Bu Blogda Ara

hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2017 Salı

Bugün Şiir İle Olun Ve Bir Hayal Kurun Onunla Beraber



Şimdi geçin oturun koltuğunuza şöyle genişçe yayılın şiir ile kendinizi dünyanızı şöyle bir güzel hayal edin. Şiirdeki güzellik gülümseme gönül güzelli ile bir mutluluk denizinin sahilinde gezintiye çıkın.
Şimdi bu gönül güzelliği içinde gönüllere ulaştığını birbirinize sarıldığınızı tüm nefret ve kinlerin yok olduğunu görünce gülümsemenin özgürlüğü ile uçtuğunuz kavuştuğunuz hayali olsun. Bir anda bizi çepeçevre saran bireysel hatta bencilce bitmez tükenmez isteklerimizden kurtararak, toplumsal mutluğun kapısını açmaya götürdüğünü hayal edin tabi şiirdeki gönül gibi sizin gönlünüzde tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Hayal edin haydi korkmayın çekinmeyin…

Şiirdeki hecelerin mısraların güzel dokunuşları ile geleceğe bakın gözünüzdeki gülümsemeleri hissedebiliyor musunuz? Bu hayalin içine tüm ecdadı yaşanmış olan tarihi, geçmişi,  katın içine. Hatta bazen çok sıkıcı gelen anımızı koyarak onu mutluluğa dönüştürmesi için içine bunu da, ne buldunuzsa ne kadar üzücü anınız yaşantınız varsa koyun içine gülümsetsin aynı sizin şu anda gülümsediğiniz gibi. Bir anda şiirin gülümsemesi ile sizde dünyada gülümseyecek siz bu şiirle bu hayalinin ortağı olmak istemez misiniz? Haydi, bu hayali kurun ve ortağı olun sadece kendiniz için değil bir yerde bir köşede sıkışmış hasretle yol gözleyene ağlayana koşmak ona şiirle kazandığınız kendi özgürlüğünüzle “özgürlüğüne” kavuşmasına yardımcı olun inanın ve hayal edin kendinizi bir anda içinde bulacaksınız. Tüm dünyanın aradığı ama bir türlü bulunamayarak insanlığa yetmeyen özgürlüğün kapısını açmış olacaksınız şiir ve şiirle beraber kurduğunuz hayal ile. Şiir tadında şiir dokunuşu gülüşü tadında bir hayat ile bugün Şiir günümüz kutlu mutlu şiir tadında olsun.

Mehmet Aluç

20 Mart 2017 Pazartesi

Ben Unutulanlardan Değilim


Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
Bir ömür boyu seni güldürmeye çalıştım buydu emelim
Sen bana gülmezsen ben sana bir ömür gülenlerdendim
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
 
Benden ne kadar uzağa gidersen sen git ben hep seninleyim
Gece rüyanda gündüz yanında bir hayal gibi senin peşindeyim
Sen ne kadar vefasız gönülsüz seversen sev beni ben seveceğim
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
 
Yıllar geçince aradan tam unuttum derken beni hatırlayacaksın
Seni ne kadar mutlu mesut ettiğimi sende o gün anlayacaksın
Geçmişe dönmek beni bulmak için dağları yolları aşacaksın
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
 
Bu kadar gönülden aşkla seni severken belki mutsuz olacağım
Kendi kendime o güzel günleri hatırlayarak ben güleceğim
Sen geri dönmek için bir yol ararken dönüş yolunu bulmayacaksın
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
 
Bıraktım ben seni sana aşkım benim yerime kulaklarını çınlatsın
Mutsuzluk seni çepeçevre sararken seni gülümseten sözlerim aratsın
Yıkılıp yere düştüğün anda seni sımsıkı saran aşkım kolunda tutsun
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
 
Gözlerimde şimdi iki damla oldun yerlere aktın
Terk edip giderken bana değil sen önüne baktın
Ayrılığı kendi değil aldın benim koluma taktın
Beni unutmaya çalışma ben unutulanlardan değilim
Şimdi anladım gönlümdeki senle aşkımla unutulanlardan oldum
Yeşeren bir ağaç iken sana olan umutlarım söndü işte bende soldum
Mehmet Aluç/Kul Mehmet

28 Eylül 2016 Çarşamba

Gün Öğle Vaktiydi Büyüme Vaktiydi-1.Bölüm

çocukluk ve büyüme hüzün ile ilgili görsel sonucu

Düşlerinde geçen bir çocukluğunu yaşayamamıştı. Bütün mutlulukları yaşayanlar gibi pek mutlu yaşamasa da, hayalindeki çocukluğu gibi bir bisikleti olmamıştı. Aydınlık düşler kurarken, düşlerin karanlık yanında kalmış, bunaltıcı düşleri yaşamıştı. Oyuncakların hepsi kırıktı, oynamakta usanan çocukların bir duvar dibine fırlattığı oyuncakları alarak, onlara sımsıkı sahiplenerek o eski kırık oyuncaklarla oynamıştı. O eski oyuncağı elinde gören bir kenara atan o arkadaşı elinde görünce kıskanırdı, çünkü kendisine yeni alınırken bu kadar sevinmemiş ve sahiplenmemişti. Çocukluğu kalbini yaralasa da o bir şekilde bu yarasını sarmayı başarmıştı.


Gün öğle vaktiydi, büyüme vaktiydi. Şimdi oturduğu evinde bir masa vardı; masada küçük kırık bir vazo vardı. Bu vazoda kurumuş çiçekleri vardı. Artık zaman büyüme zamanının bahar ayıydı ve büyüdü. Bir duvarların dibinde oturur güneşle açar dışarıya çıkar, güneş batmaya yakın, batan güneşle kaybolurdu. Belki bir yerde veyahut ta başka bir şehirde yüreğindeki acılarını gönlündeki i karanlık bulutların dağıtarak saklanmış, bir yerde bir taşın altında yorgun uyurken sanki onu bekliyor hissine kapılarak ürperirdi. Anne ve babası küçük iken kaybetmiş olmanın acısı hüznü yüreğinde taptaze dururken, amcasının sahip çıkmasıyla öksüzlüğün acısını yüreğinde azaltarak yaşamıştı. Yaşı on dokuz olmuş, köyde Rüstem amcanın kullanmadığı bağ evinde yaşıyordu. Köyün dışında olsa da bu ev, sessizliğin fısıltıları ile huzuru buluyor ve yalnız yaşıyordu. Anlamıştı ta o küçük annesiz babasız kaldığı o günde aslında tek ihtiyacın bu dünyada bir anne baba tarafından sımsıcak sevilmek olduğunu fark etmişti. Şimdi bunu tekrar düşünerek yalnızlığını çocukluğundan kalan yanını unutturmaya yaramayan, ondan geriye kalan, bazen aç bazen tok yattığı pek önemsemediği hayatın pekte önemsenmeyen bir yanıydı sadece. Anne ve babası dün bugün veya yarın ölmüş aynı şeydi, sımsıcak bir kucaktan ayrı kalmak çocukluğundaki gibi aynı acıları yaşatacaktı biliyordu. En iyi zamanlarda en iyiyi yaşamasa da, anne ve babası ile yaşamış, sevgi dolu bir çocukluk yaşamış, şimdi o günleri şimdiki anne ve babasız günleri ile karşılaştırınca için için şimdi seviniyordu adeta.

Hayat bu insanı bir yerden alıp başka bir yere taşıyordu, sen en kadar ben gidemem yürüyemem desende alıp kendi elleriyle götürüyordu. Annesi dokuz yaşında babasını da on yaşında kaybetmişti. Annem babam olmadan nasıl yaşarım derken o zamanlar şimdi aradan on yıl geçmişti o yıllarda onu teselli edecek birilerini, yüce Allah göndermişti, zaten her sıkıntılı demlerde Allah kuluna yardım ediyordu. Mesela köyden şehre taşınan Ramazan dayı, şehirde yaşayamamış şehrin onca kalabalığın da yalnızlığın sıkıntılar içinde tekrar köye dönmüşlerdi. Ramazan dayının kızı Gülseren o zor acı dolu anlarında bir sırdaşı olmuş, acılarını onunla oynayarak atlatmıştı. Acılarından yalnızlığından teselli ile kurtuluşu idi, o acılı günlerinde Gülseren ona yardım etmiş, hayatını değiştirmişti. İçinde hüznü acısı da olsa güzel günlerdi, sanki yüreğinde Gülseren bir devrim yapmıştı. Yalnızlık dolu sokağına birden bahar gelmiş, o andaki tüm üzüntülerini Gülseren bir süpürge ile süpürmüş yok etmişti. İşte yine sabahın ilk ışıkları kahramanımız Murat sabah namazını eda etmiş, pencereden dışarıyı izlerken, Gülseren yine her sabah olduğu gibi eli ile hazırladığı kahvaltıyı getirirken gördü. Gülümsedi, hemen kalktı kapıya koştu. Gülseren kapıda görünce Murat’ı gülümseyerek.
-Selamun aleyküm hayırlı sabahlar, bakıyorum erkencisin yine benim gibi.
Murat mahcup bir eda ile.
-Aleyküm selam, her gün bıkmıyor musun bana kahvaltı öğlen akşam yemek taşımaktan?
Gülseren gülümseyerek.
-Ne zahmeti, zahmet mi olurmuş, nasılsa sofra kuruluyor ha bir eksik ha bir fazla, ne fark eder ki? Gel bizimle otur soframızda diyoruz onu da kabul etmiyorsun!
-Ama beni mahcup ediyorsunuz, ben kendim hazırlarım oysa…
Gülseren
- Âmâsı maması yok, olur mu hiç öyle şey, yoksa annemle benim yemeklerimi…
Murat hemen atılarak.
-Sevmez olur muyum yemeklerinizi, ama size zahmet veriyorum.
-Olsun hem böylelikle seni görmüş oluyorum sabahın seherinde, sen çocukluğumdan beri bana iyi geliyorsun.
Karşılıklı birbirlerinin gözlerine gülümseyerek bakarak, başlarını öne eğdiler. Sözlerini yarına taşıyarak bitirmemek adına birbirlerini sevdikleri söylemeyerek, yarına o güne o ana taşımanın heyecanı ile hala beklemekteydiler. Gerçi köyde herkes birbirlerine olan yakınlığı biliyor, birbirlerine bu aşkı da yakıştırıyorlardı.

Şimdi ufuklarda yaklaşan hayat gemisi, yeni umutları da taşıyarak kendisine doğru limanına yanaşıyordu. Hayat çocukluğunda gülmemiş olsa da, kendisini güldüreni yanına getirmiş olması, duyduğu acıları sıkıntıları hafifleterek, yeni umutlarla kendisine doğru yanaştığınızda hissediyordu bu arada. Hayattı bu kaçınılmaz olanı yaşamaktan kaçınılmayan… Gülseren sofrayı kurduktan sonra karşılıklı kahvaltı yapmaya başladılar. Gülseren
-Farkında mısın seninle kahvaltı yapmayı sofraya oturmayı çok seviyorum, küçükken de yaramazlık yapar yemek yemezdim, annem babam seni çağırır oturur senin ile bir tek yemek yerdim.
Murat gülümsedi
-Bak hala yine benimle yiyorsun, zaten farkındaysan bende sen olmadan amcamın evinde yemezdim seni çağırılar yine karşılık yemek yerdik.
Karşılıklı gülüştüler. Murat
-Sen gelirken leylakların olduğu Hüseyin amcaların bahçesinden geliyorum desem çok uzak, sen ne zaman gelsen Leylak kokuyorsun ama bu leylakların kokusu bambaşka.
-Hayır, ama göğsümde Leylaklar var, belki onun kokusudur tenimle beraber kokan.
Murat gülümseyerek.
-İşte şimdi oldu, zaten bu köyde bir leylak gibi kokan sen varsın ve koynunda taşıdığın için böylesine güzel ve sen kokuyor.

Gülseren tatlı tatlı gülümserken, yanakları da elma gibi kızardı.

Mehmet Aluç

30 Ocak 2016 Cumartesi

Ben Kalamadı Artık Bende



Boş gözlerin ihanetinle karşımda durur
Hayalin seninle beraber yüreğimi vurur
Ayrılıklar o yorgun gözlerinden okunur
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

Gönlüm ağlarken dinlemedin sen beni
Geri gittin döndün nasıl dinlerim seni
Yıktın parçaladın ezdin bu gövdemi yeni
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

Ayrılık ayrılık diye hep söylenirdin sen istedin
Dinlemedin gönlümü sen kendin çektin gittin
Gittin sen kendin bak işte sen pişmanlıkla geri geldin
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

Candan seven bir gönül ben isterim
Şimdi seni nasıl ben sevdiğimi söylerim
Viran olmuş gönlümle ben hala vefasızlığını yaşarım
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

İnsan asıl olan seven gönülden uzaklaşır mı?
Uzaklaşma dedim dinlemedin uzaklaşılana yaklaşılır mı?
Uzaklaşan gönül yıkan tekrar yar olur mu yüzüne bakılır mı?
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

Yoldaş gönül dostun olayım dedim sen ret ettin
Gönül meclisimde az gülümseyerek kal dedim dinlemedin
Çektin gittin hem kendini hem beni bende sende bitirdin
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende

Kul Mehmet'im gönül meclisim inler durur dindiremem
Terk edip gideni gönül trenine bindiremem
Yâri alıp koynuma koymazsam bu gönlümü güldüremem
Ayırdın sen beni senden ben kalamadı artık bende
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-(Nöbetçi Şair)

11 Aralık 2015 Cuma

Yoksa Gülümsemeleri De Sen Mi Çaldın?



Çocukluğumuz beraber geçti, beraber oynar gezerdik, senin düşlerin hayallerin olurdu, benim hiç olmazdı şimdi aklıma geldi, sanki çok yaramazdın hep yüzlerimi tırmalardın, acaba o zaman o anda sen düşlerimin hayallerimin saçlarını mı yoluyordun da korkudan yanıma hiç yaklaşmıyordu? Mümkün mü acaba susma bir cevap ver desem, çok uzaklarda kim bilir neredesin hangi şehirlerdesin. Acaba yine diyorum beni ağlatırdın sen ondan mı ben hala ağlıyorum? Duysan belki deli saçmalığı diyerek belki bana güleceksin ama sanki bana kalırsa sanırsam öyle!

Beni çocukluğum da ağlatırken yüreğim sızlardı, şimdide sızılar parmak uçlarımda sızlayarak çıkıyor, gülme duymuş gibi saçmalıkta değil neden olmasın? Sen hiç ağlamazdın hep gülerdin herkes şirretliğinden kaçardı, acaba şimdi ne haldesin şu an öğrenmeyi çok ama çok istiyorum, inan deseler bin kilometre ilerde yaşıyor koşarak nefes nefese kalsam şimdi koşarak yanına gelirim. Yaşadığımı dejuva sanma... Açık pencerede rüzgâr eserken bunlar aklıma geldi, yok sende şimdi beynin soğukta kalmış dediğini duyuyorum sanki!

Bak sana tasalarım dertlerim çocukluğumdan beri peşimde bir  gün gülemedim sen gibi, yoksa gülümsemeleri de sen mi çaldın? Öyleyse bu yılgılar neden şu an beynimde dans ediyor, yalan olsaydı inanmazdım aklımın bu oyunlarına hem ben hem de bu gönlüm! Seni kıskandığımı söyleme sakın şirretliğinin nesini kıskanayım ben? Acaba mı? Yok, canım olmaz böyle bir şey! Başka bir olasılık gelmiyor ki aklıma.

Bunlar yabana atılacak düşünceler  değil inan bana, yoksa neden aklıma geldi, neden buna hem aklım hem de gönlüm inansın?Bilirsin  ben hiç kuşkucu değildim şu ana kadar,ütülü gezer kafaları hiç ütülemezdim yani.Neyse bir gün nasip olur buluşursak sana soracağım, buluşamazsak ben senden önce ölürsem, bu not defterimi sana bırakıyorum oku ve gerçek mi değil mi gel mezarımın başında bana söyle ben duyarım anlarım o zaman.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

22 Kasım 2015 Pazar

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki...



Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
Aşkın kalbimde inan bana öyle özel ki
Kollarında bir gün ölürüm bana inan ki
Gözlerinde kaybolmak inan bana çok güzel

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
Senden evvel hayat inan hiç güzel değil ki
Sensiz hayat hayat değil büyük bir çelişki
Gözlerinde var olmak bakmak inan çok güzel

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
Hayal değil bu düş değil bu inan benimki
Mutluluk elbet olacak aşkım hep bizimki
Gözlerinde yaşamak inan canım çok güzel

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
O şarkıları yanında dinlemek enfes ki
Seninle yaşamak sevgili birinci mevki
Gözlerinde hayata bakmak inan çok güzel

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
Gönlünde açan kokar güllerde bülbüller öter
Seni sevmeyen bu kul ölür biter gider
Gözlerinde hayata bakmak inan çok güzel

Şarkılar senin gözlerinde öyle güzel ki
Seni seven âşık cennet kapısında bekler
Mutluluğu ömrüne yar ilmik ilmik örer
Gözlerinde hayata dalmak inan çok güzel

Her sabah gözlerinde kendimi ben hep gördüm
Gönlünün derinliklerine kendimi gömdüm
Senden önce mutluluk nedir bilmedim hep öldüm
Gözlerinde gönül kapını çalmak çok güzel
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Not:Şarkılar gözlerinde öyle güzel ki-sözü alıntıdır-













6 Eylül 2015 Pazar

Ne Gereği Var Ki


Tut ki karanlıklarda gülümsemene hasret kaldım
Günahlarım başaklar gibi boyumu aşmış
Sen yanımdan olmadıktan sonra hayal etmek neye yarar
Tövbe kapısına varmadıktan sonra günahın âlemi aşmış ne yarar
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Ses çıkmayan kara toprak gibi sessizce sarmayınca
Yağan yağmur gibi akan gözyaşlarımı silmeyince ağlayınca
Yaraların kangren olup da merhem olup sürmedikten sonra
Sen bana yar olmamışsın ben sana yar olmamışım neye yarar
Aynı evde buzdolabı gibi odalarda yatmaya ne gerek var
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Yaşarken birbirimizi sevmedikten sonra
Boşuna yaşamaya ne gerek var
Sen benden ben senden korkarak kaçtıktan sonra
Yolların yol olmasına ne gerek var
Yolda düzgün yürüyen olmadıktan sonra
Her yola çıkışında seni korku ile bekleyeceksem dönmeni
Seni sevmenin ne gereği var bana gülümsemedikten sonra
Artık sevmeye ne gerek var sen sevilmeyecek biri olduktan sonra
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Mehmet Aluç -Kul Mehmet-

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Islak gözlerimde akan yaşlarda kendini arama



Islak gözlerimde akan yaşlarda kendini arama, kendini arayacaksan hançerlediğin kalbimde akan kanın içinde ara, ıslak gözyaşlarımda hayal kırıklıklarımı, kendi kendime olan pişmanlıklarım var, sana ait bir şey arama, arayacaksan yalnızlığımda, ıssızlığımın karanlık gölgelerindeki feryadında ara kendini, kendini oralarda vefasızlığının kollarında gezerken elindeki paslı kan damlayan hançerini, elinde iken kan damlarken bulacaksın...


Ben yorgun ayaklarımla hayatta kalmaya çalışırken, sen bilmem hangi yüreği elindeki kanlı hançer ile saplarken, vefasızlığınla sahte gülüşlerinle olacaksın ve mutlu olmayacaksın, gülümseyen yüreğimi, gözlerimi, yarınlarını paramparça eden sen, tüm sevgimi hayatımı sana adamışken, sen ihanetinin etrafında dönerken beni sırtımdan ve yüreğimden vurur iken nasıl mutlu olacağını sanıyorsun?

 Sen viran olmuş sokaklarda viran halinle gezerken, ben yine gülümseyerek gezeceğim, umut yapraklarım yeniden yeşerirken, senin tüm umut yaprakların kurumuş olacak ve tüm sevgi ağaçların birer birer yıkılacak, benim yıkılan sevgi ağaçlarım yeniden dikilecek ve taptaze yeniden yeşerecek... Islak gözlerimde kendini arama seni kalbimin başköşesine koyuşumun pişmanlığı akıyor, sana sığınak diye güvenmenin hayal kırıklığı akıyor, arama ıslak akan gözlerimdeki yaşlarda kendini bulamazsın...

Mehmet Aluç

27 Haziran 2015 Cumartesi

Bırak Yanlışı İmana Gelsene





haydi yol yakın iken imana gelsene
iman ile bu dünyada ahirette gülsene
gittiğin yol yanlış iman yoluna gelsene
yoksa tokatı bir ömür yersin ensene
bırak yanlışı imana gelsene

nefis şeytan yolunun içi boş
iman ile olmak çok hoş
haydi durma sende koş
gezersin fikirsiz sarhoş
bırak yanlışı imana gelsene

nefis şeytanla yaşarsın
zalim peşinde koşarsın
boş hayaller kurarsın
sonunu manevi zararla kalırsın
bırak yanlışı imana gelsene

fikrin senin değil başkasının
fikrine pranga vurma amanın
ölüm yakalar ansızın
pişmanlıkla kalırsın
bırak yanlışı imana gelsene

her insanım diyene kanma
sonunda yalnız kalma yanma
sana her güleni adam sanma
kavun değil ki koklayayım deme amma
bırak yanlışı doğru yola imana gelsene

unutma sen var edeni
ama artık boşa nedeni
imandır varlığın nedeni
bırakma yanlış yola gideni
bırak yanlışı imana gelsene

imansız geberdi nicesi
çöz imanla hayat bilmecesi
ezberle kuran hecesi
imanla doldur bedeni
bırak yanlışı imana gelsene

iman ile huzur bul
iman ile olursun huzura kabul
merhametle huzurlu ol
işte sana mutlu bir yol
bırak yanlışı imana gelsene

kul mehmet'im her doğan ölür gider
sanma ölüm ile hayat biter
iman ile giden mutlu gider
imansıza neylesin Rahman, imansız gider
bırak yanlışı imana gelsene


Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

15 Haziran 2015 Pazartesi

Yeni Gönül Sokaklarında Geziyorum



Yeni Gönül Sokaklarında Geziyorum


Sevda bir yürek işiydi, cesaret ile merhamet dolu gönlün kapılarını açmak canan için gönlünde güller yetiştirmek değil miydi?

Hayallerini bir kenara atarak, cananın hayalleri peşinde koşmak değil miydi? Cananın gönül sokaklarında gezmek, mutluluk çiçekleri gönlüne ekmek değil miydi ey cananım?

Ben seninle yürüdükçe gönül sokaklarında sen benden adım adım uzaklaştın ve gözden kayboldun, gittin! Ben hala önüme bakıyorum ve yürüyorum senin gönül sokaklarında sensiz! Bilmem sen ne yapıyorsun bensiz başka sokaklar da?

Ya ben sevmeyi yanlış bildim galiba, sanırsam olabilir amma desem de sen yanlış bildin ey cananım… Hala gönlüm direnmenin karanlık olsa da gönül sokaklarının izbe köşelerinde seni bekliyor… Ben yürüdükçe vurgun yesem de, gözlerimde kanlı yaşlar aksa da veda etmeden gidişinin hançeri hala sırtımda her adım attıkça biraz daha saplansa da, sensiz kalmayı bana uygun gören Rabbime şükür ediyorum.

Gülümsemeyi bilmeyen seni benden uzaklaştırdığı için, yaramla beni yalnız bırakmayarak senin karanlık gönül sokaklarından kurtarıp, yeniden tertemiz gülümseyen gönül sokaklarına çıkardığı için.

Şimdi ben yorulmadan yeni gönül sokaklarında geziyorum mutlulukla ellerimi semaya kaldırarak dilimde şükür ile hayatıma devam ediyorum, sen nasılsın umursamıyorum, hatta hiç düşünmüyorum, düşünmeyeni düşünmek, merhamete ihanet olur biliyorum… Avuçlarımda sakladığım gözyaşlarını döktüm senin gibi karanlık olan, dehlizlerin dibine.

Hala dik duracak kadar gönlümde aşk ve inancım var çok şükür… Seni kalbime sığdırır iken bana yer kalmıyordu şimdi hem kalbime kendimi hem de dünyayı sığdırıyorum, gökyüzünde uçan bir martı gibi uçuyorum hayatın gülümseten yollarında. Duyguların dilini bilen anlayan yeni canan bulmanın heyecanı ile göz bebeklerimde gülüşünü bulmak için yürüyorum yürüyorum…

Gönülde şafakları söken sen gibi olmayan, gönülde şafakları gülüşü ile aydınlatan, gönlünde bahar çiçekleri açtıran yeni gülüşler için gülümseyerek yürüyorum… Seni yengeçlerin dağıttığı kumlara gömdüm ve unuttum… Şimdi yollarıma dökemediğin dillerin ile, sözlerinle kal baş başa.

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

14 Haziran 2015 Pazar

Sözlerim



Arzularının peşinde koşanın değil, İnançlarımızın peşinde koşanın yanındayız, Yarınlara imanı taşıyanlarla beraberiz…



Bayramlarda deniz tatil özlemi ile yaşamayı hayal edenlerin değil, akraba ziyareti ile komşu ziyareti ile bayramı gönülde yaşayan ve yaşatanların peşindeyiz…



Bir hayali vardır diye o hayalleri yıkanların ve kendi hayallerinin peşinde koşanların değil, kendi hayalini geriye atarak, insanların hayalleri gerçekleşsin diye inançla imanla umutla yola çıkanların peşindeyiz.


Acıyan yaramıza yara açan değil, acıyan yaramızı saran merhem olan merhametlilerin yanındayız.

Mehmet Aluç

10 Haziran 2015 Çarşamba

Demedin



Nakış nakış seni gönlüme işledim
Gece düşümde gündüz hayalimde düşledim
Seni seviyorum ben her an dedim
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin

Gizli gizli bana gülümsedin
Uzakta gördün seni seviyorum demedin
Naz yaparsın bana ben hemen bildim
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin

Sevgi aşk ile yıkılmaz bir devdir
Haydi, gel onunla gönülleri sevindir
Mutlu yuvayı kuran o evdir
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin

Nefret aşkı taşıyamadı
Aşk nefreti taşıdı merhametle tanıştırdı
Cümle âlemi barış ile yaşattırdı
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin

Demedin yar demedin gülümseyerek öpmedin
Haydi gel aşk yuvamızda birlikte olalım demedin
Demedin yar demedin gel sarılalım demedin
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin

Şiirimde seni beni cümlemizi yazarım
Cümle gönüllere sevgiyi dağıtmaya hazırım
Nefret kini gönüllerde iman ile kazımaya gelirim
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin


Kul Mehmet’im sevgi aşk gönüllere yetti
Aşk geldi merhametle nefret kin gitti
Sanmayın bu şiirim burada bitti
Uzun zamandır bir öpücük vereyim demedin
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


19 Mayıs 2015 Salı

Sabrın Gölgesinde Sığındım Rahman’a -4-



Düşüncesizliğin dar koridorlarında sıkışmam
Dolambaçlı lafların cambazlığında kaybolmam
Yürümem hayal üzere Kuran gibi yoldaşım var
Zamanın tenha sessizliğinden
Sığındım Rahman’a Kadir ismine

Resuldür sevilen habip
Yaralarımıza dermandır Yüce tabip
Olsak ta üzgün bizler sanma garip
Rahman vardır cümle kula tabip
Secde ile gönlüm huzura erdi
İmansız ölen sanmayın güldü

Bu dünyaya gelen olsa da sonunda zengin fakirde öldü
Bir karış mezar sonunun da gör bakalım kim güldü
Dünyada var deme malım 
Kuran Resul ile olanlardır âlim
İmanı olmayandır zalim

İmansız nasıl olacak de halim
Kuldur beşer bazen gafil bazen cahil
İman ile olan olur inan melek ve ehil
İmandır Rahmanın kula ihsanı
Kul rahmana teslimiyetle kurban olmalı
Mehmet Aluç







3 Mayıs 2015 Pazar

Şimdi Sensiz, Ben Bensiz Yaşıyorum



Ah ne hayalim vardı bir bilsen,gözlerini gözlerime sabitleyip,gönlünü gönlüne yaslayarak seninle tek bir vucut olup,teninin sıcaklığında erimek isterdim,sensiz kuruyan sevdamı dudaklarında yeşertmek büyütmek isterdim,sana hasret dağların arasında sıkışmış iken sinene yaslanarak sana aşk şiirleri okumak isterdim ama olmadı,sen ah sen var ya sen vicdansız bir gün gülümsemedin çektin diyar illere gittin.

Paptyalardan sana taçlar yapmıştım,gönlümde sana saraylar kurmuştum sen tahtını boş bırakarak gittin vefasız!Benide kendinide hasretin prangaları ile karanlık hapishanelere gömdün,tahiiye edilmememeye mahkum ederek gittin!

Ney di seni benden soğutan? Ney di sımsıcak gülümseyen gönlümün gülüşünü beğenmemene sevk eden?Gönlümdeki bahar mevsimlerini kışa çeviren sen neden mevsimlerimi beğenmedin anlamış değilim!dilimde ahlar,hayal kırıklığında gülümsemeyen mevsimler saatler bırakarak beni canlı mezarlara gömdün,arkana bakmadan beni derin sancılı kederlerin içinde yalnız bırakarak çektin gittin...

Sana ben, kaprislerin,anlaşılmayan tutarsız  net olmayan sözlerin yüreğimi yakıyor dedim az kendini toparla dedim çok şey mi istedim? Az biraz gülümseyerek bana baksın gözlerin dedim,sen kaprislerin kıskançlığına takıldın beni terk ettin gittin...
Biraz aşkıma saygılı olman çok mu zordu ?Sana kucak açmış seni her hatanla seven gönlüme değer ver demem çok mu zoruna gitti?

Gidene git demek bana yakışmazdı,sana aylarca yalvardım, seninle ben umut doluyum ne olur sözlerimi yanlış anlama ,yıkma dedim seni seven gönlümü,gönül evimi sen inat ettin gideceğim dedin ve gittin,ne diyebilirdim ki ? Cümlelerin  hecelerin sözlerin bittiği andaki çaresiz mısraların çağlamayan, fayda sağlamayan anlamsız sözlerin  uçurumunda gezmenin çaresizliğinde ellerinde tutmak çok zordu!

Bana kızgın gözlerinin alevini özür dilemenin çağlayan ırmağında söndüremedim,umutsuz bakışını özür dilemenin gülümseyen deryasında özür dilemenin  gülümsemesinde gezdiremedim, bel ki haklısın sana dedim hata ettim dedim, sen af etmedin çektin uzak diyarlar gittin...Arkandan sana dilenciler gibi yalvardım,gönül köprümüzü yıkma dedim yalvardım dönüp yüzüme bakmadın cehennem alevleri içinde bıraktın gittin!

Şimdi sensiz , ben bensiz yaşıyorum,senli gülümsemesemde, umutlara ağır aksak yürüsem de...Gitmen mi gerekiyordu suratıma bir tokat atsaydın,bir süre konuşmasaydın bilemiyorum ! Kapatıyorum, çekiyorum senli düşlerin anıların yarınların fişini...

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç