Bu Blogda Ara

Sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2021 Cuma

 

  İmkânsızlık İçinde Gönülde İmkânı Bulmak

 


İnsan bazen hayatın zorlukları karşısında öylesine zorlanıyor ki çıktığı dik yokuşun bir düz yola çıkacağından emin olmazken birden düz yola çıkıyor. Bu dik yokuş öylesine bir günde bazen bir ayda düzlüğe çıkamıyor. Biraz sabır çaba özveri istiyor. Bu dik yokuşta bunlarla olmak bazen zordan öte sanki imkânsız gibi oluyor. Hayat sana yürü derken, fikrinde düşüncende nefsin fısıltıları içinde hayat denilen hücrende sanki bir adım atarak dışarıya çıkamayacağını, nefsin arzu ve isteklerin bu telkinlerin benimle uzlaşı içinde ol, ben ne dersem yap diye fısıldarken, senin iki koluna yapışmış tutmuş jandarma gibi kollarında istediği yöne çekerek götürüyor sanırsın, sanmaktan öte öylede oluyor! Karşında hayatın gerçeklerine giden kapıyı üzerine kapatarak, kurduğu mahkeme de yargılarken bulursun! Sıraya dizilmiş çıkar ilişkilerinin temsilcileri, bana ne diyen şirketin yöneticileri, aman sende diyenlerin gözü açıkları beklerle seni yargılamak gerçeklerden uzaklaştırmak için!

 

Tek suçun gerçeklere ulaştıran kapıyı açmak için az zorlaman, onları terk ederek kurtulman! Ellerin de somut kanıt var, terk etmeyi gönülden istemek, yalanlarından gerçek olmayan söylemlerinden bir an önce kurtulma isteğin…Sanki gönlün bir avukat seni savunmak için bekliyor karşılarında güçlü duruşuyla, lakin onların çoğunluğu bu işin zorluğunun kırmızı lambasını yakarken, peş peşe sıraya dizilmişler seni içeride tutarak, gerçeklere ulaşman engel olmak için yoğun çaba içindeler.

 

Diğer seyirciler onlara kanmış onların peşinde giden seyirciler onların odaya girmesiyle ayağa kalkarken, bir tek sen ve gönül olan avukatın kalkmıyor. Şaşırıyorlar…Salonda karışık hayret dolu şaşkınlık ifade eden sözler yankılanıyor. ” Neyine güveniyor bu kaçınılmaz olandan”.

 

Tarafsızlık dersen arama bunlardan bulamazsın tek tarafları kendi yanları! Bunlar varlıklarıyla günümüzde yankı yapmış popüler olmuşlar, kitleleri peşinden sürüklüyorlar! Yükseklerde otursalar da alçaklardan daha alçak görünüyorlar yaptıkları yanlışlıklarla haksızlıklarla…Karşıda oturan çıkar ilişkilerinin patronu sanki ona “Aslanım aslan gibi kükreme, kedi gibi miyavla gel yanıma otur dizimin dibinden, benden kurtulamazsın kaçışın yok, bir kartal gibi seni yakalayarak kendime av yapacağım, bak etrafına görürsün binlerce avımı!” Bir an ürperirsin bunca gördüklerinin karşısında, gönül sana sakin ol dava bizim kazanacağız der…

Mehmet Aluç

Devam edecek İnşallah

2

Bütün hepsi bakışlarıyla seni esir almak için bakıyor, kaçışın yok gibi. Senin gerçeği istemen ona ulaşman onları tahtından edecek onlar için senin isteklerinin bir önemi yoktur. İğrenç değersiz birikimleriyle seni geçeğin yolunda ayırmaktır tek gayeleri. İnsanı adeta parça parça yiyen parçalayan adımlarıyla sana yaklaştıkça odan küçülüyor duvarların üzerine yıkılacakmış gibi oluyor. Çürümüşlük kokan sokaklarda seni çürütmek değerinden ne varsa yok ederek değersiz yapmanın peşindeler. Tam kendini savunmak için izin istersin” Otur yerine hadsiz” diyerek karşı gelir kendileri hadsiz olanlarca! Gönlün seni savunur, sunduklarının gerçekten çok ayrı apayrı olduğunu söylese de mahkûm ederler bir ömür sürünmen için.

 

Bir anda hakikatin tek sahibi Yüce Allah C.C. Sığınırsın “Rabbim ben bittim sen yettin” diye. Açılır mahkemenin kapısı büyük bir gürültü içinde, yıkılır mahkeme platformular, koltuklar, çıkar ilişkisinin patronları yöneticileri, benlik vs. Gelen aşktır ne varsa içinde atar dışarıya çöplüğe, yerleştirir içine “imanı, hakkı, hak sevgisini, Resul sevgisini, kendisini, insanı sevmeyi…Yıkar bencilliği çıkarı, tıkarı, sıkarı, bilmem kıçı dört buçuk atarı… Artık oyun bitmiştir bir anda dik yokuşlar düz yola çıkmıştır, Rabbin yardımıyla…Oysa onlar” Sanık ayağa kalk” demeden önce, aşk bağrı hak aşkıyla dolu olanların yangını hakkın yardımıyla söndürmüştür. Biraz önce şaha kalkmış egolarıyla kalkışmada bulunarak kendini bir şey sanalar yok olmuştur bir anda…Hayat bu az sabır ister, az özveri çaba tabi ilk önce gerçeği istemek ve aramak ve yola çıkmak, Vesselam.

Mehmet Aluç


4 Eylül 2018 Salı

Düşlemek Duayla İstemek Beklenti İçinde Olmak Var Oluşumuzun Gereğidir.




Sonbahara girince havalar serinleyecek derken, odalarda hala sıcaklık devam ediyor. Balkon odaya göre daha serin, sıcakta çok ter döken ben-herkes sıcaklığı hissederken ben sıcaklıkla döktüğüm avuç avuç terleri hissediyorum- gecenin saat üçünde balkonda az serinleyerek bu yazımı yazarken bir demlikte  ada yeşil ve siyah çayı karıştırarak demli demli yudumluyorum. Diyeceksiniz ki ne alaka üç adet çayı karıştırıyorsun. Ada çayı terlemeyi önler yeşil çay bir antioksidan siyah çayı da çok seviyorum üçünü bir arada demleyerek yudumluyorum. İşte ben böyle serin havanın içeride esmesini beklerken-Vantilatörde çalışıyor fayda etmiyor- balkonda yazıyorum. Yarın aklıma koydum bir klima yapacağım kendi ellerimle inşallah, başarılı olursam yazacağım nasıl yaptığımı.

Düşlemek en güzeli, kulunu bu hal üzerine düşündüren Yüce Allah elbet bir çaresini olurunu vermiş nasip etmiştir ki düşündürür, bilirim diyerek düşleyerek serinlemenin yollarını arıyorum. Ne demişler bekleyen değil, yola çıkan arayan bulur. Böylesine tutarsız değildir bu aşırı terlememin vardır bir hikmeti… Mevla’nın izni yardımıyla, beklentilerimizi dualarımızla isterken yüce Mevla verendir. Farkındaysanız düşlemek beklentilerimizle istemek tüm olumsuz tutarsız sandıklarımız bir dua ile yok olurken, bizi çok seven Mevla’nın büyüklüğünü ve bizi çok sevdiğini güç ve kudretini saymakla bitirilmeyecek yüceliğini keremini ihsanını… Karşılığı oluyor, binlerce kez şükürler olsun Yüce Mevla’ya, serinleyeceğimin düşüncesi bile şimdiden beni üşütmeye başladı desem yeridir.

Kimileri vicdansızlığıyla var oluşumuzun bir sonu yokmuş gibi, bizim doğumla ölüm arasında yol alan olduğumuzu unutarak, insanların temel beklenti ve umutlarını yok etmek sömürmek için savaş kaos darbe, kur baskısı ekonomik çöküntü içinde oyunlar oynarken, en acısı da içimizde beraber yaşadığımız insanları da kandırarak, safına almasını görmek, onların bu var oluşumuzun ölümle sonlanacağı ve hesaba çekileceğimizin gerçeğinden uzak olmaları acı ve ıstırap veriyor. Gerçi asırlardır “Hak ile Batılın” savaşı devam ediyor ve kazanan hep hak oluyor ve bu gerçek hiç değişmiyor. Farkındaysanız yine bu savaş içinde düşlerimiz beklentilerimizi istediklerimizi yok etmeye çalışanlar dua’nın gücünden habersiz yol alırken, bizler gönlümüzde dilimizde dua ile birbirimize dua ederken onlar kaybeden oluyor, buradaki sırra vakıf olabildiniz mi acaba?
Onlar var oluşumuzun anlamsız olduğunu ispatlamak için ha bire saldırırken yok etmeye çalışırken kendileri kaybederek, bizim var oluşumuzun anlamalı, kendilerinin cehennem çukuruna giderek anlamsız olduğunu bize Yüce Allah yenilgileriyle gösteriyor. Açın bakın tarihe hep kaybeden batıl olmuştur. Bizde kaybetmedik değil lakin tekrar dirilişle imanla kalkarak kazanan biz olduk Mevla’nın yardımıyla keremi ihsanı lütfü ile. Onlar nefretleriyle yeri göğü doldurmaya çalışırken bizler merhametle yeri göğü hep dolduranlar olduk çok şükür…

Konu nereden nereye geldi Mevla’nın hikmeti keremi ihsanıyla, son bardak çayımı yudumlarken yazıma son noktayı koyarken sizleri cümlesiyle Mevla’ya emanet ediyorum, selamlarımla.

29 Ocak 2016 Cuma

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj-4-monolog-

  

   Kul Mehmet: Şiirde her türlü ideolojiyi ve ideolojik sapmayı yazmak veya bunu dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran şiirler mi yazmalıdır şair?

   Gecelerin Şairi: Şair veya yazar yazarken çoğu zaman bireysel yönü ağır basar ve bu yönde yazar. Çoğu zaman içinde duyduğu çağrışımlara uyarak, bireyselliğine bağlı kalarak yazar. Bazen de toplumsal ve okuyucuya hitap edecek bir yaklaşımla beraber, evrensel insan diline gönlüne fikrine düşüncesine hitap eden eserler dile getirir. Saf olan, duru olan şiir yazarken, yazma anlayışında her zaman estetik olan güzellik ön plana çıkarılarak yazılır.Sıkıcı bilgiden uzak, bir şey öğrenme çağrısı uyandıran ve şair kendi ideolojisi ile göze fazla batmadan, toplumsal ideolojinin güzelliğinden kaçmadan, şiirsel bir anlatımla yazmasında bir sakınca yoktur. Şiirde okuyucuya uyandırdığı düşsel imgelerle süsleyerek, okuyan insanın estetik duyarlılığını tiksindirtmeden, onu okşayarak doyurmayı amaç edinmek adına, ideolojinin fayda ve zararları ne ise onu da belirterek, kararı okuyucuya bırakmakta hiç bir sakınca görmüyorum. Şair anlaşılmaktan öte, duyurmak ve hissedilmesi adına şiirler ve yazar okuyucuya sunar, artık gerisi okuyucuya kalmıştır, bunun dışındaki hislerle yazmak ise okuyucuyu zincire vurarak, kendi fikrini aşılamak veya kendi ideolojisi ve düşüncesine zincirlemekten başka bir şey değildir, bu ise şairi yazarı batıran yok eden bir yazma şeklidir.

Kul Mehmet: Düşüncelerin aktarılmasında şiiri bir anlatım aracı olarak yetersiz görüyor musunuz?

   Gecelerin Şairi: Şiirde belirtilmek istenen duygu ve düşünceleri bir anlatım aracı olarak görmek için o eserin kolay, anlaşılır, şairin kendine has anlatımı ile abartıya kaçmadan küçük bir ek yorum içine ekleyerek, düşüncelerini anlatmada anlatım aracı olarak tabi ki görür ve bu onun en doğal hakkıdır.Güzel, lâtif, ince anlamlı, okuyucuya empoze etmeden kolayca anlaşılır sade bir anlatımla tabi ki düşüncelerini aktarmasına hiç bir sakınca yoktur. Şiir bir anlatım aracı olarak yazar için şair için en güzel düşüncelerini anlatım aracıdır. Anlayış ve anlatışta ki yol haritası hecelerin kelimelerin seçimi gönül'e hitap etme özelliği taşımalı ve  şair ve yazar bunu hiç bir zaman unutmamalıdır.

   Kul Mehmet: Teşekkürler ederim, okuyucuları aydınlatmak adına bu güzel röportaj için bana zaman ayırdığınız, sabırla dinleyerek cevap verdiğiniz için. Size iyi çalışmalar dilerim kardeşim.
   
   Gecelerin Şairi: Bana bu imkânı ve olanağı verdiğiniz ve okuyucularımla gönül gönül'e buluşma imkânı verdiğiniz için, ayrıca gönlümden geçenleri kaleme aldığınız için asıl ben teşekkürler ederim, sabırla bizi okuyan değerli gönlü güzel okuyuculara selamlar ve sevgilerimi sunuyorum, cümleten Allah'a emanet olun kardeşlerim.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 Monolog: Bir kişinin tek başına kendisi ile konuşması demektir.

28 Ocak 2016 Perşembe

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj- 3-monolog-



 Kul Mehmet: Şiirlerinizi veya öykü makalenizi yazarken kelime veya hecelerin size karşı çağırışım yapmamdan beklemesine karşı bir formülünüz var mı?
   
   Gecelerin Şairi: Yazmaya başladığımda kelime ve hecelerim sessizce bir eser meydana getirmeden çağrışım yapmadan kulağıma bir şey fısıldamıyorlarsa, çekilirim bir kenara kitap okurum, onlarında dinlenmesini beklerim, nefes almasını beklerim. Güçlü olmayan bağlantıların, yani kelime ve heceler yorgun ise benimle bağlantıya geçmiyorlarsa beklerim, çünkü kopuk bağlantıların güçlü ve his dolu bir eser meydana çıkarmayacağını bilirim. A harfi bana B harfini hatırlatmıyorsa çağırmıyorsa, ortada yukarıya doğru çıkacağım basamaklar yok ise basamaksız yukarıya çıkmaya çalışmanın boş olduğunu bilirim. Kelime ve hecelerin bir birlerine yaklaşarak çözülerek bana bir şeyler fısıldamasını beklerim. Sözler ile anlatım fikir arasında bir bağlantı yok ise kopukluk var ise en güzeli onların bir araya gelerek, önce kendi aralarında barışmalarını birbirlerine sarılmalarını görmek isterim ve ondan sonra yazmaya başlarım. Bir birlerine sarılmayan sözler ve hecelerin, okuyucuyu sarmasını beklemekte yanlış olur.

   Kul Mehmet: Edebiyat ta duyguya önem veren estetik anlayış, ifade hakkında değişik görüşler var, sizin bu estetik anlayış hakkında görüşleriniz nedir?

   Gecelerin Şairi: Edebiyat eserinde yazarken, yazarın düşüncesindeki eserine vereceği estetik ifade vazgeçilmez bir meselesi olup, en güzeli olan aramasıdır. Eserini bu estetik şekil verme yolunda giderken, heceleri sözleri kelimeleri bir seçici bir gözle gönülle, okurun gönlüne ruhuna hitap edecek etkili olacak, olan heceleri sözleri kelimeleri kullanır. Tüm sanatlarda olduğu gibi, yazar edebiyat sanatında da bu seçici yani okuyucuya hitap edecek kelimeleri heceleri sözleri bir araya getirir, gönüllere hitap edecek en güzel eserini bu seçici değerler ve ölçütleri mutlaka arar ve buna göre yazar. Güzelin ne olduğu, nasıl elde edilebileceği hakkında herkesin muhakkak ki çok farklı görüş alanları vardır, burada mutlak olan, okuyucunun güzellik alanındaki bakış ve görüş açısıdır. Yeşil bana göre en güzelidir, ama okuyucuya göre kahverengi veya sarı en güzelidir. Ben kırmızı gülü severim, okuyucu beyaz gülü sever. İşte burada estetik anlayış okuyucuya göre olmalıdır. Tabi şair veya yazar kendi estetik güzelliğini katarken, ilk önce yani asıl olan okuyucunun estetik anlayışı olmalıdır. Bu arada şiirde estetik olan ifadeyi, yani şiiri güzel yapan estetikle güzel bir eserin yazılmasına yani müziğe bağlayanlar var,  kimisi şiirde devam eden vezinlere göre güzel olduğunu söyleyenler var, bana kalırsa şiirde yazılan eserin güzelliği bence samimiyete bağlıdır, kafiye, durak, nazım şekli gibi kesin kuralları bazen umursamayan, içinde kendini bulan okuyucuya hitap eden estetik şekli yazılan şiirler en güzelidir diyorum. Bazen kuralları aşmalı, bilirsiniz biz millet olarak, kurallara pek bağlı olmayan daha doğrusu sevmeyen, ona bağlı kalırken kendinden bir şeyler katan milletiz. İçtenlik içtenlik diyorum, okuyucunun ruhuna hitap eden ona müdahale etmeyen onun elinde tutarak bazen aşkın deryasında, bazen sahillerde el ele sevgilisi ile gezdiren, üzüntü duyduğunda biraz gülümseten eserler olmalıdır diyorum. İnanırlığın sınırını aşmadan okuyucu bir kenara atmayan yok saymayan eserler meydana çıkarılmalı bu estetik anlayış fikirle yazılamalıdır.
   Kul Mehmet: Çoğu zaman dile uymadan açık bir şekilde toplumun genel dili ile yazılması argoya fazla kaçmadan yazılabilinir mi?
   Gecelerin Şairi: Yazılan bir eserin, kimi niçin nasıl anlattığı çok önemlidir. Bundan önemlisi nasıl anlatacağın ise hepsinden daha önemlidir. Sen güzel bir insana, kötü dersen bunun kabulü elbette mümkün olmaz, kötü olan birisine güzel demende olmaz, toplumsal bir konuyu ve kişiyi anlatırken o olaya farklı bakan bazı insanların ona göre değişen güzellik anlayışı olduğu bilmek gibi ve o kişinin topluma zarar verdiğini bilerek, ona güzel diyenlerin olacağı gibi burada önemli olan, toplumun geneline göre verdiği yarara ve zarara göre o insan veya toplumsal olay anlatılmalıdır. Şimdi sen zalim olan birisini çok güzel anlatırsan, bu kaleme edebiyata ve okuyucuya ihanettir, toplum genelinde bir insan veya o toplumsal olay ile toplumu derinden yaralıyorsa ve toplum ona -Şerefsiz diyorsa- seninde buna başka bir isim bulman ve onun şerefsizliğinin üstünü, azda olsa örtecek veya gizleyecek veya onu az temizleyecek, cümle heceleri kullanmak doğru olmaz.
Devam edecek
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
Nöbetçi Şair-

27 Ocak 2016 Çarşamba

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj -2-monolog

   

   Kul Mehmet: Yazarken çekinceleriniz var mı acaba?

