
bahar ağaçları gibi gönlümde sen açmadın mı yoksa
bir bahar gibi gülümsemedin mi bana 
yoksa hepsi yalan mıydı
beni seviyor derken gönlünde başkasına gülen
beni sarıyor derken başkasına sarılan sen
ey zalim vicdansız edepsiz
bu muydu sevgim
neden geldin devirdin beni koca bir çınar gibi
seninle dalında kaysılar koparacaktık
arapkir üzümünden yiyecektik yanak yanağa
o kocaman lahanalarımızla köfteler yapacaktın bana
sevdaya doymadığım gibi
ellerinle hazırladığın lokmalara da doyamayacaktım
ama sen kursağımda hazım etmeden bıraktın gittin
senin gözlerine bakarak karanlıktan aydınlanan güne günaydın diyecektim
diyemedim
söyletmedin
gün yüzü göstermeden gittin
ne diyebilirim ki gidene
gitme demekten başka
ama sen bana onu bile çok gördün
sessizce çekip gittin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

12 Nisan 2016 Salı

Kısa bir dörtlük-2



               Bu kadar mı meraklıyız insanları öldürmeye      
                                   
                                         İnsan gülmezse bu dünyada söyleyin kim güle
                                         
                                             Bırakın konsun bülbül her açan güle

       Nefrete koşmak için neden olduk piyade 

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

27 Mart 2016 Pazar

Gönül Dili Susarsa



Aşk ile seven gönlüm bir gelse dile
Koşar sarılırsın sen bana göz göre göre
Bülbül konsun her açan güle
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Açmayan gül söyleyin bülbülü nasıl göre
Seven sevdiğini isterim her gün göre
Bülbül konar aşk kokusu ile açan güle
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Gönül aşk ile severse atlamaz daldan dala
Gönülden seven sevdiğinin gönlünde kala
Aşk sözleri dilinde kalmayıp gönülde ıslana
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Seven aşık hiç olur mu aşkı ile budala
Ey hasret sen nereden çıktın hoppala
Ne işin var kapımda ey ukala
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Aşk ile çıkalım bizler sokağa
Seven sevdiğini aramaya çıkmasın dağa
Aşk çiçekleri ekelim gönüldeki bağlara
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Dinle aşk sırrını söyler kulaktan kulağa
Aç dinle gönül kapını çokta kaçma uzağa
Uzağa kaçarsan düşersin tuzağa
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Aşk ile sevmeyen insanlığı nasıl bile
Gönülden sevince gönül gelir dile
Aşkın mayasında bulunmaz hile
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Bırakalım aşk dokunsun Gönül’e
Azda dokunsun bu arsız dile
Sevdamız anlatılsın bin asır dilden dile
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala

Kul Mehmet’im gidelim aşkı gönüllere dökmeye
Kin nefreti aşk ile haydin sökmeye silmeye
Aşk ekelim ovaya yaylaya şehirlere tepeden tepeye
Gönül dili susarsa dil onun yerini ala
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





28 Şubat 2016 Pazar

İman Ki Gönüllerde Dalgalanan Sancak

iman,sancak,


Bitirir miyim sandın senli yarınları
Gülümseyen gülüşünle gülümseyen düşlerimi
Unutur yitir imiyim sandın cennet gülüşlüm
Gözlerindeki aşkın içinde kaybolur muyum sandın
Gözlerindeki aşkın deryasında çiçek olup açılmadıkça
Terk eder gider miyim sandın ötelere
Seni siler miyim bu dünyada ve gönlümde ahiretim de
Cennet kokan bakışların ve gülüşlerini unutur muyum sandın
Yanında ecel terleri cennet çiçekleri gibi kokarken
Yüreğindeki imanla aşkın Nur Kur'an ile coşarken ötelere
Sana varmayan sarp yokuşları Allah'ın izni yardımı ile
Yıkarım iman ile aşkın kuvveti ile geleceğin cennet çiçeğisin sen
Gönlümde cennet kokusu ile açan
Unutur muyum terk eder miyim sandın cennet güzelim
Cehennem çukurlarında senin için sürünür
Zalimin lanet çaresizliğini otağını başına yıkarım
Gözlerine o karanlığın gölgesi düşmesin diye
Binlerce yaralar alırım ama ben seni hiçbir zaman unutmam
O yürekteki imanı yaratan Yüce Rahman bunun için yarattı
Zalimin zulmünü yıkmak
İnsanları candan gönülden sevmek
Kendi mutluluğumuzdan öte
Tüm insanlığın mutluluğuna koşmamız için yarattı ve gönlümüze almamızı istedi
Hangi çılgın yıkar imanı sinede
Sendeki imanın güzelliğini görünce
Hangi vahşet yok olmaz bize imanın gücünü veren Rahmanın yardımı ile
Sen âleme cennet gülü eken güzelim
Nur İslam ile Nur Resule giderken yolumda yarenim gönül yoldaş'ım
İnsan kendini unutur seni insanlığı unutmaz
Hak ile bakan gözlerindeki imanın gülümsemesini gören hak yoluna gelir
Bu imanın bakışı ile zalim yanmaz mı?
İman ki gönüllerde dalgalanan sancak
Sancak ki Nur Resul elinde emanet bizlere ancak dalgalanır
Sancağın gölgesi cennette yansır âleme haktandır pınarı
Batıl yolu kapanır hak yolu açılır canlar canlara can olur canlanır
Söyle şimdi güzelim
Seni nasıl unuturum
Hak gönüldeki gözdeki imanla kulunu hemen tanır
İşte ah o zalim ile yandaşları yanılır şeytana bağlanır hak bilmez
İmanla mümin şehadeti imzalar âlemi insanı tanır sırra erer her derde katlanır
Yağar nur nur ihsan âleme
Aha geldik gidiyoruz desek de şehadetle ötelere sonsuz âleme yine unutmayız
Bekleriz cennet bahçesinde imanımızla
Yüce Rahmanın Merhameti Rahmeti izni ile
Ah bilmezler
Ah bilmezler
Ah bilmezler gün yüzü görmezlere acırız
İman ile biz iman edenler tenha yer bulamayız
Ah o bilmezler kendilerini yalnız bilir ve görürler

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

7 Ekim 2015 Çarşamba

Bülbüller Öter.



Açan gülde koku olmazsa bülbül öter mi?
Açmazsa gönülde gonca gül ömür biter mi?
Aşk ile sevilmez ise sözlerde yeter mi?
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Âşığa nazlı sevdiğinin gülüşü yeter
Âşık olmayana dünya cehennemden beter
Âşık olmayanda acep hangi yoldan gider
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile sevenler bilir aşkta yoktur hata
Bin derdin içine cennetten güzellik kata
Âşık ister gece gündüz yâri ile yata
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile bağladım bende bu garip başımı
Aşk ile akıttım tatlı akan gözyaşımı
Aşk ile çaldım ben dertli bu gönül sazımı
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile seven gönüller birbirini çeker
Aşkla seven gönüller cümle âlemi gezer
Âşık olan gönül bahçesine güller eker
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşığın düşerde ateş gönül ocağına
Âşık ister sevdiği otursun kucağına
Olmaz olasıca ayrılık düşer bağrına
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile sevmeyenler diyar illere gitsin
Aşk ile sevenler şöyle bir rahata ersin
Aşk ile sevelim cümle gönüller gülsün
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Âşık sevdiği uzakta olsa candan sever
Sevdiği için diyar gurbet iller gezer
Hasret ile yandıkça sanma canından bezer
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Kul Mehmet’im söyle sen biz aşksız ne edelim
Aşkın çağladığı yere mi çekip gidelim
Aşk diyarı bulunmazsa aşksız mı ölelim
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



9 Nisan 2015 Perşembe

Silinsin






Sen gönlümde açan çiçek
Sana olan sevgim gerçek
Sevelim gönüllerde açsın çiçekler
Silinsin gönül yarası
Yok, olsun hasret sancısı

Sevmeyenler çeker çile
Bülbül ne için konar güle
Gül açar sevgiyle bülbülle
Sevelim açsın çiçekler
Silinsin gönül yarası
Yok, olsun hasret sancısı

Koyma kabir’e sevgiyi
Seven özler sevgiliyi
Kul Mehmet’im bırak öteyi beriyi
Sevelim gönüllerde açsın çiçekler
Silinsin gönül yarası
Yok, olsun hasret sancısı
Mehmet Aluç
Not allowed! Not allowed!

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç