Bu Blogda Ara

ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2016 Salı

İman Ederek Hayatın Ve Yaşamın Sırrına Ermek -1-

                        
   Bismillahirrahmannirrahim Hamd, âlemlerin Rabbi olan  güç ve  kudretin tek sahibi olan  Allah’a mahsustur. Salat ve selam, O’nun sevgili Resulüne, aline ve ashabına ve onun peşinden gidenlere olsun.
   Kardeşlerim ben bir hoca değilim, bu yazdıklarım yaşadıklarımla iman ederek anladıklarımdan, kendime ait düşüncelerimdir ve yazmayı sevdiğimden dolayı anladıklarımdan ibarettir. Yanlışlık var ise benim yanlış anlamamdan dolayıdır kardeşlerim.
   
İçinde taşıdığı ölümsüz ruh ile can olan, canlara can olan insan, dünya hayatında ömrün kendine fısıldadıklarını duyan ve duymayan canlar içindir bu dünya âlemi. Bedene giren ruh ile canlanan canlı olan can insan, bu dünyada cennetini yaşadığı veya berbatlığı ile cehennemi yaşayan can insan bu kâinat senin için yaratıldı, emrine verildi, ya emir verilenle cenneti yaşarsın ya da emrine verilenin emrine girerek ona yani ebedi olmaya uyarak içine kötülükleri katarak zulmeti berbatlığı yaşar onun esaret ‘ligi ile cehennemi yaşarsın, cehenneme gidersin. Tahammül ederek sabırla yolun sonuna varan, tahammülsüzlük ile yolda kalarak yakıp yıkan ve yıkılan can insan bu dünya senin cennetin veya cehennemindir bunu böyle anla. Tahammül ederek gönül bahçesinde renkli güller ekelim renklerim cümbüşlü günü güzelliğini anlayalım idrak edelim, tahammülsüzlükle gönülleri yakarak yıkarak içindeki gülleri ezmeyelim.
   Yaşadığımız dünya hayatında anlamak için akıl pek fayda vermiyor. Akılın yanında izan şuur ve idrakin kapılarını açmadan anlamak pek mümkün olmuyor. İnsan bir an anlar ve unutur gider. İmtihan dünyasında olan kul yaşadığı hayat içinde gam tasa elem ile imtihan edilerek dünya hayatını yaşar ve ecel gelince bu dünyayı terk eder beden toprak olur ama can dediğimiz ruh ölmez. Beden içindekilerinin ve ruhun bir kılıfıdır, beden ölümlü, ruh ise ölümsüzdür, zaman ve mekâna bağlı olmayan bu duyularımızla ve aklımızla anlatılmayacak olandır ruh, Yüce Allahtan bir parça ve Âlemlerin Rabbi olan sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah c.c. bir yansımadır. Kula mahsus verilen bu ruhun içini imtihan vasıtası ile imanla ve merhametle iyilik ve Salih amellerle veya kötülükle doldurup doldurulması beklenilen bir özdür, parçadır. Azabı duyan beden değil ruhtur. Uykularımızda gördüğümüz rüyada koşan beden değil ruhtur. Neden uykumuzda rüya görürüz bunu biliyor muyuz? Bunu iman çerçevesinde akıl ve şuur idrak ve izan kapılarını açarak açıklayalım dilim döndükçe. Yüceler yücesi Allah c.c. kuluna bak ben seni uyurken âlemlerden âlemlere dolaştırıyorum ama bedenin ölü, rüyadaki acıyı bedenin değil ruhun çekiyor, ben güç ve kudret sahibiyim, öldürür ve diriltirim sen bunun farkında bile olamazsın… Bir insanın uzun veya kısa olması, zengin veya yoksul olması, teninin siyah beyaz esmer sarışın olması kiminin görmesi veya duymaması, kiminin kısa ömürlü kiminin uzun ömürlü olmasın, herkesin değişik hayatı acısı sıkıntısının olmasındaki sır ve hikmet nedir acaba?
   Gönül hiç sevmekten bıkar mı öyle ise Gönül’e aşkı sevgiyi yaratan bir damla yerleştiren Âlemlerin Rabbi güç kuvvetin tek sahibinin kullarına olan sevgisi acep nasıl olur? Elbette ki sonsuz olur bitmeyen sevgi olur… Bunu anlatacak kelime bulamayız. Öyle ise Mecnun Leylayı aramaktan bıktı mı ki bıkmadı, aradı aradı onu bulamayınca gönlüne aşkı yerleştiren Âlemlerin Rabbine götüren ilahi aşkın yolunu buldu, anlata bildim mi bilmiyorum acaba.
   Âlemlerin Yüce Rabbi güç ve kudretin tek sahibi olan c.c. bunlarla bize ne anlattığını ve içindeki sırrını bunu iman akıl şuuru idrak ve izanla olursak anlarız, tek başına akılla anlaşılması mümkün değildir. Burada Yüce Allah c.c. biz kullarına güç ve kudretin sadece kendisine ait olduğunu yaşatan istediğini vakti gelince ölümle öldüren, istediği kulu istediği gibi yaratmaya muktedir olduğunu, gerçek güç ve kudretin sadece kendisinde ait olduğunu göstererek bizim bunu anlamamız içindir. İnkârcı olanlara bile, Yüce Allah c.c. her şeyin sadece kendi elinde olduğunu bunu da kulun iman ederek akıl irade şuur idrak kapısın açarak anlaması içindir. Yüce Allah c.c. isteseydi hepimizi bir tende ve aynı sima ile yaratır bir çeşit hayat ve ömür verirdi. Bu defada kudret ve gücünün sınırsız olduğunu idrak edemezdik anlayamazdık. Böyle göstererek inkâr edenlerin bile bir süre veya son anında veya akıl yanında idrak şuur izan kapısını imanla açınca göreceği gerçeği ile tüm inkâr kapılarını kapatmıştır.
   Bu arada inkâr mevzusuna şöyle kısaca söz edelim, inkâr eden neye inanıyor da inkâr ediyor haşa Âlemlerin Rabbini, muhakkak ki inandığı bir şey vardır. Şöyle diyelim neden acıkıyoruz veya kim bize acıktığımızı ve ne yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. Tok olana binlerce kez acıktın desen inandıramazsın, demek ki aç olana açlığını hatırlatan Yüce Allah c.c var ve yarattığı bu beden içine o uyarı cihazını yerleştirmiş, haydi ey inkârcı bunu da inkâr et, ekmeğe iman edip yerken o ekmeğin sofrana gelmesi için toprağı yaratan tohumunu yaratan yağmurla yeşerten güneşle kurutan Âlemlerin Rabbini neden inkâr ediyorsun, sen hayvan mısın izan idrak ve birazcık akıldan yoksunsun! Yarattığını yiyerek bedenine can olanı inkâr etme yaratanı inkâr et böyle bir dünya yoktur, inkâr ediyorsan yarattığını da yemeyeceksin vesselam…
DEVAM EDECEK İNŞALLAH
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

10 Nisan 2016 Pazar

Bilge Kişi Ve İnsan-2- (Özgürlüğü Arayan İnsanın Kendisi İle Buluşması)



Bilge Kişi Ve İnsan-2- (Özgürlüğü Arayan İnsanın Kendisi İle Buluşması)



-Sen ne diyorsun? Çok mu basit? Beni güldürmeyin? Öyle olsa idi herkes.
-Sen herkesi bırak herkeste sendeki ruh ve asalet yok ki.
-Bak bunda çok haklısın! Şimdi ben ne yapmam gerekiyor bir an önce onu söyleyin de bir an önce onu yapayım?
-Çok basit kalabalığın içine girerek karşınızdaki güvenlik güçlerini görünce çekilmeye kalkışanları kaçmamaları, geri çekilmemeleri bu haklı davadan bu kargaşa çıka. Yanlış söyledim dilim sürçtü bu haklı direnişiniz de geri çekilmemeleri hususunda onları ikna edeceksin onları motive edeceksin?
-Nasıl yani onları önemi süreceğim?
-Bravo hemen de anladınız, sizi tebrik ederim!
-Sağ olunda onları öne sürmekle onları ateşe atmış olmayacak mıyım?
-Ne ateşinden bahis ediyorsun, sen lidersin sen davanın selameti için yapman gereken ne ise onu yapacaksın, gerisine bakmayacaksın.
-Ama oy. Öyle. Öyle olunca da şey olmuyor mu yangına benzin..
Gerisini getiremedi durdu düşündü.
-Tamam, liderlik diyorsun ama o ortamda öyle liderlik olmaz ki ancak olsa, olsa profaksa.
Karşısındaki kızaraktan sözünü kesti.
-Sen ne diyorsun duygusallığa yer olmaz şimdi o ortamda, hem böylesi ortamlar ve her zaman ele geçmez kızışmış iken tam çatışm. Yanlış söyledim ilerlemeye haklı davanız için bir adım atmanıza ramak kalmışken sen kalkmış neler söylüyorsun?
-Haklı dava derken ben sadece oradan geçiyordum kalabalığı görünce birden kendimi onların içinde ve şimdide burada biraz önce yanımda başkası vardı şimdide sen. Haklı dava derken bana haklı dava hakkında bilgi verirmisin? Onu bileyim de ona göre onlara liderlik edeyim?
-Bu o kadarda önemli değil.
-Sen! se. Sen ne diyorsun neler söylediğinin farkında mısın? Saçmalamaya başladın? Biraz önce haklı dava derken şimdi ise!?
Karşısındaki kırdığı potu anlayarak şaşkınlıkla
-Sen beni yanlış anlıyorsun, buluruz bir şeyler demek istedim. Bu o kadarda önemli değil derken, bir defa ile hiçbir şey olmaz buluruz bir şeyler.
İnsan hiddetlenerek
-Ama zamanı değil ki orada o ortamda!
-Zamanı değilse sen zamana uyacaksın, bir şey olmaz günah olursa da Allah af eder, gerçi bu kadar günaha girdikten son. Bak beni de telaşlandırdın, fazla düşünme yoksa kafayı yersin.
İnsan hiddetlenerek
-Bak yine o kadarda önemli değil diyorsun hem dava diyorsun hemde önemli değil diyorsun hakikaten sen çok yalpak hatta kusura bakma çok cıvık birisine benziyorsun? Dur hemen kızarma renkten renge girme! Yani biraz önce söylediklerin ile şimdi söylediklerin birbirine ne kadarda tezatlık ve tutarsızlık içinde her ne ise içinde olduğunun farkında değilsin galiba? Bunlar insan hayatında çok önemlidir, senin bundan haberin yok galiba?
-Şe.! Şeşe tabi ki haberim var!
-Hem senin rengin sanki değişiyor galiba yüzünün hali neden değişiyor?
Birden arkasında hissettiği elin hissi ile sıçrayarak arkasına döndü. Karşısında biraz önce gördüğü ve kaybettiği bilge kişiyi görünce şaşırdı ama hemen kendini toparlayarak sevinç içinde.
-Bende seni arıyordum, sen nereye kayboldun, gelmen çok iyi oldu biraz önce sen kaybolduktan sonra karşıma birisi çıktı senin gibi gizemli konuşmuyorsa da değişikti şimdi bana bir şeyler söyledi, Bende onunla bu konuda tartışır iken sen tekrar geldin. Şimdi sen bana bu konuda yardımcı olurmusun sen yardımcı olmayı seversin, şimdi söyle karşımdaki kişiye.
Arkasını döndü kimse yoktu
-Ama biraz önce sen gelmeden önce yanımda idi. Sen gelince kork. Korktu kaç.
İyice afallayarak şaşkın gözlerle bakınmaya başladı. Bilge kişi yanına yaklaştı.
-Galiba hala olayın şokunda kurtulamadınız galiba.
Başını kaldırdı, konuşamadı sustu. Bilge kişi
-Galiba aramaktan vaaz geçtiniz, pes mi ediyorsunuz?
-Pe. !Pes değil de yani bu yaşadıklarım, bilinmeyenler bu yaşadıklarım muamma, aldatma yanıltmalar şu an yıkımı yaşıyorum dersem!
-Gözlerinde belirli oluyor ama vaaz geçersen hayatın her alanında önüne çıkacak olan bunlarla nasıl baş edeceksin? Bunlar her an karşında olacak ve bunun için şimdiden pes edersen hayatın boyunca hep bu pişmanlığın ezikliğini duyacaksın. Aradığın özgürlüğü bulmuşsun galiba?
-Hayır bulamadım!
-Buradan bakınca bulduğun belirli oluyor!
-Nasıl yani?
-Sence özgürlük nedir?
-Bence özgürlük, müdahale olmadan seçimlerde ve kabullenmeler de müdahale edilmeden herkes istediğini seçerek ve kabullenerek yaşamalıdır. Nasıl ki tüm seçimlerde Yüce Allah bizleri seçmede ve kabullenmeler de özgür bırakmış iken be seçimlerimiz sonucunda kabullenmelerimizin karşılığında nasılda bizler sorumlu oluyor isek yaşam alanından da hiç müdahale edilmeden herkes istediğini seçmede kabullenmede özgür olmalıdır.
-Çok güzel tarif ettin. Peki, neden arıyorsun? Kayıp mı ettin?
-Bilemiyorum!
-Şu anda buraya gelirken seni engelleyen oldu mu?
-Hayır!
-Kabullendiğin bu yolda başıma gelenleri senden başka çeken ve katlanan var mı?
-Hayır!
-Peki, bunları kabullenirken seni bu yola iten ne idi? Neyine güvenerek kabul ettin ki bu kadar mutsuzsun?
-Kendi seçimim değildi, kalabalığın bağırmalarına ve yürüyüşlerine katılarak gönlüme yani kalbime sormadan olduğu gibi yola attım. Yani tartıp biçmeden aklımın süzgecinde vicdanımın süzgecinde geçirmeden yola çıktım ondan olabilir mi acaba?
-Yani özgürlüğü araman boş ve gereksiz, zaten özgürsün?
-Bu açıdan bakınca evet ama insanlarda benim gibi seçmede özgür değiller mi özgürlük için bağırıyorlardı? Hem onları yolda yürürken engelleyen bir engel yok iken neden böylesine bağırarak özgürlük diye bağırarak etrafı yıkarcasına yol alıyorlardı, ta ki etrafa zarar verene kadar diğer insanları!
Durdu sanki bir icat bulmuş gibi gözlerinde sevinç pırıltıları ışıldamaya başladı. Sevinç içinde
-Taki diğer insanların özgürlüğünü kısıtlamanın yolunu kapamak için etrafa zarar vererek kendi dediklerimiz doğrudur diyerek ten zorca kabul ettirmek için ve ortada hiçbir neden yok iken ortalığı toz dumana katarak yola çıkana kadar. Evet, evet ben hiçte böyle düşünmemiştim. Sana teşekkür ederim ban doğru olanı gösterdiğin ve yardımcı olduğun için.
-Teşekküre gerek yok.
-Peki, biraz önce yanımda olan kişi kimdi, beni böylesine körü körüne bir yola çıkarmak için kandırmaya çalışan kimdi? Hem suratında da bir insanlık belirtisi olduğu da söylenemezdi, tıpkı ateş gibi sımsıcak, ürkütücü sanki yakmak ve yıkmak için eğitilmiş veya yola çıkmış, Sahi sen tanıyor musun onu?
-Sen tanımadın mı? İstersen biraz düşün etrafına bir bak, bak ama gör ,sadece bakma göz bakmak için ve görmek içindir ,unutma.
-Şey, görmek derken göremiyorum mu ki böyle söylüyorsun? Bak görüyorum!
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Devam Edecek İnşallah

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

29 Şubat 2016 Pazartesi

Dörtlük- Edep



Ruh mudur cana can yoksa edep midir söyleyin

Edeple doldurun tüm yolları viran bırakıp gitmeyin

Edepsizlik kapısını açıp cehennem narıyla pişmeyin

E yeter artık öyle cahil cahil de gezmeyin

Âlemi edepsizlik ile kirletmeyin


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

18 Aralık 2015 Cuma

Hayatın Mutluluk Dolu Şifreleri Sabır'ın İçinde.


Yaşarken kendimizde kaçmak, kapılarımızı kapatmak, gökdelen gibi yüreğimizin umman deryasını görmeden kaybolmak, içten bizi yok eden samimi olmayan benliğimiz sesini dinleyerek kaybolmak, iç dünyanın bahçesinde yolculuğa çıkmadan bahçesindeki çiçekleri koklamadan hissizler korosuna katılarak içinde kaybolmak, benliğin peşinde koşmak, hayat insanlara sırtını dönerek her şeyi kaybetmenin peşinde koşmak, nedense insanoğluna hep cazip gelmiştir.

Ruhun içindeki güller kokan yolunu terk ederek, dikenlerle pisliklerle dolu kendini önemsemeyen hiç bir değeri olmadığını bilen insanların dalkavukların peşinde koşması çok acı ve elem dolu ve insanlık için utanç verici bir durum ve yaşantı. Kendi aydınlığında yürümeden, karanlığı gösteren insanların ardında yürüyerek hem yarınlarını hem de yarınları karanlığa boğmaya koşmaları ve yolun sonunda gerçeği görmeleri ve uçurumun dibine atılmaları bu gerçeği değiştirmemektedir. Yok oluş... Var oluş... Kör niyet ve körlük... İyi niyet ve gülümseyen yarınlar... Nedense hep seçilen kör niyet ve karanlık oluyor ve tarihi okumaktan aciz biz insanlar, hala o karanlığa koşmaktan zevk alıyor ve yok olmanın ıstırabında yok oluyoruz. İçimizdeki kuyulara düşerek az çekilen çile ile Yusuf misali imtihanla mısıra sultan olmaktan vaaz geçerek köle olmayı seçiyoruz, az sabrın koltuğunda oturmak yerine, zalim karanlık gönüllü insanların işkence dolu koltuğuna gözümüzü kırpmadan oturuyoruz!

Önümüzde hayatın mutluluk dolu şifreleri sabrın içinde gizli iken, atılan bir kaç adımda o şifrelere kavuşmak yerine, sırtımızı dönerek bir anlık karanlıkta kalmaktan kaçarak bir ömür boyu karanlığa koşuyoruz. Aslında sabırla, o karanlığı döşek olarak üzerinde uyuma ile karanlığı yok eden güneş üzerimize doğacak ama biz o güneşte den korkarak, esaret altında neden niçin koştuğunun cevabını vermekten uzak, kör hisleri ile esir aldığı vahşetle dolu karanlığa koşmaktan bir an olsun geri kalmıyoruz.


Allah nur Kuranda ve Resulü ile bize bildirdiği İslam'a sarılmadan onun yolunu izlemeden dik duruşu gerçekleştirmediğimiz için hala sürünmekte, hala yaralara derman ve merhem olamamaktayız. Cahillerin ihtişamlı dünya hayatına kapılarak-Onların cehennem hayatını görmezden gelerek- onların utancının peşinde gitmesi dünya ve ahretimizi yok etmekten başka bize hiç bir yararı olmayacaktır. Bunu idrak edene kadar, hala kendimizi hislerimizi yarınlarımız uzaktan yok olmaya devam edeceğiz. Rabbim uyanmayı bizler nasip etsin, İslam yolunda İslam'ın istediklerini yaparak dirilişle dünya ve ahireti kazananlardan eylesin. Selam ve dua ile kardeşim.
Mehmet Aluç



31 Ekim 2015 Cumartesi

Düşünce fırtınası



Varlık yalnızca maddeden ibarettir derler
Maddi varlığın içinde güzellik var derler giderler
Gerisin geriye boş kazançla dönerler
Maneviyatsız boşluk içinde biterler
Doğru yol karşıda hala yanlış yola dönerler
Asıl varlık düşüncedir, düşünen ise ruhtur derler
Ruhsuz yaşar ruhtan haberi olmaz gerzekler
Ruh yaşar her şeyi beden ruhun gömleği
Akıl düşüncenin merkezi düşüncenin gereği
Aramazsan kul bulamazsın gerçeği
Gerçek nasıl bilinebilir diye sorarlar
Gönül kapısını bilmezler kendilerini yorarlar
İdrak ile imanı bilmez gönül kapısından içeriye girmez
Arayan tabi ki bilmez
Mutlulukla gülmez
İnsan hiç mi sevmez
Hayat sevgisiz de bitmez
Çile içinde adımlar gitmez
Varlığı, gerçek var olanla
Elbette tanımlamak mümkündür
El elden her daim üstündür
Akıl akıldan elbet üstündür
Âşık olmayanın gözü kördür
Veren el, alandan bin kat üstündür
Misafirlik ise derlerse de üç gündür

Üç günden sonrası gönül'e güzeldir
Üç günlük misafirden sonrası özeldir
Bu zamanda misafir bulursan güzeldir
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



3 Eylül 2015 Perşembe

Ruhta Diriliş Gerçekleşmeli




Beden ruh dünya âleminde nur iman ile dolmalı
Aklı fikri zikri Nur Kuran'ın nuru ile sarmalı
Her attığı adımda merhameti cümle âleme yaymalı
Ondan sonra şefaat için kul hak ettiğini bilmeli

Basiretin perdeleri iman ile açılmalı
Nur Kur'an Sünnet ile ruhta diriliş gerçekleşmeli
Gerçek bunlarla idrak edilmeli bilinmeli
Ondan sonra şefaat için kul hak ettiğini bilmeli

Beden ölünce eksik ise bunlar
Bilmem insan boş beden için ne bekler
Dünya hayatında kin nefret ile gönülleri yıkanlar
Ayrılır ahirette cehenneme giden bölükler feryadına feryat ekler
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





3 Nisan 2015 Cuma

Tek Başıma Sensiz



Dokunmayın
Kırılganım
Gözümde yârin hasreti
Yakar yüreğim şule şule
Sevdalarım karanlıkta bensiz
Gecenin karanlığında ben sensiz
İşte yine
Ağlıyorum tek başıma sensiz


Yaklaşmayın
Ağlıyorum
Gözyaşımda yârin ruhu damlarken
Gölgelerin ardında kanar yüreğim
Ben yalnız ömrüm yalnız beklerim
İşte yine
Ağlıyorum tek başıma sensiz


Hasretle yanan günün arifesinde
Umudum hayalim paramparça
Dokunmayın
Kırılganım
İzbelere saklanmış
Kaybolmak istiyorum
İşte yine
Ağlıyorum tek başıma sensiz

Geceler suskun
Ben suskun
Yürüyorum yarına
Yarın suskun
Öksüz kelimelerin arasında
İşte yine
Ağlıyorum tek başıma sensiz

Mehmet Aluç

13 Mart 2015 Cuma

Sükûtumun ağlayan çığlıkları



Sükûtumun ağlayan çığlıkları lanetlerken,
Umman, umman sensizlik zulüm ’üne
Aşkım için çektirdiğin zulüm ün gözyaşlarını,
Çığlık çığlık kusmak istiyorum yüzüne
Vefasızlığının anaforunu savurmak istiyorum gözüne
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtumun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Mavi yeşil gözlerine dalınca bakınca kaybolunca
Ümitle yeşeren düşlerime seninle olunca
Nüktelerini idrak edince, inceliklerine dalınca
Aşk çizgimizin yolunda seni hece, hece anınca
Dua ufkunda seni isteyince Rahmanda
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Sensiz yaşamak âdeta ıstırap
Duyup hissettiğim besbelli bir buhran
İçim kanıyor seni anınca
Sanki bedenim kapkara bir ruha teslim sana bakınca
Ümitlerim dilim, dilim
Geçmiyor yar sana sözüm
Bir yanda sis ve duman
Gönlüme akseden gülüşün nede yaman
Sönmez bu aşkımın alevi sen bakar iken,
Suskun miskinliğinde azap gözlerinle zaman, zaman
Hiç olmazsa haykır bağır yaman, yaman
Dünyam zindan, anlarım hazan ve tufan
Yaşadıklarım ise tam bir tufan
Hayalin gibi yüzlerinde buğulu
Hayalin gibi sözlerinde buğulu
Nağmeler dinlemek isterdim kalbinin tellerinden,
Buğulu buğulu
Ayırsa beni dünyanın o tatlı hazan gamından kederinden
Sımsıkı zalim pençende kıvranırken ellerinde kalbim
Kükrer iken aslan yelesi sesimden
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Beni tarumar eden terk edişini
Bekliyorum masumane gözlerindeki yakan gülüşünü
Sen yok oluşun talihsiz yolunda bekleyişinde uyuyup kaldın
Bense seni getirecek olan ak iklimin yolunda süzülüp geleceksin sandım
Sandım da kuruyup bir yaprak gibi kaldım
Bir kuru yaprak gibi bekledim de yandım
Aşkının narında çaresiz hülya âleminde sensiz biçare kaldım
Kanat çırpar iken çaresizce bekleyişim halaskâr ellerini bekledim
Nur çehreni bekledim hazan mevsimlerimde hep özledim
Beklerken seni kâbus ifrit gözlerin kâbus gözleri
Istırabının nefesi iblisinkine denk gözlerin çıktı karşıma
Düşlerim seninle apak
Savrulurken ömrümüz hazanla yaprak
Gecem gündüzüm bitap yaprak yaprak
Düşlerim artık oldu serap
Yandı ciğerim oldu kebap
Terk etmek sana düştü
Hazan mevsimi de bana düştü
Sebepler sukut etmiş
Sensizliğim sukut etmiş
Beni tarumar eden gidişin sukut etmiş
Düşün bunu
Sen görmesen de duyamasan da
Seni seven ben varım bu dünyada
Kulak ver rüzgâra yönel bu sessiz çığlığıma
Gönül kulağın ile dinle
Ölüm ölüm ağyar peşime düşmeden dinle
Sensizlikten ağlarım zarı zarı
Yokluğun alevleri tarumar yakar
Bilmem ki bundan sonra gelsen neye yarar
Bir süvari yetimiyim gölgeni arayan
Kalmışım irtihal zindanlarında sensiz
Bedenim irtihal, ellerim irtihal, ömrüm irtihal
Melal verir mi gözlerin masal, masal
Bu yangın bu Sükûtun ağlayan çığlıkları ile sönmez
Düşün bir yol bul gel vazgeç bu gönül sensiz ölmez
Sanki ufuklar kararınca hırlamak bana düştü
Kesildi bülbülün sesleri bana küstü
Duy artık ey zalim bu niyazımı
Derin uhrevi sızımı
Gör sıkılan yüreğimi o zalim pençende gör acımı
Kim bilir Rahman ne sürprizler gösterir görürsen sızımı
Görmezsen eyvahlar olsun yine yandım aşkın narında
Sığmaz olurum ufuklara aşkın harında
Kanlı kâbus yağar yağmur ki
 Bu yağmur harımı söndürmez.
Yürüyorum adım, adım yok, oluşun zindanına
 Yüzüm gülmez.
Bu yaptığın sana da kalmaz
Düşmüşüm bir zalim senin elinde oyuncak
Duaya varmaz elim yürürken o son kâbus
Kapıya kim kapayacak
Işığı sende bulurum sandım zalimliğin karanlığını buldum
Gölgelerin feryadı ile bedenimi yundum
Kaç defa göz, göze geldik hiç bilinmez
Bin defa sinemi deldin silinmez
Var olmak için zehri şerbet diye içtim serinletmez
Keşke bu bir maskaralık olsa
Benden aldığını veren sen kollarım da olsan
Bil ki gözlerim seninle açıldı ayan
Sensin dertlerime derman
Hep duydum ılık nefesini içimde
Her mevsim kokladım ayrı bir nefasetini,
Buhur buhur içimde.
Ne olur gülüver, geliver ikbalime
Sun bana visalini
Hep sana koştu bu gariban
Sende sanmıştım itminan
Sona eriyor artık günlerim
Bitsin artık hicranlı günlerim
Bir yok oluş kasvetiyle beklediğim günlerim
Gelsin artık Nevbahar günlerim
Hasretim sönsün ikbale dönsün özlerin
Ömür boyu nefsini ve şeytanı güldürdün
Birazda benim kalp ve gözüm gülsün
Tebessümle yaşayalım
Tebessümle ölelim
Saf, saf melekler insin aşkımıza
Gülüyor bak gözlerin ve melekler amelimize
Dalgalar koşsun visalimize
Bil ki o visalimizde cennetten köşkler zülâline
Yok, olmasın hülyalarım peş, peşe
Gamlı sitemkâr duruşun son bulsun
Doğsun artık Nevbahar
Sussun bağrımda inleyen zarı zarı o yârim diyen sesi
Buluşalım vuslatın zümrüt sema tepesinde
Gurbetin çığlıkları sussun sükûta ersin
Düşünce ıstırabı ile yoğrulmuş sitemler erisin
Buket buket gözlerin gülsün ellerimde nur nur gülsün
İkindi yağmurları ile yıkansın bedenlerimiz
Yol çizgimizi çizerken ikimizi var oluşun hikmetlerine yunsun
Kalmasın hayatımızda Hafâ
Kalbimiz ibresi dönsün artık bu safa
Derisi yüzülen dilimiz, sözümüz fikir birliğimizde
Dursun artık safta
Diriliş çağrısını bulalım artık bu hafta
Bunlar son sözlerim olabilir hatta
Bilmem ki bundan sonra gelsen neye yarar
Neye yaramaz
Ben kendimi ötelere bağladım
Ahirete açılan koridorda yürüyorum, elimde bir ok var
Günler baharı soluklarken ben gidiyorum sen kal nazlı yar
Bu nedenle
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, zehir sözleri söyleyemiyorum
MEHMET ALUÇ
 ANKARA-SİNCAN
Visal: sevgiliye kavuşma
İtminan: inanma, güvenme
Neva bahar: yenibahar
Zülâline: gizli yollar
Halaskâr: kurtaran el,
İfrit: kötü ve korkunç cin
Ağyar: başkaları, yabancılar, eller
İrtihal: göçme, ölme
Melal: can sıkıntısı, utanç
Visal:/sevgiliye)kavuşma
Zülâline: saf tatlı su
Hafâ: gizli olmak, saklılık



24 Ocak 2015 Cumartesi

Akar Sözlerim Sana

Akar Sözlerim SanaAkar Sözlerim Sana

Ahir zamanda yolda viran nefessiz kaldım
Kendimi sokağa ben apansız birden saldım
Beyhude adımların cansızlığında kaldım
Toprağa düştü ruhum bedensiz yola daldım

Ömrüm damla damla bak sarardı yana yana
Ey ruhum söylemiştim ömür yolunda sana
Teslimiyet ’siz kalma yazık olur o cana
Toprağa düştü ruhum bedensiz yola daldım

Gülümsemez adımlar dizimde acı bana
Teslimiyetle koşsam Rabbim aşkınla sana
Varır mıyım ritimsiz günah gözlerle sana
Toprağa düştü ruhum bedensiz yola daldım


Şükürler Rabbim sana akar sözlerim sana
Ahir zamanda yolda ömrüm varmadı sona
Kalbime iman nurla ulaştı artık bana
Toprağa düşen beden canla vardı ya sana

Kul Mehmet’im gülümse istediğinde oldu
Resulün sevgisi bak kalbine nurla doldu
Sabahsız gecelerde o sana yolun oldu
Toprağa düşen beden canla vardı Rahmana
Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

6 Ocak 2014 Pazartesi

Vicdan



Vicdan 
Nefis
Arzular
Vicdan nefsin mi esiri
Arzuların mı esiri

Yoksa esir edilip de prangaların mı esiri
Hiç mi çırpınış yok nedir bu sessizlik
Her kamçı indikçe zevk mi alıyor
Nefes alırken nefesin hakkı içinde mi ses çıkarmıyor

Ah vicdan 
Nasılda kör oldun
Takatsiz çaresiz kaldın
Bir an hiç mi ayıkmazsın böylesine utanç içinde yandın kaldın

Uzaklaşmanın yolunda sonsuz uçurumlara koşarak nelere kandın
Neden bu uzaklaşma kör bakış hissizlik nerelerde kaldın
Sancılar içindesin
Sancıların çaresine çaresin

Ama gel görkü çaresizliğin zindanında kör karanlıktasın
Ruhuna ne oldu nelerde neye musallat oldu nerelere kaçtı
Nedendir bu hüzün şarkıları
Ecdadın mezarında kemikleri sızlar

Perişanlık diz boyu
Edepsizlik deryalar denizlerin kadar koyu
Aldatmaların sonu mezar

Mezarın sonu ya cehennem
Ya cennet

Bu çirkeflikle sonu cehennem
Görünen köy kılavuz istemez
Teknoloji insana hizmet için

Lakin insanlık içinde yok oldu 
Kaybolduk.

Zorlayan
Horlayan
Kollamayan
Yaşanmayan

Yaşatmayan
Bir dünyanı içinde arzularına nefsine uymuş vicdanlar
Vicdandan haberi olmayan sefil insanlar
Anlamadan habersiz insan kılıklı maskeli anlamsız insanlar…
Mehmet Aluç

16 Aralık 2013 Pazartesi

BİR OLAN ALLAH(C.C.)



BİR  OLAN ALLAH(C.C.)

 İnsan tek başına çıktığı hayat yolculuğunda çekil ışıltısı ihlasla

Türlü duraklardan aldığı enerjilerle beslenerek özlemle sarıldığı Kuranla

Yaşam macerasına doğruluktan sevgi sevdanın kıvılcım belleği sünnet ile

Resulden ayrılmadan gülerek masumiyetle devam eder

 Bu kıyamlar onu biçimlendiren yol gösteren ışık

Avuçları yüreği dudakları duaya açık

Ruhunun her hücresinde aklanma yalvarışıyla tövbe kapısında

Yaşamın başlangıç bitiş noktası olarak kabul edilen iman ile teslimiyet ile

Tüm doğrultusunu yönünü belirleyen nurlu yolda


Allah’a Resule yürüyen sadık kuldur

 Bu iç yolculukta taşları asıl yerine oturtan Kuran sünnet ile açılan yoldur

Görünüşte bir kimlik kazanan bu süreçte yalnız Allah’a dayanan kuldur

Sonucunda ise insan bütünüyle toplumun bir parçası olarak

Haksızlıklara karşı imanı ile ilerleyen kuldur

Varlığın kendi varlığını Yüce Allah’ın varlığında yok etmesi,

 cennetten yoldur

Allah'ı bilmek nasıl olur?

Kâinatın yaratılışı nasıldır?

Biz neyiz?

Niçin geldik dünyaya yaşamaya?

Ne için?

Neden?

Yaşamımızın anlamı

Var olmanın aslı

Gerçek, başlangıç ve son nelerdir?

Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara

Kuran sünnet ile cevap vermeye çalışan kuldur

Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler

Sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiş

Dediği hakiki mümindir

Allah'ın bir görüntüsüdür halifesidir

Öyleyse insanlar arasında

Renk, inanç, dil, ırk gibi ayrımlar yapmak anlamsızdır…


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç