Bu Blogda Ara

fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2016 Çarşamba

Harcama Tüketim Çılgınlığı


çılgınca harcama çılgınlığı ile ilgili görsel sonucu
Görsel sonucu
  


                  Esaretlikle Dolu Çılgınca Harcamanın Istırabı!
 Hayatımızı dört bir yandan saran, tüketim çılgınlığı harcama arzusun delice çılgınlığı sarmış durumda. Birde işin içine reklamı katarak tüketmemizi zorluyorlar, zorlamazsa da elini cebimize ister istemez uzatıyor. Soframıza kazancımıza tek başına sahip olmanın, harcamanın mantıksızlığı ile bir dostumuzu komşumuzu buyur etmekten uzak, baskıcı diktatör emperyalizmin uşaklarının düşünceleri savı ile adaleti insanlık ilişkilerini komşuluk akrabalık ilişkilerin dibine dinamit koyarak parçalayan düşüncenin, kör karanlık ışığında yaşamaya çalışıyoruz. İnsanlığın güzel sarsılmaz güzelliği sımsıkı aile komşuluk ilişkilerinin, muhteşem ışığını güzelliğini o emperyalizmi savunan karanlık düşünceli insanların karanlığı ile değiştirerek, o güzellikleri yaşamaktan maalesef mahrum kaldık, hatta hiç haberimiz yok hafızalarımızdan kökten silinmiş mevcutta.
   Yaşamanın binlerce dili var iken, insanca el ele gönül gönüle yaşayın, birbirinizin kadir kıymetini değerini bilin, sımsıkı omuz omuza birbirinize destek olun dilinde çıkan, akrabalık komşuluk ilişkilerine sımsıkı sarılın… Binlerce güzel sözlerini duymamazlık’dan gelerek, sadece kendimiz ailemiz için yaşarken karanlık zihniyetli insanların, odamızın içine kadar karanlık düşünceleri fikri ile girmesine izin verdik bu izin vermek, bizim batışımız yalnız kalışımız toplumca yok oluşumuz demek olduğunu anlayamadık lakin farkında hala hiç değiliz!
    Kendi kazancımızla paramızla sırtımızda kazanmaları yetmemiş gibi, kazandığımıza göz dikerek, kendi kazancımızla bizi yönetmeye yok etmeye çalışıyorlar. Zaten kazanırken hakkımız olanı kesiyorsunuz, özgürce harcamamıza izin vermeyerek kendi fikrinizle düşüncenizle yokluğa götüren bir çılgınlık içinde harcamamızı isterken,bari bırakın sosyal hayatımızda istediğimiz gibi yaşayalım!
   İnsanın kendi iç dünyasında binlerce dünya olabilir lakin o içimizdeki dünya değil, dış dünyamız bize nefes aldırıyor, mutlu mesut ederken tüm dertlerimize el ele omuz omuza vererek insanlarla beraber gönül gönüle gülümseyerek aşmamız için bizi bir arada tutuyor. Baskıcı ele geçirmenin fikirsiz ligi ile tüm dünyaya insana fikre düşünceye egemen olmanın peşinde olan, emperyalist karanlık fikirli insanların yanımıza sokulmasına nasıl izin verdik hala anlamış değilim ve anlamakta ben zorlanıyorum!
   Eşitlik diye bizi eşitsizlik uçurumunda aşağıya atan bu zihniyetin hala elini sıkarak sırtını sıvazlayarak yan yana yaşamaktan uzaklaşmadan, suratına yüce Allah C.C. vermiş olduğu tokatta ki sillede ki gayretin gücüyle vurmadıkça yok olmaya dağılarak paramparça olmaya yaşamaya devam edeceğiz. An zamanın tarihimizin içinde fışkırarak bize yön vermesi gerekirken, biz tarihin üstüne kapkara bir örtü örterek, geçmişimizi unutarak, kendimize Esaretlikle dolu çılgınca harcamanın hatta birbirimizi paradan daha çok harcamanın içinde olduğu karanlık insanların, karanlığı içinde tarih yazmaya çalışıyoruz. Teknoloji çılgınlığı ile her ay çıkan yeni model telefonların çıkması ile bütçemizi onlara yetiştirmek için harcarken, cebimizi boşaltırken, kapımıza gelen bir fakiri edepsizce kovmanın ona yardım etmenin mümkün olamayacağı savı edepsizliği ile kovmanın peşindeyiz.
   Oysa elimizde bizi sömüren yeni düzenin zinciri olan teknoloji zırvası telefonla meşgul olacağımıza, karşımızda fakir yetim düşkün olan insanların peşinde koşarak, soframıza komşumuzla beraber misafir ederek, gönüllerini severek okşayarak vakit geçirmek yerine, ellerimizde yeni çıkan telefonlarla yalnızlığımızı yaşayarak telefonla beraber yanında bilmem ne programını satın aldırarak onun yanın da başka bir zırvayı almanın reklamı ile cebimizi boşaltmasına izin vermenin edepsizliği ile yaşamaya devam ediyoruz, hem de sırıtarak gülümseyerek! Daha söyleyecek çok şeyler var lakin bugünlük bu kadar yeter. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

1 Nisan 2016 Cuma

İlahi Bir Emre Mahkûm Olan Bu Dünya Ve Biz İnsanlar



Bazen düşündüğünüz oluyor mu aynı benim gibi, sıkıntılara kendi elimizle düşerken, bunun bir imtihan olduğunu ve sadece Yüce Allah’ın yardımı ve inayeti ile sıkıntılarımızın yok olduğunu ve bazen de bunu unutarak, kendi çabamızla olduğu yanlışlığına düştüğünüz oluyor mu? İmkânsızmış gibi görünen tüm hayırların,(güzel işlerin) yüce Allah’ın yardımı ile olduğu bir gerçek. Yoksa biz beşer olarak, hep hayırlı yolda koşmamız gerekirken, hep nefis ve kendi çıkarlarımızın yolunda ve şeytanın elini tutarak yürüdüğümüzü düşünürsek, böylesi güzel hayırları tek başımıza yapmamız gerçekleştirmemiz asla mümkün olmaz, Yüce Allah’ın yardımı olmadan.

İlahi bir emre mahkûm olan bu dünya ve biz insanlar, her şeyde her anda her düşüncede, Yüce Rahman’ın izleri yardımının olduğunu unutmamız gerekirken, hala sersem bir zıt fikirsiz düşüncelerin ekseninde, onun anaforuna kapılarak her başarıyı yükselişi kendimiz gerçekleştirmişiz saçmalığı ile kendimizden, utanmadan da gurur duyarız! Üç günlük dünya hanında âleminde bir karış toprağa gömülerek fani olan biz beşerler, sonsuz bir dünyada kalacağımız fikirsiz’ ligi ile dünyayı fetih ederek kendi irademiz altına almanın boşuna uğraşı içinde olarak, idrak ve izandan mahrum yaşarız. Baksanıza mezarlıklardaki matem havasına, sen fani değilsin, dünya fani değil mesajını her an bize gönderirken, hala güzelleştirmek yerine, kendi arzularımıza esir etmek için yıkarak istila etmenin beyhude çabasında kendimizi dünyamızı ve ahiretimizi yıkmanın peşindeyiz! Açmayalım kötü sözlerin düşüncelerin kapısını ellerimizle dilimizle, bırakalım güzelliğin cennet kokan rüzgarı esintileri gül kokusu aleme yayılsın… Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

19 Mart 2016 Cumartesi

Öfke Gerçeği Gizler (Karalamalar)



Gözler kör olmuş nefret bu kadar mı kör bakar yakar
Biri suç işler suç işleyen değil suç işlemeyeni suçlu diye suçlar

Cahil fikirler nefret ile yanar sahibini yakar
Üzerine sönmesi için su atanı benzin döküyor diye suçlar kaçar

Nefreti ile parlayan ne eder
Önce kendini sonra etrafını yakar yok eder

Elbet nefret bir gün biter
Nefret biterken nefret sahipleri bu dünyada nefreti ile göçer
Merhameti ile gezenin varlığı ortaya çıkar herkes gülümser

Sakın kötü yollara düşme
Düştükten sonra millete küsme
Küstükten sonra kimseyi üzme
Üzünce üzülürsün üzülünce
Yalnız kalırsın

Yanlış olursa düşünceler
Kötüye gider gidişler
Kötüye rıza gösteren
Kötü yolda yok olur gider
Kötülüğü sevk eden arkasında güler

Herkes her şeyin iyisine layıktır
Kötülük iyilik değil milleti ayıktır
Ayıkmayan milletin sonu nefretle yıkılmaktır

Zulme alkış tutma yanlıştır
Yanlışa devam etmenin sonu yok oluştur
Zalim zulme devam ederken ona rıza göstermek yıkılıştır

Hakkı hak olduğu için söyle
Haksızlığı da zulüm olduğu için yık olmaz böyle
Hak yoksa dilde gönülde nasıl insan nasıl yaşar söyle

Hemen öfkeye sarılma az sabır eyle
İnsan öfke ile yaşar mı hiç böyle

Etraf karanlık diye sakın sen korkma
Gönlündeki merhamet ışığını yak, karanlık böyle yok olur başka soru sorma

Birilerini suçlamakla sorun ortadan kalkmaz
Birilerini suçlamakla sorun devam eder
Elin zalim oğlunun ekmeğine yağ sürersin
İşi bitince adam diye suratına bakmaz

Öfke ile insanlık sürünür yerde
Herkes gönlüne çekmiş öfkeden kara perde
Çare birlik beraberlikte lakin
Herkes çareyi zalim elinde arar buda çok çirkin

Merhamet insanı güzel eyler
Öfke insanı deli eder
Dünya merhameti bekler
Öfke ile gezen merhameti bilmez uçuruma gider

Gönülde merhamet ne zaman eyledi göç
Göç başladı ise işimiz çok güç

Öfke gerçeği gizler
Öfkeye kapılmamalı bizler
Öfkeyi yayanlar kırılsın sizde dizler
Birlik beraberliğe tahammül edemez kimler

Öfke içinde solma merhametle ol yorulma
Yol devam içindir durma
Sana koşarak gelenide düşman diye vurma

Öfken ile denizlere dalma boğulursun
İnsanlara yaklaş gülümse adam olursun

Yalan söyleyen gibi olma
Yalan uçurumunda düşerek solma

Hakkı zikir eyle sen durma
Zalim hakkın karşında yok olur sen umudunu soldurtma

Merhamet hakka insanlığa giden yol
Kendini unut merhametli insanları ara bul

Her güzellikte insana bir nasihat var
Güzelliği görmeyen insana nasihat etmez kar
Hem dünyası hem de ahireti olur dar


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

28 Ocak 2016 Perşembe

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj- 3-monolog-



 Kul Mehmet: Şiirlerinizi veya öykü makalenizi yazarken kelime veya hecelerin size karşı çağırışım yapmamdan beklemesine karşı bir formülünüz var mı?
   
   Gecelerin Şairi: Yazmaya başladığımda kelime ve hecelerim sessizce bir eser meydana getirmeden çağrışım yapmadan kulağıma bir şey fısıldamıyorlarsa, çekilirim bir kenara kitap okurum, onlarında dinlenmesini beklerim, nefes almasını beklerim. Güçlü olmayan bağlantıların, yani kelime ve heceler yorgun ise benimle bağlantıya geçmiyorlarsa beklerim, çünkü kopuk bağlantıların güçlü ve his dolu bir eser meydana çıkarmayacağını bilirim. A harfi bana B harfini hatırlatmıyorsa çağırmıyorsa, ortada yukarıya doğru çıkacağım basamaklar yok ise basamaksız yukarıya çıkmaya çalışmanın boş olduğunu bilirim. Kelime ve hecelerin bir birlerine yaklaşarak çözülerek bana bir şeyler fısıldamasını beklerim. Sözler ile anlatım fikir arasında bir bağlantı yok ise kopukluk var ise en güzeli onların bir araya gelerek, önce kendi aralarında barışmalarını birbirlerine sarılmalarını görmek isterim ve ondan sonra yazmaya başlarım. Bir birlerine sarılmayan sözler ve hecelerin, okuyucuyu sarmasını beklemekte yanlış olur.

   Kul Mehmet: Edebiyat ta duyguya önem veren estetik anlayış, ifade hakkında değişik görüşler var, sizin bu estetik anlayış hakkında görüşleriniz nedir?

   Gecelerin Şairi: Edebiyat eserinde yazarken, yazarın düşüncesindeki eserine vereceği estetik ifade vazgeçilmez bir meselesi olup, en güzeli olan aramasıdır. Eserini bu estetik şekil verme yolunda giderken, heceleri sözleri kelimeleri bir seçici bir gözle gönülle, okurun gönlüne ruhuna hitap edecek etkili olacak, olan heceleri sözleri kelimeleri kullanır. Tüm sanatlarda olduğu gibi, yazar edebiyat sanatında da bu seçici yani okuyucuya hitap edecek kelimeleri heceleri sözleri bir araya getirir, gönüllere hitap edecek en güzel eserini bu seçici değerler ve ölçütleri mutlaka arar ve buna göre yazar. Güzelin ne olduğu, nasıl elde edilebileceği hakkında herkesin muhakkak ki çok farklı görüş alanları vardır, burada mutlak olan, okuyucunun güzellik alanındaki bakış ve görüş açısıdır. Yeşil bana göre en güzelidir, ama okuyucuya göre kahverengi veya sarı en güzelidir. Ben kırmızı gülü severim, okuyucu beyaz gülü sever. İşte burada estetik anlayış okuyucuya göre olmalıdır. Tabi şair veya yazar kendi estetik güzelliğini katarken, ilk önce yani asıl olan okuyucunun estetik anlayışı olmalıdır. Bu arada şiirde estetik olan ifadeyi, yani şiiri güzel yapan estetikle güzel bir eserin yazılmasına yani müziğe bağlayanlar var,  kimisi şiirde devam eden vezinlere göre güzel olduğunu söyleyenler var, bana kalırsa şiirde yazılan eserin güzelliği bence samimiyete bağlıdır, kafiye, durak, nazım şekli gibi kesin kuralları bazen umursamayan, içinde kendini bulan okuyucuya hitap eden estetik şekli yazılan şiirler en güzelidir diyorum. Bazen kuralları aşmalı, bilirsiniz biz millet olarak, kurallara pek bağlı olmayan daha doğrusu sevmeyen, ona bağlı kalırken kendinden bir şeyler katan milletiz. İçtenlik içtenlik diyorum, okuyucunun ruhuna hitap eden ona müdahale etmeyen onun elinde tutarak bazen aşkın deryasında, bazen sahillerde el ele sevgilisi ile gezdiren, üzüntü duyduğunda biraz gülümseten eserler olmalıdır diyorum. İnanırlığın sınırını aşmadan okuyucu bir kenara atmayan yok saymayan eserler meydana çıkarılmalı bu estetik anlayış fikirle yazılamalıdır.
   Kul MehmetÇoğu zaman dile uymadan açık bir şekilde toplumun genel dili ile yazılması argoya fazla kaçmadan yazılabilinir mi?
   Gecelerin Şairi: Yazılan bir eserin, kimi niçin nasıl anlattığı çok önemlidir. Bundan önemlisi nasıl anlatacağın ise hepsinden daha önemlidir. Sen güzel bir insana, kötü dersen bunun kabulü elbette mümkün olmaz, kötü olan birisine güzel demende olmaz, toplumsal bir konuyu ve kişiyi anlatırken o olaya farklı bakan bazı insanların ona göre değişen güzellik anlayışı olduğu bilmek gibi ve o kişinin topluma zarar verdiğini bilerek, ona güzel diyenlerin olacağı gibi burada önemli olan, toplumun geneline göre verdiği yarara ve zarara göre o insan veya toplumsal olay anlatılmalıdır. Şimdi sen zalim olan birisini çok güzel anlatırsan, bu kaleme edebiyata ve okuyucuya ihanettir, toplum genelinde bir insan veya o toplumsal olay ile toplumu derinden yaralıyorsa ve toplum ona -Şerefsiz diyorsa- seninde buna başka bir isim bulman ve onun şerefsizliğinin üstünü, azda olsa örtecek veya gizleyecek veya onu az temizleyecek, cümle heceleri kullanmak doğru olmaz.
Devam edecek
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
Nöbetçi Şair-

10 Aralık 2015 Perşembe

Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak.







Kur'an değil mi bu kâinatın cihangiri
Çoğu zaten sevmez o günah dolu beygiri
Nefis şeytan verir ona her an bir bildiri
Koşar cehenneme yapar hemen harakiri
Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak

Allah bir olduğunu bilir söylemez o bir
Elinde yüzünde akan zaten kap kara kir
Arasan bulamazsın düşüncesinde fikir
Hiç bir zaman olmadı olamaz mütefekkir
 Düşüncesizdir verir hemen peşin o fikir
Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak

Şeytanın soluğu ile koşup o gürlerken
Ömrü adım adım biter bilmezken yürürken
Bu dünyada göçeceğini hiç hiç bilmezken
Niçin böyle yaptığını bize söylemezken
Düşüp düşüp yollarda çukura tökezlerken
Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak

Merhametten olmaz bulunmaz onun hiç evi
Nefis şeytan onun zaten vazgeçilmez evi
Çölde yaşayan değil o sanmayın bedevi
Bırakın ona siz insan adam kul demeyi
Ezilmiş dünya denilen yaşarken bu evi
Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak

Kul Mehmet'im ne söylesen çözülmez esrarı
Parçalanmış bilmez ki o hiç parçalanmayı
Elinde gezer o nefretindir anahtarı
Kapat kapısını desen vermez hiç kararı
Hala düşünür baş aşağı nefret simsarı
Söyle anlamaz söylemesen yazık olacak
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

4 Ekim 2015 Pazar

Ebu Cehil Hala Yaşıyor


Ebu cehil hala yaşıyor
Bakın ülkelere şehirlere
Fikri olmayan fikirsizliği ile
Kendi çıkarını düşünen
Kasasını dolduran
İçine sığmayınca yenisini alanların
Gözlerine bakın
Hala Ebu cehil yaşıyor

Benim benim diyen
Her şey benim olsun diyen
Tüm hayatın lüksü bana
Istırabı çilesi diğer insanların olsun diyen
Gözlerdeki manasız
Anlamsız bakışlara bakın
Hala Ebu cehil yaşıyor

Kendi çıkarı için şehirleri bombalayan
İnsanlık için bir değer üretmeyen
Sadece kendi çıkarı için
İnsanları katl eden ülkelere bakın
Ebu Cehil hala yaşıyor

Vahşete bakarken
Edepsizce gülen
İnsanlıktan bir değeri olmayan
İnsanlıktan üzerinde bir şey taşımayan
Kendi düzeni için yakıp yıkan
Gözlere bakın
Ebu Cehil hala yaşıyor

Gurur ile guru duyan
Yıktığı ile şeref duyan
Nefreti ile kin kusan
Cehenneme odunluk olanlara bakın
Ebu Cehil hala yaşıyor

Kanayan yaraya tuz basan
Nefret kini ile yaşayan
Elinde kanlı bombası ile koşan
İnsanlığı hiçe sayarak
Sıpalarla önde koşanlara bakın
Ebu Cehil hala yaşıyor

Kul Mehmet’im Gül Kokan Resul
Ebu Cehil’i rezil rüsva etti
Düzenini tarumar etti
Başına geçirdi bitirdi
Hala onu takip edenler bitmedi
Cehenneme odun lazım
Cennete de mümin lazım
Kısacası
Hak batıl savaşı bitmedi
Ebu Cehil ve yandaşları
Bu dünya size yetmedi
Ateş sizi sarınca
Dünyada size yeter
Ahirette size yeter
Korkmayın feryadınız duyulmaz orada
Rahat rahat azabınızı çekin
Rahat olun size orada karışan yok
Ama götürdüğünüz odunlarla
Aleviniz bol olur
Bunu da bilin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Eylül 2015 Çarşamba

Boş Anları Dolu Dolu İmanlı Düşünce Ve Fikir İle Doldurmadıktan Sonra, O Boş Anları Fikirsiz Fikirler Rahmani Olmayan Şeytani Fikir Ve Düşünceler Kaplar.



Düşünce fikir söze değil, eyleme dayanır. İnsan, boş vakitlerini can sıkıntısından kurtarsın diye başvurmaz insan düşüncelerine diyen veya savunanlar, boş anları dolu dolu imanlı düşünce ve fikir ile doldurmadıktan sonra o boş anları fikirsiz fikirler, Rahmani olmayan, şeytani fikir ve düşünceler kaplar ve insanı boş olan, hiç bir yarar sağlamayan işlerin peşine sürükler... Felsefe veya düşünce yapısı, ruhu iman var ise içinde çok güzel bir kalıba döker, yaşamı düzenler, eylemleri doğru yola koyar, güven içinde gülümseterek ve insanları da gülümseterek hayat dümenin başına oturup tehlikeli dalgaların arasında çırpınan gemiyi hayatı yönetir. O olmadan yani fikir düşünce veya felsefi düşünce içinde imandan kalıplar kılavuzluk eden ana hatlar yok ise, o zaman hiç kimse korkusuz, güven içinde yaşayamaz.

Çünkü güvenlik ve huzur sağlayan iman ve onun kılavuzluğunda ki merhametli yaşam düşünce ve fikirleridir Nurdan Kur'an ve sünnetin ışığıdır iman, düşüncelerde, fikirde imanın sardığı kapladığı fikir düşünce yapısı yok ise, kaos vardır huzursuzluk vardır, yarına mutlulukla götüren mutluluklar hiç bir zaman yoktur! İman, insanı vicdanın kapısına kadar götürür ve vicdanı kalbinize almanızı merhameti almanızı sağlar, vicdan yoksa merhamet yok ise, o insan veya düşünce veya fikirleri olanın yanında onu korumanız veya destek vermeniz ile doğru olanı vicdanı merhameti yıkmanız durumunda, yarın o vicdansız fikir ve düşüncelerin sizi saracağını koruyacağını sanmanız sadece" aptallıktır" yarın sizi de yıkarak sadece kendi fikrini hayata geçirmek için, vicdansız vicdanı fikirsiz hareketi ile yıkarak yok edeceği eylemler ile olmayacağını beklemeniz sadece aptallığınızın sonucunda sizi de yıkarak yok ederek her istediğini yapamayacağı gerçeğini değiştirmeyecektir.

Siz amacınıza ulaşmak için merhametli olan düşüncedeki insanı fikri yıkarken, merhametsiz olandan nasıl yarın merhamet umabilirsiniz? Vicdanlı olmayan vicdansıza destek vererek amacınıza bir an ulaştığınızda, vicdansız ile yan yana olduğunuzda, yarın vicdansız olandan nasıl vicdanlı olmasını bekleyebilirsiniz? Bir düşünce yapısında imana yer yoksa onun sizi geleceğe mutluluk içinde taşımasını boşa beklemeyin, sizi yarı yolda bırakacaktır çünkü o imansız olan düşünce peşinde gidenlerin düşüncelerinde iman ve merhamet vicdan olmadığı için sadece kendi çıkarını düşünen insanların, diğer insanların mutluluğunu düşüneceğini sanmayın yanılırsınız. 

Fikir ve düşünce veya felsefi düşünce içinde Nur Kur'an Nur Sünnet var ise imanda vardır, iman ile beraber vicdan ve merhamette vardır, işte o zaman yarınlara mutlulukla gidilir, huzur ortamı her an mevcut olur, çünkü onu takip edenlerde kalbinde yüreğinde vidan ve merhamet olacak sadece kendi mutluluğunu değil önce diğer insanların mutluluğunu düşünecek ve diğer insanlar mutlu olunca, kendiside mutlu olacaktır. İman ile merhamet ve vicdan bu kadar basit ve kolay anlaşılır bir hareket ve eylem yapısı ile tüm insanlığın mutluluğuna götüren bir eylem planıdır. 

Bundan gayrisi boş işlerle meşguliyet, mutluluğun kapısın açmayan, kapatan eylemler ve hareketlerdir. Seç beğen yaşa, ister yaşa, ister seç ol gönüllere ol paşa herkes olsun paşa yâda, yaşama mutlulukla huzursuzluk ile yaşa yok ol, seç seç beğen... Selam ve dua ile kardeşlerim.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

4 Eylül 2015 Cuma

Misafirlikten Sonra



Yola çıkmış bu yürek
Ölümü bekler elinde kürek
Mezarı eşmek için gerekir kürek
Üç günlük dünyada misafir
Misafir dünyada olma kâfir
Kâfir mezara sığmaz o fikirsiz fikir
İman olsaydın
Az çekseydin dünyada iman ile az zikir
Zikir ile az gelirdi imanlı fikir
Kalmazdın misafirlikten sonra mezarda fakir
Mehmet Aluç-kul Mehmet

1 Eylül 2015 Salı

Düşünce ve fikir atmosferi olan Felsefe dildeki o kıvraklık ile gönülden sevmeyi yakalattıramayan dilsiz felsefe ne işe yarar?




Birleştirici eyleme dayanan felsefe'ye (Düşünce, bilgelik,sevgi...kapısına) söz söylemeye hacet var mıdır? Eylem, felsefeyle insanın boş vaktinde can sıkıntısını gidermedikten sonra, ne diye felsefenin kapısı tıklatılır ki veya önüne kapı yapılır ki acaba? İçeriye girmek içindir tabi ki. İçeriye girilmedikten sonra duvar örelim önüne gitsin! Felsefe düşünceleri eyleme uygulamaya dönüştürmedikten sonra felsefenin adı neden felsefedir? Felsefe ruhu kalıba sokarmış, Ruhu gören var mıdır ki veya ruh dediğimiz kalıpsız mıdır ki kalıba sokmaya çalışıyor felsefe? Kalıpsız sorularla kafa karıştıracağına, kalıbı ile sorulara cevap olsun yeter! Yaşamı düzenlermiş felsefe hangi yaşamı, görünmeyeni kalıba sokmak için -Ruhu kalıba sokmak için- uğraşacağına yaşamı felç edenlerin, düşünce yapılarını belirli bir kalıba sokun, o düşünceler tehlikeli sularda yüzmesin, mikrop kapmasın, mikrobunu ülkemize bulaştırmasın.
                        Felsefenin toplantı salonuna uğramak.
İnsanın boş vaktinde "Felsefe denilen bilgiyi arayanların bir araya geldiği toplantı salonu diyelim" felsefe can sıkıntısını, canını sıkan düşünceleri kafasında silmedikden sonra boş olmayan vaktimde ben ne diye felsefenin toplantı salonuna uğrayayım, vaktimi değerli kılmak için sorular sorayım yani, hani kani? Sorularıma sorularla cevap veren, cevaplara da sorularla tekrar cevap veren olmalı ki, vurgulanmak istenilen aranan ne ise insan aramaya başlamadan önüne sunulsun... Şimdi Terör ülkeyi yakıp yıkıyor, nerede bu Felsefe ile okulda insanları eğitenler ve ya nerede felsefe ile kendisini aydın sananlar, koşun ülkede yangın var, cevaplara cevap, cevaplara soru sunun, yargılamadan ey medyanın düşkünleri insanlığınızı hatırlayın, mutluluk sizin istediğiniz saatte gelecek, sizin istediğiniz yolda gelecek savlarını bırakın önce fikrinizdeki edepsizliği yıkayın felsefe ile bilgelik ile peki bilgelik nerede, kime göre bilgelik? Ey nifak tohumu sahipleri zaman sizin istediğiniz zaman kavga son bulur savı ile olanlar, size göre barışın uygun vaktin henüz gelmemiş ya da artık geçmiş olduğunu söyleyen sizlere göre mi barışın vakti veya kavganın vakti? Okuduğunuz Üniversitede hocalar ders verirken arkanızdaki o malum kıçınızla mı dinliyordunuz dersi? Hani hocanız anlatırken sen gururla bu felsefe, evet bu felsefe ile insanı mutluluğa taşıyan bir etkinlik ile insanların mutlu olmasını sağlayacağım der iken, burs paralarını abur cubur yerken, bugün fikrindeki nefreti içine yerleştirmek için mi okudun onca üniversiteyi ve sınıfları dersleri? Yoksa aman onlar geldi geçti farazi idi İhtiyarlar, gençlere göre felsefeyle daha çok ilgilenirler, benim yaşım genç hele ihtiyar olayım diye mi bekliyorsun? Hani hocanız Felsefe, insana, hayatının tüm dönemlerini aynı anda duygu ve mutlulukları yaşayabilmesine fırsat verir derken, sende gülümsemiş, insanların gülümsemesi için çalışacağını söylemiştin, yoksa köprüyü geçinceye kadar mıydı insanlığın? Felsefe akıl ve mantığa dayalıdır diyorsun, sendeki, akıla göre ise kalsın!


Bilgelik ile peki bilgelik nerede, kime göre bilgelik? Bilgelik insan fikrine göre ise yanlış yaşadıklarımız vahşet ortada! Öyle ise bilgelik "İslam " ile olmadıktan sonra, insanın hem dünya hem ahiret mutluluğunu sağlamadıktan sonra, insan, insanın malı canı namusu katl edilmez haramdır, diyen bir kılavuzu yoksa Felsefe denilen o bilgelik gölgede kalmaya saklanmaya mahkûmdur, ya da samimi düşüncelerini dansöz gibi kıvırtmaya ayarlayanlar yok olmadıkça, onların yerine ayarlamayan insanların yeryüzünde yaşadığı zaman geldiğinde hem felsefe İslam ile rahat nefes alacak, hem de ön arka, yan alt üst birikim olan felsefe, insan, İslam üçlüsü yeni fikir icatları ile insanlığın mutluluğu için çalışacak, insanın doğasında felsefe var derken,  ondan sonra herkes felsefe yapamaz denilmeyecek.

Düşünce ve fikir atmosferi ve dildeki o kıvrak gönülden sevmeyi yakalattırmayan dilsiz felsefe ne işe yarar?  Kişi fikrine göre kalıba sokulan,  kısır bir faaliyet alanı olan bir felsefe kısır bir yaşantının içinde kaldığı sürece, kısır olan bir düşünce ve dilden gönülden sevmenin kapısı açılabilinir mi? İslam ile kucaklaşmak için yoldaki cevapsız saçma cevaplara cevap olabilir mi felsefe, acaba? Bugün toplumsal yaşam alanında, insanlar katl ediliyorsa felsefe denilen "düşünce kapısını" kapalı tutmaktan ziyade, fikirsizlik batağına yatırdığımız için, insan değeri hiçe sayılarak bu kadar insan nefret ile gezerken, insan canı değersiz sayılıyor. 

Kendi dünyasına birilerince hapsolmuş, kısır bir alanda hareket eden insan ve Felsefe.


Yaşamdaki düşünce çeşitliliğine yabancılaşmış seçilmişler hala inatla her şeyin sorumlusunun Cumhur Başkanın olduğunu, kör fikri ile görürken, olayın baş mimarı olan insanlar neden görmüyor acaba? Kendi dünyasına birilerince hapsolmuş, dar kısır bir alanda hareket eden insandan felsefe "temiz düşünce diyelim, sevgi kapısı diyelim, birleştirici unsur diyelim" nin bunları yapması yapmasını beklemek pek doğruda olmaz, felsefe sunar ve seni ışığı ile yola çıkarır yola benimle devam et der, demez ki yarı yolda beni uçuruma at, fikirsiz fikirlerle yola devam et. Bu tip nefreti kendine kılavuz edenlerin insanın kafasındaki kavramlar düşünceler, halüsinasyonlar tıpkı yaşamı gibi çok sınırlıdır, sanki herkes kendine ait yaşamı elinde alacakmış savı ile önüne geleni yıkan kişileri, aydınların felsefe okuyanların, Felsefeyi İslam ile buluşturmadıkları için bu katliamlar daha çok sürecek ve bu vebalin altından kalkamayacağız. Özgür düşünce ortamı yok diye, sen basın özgürlüğü ile her istediğini yapacağın savı ile olman senin edepsizliğin ve insanların özel hayatına müdahale et , sonrasında özgür düşünce yok diye yaygara ve cazgırlık yap, özgür düşünce diyerek yaptığın özgürsüzlük kokan çirkeflik adı altında neler yaptığını herkes biliyor!
Mehmet Aluç


29 Ağustos 2015 Cumartesi

Gel İnat Etme Bırak Fikirsizliği, Fikir İle Kal Dedim



Çare diye yollara düştüm
Çare derken çaresizler içine düştüm
Çare olayım dedim çaresizlerle dillere düştüm
Çare olayım derken dermansızlar eline düştüm
Çare yerine çaresizlik verdim kendi derdime düştüm

Fikirsiz fikirliler içinde fikirsizlik rüzgârına kapıldım
Fikirsizliklerini anlatırken yanılgılarına kapılmamak için kaçtım koşar adım
Peşimi bırakmadı fikirsizlik fikrin izan etmenin kucağına kaçtım
Fikir saçarken etrafıma fikirsizlik içinde soğuk terler dökerken kaldım

Sordum fikirsizliği ne diye yanına aldın
Fikirsizliği aldın da neden kanına kattın
Fikirsizlik benim göbek adımdır dedi
 Dedi madem sende fikir vardı ne diye gece gündüz yattın
Yatmadım peşinde geldim sen hep kaçtın
Adam olursun diye gece gündüz yanında kaldım
Kaldım ama hala sen fikirsizliğini anlamadın şaştım

Hak var iken batılı yanına aldın
Yanıldın tekmeyi yedin yolda kaldın
Neden hakka yönelmedin yanılgı içinde kaldın
 Dedi yanılmak benim edepsizlikle dolu adım
 Dedi hakkı bilemedim ama yanıldım yine yalnız kaldım
Böyle yetiştirildin suç senin değil dedim
Bana senin gibi vazgeçmeyeni ilk defa gördüm dedi

Dedim senin gibi nice yıkılmış adamlar gördüm
Kapısı olmayan sözlerin sahibi insanlar gördüm
Edepsizliği ile mezarda feryat edenler duydum
Gel inat etme bırak fikirsizliği, fikir ile kal dedim
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç