Bu Blogda Ara

gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2016 Çarşamba

Gökyüzünde Düşler Düşüyor


 DÜŞLER VE GÖKYÜZÜ ile ilgili görsel sonucu
Gökyüzünde düşler düşüyor
Kargalar üstüne üşüşürken
Uzakta bir çocuk elinde bir sapan
Mütemadiyen taşları üzerlerine atıyor
Uzaklarda piyona sesi ürkütüyor kargaları
Kargaların gözlerinde eski ölümlerin cansız bakışları
Koşuyor iki çocuk düşlere doğru
Piyanonun başındaki çocuk kalkıyor usulca
Dökülürken piyanonun tuşları yerlere tuz buz olurken
Koşuyor iki çocuğun koştuğu yöne
Yerde serili bir sofra bezi
Üzerine serilmiş düşler
Şaşkınlık düşlerin çevresinde
Saygıyla eğildi üç çocuk düşlerin önünde
Sessizce oturdular sofraya
Bir bir aldılar saklamak için sinelerine koydular
Şimdi sımsıcaktı düşler
Avuçlardaki kurşunlar güllerle yer değiştirdi
Acılar sevinçlerle umutlarla yan yana oturdu
Yok, oldu acılar
Artık ak beyaz kâğıda kan damlamıyordu
Şairin yüreği kanamıyordu yazarken
Üç çocuk şairin yanındaydı gökyüzünde düşen düşlerle birlikte
Umut olmuşlardı yarınlara
Kızıl şafaktaki şafağın yanında bekleyenlere
Bir deniz misali deniz olmuşlardı
Dalga dalga kayalıkları yalayan vuran, doğmayan şafaksız ana şafak
Vurdukça kayalıkları saran
Bekleyen insanlara varan kucaklayan türküler gibi saran
Bitmişti binlerce şafaktır dinmeyen sancılar
Bakışlardaki karanlık bakışlar silinmiş
Parlak gülümseyen bakışlar gelmişti yerine
Sancılarla düşlere giden sancılı yolculuk sona ermiş
Mutlulukla bitmişti
Umut için yola çıkanlar umutla olmuş
Umut onlara koşmuş karanlıklar güneşle kaybolmuştu
Aynı hayat kavgasında aynı yolda yola çıkanlar var oldukça
Gökyüzünde düşler yeryüzüne düşmeye devam edecekti
Gökten düşen üç elma misali
Birisi isteyene birisi düş ’süz kalan ülkelere biriside size
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

8 Aralık 2015 Salı

Ne Halin Varsa Istırabınla Yaşa



Farz etki ben seni çok ama çok sevdim
Sen hiç sevmedin benimle eğlendin
Sonrasında çektin gittin arkana dönüp bakmadın
Gönlümde açtığım çiçeklerimi kopardın
Beni hasret çiçeğinin başına köle diye bıraktın
Kalbimi söküp kanı ile avucuma bıraktın
Hiç mi bir parça vicdan merhamet insanlık yoktu sende
O güzel aşk şarkılarını neden söyledin
Senin yüreğinde kalmam için neden beni çağırdın
Gökyüzü kadar hasreti neden yüreğime bağladın
Bari giderken bir ayrılık busesi yanağıma bıraksaydın
Ağlarken gözyaşlarımı bir ömür boyu silmezdim
Sen her şeyi zaman bıraktın ey zalim
Beni kime bıraktın da gittin söylesene
Yüreğimi söktün de gittin
Etrafıma dikenleri çektin yürüdün arkana bakmadın
Gece gündüz mutlu sonla biten şiirler yazdım
Neden en mutlu olanları yırttın karaladın da gittin
Sen gitin ya aynı çocuk gibi yani elbisesi yırtık
Evet elbisesi yırtık çocuğun elbisenin yırtıklığını saklar gibi
Yüreğimdeki seni saklamaktan artık bıktım
Sen beni zamansız mevsimsiz öldürdüğünü sanıyorsun
Ama zamansız mevsimsiz ölenler aniden dirilir
Dirilir ve yüreğini işgal eder seni bağımlı yapar
İşte o zaman seni af etmem için sakın gelme
Çünkü geldiğinde kazdığın mezarda kendi cesedini bulacaksın
Yokluk sancısı ile yanacaksın ıstırabın bin bir acısını yaşayacaksın
Ben sana uzaktan yüreğim kan ağlayarak bakarken
Senin sırtını dönüp gittiğin gibi gideceğim
Arkama dahi bakmayacağım
Çünkü seni kırmamak adına kendimi kırdım parçaladım
Artık benim yerime az da sen kırıl paramparça ol
Yaralı yüreğindeki haykırışların
Yüreğine hançer olsun saplansın
O zaman beni anlarsın
Aynı senin kendini zaman teslim ettiğin
Beni kime teslim ettiğini düşünmeden gidişin gibi
Her şeyi zaman bırakalım ben gidiyorum zamana
Senin ne halin varsa ıstırabınla yaşa gör tek başına

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Unutma...




Ülkem de sessiz bir feryat var,
 gökyüzüne yükselirken gökyüzünü parçalayan
Dağlar taşlar nefret ile yıkılırken,
 insanlar ölüyor yürekleri parçalayan
Nedir bu savaşlar yazık değil mi bu canlara,
ey gözleri kör olan görmez
Unutma mağdur ettiğin kişinin canını yaktığında,
 senin için sonun başlangıcı başlar

Avuçlar kalktı şemaya şehit duası ile ahiret bizim olsun yeter
Dünya ise nefret peşinde nefsi peşinde koşanlara olsun balayı
 Balayının sonunda var muhteşem cehennemde ateşten kızarma halayı
Unutma mağdur ettiğin kişinin canını yaktığında,
 senin için sonun başlangıcı başlar

Mehmet Aluç

13 Mart 2015 Cuma

Günahına Ağlayan Şehir ve Gökyüzü




Gözler, mahzun ve kederli, utangaç,

Geceleri karanlıkta ağlıyor gizli, gizli sessiz, sessiz.

Çocukları ve eşi görmesin diye üzüntülü, mahzun, kederli

Ağlıyor, ağlıyor o ağlıyor şehir ağlıyor gökyüzü ağlıyor.

İnsanlar yataklarında rahat uykuda o ise ağlıyor gökyüzü ve şehirle

Şehir ağlıyor; bu kadar vicdansız ve duyarsızlıklarla beraber olduğu için

Gökyüzü ağlıyor, feryatlar duyulmadığı için.

Çocuk ağlıyor baba ayakkabım delindi yenisini al diye.

Baba çaresiz, mahzun, kederli üzüntülere gark olmuş,

Hasta ve yatalak, eşi ancak kendisine bakmakta

Şehir ağlıyor günahına, gökyüzü ağlıyor,

Baba,  anne, çocuk ağlıyor.



Herkes suskun, kulaklar kapalı, gözler kapalı, gönüller mühürlü.

Duygu ahlakı yoksun, duygu alışverişi mahzun, duygu ayağı kırık,

Dertler, sıkıntılar coşmuş, duygu sezgisi virane, duygu tonlaması sessiz, boğulmuş…

Yollar kapalı, yollar çitle çevrilmiş, dikenli ulaşılmaz, çığlık çığlığa sessiz feryatta.

Bir yağmur ve gökyüzü anlıyordu ve sağanak, sağanak yağıyordu bahçeye.

Bahçede açan çiğdem, yemlik, dereotu açtı bolluk ve bereketi ile kucak, kucak,

Koştu insanlar öbek, öbek tadını almak için…

Artık şehirde ağlamıyordu günahı için, gökyüzü de babada, anne de çocuk ta.

Tüm evrenden önce evlerinde güneş açmıştı, mutluluk için sevinç için yaşamak için.

Duygulu komedya, oynanıyordu artık evlerinde, gözlerinde

Dudaklarında,

Bahçelerinde…

MEHMET ALUÇ


ANKARA-SİNCAN

28 Eylül 2014 Pazar

Sen Misin, Borazan Sesinle Sözleri Dillendirerek Kanatlandırarak Gökyüzüne Uçuracak Olan?

Sen Misin, Borazan Sesinle Sözleri Dillendirerek Kanatlandırarak Gökyüzüne Uçuracak Olan?



Sen Misin, Borazan Sesinle Sözleri Dillendirerek Kanatlandırarak Gökyüzüne Uçuracak Olan?

Hayatın yolunda kendi düşünceleri inançları ile yürüyen insan, Yüce Allah seçimlerimize karışmamış iken önümüze doğru ve yanlışı sunmuş gerisini bize bırakmış. Bırakmış ta peki hayat yolunda yürür iken insan, yolda ayağına çelme takarak yönünü değiştirmek için yolda olana utanmaz edepsizlerin ne işi var? Sen kimsin? Senin yolun ortasında ne işin var? Ha senin fikirlerini mi kabul edelim? O zaman sen önce benim fikirlerimi kabul et daha sonra bakarız dediğin anda, vay sen baskıcısın sen diktatör müsün diye avaz avaz, bağırır utanmadan sıkılmadan! Ulan edepsiz senin yaptığın nedir peki? Açıklasana?

Beni, benim dünyamdan alıp uzak diyarlara neden sevk edersin? Erdemli bir şekilde yaşar iken, sen mi bana erdemliği öğreteceksin? Bildiğin bir şey var ise paylaş öğrenilecek bir şey ise aklımız ile gönlümüz ile tahlil edelim, gerisine sen ne karışırsın? İçindeki kangren olmuş düşüncelerin kokuşmuşluğunu, hissetmeyen sen, kalkmış taptaze fikirler sunuyorum diye yoldan geçenlerin ayağına çelme tak yönünü değiştir!


Sen misin, borazan sesinle sözleri dillendirerek kanatlandırarak gökyüzüne uçuracak olan? Senin zaten kolun kanadın kırılmış be hey kör, görmez misin? Şiddet dolu sancı, dolu bu edepsizliğinle çekil yol ortasında, git biraz edep dersi tevazu anlayış dersi al sonra gel katıl düşünce kervanına, sana ne insanların kabullenmelerinden, herkes kendisi seçer kendisi yaşar, yanlış yolda ise doğruyu söyle, doğru yolda ise karışma. Müdahale etmek senin neyine be aptal!

Sen, sessizliğim ile edebimle inancımın şaha kalkmış övüncü ile bana nasıl müdahale edersin? Sen sessizliğimi dinleyebilir misin? Ruhuma müdahale edebilir misin? Sessizliğim ki inancım gereği, sana kin nefret duymadan senin yanlışlığını sana söylemek ve senin kabullenmelerin ile seni kucaklamaktan başka hiçbir şey değildir. Seçer beğenir yaşarız sonucuna katlanırız, yanlış varsa söyle müdahale etme. İnsanları görünce tebessüm et gülümse, yüreğinde kanat çırpan edep tevazu ile anlayış ile kanat çırp sessiz ol kimseyi incitme. İnsanların sessizliğini dinle anlamaya çalış, bilmiyorsan sor öğren. Kapat gözlerini, sessizliğimizin mısralarını dinle, dinlemeye çalış başka bir şey de yapma.

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Umuda Salıverdiler Kendilerini




Beklersin gelen yok umutsuzluk tarlası
Giden çok gözlerde telaş
Düşer yapraklar bir bir
Susuzluktan çatlamış solmuş
Hasretin çağrısı gibi feryat eder insanlar
Bir medet umar
Sonrasında binlerce yaprak düşer
Birkaç yeşil yaprak
Bir parça umut ile beklenir
Gelen hiç yok umutsuzluk tarlası
Giden ise çok gözlerde ürperti
Varla yok arası
Umudum kara toprağa düşer
Bekler var ile yok arasında gözler
Ömrü ne kadar bilinmez bekleyenlerin
Bir resim çizdim gökyüzüne umuda benzer
Yağmur yağmur yağdı döküldü yeryüzüne
Açıldı umuda tüm yelkenler
Yelkenler fora umuda doğru
Gidenler döndü
Gelenleri bekleyenler
Umuda salıverdiler kendilerini

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç