Bu Blogda Ara

Allah'a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah'a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2016 Salı

Keserim O Dili



Kim demiş bu dilim sana yalan söylemiş
Keserim o dili yine yalan söyletmem
Sevenleri kıskananlar hep böyleymiş
Daha başka bir şey söylemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Seni ben firak toprağına düşürmem
Sana kötü gün yüzü hiç göstermem
Seni bırakıp başka yere gidemem
Yalan söyleyenlere beddua edemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Ah o yalancıların dilinde kemik olsa
O kemik yalanla kırılsa lal olsa
Gönüllerinde yeşeren o dal kırılsa
Ben yine üzülürüm böyle söyleyemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Baksana onlara gülüş yok gülüşlerinde
Onlarda pişman olacak günün birinde
İnsan nasıl konuşur böyle başkası aleyhinde
Allah ıslah etsin derim küsemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Biliyorum onlarda biraz kıskançlık var
Sen gel aşk ile beni kollarına sar
Onlar ister ki başımıza hep yağsın kar
Onlarda yürek varmış diyemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Ben seni yıllarca bu gönlüm için aradım
Aldım bu gönlümü o gönlüne bağladım
Dağ taş ova demedim hep seni çağırdım
Yalancıların sözüne güvenirsin diyemem
Onları Allah'a havale ederim ben

Onlara ben ne söz söylesem de dinlemezler
Onlar halden anlamaz güzel söz söylemezler
Aşk ile sevmek nedir dersen bir şey söyleyemezler     
Aşk ile sevsinler derim başka bir şey demem
Onları 'Allah'a havale ederim ben

İnsan sevdiği gönlünde nasıl istenilir olsun kayıp
Onların yaptıklarını da sorarsan inan çok çok ayıp
Onların bu yalan haline derman bile bulamaz tıp
İnsan birbirini sevmeli yoksa bu hayat yaşanır mı bilmem
Onları Allah'a havale ederim ben

Kul Mehmet’im söylerim böyle yalancılar çok gördüm
Aşkı aldım kalbime yârim seninle ilmik ilmik ördüm
Seni sevdim mutlu yarınları mutlulukla düğümledim
Aşk ile gel sevelim de görsünler de utansınlar derim
Onları Allah'a havale etmekten vazgeçtim ben derim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Mart 2016 Pazar

Seçme Dini Yazılar (Alıntılar)



Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun 
Ey İman Edenler Allah'a Ensar Olun
Mü'minleri, dinine ensar olma şerefine nail kılan Allah'a hamd, ensarlık yolunu en güzel şekilde beyan eden Allah Rasûl'ü, ashabı, âl-i beyti ve hidayet önderlerine salât ve selam olsun.

"Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun! Meryem oğlu İsa'nın havarilere: 'Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?' demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: 'Allah'ın yardımcıları bizleriz.' Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkâr etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler." (37/Saff, 14)

"Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır."(47/Muhammed,7)

Allah'a subhanehu ve teâlâ ve O'nun dinine ensar olmak… Allah'ın subhanehu ve teâlâ merhametinin tecellisidir bu çağrı… Bu öyle bir çağrıdır ki, selim kalpleri tarih boyunca kendine tabi kılmıştır. Çağrıyı farklı kılan, çağrının sahibinin vasıflarıdır; El-Aziz, El-Kavi, El-Metin, Es-Samed olan Allah'tır subhanehu ve teâlâ. O'nun hiç kimseye ihtiyacı yoktur, O herşeye gücü yeten El-Kadir'dir. Herşeyin kendisine muhtaç olduğu Es-Samed'dir.

Hakikat bu iken kullarını O'na ve dinine ensar olmaya davet etmiştir. Kulların felah bulmaları için sunduğu fırsatlardandır. O'na ensar olmaya niyet eden kulun, ensarlıkta dahi O'nun muvaffak kılmasına muhtaç olduğu düşünülürse, bu çağrının sadece O'nun lütuf, kerem, ihsan ve fazlından olduğu daha iyi anlaşılır.

Ensarullah, Ensaru'd Din olmak fıtratı bozulmamış, imanına şirk, kalbini dünya sevgisi ve ölüm korkusuyla örtmemiş, hidayet nurunu masiyetlerle karartmamış sadık erler ve saliha kadınlar için en büyük şereftir. Bu çağrıya icabet etmek için en değerlileri feda etmekten bir an tereddüt etmezler. Bu çağrıya icabetin dünyada onlara kazandıracağı izzet, ahirette elde edecekleri nimetler, tüm dünyayı ve içindekileri onların gözünde değersizleştirir.

İnsanlar önce Rasûllere etbaâ (tabi) oluyorlardı. Bunlardan seçkin olanlar ise, daha sonra ensar…

Ensarlık seçkin bir zümrenin gönüllü icabet ettikleri bir süreçti.

Bizlerin böyle bir seçim hakkı yoktur. Zikredeceğim iki sebep, bizler için bu çağrıya icabeti zorunlu kılıyor. Bu bazılarımızın yapacağı farz-ı kifaye değil, her birimizin mecbur olduğu farz-ı ayn babındandır.

Birincisi: Algıların bozulduğu, tasavvurun dumura uğradığı bir çağda yaşıyoruz.

Öyle bir zaman ki, Allah Rasûlü dahi her namazın akabinde şerrinden Allah'a sığınma gereği duymuştur. Kapkaranlık, fitnelerin kol gezdiği, hayrın şer, şerrin hayır addedildiği, tevhidin şirk, şirkin tevhid diye isimlendirildiği, bidatlerin sünnet, sünnetlerin bidat olarak sınıflandırıldığı, fitnelerinin vakur insanı dahi şaşkına çevirdiği bir zaman. Bizler eskilerin etbaâlık dediği şeyi ensarlığın da üstü olarak algılıyoruz. Bugün 'Mücerred iman ve haftada bir gün derse katılmanın' dine ensarlık addedildiği bir gündür. Böyle olunca ensarlık yerde kalmıştır. Hatta Rabb'imin rahmet ettikleri müstesna, unutulmuştur.

İkincisi: Yaşadığımız zaman diliminde İslam'ın ve Müslümanların durumundan, Allah'a subhanehu ve teâlâ şirk koşulmak suretiyle gece-gündüz hakaret ediliyor. Kur'an'ın inancı kalplerden, hükümleri yönetimden, amelleri pratikten silinmiştir. Allah Rasûlü'nün rehberliği terk edilmiş, dili bizim dilimiz, cildi bizim cildimiz olan, cehennem kapısının davetçileri rehber olarak nasb edilmiştir. İslam ümmeti en değersiz insan topluluğu haline gelmiştir. Süper güç diye isimlendirilen vahşetin silahlarını denedikleri denek konumundadır. Ebu Cehil'in dahi: "Arab'a, 'Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem kızlarını ve çocuklarını korkuttu' dedirtmem" dediği cahileyinin en karanlık dönemlerinde kabul görmüş insani erdemlerinden mahrum bırakılmıştır Müslümanlar.

Her 6 ayda kapılar tekmelenip, Ebu Cehil'in kendine yakıştırmadığı kadın ve çocukları ürkütülmesi söz konusudur. Hiçbir mukaddes gözetilmeden İslam'a hakaret ediliyor. Dinin şiarları hainlerin ellerinde ve dillerinde alay ve şaka malzemesi edilmiştir. Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem minberleri, Lat'ı, Menat'ı ve onların kutlamalarını ihya eder vaziyettedir.

Bu durumda kalbinde zerre-i miskal hayat olan, onu şirk ve masiyetlerle öldürmemiş insanın başka yolu var mıdır?

Dine ensar olmayacak, Rabb'inin çağrısına icabet etmeyecekte ne yapacak?

Şairin dediği gibi:
'Ölünün yarasının elemi olmaz…

Ancak ölmüş kalp ümmetin bu durumunda elem duymaz.'

Ensar olmak…

Bu, derdi olan insanların gündemidir. Dert sahibi olmak İslam'ın ve Müslümanların derdini kendi derdi görmek, bu ancak selim kalplerin kârıdır. Dünya ve lezzetlerinden, lüksü ve rahatından selamette olan kalpler, onların kalbi Allah subhanehu ve teâlâ ve O'nun yanındakilere mütealliktir. Kalbi semada ve yücelerde olanın, gözü aşağılarda olabilir mi?

Kalbi arşa asılı olanın ayağına, dünya takılıp ona engel olabilir mi?

Yaptıkça daha fazla yapmak isterler. Onlar hep üstte olanları örnek alırlar, yaptıkça kendilerini ve amellerini küçümser 'Daha fazla ensar olmalı, daha fazla davaya adanmalıyım' derler. Onlar cennet ve Allah'ın subhanehu ve teâlâ rızasını elde etme yarışında kiminle yarıştıklarını bilirler. Mus'ablar, Ammarlar, Bilaller onların örneğidir. Yarıştığı genç Mus'ab radıyallahu anh olan hangi insan amelinden razı olup 'Bu kadar yeter' diyebilir ki?

Yarıştığı Bilal radıyallahu anh olanın karşılaştığı zorluklara 'Zorluk' demeye nasıl dili varır ki?

Hasta olan kalplerin derdi dünya ve onun rahatıdır. Onun ne katıldığı bir yarış ne de o yarışta kimlerin olduğu gibi bir derdi yoktur; o rahatsa dert yoktur. Bütün ümmet kan ağlamış İslam davası yerlere düşmüş… Onun gündemi değildir. Kalbi yere ve alçak olanlara mutaallık olanlar ulvi meseleleri dert edinmezler. Kalbi yerde olanın gözü de ayağı da yerdedir. Her engel onları yavaşlatır. Bunun sonu kendi halinden ve ümmetin halinden hiçbir elem duymayan 'ölü kalp'tir, Allah muhafaza.

Rabb'ini ve İslam davasını unutan, sadece kendi için yaşayan insanın cezası, unutmak ve unutulmaktır. Ensar olup lezzetini tadanlar 'Daha fazla' dedikleri gibi unutan ve umursamayanlar her geçen gün biraz daha batarlar.

"Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu."  (9/Tevbe, 67)


Devamını linkden tıklayarak okuyunuz.
Kaynak:
http://tevhiddergisi.net/tevhiddergisi-ey-iman-edenler-allah_a-ensar-olun--1-12

3 Temmuz 2015 Cuma

Allah için



Gözünde aksın yaşlar Allah için
Kazandığın helal malı harca Allah için
Ömrünü harca Allah yolunda mümin olduğun için
Ölüm gelsin gülümseyerek Allah'a kavuşmak için

Rahman ile sen secde de ol
Rahman sana açar bir yol
İşte iman ile sana mutlu bir yol
Rahman'a ol iman eden bir kul

Tebessüm ile Kuran'a ver selam
Kuran dili ile eyle kelam
Hayatına iman ile et devam
Rahman'a ol iman eden bir kul

Tenin uzak olmasın Kuran'a
Mukaddes kuran alsın seni avucuna
Kuranda uzaklaşıp dar sokaklarda girme esaret altına
Rahman'a ol iman eden bir kul

Avucunda dua ile süzülsün nur
Kuran iman sanadır onur
Tövbe ile günahını eyle pak nur
Rahman'a ol iman eden bir kul

Nefis şeytan ile matem kaplamasın ömrünü
Kuran Nur Resul kaplasın gönül gülüşünü
Gönlünde biriksin Rahmet nur nur
Rahman'a ol iman eden bir kul



Kul Mehmet'im selamet ile ol Kuran sana onur
Kuran gönlüne nur nur işlesin odur ferah nur
Gönlüne yağsın rahmet can nur
Rahman'a ol iman eden bir kul

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç