Bu Blogda Ara

Gerçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gerçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2017 Pazar

Hatıralar


hatıralar ile ilgili görsel sonucu


Bizim gibi uzaklara gitmişti bir zamanlar hatıralar bizim gibi

Şimdi gelse kapımı çalsam içeriye alsam odam sen koksa

Sahi bu mümkün olabilir mi senin dönmeyeceğin gerçeği gibi

Kim bilir Allah bilir kul bekler gelirse gelir gelince buluşan bilir

Ya gelir gelmezse de ölüm gelir alır sessizce götürür yeni bir limana

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

13 Haziran 2015 Cumartesi

Kul sana işte namaz-1-



Kul sana işte namaz
Kul işte sana zaman
Giden zaman alınmaz
İmansız zalim olan bağışlanmaz

İmansız gerçeği kul algılayamaz
İmansızlığını imansız açıklayamaz
Beş vakit namaza koşmaz
İmansız zalim olan bağışlanmaz

İmansız ömür hesaplanmaz boştur
Gerçi yanlış bilenler çoktur
Rahmana koşan müminler ne hoştur
İmansız zalim olan bağışlanmaz

İyi amel ölümden başkası boştur
Kul nefis şeytan peşinde koşman boştur
İman ile ömrünü secde de coştur
İmansız zalim olan bağışlanmaz

Kur’an Gül kokulu Resul ile olmak ne hoştur
İman olmadan kâinat gönüller okunmaz
İmansız ne kendisini ne Rahmanı tanımaz

İmansız zalim olan bağışlanmaz

Kul Mehmet’im giden zaman geri alınamaz
Mümin kula yakışır ne güzel nurlu namaz
Ol Rahman ile secdede geçiyor bak zaman
İmansız zalim olan bağışlanmaz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

3 Nisan 2015 Cuma

Rahman Gösterdi Gerçeği



 


Yıllar öncesinde, uzaklarda idi sanki teslimiyet, nefsimin arzularımın ve şeytanın istilası ile oysa teslimiyet bir adım bana benden daha yakınmış, Yüce Rahman’ın kulunu çok çok ama çok sevenmiş Rahman her an yanındaymış göremedim…

Teslimiyetten uzakta, bedenim arzularım nefsim şeytan peşinde koşarken, canım feryat içinde karanlıklar içinde, zulmü yaşarken bu yüreğim nasıl dayandı bilemiyorum…

Uzak diyarlarda, uzaklığın kör karanlığında bana konuşmaya vakit vermeyen bu arzularım, nefsim, şeytan benim sözlerime hislerime kıymet vermeden yıllarca peşinde sürükledim anlayamadım…

Doyumu olmayan muhabbet ararken, bir dostun duasında gülümsemesinde yer almak onunla gülümsemek isterken, kırgınlıkların zulmü ile ömrümü harap eylediler göremedim…

Lütfü, keremi… Sonsuz Rahman gösterdi gerçeği, uçurumun kenarında düşerken merhameti ile gönlüme, merhameti kondurdu nur nur açan çiçekler laleler sümbüller gibi… Birde aşk yerleştirdi ki sevgisizlikle uçuruma düşerken ellerimizde tutan Aşk’ı yerleştirdi ve o anda gördüm gerçeği, Binlerce kez şükürler olsun Keremi Lütfü ihsanı… Sonsuz Rabbime.
Kırgınlıkları, üzüntüleri Rabbim bir anda gönlümde sildi, önüme huzur dolu iman dolu bir sayfa açtı, gördüm, bildim ve anladım Rahmanın Kulunu ne kadar sevdiğini, gerçek dostun Rahman olduğunu idrak ettim, binlerce kez şükürler olsun…
Mehmet Aluç


0 Not allowed! Not allowed!

24 Aralık 2014 Çarşamba

Gerçeği Yansıtan Sorular V/arsınız

                   
              
Korku düşlerinin sahilinde koşarken yarına, hissiz duygularım sensiz kırılgan iken ben zamansızlığın uçurumuna düştüm kaldım sensiz sıkılgan.  Çağırsam koşar gelir misin? Düşsüzlük ülkeme gelir düşlerime düş olur musun? Haydi, gel öyle ise asırlardır bekliyorum gelmiyorsun, yollarında yangın mı var? Adımlarında soluksuz nefesin soluksuzluğumu var?

Yere düşen şiirlerim gibi feryat sız sessizliğin uçurumuna mı düştün de gelmezsin? Ah bilsen seni ne kadar özledim, gözlerim beklemekten kör oldu karanlık gecelerde…
Ç/alıntı kelimelerin kifayetsiz denizinde gemilerin mi alabora oldu gelmezsin? Demsiz çaylarla yapılmayan muhabbetlerin uçurumuna mı düştün de sesin soluğun asırlardır çıkmaz?

Boşuna soruyorum ben bu soruları biliyorum. Nakarat korkuların hücresinde bana uyanıklık veriyor bu sorular, gerçeğin aynasında bu sorular bana senin imgesizlikten ne kadar uzakta olduğunu nankörlüğünü hatırlatıyor.

Ah bu sorular gerçeği gün yüzüne çıkaran sorular. Ölmüş gülüşlerinin morgunda soğukluğunu meydana çıkaran sorular iyi ki v/arsınız, sizsiz gerçekler nasıl çıkar meydana, nasıl düşer maskeler suratsız suratlarda?

Kangren düşsüz gözlerinde hayat bekleyen ben, ne kadar aptalmışım derken şiirlerimin kefenine sarılı bedenim beni öpen şiirden, buselerle ben hayatı yaşıyorum şiirlerin beşiğinde artık, gelme artık gelmene gerek kalmadı.

Demir ağlarla örülü hayatının zindanında, aşılmaz dağlar ardındaki mahzeninde sen kal gelme bu bana yeter.


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç