Bu Blogda Ara

çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2016 Perşembe

Ben Çocukluk Resmi Çizemem



Elime boyalı kalem verseler çocukluğu çiz deseler çizemem
Kan gözyaşı ve bombaları çizerim
Birde gözlerinde nefretle bakan insana benzemeyen insanı
Çocukluk nasıl bir şeydi sahiden bilen var mı?
Filistin de Suriye de çocuk olmak nasıldır bilen var mı?
Bombaların korkusunda bir karanlığa sığınmak mıydı?
Annesi babası enkaz altında kalıp ölürken
Yanında üşüyerek ağlamak mıydı?
Saatler sonra insani yardımın
Saatlerce uğraşı sonu kurtulması
Elinin yüzünün kan revan içinde
Anne babasından ayrılması mıydı çocukluk
Ben çocukluk resmi çizemem
Ölümün resmi çizilir mi?
Gözlerin içindeki korku çizile bilinir mi?
İnsan bir umut diye beklerken
Umutsuzluğun bataklığında terk etmesi
Umutlarının alınmasını
Bombaların ölüm kusan sesiyle
Neşelenmesini dans etmesini çizebilir misiniz?
Ben çizemem
O an damarlarımdaki kan çekilir
Oturur hüngür hüngür ağlarım
Sancılanır aylarca sancı çekerim
Koşamadığım
Varamadığım
Feryadını duyarak ses olamadığım için
Çizemem ben çocukluk resmini
Çizemem
Filistin de Suriye de dünyanın dört bir yanında
Oyunlar oynamak yok bombalarla oynamak
Silahlarla barut kokusunu ciğerine çekerek
Bir karanlıkta sessizce saatlerce kör ebe oynamak
Sessizce beklemek var
Dışarı çıkınca
Parçalanmış bedenler
Kan kokusu var
Az önce oynadığı arkadaşının parçalanmış bedeni
Gözlerinde şaşkınlık feryat dolu anlayamadığı
Çözemediği binlerce sorunun cevapsızlığı
Ürküntü şaşkınlık anlamsızlık
Ben çocuk resmi çizemem
Ağlayan çocuğun yüreğindeki korkuyu
Gözyaşlarındaki yakan alevi
Suskunluğundaki feryadı
Annesiz babasız kalmanın acısını çizemem
Koparılmış bir gül gibi
Bombalar altında hayattan koparılmış
Sokaklarda bedenleri parçanmış bir çocuğun
Ölüm anını çizemem
Hiç kimsede çizemez
Ama kardeşliği çizerim
İnsanlığın nasıl rezil bir durumda olduğunu
Kendi çıkarı için şerefsizce insanı katl ettiğini
Üç günlük dünyada
Kasasını ölümle
Silah satışındaki paralarla doldurduğunu
Duyarsızlığını
Hissizliğini çizebilirim
Çizerim ama ona da hiç bakan olmaz
Anlayan olmaz
Olsun ben çizeyim
Anlayan biri çıkar
Tutar elimden
Gel beraberce
Tüm dünyaya bu resmi çizelim
Tüm kötülükleri
Rezillikleri
Şerefsizlikleri silelim der
Bellimi olur çıkar gelir
Allah’tan umut kesilmez ki

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

17 Temmuz 2016 Pazar

Kaybolan Var Olmanın Şiirlerini Yazabilir mi?


Bir şiir yazmak isterdim
Ey Suriyeli Filistinli çocuk aynı siz gibi güzel
Siz gibi cennet kokan şiirler yazmak isterdim
Siz gibi gözleri gönlü güzel olan şiirler
Sizler kadar güzel masum olamadığım için yazamadım
Kendi karanlığımdan ışığa çıkamadım ki
Size ışıkları anlatan şiirleri yazayım
Feryadınızı acınızı duyamadım ki feryadınızı acınızı anlatan
Şiirler sizlere yazayım
Yazamadım feryat ’sız acısız hissiz anlamsız şiirler yazdım
Sizleri gülümseten şiirler yazamadım
Gülümsemeyi bilmeyen hissetmeyen nasıl yazabilir ki


Bir şiir yazmak istedim umutlarınız gibi güzel
Yaşayamadığın anda gönlüm simsiyah 
Simsiyah yazılan yazılar şiirler
Nasıl size umut versin ki çocuklarım
Sizlerin bir adımına on bomba sığdıran o zalimlerin
Soluğunu kesecek şiirler yazamadım
Sizler koşarak özgürce oyun oynayamazken
Ben size koşamaz iken nasıl koşun diye size şiirler yazabilirim
Koşmasını bilmeyen nasıl koşmayı anlatabilir onu anlatan şiirler yazabilir ki
Yazamadım yazamadım kahır oldum
Ancak kahır dolu şiirler yazabildim
Şiirler yazdım size umut vaat etmeyen şiirler yazdım


Ey savaşın altında bir oyun oynamaktan mahrum
Ey Suriyeli Filistinli çocuk sizlere bir oyun güzelliğinde
Şiirler yazamadım elleri kolları bağlı
Daha sizlere ulaşamamaktan aciz
Aciz eller nasıl umut vaat eden şiirler yazabilir ki
Aciz ellerimin acizliğinde acizliğimin mısralarımı yazabildim
 Size ulaşamadan yıkılan ben gibi dizelerle
Gökyüzünde güneş doğmadan bombalarla karanlıkta kalan
Umutları gözleri gönlü toprağa belenmiş çocuklar
Size bembeyaz şiirler yazamadım
Hece hece gece ve gündüz içinde huzurla dolu olan
Yarınlarınız gibi umutla dolu şiirler yazamadım
Yüreğim sizin halinizden daha kara
Ancak kara kapkara şiirler yazabildim


Bende hece hece kıvranıyorum ellerim kırılmış iken
Adımları atmayan ayaklarımın esiri iken ben
Dünyanın ihtişamına kapılmış kendi halimde iken
Sizlere nasıl koşmanın güzelliğini anlatan şiirler yazabilirim
Sizleri anlatan gözleriniz gibi güzel şiirler yazamadım
Kendi prangalı ayaklarımın acizliğimde
Sizlere umut vaat etmeyen umutsuzluğu yazabildim
Sizden daha kara gönlüm gibi kapkara şiirler yazdım
Ulaşamadım size ulaşmanın ne olduğunu bilmeyen ben
Gönülleri ulaştıran şiirleri nasıl yazabilirim
Sadece kendi mutluluğu için gülen
Sizler için ara sıra ağlayan ama size varamayan
Sizin umutlarınızdan daha güzel olmayan
Umut vaat etmeyen hece ’siz karışık anlamsız kelimelerle
 Ancak karışık sizi anlatamayan şiirler yazabildim


Oyun oynamaya dalarken atılan bombanın etkisi ile
Bedeni ruhu paramparça dağılan çocuklar
Bende sizler gibi paramparçayım
Bedenim ruhum sizden önce dağıldı
Kim nerede ne zaman dağıttı haberim yok
Haberi olmayan haber veren şiirler yazabilir mi?
Masum çocuklarım yavrularım yazamadım
Gözyaşlarım şiirlerimin üzerine damlarken
Benim gözyaşlarımı silen ellerini görüyorum
Ben seni güldüremeden gözyaşlarımı silmeden sen siliyorsun
Üzülme diyorsun Allah kerimdir ağlama diyorsun
Ben şimdi neyi kimi yazayım halimize hangi hecelerle anlam katayım
Cansız ruhumla yarınsız ’lığımın karanlığında kayboluyorum
Kaybolan var olmanın şiirlerini yazabilir mi?
Yazamıyorum çocuklar sizlere bir şeyler verebilecek şiirler yazamıyorum


Sizi ezen o zalim Siyonist zalimlerin kafasını koparacak
Yüreğini o taş yüreğini sökecek
Yerine toprak dolduracak şiirleri umutlarınızı yazamıyorum
Kalbinize dokunan şiirler yazamıyorum çocuklar
Kalbim sizlerin acizliğine ağlamaktan size dokunacak eli kırık iken
Nasıl kalbinize dokunarak ferahlatacak şiirleri yazdırabilir
Sancısız evimde sizlerin sancıları ile cehennemi yaşarken
Size nasıl cennet kokan şiirleri nasıl yazabilirim çocuklarım


Cennetin huzurunu duymak için size koşamıyorum
Koşamayınca cennetin huzurunu bulamıyorum
Ama cennete varacağınızı biliyorum
Varınca Yüce Allah’a söyleyin bu halimizi
O biliyordur size soracaktır size güzel şiirler yazamadığımı söyleyin
Size ulaşamadığımızı sizi güldüremediğimi
Sizi güldüren şiirler yazamamanın cehennemini yaşadığımı söyleyin
Sizler şimdi her gün onlarca bombaların altında korkuyla yaşarken
Sizler yarın büyüyüp baba olunca
Evlatlarınıza korkmayın demeyi anlatamamanın ıstırabını yaşarken
Ben burada kendimce binlerce korkuyu yaşarken
Sizler nasıl korkmayın
Ben sizlerin yanına geliyorum
Bana sarılın korkmayın diyemedikten sonra
Korkularınız yazamadıktan sonra
Nasıl sizlere korkmamayı anlatan şiirler yazabilirim ki


Size yemyeşil baharları yazamıyorum ki
Gönlüm sizden önce kışı yaşarsa
Nasıl bahar kokan şiirler yazabilirim size çocuklarım
Tir tir adımsız’lığımdan titrerken
Size nasıl adım attıracak şiirler yazabilirim çocuklarım
Af edin bu ağabeyinizi sizi mutlu edecek
Mutluluk kapısını açacak güldürecek
Bir parça gülümsetecek şiirleri yazamadığı için af edin
Ya da af etmeyin gitsin
Gönül haritası parçalanmış bir şairin
Neden parçaladığını parçalandığını bilmemesinin keşmekeşinde yaşadığı için af etmeyin
Neden gönül haritasına pusulasına sahip çıkamadığı için af etmeyin
Tükürün yüzümüze belki o tükürüğünüzden dolayı utanır
Kendisine gelir…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

28 Nisan 2015 Salı

Çok Arsız Çıktın





kalemimin cızırtıları ile seni yazarken
hıçkırıklar ile gözyaşım kağıda damlıyordu
sevgimin pınarı olan sen
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim

dertleri beraber paylaşacaktık
seninle mutlu günleri yaşayacaktık
çocuklarımız olacak beraber büyütecektik
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim

sevgimi ben aşın içine kattım
sen rahat uyumadan ben hiç yatmadım
senden sonra yatakta hiç kalkmadım
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim


seven gönlümü bir kenara attın
söyleneler yalan dedim beni duymadın
tası tarağı toplayıp uzaklara kaçtın
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim


beni değersiz sözler kervanına kattın sattın
bir veda etmeden gittin yüreğimde kor alevi yaktın
bir derdim içine binlerce dert kattın
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim


yüreğimde bıraktın dinmeyen ince sızı
sendin dünyalar kadar beni seven ey zalimin kızı
sensiz nasıl geçiririm yazı kışı
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim

bıraktım sensiz hasretle yaşamayı
hasret yolunda seni düşünerek koşmayı
vefasızlar için değmezmiş göz yaşı içinde yaşamayı
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim


kul Mehmet'im gönlün hüzünle yatar
insanı bir söz ile satan sanma mutluluğu tadar
demekki bu aşk buraya kadarmış Rahman böyle yazar
ben gözlerinde sanki sönmüştüm
çok arsız çıktın sen sevgilim

Mehmet Aluç

31 Mart 2015 Salı

Koğuşun Masum Çiçekleri

Koğuşun Masum Çiçekleri

Adını ne korsan koy, onlar kader mahkûmları
Hayat, özgürlük, güneş, hayaller mahkûm prangalı
Şeytana uydu, nefsine uydu, merhameti elden bıraktı, 
gözleri ağlamaklı
Ve bu yaşamı hak etmeyen, masum koğuşun çiçekleri, 
çocuklar masumluk abidesi

Suç kimde, hiçbir zaman çözülmeyen
bilmecelerle her an sunulan hayatlara
Önlem nedir adını bilmeyen, 
yasa koyucu yasacılar, özgürlükler içinde kalemler prangalı
Karalama yasa yazan, 
özgürlüğü içinde özgür olmayan yasa çıkaranlar
At gözlüğü ile hayata ve yaşama bakan, 
yaşarken bu gözlüğü çıkaran, üç boyutlu gözlük takanlar

Mahkûm gözlerinde saflık, 
seçilmeyen yaşamın, 
yaşamını parmaklıklarda yaşayan masum gözler
Gökyüzünü bilmeyen, uçurtmayı bilmeyen,
gülmeye mahkûm parmaklılar ardında koşan
İç dünyasında esen fırtınalar dinmeyen
Hayaller nedir hiç bilmeyen
Özlemlerine kavuşmayı bilmeyen
Masum, koğuşun çiçekleri çocuklar, masumluk abidesi
Özlemleri dolambaç, sancıları kırık, 
oyuncakları prangalar, hayalleri körebe oynamaya çıkmış
Masum koğuşun çiçekleri, çocuklar masumluk abidesi
Hayallerine sokulmayan, oynamasına izin verilmeyen
oyuncaklarından, mahrum
Burası benim evim diyerek çıkmak istemeyen, 
sevgiden güneşin sıcaklığına, mahrum
Tüm hayatını annesi ile kader mahkûmunu oynayan
gülmeyen, koğuşun çiçekleri masum çocuklar
Hayalleri içeriye sokulmayan, yasak oyun parkında 
oynayan mahzun, koğuşun çiçekleri çocuklarımız.
Pencere parmaklarında gökyüzünde uçan kuşları gördü, 
insanları gördü
Ve sordu annesine
Anne bu nedir diye gösterdi, 
gökyüzünde özgür uçan kuşu garip gözlerle
Anne çaresiz, yutkundu boğazına düğümler saplandı, kalın şişlerle
Özgür, uçan kuş diyemedi, özgürlüğü unutmuştu
Sordu çocuk, insanlar neden böyle koşturuyor, 
gözlerinde çaresizlik bitkinlik mutsuzluk
Çağıralım gelsinler, mahkûm yaşamasınlar
bizimle beraber, mutlu olsunlar
Anne boş gözlerle ve şaşkın, çaresizliğin kıskacında kırık,
sözler kırık, gözlerde akan yaşlar kırık
Anlatmak zordu, özgürlüğü soruyordu, 
yaşanıyor görünen özgür olmayan yaşamı soruyordu
Kızım onlar annelerini kızdırmış,
cezalılar gerisini getiremiyordu, 
özlemler yoktu çareler yoktu
Çocuk sarıldı korku ile annesine
Ben seni hiç kızdırmadım, 
kızdırsam beni cezalandırma, 
dışarıya bırakma
Kimseyi tanımıyorum, onlar gibi yürüyemem, 
onlar gibi gideceğim bir yer yok, cezalandırma
Yere düşen kuru yaprak, gibi rüzgârın peşine takılır 
o kuş gibi yok olurum beni bırakma
Hüsran gözler, gözlerde dökülen iki damla kırık gözyaşı,
ızdırab''ın can çekişmesi çaresizlik ve sessizlik
koğuşta halay çekmekte, çaresizce alınan nefesler
çaresizlikte hayalet dolanmakta koğuşta
Kul Mehmet kime söylüyorsun bu sözleri
Gözler görmez feryatları, görmez acıyı gözleri, 
görmesi gereken gözler
Bir gün çıkar, bu feryatlara derman olur,
merhametli olan sözleri ve özleri
Rabbim kurtarsın tüm kader mahkûmları 
ve koğuşun masum çiçeklerini
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç