Bu Blogda Ara

İNSAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNSAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2016 Pazar

Sensin Umman Ey İnsan



Sabır ile iman ile halas eyle dünyanı, ey insan
Dünya eleminde, insan denilen ey kul, sensin umman

Dünya âlemini süslemeye gelmedin mi, sen ey insan
Ara bul gönlünde, Rahmandan yardımla gönüllere, sensin derman

Yüce Allah, sana akıl verdi, yok sende noksan
Aşk deryasına varmak istersen, gönlündür o deryaya ferman

İman ile Rahman güç kuvvet verdi sana, zalime karşı kullan ey insan
Ne bakarsın dermansız kalmış kuş gibi, aç bak gönlün var içinde, güman

Gez dünya âlemi, dermanın yoksa gönlündeki merhameti dağıt sana, ey insan
Aç gözünü bak âleme, gör Rahmanın kudretini, kâinat Rahmanı anlatır, ondadır argüman

Dünya âlemine gelen ey insan, görevin ne ise yerine getir, belki kalmaz zaman
İman yolunda yürü ey insan, yoksa nefis şeytan kapar, istersinde sana vermez hiç aman

Yaşadığın bu âlem, rüya âlemi değil, bil bunu sen, bu âlemde yürüdükçe
Derman var iken bedende, var iman yolunda yürü, sonra bulamazsın, yürümeye derman

İmanlı kula Rahman vermiş istediğini ey insan, anlamazsın iman etmedikçe, iman dersen odur hüner
Aç gözünü seyran eyle âlemi, bak kendine, yaşadığın değimli ahir zaman

Dilde gam keder sözleri sana yakışmaz ey insan, bunu bil anla her an
İmansız gezmek yakışmaz insana, şeytanla gezme ey kul, budur akıllara zarar

İman ile gez ey kul, bununla ver her an, sen karar
Yoksa nefis şeytan seni kapar, edersiniz cennetten firar, girersin cehenneme, etme zarar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Halas: Kurtuluş, kurtulma, selamete ermek
Argüman: Delil, kanıt
Güman: İnanç, kanaat, neşe



27 Aralık 2015 Pazar

İnsan bu bazen kelek bazen melek




İnsan bu bazen çıkar kavun gibi keleği
Arasan bulursun melekler gibi meleği
Çıkarır verir edepli olan can yeleği
İnsan bu bazen olurda kelek bazen melek
Keleğe ihtiyaç yok olsun az bize melek

İnsan bu bazen yıkar gönül ile bağını
Önüne yığar aşılmaz olan koca dağı
Bırakmaz nefreti ile yıkar cümle sağı
İnsan bu bazen olurda kelek bazen melek
Keleğe ihtiyaç yok olsun az bize melek

Bazen değeri olmaz atsan onu atılmaz
Çöpün içine katsan çöpe yazık katılmaz
Yolda yüzünü görsen hiçbir zaman bakılmaz
İnsan bu bazen olurda kelek bazen melek
Keleğe ihtiyaç yok olsun az bize melek

Kul Mehmet’im insan her an insanlık tavında
İman ile imanı yaşar gençlik çağında
İnsanlık gerek kula insana en başında
İnsan bu bazen olurda kelek bazen melek
Keleğe ihtiyaç yok olsun az bize melek

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

28 Kasım 2015 Cumartesi

Ölmek İçin Yaşayan İnsan



Ölmek için yaşayan insan neyin peşindesin
Ölüm senin göbek adın peşinde adım adım
Kaçsan kurtulamazsın koşarsın izinde
Yaşadığın âlem onun içinde çıkış kapısı ötesinde
Neyin peşindesin kuşandın ölümü sana o hep yakın

Acizsin fakirsin ölüme var mı çare bulan kaçan
Gezersin kurt meydanında aç gözü ile yol alan
Def etsin kurdu incitme insanı çölü yaşatan
Aman dileyene aman ver kalırsın amansız
Neyin peşindesin kuşandın ölümü sana o hep yakın

Yerin altı muamma değil yaptığını çektiğin yer
Gönlünde varsa güzellik ölmeden ortaya ser
Yoksa gönülde güzellik nefretin seni boğar ey beşer
Bil vahşi ile yahşiyi karıştırma aman herkes ölüme gider
Neyin peşindesin kuşandın ölümü sana o hep yakın

Kul Mehmet'im sen sakın aslan olup kükreme
Yoksa mezarda bekler kükrediğin aslan deneme
Yaşarken dev aynasında görme sakın kendini
Mezarda seni boğan dev bekler unutma sakın
Neyin peşindesin kuşandın ölümü sana o hep yakın
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


11 Kasım 2015 Çarşamba

Ölümle Ölmez İnsan...


Ömür kervanı çıkar yola hayat bu yürür sona
Yolda karşılaşır bir an Azrail denen o cana
Biten son yeniden sonsuza koşar ölüm sunar yaşam
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Ölüme bulunmaz çare öyleyse bu kibir nedir
Halini bilmeze dersen senin sonun acep nedir
Aç derdini Rahman'a ölüm gelse de o güldürendir
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar

Konuşurken doğru söyle sakatlama o gül dilini
Veren el eyle alan eyleme o uzanan nur elini
Yara açıp yakma insan gönlünü bükme belini
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Soluksuz dertlere peşinde koşma dermanın kalmaz
Yüce Rahman kulunu dertsiz yola girince yüzüne bakmaz
Dertsiz yola girenin eli kolu kırılır yukarı kalkmaz
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Birlik yolunda giderken nankörlükle sapma yanlış yola
Beden gönül yara alır yara açma tende girilmez kola
Yalnız kalırsın nankörlükle ondan sonra halin ne ola
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Gönül gönül dağından gel diye seslenir bahar gelsin
Gönül halinden anlamayan bahar yazı ne bilsin
Halden anlamayan durmasın karanlık mağaralara girsin
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Ömür heybesine iyilik toplayan iyilik götürür
Ömür heybesine kötülük toplayan ateş götürür
Neşe ile gülen dağıtan cennete neşe götürür
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Merhametle ol salma başını sen derde
Gönül penceresine nefretle çekme sen perde
Lazım olur gönülde merhamet günün birinde
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Bu can emanettir merhametle donat teslim et
Helal kazan helal ye olsun sana can kardeşim afiyet
Görünmeyen yolda bilinmez ne olur son akıbet
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar

Kul Mehmet'im Rahman derdimize tek dermandır
Kulu mutlu olsun diye huzur dolu yolu gönül'e açandır
Kul bilmez nankördür gönülde huzuru bırakıp kaçandır
Ölümle ölmez insan yeniden sonsuzluğa doğru koşar
Koşar insan sonsuzluğa iman var ise coşar
Koşar insan sonsuzluğa iman yok ise şaşar


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

13 Eylül 2015 Pazar

Ey Nefreti İle Gezen Nefret Sahibi, Az Ol İnsan...



  İnsan bazen gönlündeki coşkun sevgi ile karşısındakine al gönlümdeki sevginin tamamı senin olsun az biraz gülümse der, ama maalesef o karşındaki sevgiden anlamaz, gönlüne nefret tohumları ekmiştir anlamaz bilmez sevgiyi, bilmez sevgiyi, sırtını ihaneti ile döner gider... Sessizce usulca gönlüne dokunmak istersin kükreyen Aslan gibi seni parçalamak ister, sanki sen onun rızkına mani oluyormuşsun gibi,algıda seçici olmadığı için, algıları nefret ile köreldiği için anlamaz, yağan yağmurlar rahmettir çiçekleri böcekleri güldürür ama nefreti ile gezeni güldürtmez o rahmet ,çünkü kalbinin kapısını rahmete sevgiye kapatmıştır, anlamaz, bilmez, hissetmez!

  Hep kavgaya tutuşmak ister, hep yenilir tekrar kavga ister... Kalbini nefreti hırpalar yok eder görmez, masum olanı yıkmaya çalışır, pişmiş kelle gibi sırıtır, onu ancak cehennem paklar, ya da kul çaresiz kalınca ağlar o zamanda ölmeden önce yüce Rahman alnından haklar o nefret ile gezeni. Akşamdan üstüne yattığı zaten nefret, kalktığında elbise diye giyindiği nefret, günde üç öğün yediğin nefret, nasıl böylesi sancı gaz yapmaz midende hayret, hayallerin geleceğin ayakaltında bakar kör görmez. Ah nefreti ezip geçen gurur, hayatın aynasında o çirkin suratınla nasıl güzel görünmeye çalışırsın bilinmez! Seni taşıyanlar paramparça olur hayalleri geleceği nasıl anlamaz muamma! Çanakkale de yazıldı destan, destanı kabul etmez içindeki düşman nefretini kusar hala anlasana ey insan! Elinde dilinde nefret söylemi bundandır o batı denilen zalimlerin, yenilgiyi hazım edemez, zaten hep yıkılmaya mahkûm olan anlasan ey insan!


  Ey nefreti ile gezenler gezen, ülkenin bağrına vurduğun yumruk senin yumruğundur, o yumruk senin yüreğini de acıtacak biraz sonra ne zaman mı -ESARET-altında kalınca, işte o en umursuz gününde sana umut olacak bir şey bulamayacaksın, nefreti ile yanında gezdiğinde umut yok ki sana da versin, onda hep nefret var bunu anladığında çok geç olacak, yaktığın mazlum yüreklerin ateşi senide yakacak, o zaman bağrına yumruk değil dağlar çökecek ve altında ezileceksin, seni o zaman elinden tutarak kaldıran da olmayacak, çünkü nefreti olan hep yıkmayı bilir, kaldırmaktan anlamaz, cayır cayır nefret ile yanmadan önce iyi düşün ey ülkemin güzel insanı, yakarsan yanarsın, yıkarsan yıkılırsın unutma, itersen son bir defa daha düşün, yıkanla değil, inşa edenle yürü... 

  Sen ekmek dersin o kavga ile yıkım der, sen helal ekmek dersin o haram ekmek der, sen koyun dersin, o kurt gibi saldırır ve kurtların saldırdığı ortamda onunla olan yüreğini o kurt'a kaptırmış demektir, can çekiştiğinde önce senin can çekmeni ister...

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

28 Ağustos 2015 Cuma

İnsan Zaten Aciz Birde Sende Düşürme




Ey kul namaza kalkınca sustur nefsini şeytanını
Sussun tüm sesler gönlünde taze imanınla secdede
Bekleme başka mucize sensin gönlündeki ile mucize
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

İnsan zaten aciz birde sende düşürme
Sar gönlün ile sığmasın o yere göğe
Nefsi şeytanı yola getir imanla döğe döğe
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

Yaşarsan musibeti vardır ondan bir hayır
Sen var mazlum olanları kayır
İman dersen uçsuz bucaksız gönülde bayır
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

Gönül denilen yere yakışır iman odur mihrap
Gönülleri sen sakın eyleme viran ile harap
İman ile ol onunla yaşa görmezsin sen serap
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

Haram eylemem helal olan aşını
Akıtma nefretle gözlerde yaşını
Secdede eğ kaçma sen eğ başını
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

Dünyanın merkezi gönlündür mutluluğu çok
Nefret kin girerse onun fazla ömrü yok
Sanma yalnız kalınca arayan soranı yok
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne

Kul Mehmet'im derki imansız derin dertlere düştüm
Kendimi bilmedim vefasızlığımla dillere düştüm
Çok şükür sonunda iman yolunu buldum içine düştüm
Nefret kin karışmasın mucize olan gönlüne
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



4 Ağustos 2015 Salı

Yanılırmış İnsan Demek Ki


Duydum kahroldum terk etmiş sevdiğin
Zayıflamışsın derdinden kederinden
Tutmamış ilk günkü gibi seni ellerinden
Gülmezmiş bazen insan kendi kaderinden
Çok mutlu olacaksınız sanırdım ilk gördüğümde
Yanılırmış insan demek ki ilk gördüğünde

Gözleriniz gönlünüzce buluşunca volkan kaynardı
Bunlar ne hoş konuşur bakışır etmez derdim lakırtı
Söyle bana çekinme o vicdansız seni nasıl kızdırdı
Çıkmadı değimli beklediğin gibi bir âdem evladı
Çok mutlu olacaksınız sanırdım ilk gördüğümde
Yanılırmış insan demek ki ilk gördüğünde

Aşk limanı sanırdım sizi yanaşmak isterdim iskelenize usuldan
Bir şeyler öğrenmek aşk’ı yaşamak için kısa olan yoldan
Aşk sanki kanınızı kaynatırdı saldırırdı sanki iki koldan her yandan
Ağzım açık kalır yatardım hayran kalırdım yaşardım aşkı sizinle bedavadan
Çok mutlu olacaksınız sanırdım ilk gördüğümde
Yanılırmış insan demek ki ilk gördüğünde

Boş ver be Şeyda ben varım yanında arkadaşın
Anlat bana onda bulamadığını arayalım benim can yoldaşın
Korkma bakmam sana aşk gözü ile bende olan sana az gelir şaşkın
Yanaş yamacıma az gül eskisi gibi güller açsın mahallemizde
Bırak onu yerde kalsın elinde duran diken gibi batan çıkın
Çok mutlu olacaksınız sanırdım ilk gördüğümde boş ver sen gülümse
Yanılırmış insan demek ki ilk gördüğünde seninle benim gibi
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)




18 Mayıs 2015 Pazartesi

BİLGE KİŞİ VE İNSAN-1- (Özgürlüğü arayan insanın kendisi ile buluşması)




Koşarken yolda hızlı, hızlı Kolundan tutan bilge kişi sordu
-Neyin peşindesin? Böylesine hızlı, hızlı koşarken? Az dur da soluklan bir nefes al, ondan sonra yoluna beraber devam ederiz, sakin adımlarla.
Şaşkındı, birden bire önüne çıkan ve kolundan tutan ve bu soruları soranı görünce ömrün, yolunda giden insan bir an afalladı ve şöyle söyledi.
-Özgürlüğün peşinden koşuyorum, bir an önce yetişmem ve onu yakalayarak onunla beraber yol almak için diğer insanların yanına götüreceğim.
-Özgürlüğün bu yöne doğru gittiğinden emin misin?
Diye soran bilge adama şaşkın ve telaşla sağına ve soluna bakınırken, endişe dolu bir sesle
-Bu yönde değil mi özgürlük? Ben bu yönde olduğu kanısına vararak bu yönde koştum. Sen gördün mü yoksa başka yöne mi koşuyordu?
-Bilmem ben sana soruyorum, sen cevap vereceksin arayan sensin.
Cevapların çelişki dolu havasında iyice kafası ve yönü karışan insan bir an oturdu, başını öne eğdi derin düşüncelere daldı. Bilge kişi hayranlıkla onu seyrediyordu. Sordu bilge kişi emin bir ses tonu ile
-Yola çıkmadan önce iyi düşünerek çıktığından emin misin? Emin olsaydın böylesine kara, kara düşünmezdin.
Başını kaldırdı yalvaran gözlerle
-Şey yani kalabalık bu yöne doğru koşunca özgürlük diye bende onlardan önce koşarak bir an önce yakalamanın heyecanı ile koşmaya başladım, takı sen kolumdan tutmadan öncesine kadar. Sahi sen kimsin? Burada ne işin var. Böylesine sakin ve huzurla kimi bekliyorsun? Beni de yolumdan engelleyerek aklımı karıştırıyorsun. Yoksa sende mi özgürlüğün peşinde koşuyo…
Sözünü bitirmeden şaşkınlık ve sevinç dolu olarak
-Yo.. Yoksa özgürlük denilen şey sen misin?
Bilge kişi hafiften tebessüm ederek
-İyi bak bakayım ben ona benziyor muyum? Bak ama sadece bakmakla kalma ve gör!
Afallayarak
-Ne bileyim önüme sen çıktın bende seni bir an özgürlük sanarak sevinçten nerede ise havalara uçacaktım, demek ki sen o değilsin!
-Söyle bana aradığın özgürlük nasıl bir şey tarif et sana belki yardımcı olabilirim?
-Gerçekten yardımcı olur musunuz?
Olmaz olur muyum seni böylesine şaşkın ve ne aradığını bilememenin ızdırabında can çekişirken yardımcı olmaz mıyım, tabi ki olurum.
-Teşekkür ederim
-Bir şey değil. Şimdi bana tarif et bakalım aradığın bu özgürlük nasıl bir şey?
Bir an durdu düşüncelere daldı. Başınıkaşıdı, etrafına boş gözlerle baktı.
-Aslında, şey yani tıpkı benim gibi, yok değil senin gibi, yok değil dur bakayım düşünmedim galiba yola çıkarken kalabalık özgürlük diye bağırınca bende hoppa içlerine daldım evet, evet öyle oldu.
-Soramadın mı onlara?
Kahkahalarla güldü
-Sen delisin galiba nasıl sorabilirdim?
-neden?
-Azgın deli sele kapılmış kayan toprak gibi öfke ile bağırlar iken nasıl soru sorabilirdim? O kalabalıkta kimin ne söylediği belli olmazken sadece özgürlük demeleri anlaşılırken nasıl soru sorabilirdim?
Bilge adam konuşmadı. İnsan ona bakarken hayretle
-Çok haklısınız bak bunu sormam gerekirdi. Cevabın almadan onlarla yola çıkmama gerekirdi. Neden ne için, kimin için sorularını sormalı idim. Ama kabul etmelisin ki o kalabalıkta o azgın selin önde kayan toprak gibi insanlara da o anda bu sorular sorulmaz ki? E ne bakıyorsun bir şeyler söylesene, bakma yüzüme öyle
Konuştu bilge adam
-Sorularda, cevaplarda senin biraz önce söylediklerinde saklı.
-Anlayamadım?
-…
-Yine sustun, bari hangi yöne koşacağımı biliyorsan söyler misin? Daha fazla aramayım? Madem beni durdurdun bari durdurduğun bir işe yarasın?
- Bilemem. Ne aradığını bana tarif etmedin ki sana yardımcı olayım?
Kızgınlık dolu bir ses tonu ile
- Özgürlüğü dedim ya biraz önce!
- Bende sana, bana tarif etki yardımcı olayım diyorum, başka bir şey mi söylüyorum? Bilemediğim bir şey hakkında sana nasıl yardımcı olabilirim? Ağacı soruyorsan işte bak karşında, kuşları soruyorsan bak havada uçuyorlar bana adını söyledin ama nasıl bir şey olduğunu da tarif etki bileyim sana yardımcı olayım. Bilmediğim bir şey hakkında yardımcı olmamı nasıl beklersin ey insan?
İnsan düşündü ve
-Bak bu konuda çok haklısın yerden göğe kadar, ben bunu hiç mi hiç düşünemedim! Aceleye geldi, evet, evet. Peki, şimdi benim ne yapmam gerekiyor ban yardımcı ol, hiç olmazsa bu konuda yardımcı ol?
-Yine başa geldin
- Nasıl tarif edeyim dur bakalım. Şöyle tıpkı iri yarı önüne geleni deviren yıkan bir elleri uzun mu yok kısa yok, yok uzun ve geniş gözleri üç tanemi yok, yok benim gibi iki tane gözü olan birisi galiba, anlata bildim mi acaba?
- Sence? Gerçekten aradığın bu mudur? İri yarı önüne geleni ezip geçen daha doğrusu önünü görmeyen bir şeyi sen nasıl aramaya çıktın ben hayretler içindeyim?
İnsan tekrar düşündü ve

-Evet, bende senin gibi şimdi hayrete düştüm doğrusu, hayret utanmaz isem senden ve kendimden kahkahalarla güleceğim!
Gülmeye başladı. Bilge adam onu hayranlıkla seyrediyordu. Gülmesi durunca
-Kusura bakma hem kendime hemde arkamda gelenler içinde güldüm
-Enteresan değil mi?
-Yani!
-Peki, koşmadan önce önünde bağıran kişinin gözlerine baktın mı?
-Neden?
-Sizi peşinde sürüklediği şey gözlerinde parıldıyor muydu? Göresin de peşinden koşasın diye soruyorum?
-Sen ne garip birisin? Böylesine gizemli ve muammalı sorular soruyorsun? Daha ban kim olduğunu söylemedin?
-Sen önce aradığı bul cevabını bul, ben sana kim olduğumu söylerim.
-Anladım senden de ban hayır yok, ben en iyisi geride bıraktıklarımı bekleyeyim.
-Ya geride bıraktıkların geri dönmüşler ise o zaman ne yapacaksın?
Kızgınlıkla
-Sen ne söylediğinin farkında mısın onlar böylesine emin adımlarla yola çıkmı…
Durdu, yutkundu endişeli gözlerle döndü arkasına baktı
-Sahiden böyle bir şey olabilir mi? Yok canım beni önde koşarken gördüler, beni bırakacakların hiç zannetmem!
İçine endişenin kara bulutları esmeye başlamıştı. Düşündü, kızardı, bozardı, bilge adama baktı. Bir şeyler söylemek için çalıştı, söyleyecekleri boğazına takıldı, yutkundu. Gözünde iki damla yaş önce yüreğine damladı ateşe düşen su gibi cızladı ve sonra hafifçe toprağa damladı. Gözlerindeki yaşlar yere damlar iken başını kaldırdı bilge adama doğru baktı. Bilge kişi.
-Ağlamak iyidir, yüreğinin ateşini söndürür ve seni kendine getirir az sabırlı olursan birazdan ferahlarsın.
Yere oturdu, gözleri yere bakılı olarak saatlerce kaldırmadan kala kaldı. Bilge kişi
-Haydi, kalk yeter bu kadar karamsarlık, biraz yüzün gülsün? Şimdi sorularıma cevap ver?
Gözlerindeki yaşı kolu ile sildi.
-Buyur sor sorunu?
- Bu aradığını kendin için mi arıyorsun?
-Şey aslında hem benim hemde arkamda gelenler için galiba, evet, evet bizler için.
-Aferin bak bu cevabın güzel.
Yüzü güldü
-Peki, bu aradığını sandığın veya sandığınızın şekli nasıl kime göre şekli var? Sana göre mi? diğerine göre mi? Kime göre?
- Aslında kalabalığa bakarak konuşsam olmayacak, hepsi başka, başka konuşuyordu ama yönleri aynı idi. Kime göre mi? Onla yok, yok yanındaki iri yarı adama göre mi, yok canım o daha başka türlü bağırıyordu, aslında yani şöyle desem, bana kalsa, ne bana göre, ne ona göre, nede şuna göre olmalı. Kendisi gibi olmalı olduğu şey ne ise o olmalı ama herkese eşit olmalı evet, evet böyle olmalı. Herkes kendisine göre şekil verirse olmaz. Evet,evet, aynen böyle ol
Sözün gerisini getiremedi bilge kişi yok olmuştu. Şaşkınlıkla etrafına bakındı etrafında kendisinden başka hiç kimse yoktu. Havada aydınlanmış, ilerde güneş doğmak üzere idi. Kendi kendine
-Ne garip birisi idi, şimdi burada idi ne çabuk kayboldu bir anda geldi ve bilgelik dolu evet, evet bilgelik dolu muamma ve sır dolu sorularla sanki şey gibi şey akıl gibi yoksa yoksa olamaz ben şimdi!
Şaşkınlık içinde etrafında dört dönmeye başladı. B u dönme esnasında başı dönmeye başladı tam düşmek üzere iken irkilerek durdu. Durdu ama başı ve dünya etrafında pervane gibi dönüyordu, dönüyordu. Karşısında bir karartı vardı. Dikkatlice bakmak için ne kadar uğraştı ise seçemedi çünkü başı ve dünya deliler gibi dönüyordu. Karşısındaki kahkahalarla kendisine gülüyordu, pişkin, pişkin. Düşünceleri içinde kızarak "Ne pişkin birisi yardım edeceğine beni tutacağına karşıma geçmiş pişkin, pişkin sırıtarak kahkahalarla gülüyor" diye düşündü. Ama başı ve dünya hala dönüyordu, Hemen yere oturarak gözlerini kapadı, gözlerini kapayarak başının ve dünyanın durmasını bekledi bir süre, beklerken de karşısındakinin kim olacağı hakkında acı, acı kuşkulu olarak derin, derindüşünüyordu. Nihayet başının dönmesi durdu ve gözlerini usulca açtı dünyanın da dönmesi durmuştu fakat karşısındaki kişi kendisine bön, bön bakıyordu. Kızarcasına
-Sen kimsin uzun zamandan beri kahkahalarla bana bakarak güldün ve şimdide bön, bön bakıyorsun? Sen kimsin? Sizlerde kimlersiniz? Biraz önce başka birisi vardı şimdi ise sen? Sizleri bilerek mi benim yanıma gönderiyorlar? Kim gönderiyor? Neden? Niçin gönderiyor? Neden suratlarınız değişik, ben mi yanlış görüyorum, yoksa sizler mi değişiksiniz? Bunu anlatacak bir Allah’ın kulu yok mu?
- Sen ne diyorsun? Kimden bahis ediyorsun? Biraz önce yanında başka birisimi vardı? Nereye gitti?
İnsan bu defa iyice kızarak
-Sizler benimle dalgamı geçiyorsunuz? Ben nereye gittiğini bilmezken sana nasıl cevap verebilirim? Hem sende kimsin? Ne arıyorsun yanımda?
- Ben seni arıyordum?
Şaşkınlıkla
-Benimi arıyorsun? Hem sen, senbe. Beni nereden tanıyorsun? Ben seni niye tanımıyorum, tanıyamıyorum? Bugün bana bir şeyler oldu her şey karma karışık tam bir bilmece, hatta dolambaç girince çıkılmayan!
-Sakin ol enerjini boşuna harcama biraz sonra sana lazım olacak?
-Sen ne diyorsun? Anlamıyorum? Çıldırmak üzereyim!
-Sakin, sakin ol, ama şimdilik sakin ol, senin burada ne işin var? O kalabalığın arasında sıyrılarak en önde koşarak burada senin ne işin var?
-…!!!
-Şaşkın şaşkın bakma, sen içlerinde en cesur ve cesaretli olandın, neden deliler gibi en önde koşarak buralara kadar geldin ve tek başınasın?
-….!!!
-Tamam, anlıyorum özgürlük denilince en önde koşman bira aptallık hatta saflık özgürlük işte orada idi o kalabalığın içinde idi ve sende onlara liderlik edecek vasıflara sahip iken şimdi burada tek başınasın. Haydi, kalk şaşkın aval, aval yüzüme bakma, onlar şimdi orada lidersiz kendi başlarına bir şey yapamazlar sen liderlik vasfına sahipsin. Kalk doğrul ve hemen onların yanına koş ve onlarla beraber hatta vaaz geçmeye kalkarlarsa ben arkandayım, sana yardımcı olurum, haydi.
Kalktı yerden hiçbir şey anlayamamış olmanın şaşkınlığı içinde
-Ben mi liderlik vasfına mı sahibim? Sen benden mi bahis ediyorsun?
Derken etrafına bakındı kendisinden başka kimse yoktu etrafında. Kendisine bir güven geldi, silkelenir gibi oldu. Başını dik tutarak.
-Evet dediğiniz gibi liderlik vasfına sahip birisiyim bu sözünüz beni adeta canlandırdı hatta sanki şevk verdi desem az söylemiş olurum.---
-işte bende bundan bahis ediyorum ya size şimdi hemen benimle koşarak arkadaşlarının yanına geliyorsun onlar şimdi orada tek başlarına gerçi kalabalık olmalarına rağmen lider olmayınca yalnız sayılırlar.
-Evet, hemen gidelim. Yalnız ben bu liderlik konusunda pek bir şeyler bilmiyorum, belli ki sen bu konularda bir şeyler biliyorsun yoksa bir bakışta bendeki liderlik ruhunu göremezdin ve hissedemezdin!
Karşısındaki içten içe gülerek
-Biliyorum sana yardımcı olurum, zaten bir bakışta hemen sizdeki bu asil ruhu ve asaleti göremezdim zaten çok basit.
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç