Bu Blogda Ara

inşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016 Çarşamba

Yar Olamadım



Dar geldi giydiğim bana bu yelek
Bu boş gönlü doldurmadı aşk ile felek
Şimdi yediğim çok şükür kuru bir çökelek
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Gönlüm sanki viran şehri nasıl inşa edeyim
Kendime söz söylemezken kime ben ne diyeyim
Gideceğim yer aynı olacak ben nereye gideyim
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Dudaklarım kilitli sanki aşk dili ile konuşmaz
Sanki ben başka bir dilde konuşurum kimse anlamaz
Anladım ki bu boş Gönül’e kimse yar olmaz
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Belki ben ben olamadım bu gidiyor zoruma
Bir seven takamadım bu kırık koluma
Arasam aşk diyarında bir seven çıkar mı yoluma
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Kimse duysun istemem avazımı
Kendim musallada kıldım sanki namazımı
Nasıl söyleyeyim seven olmayınca aşkın kelamını
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Artık kara taş bağlarım bu bağrıma
Çıkan olmadı aşk ile çağrıma
Artık çıkıp oturayım karlar yağan dağıma
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Bu kalan ömründe yine bir seven bulamadın
Akan aşk çeşmesinde bu gönlünü aşk ile doldurmadın
Gönlümde açan çiçekleri koklayan çıkar diye soldurmadım
Bu gönlümü dolduracak bir formül bulamadım
Ne kendime nede başkasına bir yar olamadım

Kul Mehmet’im evet evet Yüce Rahman beni sınadı
Bu gönlümde aşka yer var mı yok mu diye baktı aradı
Belki ben aşkı yerleştirmeden kendime bir sevgili aradım
Bu gönlümü dolduracak bir formül buldum artık yaşadım
Şimdi kendimde başkasına bir yar olurum artık
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




9 Kasım 2015 Pazartesi

Çok Şükür Mevla'ya...


Manadan anlamayan maneviyattan dem vurur
Meydanı yıkan gönül şehir inşa etmeye durur
Aşkı bilmeyen yaşamayan aşk ile sevmeyi arar
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur

Âşık aşığım demekten utanır hayâ eder gezer
Sevmeyi bilmeyen aşığım diye gönlü ezer
Cahil olan sıkıntısında canından bezer
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur

Şuurlu imanlı olan tüm kötülüğü sezer
Aşk yolunda çile ile sanmayın aşk biter
Kara gündür elbet bir gün gelir geçer biter
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur

Aşk dersen gönülde açan bir güldü
Nice âşıklar onunla gece gündüz güldü
Aşkı bilmeyenin gönlünde aşk öldü
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur

Aşk dersen gönül'e ömre olur yoldaş
Aşk gönlü ömrü güldürür odur gönüldaş
Aşk ile yenilir bir lokma helalinden aş
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur


 Kul Mehmet'im şimdilerde aşk ile güleni görmedik
Aşkı bir günlük sevmek bildik kıymet vermedik
Karşımızdaki sevmezse de bizde onu sevmesini bilmedik
Çok şükür Mevla'ya aşk ile gönlü bedeni korur

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

1 Kasım 2015 Pazar

Bir zerre nefrete yok inancımız...


Olur, nefrete karşı insanca inadımız
Merhametli olmak İslam inancımız
Canlar canını sevmek muradımız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Baş eğmeyiz nefret sözlerine
Merhametle bakarız insanların gözlerine
El ele çıkarız yokuşun düzlerine
Bir zerre nefrete yok inancımız

Harap olanı ederiz inşa
Merhametle geçeriz başa
Taş değmesin her başa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Bazı insanlar insanı satar
Sonra gider rahat yatar
Nefreti ile nasıl yaşar
Bir zerre nefrete yok inancımız

Gönlümüz aşk merhametin hanı
İmanla çevrilmiş her bir yanı
Muhabbettir sevgidir divanı
Bir zerre nefrete yok inancımız

Nefretin çevresi virane
Onda bulunmaz gönüllere çare
Nefretle olunmaz paşa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Kora yaklaşmaz tutar bir maşa
Koş der ateş içinde yaşa
İster zalim dünyada kargaşa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Vefadır o gül gönülden açar
Mis kokusu cümle âleme saçar
Nefreti olan koklayamaz kaçar
Bir zerre nefrete yok inancımız

Canı merhametle teslim amacımız
Her daim karşımıza çıkar bir akılsız
Sorsan nedir amacım der nefret amacımız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Sözler olmasın anlamsız
Kimse kalmasın babasız anasız
Ölüm gelir bakarsın ansız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Kul Mehmet'im sinemizde açar güller
Açan güller yanında öter bülbüller
Ölüm gelince gönülde solmaz o güller
Bir zerre nefrete yok inancımız

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Kur’an ve Sünnete ile erişeceğin o nurlu sonsuzluğa elini uzatır iken…



Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam şefaatçimiz, Habibimiz, önderimiz, insanların en hayırlısı tevhid ve sünnet muallimi, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ashabına ve onun yolunda gidenlere olsun.
Bir anma anımsama ve unutma ve yok olup, yeni hayatın bekleme istasyonu olan bu dünya âleminde, bazen bir yabancı gibi hatta ismi gibi yabancı olabiliyoruz her nedense ne hikmet ise bilinmez! Hata gönlün şifası, bulanık zihinlerin devası, bir adım karşımızda olmasına rağmen yabancı kalır tanımayız, sanki biz yabancıyız ya, o da bize yabancı imiş gibi görünür ve çalınmış hayatımızı başkalarının fikirsizlerin eline teslim ettiğimizi görmeden bilmeden, ayıkmanın ve hissettirmenin deva olanın önünde geçer gideriz! O anda öylesine harap olmuştur ki bedenimiz, ruhumuz, ömrümüz dünyamız, hayallerimiz, bilmeyiz, anlayamayız, izan edip de az bir saniye düşünemeyiz, geçer gideriz hüsran olan sona doğru.
Varlığı için yaratılan âlemin yegane inşa edeni olduğunu, gönlünü ve gönülleri merhamet ile sarması gerektiğini… Unutarak veya unutturularak terk eder gidersinde ruhun dahi duymaz, hissetmez ne acıdır bu durum! Bir kaç adımdan sonra yok olacaksın ve âlem seninle beraber bu karanlığa zalimliğe dayanamayacak ve paramparça olacak sanki! Sen kurudun kuruyacaksın ve az sonra, sanki âlemde kuruyacak seninle bu gamsız vicdansız edepsizlerin varlığına dayanamayarak…

Belki bu dünya ve âlem bir damla ağlasan gözyaşı döksen seni ve âlemi yakanların ateşini söndürecek ama sen sana Nuru ile ışık olacak sana ve âleme nuru ile hayat verecek, yeniden diriltecek olan Kur’an ve sünnete o kadar uzaksın ki, yüreğin merhamete o kadar uzak ki, gözlerinde bir tek damla yaş akmayacak diye üzgün mahzun bakıyor sana. Sanki hiç silkelenmeyecek Kur’an ve sünnete sarılacak gücün yok mu gibi sana bakmakta… Hala yüreğinde özlemle Kur’an ve sünnete karşı olan hislerinin kokusu yüreğinde var, her yok oluşa adım attığında sanki arkanda bu kokuyu özlemi bıraktın, bir mum gibi erir iken Kur’an ve sünnetin o muhteşem harikulade güzelliğinin kokusu kokuna karıştı ve seni takip etti ve şimdi son virajdasın ve son defa karar vermelisin diye Âlem ile beraber senin kararını bekliyor.

Sana bahtını ömrünü ruhunu karatan fikirsiz fikirler nefis ve şeytanın oyuncağı olmamanı bekler iken, seni bu yolda yok edenler şimdi karşında kıvranır iken son viraj’a girmeden önce kararını değiştirmemen için sanki seni dünyanın tüm altınları ile boğacaklarını kulaklarına fısıldar iken, sana gülümseyen sana ilaç ve diriliş için ekleyen Kur’an ve Sünnete gülümsüyorsun. Mutluluk ile erişeceğin o nurlu sonsuzluğa elini uzatır iken, o nuru ile gülüşü ile seni sarıyor paramparça ediyor, seni sarıp sarmalayan yok eden fikirsiz fikirleri nefsini, şeytanı dünya sevgisini o anda haykırarak-Allah’u Ekber- der iken, artık üşümek istemiyorum kış gibi, solmak istemiyorum sonbahar gibi korkuların yok olur iken, Aldığın abdest ile gönülden Nasuh tövbe ile secdeye varır iken, Yudum Yudum içiyorsun Âleme nur saçan hayat kaynağı Kur’an ve sünnet’i, çıplak kalan gönlüne ve edebine örtünerek doğrulursun, yoksul kalmış gözlerindeki umut ışığının kapıları nur Kuran ve sünnetile parıldar ve kapalı kalan gönül kapın merhamet ile açılır iken yüreğini ve âlemi yakan ateş, gözlerinde Nasuh bir tövbenin pişmanlığında akan iki damla gözyaşınla söndürür.

Artık Kur’an ve sünnetin hikmeti ve aşkı ile bakıyor gözlerin, onunla yürüyor ayakların onlar ile uzanıyor ellerin…
Seccaden taşların üzerinde, namazını ilk namazını kılar iken, göklerde buluşan ezan gibi yankılanıyor pişmanlığın nur nur, melekler taşıyamaz iken Nasuh pişmanlığını, iki damla gözyaşın ile eriyor, gülümsüyor sana semada melekler nur nur… Âleme gönlüne nurdan kandiller yandı, dilinde zikir Kuran ve Nur gül kokan Peygambere salavat gönderirken, yeniden diriliş ile dirildin sen ve âlem Nur Kuran ve nur gül kokan Resul sünneti ile…

Artık her günün mübarek bir gündür, âlemde nurdan gül kokan Resul kokuları sarmıştır, sana uzak sandığın her gün özlemi ile kucağında uyuduğun tatlı huzur bulduğuna kavuştun, sonsuzluğa koşarken elinde gönlünde iki tane nur, onlardı beklediğin misafirlerin, yol dostun, Rahmet yağdırırken gönlüne, gönüllere, âleme gülümseyerek yürü sonsuzluk yolunda gülümseyerek…
“Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!”Ayetini canlı canlı yaşıyorsun ne mutlu sana İslam düşüncesini capcanlı yaşıyorken, hidayeti, nuru, hakkı ve adaleti artık seninle ne mutlu sana, âlem hayran sana… Selam ve dua ile kardeşlerim…
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

13 Haziran 2015 Cumartesi

İman İle Olduk-1-



İman için dünyadan el çektik
Ahiret yurdu için çalıştık
Göz yaşını sildik
Merhamet ile olduk
Rahman peşinde olduk
Gerisini boş verdik

Namaz ile meşgul olduk
Âlemi inşa etmeye çalıştık
Nefret ile olanları merhamete davet ettik
Gelene buyur dedik
Gelmeyen güle güle dedik
İman ile güldük
İman ile yol aldık
İmansız solduk
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

9 Nisan 2015 Perşembe

İman Değil Mi Bizde






İman ile merhametle gözümde yaşlar döküldü
Zalim zulmü inler insanlar gönlüm yerinden söküldü
İman ki kâinatı inşa eder zulmü yıkar gönülde yok
Kurşun yemiş gibi yaram kanar kırk yerinde değen değil ok

Kimin elinde gönlümüzün yuları
İman ile olmak gerekir ey Allah’ın kulları
İman ile açalım dikenli yolları
Kurşun yemiş gibi yaram kanar kırk yerinde değen değil ok

İman değil mi bizde gönül arar kendini gülüşünde
Yürü zalime karşı iman ile suratına at Tokat’ı gülüşünle
Dünya gülsün gönül gülsün imanın ışığında gelişiyle
Kurşun yemiş gibi yaram kanar kırk yerinde değen değil ok
Mehmet Aluç


Not allowed! Not allowed!


12 Mart 2015 Perşembe

Gülümseyen Bugün Yıkar Mazinin Karanlığını

Yarın,bugün,


Bugün kirli yarın ölür mazinin karanlığında kaybolur
Kirli mazi bugünü bekler karanlık gözleriyle yok eder
Gülümseyen bugün mazinin karanlığında ışıldar
Son ikazı ile gülümseyen bugün yıkar mazinin karanlığını

Bugün müdür yarını bekleyen enkazını inşa etmek için
Yarın mıdır bugünü bekleyen viran olan yüreğini güldürmek için
Yarın bugünün közlerinde yeniden yarın olabilmek için mi bekler
Son ikazı ile gülümseyen bugün yıkar mazinin karanlığını

Işık olan bugünün gamzesinde toplanan gülümsemeyle
Yarın için bulunmaz bir nimet gülümseyen sevdasının gelişiyle
Haydi, bugün gülümseyelim yankılansın sema yıkansın gülümsememizle
Son ikazı ile gülümseyen bugün yıkar mazinin karanlığını
Gönül gönüle beraber el ele yürüyüşümüzle

Mehmet Aluç

8 Şubat 2015 Pazar

Güzel Kadın Nasıldır? Onu Güzel Yapan Nedir?



Güzellik, bakanın kişinin bakan güzel bakışlı gözündedir. Güzellik, güzel bakabilmek, gönül gözünde olumsuz bakışları silerek, bakmaktır.
  
Kadında güzelliğin göstergesi olabilecek pek çok ayrıntı var. Bence, gözler gülümseyen gözler, sevgi ile bakan gözler en etkili bölgedir. Kadında en çok bakışlar vurguyu güzelliği hissettirir. 

Bir de tebessüm kadının en muhteşem sıcacık güzelliğine binlerce güzellik katar.

Karanlığı ışığa çeviren, şefkatle bakan gözler, kadını güzel yapandır. Yıkık viran gönülleri inşa edende bu gözlerdir.


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç