Bu Blogda Ara

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Sırat Kıldan İnce Düşersin




Sırat köprüsü değil mi ey kul kıldan ince
Gönül yıkmadıysan geç sen sıratta güzelce
Yıktı isen gönül ah aldınsa sen kendince
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Hakkın olmayanı sen alma ha önün sıra
Ecel vakti gelince azabınla çağıra
O anda sen olursun bak inan bahtı kara
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Beklemezsin edeple utanmazın adamı
Rahman alır senden o çıkan feryadı ahı
Sızlanırsın ah ile dersin acı eyvahı
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Yaptığın zulüm gitmez ise senin ağrına
Kim gelir kötü günde dermansız o çağrına
Hançer değsin dermansız lanetli o bağrına
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Sende nefret gönlünde gitmez baki oldukça
Merhameti gönlünde yıkmadan durmadıkça
Çığlıkları sen tatlı çalan müzik sandıkça
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Koltuğunun altında hazır ise yalanın
Nefretle yapar isen sen utanmaz talanın
Ecel gelir eline bak nedir ki kalanın
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Gezdiğin o yerleri neden viran eylersin
Kimi kendine hayran kalmasını istersin
Geçmiş birde yıktığın sen seyranda eylersin
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Değil miyiz dünyada cümlemizde hep konuk
Sanki senden başka tüm kulun niyeti bozuk
Kendin bak var mı senden fazla niyeti bozuk
Sırat bil kıldan ince düşersin yeterince

Kul Mehmet’im yaptığın gider bak çok ağrıma
Neden kulak vermezsin Rahmanın çağrısına
Merhametli ol sende dağıt ’ta sevabına
Gönüller yıkmadıysan eğer geç sen güzelce

Mehmet Aluç © (Kul Mehmet)

Yar olmaz mısın?



Yaram kanar sızlar akar derinden
Yar şifa için elin sürmez misin?
Gözümde akar kanlı gözyaşlarım
Mendil alıp gözyaşım silmez misin?

Gönlümde çağlayan güzel aşk için
Gönlümü merhametle sarmaz mısın?
Bir tatlı gülüşe aşkım değmez mi?
Sımsıcak kollarınla sarmaz mısın?

Ben yüzümü döndüm o yüce hakka
Sen gülen yüzünle dönmezsin bana
Sana bakıyorum ben yana yana
Yangına bir damla su olmaz mısın?

Kul Mehmet’im der gönlüm sana sattım
Taşlarda senin dizin diye yattım
Sev diye gece gündüz dua ettim
Seven gönlüme sen yar olmaz mısın?
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

O An



Seviyorum seni dedim
Sen demedin bana tamam
O an halim oldu yaman
Musallada yattım o an

Başıma yıkıldı cihan
Sevmedin gönlümü eyvah
Gönlünü eyledim tavaf
Musallada yattım o an

Yatağım artık dikenden
Çabuk ayrıldık erkenden
Ağlıyordum ben giderken
Musallada yattım o an

O an dilim lal olmuştu
Bilmem sana kim yar oldu
Ayrı yolda ömrüm soldu
Musallada yattım o an

Bülbülüm de artık ötmez
Dünya zindan ömür geçmez
Hayat bir daha mı gülmez
Musallada yattım o an

Kul Mehmet sevdin olmadı
Gönlün aşk ile dolmadı
Sevdin o vefasız yar olmadı
Gelmesin gerek kalmadı
Mezar artık benim yârim

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Rahman İmiş




Vefasız yar sen ne bilirsin aşkı
Benim gibi sevmeyince
Ne bilirsin yürekteki sızıyı
Benim gibi sızlamayınca

Seven sevdiğini candan sever
Gece gündüz ona gülümser
Ecel gelince ona sanki git der
Benim gibi sızlamayınca

Cümle âlemin Rahmanı
Aşkı veren içinde var onun dermanı
Cümle gönüllerin fermanı
Yüce Rahmanda imiş

Rahman ’sız dirlik olmaz
Onun ile cümle canlar solmaz
Sanma dert sonsuz çare gelmez
Cümle derman yüce Rahman’da imiş

Cümle âlem Rahman ‘sız naçar
Bilmem kullar neden ondan kaçar
Nur içinde nurlar saçar
Nuru saçan Rahman imiş

Rahmandan kaçan içer zakkum ilelebet
Rahman ile olan cennet bağında içer şerbet
Onunla beraber olan her an secdede eder sohbet
Secdede kulunu kendisine nur ile yaklaştıran Rahman imiş

Kulu iman ile yaşatan
Gönlüne merhameti yerleştiren
Sevap işlesin diye yol gösteren
Yüceler yücesi Rahman imiş

Kimi doymaz yese dünya haram yer soyka
Kimine bir lokma verir, sanki bal lokma
Bal lokma ile kulu sürer cennette sefa
Cennette sefa sürdürten Rahman imiş

Kul hakkına girme diyor
Helalleşmeden gelme diyor
Günahın var mı yok mu Rahman biliyor
Tövbe ile kulunu af eden Rahman imiş

Dünyada azıksız kalsan Rahman verir
Ahirete azıksız gidersen sana kim elin verir
İman ile kuluna elin veren var imiş
İman ile kuluna elin veren Rahman imiş

Kur'an Nur Resul yoluna giren yolda kalamaz
Rahman kulunu cennet yoluna sokamaya çalışır
Bazı kullar nefis şeytana tapar onu almaz
Sanma almayınca başkası kul yok almaz
Cennet yolunu kuluna ihsanı ile veren Rahman imiş


Canın parça versen nefis şeytan doymaz
Cennette yanmayınca amacına ulaşmaz
Rahman kulunu affı ile af eder sanma duan ulaşmaz
Dualara cevap veren kulunu af eden Rahman imiş

Rahman der kulum azığını ahirete hazırla
Mümin kulu yok derse bekle der sabırla
İman ile Rahmetini gönderir kuluna ısrarla
İman ile merhameti gönüle veren Rahman imiş

Bizler deriz kul ecel gelir ölür
İman ile olan kul ölmez imiş
Cennet bahçesinde gezer imiş
Cennet bahçesinde ihsanı ile gezdiren Rahman imiş

Bencilin göğsünde iman durmaz imiş
Gece gündüz ağlar gülmez imiş
Bu halini bilmez imiş ecel gelince görür imiş
Rahmanı unutanı unutan Rahman imiş

İlahî aşk her kula nasip değilmiş
İlahî aşka düşen sızlamaz imiş
Rahmanın ihsanı aşk ile nur nur coşar imiş
İlahî aşkı kuluna veren Rahman imiş

Kul Mehmet’im var iman ile ol
Cümle kullara duacı ol
Rahmanın yardımı ile secdede nurla dol
Secdede kuluna nurlar yağdıran Rahman imiş
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

29 Mayıs 2015 Cuma

Gönül Dostu Yunus Emre -5- Bölüm



-Yunus Dedem, ölüm hakkında düşüncelerini kendi ağzından duymak istiyorum.
-Dünya denilen fani hayata gelen her kul ölmeye mahkûm'dur evladım. Fanilikten kurtularak sonsuz hayatın kapısını açmaktır ölüm. Çünkü kul, ölümle ebedi sonsuz hayata geçer. Dünya zindanından kurtulur, yapmış olduğu amelinin karşılığını görmeye gider. Ötelere olan Allah ve Resulüne olan hasreti sona erer. Ölümün bu iman ile yaşayanlar içindir. Bu aşamaya gelinmeden önce ise ölüm; insana korku veren, ürküten, dehşete düşüren,  imansız yaşanılan hayatın karşılığı olmayan bir gerçekliğinin sonunda kulun azap ile ebedi olarak değil de günahını çektikten sonra-eğer zalim ve inkârcı değil ise- cennete sonsuz yaşayacağı bir köprüdür ölüm evladım.

Şunlar ki çoktur mallar gör nice oldu hâlleri
Sonucu bir gömlek giymiş onun da yoktur yenleri

-Dedem senin takipçilerin senden sonra çoğaldı sana onlardan birkaç tane okuyayım istersen.
-Çok memnun olurum evladım
BİR GÖRÜN
Kapında kul olmak ar değil bana.
Toprağına yüzüm sürmek dilerim.
Sen'den gayri kimse yâr değil bana,
Bir görün Yunus'um görmek dilerim.

Yıllardır koşarım izinde pîrim.
Ağlamak isterim dizinde pîrim,
Bulamazsam bu yeryüzünde pîrim.
Kanatlanıp göğe ermek dilerim.

Geldin ateş gibi geçtin âb gibi,
Hasretinle hâlim pek harap gibi.
Yunus'um kalbimi bir kitap gibi,
Senin huzuruna sermek dilerim.

Bu aşkın uğruna aşklar kül oldu,
Bu aşkın uğruna dil bülbül oldu.
Göğsümde yüreğin kızıl gül oldu.
Koparıp da sana vermek dilerim.

Rüzgâr ol şafakta alnıma sürün.
Bulutlara sarın mehtaba bürün,
Görün bana pîrim bir kere görün.
Vuslatın gülünü dermek dilerim.

Hâllide Nusret ZORLUTUNA****
Ellerim Bomboş, Şiirler, Kültür Bakanlığı, Ankara 2001

YUNUS EMRE’YE
Kaç mevsim bekleyim daha kapında
Ayağımda zincir, boynumda kement.
Beni de, piştiğin bela kabında
Kaynata kaynata buhara benzet!

Bekletme Yunus’um bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar,
Veriyor ayrılık dolu semalar
İçime bayıltan acı bir lezzet!

Rüzgâra bir koku ver ki hırkandan,
Geleyim izine doğru arkandan.
Bırakmam tutmuşum artık yakandan,
Medet ey şairim, Yunus’um medet!

N. Fazıl KISAKÜREK151
Çile, şiirler, s. 314
Büyük Doğu Yayınları, İstanbul 1983

YUNUS'A ÇAĞRI
Kavganın, öfkenin yeri yok bizde,
Kini kökten sil de gel Yunus diye...
Sevmek, sevilmektir fikirde, özde,
Gönüllere dol da gel Yunus diye...

Duvarlar yıkılmış, kalkmış hudutlar,
Selam durmuş dağlar, bekler bulutlar,
Kapılar açılmış, yok ki kilitler,
Denizlere dal da gel Yunus diye...

Barıştır, birliktir her an sözümüz,
Engindir gönlümüz, güler yüzümüz,
Yanar kalbimiz, kor olmuş özümüz,
Yağmur, bulut ol da gel Yunus diye...

Bütün insanları kardeş bilmişsen,
Gönül alıp vermek için gelmişsen,
Umudun yok olmuş, zorda kalmışsan,
Kapıları çal da gel Yunus diye...

Beyaz güvercinler gökte uçarsa,
Koygun sisler kalkar, hava açarsa,
Sevgi pınarından herkes içerse,
Evreni dost bil de gel Yunus diye...

Tanrı sevgisiyle eğilir dallar,
İnanç yüklü kalpler, havada eller,
Dostluk için açar bahçede güller
Demet demet al da gel Yunus diye...

Çağlar ötesinden gelen ses gibi,
Yüzümüzde ılık bir nefes gibi,
İçimizde dolup taşan his gibi,
Hep gönülden gül de gel Yunus diye...

Yunus'un aşkıyla yanıyor özüm,
Çarpıyor yüreğim, yok oldu sızım,
İlahî bir aşka çağrıdır sözüm
Ayrım yok, her hâlde gel Yunus diye...
Muharrem KUBAT
Yaşamın İçinden, s.11-12 Metin Ofset, Eskişehir 200
Muharrem Kubat: (1933-) Eğitimci, şair-yazar. Şiirleri, İz Bırakanlar, Umut Dolu, Yaşamın İçinden kitaplarında toplandı.


-Evladım hepsinden Allah razı olsun.
-Allah senden razı olsun Yunus dedem, sen güzel bir yol açtın bu sendeki gönül güzelliğini görenler arkandan gelmeye devam ediyor.



Kaynak: http://www.eskisehir.gov.tr/sarici/ekitap/bizimyunusv.pdf  Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

**** 150. Hâllide Nusret Zorlutuna: (1901-1984) Öğretmenlik yaptı. Hece ölçüsüyle yazdığı hamasi ve lirik şiirleriyle tanındı. Yunus
Emre konusunda sayıca en çok şiir yazan şairdir. Şiirleri Geceden Taşan Dertler, Yayla Türküsü, Yurdumun Dört Bucağı, Ellerim Bomboş kitaplarında toplandı

Yayınlarım

Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah