Bu Blogda Ara

iken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2016 Perşembe

Var Şimdi Can Var İken

 
Nemli hep gözlerin sanki gülmeyi unutmuş
Dünya kaygısıyla bedenin kendini dondurmuş
Günde beş vakit çağırıyor Rahman gülmen için
Gidemiyorsun yoksa adımlarında mı donmuş
Var şimdi can var iken var huzura secdeye şimdi
Yarın musalla taşına gelmek istemezsen de geleceksin
Eyvah benim halim nedir diye feryat figan edeceksin
Faydası var mı fazla dünya malın sana faydası
Önünde günlük aylık rızkın varken
Neden korkuyla yaşarsın bir yıllık lokma kaygısı
Rızkı veren Yüce Allah kulun kaderinde ne varsa odur yazgısı
Nedir bu nefsin dünyayı için bu boşa işgal etme kavgası
Ecel geldiğinde alınacak elinden hepsi budur her şeyin açıklaması
Var şimdi can var iken var huzura secdeye şimdi
Yarın musalla taşına gelmek istemezsen de geleceksin
Eyvah benim halim nedir diye feryat figan edeceksin
Garip musalla taşı gibi soğuk durma Yüce Allah yanında her an
Var at bir adım dertlerine çare bulursun teslim olsan o an
Dert sıkıntı üzüntü kul içindir pişmesi için döner zaman
Ölü ceset gibi durma diril var Rahman ile hemen ayıl o an
Var şimdi can var iken var huzura secdeye şimdi
Yarın musalla taşına gelmek istemezsen de geleceksin
Eyvah benim halim nedir diye feryat figan edeceksin
Bazen hüzünlü bazen sevinçli bir döngüdür hayat
Böyle tek başına kalırsan olursun bayat
Yüce Rahman kulu için yarattı her şeyi anla senindir bu hayat
Var secdeye korkma cennet kokar seccaden inan o an
Zaman gelip geçiyor pişmanlık yığma geri gelmez giden zaman
Var şimdi can var iken var huzura secdeye şimdi
Yarın musalla taşına gelmek istemezsen de geleceksin
Eyvah benim halim nedir diye feryat figan edeceksin
Mezarını yaşarken geniş geniş derin kendin kaz
İçine de döşe nurdan floresan lambaları rahat et
Ne hayret edersin yap iyilik Salih amel mezarın olur geniş
Kazandığın amelle nur dolar mezarında rahat olursun o zaman
Dünya senin olduğu gibi kazandıklarında senin olur
Var şimdi can var iken var huzura secdeye şimdi
Yarın musalla taşına gelmek istemezsen de geleceksin
Eyvah benim halim nedir diye feryat figan edeceksin
Seher vaktinde günde beş vakit aç ellerini Rahmana
Nurla doldur al götür karanlık denilen mezara
Bak bakalım mezar karanlık mı ışık mı anlarsın o zaman o ara
Yüce Rahman kendine kulu koşarsa hiçbir zaman düşürmez dara
Dünya ve ahirette Yüce Rahman seni sara
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

14 Nisan 2016 Perşembe

3 Soru 3 cevap var mı çözen




Bal iken nedir yere dökülen

Gül iken nedir kuruyup giden

Âlemi içine alırken nedir kadir kıymeti bilinmeyen

Çözen varsa çözsün mutluluğa erişsin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet
1-
2-
3-

30 Mart 2016 Çarşamba

Ozan Miktadi kardeşime cevaben



Ozan Mikdadi kardeşim bizde cahil cahil gezmek var iken
Bizde bilmeye okumaya ne gerek var
Hakkı olanın hakkını almak var iken
Hak yolunda dürüst olmaya ne gerek var
Neden ileriye varamadık diye soru sormaya hiç gerek yok

İlim dersen o nedir hiç bilinmez
İlim bilim dürüstlükten dersen hiç bizde görünmez
Elektronik devir bizi batırma anında sezilmez
Bilmek suç birbirimizi sevmek suç hissedilmez

Önce bir cahil bulacaksın yol alacaksın
Okuyup bilenleri tek tek suçlayacaksın
Bilmediklerinle dünyayı yıkacaksın
Bilenleri tek tek az paranla yıkacaksın

Temelsiz bina kuracaksın
Ondan sonra yıkılınca oturup bakacaksın
Bizde temelli bir şey yapılmaz
Temelsiz yapılır bizde yıkılınca da kaçılmaz

Araştırmak bizde ne demek çok ayıptır
Kıyas mıyas rey dersen kayıptır
Duymadığım bizim yalan bize ballı rehberdir
Böyle gereksiz her şey bizim için kuraldır
Gerçek ile hak olan bizim için kayıptır


Bilenin her gerçek sözü bize yalandır
Bizim bilmediğimiz üçkâğıtçılık bize yol olandır
Okumak güzeldir büyük cihattır doğrudur
Doğru ile olan kulun hali dersen haraptır
Beyin dersen çalışmaması için bize ruhsattır
Ne yazsan da ne söyleşende doğru ile olan ülkemizde kaçandır
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Not: Ozan Miktadi kardeşimin -Neden geri kaldık sorulur mu hiç?- Şiirine cevaben yazılmıştır.

14 Ocak 2016 Perşembe

Uyandırdı O An Yüce Rahman.



Nasıl oldu bilinmez şeytan libasını giydim şaştım
Hak yol var iken eğri olan yola doğru kaçtım
Sonra durdum şöyle bir etrafıma baktım
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Yürürken sanki yıkılırdı adımlarımda kaldırım
Söz söylerken sanki çakardı o an yıldırım
Sağa sola bakar aptalca insanları ayırırdım
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Dilim sanki sokmuştu eşek arısı hep yakar yıkardı
Beni karşıda görenler şaşkınlık içinde kaçardı
Ben takmazsam şeytan beni koluna alır takardı
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Ulaşılmazdı sanki benim burası şurası orası
Dilimde eksik olmazdı gönül yıkma çabası
Bendim dünyanın en akılsızı kabası
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Gözümde hiç silinmezdi şeytanın izleri
Peşinde koşardım geceleri gündüzleri
Gönlümde biriktirmezdim hiç sevgileri
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Bu âlemde benden başkasının yoktu sanki hevesi
Şeytan beni alır götürürdü bazen karanlık her akşam gecesi
Bazen küserdim kendime dünyaya biterdi gönlümün neşesi
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Bazen geceleri isterdim kendimi ben dövem
Dövem de yedi sülaleme değil şeytana sövem
Bilmezdim ben artık bu halimle nerelere gidem
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Kul Mehmet’im şeytana kandın kanacağın kadar
Hak yol döndün şimdi bu günahla ben nasıl yatar
Çok şükür kalbim gönlüm hak yol için artık atar
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Aralık 2015 Çarşamba

Bir Ekmeği İkiye Böldüm Bir İken İki Oldu....



Bir Ekmeği İkiye Böldüm Bir İken İki Oldu....
Rabbim verdin aşımı ikiye böldüm
Komşumu aç iken ben gördüm üzüldüm
Bir ekmeği ikiye böldüm bir iken iki oldu
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini duydum

Yolda geçerken bir garip gördüm
Çevirmedim başımı çok üzgün o an bildim
Yanına yaklaştım aç mısın dedim
Bir ekmeği ikiye böldüm bir iken iki oldu
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini duydum

Yolda giderken neşesiz bir çocuk gördüm
Döndüm yönümü neden neşesizsin dedim
Babam işsiz annem ağlar açız şimdi dedi üzüldüm
Bir ekmeği ikiye böldüm bir iken iki oldu
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini duydum

Yolda baktım içi para dolu cüzdan
Ne parası borç listesi fatura dolu cüzdan
Adresinde buldum sahibi olan yaşlı amcayı o an
Cüzdanımda var olanı ikiye böldüm verdim
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini duydum

Eve giderken dört ekmek almıştım
Bir ekmek kalmıştı paramın yarısı azalmıştı
Ya Allah bismillah dedim evin kapısından içeri girdim
Mutfakta dört ekmek cebimdeki paranın iki katı parayı gördüm
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini yine duydum

Çağırdım hanımı bu ekmeği kim aldı nedir bu para
Dedi fırıncının çırağı getirdi fırında unutmuşsun bir ara
Para ise cebinde düşen kasaya verirken cebinde düşmüş o ara
Birde selam gönderdi hayırlı olsun ötelerdeki yeri öyle demiş Ahmet amca
Gözlerim doldu o anda şükür ettim Rabbime secdeye varınca
Meleklerin hayır yazan kaleminin sesini yine duydum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

22 Ekim 2015 Perşembe

Dün Sana Sarılar iken Düşlerimin Pembe Okyanusunda…



    Zamanı mutlulukla doldurmak yerine, hala zamansızlığın boşluğunda kalan ikimiz, zamanın değerini bilmeden çivilenmiş orada kalmış bekliyoruz! Boşlukta kelimesizliğin arasında aciz sözlerin şemsiyesi altında hala neden beklediğimizde muamma! Dün sana sarılar iken düşlerimin pembe okyanusunda özgürce seninle gülümseyerek yüzerken, bugün ise yalnızlığına sarılarak ağlıyorum… Dün sana sarılırken neşeyle gülüyordum oysa bugün ayrılığına sarılarak derinden gözyaşı döküyorum… Hafızamda gülüşünle koskocaman yarınları düşlüyordum şimdi hiçliğin derin uçurumunda uçuyorum, ne oldu bilmiyorum birden ayrılık rüzgârına kapıldık Sen başka bir limandasın tek başına, ben ayrı bir limanda ayrılığın derinden zehirli oku yüreğimize saplamış bekliyoruz…
    Kim sapladı bu ayrılığın zehirli okunu yüreğimize acaba suç bizde miydi düşünürken bulamıyorum! Dün varlığımızla koskocaman dünyada mutluluğun vadisinde var iken el ele bugün yokluğumuz  ile birbirimize ıstırap çektiriyoruz… Oysa her gün mutluluğun sahilinde uyanırken aynı yastıkta, Birbirimize gülümserken nasılsın canım derken şimdi ayrı yastık ve yataklarda düşlerde ayrı kalmanın sahilinde gözlerim mutluluğu ararken hasretin sahilinde kumlara batmış, yürüyememenin zorluğunda kalan iki yabancı olduk…
   Suç ikimizdeydi galiba bir anda ayrılığın kapısını ellerimizle öfkemiz ve nefretimizle açtık sanki gülümseyen yarınların gülümseyen kalbine ayrılığın hançerini kendi ellerimizle sapladık oysa bir özür dilemek hata bende demek çok kolayken ikimizde yarınlarımıza sırtımızı dönerken hataların merkezinde ben kral sen kraliçe oldun, şimdi ikimizde gezdiğimiz o gülümseyen sokaklarda kaybolduk, bilemediğimiz o yabancı yarınların, yabancı bakışlarında kaybolurken, hayatımızdaki bu boşluğu doldurmak yerine boşluğun merkezine uçarak, boşlukların feryadında sağır kaldık. İkimizde geri dönmek için bir adım atmanın acizliğinde, umutsuzluğunda çamura saplanmış bekliyoruz hala! Gönlümüzdeki bu kara lekeyi silmek için sana koşsam seni bulur muyum bilmiyorum! Ya da yine sen bana gülümseyerek koşar mısın onu da bilmiyorum! Saplanmışım kararsızlığın ortasına hiçbir yana dönemiyorum, nereye baksam karamsarlık vıcık vıcık gözümün önünde bir adım atmamı engelliyor…
    Gidişinin veya ayrılışımızın bilmem bu kaçıncı Eylül’ü ne sen geldin, ne de ben sana gelebildim, yoksa bu hasret dolmayan çilemiz mi dolmasını mı bekliyoruz vuslata erişsin diye? Eğer öyle ise ben hala dönmeni bekliyorum ve sen bana doğru yürümesen de, ben sana doğru bir adım atarak yola çıkıyorum, sen beni beklemesen de, ben bu ayrılığı yüreğimde çözmek ve rahata ermek için çıkıyorum yola. Hiç olmazsa ayrılığın kapısın vuslata hatta visale ilk açan ben olmak için çıkıyorum, ilk sana yine yürüyen ben olmak istiyorum…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

17 Ekim 2015 Cumartesi

Vazgeçmem Senden


Ala gözlüm sen var iken kim sever beni
Ben seni bırakır gider miyim söyle ey deli
Sürmeli gözlerine vuruldum ey gönlümün güzeli
Yüce Mevlam sevmem için yaratmış seni

Bazen bakışın kor alev yakar beni
Bak gözlerime inan severim ben seni
Bir gül ne olur güldür bu seni seveni
Yüce Mevlam sevmem için yaratmış seni

Aradım en sonunda ben seni buldum
Mevlanın en sevilen kulu ben oldum
Ağlarken yanında kendimi cennette buldum
Yüce Mevlam sevmem için yaratmış seni

Kul Mehmet'im ben vazgeçmem senden
Uzat elini gönlüme severim seni ben ezelden
Gün doğsun varalım aşk iline tez elden
Yüce Mevlam sevmem için yaratmış seni
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




20 Temmuz 2015 Pazartesi

Kur’an ve Sünnete ile erişeceğin o nurlu sonsuzluğa elini uzatır iken…



Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam şefaatçimiz, Habibimiz, önderimiz, insanların en hayırlısı tevhid ve sünnet muallimi, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ashabına ve onun yolunda gidenlere olsun.
Bir anma anımsama ve unutma ve yok olup, yeni hayatın bekleme istasyonu olan bu dünya âleminde, bazen bir yabancı gibi hatta ismi gibi yabancı olabiliyoruz her nedense ne hikmet ise bilinmez! Hata gönlün şifası, bulanık zihinlerin devası, bir adım karşımızda olmasına rağmen yabancı kalır tanımayız, sanki biz yabancıyız ya, o da bize yabancı imiş gibi görünür ve çalınmış hayatımızı başkalarının fikirsizlerin eline teslim ettiğimizi görmeden bilmeden, ayıkmanın ve hissettirmenin deva olanın önünde geçer gideriz! O anda öylesine harap olmuştur ki bedenimiz, ruhumuz, ömrümüz dünyamız, hayallerimiz, bilmeyiz, anlayamayız, izan edip de az bir saniye düşünemeyiz, geçer gideriz hüsran olan sona doğru.
Varlığı için yaratılan âlemin yegane inşa edeni olduğunu, gönlünü ve gönülleri merhamet ile sarması gerektiğini… Unutarak veya unutturularak terk eder gidersinde ruhun dahi duymaz, hissetmez ne acıdır bu durum! Bir kaç adımdan sonra yok olacaksın ve âlem seninle beraber bu karanlığa zalimliğe dayanamayacak ve paramparça olacak sanki! Sen kurudun kuruyacaksın ve az sonra, sanki âlemde kuruyacak seninle bu gamsız vicdansız edepsizlerin varlığına dayanamayarak…

Belki bu dünya ve âlem bir damla ağlasan gözyaşı döksen seni ve âlemi yakanların ateşini söndürecek ama sen sana Nuru ile ışık olacak sana ve âleme nuru ile hayat verecek, yeniden diriltecek olan Kur’an ve sünnete o kadar uzaksın ki, yüreğin merhamete o kadar uzak ki, gözlerinde bir tek damla yaş akmayacak diye üzgün mahzun bakıyor sana. Sanki hiç silkelenmeyecek Kur’an ve sünnete sarılacak gücün yok mu gibi sana bakmakta… Hala yüreğinde özlemle Kur’an ve sünnete karşı olan hislerinin kokusu yüreğinde var, her yok oluşa adım attığında sanki arkanda bu kokuyu özlemi bıraktın, bir mum gibi erir iken Kur’an ve sünnetin o muhteşem harikulade güzelliğinin kokusu kokuna karıştı ve seni takip etti ve şimdi son virajdasın ve son defa karar vermelisin diye Âlem ile beraber senin kararını bekliyor.

Sana bahtını ömrünü ruhunu karatan fikirsiz fikirler nefis ve şeytanın oyuncağı olmamanı bekler iken, seni bu yolda yok edenler şimdi karşında kıvranır iken son viraj’a girmeden önce kararını değiştirmemen için sanki seni dünyanın tüm altınları ile boğacaklarını kulaklarına fısıldar iken, sana gülümseyen sana ilaç ve diriliş için ekleyen Kur’an ve Sünnete gülümsüyorsun. Mutluluk ile erişeceğin o nurlu sonsuzluğa elini uzatır iken, o nuru ile gülüşü ile seni sarıyor paramparça ediyor, seni sarıp sarmalayan yok eden fikirsiz fikirleri nefsini, şeytanı dünya sevgisini o anda haykırarak-Allah’u Ekber- der iken, artık üşümek istemiyorum kış gibi, solmak istemiyorum sonbahar gibi korkuların yok olur iken, Aldığın abdest ile gönülden Nasuh tövbe ile secdeye varır iken, Yudum Yudum içiyorsun Âleme nur saçan hayat kaynağı Kur’an ve sünnet’i, çıplak kalan gönlüne ve edebine örtünerek doğrulursun, yoksul kalmış gözlerindeki umut ışığının kapıları nur Kuran ve sünnetile parıldar ve kapalı kalan gönül kapın merhamet ile açılır iken yüreğini ve âlemi yakan ateş, gözlerinde Nasuh bir tövbenin pişmanlığında akan iki damla gözyaşınla söndürür.

Artık Kur’an ve sünnetin hikmeti ve aşkı ile bakıyor gözlerin, onunla yürüyor ayakların onlar ile uzanıyor ellerin…
Seccaden taşların üzerinde, namazını ilk namazını kılar iken, göklerde buluşan ezan gibi yankılanıyor pişmanlığın nur nur, melekler taşıyamaz iken Nasuh pişmanlığını, iki damla gözyaşın ile eriyor, gülümsüyor sana semada melekler nur nur… Âleme gönlüne nurdan kandiller yandı, dilinde zikir Kuran ve Nur gül kokan Peygambere salavat gönderirken, yeniden diriliş ile dirildin sen ve âlem Nur Kuran ve nur gül kokan Resul sünneti ile…

Artık her günün mübarek bir gündür, âlemde nurdan gül kokan Resul kokuları sarmıştır, sana uzak sandığın her gün özlemi ile kucağında uyuduğun tatlı huzur bulduğuna kavuştun, sonsuzluğa koşarken elinde gönlünde iki tane nur, onlardı beklediğin misafirlerin, yol dostun, Rahmet yağdırırken gönlüne, gönüllere, âleme gülümseyerek yürü sonsuzluk yolunda gülümseyerek…
“Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!”Ayetini canlı canlı yaşıyorsun ne mutlu sana İslam düşüncesini capcanlı yaşıyorken, hidayeti, nuru, hakkı ve adaleti artık seninle ne mutlu sana, âlem hayran sana… Selam ve dua ile kardeşlerim…
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

10 Temmuz 2015 Cuma

Git Peşinde Olsun Sana Derman



Nefis şeytan peşinde koşma
Kalırsın sende takatsiz
Başlar sorgu sual
Kalırsın cevapsız

Sıkar seni kabristan
Şeytan ile olursan
Solar güller gönlünde
Şeytan ile sularsan

Nur Kuran
Nur Nebi
Doğar âleme güneş gibi
Git peşinde olsun sana derman

Sözünde olmasın diken
Nur Kuran Nur Resul gülümsemiş iken
Koş şana koşan nur Kuran nur Nebi gelir iken
Git peşinde olsun sana derman

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

3 Temmuz 2015 Cuma

Gezmesinler


Dua ederken gözlerim yerine ellerim ağlıyorsa
Bilmek gülmesi gerekirken bilmemek gülüyorsa
Anlamak var iken anlamsızlık en önde koşuyorsa
Utanç edep yerine edepsizlik dünyada yaşıyorsa
Çekin hayatın dünyanın fişini karanlıkta kalsın
Bir daha takmayın fişini karanlık neymiş
Peşinde koşanlar anlasın karanlığı ile kalsın
Beyazlığı da siyaha boyayın
Beyazlığın arkasına saklanarak
Akıllıyım diye gezmesinler

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç