Bu Blogda Ara

giden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2016 Perşembe

Ne Olduysa Yavaş Yavaş Oldu



 1970 lerde mahalleleri ile ilgili görsel sonucu 
Varoş toprakların tozunu yuttum
Yaşadığım yerdi varoş mahallesi
Aradığım tüm burada güzelliği buldum
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

 Gelen gideni çok olurdu
Kapılar gönüller açık dururdu
Gelip gidenden hal hatır sorulurdu
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Varoş mahallemiz canların canı
Hiç unutulmaz ki yaşayan insanı
Hala içimde o günlerin heyecanı
Arasan şimdi bulunmazsın o insanı
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Neşeler sevinçler kulaklarımızda çınlardı
Yolda gülümseyen insanlarımızdı
Ağlayan olursa koşanlarımızdı
Yolda kalanlarımıza koşanlarımızdı
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Konuşulurdu Mevlana’dan Yunus’tan
Hemen tanırdık onları duyduklarımızdan
Gönlümüz sarayında yaşardı o anlarımızda
Battalgazi Köroğlu Dadaloğlu hep yanımızda
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Sabahları güneşi kaldırırdık
Sofraları ortaya kurardık
Kuru soğanla pilavı kaşıklardır
Tandır ekmeğiyle açlığımızı yatıştırırdık
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

 Gazlı gece lambasında otururduk
Türlü türlü sohbetle doyardık
Masallar hikâyeler anlatırdık
Her gece bir eve dolar taşardık
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Bir gün dediler elektrik gelmiş
Tek tek söndü gaz lambaları
Arkasında televizyon girdi evler
Bozuldu sohbetlerin ayarları
Bozuldu komşuluk anları
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Artık herkes evinde televizyon başında
Komşuluk sohbet dersen dağın başında
Kimin umurunda akan gözyaşında
Herkes bireysel oldu kalmadı bedensel uğraş
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

 Bütünselliğimiz yok oldu kardaş
Aksa da böyle oldu kardaş yaş
Aksamasa da dağıldı her şey yavaş yavaş
Ne olduysa yavaş yavaş oldu yoldaş
Anlaşılmadı nasıl ne zaman oldu pirdaş
Şimdi sen yalnız ben yalnız bitti savaş
Anılarda kaldı anı oldu her şey
Yaşarcasına koşarcasına koştum
Coşarcasına coştum büyüdüm

Şimdi o yılları ararım bulamam üzülürüm
Ara sıra hatırlar gözyaşı döker düşler görürüm 

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

2 Haziran 2016 Perşembe

Boşa Ağlarsın


boşa ağlarsın ey gözlerim giden gelmez
ey gönlüm boşa harap edersin kendini o yola gelmez
ey dilim kendini parçalarsın o halden bilmez
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

çiğnedi geçti seni daha ne istersin gönül
ötmez artık gönül bahçende öten bülbül
kurduğun tahtın saltanatın yıkıldı ey gönül
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz

canına bir can vermeden canın aldı gitti
şimdi kim bilir hangi gönül içine girdi
derdi elemi kederi sana bıraktı çekti gitti
yaralı gönlün görmez zülfün teli ile seni sarmaz

kul mehmet'im bilirim boşa ah ederim
başım alıp hangi diyar ellere giderim
her gün yollara ben boşuna bakar biterim
yaralı gönlüm görmez zülfün teli ile beni sarmaz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Bekliyorum Bir Tanem


 
benden uzaklaştın gittin ya bir tanem
giden sen değildin bendim
bendim bu dünayayı terk edip giden
mutluluğa sevgiye gülümsemeye hasret kalan
yarınları sakat doğumsuz öksüz kalan
sevdiğinin gamzelerine bir öpücük
bir demet çiçek bırakmaya hasret kalan bendim
sensiz bir tanem ne şehrim kaldı ne de bir ilim
ne de bir ovam yaylam kaldı
hepsi gidişinle kurudu kaldı
bir daha yeşermez ovalarım yaylalarım
ötmez artık gönül bahçemde bülbüller
artık kim yüreğimde acılar olunca dağlayacak
gülümsemeler ile saracak
dünyamı kim öpücüklerle ısıtacak şenlendirecek
kim sımsıcak yumuşacık kolları ile beni saracak
sen gitmedin bir tanem
ben gittim kayboldum
ne önümü görebiliyorum 
ne de yarınlarımı örebiliyorum gülüşlerinle
gönül evim hanemde baykuşlar ötüyor
tüten ocağım tütmez oldu
seni bilmem ama 
ben ben var ya
kollarımı açanda kollarım kırıldı
hayallerim yıkıldı görünmez oldu
aşk artık gönlüme şarıl şarıl akmaz oldu
yüzüme artık kimse bakmaz oldu
yanarken yüreğim kor alev
gidecek her zaman ki gibi
Yüce Rabbimin yanı kaldı
gerçi her zaman bizimleydi
gönlümde hep seninleydi
buda benim seninle imtihanımdır dedim
sabırla sabrı bekledim
yeniden karşıma çıkarsın dedim
bakarsan dört bir yanına
seni arayan
sevgine susamış gözlerimi göreceksin
rüzgarı dinlersen sevgi dolu sözlerimi duyacaksın
unutma bir tanem ben seviyorum seni dön gel bir tanem
hata ettim de koş gel kollarıma sarıl bana
sarılayım aşkın kokusuyla sana doya doya
şimdi sen kokan sahilimizde seni bekliyorum
gözlerin sahilde denizde kalmış
ona bakarak kendimi avutuyorum
dalmıyorum karanlıklara
sakın üzülme
gülen gözlerin gibi denizdeki gözlerine bakarken gülümsüyorum
koş gel bir tanem ben seni bekliyorum
ıssız kalmasın sahilimiz martılarımız sevdamız
martılar isminle ötsün
gülüşünle sahil martıların ötüşüyle şenlensin
gözlerinde ben ve yarınlarımız gülüşün olsun
bekliyorum seni dön gel bir tanem
bekliyorum...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

9 Mart 2016 Çarşamba

Devam Et Meçhule Giden Yolunda Seni Bekleyene




Meçhul diyarlara yürüyorum adım adım
Karanlık olsa da önüm ufukta bana doğru yansıyan bir ışık var
Belki benim için yakıldı o ışık bana özel
Varıp o ışığın kaynağını görmeli
Can evime belki bir dosttur ya da bir yarendir
Ya da mum ışığında yolcu bekleyen hancıdır
Bekleyeni bekletmemek gerekir bu üç günlük dünya hanında
Bir ses bir nefes olmak gerek gönül hanlarına
Dertli isen önce derdi olana ulaş sonra derine çare ara bul
Belki de sevdaya ait bir soluktur beni meçhul diyarlarda bekleyen
Bir el kırmadan kapısını varmalı görmeli
Ya da meçhul diyarlara çıkmadan bekleyen ışığa varmadan yaşamalı
Hey hat ışıksız nasıl yaşar insan kör karanlıkta
Karar kara gelen ümitsizlik gibi solmamalı insan
Bekleyen kapının önünde bekleyerek kapısını çalmalı
Yoksa adım atmaya dermanın karanlığın kör kuyusunda yaşamalı
Gökyüzüne bak güneş karanlıktan sonra neden çıkar
Kuşlar neden kanat çırpar ufuklara yorulmadan
Sancısı olan neden koşar hasta hanelere
Bak gör karanlığa ışık olan güneşteki azmi
Kuşlardaki bitip tükenmeyen sabrı
Şifa olan ellerdeki çabayı
Önünde geçilmedik bir duvar
Bahçesinde çiçek açan gülleri bülbül süz bırakmamalı
Hüzün dolsun yeter ki geceleri yüreğimize
Arkasında gülümsemesi bekler
Çek sevdanın esen rüzgarında bir nefes ciğerlerine
 Devam et meçhule giden yolunda seni bekleyene
Vazgeçmek neye çare
Yürümemek intihara çıkarmaz mı davetiye
Kurursa dallarında yapraklar
Meyve vermemek neye yarar
Ağaç olmak neye çare olur
Kırılmış dallarda bekleyiş kırılmış sallanırken
Gülümseyerek hayal kurmak bekleyişe olur mu çare
Yıkmalı umutsuzluğun tüm dallarını
Yeniden umudun tohumları ekilmeli ovalara yaylalara
Başında beklemeli sulamalı
Yoksa
Semaya haykırmak
Ekilmeyen ümit tohumlarına ne çare sunar
Devam et meçhule giden yolunda seni bekleyene
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





6 Mart 2016 Pazar

Sorsan Bir Soru Yersiz



İman eden kul ne güzel kuldur
Yolda aradığı sanmayın puldur
Aradığı gül Resule giden yoldur
Bu bir dünya harmanıdır vardır sonu
Bu dünya harmanında ne alırsan kardır
Son sanma bu âlemi bundan başka vardır konu
Ahiret âleminde başlar yanmaya ocak
Kimine olur serin kimine olur sıcak
Giderayak iman etmeyen kul geçersiz puldur
Akan iman çeşmesinde testini durma doldur
İman Gönül’e yıkılmaz kale ile surdur
Haydi, iman et nefsini şeytanı durdur
Bu fani âlem benim değil deyin
Ne senin ne benim nede beyin iyi bilin
Bu âlemi gönülde yaşayın seyredin öyle gidin
İmansız kul hakkında sorsan bir soru yersiz
Cevap verilmez iyi insan değil derler o karaktersiz
Bu dünya âlemine boş geldi gider boş cevhersiz
Fikir bir adım önünde almaz gider utanmaz fikirsiz
Karanlıkta dolaşır ne utanmaz bir adam bu hünersiz
Eli kolu sanki zincire vurulmuş derler budur edepsiz
Sakin gecelerin içine sızıları yerleştirir durur imansız
Aklı başında olan imana koşar
İmanı alır onun ile coşar
İmanı bu alemde her şeyi başar
İman güzelliğini gören kul şaşar
İman ile kul ne güzel yaşar
Aklını almasın kara geceler
Dilinde dökülsün aşk ile heceler
İmansız aşksız geçer mi biter mi geceler
Merhametli dilinle yağmur ol yağ gönlüme
Bir tatlı gülüşün yeter bu ömrüme
Gül kıskanır bakar o gülüşüne
Hayran olur gönlündeki iman ile yürüyüşüne
Gönül bahçene ne güzel çağırırsın gel gel deyişinle
Kendimi koynunda düşlüyorum candan sevişinle
Bu ömür hiç bitmesin beni candan dinleyişinle
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


19 Şubat 2016 Cuma

Cennet çiçekleri ellerinde, cennete meleklerin ellerinden tutarak cennete giden, Şehitlerimiz.



Bir feryat ki yüreklerde Sema’ya şehit olanlarla meleklerin ellerinde cennete uğurlanırken, bu nefreti kaybedenlerin nefretlerini kusarak bitişinin feryadıdır. Katliam ile beslenen insanlıktan çıkmış lanet bakışlı canavar ruhlu insanların yok oluşunun feryadıdır bu. Kalleşlik onlar için meziyet iken vatan için ölmek bizim için şeref ve cennet bahçesinde gezintiye çıkmaktır.




Yangın ile yüreklerinde, birlik ve kardeşliğimizi hazım edemeyen vahşetin temsilcilerinin son çırpınışı ve cehennemde yanmaya koşmalarıdır. Barbarlıkları ile hayvanların bile yanlarında kaçtığı, yüreğimizi yakan, cennet çiçekleri ellerinde cennete meleklerin ellerinden tutarak cennete gidenler, gözleriniz arkada kalmasın binlerce vatan evlatları sizin peşinizde terörü lanetleyerek, yıkılmadan yolunuzda devam ediyor.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

31 Aralık 2015 Perşembe

Giden Eski Bize Yetişebilecek İsek Düş peşime


   Ben sana ömrümü hayatımı kendimi verdim, sen bir samimi gülümsemedin, şimdi bana neden soğuk davranıyorsun diyorsun, az düşün bakalım a zalim ne kaldı sana verecek bende, birazda sen verseydin senden biraz sevgi gülümseme, bende ki ben coşacak seni her zaman sımsıkı saracaktı, kalmadı işte bende hiçbir şey buzdolabı gibi soğudum anlasana, her şeyi anlayan hisseden sen bunumu anlayamadın vicdansız!

   Yüreğimde hep sen vardın, senin yüreğinde ben yoktum, nasılsa alıştın karşılıksız sevgiye, şimdi bende biten sevgiyi görünce kıvranmaya başladın, kıvran kıvranacağın kadar kıvran, arasan benden fazla seni seveni senin kahrını çekeni bulamayacaksın, artık sevgi versen de boşuna artık bu yüreğim sana karşı öldü, ben onu senin vefasızlığınla mezara gömdüm, artık arama sıcaklık bir damla sevgi. Haydi, bakalım yeşert nasıl yeşertecek ve dirilteceksen!

    Sana her saniye sevgi ile sarıldım hissetmedin geri teptin, önemsemedin kendini bulunmaz Hint kumaşı sandın, haydi ara bakalım bir daha böylesi bir sevgiyi bulacak mısın, beni eski ben yapabilecek misin? Artık geç kalınmış bir hayat, geç sorulan sorular ve geç yapılan bir kalp masajı vücuda fayda vermez, haydi bakalım sıra şimdi sende, az sen ver sevgiyi saygıyı anla bil nasılmış sevmek, nasılmış mutluluk vermek için çaba sarf etmekmiş öğren, lakin faydası olmayacak ama hiç olmazsa öğrenmiş olacaksın. Seninle güzel bir gelecek kurmuştum yemyeşil vadilerin ortasında, kurudu o geleceğim seninle, artık sadece kendim için yaşıyorum, kendim için hayaller kuruyorum ve sensiz.

   Çoktan terk eder giderdim lakin sen yaptığın hatanı anla diye bekledim, kendi ellerinle yıktığın dünyamızı görmen için bekledim ve sen gördün anladın gördün viraneliği, artık ben gidiyorum, senden bana benden sana artık fayda yok inan ki, ama gelirsen belki sönmüş közlerimizden yeniden ateş tüter mi bilmem, müebbet hapis yemiş hayatlarımız yeni bir af ile hayat bulur mu bilmem, geleceksen düş gel peşime.


Düş gel peşime
Küllerimiz de
Tekrar bir sevda ateşli yanacaksa
Düş gel peşime
Yol üstüne bizden önce
Giden eski bize yetişebilecek isek
Düş gel peşime
Çaresizliği beraber yıkacaksak
Düş gel peşime
Yorgun sabahlarda
Beraber dirilmeye isteyeceksen
Düş gel peşime


Mehmet Aluç-

3 Ekim 2015 Cumartesi

Hak Yolunda Giden




Aşksız gönül yanar mı?
Yarsiz aşk ateşi söner mi?
Yar olmayınca aşık güler mi?
Hak yoluna giden Müslüman
Hak yolundan döner mi?

Vuslatla hasretin savaşı biter
Aşık sevdiğine kavuşunca güler
Yeter ayrılık vuslat ile ol ayrılık biter
İki gönül bir olunca hayat devam eder
Hak yolunda giden Müslüman
Beş vakit namaz ile gülümser

Gördün mü hiç çile çekmeyeni
İmtihan olup ta imtihanı geçmeyeni
Nefis şeytan ile gördün mü güleni
Gör sabırla çile çekip güleni
Hak yolunda giden Müslüman
Merhameti ile cümle gönüllerde yaşar

Dünya malı peşinde koşma sana kar etmez
Dünya arzusuna koşanın çilesi bitmez
Merhametle gönülleri seven yok olup gitmez
Beş vakit namazda mutluluk hiç bitmez
Hak yolunda giden Müslüman
İmanı ile mezara doğru gülümser

Unutma insan ölüm gelir bir gün amma
Yaptığın zulümler yanına kalır sen sanma
İman yolunda merhametle yürü sakın yanma
Nefis şeytana fikirsizlerin fikrine de kanma
Nur Kur’an nur Sünneti gönlüne almadan yol çıkma
Hak yolunda giden Müslüman
Çelikten iman ile seni kimse yolundan döndüremez
Sen dönmek istersen de yönün ateşe
Dünyanın suyu gelse cehennem ateşini söndüremez



Kul Mehmet’im imanlı olan yolda şaşmaz
Nur Kur’an Nur Sünnet ile olan yolda kalmaz
Tövbe kapısına koşanın günahı boyunu aşmaz
iman Salih amel ile olan cehennemde yanmaz
Hak yolunda giden Müslüman
Cennet sana yetmez
Ahrette gül Resule komşu olmanın
Zevki neşesi nuru bitmez
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


19 Eylül 2015 Cumartesi

Her Giden Gittiğinde Yüreğini Bırakıpda Giden Miydi? Bir Ceset Olarak Kalarak Terk Edip Giden Mi Cesetti Anlayamadım!



   Seninde hayallerin güllerin bağrında gül kokusu ile açsın isterim, sen ne kadar benim hayallerimi yıktınsa da, senin benim gibi hayallerin ağrı dağı gibi üzerine çökmesin yıkılmasın isterim, bilirim çok zordur nefes aldırtmaz, sokaklarda, caddelerde adım attırtmaz... Yaram sen sen derken, sen terk edip giderken, anlamayan duymayan gönlünle, hayallerin yıkılmasın isterim, yok yok yıkılsın en güzelinden yıkılsın ki, yıkmak ve yıkılmak neymiş öğrenesin diyeceğim amma gel gör ki diyemiyorum, kendi yalnızlığımla, sen kokan kokunla odamda kendi yalnızlığımı kendi yıkılmışlığımı ve yaralar içinde kalan hayallerimin yaralarını sarmakla meşgulüm... Sen kokan sözlerim cümlelerim, gölgelerin karanlığında kaldı, onlara ışık olmak için çabalıyorum ama nafile, yıkık gönlüm ne kadar çabalar ise çabalasın, kalmamanın sözlerime kulak vermemenin kırık oku ile yüreğim hala kanarken, gölgede kalan sözlerim ve cümlelerime ışık olamıyor!
   Nedir acı olan bilir misin, rüzgâr sana sevgimi ılık esen tatlı esintisi ile sevgimi sana ulaştırırken, senden ne bir ses ne bir koku getirmemesi çok ama çok acı, elem ıstırap dolu! Kalbimde sevdamız dillere düşmesin diye, sokağa, caddeye çıkarken sahte mutluluk maskesini takıyorum, senin adın terk edilen olmasın diye, ben terk ettim diyorum!
   Kapı eşiklerinde savrulmuşluğumun terk edilmişliğimin o kapkara izini silmeye çalıştım ama terk edişinde ,yüreğimi parçalayan bana dönmeyen yüzünün gönlünün kapkara izi hala duruyor, silemiyorum silinmiyor! Aslında gidişin benim gidişim miydi, senin gidişine çare olmayan gönlümün çaresizliğimi idi hala çözemedim, gidişine nasıl çare olamadım, yoksa her giden gittiğinde yüreğini bırakırda giden miydi? Bir ceset olarak kalarak terk edip giden mi cesetti anlayamadım! Gönül bahçem rıhtımın yıkık olsa da terk ettiğin için, o umut kokan sahilleri, o yıkık rıhtımı terk edecek değilim, umut kokan sahillerinde özlemlerin koktuğu vuslatın martıları uçtuğu için, gönlümün yıkık rıhtımını terk etmem, yıkık olan rıhtıma umutsuzlar değil, umutların tadına varanlar ,aksak olsa da aksak yürüyüşü ile umutlara doğru yürüyenler umutlarını yeşertecektir...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


9 Ağustos 2015 Pazar

Arzularsın



Ey imanı bilmeyen neyi ararsın
Allah’a giden yolda kaçarsın
Zalimin şerrini görmez yatarsın
Cennette saraylarda olmayı arzularsın

Merhametli olmayı bilmezsin
Gülümsemeyi yük bilirsin
Aç olanın halini de bilmezsin
Merhamet etmeden Rahmeti beklersin

Yanan ocağı söndürürsün
Pişen aşa gözyaşı akıtırsın
Huzuru bozar sırıtırsın
Günahını bilmez kalıcı huzur istersin

 Tembel tembel yatarsın
Acıkınca pirzola istersin
Çalışmaya gelince kaçarsın
Dağ başında alışveriş merkezi istersin

Yalanına şeytan hayret eder
Yalanının sonunda hayatın söner
Bağa bostana nefret ekersin
Sonra bostanım tarumar oldu diye boşa ağlarsın

Asi nefretinle yıkar gezersin
Sonra hakkını aramaya geldim dersin
Ağzında çıkan söze dikkat etmezsin
Haddini bildirene de zulüm etti dersin

Merhametli olmadın senelerce
Aç gezmedin günlerce
Babasız evlatsız kalamadın bir ömürce
Ondan sonra çocuğunda şefkat beklersin

Çevir yüzünü hidayete doğru
Merhamet yürüsün sana doğru
Yürüdüğün yol olsun doğru
Ondan sonra şefkat bekle merhamet bekle

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç