18 Aralık 2015 Cuma

Hayatın Mutluluk Dolu Şifreleri Sabır'ın İçinde.


Yaşarken kendimizde kaçmak, kapılarımızı kapatmak, gökdelen gibi yüreğimizin umman deryasını görmeden kaybolmak, içten bizi yok eden samimi olmayan benliğimiz sesini dinleyerek kaybolmak, iç dünyanın bahçesinde yolculuğa çıkmadan bahçesindeki çiçekleri koklamadan hissizler korosuna katılarak içinde kaybolmak, benliğin peşinde koşmak, hayat insanlara sırtını dönerek her şeyi kaybetmenin peşinde koşmak, nedense insanoğluna hep cazip gelmiştir.

Ruhun içindeki güller kokan yolunu terk ederek, dikenlerle pisliklerle dolu kendini önemsemeyen hiç bir değeri olmadığını bilen insanların dalkavukların peşinde koşması çok acı ve elem dolu ve insanlık için utanç verici bir durum ve yaşantı. Kendi aydınlığında yürümeden, karanlığı gösteren insanların ardında yürüyerek hem yarınlarını hem de yarınları karanlığa boğmaya koşmaları ve yolun sonunda gerçeği görmeleri ve uçurumun dibine atılmaları bu gerçeği değiştirmemektedir. Yok oluş... Var oluş... Kör niyet ve körlük... İyi niyet ve gülümseyen yarınlar... Nedense hep seçilen kör niyet ve karanlık oluyor ve tarihi okumaktan aciz biz insanlar, hala o karanlığa koşmaktan zevk alıyor ve yok olmanın ıstırabında yok oluyoruz. İçimizdeki kuyulara düşerek az çekilen çile ile Yusuf misali imtihanla mısıra sultan olmaktan vaaz geçerek köle olmayı seçiyoruz, az sabrın koltuğunda oturmak yerine, zalim karanlık gönüllü insanların işkence dolu koltuğuna gözümüzü kırpmadan oturuyoruz!

Önümüzde hayatın mutluluk dolu şifreleri sabrın içinde gizli iken, atılan bir kaç adımda o şifrelere kavuşmak yerine, sırtımızı dönerek bir anlık karanlıkta kalmaktan kaçarak bir ömür boyu karanlığa koşuyoruz. Aslında sabırla, o karanlığı döşek olarak üzerinde uyuma ile karanlığı yok eden güneş üzerimize doğacak ama biz o güneşte den korkarak, esaret altında neden niçin koştuğunun cevabını vermekten uzak, kör hisleri ile esir aldığı vahşetle dolu karanlığa koşmaktan bir an olsun geri kalmıyoruz.


Allah nur Kuranda ve Resulü ile bize bildirdiği İslam'a sarılmadan onun yolunu izlemeden dik duruşu gerçekleştirmediğimiz için hala sürünmekte, hala yaralara derman ve merhem olamamaktayız. Cahillerin ihtişamlı dünya hayatına kapılarak-Onların cehennem hayatını görmezden gelerek- onların utancının peşinde gitmesi dünya ve ahretimizi yok etmekten başka bize hiç bir yararı olmayacaktır. Bunu idrak edene kadar, hala kendimizi hislerimizi yarınlarımız uzaktan yok olmaya devam edeceğiz. Rabbim uyanmayı bizler nasip etsin, İslam yolunda İslam'ın istediklerini yaparak dirilişle dünya ve ahireti kazananlardan eylesin. Selam ve dua ile kardeşim.
Mehmet Aluç



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...