   Gecelerin Şairi: Olmaz olur mu kardeşim, her şairin birazcık çekincesi vardır yanlış anlaşılmaktan dolayı. Geniş kavramı ve anlamı çok olan kelimeleri yazarken, başka bir anlamı ile karıştırılmasından çekiniyorum. Geniş kavramlı ve dar kavramlı kelimelerin arasında, bazen sıkışıp kalmakta var. Dile dayanan bir tür olduğu için edebiyat, bazen kelimeleri hangi yöne çeksen farklı anlamlar kattığı için, hali ile çekincelerim olmuyor değil.
   Kul Mehmet: Okuyucular daha doğrusu millet olarak, edebiyat ile bilgilerden etkinliklerden ne kadar haberdarlar? İlgi ve alaka konusunda, neler söylemek istersiniz?
   Gecelerin Şairi: Yüreğimize saplı paslı hançere elini attın... Duymayı haberleri olmayı bırakın, cebinde her gün markalı sigaraya verdiği parayı, ayda bir defa bir kitap alarak, bunu Edebiyata layık görmüyor, sanal âlemde binlerce tweet beğeni ile geçirdiği zamanı, iki sayfa şiir öykü okumaya ayırmıyoruz. Ama ümit var, okuyan gençlerimiz var, okullarda edebiyatı sevdirmek gerekiyor, okumanın güzelliğini ona açılan kapının ardındaki, gül kokusunu çocuklarımıza aşılamak gerekiyor. Ortak öyküler şiirler derslerde yazdırılarak, küçük ödüllerle okumayı sevdirmeliyiz, zaten okumanın kapısını eli ile açtıktan sonra sen o büyülü havayı teneffüs ettirdikten sonra karışma, o merdivenleri yavaş yavaş çıkacaktır. Bunu topluma da birlik ve beraberliğin atmosferine, kültür sıçraması ile daha güzel yarınlara varacağımız müjdesi ile aşılarsak, önümüzde kimse bizi tutamaz.
   Kul Mehmet: Bir duyguyu, söylenilen şekli ile değil değişik bir şekli ile yeni kelime haznesine yenilikler katmaya doğruya yeni kelimeler bulup okuyucuya aktarmakta şairin görevi ne kadardır? Şiir öykülerde Monolog yani yazarın kendi kendisi ile konuşması şiir öykü ve tiyatronun vazgeçilmezindendir, siz bu konuda ne söylersiniz?

   Gecelerin Şairi: Şair yazar, yazdıkça kelimeleri azaldıkça, yeni kelimeler arayışına girecektir hali ile yazarken, yeni sözler bulmak için çetin uğraşlar verecek ve edebiyata ve dilimize yenilikleri katacaktır. Monolog yani yazarın şairin yazarken tek başına şiirinde konuşması, baş aktör yerine geçmesi en güzel örneklerden bir tanesidir. Benim bu konuda yazdığım şiirim aklıma gelmiyor ama size şair kardeşimiz elimde olan Şenay Lamba oğlu tarafından söylenen monolog adlı şarkının sözleri ile örnek vereyim.

Sustum sanki iyi mi oldu
içime huzur mu doldu
sanki çok pişman da o
pişkin pişkin gülümsüyor
baştan işi sağlama alsam
geçmişten de ders çıkarsam
yürür giderdim şimdiye
ne kaldı bak ellerimde?
Monologdan öteye geçemedim
inceden inceye kendimi yedim
içimdeki kurtla baş edeyim derken
sen beni hiç mi hiç
hiç ama hiç, hiç hak etmedin
yanlış bu işin en başında
bak gözlerimin yaşına
siler giderdim şimdiye
kalakalırdın geçmişimde
güzel günlerimiz olmasa
çoktan sarardım en başa
şimdi sor neden diye
dinlemek büyük erdemse 
   
   Kul Mehmet: Teşekkürler ederim okuyucuları aydınlatmak adına bu şiir çok güzel oldu. Aslında bu röportajda bir monolog veya iç monologda diyebiliriz.Konularınızı ele alınıp işlenmesini veya şiir öykü ve denemelerinize konu seçerken zorlanıyor musunuz? Bu konuları nasıl buluyor ve işliyorsunuz eserlerinize?
   
   Gecelerin Şairi: Şair olmanın okulu yok biliyorsunuz, bu bir Allah vergisidir. Şimdi bana siz şairsiniz diyenlere bir şey demiyorum ama içimde monolog olarak konuşunca ve iç sesimle konuşunca, şair olmadığımı sadece yazdığımı söylüyorum ve bununda böyle olduğunu ben biliyorum. Gönül'e Yüce Allah dokununca ve yazma şevki oraya girince bu çoğu zaman kolay oluyor, konular kendiliğinde mısralar arasında seçilerek yazılıyor. Yani ortamın kapısın açıp kalemi alıp gönül kapısını da açarak girdiğinde zaten konu kendi potasında ortaya çıkarak, heceleri mısraları taşıyarak konuyu meydana getiriyor. Bir bakıyorsunuz hecelerin birleştirici unsurları el ele omuz omuza vermiş konuyu şiiri götürmek istediğiniz konuya taşımış, sizi büyük bir yükten kurtarmış oluyor. Ama sizinde heceleri mısraları sevmeniz gönlünüzde gülümseyerek sevmeniz gerekiyor. Gönlünüz soğuk ise hecelerin sıcak olmasını, siz gülümsemiyorsanız hecelerin gülümsemesini beklemeniz çok yanlış ve abes olacaktır. Bu arada dilinde bu birlikteliğe karışmadan takip etmesi ve uyum sağlaması da önemlidir.
   
   Kul Mehmet: Kısacası şair heceler gönül ve dilin ortak bir çalışması ile şiire ilham gelir, birliktelik sağlanır ve eser meydana çıkar.
   
   Gecelerin Şairi: Çok güzel ifade ettiniz, ben uzun anlattım, siz kısa bir kaç söz ile bunu anlattınız temayı ana fikri ortaya çıkardınız. Çünkü siz şu an bu konuya odaklandınız, büyük bir emek vererek çalışıyorsunuz ve hali ile hecelerde sizinle veya siz onunla uyumlu çalışınca çok güzel sözler eserler meydana geliyor. Binanın tuğlaları gibi...
  
   Kul Mehmet: Algılama ve değerlendirme biçimi diyorsunuz kısacası.
  
   Gecelerin Şairi: Sizin şairliğin... Pardon sizde bizim yazarsınız tabiî ki bir şair gibi olacak sözleriniz, insan bir ara kendini kaptırınca... Kelimeler heceler yan yana gelince çok güzel anlamlar ifade ediyor, işte bundan dolayı şiiri çok seviyorum. Bir yol izlerken, hep güzelliğe sevgiye aşka götüren heceler ve kelimeler, gözü ve gönlü okşayan şiir ve kelimeler heceler ve şair vazgeçilmez dörtlüm diyebilirim. Göze kulağa hatta ruha heyecan ve coşku vermesi, bakış açısını güzelleştirme başka hiç bir yerde bir arada bulunmayan, ruhu gönlü ömrü dinlendirme mekânı diye biliriz şiir için.
   
   Kul Mehmet: Bir konuyu anlayışı tüm anlamı ve yönleri ile sımsıkı kavrayarak, kelime ve heceleri süsleyerek okuyucuya aktarmada diye bilir miyiz?
   
   Gecelerin Şairi: Tabi ki, şiir'in öylesine çok anlamı var ki onu anlatmaya kalksak saatler alır. Okuyucunun değerli gönlünü alarak kendi değeri ile onu alarak kendi anlamları içinde harmanlayan bir bakış açısı da diyebiliriz. Gönülleri gülümseme ile birbirine bağlayan ve yaşatan bir akımda diyebiliriz.
Devam Edecek
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç