Bu Blogda Ara

yarın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yarın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2023 Pazartesi

22 Mayıs 2016 Pazar

O Zaman Haydi

siz öylesine hep sessizce durun
alın gönlünüzü yerlere vurun
yarın ne olacak Kur'an'a sorun
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
nefis şeytan sizle dostluk yapmadan
siz ölüme hazırlanın dost olun
arayın dünyada hak yolu bulun
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
dünya boş hayalide yalan olur
hak yolu arayan elbet ki bulur
hakkı aramayan şeytanla  olur
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
nefsi şeytanı dost değil olsun post 
ararsan hak yolda bulursun sen dost
günde beş vakit için  sen al abdest
o zaman haydi şimdi sessiz olun
 
kul mehmet'im Rahman'dır kalbe bakan
merhametle rahmeti kuldur alan
merhametsiz kuldur ateşle yanan
o zaman haydi şimdi sessiz olun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

27 Mart 2016 Pazar

Gönüllerimiz Zaten Birer Saray Sadece Kapısını Bir Birimize Açalım Yeter.



İnsan bunca hınca hınç nefreti savaşı ölümleri görünce okuyunca sormuyor acaba biz insan mıyız yoksa nefret dolu bir insan görüntüsüne bürünmüş bir vahşi bir varlık mıyız diye? Bizler dünyayı güzelleştirmek süslemek el ele gönül Gönül’e yaşamak için dünyaya gelen fani kullarız ve bu üç günlük dünya hanında bir nefes alarak ahirete yanımızda dünyada kazandığımız güzellikler iyiliklerle gidenlerden değil miyiz? Evet, aynen böyleyiz lakin yaşarken bunları unutan, sadece kendi çıkarı için yaşayan akıl ve duygusu ile hareket etmeyen vahşilere döndük, ne kadar korkunç ve ürkütücü değil mi? Acaba hangi hainlik nefretle dolu bir tesadüf bunları yolumuza çıkardı diye soranlarımız vardır ama yanlış sorudur bu! Doğrusu bizler hangi elimizle bu hainlik ve nefreti gönlümüze nasıl aldık şeklinde olması gerekirken, suçu başkalarında aramanın edepsizliği ile kendimizi aklayarak hala boş işler ve düşünceler içinde çırpınarak yaşamaya çalışıyoruz, pes doğrusu!

Aramızda yakınlaşmanın bir sonu yok ki sevgi saygı gülümseme ile birbirimize yaklaşmamız gerekirken her nedense umman umman bir birimizden kaçıyoruz! Kendimizi kendi suçumuzla aldatarak suçumuzu makul görerek tüm güzellikleri bir hiçlik uğruna feda ederek yaşamayı seçtik adeta! Her şey bitti mi acaba? Geri dönüşü mümkün değil mi acaba? O güzellikleri mutlulukları sevgiyi tekrar gönül gönül’e yaşamak içim? Elbette ki her şey bitmedi, geri dönüş yolumuz hala açık. Bir birimize sımsıkı sarılmanın acı dolu şiddetini yaşamadan, dönelim yanlış yolumuzdan sarılalım sımsıkı birbirimizi, kendimiz için değil hepimiz için çalışalım dost olalım gönülden dertlerimize çare olalım.

Zaten birbirimize vermek için fazla bir şeye de gerek yok, gülümseme sevgi saygı birbirimizin haklarımıza gasp etmeden yaşamak ve gasp edenlerinde dersini haddini el ele vermek den fazla bir beklentimiz de yok. Hiç birimiz, birimiz için saraylar kurmamıza zaten gerek yok zaten gönüllerimiz birer saray sadece kapısını bir birimize açalım yeter. Yoksa bu ayrılık nefret benlik sevdası bizi diri diri mezara gömecektir bundan da emin olalım. Muhabbeti yok ettik bilmeden gerek yok dedik, söylenecek birbirimize güzel bir söz ve yarın yok dedik kabuğumuza yalnızlığın karanlığına gömüldük, karanlık gibi karanlık olduk, ışıkları da kapattık karanlıkta sağa sola çarparak yıkarak yürümeye çalışıyoruz pes doğrusu! Nasıl düştük böyle yıkımla dolu bir zaafa anlaşılır gibi değil, insanlara insana nasıl utanmadan edepsizce iftira atılır hayret doğrusu! Nasıl yıktık bu gönlümüzü gönüllerimizi ellerimizde hala gezer birer adet kürek. Bırakalım elimizdeki kor alev yakan kürekleri, çıkaralım diri diri gönlümüzde yaşattığımız benlik kokan iğrençliğin leş kokan rehberini yol haritasını… Baksanıza iğrençlik leş kokuyor hala burunlarımızda mı koku almıyor? Haydi, sevmeye sevilmeye inanın bundan daha güzel bir adım ve gülümseme bulamayız bu dünyada.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

11 Mart 2016 Cuma

Uzak Kaldık





Giderken yok oldu yüreğimiz
Yıkıldı yıkılmayan bileğimiz
Öldü yarınlara ait dileğimiz
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Yıkıldı yıkılmaz gururumuz
Gururdu bizim hep umudumuz
Kırıldı iki kanadımız kolumuz
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Mezara gömdük onurumuzu
Hiç görmedik ağlayan durumuzu
Üç kuruşa değiştik yolumuzu
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Gözlerimize çekildi kara perde
Şimdi sen bir yerde ben bir yerde
Düştük işte ayrı ayrı derde
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Kendimizi kendimiz uzaklara saldık
Yanılgının içinde çaresiz kaldık
Her şeyi biliyoruz sandık
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Sürünüyoruz şimdi kim bilir nerede
Sen karanlık ben karanlık pencerede
Buluşamayız artık neşelerde
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Vuslat ile olmak bize haram
Bilmem seni artık nasıl saram
İyileşmez ki sen olmazsan yaram
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Şimdi ağlıyorum geceleri
Avutmuyor beni birileri
Unuttum sensiz heceleri
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Feryat ediyor işte ruhum
Böyle olmalıydı bu durum
Bu ayrılığa da yapılmaz yorum
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Yüzün hala gözüm önünde
Oynayacaktık biz düğünde
Ayrılık varmış aşkın özünde
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Hayallerimize dokunmadan yerde kaldı
Yüreğimizdeki aşkı kim çaldı
Acıda olsa o günlerde yediğimiz baldı
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Geri gelmez o günler
Bizi arar mı o dünler
Yaşatmaz bizi bu günler
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Hayal kırıklığımız pişmanlıkla silinmez
Vuslatta uzak kaldı görünmez
Şimdi ne haldeyiz oda bilinmez
Uzak diyarlarda uzak kaldık

Kul Mehmet'im avuntular içinde yazarım
 Kendi mezarımı kazarım
İçinde bilmem rahat mı yatarım
Uzak diyarlarda uzak kaldık
Kendi kendimize tuzak kurduk
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

6 Mart 2016 Pazar

Geçmiş Dün Öldü İse Can Çeke Çeke Elimizde, Bugün Gülümseyerek Ölmesine Katkıda Elimizde.



   Hiç düşündüğünüz oldu mu acaba, bin bir çile ile geçen dünün acısı için bugünümüzü yani bir anda hayal olan ve ilerisi için bizi bağlamayan, gereksiz bir anlık fikirsizlik ile bu günümüzü heba ederek yarının pişmanlıklarını yaşadığımızı benim gibi düşündünüz mü acaba? Belki siz benden önce düşündünüz, benim ise şimdi aklıma geldi! Ne akıl almaz boş olan dünler için bu günümüzü yıkıyoruz!

   Dün, bugüne bakmak varmak için kapı yol adım, e eğer kapıyı açamadık ise yola çıkamadık ise açmak için gayret göstermeyelim mi yola çıkmak için adım atmayalım mı? Oh ne ala dün baktım kapı kapalı yol ise sisli dumanlı, artık ben bittim tükendim artık az daha gayret ememe ne gerek var ümitsizliği ile çırpınarak yarınları yok etmenin lüksü yok bu fani ömrümüzde. Geçmiş dün öldü ise can çeke çeke, bugün gülümseyerek ölmesine katkıda elimizde… Mademki bugün yarın ölü olacak elimizde değil,  dün öldüğü için feryat ettirerek katkıda bulunduğumuz için, bugün onu gülümseterek yarın etmek için çaba göstermek kul olarak görevimizdir ve bundan da kaçış yoktur…

   Dün eli kolu bağlı olarak karşımızda duran bugünümüz eli kolu çözülerek yarınımız olmadı ise, bugün olabilir, dün hayal olan az bir gayret iman gücü ile yani Yüce Rahmanın izni ve az çaban ile bugün gerçek olabilir.  Burada ki ince çizgiyi nükteyi anlayabildik değil mi, elbette ki sizler benden önce çözdünüz, ben ise yeni çözmeye başladım… Hayat her gün bir yeni adımla başlar ve son bir adımla biter ve yarın yeniden başlar veya sonsuzluğa varmak için, yeniden doğar ve sonsuzlukta bitmeden devam eder. 
   
Her gün yeniden bir adımla, hiç yolunu yönünü kaybetmeden kâinat yoluna devam ediyorsa, iman etmeyenler az idrak etsin ki yarın sonsuz yürüyüş için diriliş ve hesap günü var… Yak yık viran et keyfince hayat sür öldür, e ondan sonra ölümden sonra hayat yok de kendini kandır sen ey salak oğlu salak… Zaten kâinat, yaratılmış olan her kula istediği sorunun cevabını vermiş, yaz ve kış, yazın canlı olan kâinat kışın beyaz kefenle ölüyor ve yazın yeniden dirilişle canlanıyor, bak gör anla, bak görme kör yaşa fikirsiz ‘liginle…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

24 Kasım 2015 Salı

Gel Derman Gel




Yandı işte nefretle bize koşan yarınımız
Düzetilmesi zordur var mı dermanımız
Dermanı kaçırdı nefrete koşanımız
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Ağlar işte yarınımız silmeye var mı mendilimiz
Silinse gözyaşları kırıktır gönlü kıranız kendimiz
Haydi, birlik beraberlik kardeşlikle yıkılmasın bendimiz
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Her sözü dinlemeden araştırmadan inandık
Bilmem bu yalanlara nasıl oldu da kandık
Kandıkta durum ortada kor ateşlerde biz yandık
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Nefrete koşana uzanır uzanmaz elimiz
Uzanan elimizle kırılır sağlam belimiz
Neden hep nefrete doğru koşar kimimiz
Gel derman gel gönlümüzde yerin var


Nefrette bal börek güzellik mi var
Güzelliği bilmeyen ne cahil insanımız var
Nefretle bu dünya ile mezar olur dar
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Nefret bir bakışla esir eder sineleri yaralar
Gerçek olsun olmasın yalanla gönülleri karalar
Duyulmaz feryat figan nefret kulakları gönlü bağlar
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Bırakalım nefreti kapısı kıyamete kadar kapalı kalsın
Bunca güzellik merhamet varken isteyen güzelliği alsın
Sevelim gönülleri muhabbetle gönülde sevda çiçeği açsın
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Sabırdır her derdin ilacı isyana ne gerek var bilinmez
Nefret bir gönül'e girdimi yıllar boyu silsen de silinmez
Sabır sebat ile olalım biter dertler yarın ne olur bilinmez
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Gülen günler yarınlar zor bulunur yok oldu mu bulunmaz
Dermansız derde koşan dermanı kaybettin nefretle adam olunmaz
Nefret elinde parçalarken bugünü sana koşan güzel yarınlar kavuşmaz
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Mazlumun gözünde akar yaş dikkat et dermansız ahı tutar
Elindeki nefret canavarı şimdi gülse yarın seni eli ile boğar
Sen böyle nefret koşarsan sanma güzel yarınlar nefretle doğar
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Ağa olan marabasını yok ederse nasıl ağa kalacak
Ağa vermekle olur yok eden nasıl insan yüzüne bakacak
Yok, eden yoklukla yok olur nasıl mezarda yatacak
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Güzelliğin cemalini görelim güzellikle ömür sürelim
Nefret kin ömrümüzü hayatımızı bitiendir bilelim
Gülümseyen yarınlara hep el ele gönül gönül'e yürüyelim
Gel derman gel gönlümüzde yerin var

Kul Mehmet'im gül gibi kokalım diken gibi batmayalım
Vuslat sevmek var iken ayrılık hançerini gönlümüze saplamayalım
Üç günlük yalan dünyada gülmek var iken nefret ile solmayalım
Gel derman gel gönlümüzde yerin var
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-







9 Kasım 2015 Pazartesi

Gel Kucakla...



Ah ruhum bedenim ömrüm
Soluksuz kalan yarınım işlerken cürüm
Ah derman, kardeşimin gönlü, ömrüm
Gel kucakla derman olalım kendimize yarına

Ufukta zelil olmasın bakışlar taze taze
Açılsın iman dolu gönül olsun yelpaze
Meçhule yürümesin adımlar işte derman var
Gel kucakla derman olalım kendimize yarına

Kul Mehmet'im iman gönül'e verilmiş haktan
Severken insanları sevmeli inan candan
Dünya dediğin üç günlük ölüm gelir her bir yandan
Gel kucakla derman olalım kendimize yarına


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

15 Eylül 2015 Salı

Nefret İle Yaşayanların, Fikri Düşüncesi Önümüzü Aydınlatan Kandil Veya Çıra Olamaz..


Nefret İle Yaşayanların, Fikri Düşüncesi Önümüzü Aydınlatan Kandil Veya Çıra Olamaz..

   İnsanlığın merhamet çeşmesinde su içmeyen, İslam'ın dünyaya geliş maksat ve amacını gayesini bilmekten uzak olanların, yarınlara bizi mutlulukla ulaştırmaları ve taşımaları asla mümkün olmayacaktır. Merhametsizliğin katran karası suyunu içip, fikirsizliğe düşerek beli iki büklüm olan düşüncesi ile İslam'ın davetinden uzak, din görüşü ile ülkedeki kanayan yaraya parmak basamayan, değişik fikirsiz fikirleri ile ülkeyi kan gölüne çevirenlerin, fikrine ortak olanların, gülümsetecek bir şeyler mırıldandığını söylemek ancak aptallık olur. Temaşa ettiği nefret, kin, kanı, fışkırarak akmasına bakarak, ülkeyi seçilmiş olarak yönetenlere nefret ile bakarak ülkeyi yok olmaya götürenlerle olanlar, ülkenin yok olmaması, insanların kanının akmaması gerçeğini haykıranlara sırtını dönerek gitmesi, kendisi ve toplumun ebedi olarak var olmasını sağlamayacak, nefreti taşıyanların nefretinde kendiside boğulacaktır.

   Kulağı tırmalayan müzikle hiç alakası olmayan armonilerle bir şeyler mırıldandığını sananlar, mırıldandığının yalnızlık ve ümitsizlikten başka bir şey olmadığını anladığı anda hayatının, umutlarının yarının bitmiş olduğunu görecek ve çok çok pişman olacaktır! Gönüllerin bahtiyar olmasını hedefleyen seçilmişleri karalayarak, iman kaynağından bir damla merhamet içerek merhameti ile ülkeyi yarınlara taşımaya çalışanları suçlayarak, orijinal olmayan nefret sahibi insanların fikrine ortak olarak, cennet vatanı, nefret ile yaşayan ve yaşatanlar, bilin ki o nefret sizi de boğacak çünkü nefreti taşıyarak ülkeye sokanların, merhameti insanlığı hiç yoktur, bir yudum mutluluğu sadece kendisine hasmış gibi davranan, bahtiyar olmak nedir, insan olmak insanların mutluluğu yarını nedir bilmeyen zavallıların, nefretinde sizlerde boğulmaya mahkûm kalacaksınız!

   İslam imandır, birlik beraberlik, ahlak, insan canına malına ırzına sahip çıkmaktır, merhametli düşüncedir ilimdir, bilimdir, o nedenle nefreti ile dolaşanların etrafında dolaşanlar, İslam inancınızı imanınızı tekrar gözden geçirin. Nefret ile olanın kalbinde İslam ile İman yani Nur Kuran ve Nur Sünnetin ışığının olduğunu kim söyler ise bilsin ki yalandır! Semavi merhametin pınarı olan Nur Kur'an Nur Sünnet onun ışığı olan İslam ve iman pınarında bir yudum iman etmenin bir yudum suyunu içen, nefret ile olamaz, nefreti taşıyanların peşinde zelil olmak için gitmez ve yürümez. Çünkü nefret yarınları tesis etmez ancak yıkar, nefret yarınlara taşımaz yarınları viran eder, endişe ve yalan vaatlerin gölgesinde bir iki adım attıktan sonra nefretin çukuruna düşerek o zehirli fikirsizlik okları ile yaralanarak ölmektir.

   Nefretin sağladığı bir hayat seviyesi düzeni olabilir mi? Nefretin kan ile sağladığı huzurlu yaşama biçimi olabilir mi? Yalancı çıkmaz veya labirentlerin içinde çıkmazın kuyusunda tek başına seni o kuyuya atan nefret sahiplerince terk edilerek ölmendir. Nefretin hayatı renklendiren bir armonisi var mıdır, sadece kendinden kendi fikrinde olmayanları ,öldüren yok edenin, hayatı renklendirecek bir armoniye çeşitliliğe sahip olduğunu kim söyleyebilir?

   Merhamet ile soluklanmayan nefes almayan hayat varlığını mutlulukla devam ettirebilir mi? Boynuna takılan nefret zinciri, prangası ile bedenini paramparça eden "esaret" ile ileriye bir adım atılabilinir mi? İslam'ın ruhuna aykırı olan düşüncelerin peşinde, ben Müslüman'ım diyen koşar mı? İslam'ın nurdan ruhundan fışkıran merhameti ile gönüllere şefkat ile sarılmak var iken, parçalayarak yok eden nefret ile olmak ta neyin nesi? Sonsuz Merhametim kapısı olan kardeşliğimizle dağlar taşlar ovalar merhamet çiçekleri ile açarken, fikirsizlik dolu nefretin kılıcını kuşanarak o merhamet çiçekleri budayarak, nasıl karaçalı ve dikenler ile o çiçekleri yok ederek, dağları, taşları ovaları viran bırakabiliriz?

   Mütevazı tavırları ile sadece ülkeyi bölmeye çalışanların dersini veren seçilmiş, tebessümü ile gönüllerde yer eden, hükümetin Cumhurbaşkanına, ülkeyi bölenlere ders verdiği için nefret içinde kin kusarak, nefret içinde olanların safına katılabilinir? Diken dikendir batar, kokmaz ki! Mutluluğa doğru giden ışıklı yolda ışığa lanet okumakta neyin nesi anlatabilecek olan var mı acaba? Edep ile olmayanın edepsizliğini, edep diye kabul etmekte neyin nesi, açıklayan var mı acaba? Merhamet taşımayan nefret taşıyan iğreti leş kokan fikirsiz sözlerin peşinde koşarak ülkeyi yıkanların yanında olanlar vebal sizin, sizde o nefret sahibinin nefreti ile boğulacaksınız haberiniz olsun. Şu an çıkarınız için karşınızdakini karalamaya çalışanların gözlerindeki ışıltı yarınlara giden yoldaki ışıltı değildir, kendi çıkarı içinde olmayanları kandırarak kendi safına alarak kanını emen kurt'un nefret ile karanlıkta kalan gözünün parıltısıdır!

   Yarınları zamanları kucaklayan Ülkenin Cumhurbaşkanına nefret söylemleri ile yaklaşanlar, fırtına ile devrilmeyecek gücünü halktan alan merhameti ile gönüllerde sevilen Cumhurbaşkanını ve seçilmişlerin fikrini beğenmeyerek sadece benim fikrim olacak diyenler, her zaman kaybetmeye mahkûmsunuz! Kaynağı dış mihraktan beslenen fikirler fikir olmaz, ülkeyi yarınlara taşıyan yollar olamaz, nefret ile yaşayanların, fikri düşüncesi önümüzü aydınlatan kandil veya çıra olamaz buda böyle biline... 
Selam ve dua ile...

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Yarına Koşturan Sözlerin Umutların Sokağında…



Umutsuzluk denilen his, insanı kemiren başını taşlara vurduran, çaresizlik onu takip eden elini kolunu bağlayan ve ardında ölüm gibi sessiz bırakan bu üç hal durum kelime mümin için hiçbir anlam taşımaz. Umutsuzluk, çaresizlik ve ölüm üçlüsü mümin için anlam ifade etmeyen Âlemleri yaratan yüce Allah(C.C.) teslimiyet ile anında yok olan bir olgu ve histir… Umutsuzluk müminde yoktur, olamaz her derdin çaresi umudu, sabır ile Rahmanda vardır bilir. Çaresizlik ise zaten kul çaresiz olduğunu bildiği ve Rahmana sığındığı anda çaresizliğine dertlerine, yine sabır ile çareler bulur, ölüm denilen inançsız kulların korkulu rüyası, mümin için yeniden sonsuz hayatın köprüsüdür. Rahman ve gül kokan Resul ile buluşma visaldir.

Mümin yüreğinde, hain düşüncelerin çırpınışlarına hiçbir zaman inancı gereği yer vermez, hatta fırtınasını estirtmez, hasret yüreğinde sahilde kayaları vuran dalgalar gibi yüreğini vursa da vuslatın en sonunda geleceğini bilir, fazlası ile üzülmez ve yine sabır dua ile Rahman’dan yardım ile bekler. Hayatın her anına birlikte rahat uyuyarak aralarında çelişki, vesvese katmadan her an yakalanmış bir sevda gibi, Rahmana teslimiyet ve ondan gelecek her türlü yardımı, sabır vadisinde denizinde yüzerek, sabırla ömrünü tamamlamanın ve beraber yaşadığı insanlara da, yardım ederek merhameti ile derman olmanın, peşinde hayatına devam eder.

Hem kendisi hem de diğer insanların geleceği için, güzel hayaller kuran ve bu yolda çalışan kulun haline inançsız olan, hiçbir zaman akıl ve sırrına erişemez, boş gözlerle anlamsız gözlerle bu halini anlatan, boş sözlerin sahilinde şaşkın gezerek bakar. Tabi idrak ederde imanı anlamaya gönlüne almaya kalktığı anda her şeyi anlar tebessüm ile gülümser, gözlerinde sevinç ve mutluluk yaşları şükür ile dökülür. Artık o kulda her an çaresine derman geleceğini ve âlemler yaratan yüceler yücesi, kerem Rahmet sahibine teslimiyet ile anlar ve o anlamsızlıklar ve kaos dolu başka düşüncesizlik, anaforunda kurtularak her an gülümseyerek hayatına devam eder.



Her gün artık yeni bir gülümseme ile uyanır, hayatın ne kadar kolay olduğunu-zorluk olsa da her zorluktan sonra kolaylığın geleceğini bilerek- anlar ve zorda olanlara yardım eli uzatır ve her an gülümser. Hayatın sonuna doğru gittiği ve bitmeye doğru gittiğini ve sonucunda yok olmayacağını ve yeni hayat ile hayat bulamayacağını bilir, eski anını unutur yeni hayatın başlangıcı ve vuslat ve visal ile karşılaşacağı ölüm için iyilikler yaparak, hayat heybesinin içini doldurmanın peşinde gülümseyerek koşar koşar koşar.


Artık nedensiz değildir, öylesine sakindir çıkarsız her şeyi sevmenin ikliminde diğer insanlar ile gezmenin, güzel ve çıkarsız hayaller ile el ele omuz omuza yaşamanın tadını çıkarır, işte iman ve teslimiyet böylesine güzel ve mutluluk vericidir. İşte bu nedenle şeytan ve yardakçıları kulun bu mutluluğu yaşamasına izin vermemenin telaşında olduğu gibi, kendisi de yaşayamaz! Sen anlarsın koskocaman âlemlere sığmayan iman aşkını yaşarsın ve ötelere taşırsın, bundan başka mutluluk var mıdır? Yüreğinde kıpır kıpır yarına koşturan sözlerin umutların sokağında huzur içinde yaşamaktan daha güzel ne vardır?Selam ve dua ile kalın kardeşlerim,muhabbetle kucaklarım cümlenizi.
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

16 Haziran 2015 Salı

Yaklaşmadın Yanıma



Hüma kuşu konmadı başına
Hasret okumu değdi kaşına
Eğdin kaşını dert getirdin başıma
Lutf edip gülersin dedim canıma
Bir adım bile yaklaşmadın yanıma

Yarınsız yarınlara saldın beni
Oysa ben çok severdim seni
Ben seni sevmedim ki yeni
Sendin gönlümde aşkın deseni
Bir adım bile yaklaşmadın yanıma

Üzüntümü gamımı neden görmedin
Seni candan severdim bunu da bilmedin
Başın öne eğdin söylediklerimi de duymadın
Tenha gamlı sokaklara saldın sen beni
Bir adım bile yaklaşmadın yanıma

Gül bahçesi diye ısırgan bahçesine girmişim
Eğri yolda bensiz yürüdüğünü görmemişim
Oysa ben senin için ne hayaller kurmuştum
Canı feda etmiştim sendeki cana yanılmışım
Bir adım bile yaklaşmadın yanıma

İncittin gönlümü bağrı yanık eyledin
Kudret neşesi gözünle bir gülmedin
Derdin söylersin diye kötü bir söz söylemedim
Budak diken gibi battın gönlüme küsmedim
Bir adım bile yaklaşmadın yanıma

Kul Mehmet’im gel yaprak gibi solma
Gam keder içine kalarak hapis olma
Hasret ateşiyle yanarak kayıp olma
Nazlı yârin gülümser yanında ayrılma
Bir adım bile yaklaşmadın sen yine yanıma
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)





Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç