Bu Blogda Ara

Dün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2017 Pazartesi

Dün havladı Hollanda’nın itleri

hollanda da olaylar çıktı ile ilgili görsel sonucu
 
Dün havladı Hollanda’nın itleri
Yıkanmazlar gezer üstlerinde bitleri
İnsanlığı bitmiş insanlık dersi verir it oğlu itleri
Yıkamazsınız Türk’ü ey batının itleri bitleri
Yıkamaz bizi birileri kan damlasa da sözlerinde
Yıkılacaksınız karşımızda nihayetinde
Bu son çırpınışınız koro halinde
Yanıyorsunuz sizler alevler içinde alev alev
Almanya’nın hitleri gelse de
Ey bu dünyanın en acizleri
Yıkamazsınız biz Türkleri
Size ara gazı veriyor birileri
Ey bu âlemin keneleri bitleri
Bu son çırpınışınız koro halinde
Yanıyorsunuz sizler alevler içinde alev alev
 
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
 

27 Şubat 2017 Pazartesi

Geriye Ne Kaldı ki?



Daha dün seninleydim
Ölümüne gülüşündeyim
Şimdi neden unut diyorsun
Beni bırakıp sen gidiyorsun
Seni unutmak zulüm değil mi?
O gülen gözlerin neden gülmez ki?
Gururunu ayaklar altına alsan olmaz mı?
Gururun aşkımıza neden düşman ki
Beni yeniden sev desem olmaz mı?
Gururun yerlerde sürünsün bak sende ne bıraktı ki
Ayrılık kapısına varmazsan olmaz mı?
Bir damla mutluluğu çok görme bana

Kahrolası bakışın yıkar beni
Gülen gözlerim kucaklar seni
Yık kahrolası bakışını sar beni
Yeniden beni sevsen olmaz mı?
Gülen gözlerinle olsan olmaz mı?
O gülen gözlerin neden gülmez ki
Gururunu ayaklar altına alsan olmaz mı?
Gururun aşkımıza neden düşman ki
Beni yeniden sev desem olmaz mı?
Gururun yerlerde sürünsün bak sende ne kaldı ki
Ayrılık kapısına varmazsan olmaz mı?
Bir damla mutluluğu çok görme bana


Kendi ellerinle kapattın kapıyı
Bu muydu sendeki aşkın anlayışı
Duymadın mı gönlümdeki isyanı haykırışı
Nasıl yitirirsin söyle aşk dolu bakışı
O gülen gözlerin neden gülmez ki
Bir gülümsemen bu gönlüme çaredir
Gururunu ayaklar altına alsan olmaz mı?
Gururun aşkımıza neden düşman ki
Beni yeniden sev desem olmaz mı?
Gururun yerlerde sürünsün
Bak seni öldürmedi mi?
Ayrılık kapısına varmazsan olmaz mı?
Bir damla mutluluğu çok görme bana


Ayrılık kapısını kapatmaya elin varmaz mı?
Bir gülümse bana yeter bu canım senin olmaz mı?
Sen yeter ki candan sev aşk bizi bulmaz mı?
Dilin lal olmuş gibi neden konuşmaz ki
Seni seviyorum desen ölüm gelmez ki
Bir gülümsemen bu gönlüme çaredir
Gururunu ayaklar altına alsan olmaz mı?
Gururun aşkımıza neden düşman ki
Beni yeniden sev desem olmaz mı?
Gururun yerlerde sürünsün
Bak seni süründürmedi mi?
Ayrılık kapısına varmazsan olmaz mı?
Bir damla mutluluğu çok görme bana


Sensiz ben bu dünyada ölemem ki
Bana sen küs desende ben küsemem ki
Ölüm gelse yanıma ben sensiz gidemem ki
Ne olur yeniden sev beni bu zulüm yetmez mi?
Bir gülümsemen bu sensiz gönlüme çaredir
Gururunu ayaklar altına alsan olmaz mı?
Gururun aşkımıza neden düşman ki
Beni yeniden sev desem olmaz mı?
Gururun yerlerde sürünsün
Bak senden geriye ne kaldı ki
Ayrılık kapısına varmazsan olmaz mı?
Bir damla mutluluğu çok görme bana


Mehmet Aluç/Kul Mehmet


30 Aralık 2016 Cuma

Sözüm Sana 2017

2017 ile ilgili görsel sonucu

Ah iki bin on altı gelişin daha dün tazeydi
Tövbe etmedin silmedin günahını
Yerde sürünmen dersen daha dün yeniydi
Aldın binlerce mazlumun ahını
Bir anda büyüdün nefret ile gözyaşı içinde
Yaktın binlerce masumun canını
Getirdiğin mazluma gözyaşı acı feryat idi
Akıttırdın zalimle beraber insan kanını
Çek git artık nefret gözyaşı feryadın ile
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Yanlışa düştün dersini kendin alırsın dedik
Zalimle oldun  onun pilavını mı yedin
Seni gönlümüzde güzellikle bizler yetiştirdik
Sen bizi değil bizi yıkanları sen dinledin
Çek git biran önce iki bin on altı dünyamızda
Terör belanı da al git yoksa ciğerine saplarız
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Ey iki bin on yedi yüreğinde merhameti al koy
Yürü masumlarla baş başa aheste aheste
Zalimin sofrasında değil fakirin sofrasında doy
Zaliminki ağlatır fakirin güldürür bir gülüşte
Zalimde yok merhamet arama boşuna der soy
Masum ölür cennete zalim cehenneme gider son nefeste       
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Masum feryat etti duymadın iki bin on altı hiç çağrı
İlk gün çok sevmiştik senin o bakışını
Zalimle terörle bir oldun ağlattın zarı zarı
Ufak ufak bir anda gördük hak yolunda kaçışını
Yaz gününde masumların başına yağdırttın karı
Beklemezdik senden zalimle oturarak yaklayışını
Şimdi giderken sönmüş götürüyorsun yanan farı
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
 
Kul Mehmet’im der ki doğru ol yerinde dur
Bir parça mutluluk yeter sana da bize de yeter
Yalan peşinde koşanlar bil ki yalan olur
Zalim gibi hepsi benim olsun deme çektirme keder
Kendi yok oluşu için koşanlar aradığını bulur
Sende zalim gibi olursun perişan gelişin o an biter
Yokluk peşinde koşan yokluk peşinde yorulur
Masumla fakir ile olursan seni gönülden candan sever
Sende iki bin on yedi bundan dersini al
Yoksa gelişin sevinçle olurken gidişin
Bitişin gönlümüzde inan bir günde olur
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Ekim 2016 Pazar

Tefekkür Eyle Gönlüm


 tefekkür ile ilgili görsel sonucu
Tefekkür eyle ey gönlüm var mezar başına
Daha dün koşarlardı şimdi girdiler yerin altına
Daha dün kara toprak üstünde hepsi şendi
Bu dünya benim diyen gururla gezenlerdi
İşte bak şimdi yenilmez olan ecele yenildi

Daha dün tenleri tazecikti boşanmıştı nefreti
Merhameti bilmez çok severdi kara ticareti
Hakkı bilmez hakka ulaşamazdı asi niyeti
Bu dünya benim diyen gururla gezenlerdi
İşte bak şimdi yenilmez olan ecele yenildi

Yaylalarda gezerdi hakkı olmayanı alır yerdi
Onlarca arsası vardı daha çok olsundu derdi
Bilmezdi veren ne için ona onca malı verdi
Veren verdi veren geri aldı şimdi ortada kaldı
Bu dünya benim diyen gururla gezenlerdi
İşte bak şimdi yenilmez olan ecele yenildi

Hak davasına gönül vermedi yönün çevirdi
Haklı haksız demedi ne varsa hepsi benim dedi
Gözünde yaş akmadı yüzü hiç gülmedi adi
Ömür geçer yele benzer dediler güldü hadi dedi
Hâsıl olan muradı hep yıkmaktı işte yıkıldı kaldı
Bu dünya benim diyen gururla gezenlerdi
İşte bak şimdi yenilmez olan ecele yenildi

Dediler insan olan güneşe benzer ısıtır
O dedi ben güneş değilim olamam bilmem hal hatır
Onca günaha girdi boşu boşuna taşıdı katır
Vereceğini yazmadı alacağını yazardı satır satır
Vermediği yazılıyor bilmedi nokta nokta katır
Bu dünya benim diyen gururla gezenlerdi
İşte bak şimdi yenilmez olan ecele yenildi

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Seninle Olsun Artık Benim Sonum (Sicilleme)

 
dün gezerken gördüm bir güzel güzel değil sanki melek diyem
bin bir cefa ile uğraştım dedim az gönlüne muhabbetle girem
az yaklaş yanıma ey güzel o gül cemalini gülüşünle görem
az naz eyledi bir anlığına şaşırdı dedi dürüst olduğunu nasıl bilem
bak gözlerime duy dedim gönlümün sesini kuş gibi gönlüne konmak ister başka ne diyem
çok gördüm senin gibi serseri aşık beni nasıl sevdiğini anlat beni sevdin ise ben az görem
aşk dediğin elle görülmez gönülde yaşar sevdiği gönül için çiçekleri açtırır diye bilirem
aşık sevdiği için dağları aşar deler saçın teline zarar gelsin istemez diye söyleyem
sen gelmezsen gönül kapıma ben gece gündüz kapında yatarım derim gülmezsen gülmem
sevmek için gönlünü benim için yaratmış yaratan severim seni candan izin var gönlüne girem
eğer izin vermezsen sen söyle ben nereye nasıl kimin yanına gidem
 
beni baştan aşağıya bir güzel süzdü
hafiften birazcık gizliden gizliye güldü
sanki gözlerimde gönlümde onu sevdiğimi gördü
başladı konuşmaya gönlüm uçtu diyar illere gitti sevinçle geri döndü
ben dedi onlarca severim diyen gördüm pişmanlığımla hep gerisin geriye döndüm
bir parças sevgiye muhtaçtım her gün acımasızca zulümler gördüm
her severim diyene işte şimdi seven buldum derken artık dedim yeter öldüm
gerçek seven yok mu bu alemde dedim bulursam her şey biter dedim güldüm
seni gerçek seven gördüm inandım Allah'ın seversen sevmeyeceksen girme gönlüme kötü günler çok gördüm
eğer gerçekten severim dersen ben öyle gördüm gel gir gönlüme gönlünde gözünde aşkla sevdiğini gördüm

 
yıllardır senin gibi gönlü güzeli arar dururum
seni karşıda görünce aradığımı buldum dedim karşında otururum
sevgim aşkım gerçektir al bu gönlümü al gönlüne sevmezse ben onu ateşler içine korum
severekn seni halimi sana arz ettim işte budur bendeki bu durum
bak gönlüne bak gönlüme senin için atar koy elini bak gözlerime yap bir yorum
sevmezsen sende başka kimi severim bu gönlümü hangi gönül kapısında içeriye  korum
budur ahvalim varsa şüphen sen sor şüphen varsa söyle yok benim başka sorum
seni aradım buldum bırakma gitmeni al beni gönlüne sar yok senden başka varacak yolum
sevmiyorum dedemdin çok şükür yoksa kırılırdı kanadım kolum
gel gir gönlüme izin ver gireyim gönlüne seninle olsun artık benim sonum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Not: Sicilleme yazmaya çalıştım  hatam var ise af ola.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

6 Mart 2016 Pazar

Yok, Öyle Bir Durum Yapma Y/ama



Mezara yuvarlanırken son bitmeyecek sanılan nefes
        Yeniden diriliş için bekleyecek ceset ruhuna b(s)ürünmek için mezarında…

Gün gibi aşikâr ölüm
Elimizle yerleştirirken mezara
Solmayacak sanılan
Solan soluksuz bakışı
Bize yaklaşmayacak
Bize yaklaşınca susup kaçacak aymazlığımızla
Görmeden hissetmeden uzaklaşıyor kör gözlerin
Kör bakan şaşılığında
D/aha dün yıkarım derken
Bugün yıkılana sor
Yıkan kimmiş d/ağlar gibi insanı
Hayalleri rüyaları
Y/ıkarsan
Y/ıkılırsın
Y/ıkıldığının altında soluksuz k/alırsın
Devran sana ait sanan
Devransızlık içinde şimdi k/alan
Bağır feryat et edebilirsen
Sessizliğin içinde sessizce beklerken
Koşarken yıkmaya toz duman
Kayboldun toz duman oldun
Dalga dalga almaktı rüyan
Elin uzanıyor sanırdın semaya
Dikilirdin aymazlığınla herkesin karşısına
Susardı içinde bin bir dua ederek mazlum
Korktu sandın yanıldın
Dikildiğin mazlumun bakışı
Yıkımındı
Anlamadın
Düşlerime ruhumla yürürüm d/erken
Ruhun senden önce çukuruna düşmeden uzaklaştı sende
Para sesi ile c(k)oşarım zevkten on köşe olurum d/erken
Şimdi karanlık köşe içinde soluksuz k/aldın
Ecelim gelmez derdin bana uzak
Çekersin sandın önüne set
Şeytanınla nefsinle hırsınla
Çekti aldı seni soluksuz
Nefret çukuruna gömdü
Şimdi kimdi
Dik duran
Sen mi masum olan mı?
Mazlum mu?
Kimdi yanında yıkılmayanla dolaşan
Söz sukut olmuş sandın
Dua oldu vardı sen gözünü o an kırpmadan nur nur
Ölüm dedik
Zulüm dedin
Zulüm dedik
Gülüm dedin
Son nefes dedik
Bana şimdi uğramaz dedin
Bilemedin
Göremedin
Hissedemedin
İnsanlıktan çıkan
Görmez
Bilmez
Hissetmez
Ama mezarında çukurunda
Dünya başına yıkılsa bu kadar
Acı ile sarsılmaz parçalanmazdım dersin sanki
Sen seçtin
Sen istedin
Yok, eden nefis
Şeytan
Arzuların
İhtirasın peşinde k(c)oşarak istedin
Gidip te dönen var mı?
Göster
Gönül beden akıl ruh ister ama
Yok, öyle bir durum yapma y/ama
Çıkma d/ama
Elinde gezer gönül parçalayan k/ama
Yalandan ölen var mı?
Göster
Teneşir yıkıldı altında
İstersin şimdi kör sağır dünyada olsam
Günlerce aç kalsam ayda bir lokma yesem
Ağlayandan fazla ağlasam falan filan
Geçti Bor’un pazarı
Sür eşeğini Niğde’ye
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



Geçmiş Dün Öldü İse Can Çeke Çeke Elimizde, Bugün Gülümseyerek Ölmesine Katkıda Elimizde.



   Hiç düşündüğünüz oldu mu acaba, bin bir çile ile geçen dünün acısı için bugünümüzü yani bir anda hayal olan ve ilerisi için bizi bağlamayan, gereksiz bir anlık fikirsizlik ile bu günümüzü heba ederek yarının pişmanlıklarını yaşadığımızı benim gibi düşündünüz mü acaba? Belki siz benden önce düşündünüz, benim ise şimdi aklıma geldi! Ne akıl almaz boş olan dünler için bu günümüzü yıkıyoruz!

   Dün, bugüne bakmak varmak için kapı yol adım, e eğer kapıyı açamadık ise yola çıkamadık ise açmak için gayret göstermeyelim mi yola çıkmak için adım atmayalım mı? Oh ne ala dün baktım kapı kapalı yol ise sisli dumanlı, artık ben bittim tükendim artık az daha gayret ememe ne gerek var ümitsizliği ile çırpınarak yarınları yok etmenin lüksü yok bu fani ömrümüzde. Geçmiş dün öldü ise can çeke çeke, bugün gülümseyerek ölmesine katkıda elimizde… Mademki bugün yarın ölü olacak elimizde değil,  dün öldüğü için feryat ettirerek katkıda bulunduğumuz için, bugün onu gülümseterek yarın etmek için çaba göstermek kul olarak görevimizdir ve bundan da kaçış yoktur…

   Dün eli kolu bağlı olarak karşımızda duran bugünümüz eli kolu çözülerek yarınımız olmadı ise, bugün olabilir, dün hayal olan az bir gayret iman gücü ile yani Yüce Rahmanın izni ve az çaban ile bugün gerçek olabilir.  Burada ki ince çizgiyi nükteyi anlayabildik değil mi, elbette ki sizler benden önce çözdünüz, ben ise yeni çözmeye başladım… Hayat her gün bir yeni adımla başlar ve son bir adımla biter ve yarın yeniden başlar veya sonsuzluğa varmak için, yeniden doğar ve sonsuzlukta bitmeden devam eder. 
   
Her gün yeniden bir adımla, hiç yolunu yönünü kaybetmeden kâinat yoluna devam ediyorsa, iman etmeyenler az idrak etsin ki yarın sonsuz yürüyüş için diriliş ve hesap günü var… Yak yık viran et keyfince hayat sür öldür, e ondan sonra ölümden sonra hayat yok de kendini kandır sen ey salak oğlu salak… Zaten kâinat, yaratılmış olan her kula istediği sorunun cevabını vermiş, yaz ve kış, yazın canlı olan kâinat kışın beyaz kefenle ölüyor ve yazın yeniden dirilişle canlanıyor, bak gör anla, bak görme kör yaşa fikirsiz ‘liginle…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

22 Ekim 2015 Perşembe

Dün Sana Sarılar iken Düşlerimin Pembe Okyanusunda…



    Zamanı mutlulukla doldurmak yerine, hala zamansızlığın boşluğunda kalan ikimiz, zamanın değerini bilmeden çivilenmiş orada kalmış bekliyoruz! Boşlukta kelimesizliğin arasında aciz sözlerin şemsiyesi altında hala neden beklediğimizde muamma! Dün sana sarılar iken düşlerimin pembe okyanusunda özgürce seninle gülümseyerek yüzerken, bugün ise yalnızlığına sarılarak ağlıyorum… Dün sana sarılırken neşeyle gülüyordum oysa bugün ayrılığına sarılarak derinden gözyaşı döküyorum… Hafızamda gülüşünle koskocaman yarınları düşlüyordum şimdi hiçliğin derin uçurumunda uçuyorum, ne oldu bilmiyorum birden ayrılık rüzgârına kapıldık Sen başka bir limandasın tek başına, ben ayrı bir limanda ayrılığın derinden zehirli oku yüreğimize saplamış bekliyoruz…
    Kim sapladı bu ayrılığın zehirli okunu yüreğimize acaba suç bizde miydi düşünürken bulamıyorum! Dün varlığımızla koskocaman dünyada mutluluğun vadisinde var iken el ele bugün yokluğumuz  ile birbirimize ıstırap çektiriyoruz… Oysa her gün mutluluğun sahilinde uyanırken aynı yastıkta, Birbirimize gülümserken nasılsın canım derken şimdi ayrı yastık ve yataklarda düşlerde ayrı kalmanın sahilinde gözlerim mutluluğu ararken hasretin sahilinde kumlara batmış, yürüyememenin zorluğunda kalan iki yabancı olduk…
   Suç ikimizdeydi galiba bir anda ayrılığın kapısını ellerimizle öfkemiz ve nefretimizle açtık sanki gülümseyen yarınların gülümseyen kalbine ayrılığın hançerini kendi ellerimizle sapladık oysa bir özür dilemek hata bende demek çok kolayken ikimizde yarınlarımıza sırtımızı dönerken hataların merkezinde ben kral sen kraliçe oldun, şimdi ikimizde gezdiğimiz o gülümseyen sokaklarda kaybolduk, bilemediğimiz o yabancı yarınların, yabancı bakışlarında kaybolurken, hayatımızdaki bu boşluğu doldurmak yerine boşluğun merkezine uçarak, boşlukların feryadında sağır kaldık. İkimizde geri dönmek için bir adım atmanın acizliğinde, umutsuzluğunda çamura saplanmış bekliyoruz hala! Gönlümüzdeki bu kara lekeyi silmek için sana koşsam seni bulur muyum bilmiyorum! Ya da yine sen bana gülümseyerek koşar mısın onu da bilmiyorum! Saplanmışım kararsızlığın ortasına hiçbir yana dönemiyorum, nereye baksam karamsarlık vıcık vıcık gözümün önünde bir adım atmamı engelliyor…
    Gidişinin veya ayrılışımızın bilmem bu kaçıncı Eylül’ü ne sen geldin, ne de ben sana gelebildim, yoksa bu hasret dolmayan çilemiz mi dolmasını mı bekliyoruz vuslata erişsin diye? Eğer öyle ise ben hala dönmeni bekliyorum ve sen bana doğru yürümesen de, ben sana doğru bir adım atarak yola çıkıyorum, sen beni beklemesen de, ben bu ayrılığı yüreğimde çözmek ve rahata ermek için çıkıyorum yola. Hiç olmazsa ayrılığın kapısın vuslata hatta visale ilk açan ben olmak için çıkıyorum, ilk sana yine yürüyen ben olmak istiyorum…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç