Bu Blogda Ara

seyran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Gurbette Yine Geliyor Bayram


 
Gurbette yine geliyor bayram
Boş kapıyı eyle artık sen seyran
Kapıyı çalan olur mu bu bayram
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Büyük şehirde gurbette herkes kaçar bir yana
Tatil için harcanır onca para yana yana
Bayramda bir can dokunur mu bu cana
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Bekle ey kul birisi çıksın meydana
Bu bayramda da kimse gelmez diyorum sana
Sen insanlık derdine yan yana yana
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Her bayramda böyledir günümüz
Birkaç dost aramazsa yalnız geçecek ömrümüz
Açarken gönüllerde kurudu neden gülümüz
Gurbette şehirde böyledir bayram
 
Çocukluğum da mahallemiz şen neşeli nur yağardı
Komşuluk vardı her komşu ziyaret edilirdi
Akrabalar gelir onlara gidilirdi
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Yeni elbiselerimiz olmazsa da bayram güzeldi
Bir yeni lastik ayakkabı ile herkes gezerdi
Herkes arefe günü mahalle için ekmek pişirirdi
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Biz çocuklar için hazırlanırdı harçlık
Onu sevinçle verirlerdi olsa da yokluk
Olan olmayana verirdi işte buydu bolluk
Mahallemizde cennet gibiydi her bayram
 
Kul Mehmet halimiz böyledir söyleyeyim
Başım alıp hangi diyar illere gideyim
Çare arayıp bulmak var iken nasıl gideyim
Gurbette daha güzel bayramlar olacak biliyorum
O günleri ben görmezsem de görecekler var biliyorum
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

12 Temmuz 2015 Pazar

Hasretime Gel Ey Sevgili Vuslat Eyle




Bak gönül bağıma beni mecnun eyle
Gelmezsen gönül bağıma feryadıma eşlik eyle

Gülümseyen gözlerinle hayatıma ışık eyle
Gülümsemez isen ağlayan gözlerime mendil eyle

Uzattım ellerimi elimden tut seyran eyle
Tutmazsan elimden uçuruma düşerken seyir eyle

Sev gönülden beni gönlüme kendini sultan eyle
Sevmez isen viran illerde gezen garip eyle

Yüce dağ başında yoluma bakarak beni bekle yol eyle
Beklemez isen yolunu kaybetmiş hasret ile yanmış kul eyle

Gönlünde aşkımız başaklar gibi açsın selam sal gönlümü mest eyle
Ya da gönlünde aşkımız unut ya isyan ederek kahır olan kul eyle

Kanayan gönül yarama gönlünü merhem eyle
Ya da unut beni yaram kanasın yarası ile ölen âşık eyle

Hasretime gel ey sevgili vuslat eyle
Ya da mezar taşıma sevdi kavuşamadı diye yaz otur gelmeyişine kahır eyle

Gel aşk ile sevelim hayatımız geçmesin boşu boşuna, mesut eyle
Gel merhametle sevgi ile dokunalım gönül kuşuna,  azat eyle

Ömür bitmeden son perdeye varmadan koş gel hayatıma kendini sultan eyle
Ya da son nefeste sensiz ölen ömrü vuslatı özlemle bekleyen kuşlukta ölen âşık eyle

Hayatı boşlukta geçen ikindi vakti kavuşan beni mecnun eyle
Ya da vuslata kavuşamayan çöllerde gezerek ömrünü bitiren garip eyle

Kul Mehmet’im sen aşk ile seven kul eyle kendini
Sevgilinin yanakları kiraz yenilecek sevilecek yar eyle sevginle aşkınla

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Haydi Gülümseyin

Haydi Gülümseyin

Elinde bir kırık tarak
Ayna önünde ha bire bakarak
Ne durusun ey güzel gönül yakarak
Az gülümse bırak elindeki tarağı
Ayna karşısında gereksiz durarak
Senin aynaya değil seni sevene var ihtiyacın
Sana bakarak
Seni sararak
Seni sevmeye can atarak

Karşında seni seven duruyor kalbini oynatarak
Haydi, koş seni sevene bir adım atarak
At elindeki gereksiz tarağı fırlatarak
Haydi, sevin birbirinizi el ele tutarak

Mahrum kalmayın aşkın sefasında
Gülümseyerek bakın birbirinize her defasında
Aşk kokuyor akıyor bakın ikinizin de sıfatında
Sevinci yaşamayın bayramda seyranda
Ömür dediğimiz şey eceli bekler eli kulağında
Haydi, gülümseyin aşkı yaşayın anında


Bir anda biter güvendiğin gençlik çağın
Yıkılır bir anda güvendiğin dağın
Güller açmaz hep solar gönül bağın
Sevdiğin karşında gülümse haydi gözün aydın
Aşk nehrine koşun tereddütsüz akın akın
Haydi, gülümseyin aşkı yaşayın anında


Kul Mehmet’im aşk yakışır aşığın diline
Söz yakışır aşk ile sevenlerin gönlüne
Muhabbet yakışır aşk ile sevenlerin diline
Aşk yakışmaz iyi bilin zinhar zalime
Dinleyin sözümü boşuna dökmedim saçları bakın kelime
Haydi, gülümseyin aşkı yaşayın anında

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

23 Şubat 2015 Pazartesi

Âşık Gevher

                            Âşık Gevheri





17'.nci yüzyılın ikinci yarısıyla 18'inci yüzyılın ilk yarısı arasında yaşadı. Asıl adı Mehmet ya da Mustafa. Yaşamına ilişkin kesin bilgiler yok. Nereli olduğu da kesin olarak bilinmiyor. Kırımlı, İstanbullu ya da devşirme olduğu yolunda tahminler var. Ancak Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın ikinci Viyana kuşatması üzerine söylediği şiirler, onun bu savaşa katıldığını göstermese de dönemin olaylarıyla ilgili bilgisi olduğuna işaret eder. Osmanlı devletinin birçok yerini gezdi. Hem aruz, hem hece ölçüsüyle şiirler söyledi. Aruzda, hecedeki kadar başarılı olamadı. Pek çok eski eserde ondan sözedilmesi şiirlerinin çokça tanındığını ve sevildiğini gösterir. Müzikle de ilgilendi. Şiirlerinde pekçok makam kullandı. Bazı şiirleri başkaları tarafından bestelendi. Kendi adıyla bilinen bir de makam vardır. Yani "Gevheri Makamı."

BEYAZ GÖĞSÜN BANA KARŞI

Beyaz göğsün bana karşı
Açma, beni öldürürsün!
Elâ gözler süze süze
Bakma, beni öldürürsün!

Öldürüp kanıma girme
Herbir yada gönül verme
Elâ göze siyah sürme
Çekme, beni öldürürsün!

Gevheri der: Şah-ı bülbül,
Beyaz gerdan bina-yı pül
Yanağına kırmızı gül
Takma, beni öldürürsün!

EY EFENDİM BANA MEYLİN VAR İSE

Ey Efendim, bana meylin var ise
Mahabbetin benim ile yâr olsun
Eğer senden gayri güzel seversem
Bülbül gibi işim ah ü zar olsun.

Tamahım yok bu dünyanın malına
Atlasına, dilbasına, şalına
Ben de Mecnun gibi dostun yoluna
Terkettiğim namus ile ar olsun.

T'an eyleyip niçin eli kınarım
Yad elinden giryan olup yanarım
Pervaneyim, dost şem'ine dönerim
Gam değildir, ko meskenim yâr olsun.

Gevheri der: Fırsat gitti elimden
Anın için korkum yoktur ölümden
Kim cüda kıldıysa beni gülümden
Bencileyin gonceleri hâr olsun!



CEMALİN BAĞINDA SEYRAN EYLEDİM

Cemalin bağında seyran eyledim
Bülbül sesi, gonca sesi, gül sesi
Gûşume dokundu, ihsana geldim
Ayva sesi, turunç sesi, nar sesi.

Sende ne halet var, ey peri sanem!
Gönül verir sana her gören âdem
Kâkülünden gelir gûşume her dem
Zenci sesi, Mansur sesi, dâr sesi.

Dost ele alınca tir-ü kemanı
Gör nice eyledi divane beni
Gördüm âşıkların, tutulmuş cihanı
Efgan sesi, girye sesi, zil sesi.

Gevheri! Gözyaşım döndü ırmağa
Yine minnet düştü elden ayağa
Beni Mecnun edip düşürdü dağa
Ahu sesi, maral sesi, yâr sesi.

TAZELENDİ ÂLEM NEVBAHAR OLDU

Tazelendi âlem nevbahar oldu
Gel sevdiğim senin ele gidelim
Açıldı her taraf sebzezar oldu
Gel efendin Şam'a doğru gidelim

Tîg-i gam ile hasmını hakla
Okunu düşmanın bağrında sakla
Küheylan at ile kargı mızrakla
Gel efendim yaylalara gidelim

Andelipsiz bağlar gülşen olmaz
Bunda gamlı gönüller şen olmaz
Bu diyarlar bana mesken olmaz
Gel efendim Şam'a doğru gidelim

İş edelim mest-i müdam olunca
Çamlıbel'de çay kenarı bulunca
Eğlenelim uz-i kasım gelince
Gel efendim Şam'a doğru gidelim

Bilemizce ola şeştar
Amma arada olmaya ağyar
Bu Gevheri bir sen bir de hizmetkar
Gel efendim çöllere doğru gidelim

NE KAÇARSIN BENDEN EY YÜZÜ MÂHIM

Ne kaçarsın benden ey yüzü mâhım
Seni seven var mı benden ziyâde
Rûz u şeb durmayıp alırsın âhım
Âşıkım ağlatma bundan ziyâde

Gece gündüz bir visâle ermedim
Bülbül olup gonce gülün dermedim
Bu cefâlar nedir ben de bilmedim
Var mı ki bir zâlim senden ziyâde

Söyle murâdını ben de bileyim
İnsaf eyle çok ağlattın güleyim
Kabul eyle sözüm kurban olayım
Haddim yoktur sana bundan ziyâde

Hercâisin gonce gülüm kokulmaz
Geçer gider hatırcığım sorulmaz
Der Gevherî mâh yüzüne bakılmaz
Yakar hüsnün beni nârdan ziyâde


KOŞMA

Elâ gözlerini sevdiğim dilber!
Salınıp geldiğin yolar öğünsün
Ne güzel yaratmış seni Yaradan
İnce belin saran kollar öğünsün.

Aman, hey eğlencem, gel yine aman!
Yok mudur zerrece göğsünde iman?
Soyunup koynuma girdiğin zaman
Göğsünü okşayan eller öğünsün.

Bir melek nesli mi vardır soyunda
Hak nazarım kaldı selvi boyunda.
Ol günlerde, bahar bayram ayında
Üstüne gölge olan dallar öğünsün.

Gevheri yârinin gülleri aktır
Var yürü yüzüne perdeler döktür.
Bilemem, sevdiğim, akranım yoktur.
Zülfüne dokunan yeller öğünsün...


TÜRKÜ

Beni kimse eğleyemez
Benim gönlüm alan gelsin
Tabipler bilmez ilâcım
Beni derde salan gelsin.

Mailim selvi boyuna
Melek karışmış soyuna
Soyunup uryan koynuna
Sinesine saran gelsin.

Kaşların yay, kirpiğin ok
Sana mail olanlar çok
Şu cihanda akranın yok
O kaşları keman gelsin.

Gevheri'yi kimse bilemez
Aşıkın ağlatan gülmez
İsmini söylemek olmaz
Filân kızı filân gelsin...

Kaynak:http://www.radyodoga.com.tr/Asiklar-4-%C3%A2sik-gevheri.aspx

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç