Bu Blogda Ara

masum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
masum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2016 Cuma

Sözüm Sana 2017

2017 ile ilgili görsel sonucu

Ah iki bin on altı gelişin daha dün tazeydi
Tövbe etmedin silmedin günahını
Yerde sürünmen dersen daha dün yeniydi
Aldın binlerce mazlumun ahını
Bir anda büyüdün nefret ile gözyaşı içinde
Yaktın binlerce masumun canını
Getirdiğin mazluma gözyaşı acı feryat idi
Akıttırdın zalimle beraber insan kanını
Çek git artık nefret gözyaşı feryadın ile
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Yanlışa düştün dersini kendin alırsın dedik
Zalimle oldun  onun pilavını mı yedin
Seni gönlümüzde güzellikle bizler yetiştirdik
Sen bizi değil bizi yıkanları sen dinledin
Çek git biran önce iki bin on altı dünyamızda
Terör belanı da al git yoksa ciğerine saplarız
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Ey iki bin on yedi yüreğinde merhameti al koy
Yürü masumlarla baş başa aheste aheste
Zalimin sofrasında değil fakirin sofrasında doy
Zaliminki ağlatır fakirin güldürür bir gülüşte
Zalimde yok merhamet arama boşuna der soy
Masum ölür cennete zalim cehenneme gider son nefeste       
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Masum feryat etti duymadın iki bin on altı hiç çağrı
İlk gün çok sevmiştik senin o bakışını
Zalimle terörle bir oldun ağlattın zarı zarı
Ufak ufak bir anda gördük hak yolunda kaçışını
Yaz gününde masumların başına yağdırttın karı
Beklemezdik senden zalimle oturarak yaklayışını
Şimdi giderken sönmüş götürüyorsun yanan farı
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
 
Kul Mehmet’im der ki doğru ol yerinde dur
Bir parça mutluluk yeter sana da bize de yeter
Yalan peşinde koşanlar bil ki yalan olur
Zalim gibi hepsi benim olsun deme çektirme keder
Kendi yok oluşu için koşanlar aradığını bulur
Sende zalim gibi olursun perişan gelişin o an biter
Yokluk peşinde koşan yokluk peşinde yorulur
Masumla fakir ile olursan seni gönülden candan sever
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

26 Eylül 2016 Pazartesi

Kazanan Her Zaman Masum Ve Mazlumlar Olacaktır

                     
 masumlar mazlumlar ile ilgili görsel sonucu
Ah masumlar ah masumlar ne kadarda tertemizsiniz, gözleriniz gönülleriniz tertemiz, gönlü kir nefretle dolu olanlar, bu temiz bakışa gönüle tahammül edemiyorlar… Bu tertemizliğiniz onlara da bulaşacak diye, en tepedeki o eli kanlı nefretle yatıp kalkan lakin nefret kin kendisine dokunmasını istemeyen o sefil rezil, masumluğunuz gönül güzelliğiniz âlemi saracak, kasası boşalacak aç gözlülüğü bitecek sanan o rezil, kendisine adamlarına bulaşacak diye istemiyor saflığı temizliği, az ile yetinmeyi… Sözcükler yalvarmalar insanlık değer bir şey ifade etmiyor onun için, onun tek değeri kasasının kâğıt parçaları ile kan ile dolması birde kendisi ve ailesi, bundan gayrısı değersizdir o şerefsiz zavallı için.

Tüm insanların hayalleri umutları yarınları değersizdir onun yanında, tek hayali umudu kendisi için var sanır, yakar yıkar kan döker… Ama bilmez ki siz masumlar varsınız diye o bu tertemiz dünyada bir nefes alıyor, bir lokma aş yiyor fazlası zaten fazla yüreğine saplanacak, yüreğindeki kin nefret onu cehennem alevinde yakacak yakacak yakacak… Çocukların cıvıl cıvıl oynamasını istemez bilir ki yarın o çocuk büyürse, elindeki haksız kazançlarını alacak be hey zavallı, ölüm gelince zaten her şey elinde alınmayacak mı ey zalim ey şerefsiz alçak… Çocuk seslerini keserek anneleri o masum anneleri babaları insanları gözyaşına boğmak sana kazanç değil yıkım getirecek, sonunu hazırlayacak ey ahmak salak… Bütün insanların sesini de kessen de, onların sessiz haklı çığlığı seni boğacak, yıkacak düzenini saltanatını… Yıkanlar yıkılmaya mahkûmdur, ezenler ezilmeye mahkûmdur kaçışı yok…

Anlamaların soluksuz yorgun, kazançların bomboş kalacak senin gibi, kazanan hep mazlumlar masumlar olacaktır, sen yıkma fikrine sahip olduğun an yıkılmaya aday oldun… Sen hiç üşümedin ki üşüyenlerin hissettiklerini hissedesin, sen hiç aç kalmadın ki çatlayana kadar yedin ne bilirsin açın halinden ama bileceksin ve göreceksin ne kadar zavallı olduğunu son nefes anında her şeyi göreceksin, pişmanlığınla bin bir parçaya bölüneceksin ama bu sana hiç fayda sağlamayacak… Yaşasın zalimler için cehennem derken, sen çoktan cehenneme girmiş o alevler içinde perişan bir halde seni kazandıkların kurtarmayacak bir halde sonsuz azapla tanışacaksın…

Hayatın boyunca bir masuma mazluma güzel bir söz mü söyledin ki, sana güzel bir söz söyleyecek alevine su dökecek olanı arıyorsun arama bulamazsın, yok edenler yokluk bulur yoklukla kalır… Dinlemedin, seni dinleyecek olanı beyhude arama…İnsanoğlu bedeni ile çalışır lakin gönlü ile kazanır, gönlünde az biraz merhamet var ise kazandığını ihtiyacı olan ile paylaşır ve kazanır. Eğer gönlü boş ise çalışır kazandığını sadece kendisine ayırır ve ihtiyacı olanla paylaşmaz ise o zaman kazanmaz hep kaybeder. Gönülde ne varsa o dur asıl kazanç. Allah kulun kazancına malına bakmaz gönlünde ne var ne yok ona bakar, ona göre bir değer biçer. Mazlum masum ağlarken yağmurdu gözyaşları, özlemleri gönüllere giden yoldu anlamadın anlayamadın, şimdi senide kimse anlamayacak, kazanan masum ve mazlum olacaktır… Yaşasın Zalimler İçin Cehennem…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

15 Mayıs 2016 Pazar

Atışalım Güzellikler Çıksın Meydana-2



neden sen boş gözlerle bomboş bakar gezersin
kendi çıkarın için masumları ezersin
cehennem için kefen sen kendine biçersin
nefis şeytan ile sen neden boşa gezersin

imandır bu dünyada bulunmaz bir hazine
nefis şeytanla gezmek söyle senin neyine
nasıl yaşarsın söyle sen edepsizcesine
nefis şeytan ile sen neden boşa gülersin

neden nefesin hakkın yolunda hiç dinlenmez
önündeki cehennem çukurun gözün örmez
kazanırken kulların ey hakkını sen vermez
nefis şeytan ile sen neden boşa gidersin

gönlünde gönüllerde açma sen sakın yara
zalimliğinle sana güzellik nasıl vara
bir gün düşersin sende ah'la dermansız dara
nefis şeytan ile sen neden boşa neylersin

adımlar yaklaşırken adım adım mezara
bir adım varda gel hak yola sende bir ara
gönlüne erişilmez niyetin hakka vara
nefis şeytan ile sen neden boşa gülersin

atma sakın sen nefis şeytanın o okunu
gelir sanada değer kaybetirir yolunu
hakkın zoruna gider kırar senin kolunu
nefis şeytan ile sen neden boşa gezersin

kul mehmetim tıkanır gibi neden hep yerler
aç gezenleri neden yaşarken hiç görmezler
hak yolda hakka doğru neden hiç yürümezler
nefis şeytanla ey kul neden boşa gidersin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet


9 Şubat 2016 Salı

Ey Putin Ey Zalim İt



Ey Rusya halin çok müşkül
Yaktın onca masumu çıkardın fasikül
Parçalanacaksın molekül molekül
Senden eser olarak kalmayacak kül
İman karşısında olamazsın herkül
Müslümanları sen koru yüce Rabbim

Ey zalim Rusya
Sen imanı yıkamazsın karşında var tevhit
Sen ancak kalleşlikle vurusun yıkılmaz mücahit
Cümle âlemle Rabbim zulmüne şahit
Gebereceksin sen ey it
Nefretinle boğulacaksın siktir ol git
İman karşısında olamazsın herkül
Müslümanları sen koru yüce Rabbim




Ey zalim Rusya ey dingil it
Öksüz yetimlerin ahı sizi boğacak
Soluksuz kalacak güneşiniz doğmayacak
Cehennem çukuru sizin için açılacak
 İman karşısında olamazsın herkül
Müslümanları sen koru yüce Rabbim
Cehennem zebanileri sizinle olacak


 Cehennem sizin sıktığınızdan fazla sıkacak
Cehennem ateşinde kızaracaksınız
Olmayacak ey zalim size acıyacak
İman karşısında olamazsın herkül
Müslümanları sen koru yüce Rabbim

Ey putin ey zalim it
Yıkılır mı binlerce yiğit
Vurulacak sana açılmaz kilit
Ey it oğlu it
Boynunuza geçecek ecelden yağlı ip
Siz adam değilsiniz bulunmaz sizde tip
İman karşısında olamazsın herkül
Müslümanları sen koru yüce Rabbim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

21 Ocak 2016 Perşembe

Sen Girerdin Odama



Itır ıtır kokarken saçların
Yarınları örüyorum ölü topraklar üstüne
Itır ıtır esen saçlarının kokusu
Toprağa damlarken
Solan çiçekler yeşeriyor toprakların üstünde
 Isıtır beni saçlarının ıtır kokusu
Gizli gizli ellerime dolanırken
Sabah güneşi sevdanla üzerime doğarken
Senli nasibi beklerim yeryüzünde
Sil baştan başlıyorum senli düşlere
Öptüm ruhunu koydum cebime

Masum gülüşün ısıtırken yüreğimi
Gülümsüyorum ben sana senin gibi
Ay doğar gecelerime avucumda sen
Yüreğimde hep sen sen sen benimlesin
Sensizlik çığlıklarımı hapis ettim gecelere
Zamansız ölümlere açıkken kapılarımız
Bir gün sen koşacaksın zamansız ölümlere
Bir gün ben koşacağım seni aşk ile sarmaya
Şimdi yoksam yanında
Sen gittin ise zamansız ölümlerle
Yok, olmam seninle değilim demek değil
Seninle olmak için hızlı adımlarla koşarken
Zamansız ölümlere sana sonsuz kavuşmaya
Gelmek için sana yoldayım seninleyim
Ellerim buz gibi uzatayım tut ve bak
Sensizlikten üşüdüm bak avuçlarımdasın
Itır ıtır saçlarının kokusu hala var

Yalnızlığımız bir çocuğun ağlayışı gibi masum
Aydınlıkla beraber sen girerdin odama
Saklanmış tüm sensizliğim kaybolurdu
Çekilirdi mevzilerine sensizlik
Yönsüz’ lük ekseninde boğulurdu
Yalnız olduğumu sandığımda
Yanılırmışım hep sen vardın ya yanımda
Seninle atan yüreğimde seninle eskimeyen
Kulağım çınlardı beni her andığında
Her terennümlerinde seni dinlerdim sendeki beni

Yıkıcı zamanları inşa ederdik seninle
Sessizce bizi bizden alan sessizliği yakalardık sessizce
Bizden aldıklarını alırdık
Çıplak kalırdı üşürdü sessizlik
Yalnızlığımızın hatırası kalırdı üstünde
Onu almazdık onunla bırakırdık bizi anlasın diye
Her zaman bize arsız arsız gülmesin sarmasın bizi
Leyla ile mecnunu katardık düşlerimize
Onlarla beraber ağlardık dertlerine
Hasretlerine
Bazen Leylayı Mecnuna
Bazen Mecnunu Leyla ya katar
Çöllerde buluştururduk
Hiç kavuşamayanları biz buluştururduk
Baş başa kaldıklarında
Hayranlıkla onların aşklarını dinlerdik yüreklerinde
Kefenle sarılı maziyi kefeninden kurtarır aşkla sarardık
El ele koşardı Mecnun Leyla'ya Kerem Aslı’ya çöllerde
Anlardık hakikat aşkın yüreğinde imiş
Binlerce yıl geçse de Leyla Mecnuna aşkı ile hala yanıyor
Hala Leylasını arıyor
Ve çok şükür ki bizim düşlerimizde sadece buluşuyorlar
Vahalarda yaylalarda bizimle koşuyorlar
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Ruhsati ile Hasbıhal



Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil/Ruhsati


Güzel bir vakte erişmedi günümüz
Yiğit belli mert belli değil geçti ömrümüz
Herkes yarasına birlikte derman aramıyor
Deva belli birlik dert belli birlik beraberlik bulunmuyor


Fark eyledik ahir vaktin yettiğin
Merhamete çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil


Fark etmedik ahir vaktin yettiğini
Ömrümüzün masumlara öldürmeye yettiği
Gücü yeten soytarı ile uğraştığımız
Düşman belli Kürt değil, adam adam değil

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil


Adalet birlik ile sağlandı zulüm yok olmaya başladı
Baharın gülleri solmadan yollara çıkıldı
Dünyanın sonu nefret ile çizildi
Koyun belli değil kurt belli değil nefret işte görüldü




Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor festen
Haraba yüz tuttu bezmi gülistan
Yayla belli değil yurt belli değil


Ayak başka yerde keder gezer masum gönülde
Ahımız çıkıyor semada isyan çıkıyor içimizde
Yollar harap gönüller harap gönlümüzde
Yayla belli yurt belli düşman belli değil nerede



Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehli fukaranın yüzü gülmüyor
Ruhsati de dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil



Edep bozulmuş dikiş tutmuyor
Cümle masumların yüzü gülmüyor
Kul Mehmet’im insanlara ne diyeceğini bilmiyor üzülüyor
Yazı söz kifayetsiz anlayan anlamayan belli değil ömür bitiyor

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

13 Haziran 2015 Cumartesi

Merhametinle Mutluluk Saçarım





Neylerim sensiz ben Rabbim naçarım
Sana gelmezsem kime ben kaçarım
Nefis şeytan yıkar gönlüm bakarım
Sana geldim Rabbim ben gözyaşımla
Merhametinle mutluluk saçarım

Etrafıma merhametle bakarım
Kuran Gül Resul yoluna koşarım
Ey nefis şeytan nereye kaçarsın
Sana geldim Rabbim ben gözyaşımla
Merhametinle mutluluk saçarım

Kalmasa da giyinecek bir fistan
İmanı giyerim ben olur destan
Nur iman yolunda mümindir koşan
Sana geldim Rabbim gözyaşımla
Merhametinle mutluluk saçarım

Ne çok uyursun sen yeter ey nefsim
Alalım abdesti haydi ne durursun
Secdeye varalım olalım masum
Sana geldim Rabbim ben gözyaşımla
Merhametinle mutluluk saçarım

Kul Mehmet’im imanla olsun huyun
İmanla iç sen tatlı olsun suyun
Nurlarla dolsun gönül ömür kuyun
Sana geldim Rabbim ben gözyaşımla
Merhametinle mutluluk saçarım
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

31 Mart 2015 Salı

Koğuşun Masum Çiçekleri

Koğuşun Masum Çiçekleri

Adını ne korsan koy, onlar kader mahkûmları
Hayat, özgürlük, güneş, hayaller mahkûm prangalı
Şeytana uydu, nefsine uydu, merhameti elden bıraktı, 
gözleri ağlamaklı
Ve bu yaşamı hak etmeyen, masum koğuşun çiçekleri, 
çocuklar masumluk abidesi

Suç kimde, hiçbir zaman çözülmeyen
bilmecelerle her an sunulan hayatlara
Önlem nedir adını bilmeyen, 
yasa koyucu yasacılar, özgürlükler içinde kalemler prangalı
Karalama yasa yazan, 
özgürlüğü içinde özgür olmayan yasa çıkaranlar
At gözlüğü ile hayata ve yaşama bakan, 
yaşarken bu gözlüğü çıkaran, üç boyutlu gözlük takanlar

Mahkûm gözlerinde saflık, 
seçilmeyen yaşamın, 
yaşamını parmaklıklarda yaşayan masum gözler
Gökyüzünü bilmeyen, uçurtmayı bilmeyen,
gülmeye mahkûm parmaklılar ardında koşan
İç dünyasında esen fırtınalar dinmeyen
Hayaller nedir hiç bilmeyen
Özlemlerine kavuşmayı bilmeyen
Masum, koğuşun çiçekleri çocuklar, masumluk abidesi
Özlemleri dolambaç, sancıları kırık, 
oyuncakları prangalar, hayalleri körebe oynamaya çıkmış
Masum koğuşun çiçekleri, çocuklar masumluk abidesi
Hayallerine sokulmayan, oynamasına izin verilmeyen
oyuncaklarından, mahrum
Burası benim evim diyerek çıkmak istemeyen, 
sevgiden güneşin sıcaklığına, mahrum
Tüm hayatını annesi ile kader mahkûmunu oynayan
gülmeyen, koğuşun çiçekleri masum çocuklar
Hayalleri içeriye sokulmayan, yasak oyun parkında 
oynayan mahzun, koğuşun çiçekleri çocuklarımız.
Pencere parmaklarında gökyüzünde uçan kuşları gördü, 
insanları gördü
Ve sordu annesine
Anne bu nedir diye gösterdi, 
gökyüzünde özgür uçan kuşu garip gözlerle
Anne çaresiz, yutkundu boğazına düğümler saplandı, kalın şişlerle
Özgür, uçan kuş diyemedi, özgürlüğü unutmuştu
Sordu çocuk, insanlar neden böyle koşturuyor, 
gözlerinde çaresizlik bitkinlik mutsuzluk
Çağıralım gelsinler, mahkûm yaşamasınlar
bizimle beraber, mutlu olsunlar
Anne boş gözlerle ve şaşkın, çaresizliğin kıskacında kırık,
sözler kırık, gözlerde akan yaşlar kırık
Anlatmak zordu, özgürlüğü soruyordu, 
yaşanıyor görünen özgür olmayan yaşamı soruyordu
Kızım onlar annelerini kızdırmış,
cezalılar gerisini getiremiyordu, 
özlemler yoktu çareler yoktu
Çocuk sarıldı korku ile annesine
Ben seni hiç kızdırmadım, 
kızdırsam beni cezalandırma, 
dışarıya bırakma
Kimseyi tanımıyorum, onlar gibi yürüyemem, 
onlar gibi gideceğim bir yer yok, cezalandırma
Yere düşen kuru yaprak, gibi rüzgârın peşine takılır 
o kuş gibi yok olurum beni bırakma
Hüsran gözler, gözlerde dökülen iki damla kırık gözyaşı,
ızdırab''ın can çekişmesi çaresizlik ve sessizlik
koğuşta halay çekmekte, çaresizce alınan nefesler
çaresizlikte hayalet dolanmakta koğuşta
Kul Mehmet kime söylüyorsun bu sözleri
Gözler görmez feryatları, görmez acıyı gözleri, 
görmesi gereken gözler
Bir gün çıkar, bu feryatlara derman olur,
merhametli olan sözleri ve özleri
Rabbim kurtarsın tüm kader mahkûmları 
ve koğuşun masum çiçeklerini
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç