Bu Blogda Ara

Çırpınışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çırpınışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2015 Pazar

Yalnızlığın Son Çırpınışı-3.Bölüm.




-Allahu Ekber, Eşhedu enlâ ilâhe illallah ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluhu, Sana binlerce kere şükürler olsun Rabbim, üzgün kuluna merhamet ettin Ve ötelerde bu aciz kulun yardımına melek gönderdin, ben sana nasıl şükür ederim Rabbim. Bu ne güzel bir hikmettir lütuftur Rabbim sana binlerce kez şükürler olsun.

Melek gülümseyerek kendisine sarılan fundayı, kanatları ile sardı ve onu alarak gökyüzünde gezintiye çıkardı. Funda hiç sesini çıkarmadan teslimiyetin belirgin ifadesi yüzünde belirli olurken gökyüzünde uçmaya başladılar. İyilik meleği.

-Şimdi iki gündür merak ettiğin eşinin bulunduğu yere gidiyoruz, birazdan tüm üzüntülerin sona erecek ey Allah’ın güzel kulu.

İlk defa gökyüzünde yeryüzünü görüyordu, gülümseyen hiç korkmayan funda, yüreğindeki bu seçkin anın güzelliği ve mutluluğu ile gülümsüyordu.
Oysa günde beş defa namaz ile gökyüzünde geziniyordu, ama böylesine bedenen değildi. Allah’ın nurani ateşlerine maruz kalmaktan kurtaran O’nun isimleriyle secde ile bütünleşip kendisinden sıyrılarak rahmanla olduğu secde anında kendi kusurları yok olur ve öz benliği olan İlahî özünü keşfederken ruhen duyduğu sevinci şimdi bedenen yaşıyordu.

Gökyüzünde melek ile uçan Funda az sonra yeryüzüne indiler. Az ilerde devrilmiş bir tır ve tırdan yükselen dumanlar vardı. Fundanın yüreği cız etti. Meleğe dönerek, korku içinde.

-Bu eşimin kullandığı tır mı, yoksa ona bir şey mi oldu.

Derken ayaklarının bağı çözüldü. Bir müddet sonra melek kucakladı, az ilerde kazadan dolayı vefat eden eşinin yanına götürdü. Gözlerinden akan yaşlar ile yerde kanlar içinde ölen eşinin bedenine sarıldı. Ağladı ağladı…
Bir müddet sonra meleğe döndü, yalvarırcasına.

-Hani hani onu tekrar diriltemez misiniz? Zamanı geri almanız mümkün değil mi? Yalvarıyorum, yardım edin bana.

-Ey fani kul zamanı geriye almak Rahmanın elindedir, ne biz melekler nede siz faniler ne bir saniye ileriye ve geriye alamayız.

-Ben şimdi eşim olmadan nasıl yaşarım, lütfen bana yardım edin!

-Ey fani kul benim görevim Rahmanın izni ile seni buraya getirmek ve tekrar götürmek...
-Neden daha önce gelmedin?

-Ben bilmem Rahman bilir…
- Sadakallahül azim, inne lillehi ve inne ileyhi raciun.

-Kalk doğrul ey fani kul Rahman bir çare yazmıştır sana, üzülme.

Yerde cansız yatan eşinin başında kalktı. Onlar gökyüzüne doğru yükselirken, kaza yârine ambulans varmak üzere idi.İyilik meleği görevini bitirerek başka bir meleğin kucağına verdi. Birden yüreğindeki tüm sıkıntılar üzüntüler yok olmuştu. Kelebek kadar kendini hafif hissediyordu. Birden sanki başka bir âleme geçmişti, az ilerde eşi ona gülümseyerek bakıyordu. Sanki biraz önce vefat eden kocası değildi, capcanlı kendisine gülümsüyordu. Gülümsedi yüreğindeki coşkun sevinç koskoca âleme sığmamıştı, etrafında kendisine gülümseyen melekler vardı. Şaşırdı…

-Neler oluyor, biz neredeyiz?

Arkasını döndüğünde kendisini getiren melek değişmişti. Başka bir melekti, kendisine bambaşka bir gülüş ile gülümsüyordu.

-Ey Allah’ın kulu hoş geldin cennete, sonsuz kalacağın âleme hoş geldin.
Karşıda kendisine koşarak gelen eşine doğru koştu, sarıldılar…

Cennet; nimet ve ihsan deryası, lezzet ve huzur ülkesi... Cennet; rıza beldesi… Ucu bucağına nazarımızın erişemediği, büyüklüğünü hayalimizin kavrayamadığı bu kâinat… Huzur ve saadet yurdu… Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığı...

Son

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

24 Şubat 2015 Salı

Yalnızlığın Son Çırpınışı-2.Bölüm.



Yalnızlığın Son Çırpınışı-2.Bölüm.

Gözü önüne bir ara bir karartı geldi, sanki gökyüzünde birisi uçarak kendisine geliyordu, hayal görüyorum der gibi gözlerini ovuşturdu, gökyüzünde bembeyaz bir nur kanatlanarak ve duvarın içinden süzülerek içeriye girdi ve o anda Funda yere düşerek bayıldı, kaldı.

Gelen bembeyaz nura bezenmiş bir melekti, iyilik meleği. Biraz sonra ayıkan Funda karşısında iyilik meleğini görünce ürktü, gerisin geriye duvarın dibine yaslanan, bacaklarını toplayarak korku ve şaşkınlık içinde.

-Se… se… Sen az… Azra. Azrail misin?
Kendisine gülümseyerek bakan melek.

-Hayır, ey Allah’ın güzel kulu, ben Azrail değilim, ben iyilik meleğiyim.
Şaşırdı, apıştı kaldı, âmâ gözlerindeki şaşkınlık avazı çıktığı kadar sanki feryat edercesine bağırıyordu.

-A…Ama… Nasıl olur?
-Üzülme ve korkma ey Allah’ın kulu, ben korkman için gelmedim ki yanına.

Fundanın yürek çarpıntısı az durmuş gibi oldu, şaşkınlığı geçer gibi oldu.

-Nasıl olur bu? Neden olmasın ki ey Allah’ın kulu? Rahman istedikten sonra neden olmasın?

-Biliyorum Rahman yani yüce Allah istedikten sonra olmayacak bir şey yok ama bir meleğin yeryüzüne inerek bir kul ile konuşması ilk defa oluyor!

-Yüce Allah senin üzgün haline dayanmayarak merhameti ile beni sana gönderdi, beni yalnız sen görüyorsun ey Allah’ın kulu, iki gündür pencerenin önünde eşinin yolunu gözlüyorsun ve dilinde Allah’ın ve peygamberi zikir ederek tüm duaları okuyarak endişe içinde geçirdim. Yüce Allah üzgün kulumu gidin endişesini giderin diye beni sana gönderdi, ey secde ederken Rahman ismi ile gözlerinde yaşlar akıtan Allah’ın kulu, işte ben geldim.

Gülümsedi Funda içinden binlerce defa Allahu Ekber diyerek şükürler ederken birden kalkt,ı şükür secdesine yöneldi, gözlerindeki sevinç ve şükür gözyaşları seccadeyi ıslattı. İyilik meleği Fundanın kendinden üstün olan melek halini izliyordu. İşte nura bezenmiş secde ile Yüce Allah’a şükür eden bir kul. Yanına yaklaştı, şükür secdesinde kalkan Fundanın kalbine yani sol göğsüne dokundu, bir anda tüm endişeleri giden Funda gülümseyerek kadın suretindeki iyilik meleğine sarıldı, sarıldı...

Mehmet Aluç

Devam edecek inşAllah

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yalnızlığın Son Çırpınışı-1.Bölüm.


Yalnızlığın Son Çırpınışı-1.Bölüm.

Gözlerinde süzülen göz yaşları ile pencerede yolu gözlüyordu. Yüreğindeki derin acı git gide yüreğini yakıyor, gözlerinde yaşları damla damla akıtıyordu. Isısız bir gecenin onca sıkıntısına rağmen sabah olmuş lakin gecenin zifiri karanlığı yüreğine çökmüş yüreğindeki karanlık endişeyi hasreti, sabah doğan güneş aydınlatamamıştı.

Etrafında aşk ile dönen aşk melekleri olmalıydı, çektiği acıların yerine şu anda sevdiği biricik sevgilisinin gözlerine bakarak sevgilim demesini hatta

-Ey yüzüne bakmaya doyamadığım gül yüzlüm seni çok ama çok seviyorum… Selvi boyuna, gamzendeki gülüşüne hayranım gül yüzlüm.

Demesini isterdi. Kendisi de, gülümseyen bakışları ile yanağına bir buse kondurarak

-Ey gönlümün can ışığı, bende seni seviyorum.

Diyerek boynuna sarılmak isterdi. O şimdi yoktu yanında.

Onsuz yaşamak için hayatın köklerine sımsıkı sarılmak için, yalnızlığın çırpınması ile yaralanan bedenini ruhunu hatıraların tertemiz gözlerine, bilinçsiz gelen umutsuzluğun eşine uğrarken bu deli ataklarında, hatıraların derinliğine gülümseyen o güzel günlerin içine gömülünce, yavaş yavaş yürüyünce kurtuluyordu.

Geceleri âlem uykuda iken o hep ayakta pencerenin kenarında sevdiğini, gönlünün can ışığını bekliyordu. Onsuz yatamıyordu, ona sarılmadan gülümsemeden rahat edemiyordu.İki gün öncesinde gitmeden önce sevgilisi, ha bu arada sevgilisi Yasin uzun yol şoförü idi, Tır ile şehirler arası bir şirketin şoförlüğünü yapıyordu.

-Üzülme hayatım gönlümün nuru, bu sefer sadece üç gün sürecek, hem fazla mesai yaparak kazanacağımız üç beş kuruşu bir kenara atarak, yarınlarımız da kullanırız

Deyince, Fundanın yüreğine ayrılığın dağı çökmüştü.

-Hayatım ben sensiz üç gün hasretine dayanamam, kazandığın zaten bize yetiyor.

-Olsun hayatım yarınlarda yuvamıza katılacak olan aşk meyvemizin gülümseyen senin gibi gül yüzlü çocuklarımız olunca rahata erişir, sıkıntı çekmeyiz gül yüzlüm.

Başka bir şey söyleyemedi sadece gülümsedi. Yasin’e hak verdi, karnında ufak ufak tekmeleyen, yavrusunun eli ile okşarken, gülümseyerek kapıdan geçirerek yolcu etti.

-Allah yolunu açık etsin Yasin’im, sensizlik mehtabına, dilsiz haykırışların gecelerin karanlığı gibi, Allah yüreğimizi karanlıkta bırakmasın, Allah'a emanet ol bir tanem.

Diyerek'den sımsıkı sarıldı.

Şimdi ise yüreğinde tarifi imkânsız bir sıkıntı vardı. Havada uçan kuşların kanat çırpışında bile ürküyordu.

Mehmet Aluç

İnşAllah devam edecek

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç