Bu Blogda Ara

18 Ağustos 2016 Perşembe

Allahu Ekber Allahu Ekber


Allahu Ekber Allahu Ekber

Ecir’i güneşin ışıkları gibi kul kazansa
Haşr gününde müminler onunla coşsa
Sırat köprüsünde anında geçse
Cenneti Alada bekleyen Nur Resule kavuşsa
Dünyadaki İhsan’ın gerçeğine o an ulaşsa
Allahu Ekber Allahu Ekber

İtikat nuru ile gönüller dolsa
Kelime-i Tevhit ile diller olsa
Beş vakit Kıyamda durulsa
Secde ile gönüller hakka ulaşsa
Kul Rahmana kul olduğunu her an hatırlasa
Allahu Ekber Allahu Ekber

Diller sessizce Allaha duaya dursa
Kul arasa Rahmanı bulsa
Rahmanı bulunca kendini bulsa
Her an Rahmanla Nur Kur’an Nur Resulle olsa
Diller gönüller niyaza varsa
Allahu Ekber Allahu Ekber

Sadaka ile muhtaçlar gülse
Mazlum hep gülümsese
Kullar helal haramı bilse
Gönüller gönüllere gülümsese
Herkes haddini hakkını hakkı bilse
Allahu Ekber Allahu Ekber

Şükür ile nimetlerin kıymeti bilinse
Fakir komşu sofraya davet edilse
Komşuluk ile hakkı gözetilse
Haksızlığa uğrayana hakkı alınıp verilse
Takva gönülleri sarsa sarsa gelin dese
Allahu Ekber Allahu Ekber

Kul Tevekkül içinde gezse
Tefekkür ile hakikatin deryasında gülse
İnsan insanlığını kulluğunu bilse idrak etse
Tevhid inancını bilse gönlünde gezdirse
Gülmeyen canları hep güldürse sahip çıksa sevse
Allahu Ekber Allahu Ekber

Vahyin ışında karanlığı yıksa
Nur Kur’an Nur Resul ile yola çıksa
Hak olan Rahmana her an ulaşsa
Onunla her an olsa nura kavuşsa
Salih amel ile kulun defteri dolsa
Allahu Ekber Allahu Ekber

Yüce Rabbim
Ol deyince oldurtan Rabbim
Kulundan bu dualar
Ol deyince olduran sensin Yüce Rahman
Arz etmek kulundan
Kabul etmek senin Yüceliğinden
Aziz olan kadir olan sensin
Gönülleri kâinatı güldüren
Nuru ile huzuru hidayeti ile sensin dolduran
Kulunu yolunda sana vardıran
Sevap ile amel defterini sensin dolduran
Günaha dalınca kuluna af ederek nurlandıran
Berat ile beratını veren
Bolluk denilen bereketle bereketlendiren
Cefa içinde deva veren
Hastalık anında şifa veren
Ebediyet için kulunu öldüren yeniden dirilten
Saymaktan seni acizim Rabbim
Şükretmekten acizim Rabbim
İstemek Kulundan
Vermek senden Rabbim
Cümlemize ver
Gönüllerimizi önlerimize ser
Aksın helal kazançla ter
Cenneti alada olsun bize bir yer
Nur Resul şefaati komşuluğu ile
Gülsün olsun müminler
Her şeye kadirsin Rabbim
Âmin Âmin Âmin
Sadakallahül azimsin Rabbim
Mehmet Aluç © Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

14 Ağustos 2016 Pazar

Kararını Kuluna Vermiş


 

Gönülde vardır bir kapı
Arama bulamazsın yoktur kapının sapı
Böyledir bu kapı
Mevla böyle inşa etmiş böyledir yapı
Kulu kendisi içeriden açsın demiş
Kapalı kalsın dememiş
Kulu gönül kapısını kendi açsın
Sevabına erişsin istemiş
Müdahale edilsin istememiş
Kulun düşünmüş
Kararını kulu versin istemiş
Hayatta böyle değil midir?
Bilmez hiç kimse insan olmayan edepsizdir
Açmaya çalışır
Yüklenmeye çalışır kırmaya çalışır
Böyle olmaz
Bak gönül dostlarımıza
Bak Yunus Emre me
Mevlana’ma
Karaca oğlana
Kör oğluna
Battal Gazime
Fatih Sultan Mehmet’imize
Nasıl gönüllere girmiş
İçinde yer edinmiş
Gönül sarayında kendini görmüş
Severken sevilen olmuş
Gülmüş güldürmüş
Bu nasıl insan değiştirdi zamanı
Oldu zamane
Kimisi der sana ne
Bana ne
Kime ne
Nedir gönüllerdeki bu acı
O yiğitler ki gönüllerinde vardı acı
Göstermezdi kızgın sacı
Herkese derdi bacı
Acıyı alır neşeyle karıştırır verirdi kalmazdı acı
İnsanlardı baş tacı
Açsana gönül kapını nedir bu acı
Açılmaz neden
İçeriden açılan aç odur gülümseten
Eririz her gün kar gibi
Üşürüz donmuş kar yağar gibi
İnsan rüyasında mı güler
Rüya bir saniye
Ömür bir saniye gülmek nerede
Bekle ki insanlar yanına gel
Sen git yanına versene el
Az gül essin gülümsetsin gönüldeki tatlı yel
Herkes benim gibi değil kel
Üşütmez korkma yel
Kelede gel de essin yel
O en önce hisseder
Unutmak gelmez elden
Unutmakla gülmez insan nedir bu neden
Kimden
 Kimdir gönülleredoğru giden
Rüyalarda hatırlamak değil hatırlamak
Gülmek kapıyı açmaktır var olmak
Cana can olmak
Can için yaşamak yaşatmak
Koşmak varmak
Varanlardan olmak
Hasret nedir
Bir numara
Vuslat nerede sıfır numara
Yok, kim araya bula
Rahat varken otura
Gönülleri kim sora
Varlıklıyım ya az biraz
Kapalı kalsın gönül kapısı biraz
Hani alakamız
Nefsimize
Arzularımız için mi?
Istırap yakıyor kor alev
Az biraz sev
Sen değilsin ki dev
İnsansın insan az sev
Gören hani gören
Gördüğünü görüneni gören
Gördüğünü hisseden
Hisseden hissettiren gönülden seven
Yedimi hepsini yedi düvel
Yok, mu gel gel diyen
Gülümseyen gülümseten
Yok, mu nefretten kaçan
Onu yanına almayan
Yüzüne dahi bakmadan kovan
Yol alan
Gönüllere koşan
Onlarımı da yedi yedi düvel o an
Aşk denilen sevgidir
Değil ki bir örgüden şiş
Sok çıkar gönüle parçala kanat ara ara
Elbet düşersin soluksuz dara
Yüzün olmuş bak kara
Açma yara
Kolar açıp sara
Koş sen yâre
Her kes mi kızgın
Turşuluk olmuş yanılgın
Hani insanlığın
Sattın mı bir avuç turşuya
Şimdi kalırsın bakarsın ağlaya ağlaya
Silmişsin herkesi gönlünde
Kim sana derman suna
Kim yüzüne baka
Kim yok etrafında boşa bakınma
Boşuna da sen yırtınma
Kul Mehmet’im yeter yazma
İçimiz geçti mezarımızı kazma
Umutsuzda kalma
Böyle derinden yazma
Kimsesizde kalma
Yalnız yola çıkma
Var canların yanına cansız da kalma


Mehmet Aluç © Kul Mehmet

Fazla Konuşma Diyor




Fazla konuşacaksan güzellik sunmayacaksan FAZLA konuşma diyor

Dertlere DERMAN olmayacaksan YAKLAŞMA diyor

Gözlerinle bakarken SEVMEYECEK İSEN bakma diyor

Gönül kapını AÇMAYACAKSAN BANA ONA BUNA ŞUNA BİZE

gönlüm var diye GEZME diyor...
 
Kim diyor Kul Mehmet diyor

E fena bir şey mi diyor

Hayatta hep gülmenizi istiyor
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Dilsiz Kelimelere Dil Olan Anadolu Yiğitlerim


Kafası esse kızsa Sokrates
Victor Hugo’nun sefiline
Kim duyar kızdığını
Karaca oğlanım
Kör oğlum
Yunusum
Mevlana’m ve diğerleri anında duyar
Yanına koşar
Bre densiz
İmansız
Yıkma gönül hanını ustası yok
Gel kim olursan gel
Sözlerini söylerken
Sokrates şaşırır
Kim bu âlimler
Bilginler
Ben bir kuru kemiğim
Kurumuş bir dalım
Kalkamaz bunlara karşı kolum
Bu ne yiğitler ki analar doğurmuş
Bunları gören söz mü söylermiş
Vay anam vay
Tabi kalır şakın
Görmemiş gönül adamı insanı
Derde çare olan insanı
Şaşırır kalır
Pes eder
Sefil gülümser
Sefil gülümser kainat gülümser
Sarılırlar bu Anadolu yiğitlerimizle
Sokrates takip eder gizliden
Zaten onların işi gizliden
Rabbim gizliyi de saklıyı da bilir hep birden
Gizlice alır bizdeki güzelliği aniden
Olur, bilgin uydurmadan çakma çıkar bir yerden
Kendisi bilgisiz insanı  ortaya çıkarırken
Bilgisiz Rahman ’sız merhametsiz kaldığından habersiz
Her gördüğüne der bilgisiz
Bizim yiğitler salınca haber
Adam ol Sokrates adam
Gelirsek yaparız seni madam
Silkelenir Sokrates
Döner doğru yola
Tek başınadır
Bizim yiğitler gibi
Savunmasız kalsa da İşi Allaha havale eder
Sürgün edilemez
Gittiği her yerde yine aynıdır Sokrates
Söyler yiğitlerimiz gibi doğruyu
Çıkarır yalanı ortaya
İki yüzlü olanları çıkarır karaya
Fazla doğruyu bulan sokratestir
Yalancılar çıra gibi yanar
Ortaya çıkar
Hepsinin koltukları batar
Kim hapiste yatar
Onlar ister canlar yansın
Sokrates ister yalancılar ortaya çıksın
Boş durur mu yalancılar
Çekilir bir paralel hat
Kimi Truva atı ile mahkemelere yaklaşır
Çeker hattını
Kimisi mancınık ile çeker hattı
O günden beri paralel çıkmıştır ortaya
Şimdi Fetöcü'lerin  babası
Onlardır
İsmi olsa da değişik
Ha Mösyö
Ha Fetö
Ha döküntü
Ha böğürtü
Adı önemli değil
Hakimler satın alınır
 İdam kararı verir mahkeme
Korkmaz sokrates
iyi adamlardan kahramanlarımızdan
Andolu kahramanlarımızdan
Kapmıştır bir şeyler en azından
Sokrates ölümün son değil
Devam eden yolculuk olarak bilir
Ama sen gör şimdilerde
Kim neyi bilir
Tabi ki hiçbir şeyi
Yıkmayı
Talan etmeyi
Yemeyi bilir
Ah neredesiniz o Anadolu’nun yiğitleri erenleri
Görünseniz o heybetinizle
İmanlı dik duruşunuzla bir an
Yıkılsa bunca insan o anda
Sefiller yıkılmasa
Kimse hor bakmasa
İşte ben gezerim ara sıra
Bu güzel yiğitlerin erenlerin dünyasında
Öperim ellerini
Öperler gözlerimi
Masal hikâye değil bunlar
Hepsi gerçek yaşananı yaşatanlar
Canlara can olan canlar
Ah nerede kaldı o günler
Gönüllerimiz onları özler
Görse nurdan gülümsemelerini bu gözler
Yıkılır tüm sözler, bu güzellik
Merhametli gönül karşısında
İşte gönlümde yaşadım
Az yazdım
Devam ederse yazarım inşallah
Vakitte artık sabaha vardım

Mehmet Aluç ©Kul Mehmet

Gerisini Ne Siz Sorun Ne Ben Yazayım


 
Ey kalem gönlüme uy yazma yavaş yavaş
Şiirlerim gönüllere yazılmazsa da çok çok
Sanki yazarken yiyorum ben döner dürüme sarılı lavaş
Ben yazarken hızlı yazıyorum biraz
Gerisini ne siz sorun ne ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
İşte ben yazarken böyleyim
Heceye vakit ayırmadan yazmaktayım
Gerisini siz sormayın ben yazamıyorum ufak ufak
Doğarken yazarım yine durmadan şafak
Gönlümle şiirlerimdir pak
Gerçi şiir gibi duru sevecen olsak
Gerisini ne siz sorun ne ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Gönüller ki kalmış kupkuru
Ey kalemim yağmurla beraber yaz
Sula kurumuş gönülleri kalma yavaş yavaş
Elimde olursa nede güzel olur dürümden lavaş
Yiyeceğimiz değil mi bir lokma aş
Neden kırılır bunun için onca baş
Birde gözlerde akar yaş
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Dünyamız olmuş tam bir tımarhane
Çıkarmalı içindeki akıllıları
Sokmalı bizim gibi akıllı delileri yavaş yavaş
Yok, yok tımarhanede binlerce akıllı var
Bu zalim nefis dünya mal düşkünlerini
Atmayalım tımarhaneye ismine olur yazık
Atalım kör karanlık kuyulara kapatalım üstlerini
Yavaş yavaş
Çıkmasın dünyada savaş
Çıkmasın ülkelerde iç savaş
Bitsin yavaş yavaş
Verelim günde bir lokma aş
Nedir bunca bitmez savaş
Kim ne kazanacak ey kardeş
Mezara sığmaz ki bu savaştaki amaç
Yakalayın tıkın tüm insanları tımarhaneye değil
Kör kuyulara yeri burası tımarhane değil
İnsanlıktan çıktı dünya insanı geldi nereye
Belki milyonlarca insan daha ölecek seneye
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Bitsin artık insanların çektirdiği dert
Atalım dünyada kalmasın dert mert
Nedir bu hırs kazanma vicdansızlığı
Nedir bu öldürme aşkına hasret
Hani kalmadı adalet
Kimisi derse bana ne
Bende derim bendeki dertten sana ne
Olmaz böyle bana ne sana ne kime ne
Olmuş dünyada ki insanlar serseri
Nur Kur’an Nur Nebi insanlığın değil mi rehberi
Dinlemiyor görmüyor ölen insan mı hayvan mı birileri
Hani herkeste vardı takardı başına doğruluk tacı
Hepimiz mi birden olduk Kul Mehmet’im zurnacı
Çalarız böyle acı acı
Yok, mu insanlığın ilacı
Nur Kur’an Nur Resul ilacı
Ne yapsın Nur Kur’an Nur Sünnet hepimiz baştan savmacı
Kovmacı
Yıkmacı
Ayaklamacı
Say say bitmez bizde bedavacı
Ah gerisini ne siz sorun nede ben yazayım
Sen hızlı hızlı yazmaya devam et olma kalemim yavaş
Yazarken elimize geçmedi söyle bir ekmekten de lavaş

Mehmet Aluç © Kul Mehmet

Güldürme Güldürme Kimse Gülmesin –Skeç-1


Spiker sunucu sahneye yavaş yavaş üzgün gelir.

-Bir güldürme güldürme kimse gülmesin programına hoş geldiniz sayın seyircilerimiz
Alkışla salon yıkılır seyircilerin üzerine. Adı üzerinde yani…
-Evet, sevgili gülmeye gelmeyenler programımız başlayamıyor, çünkü oyuncularımızdan bir üç yıldan beri gülmeye gülmeye, şu an gülme krizine girdi, arkadaşlar onu sakinleştirmeye, eski haline döndürmek için uğraşıyorlar.
Salonda sesler yükselir.
-Kardeşim bizde usandık gülmemekten, az gelsin de bizlerde gülelim…
Salonda sırlara vurularak, gerçi sıralar oturma sandalyeleri ilk oturuşta kırılmıştı ya olsun, alkışla başladılar.
-Gülmeyi beceren oyuncu sahneye sahneye sahneye…
Spiker kuşkulu esrarlı gözlerle
-Aman efendim bu formatımıza aykırı.
Salondan bir seyirci bağırarak.
-Sizin formatınıza elimi sokayım, o oyuncu buraya gelecek…
Sahnede zıplamayan spiker ani bir telaşla
-Bir dakika sayın seyirciler oyuncumuz maalesef gülme krizinden ölmüştür.
Salonda bir sessizlik
Spiker
-Bir dakika duyamıyorum oyuncumuz ortadan ikiye bölünmüştür, nasıl oldu evet evet anlıyorum, sayın seyircilerimiz oyuncumuz gülme krizinde iken yere düşmüş başı kanamış hayır hayır aman neyse ney biz geçelim diğer skecimize, az ağlayalım amanın.Sayın okuyucularım başlayalım mı ikinci bölüme sizler ne dersiniz?

Mehmet Aluç © Kul Mehmet

Yayınlarım

Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah