Bu Blogda Ara

Duygusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duygusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2016 Perşembe

Salih amel ve merhamet duygusu olunca…-1-

           Salih Amel Ve Merhamet Duygusu Olunca…-1-
 
    Şimdi şöyle hayatımızda geriye dönüp baktığımızda, hiç olağan üstü ve olağan şeyler yaşadığımız aklımıza geliyor mu acaba? Bu yaşadığımız olağan üstü veya olağan olan bizim gönlümüzde, bir kıpırdanma hissettiriyor mu acaba? Kişinin kendini ve geriye dönük, kendini sorgulayarak yarınına bakmak için yaptığı bu sorgulama ile aklıselim davranarak, hayatını yaşayıp yaşamadığını, hayatımızı nelerin kontrol altına aldığı meydana çıkarken, pişmanlık mı duyuyor yoksa sevinç mi duyuyor bunu bilmesi öğrenmesi çok önemlidir. Şimdi bunu göz önüne alarak sorgulamak istersek, inanın ki Âlemlerin Rabbi olan Yüceler yücesi Allah c.c. ile günde beş vakit namaz olmazsa gönlümüzde ömrümüzde anımızda, inanın ki sanki boşa yaşıyoruz ömrümüzü, bize bir şeyler hissettiren boş anların bomboş düşüncesizliği ile yaşayamadığımız hissettirmesi ve yaşadığımız anı Yüceler yücesi Allah ile doldurmak, günde beş vakit ile bize zamanı hatırlatan var olduğumuzu hissettiren ve Salih amel ve merhamet duygusu olunca insan bu hayatta yaşadığını anlaması işte aradaki fark ve hayatın sırrı ve anlamı ve manası burada gizli…
    Yüceler yücesi Allah c.c. teslimiyetle, hayatın değerini yaşadığı anın içinde Yüce Allah c.c. olmasının huzurunu şükrünü Nur Kur’an ile Nur Resulün izinden giderek, birazcık huzur ve cennet esintilerini hissetmesi ve vicdan denilen duyguyu hissetmesinin değeri, hiçbir altın elmas dünya malı ile boy ölçülemez. Eğer bunlar yok ise her gün hayatımızda ömrümüzde gönlümüzde, bizim boşa yaşadığımızı hissettiren bir sızı ile yaşarız ve de hiç farkına varmadan ömrümüzü boşuna heba etmiş oluruz. Hayatımız sonsuz Rahmet merhamet sahibi yüceler yücesi Allah c.c. ile örülü değilse az veya çok, inanın yaşadığımızı ve soluk aldığımızı bile hissetmeyiz… Çünkü boş olanı yaşayınca, boş olanda hissiz anlamsız değersiz olunca bir anlam mana ifade etmeyeceği için, boş olan boş bir adımlarla ömürler haliyle boşa geçip gidecektir. Günde beş vakit, âlemi yaratan Yüceler yücesi Allah c.c. huzurunda var olduğunu hissetmek, cennetin huzurunu kokusunu duymak, bu dünyada yalnız olmadığını hissetmek, yarın elimizden imanımızın gereğince Salih amel ve darda kalmış bir komşumuza dostumuza vatandaşa elimizden geldiğince yaptığımız iyiliklerle, Allah c.c. kavuşmanın huzuru bu âlemde hiçbir altın elmaslarla ölçülmez, onlar bu güzelliğin yanında, sönük ve değersiz kalır.
    Bu beden ve içindekiler, boş dünyanın, boş anlamsız sadece kendimize sadece ben dedirttiren geçici hevesleri ile hükümdarlık kurmasına izin vererek, nefsi ve şeytani hislerle sadece kendimiz ve ailemiz için yaşamamız gerektiğini hatırlatanın peşinde sürükleyen, boş işlerle olmanın pişmanlığını duymamak için günde beş vakit secde ile Yüce Allah’a teslimiyet ve Salih amellerle olmamız gerekir. Gönlümüz boş olursa dışa yansıması da boş olarak yansıyacaktır ve bize bir değer ve anlam katmayacaktır hem kendimize hem de topluma. İstek arzu ve dürtülerimiz, sadece dünya için çalışmamız gerektiğini çok çok fazla dünya malı kazanarak ,kasalarda boşuna yığmamız gerektiğini söylerken, yarın ölünce elimizden alınacağı gerçeğini bize unuttururken, günde beş vakit namaz ise bize, dünya arzu ve dürtülerine kulak asma, rızkından çok ama çok olanı boşuna saklama sadaka ile zekâtını ver kazancı sana veren Yüceler yücesi Allah c.c. ihtiyacı olanların rızkını da senin kazancının içine katmıştır ve senin bu imtihanla, bunu yapıp yapmadığını görmek için içine gizlemiştir. Eğer sen bunu hatırlar ve iman ederek bilirsin ve verirsen, imtihanını kazanmış kazancının hakkını şükrünü yerine getirmiş olursun. Haliyle sen kul olarak hem bunu yerine getirerek ihtiyacı olanların ihtiyacını gidermenin sevabını-düşünebiliyor musunuz az bir kazançla hem sen kazanıyorsun, hem de sevap kazanıyorsun Yüce Allah’ın hikmetindeki sırrı anlaya bildik mi acaba-kazanarak toplumda ihtiyaç sahiplerini sıfırlayarak, rahat huzurlu bir yaşantı ile birlik ve beraberlik içinde yaşamanın cennet kapısını açmış oluyoruz, Allah’u Ekber…
     Ayrı ayrı yaşamak yerine, birbirimizin gönül kapılarımızı açarak hatta dünyalık vuslata kavuşarak, iman etmenin boyutunu aşarak bu âlemde yaşadığımızı ve var olduğumuzu ancak bu şekilde hissedebilir ve yarınlarda veya seksen doksan sene sonra geriye doğru, nefis muhasebesi yaptığımızda gönlümüzde bunlarla bir kıpırdanma sevinç var olmanın yüce Allah c.c. ile olmanın sevincini coşkusunu her an hisseder ve yaşarız.
    Yüceler yücesi Rabbim her an kendisi ile olan, günde beş vakit namazını kılarak zekât ve sadakasını vererek, yaşadığını anlayan hissettiren bu güzellikler içinde olmayı bize nasip etsin-tabi biz az ister isek az birazcık bu yolda niyetimizi olur ise-Cümlemize kardeşlerim. Allah c.c. emanet olun, selam ve dua ile.
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
Devam edecek inşallah

20 Eylül 2015 Pazar

Düşüncelerdeki Fikirlerdeki Utanç, Suçluluk Duygusu...


Düşüncelerdeki Fikirlerdeki Utanç, Suçluluk Duygusu...

   Fikirlerdeki çeşitlilik insanların birbiri ile seçtiği parametreleri yok sayıyor ise, yok atalardan kalma din ile alakası olmayan savların süzgecinden geçirerek, bu inançları onlarca kendi parametrelerine uymuyor diyorlarsa bilmelidir ki her fikir farklı özellikleri taşıyordur, kendi fikirleri nasıl kendilerince doğru kabul sanıyorlarsa, karşısındakinin fikri parametreleri kendince doğrudur. Önemli olan hangi parametrenin kime veya neye göre doğru olduğunu bulmak konusunda hem fikir olmak gerçek olan doğruyu bulmaya çalışmak olmalıdır.

   Aynı fikirde olan toplumda zaman içerisinde fikirde görüşte çeşitlilik, her toplumun kendi içinde bile kendi kendine zaman içinde oluşabilmektedir. Bu fikir karşısındakinin fikrini yok etmeye yönelik ise yanlıştır ve fikir değil, fikirsizliktir. Çeşitliliği kendi fikir potasında süzerek anlamak her insanın harcı, her toplumun harcı değildir. Hatta hoşgörü ortamında doğru ve yanlışları ortaya çıkarma açısından topluma faydası oladır değişik fikirler ve düşüncedeki kişilerin parametreleri. Bu hoşgörü ortamındaki fikirlerin yanlışlığı ortaya doğru olan-doğru olan ne derseniz" Nur Kur'an ve Nur Sünnettir derim" bu doğru olan modifikasyon ile imkânı kendiliğinden ortaya çıkacak ve toplumu tekrar birleştirecektir.

  Kültürel birikim mekanizması imanın potasında eritilerek, bireylerin akıl özelliklerine göre anlatımı ile daha kolay anlaşılır olacaktır Nur Kur'an ve Sünnet. Fikir aynı düşünce ve pratiklik değişik olsa da, Mesela iyilik konusunu ele alalım, birisi yolda on adımı beş adımda geçerek yardım yapacağı kişiye ulaşsa diğeri, diğeri on iki adımda ulaşsa veya parası olan para, parası olmayan elinin alın terinin gücü ile yol almasında elbet sakınca yoktur. Ama bu adım sen az attın, ben çok attım benim sevabın şu kadar vs tartışmasına girerse, bu anlaşılır olmayı baltalamak araya nefis ve şeytanı katmak olacaktır. Buna Ne Nur İslam dini hoş görür ne Yüce Allah(c.c.) nede Nur Peygamber efendimiz (s.a.v.) hoş görür.

   İlk önce din kabul eden veya etmeyen o kendi kabulü seçimi özgürlüğüdür, sonra o önce çeşitlilik içinde beraber insan ve toplum dünyanın hak ve hukukuna göre yaşanılacak yol haritası çizilir veya oluşur, ardından da zaten hemen hiç aramaya gerek kalmadan adaptasyon (uyum) meydana gelir, herkes hali ile bu adaptasyon mekanizmasına müdahale etmeden birlik beraberlik ilişkisi içinde yaşar gider. Artık her değişik fikirlerdeki varyasyonlar (değişim veya sapmalar)haliyle bu sağlam işleyen mekanizmanın içinde eritilerek uyumlu hale getirilecektir. Gelişimdeki fikir ayrılıklarındaki sinir uçları alınmış olacak herkes müdahale etmeden sınırı aşmadan yaşayacak gidecektir. Önemli olan bu çok çeşitliğe faktör(etki eden, etki) toplumun çok olan inancı ile süzülerek, karşıdaki inancın-Gerçi Allah katında ve dünyada geçerli olan din İslam'dır- aşırı nefret uyandıran sinirlerini alarak tedavi etmektir. Düşüncelerdeki utancı, suçluluk duygusuna yol açacak olanları ahlaki bakış açısına göre izole edilmeli ve yaşama geçirilmelidir, bunlar yapılmadığı takdirde toplumsal barış, imanın gerekliliği olan beraber yaşamanın bakış açısı yakalanmış olmaz. Hala yıllardır laik olanlarla, dini kendi inancı gibi yaşayan Müslümanların kılık kıyafeti ile uğraşarak yılları boşa geçirmek, nefreti yaymak adına ancak kutuplaşmanın ve nefrete giden tartışmaların kapısını açmış oluruz.

Yüce İslam dini inanç sistemleri içinde tek vazgeçilmezidir Müslüman'ın. Bunun böyle düşünmeyenler olduğunu düşünüyorum, düşünmeyenlerde olabilir. O halde insanlığın huzur içinde haklarına müdahale edilmeden, huzur yaşanabilir toplumlar içinde fikirlere saygılı olmanın erdemi onuru için gerekli olan "benlik" kaygısını, benim senin değil "bizim" mutluluğumuzun ortak paylaşım alanında gülümseyerek birlik içinde kontrolün olabileceğini, bunun yıllardır kısır çekişmeler içinde toplumu geriye götürdüğü zulüm ile acılar içinde bırakan "benliği" söküp atarak yaşanacağına inanmıyoruz veya inanmadan yıllarımızı kavga fişleme inançlar ile alay etmenin edepsizliğine götürdü o anlarda anlayamadık? E ne demişler kılavuzu karga olanın burnu. Çıkmazmış. İşte bu kısır düşünceleri potasında eritecek doğru mekanizma o gün akla gelseydi veya bunu niyeti olanlar biliyor da, gayesi zulüm olanlar bozdu ise şimdi mezarda bozduğunun kendi ahiretini bozmanın ıstırabı feryadı ile baş başa yatıyordur, eminim. Niye mi eminim? E Merhamet etmeyene merhamet edilmezde ondan. Veya o zaman din ile ahlakın yan yana olduğunu bilenler dinden ayrı uygulamaya gitti ise vebalini çekecektir. Düşüncelerdeki fikirlerdeki utancı, suçluluk duygusuna yol açacak olanları, ahlaki bakış edep açısına göre izole edilmeli ve yaşama geçirilmelidir.

Selam ve dua ile kardeşlerim.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç