Bu Blogda Ara

gölge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gölge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gözlerim mi Görmez



Gördüm dağlar gibi yıkılışı
Gezerken sokakları her adım başı
Hayaller mi yanmış insanlar mı belli değil
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Gölgeler terk etmiş duvar diplerinde mahzun
Gönül ellerimi kırılmış kısa kalmış değil uzun
Kim dedi insanlara konuşmayın sizler susun
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Verilecek hesaplar dağlar gibi yığılmış
Nedir kim zorlar utanmaza çalınır alkış
Gönüllerde hiç kalmadı mı biraz arayış
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Yok mudur gönülden öte bir gönül köy anlayış
Söyleyin söyleyen var mı nedir bu hayâsızca akış
Kim gözlerde gönülde çıkardı merhameti nedir bu kör bakış
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Nereye kayboldu gönül yapan mimarlar
Etrafta bu kadar çok olur mu bu kadar sağırlar
Özgür gönüllere kim çizdi bu kadar sınırlar
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Apaçık bir yenilgidir edepsiz, bu bir zafer değil
Az gönül sev Rahman önünde sende eğil
Bu dünya bu âlem sana hiç kalacak değil
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Kul Mehmet'im gönül sürgüsünü kır gitsin
İnsan bu âlemde insan olduğunu bilsin
Merhametle gönüllere durmadan sevgi gülüş eksin
Gözlerim mi görmez yanlış mı hissederim gönülleri

Mehmet Aluç-Kul Mehmet (Nöbetçi Şair)

30 Ağustos 2015 Pazar

Yoksa Boşa Geçecek Bunca Zaman



Kurudu kaldı elimde kuruyan her şey gibi zaman
Yeşerecek elimde kalanlar zaman vermiyor aman
Peşinde koştukça benden hızlı kaçıyor bu zaman
Yakalamam gerekiyor boşa geçecek bunca zaman

Kuşlar bile uçmuyor zamanın içinde dondu bekler beni
Zehirli fikirler sarmış zamanı kökünde kesmem gerekir seni
Oyup durma zamanı fikirsiz sarmaşıklar zaman yok oluyor ani
Yakalamam gerekiyor boşa geçecek bunca zaman

Ararım vicdanı zamanın içinde hapis kalmış nerede hani
Gölge gibi gezersin sokakları görün sene durma sana hadi
Kör gözler seni bekler dokun sana gönüllere vicdan diril sene yani
Dokunman gerekiyor bedene yoksa boşa geçecek bunca zaman

Dünden umutların kurumuş dallarına dokun vicdan,
 Umudun yüzüne bakarak
Şimşek gibi fikirsizlik yıkıyor umudu,
 Durma koşsana kuruyan umutsuzluk dalına
Dokun merhametle aksın gözyaşları yürekte,
 Yeniden diriliş için umutsuzluğu yeşertsin
Dokunman gerekiyor bedene,
 Yoksa boşa geçecek bunca zaman

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

27 Mart 2015 Cuma

Seni Yazarken

şiir




Seni yazarken kalemim benimle ağlıyor
Mısralarımda gözyaşı
Hecelerimde hüzün
Seni kan sıçrayan ufuklarda beklerken
Seni yazarken kalemim benimle ağlıyor


Varlığını unuttum sanma
Duyduğun sözlere kanma
Hasretinle kalan ben be kalemim
Seni kan sıçrayan ufuklarda beklerken
Seni yazarken kalemim benimle ağlıyor

Dergâh ah yalnızlığımın dergâhı sen kokuyor
Seni bekliyorum hüzünlü gölgelerde siperde
Attığım adımda arkamda sen gelirsin sandığım günlerde
Seni kan sıçrayan ufuklarda beklerken
Seni yazarken kalemim benimle ağlıyor

Sanma ki umudumu kör hasret ile bıçaklarım
Gece hülyalarımda seni bana koşarken sıçrarım
Umutsuzluk bana koşarken ben kaçarım
Seni kan sıçrayan ufuklarda beklerken
Seni yazarken kalemim benimle ağlıyor

Gururum isyan bayrağı çekerken kulağını çekerim
Hasretin duman duman tüterken mutluluğun şehrine yürürüm
Bekle beni gülüm sana koşarak geliyorum
Deste deste gülümseyen yarınları avuçlarımda sana getiriyorum
Seni yazan kalemim ve ben sana gülümseyerek geliyoruz

Mehmet Aluç

23 Mart 2015 Pazartesi

Kayalıklardaki Tesadüf 1.Bölüm




Kayalıkların kenarında yürüyen genç kadın çok dalgındı. Gözlerinde dökülen yaşlar yanağında sinesine süzülüyordu.

Esen fırtınadan saçları dağılmış, rüzgâr estikçe gözün önünde eserek yüzünü kaplıyordu. Uzaktan bakınca dertli olduğu her halinden belli idi.
Bir gölge gibi kendini takip eden geçmişinden kaçarcasına kaylıkların ucuna geldi. Uçuruma geldiğinin farkında değildi âdeta.

Bir demet gülmenin mutlu olmanın eseri yüzünde ve yüreğinde yok tu.
Tam adımın uçurumdan atacağı an kolundan yapışan bir el onu yakaladı. O an birden ürperti içinde ayıktı, etrafına bakındı, şaşkındı. Buraya nasıl ne zaman geldiğini hatırlamıyordu. Karşısındaki delikanlı heyecan ve endişe dolu ses tonu ile.

—Hanım efendi ne yaptığınızın farkında mısınız? İntihar etmek istiyorsanız hem çok gençsiniz, hem de intihar etmek problemlerinizi çözmez ki.
Şaşkındı konuşamıyordu.

—Tesadüfen bugün kulübenin tamiratı için uğramıştım, sizi öylesine dikkatsiz şaşkın yürüdüğünüzü görünce koşarak yetiştim, yoksa az kalsın. Neyse çok şükür bir şey olmadı belli ki ne kadar sevdiyseniz çaresizliğin ıstırabına yakalanmışsınız, hayat bu bazen yakamıza yapıştı mı bırakmıyor. Neden konuşmuyorsunuz? Bana yaslanın kulübeye kadar gidelim biraz uzanın kendinize gelince konuşuruz. Genç kadın delikanlının omzuna yaslanarak kulübeye doğru yürümeye başladılar.
Kulübenin kapısından içeriye girdiler. Delikanlı genç kadını tahtadan yapılmış sedirin üzerine oturttu. Bir bardak su getirerek içmesini sağladı. Genç kadın iki yudum suyu içti tahta sedirin üstüne uzandı.
Karanlık mazinin derinliğinde yavaş yavaş uyanıyordu genç kadın. Alnında terler, gözlerinde yaşlar boşanmaya başladı. Delikanlı hemen koşarak uzanarak yatan genç kadını kaldırdı.

—Ağlamasanız diyeceğim ama ağlamak en güzeli ama fazla ağlamayın, alın gözyaşlarınızı silin.

Delikanlının elinde uzattığı mendili genç kadın alarak akan gözyaşlarını sildi. Delikanlı

—İsmim Remzi, onu çok sevdiğiniz belli ama onun gittiği yere böyle gidemezsiniz ki. Haydi, bana neler olduğunu anlatın hem böylelikle rahatlamış olursunuz.

—Özür dilerim, inanın o an oraya nasıl hangi duygular içinde geldiğimi hatırlamıyorum. Tek hatırladığım onunla buralara gelmekten çok hoşlandığımızdı, o eski günleri yâd etmek ve rahatlamak için arabamla buraya geldim. Gerisini hatırlamıyorum. Siz ümitsiz aşkımın bende yarattığı derin acıların izini yaşadığım anda yetiştiniz, gelmeseydiniz belki de o uçurumun dibinde cansız yatacaktım. Size müteşekkirim. Bu arada ismim fulya, tanıştığımıza memnun oldum.
Çok şanlısınız her ay buraya gelerek bu kulübede bende sizin gibi o eski mesut mutlu günlerimizi hayal ederek o günleri yaşamaya çalışıyordum. Arabadan inerken gözüme takıldınız. Oysa buralarda yalnız bir genç kadının dolaşması pek hayra alâmet değil diyerekden peşinizden geldim, lâkin siz bir serseri ayyaş gibi kayalıklara doğru yürürken arkanızdan koşarak sizi son anda yakaladım.

Remzi

—Bende memnun oldum, böylesine tanışmak istemezdim, ama nasip kısmet böyle imiş. Şimdi sıyrılın sizi saran umutsuzluk ve hasret örtülerinden. Yeniden bir güneş doğdu artık bundan sonra sizin için. Az önce ölüme giden siz ve şimdi capcanlı hayatı yaşayan siz.

Fulya


—Çok haklısınız, saatlerce yüreğimi parçalayan hoyrat ayrılığın acılarından kurtulmak öyle birden bire olmuyor, ama bundan kurtulmaya çalışacağıma inana bilirsiniz, çünkü sizin dediğiniz gibi az önce ölüme giden ben ve şimdi capcanlı hayatı şimdi yaşayan ben. Biliyorum yapmaya çalıştığım hoş bir davranış değildi ama.

Mehmet Aluç

Devam edecek...

20 Mart 2015 Cuma

Acılarıma Yaslanarak



Kendimi topluyorum  
Senden sonra kalmayan beni sokaklar da
Bir parça kalan ben yakaladıkça kaçan ben
Kırık acılarımın çoğalan kâbuslarımın gölgesinde
Kendimi topluyorum acılarıma yaslanarak

Dokunduğum her benim gibi ağlıyor
Mutsuzluklar karşımda yüreğimi dağlıyor
Düşlerimde sürmeli gözlerin bana bakmıyor
Kırık acılarımın çoğalan kâbuslarımın gölgesinde
Kendimi topluyorum acılarıma yaslanarak

Sana kavuşacağımı varsaymak
Varsayamamanın hezeyanında kaybolmak
Doğum sancısında yarınlarımı kürtaj ederek alıp kaçman
Kopuk düşlerimin arasında ifrit gözlerinde kaybolmanın acısıyla
Kırık acılarımın çoğalan kâbuslarımın gölgesinde
Kendimi topluyorum acılarıma yaslanarak

Mehmet Aluç

19 Mart 2015 Perşembe

Kendi Hayal Kırıklığım'da



Hayat yolunda yokuş olan yolu tırmanırken, yanımızda bize gülümseyen olmayınca o yokuş o yol bize hiç bir zaman, huzur vermez…
Ey gönlüm ey bakışlarında eser olmayan sevmelerim, bakışlarında sanki ölüm gölgeleri, dargın seyyahların umutsuzluğu feryat ederek geziyor, o nedenle hep yalnız kaldın o nedenle tenden yumuşak olmadı gülüşlerin.
Umutsuzluğum umuda gebe kalmayınca adımlarımı atışımın, kollarımı açmayışımın kör karanlığında açmayan menekşe ’siz gönül bahçemin dikenleri arasında kaldı sevdiklerim, o nedenle ömür boyu gülümseyemedim ey gönlüm.
Anlamı olmayan kelimelerim, ey gönlüm sende aşk olmayınca, anlamsız sokaklarda gezinince göç yolunda hasret ile çelimsiz kalıyor, aydınlık dolu düşünceler mısralar heceler üretmiyor solgun kalıyor…
Ey kâbuslarım size hak veriyorum, soğuk kırık acılar ile sevdasızlığın divanında oturunca sizi yaşamamak mümkün değil, size binlerce kez korku ile beddua ettiğim için pişmanım çünkü ıslak kirpiklerim acılarımla sevdasız gönlümün boşluğu ile titrer iken hatanın bende olduğunu anladım…
Kendi hayal kırıklığımda, uslanmaz kendini bilmez benliğimin sarhoşluğunda yalnızlığımı yudumlar iken, tüm suçu karşımdakinden aradım, kendi kelimesiz ’ligim ile gece gündüz demlendim hasreti içtim yenilgimi hiç kabul etmedim işte bu nedenle yalnız öksüz kaldın ey gönlüm…
Gönlüm, senin seyir defterine hislerimi duygularımı yazmadım arzularımı ihtiraslarımı hırsımı yazdım o nedenle hep üşüdün hep zemheri soğukları esti etrafında. Şimdi ağla ağlayabildiğin kadar dökülen sessizlik kadar ağla, sessiz kalmamayı gönüllere ses olunması gerektiğini kuytularda sadece kendi arzun için yanan birey olmanın acısı vicdansızlığı ile istediğin her köşede ağla ağlayabildiğin kadar ey benliğim ey gönül olmaya derin dondurucu gönlüm, seni duyan gören olmaz ey benliğim, ey gönlüm, ey hislerim…
Bakire olan gönlüme,  ona sevgisizlik vefasızlık hırsınla tecavüz ederek masumiyetini yok eden benliğim sesini kes ve kıçını kır otur bir karanlık köşede, kes artık sözleri notası kayıp beste ’siz iradesi olmayan feryadının sesini ve gömül karanlığa belirsiz izler bırakarak arkanda yaşa. Masumiyet’sizliğin hasretini çekerek doya doya yaşa ey benliğim sen bunu çoktan hak ettin…

Mehmet Aluç

21 Ocak 2015 Çarşamba

Gölgesiz Duvarların Ardında




Gölgesiz Duvarların Ardında

İsmin yar dudaklarım yakar da yavaş yavaş
Hasretle aklıma sen gelince başlar savaş
Yüreğim gurbet ilde ararım bir lokma aş
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Kalabalıktan kopup gelen yarın omzumda
Gözlerim yanar ağlar sensiz bitap durumda
Peşindeyim kendimden haberim yok yollarda
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Seni sevdim gölgesiz duvarların ardında
Gel yeter gezdiğimiz sokakta bayramlarda
Gönlüm bak damla damla yürür uçurumlarda
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Kul Mehmet’im yitirdim yitik hülyalarımız
Bak sessiz bomboş Arnavut kaldırımlarımız
Ömrümüz aşkla koksun koşsun adımlarımız
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç