Bu Blogda Ara

ağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2016 Cumartesi

Gönül Olursa Harap


dosta varmalı ile ilgili görsel sonucu
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara
Varıp da o dertleri söyleyin nasıl sara
Ağlayan varsa o ah bu gönül nasıl dura
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara

Gönül olursa harap kalır iki arada
Dost arayıp bulamaz beni cana soranda
Dost arayıp bulamaz beni kendin yoranda
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara

Ozan ol aş engini aşıp dostla olmalı
Kul olup hak yolunda hakka dostla olmalı
Bu yalancı dünyada kulu candan sarmalı
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara

Varmalı gönüllere arada kalmamalı
Bu dünyada hakka kul gönülden can varmalı
Bu gönül ile cümle insanı anlamalı
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara

İster Kul Mehmet deyin ister ozan hep yazan
Gönüllerin içinde haktır kul ile olan
Kul bu hakkı alırda Gönül’e doğru koşan
Gönül olursa harap can dosta nasıl vara
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

İşte o Kahraman Recep Tayyip Erdoğan’dır

recep tayyip erdoğan ile ilgili görsel sonucu

Kim demiş mazlum kimsesiz diye
Gömüldüğü yaşadığı topraklarda çiçekler açmaz
Baharlar gelmez diye
Hangi rezil söyledi ise
Dizilir bir bir boğazına
Dün Fatihler Ertuğrul vardı ise
Bugünde Recep Tayyip Erdoğan var
Mazlumlar için yok edilmeye çalışılan
Zulmün devamı için yıkılmaya uğraşılan
Akan gözyaşlarındaki umutları söndürmeye çalışanlar
Zalimle çalışan
Uğraşından yıkılacak
Söndürmeye çalışan sönecek
Çünkü Âlemlerin Rabbi var yanımızda
Canımızda
Kanımızda
Anımızda
Atılan adımlar ilerisi için
Atılan adım mazlumun gülüşü için
Anlamaz o zalim neden ne için
Geri dönmez adımlar mazlum için
Gülüşler sönmez insanlık için
Kalpler karartılmaz bu dünya Müslüman
Mazlum haklar için
Bu âleme bir kahraman gerekiyor
Her devir asır için
İşte o Kahraman
Bugünde Recep Tayyip Erdoğan’dır

Şehidimin gözleri yaşlı
Annelerin gözleri yaşlı
Eşlerin çocukların gözleri yaşlı
Yazılmadı böyle zulüm azdılar
Azdıkça kudurdular
Kudurdukça yaktılar
Ama işte zulme
Hakkın tokadını sillesini vuran geldi
Bir rüzgâr gönüllere esen
Gönlerdeki bayrağı dalgalandıran
Cana can olan
Canların canı için koşan
Ağlayan sızlayan
Ve kükreyen bir aslan
Bugünde Recep Tayyip Erdoğan’dır
Cana candır mazluma can
Ağlayana mendil uzatan
Beraber ağlayan
Ağlama güzel günler bizim için diye yola çıkan
Zalim onu görünce kaçan
Yıkmaya çalışan yedi düvel zulmüne karşı
Âlemlerin Rabbi onu koruyan
Dualarımızla yol alan
Duamızda var olan

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

7 Ekim 2016 Cuma

Yüreğimi Nara Attım Yanmadı



 
Var mı benim gibi yârden ayrı kalan
Gece gündüz hasret ateşiyle ağlayan
Ben mi canım mı benden bıktı anlamadım
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım

Yüreğimi nara attım yanmadı
Bende dayanacak artık hal kalmadı
Derdimi söyledim tabipler anlamadı
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım

Bu hasretlik haktan gelmiştir
Bu gönlüm haktan geldiyse çekerim demiştir
Hak bir gün dermanın verir diye gülmüştür
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım

İşte budur yârin bendeki eseri
Giderken üstümde bıraktı kederi
Vuslat aradım bulamadım kaldım bir kemik deri
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım

Bu hasretlikle fazla yaşamam
Ayaklarım sanki kırılmış yâre koşamam
Arasam da nazlı yâri kaybettim bulamam
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım

Kul Mehmet’im sen yaşa bu hüzün ile
Aşkın her gün gelsin yar ismiyle dile
Derdini söyle açan güle bülbüle
Gurbet ilde yol aradım yolumu bulamadım
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

14 Aralık 2015 Pazartesi

İnsanlık Geldi Yok mu Alan ?



İnsanlık

İnsanlık geldi yok mu alan
Yok, mu alıp gönlüne saran
Yaralarına yok mu dermanla saran
Yok, mu alıp dünyayı insanlığa salan
Ağlayan bebelerin gözyaşını silen
Zalimin Müslümanlar üzerinde oyunun bozan
Güçlüyüm diyen dünya ülkelerini dize getiren
Mazlumu yıkan suçluyu koruyanı yok mu hakkını veren
İnsanlık geldi bedava yok mu alan
Dağ başında yok mu ateşi söndürecek olan
Vefasız gönüllere yok mu onunla ayar verecek olan
Tükenen umutları yok mu onunla yeşertecek olan
Hayal kurarken hayallerin çalan çapulculara yok mu onunla ders verecek
Ucu yanık gülleri budayarak yeniden yeşertecek
Gülleri ezerek görmeyerek suçu bülbüle atanı yok mu haddini bildirecek
Bülbül yerine gönül bahçesine baykuş şahin besleyenlerin
Gülleri solduran niyetsizliğini bozacak olan
Yok mu?
İnsanlık geldi
Bedava
Yok, mu alan
Gönül içinde saklayacak olan
Onunla yola çıkacak olan
Önüne
İnsanlığa onunla bakacak olan
İçinde merhameti hazır imanı
Yok, mu alacak olan
Hükümsüz nefreti onunla tuş edecek olan
Alıp gönül toprağına ekecek olan
Rahmanın hükmü ile hüküm edecek
Zalimi nefsi şeytanı dize getirecek
Arkadan kalleşçe saldırana soluksuz bırakacak
Karlı dağların yolunu açacak olan
Ağlayana derman olacak
Dünyayı alt ederek insan kanı akıtan
Tüm zalimleri soluksuz bırakacak olan yok mu?
İzbe köşelerde yalnız kalana dost olacak
Kör ve yorgun bakışlara fer olacak olan
Yıkılmış gönülleri şehirleri
Yok, mu insanlık ile inşa edecek olan
Sabah erkenden yangını söndürmek için çıkacak olan
İşgal edilmiş uzak diyarları işgalden kurtaracak olan gönülleri saran
Yok mu?
İnsanlık geldi hanım
Yok, mu alan
Bedava
Dinlenmiş ihtiyar çınarlar gibi huzur dolu
Ölüm kusan gözleri oyacak olan insanlığa güller sunan
Nefret ile nefretin bağrını açana haddini bildiren nefret sinesini merhametle delecek olan
Yok mu?
İnsanlık geldi
Yok, mu alan

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Pişmanlığımın Hücresinde



Hayat işte yaşadığımız
Sözümüzü dinlemeyen
Bizi peşinde sürükleyen
Gülümsemelerimize
Ağlamalarımıza aldırmadan devam eden
Bazen yarı yolda tek başına bırakan
Biz boşlukta iken bize uzak olan mı ?
Bize yakın olurken biz boşlukta bıraktığımız mı?
Tahammülsüz duygularla görmediğimiz mi ?
Tahammülsüz duyguların peşinde koşmayın,
Benim peşimde gelin der iken görmediğimiz mi ?
Semada bir lütuf gibi gülümseyen mi?
Yoksa semada bakarken görmediğimiz,
karanlığa koşarken bakamadığımız bir boşluk mu?
Bazen ağlarken bize gü(e)len
Dostların peşinde koşturan
Ölüm gelince tek başına bırakan
Gözlerimizin içinde hapis olan
Görmediğimiz
Yaşadığımız kendimizin sandığımız
Yalandan kurduğumuz hayat mı?
Gerçek olan hayat?
Yaşa(ma)dığımız mı?
Peşinden koşamadığımız
Adım uydurmak yerine
Adımlarımıza uydurmaya ç/alışmadığımız
Biz bakar iken bizden uzaklaşan
Uzaklaşınca yetişemediğimiz
Bir çığlık gibi semada kaybolan hayat mı?
Anla...
Çöz...
Çözebilirsen...
Koş koşabilirsen...
Basamak basamak merdiven çıktığımızdı
Yoksa basamakları çıkmadan inmeye ç/alıştığımız mı?
Unuttuğumuz bir yol mu hayat
Yoksa unutmak için zihnimizi yorduğumuz
Uykuya d/aldığımız
U/yanınca
Çığlık çığlığa k/aldığımız
Tek kişilik senaryo mu?
Anla...
Çöz...
Koş koşabilirsen...
            ıı
Nasılda unuttum
Bir dere kenarında bıraktığım
Beni beklerken benim beklemediğim
Kısık yanan bir lambamı
Hani dün y/anarken söndürdüğüm
Kısık bir lambamı idin sen hayat?
Parmağını gözüme sokarak beni ayıktırır iken
Gözüme çöp battı dediğim
Yüzümü çevirdiğim
Benimle konuşur iken
Konuşmadığım mısın?
Öyle ise ben y/anıldım!
Ama şimdi yalnız kal(n)dım
Nerede etrafımda benimle olanlar
Nereye gittiler?
Ayağım kayınca düştüm ise
Elimde tutmak için yanımdakiler nereye kayboldu?
Yoksa ben mi y(ş)aşarken kayboldum?
Kaybolmamak için girdiğim kalabalık s/andığım
Yalnızlıklarımıydı onlar?
Bana gülümseyen
Sonra terk edip giden
Yok, mu bana anlatan
Neler oluyor?
Hangisi gerçek?
Hangisi yalan?
Hangisi düş?
Hangisi hezeyan?
            ııı
Gülümsediklerim küskün
Küskün olduklarım mı gülümseyen miydi?
Yokuşun dibindeyim
Az önce yukardaydım
Kalabalıktı etrafım
Kim attı beni buraya
Yalnız iken benimle olan bana fısıldayan d/uymayan ben
Duyduklarım önemsediklerim beni terk etti
Yanlış duyumlar peşinde mi koştum
Eyvah!
Yanıldım!
Ne yapmalı?
Yok, mu çaresi artık?
Feryat etsem duyan olmaz mı?
D/uymadığım ey sen şimdi beni duymaz mısın b(ç)ağırsam?
Selamet dün gözlerime b/akarken
Gözlerim kapatmıştım
Geçim derdine
Kasama bir kaç dolar yığmanın hesabını yaparken
Yanıldım gözümü kapattım
Bari sen şimdi aç bana g/(s)özlerini
Karanlıktayım
Az bana ışık ol
Yine karanlıktayım
Evet, kendi karanlığımda
Pişmanlığımın hücresinde
Bana gülümseyenleri görmemenin
Pişmanlığını yaşadığım
Hapis hanesindeyim
Eyvah...
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Bir Haziran Akşamında




Yine yoksun bir haziran akşamında
İçeride üşüyen yine ben yokluğunda
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Yüreğimde tufanlar kopuyor
Yine yoksun kollarımda
Yine sensiz karanlık akşamlardayım
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Koparıyor beni sensizlik
Kor alevler senden, yakıyor sessizlik
Mevsimlerde geçse
Ömürde bitse
Hazan yağmurlarda yağsa
Yüreğimde bitmeyen yine sen
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
 Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Kırık dökük anıların arasındayım
Viran olmuş düşlerin kucağındayım
Yine sensiz karanlık gecelerin karanlığındayım
Sana varmayan sokakların bulunmayan çıkmazındayım
Uyutmuyor yine sensizliğin sancısı
İçeride yine yalnız ağlayan yine ben
 Haziran akşamında yanımda olmayan yine sen
Gel kurtar beni
Sana varmayan sokakların bulunmaz çıkmazında
Uyut beni dizlerinde
Bitsin sancılarım
Sil gözyaşlarımı ellerinle
Öp dudağımdan sessizce
İçeride seninle gülen ben olayım
Bir haziran akşamında yanımda yine sen ol
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

13 Mart 2015 Cuma

Sükûtumun ağlayan çığlıkları



Sükûtumun ağlayan çığlıkları lanetlerken,
Umman, umman sensizlik zulüm ’üne
Aşkım için çektirdiğin zulüm ün gözyaşlarını,
Çığlık çığlık kusmak istiyorum yüzüne
Vefasızlığının anaforunu savurmak istiyorum gözüne
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtumun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Mavi yeşil gözlerine dalınca bakınca kaybolunca
Ümitle yeşeren düşlerime seninle olunca
Nüktelerini idrak edince, inceliklerine dalınca
Aşk çizgimizin yolunda seni hece, hece anınca
Dua ufkunda seni isteyince Rahmanda
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Sensiz yaşamak âdeta ıstırap
Duyup hissettiğim besbelli bir buhran
İçim kanıyor seni anınca
Sanki bedenim kapkara bir ruha teslim sana bakınca
Ümitlerim dilim, dilim
Geçmiyor yar sana sözüm
Bir yanda sis ve duman
Gönlüme akseden gülüşün nede yaman
Sönmez bu aşkımın alevi sen bakar iken,
Suskun miskinliğinde azap gözlerinle zaman, zaman
Hiç olmazsa haykır bağır yaman, yaman
Dünyam zindan, anlarım hazan ve tufan
Yaşadıklarım ise tam bir tufan
Hayalin gibi yüzlerinde buğulu
Hayalin gibi sözlerinde buğulu
Nağmeler dinlemek isterdim kalbinin tellerinden,
Buğulu buğulu
Ayırsa beni dünyanın o tatlı hazan gamından kederinden
Sımsıkı zalim pençende kıvranırken ellerinde kalbim
Kükrer iken aslan yelesi sesimden
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, acı zehir sözleri söyleyemiyorum
Beni tarumar eden terk edişini
Bekliyorum masumane gözlerindeki yakan gülüşünü
Sen yok oluşun talihsiz yolunda bekleyişinde uyuyup kaldın
Bense seni getirecek olan ak iklimin yolunda süzülüp geleceksin sandım
Sandım da kuruyup bir yaprak gibi kaldım
Bir kuru yaprak gibi bekledim de yandım
Aşkının narında çaresiz hülya âleminde sensiz biçare kaldım
Kanat çırpar iken çaresizce bekleyişim halaskâr ellerini bekledim
Nur çehreni bekledim hazan mevsimlerimde hep özledim
Beklerken seni kâbus ifrit gözlerin kâbus gözleri
Istırabının nefesi iblisinkine denk gözlerin çıktı karşıma
Düşlerim seninle apak
Savrulurken ömrümüz hazanla yaprak
Gecem gündüzüm bitap yaprak yaprak
Düşlerim artık oldu serap
Yandı ciğerim oldu kebap
Terk etmek sana düştü
Hazan mevsimi de bana düştü
Sebepler sukut etmiş
Sensizliğim sukut etmiş
Beni tarumar eden gidişin sukut etmiş
Düşün bunu
Sen görmesen de duyamasan da
Seni seven ben varım bu dünyada
Kulak ver rüzgâra yönel bu sessiz çığlığıma
Gönül kulağın ile dinle
Ölüm ölüm ağyar peşime düşmeden dinle
Sensizlikten ağlarım zarı zarı
Yokluğun alevleri tarumar yakar
Bilmem ki bundan sonra gelsen neye yarar
Bir süvari yetimiyim gölgeni arayan
Kalmışım irtihal zindanlarında sensiz
Bedenim irtihal, ellerim irtihal, ömrüm irtihal
Melal verir mi gözlerin masal, masal
Bu yangın bu Sükûtun ağlayan çığlıkları ile sönmez
Düşün bir yol bul gel vazgeç bu gönül sensiz ölmez
Sanki ufuklar kararınca hırlamak bana düştü
Kesildi bülbülün sesleri bana küstü
Duy artık ey zalim bu niyazımı
Derin uhrevi sızımı
Gör sıkılan yüreğimi o zalim pençende gör acımı
Kim bilir Rahman ne sürprizler gösterir görürsen sızımı
Görmezsen eyvahlar olsun yine yandım aşkın narında
Sığmaz olurum ufuklara aşkın harında
Kanlı kâbus yağar yağmur ki
 Bu yağmur harımı söndürmez.
Yürüyorum adım, adım yok, oluşun zindanına
 Yüzüm gülmez.
Bu yaptığın sana da kalmaz
Düşmüşüm bir zalim senin elinde oyuncak
Duaya varmaz elim yürürken o son kâbus
Kapıya kim kapayacak
Işığı sende bulurum sandım zalimliğin karanlığını buldum
Gölgelerin feryadı ile bedenimi yundum
Kaç defa göz, göze geldik hiç bilinmez
Bin defa sinemi deldin silinmez
Var olmak için zehri şerbet diye içtim serinletmez
Keşke bu bir maskaralık olsa
Benden aldığını veren sen kollarım da olsan
Bil ki gözlerim seninle açıldı ayan
Sensin dertlerime derman
Hep duydum ılık nefesini içimde
Her mevsim kokladım ayrı bir nefasetini,
Buhur buhur içimde.
Ne olur gülüver, geliver ikbalime
Sun bana visalini
Hep sana koştu bu gariban
Sende sanmıştım itminan
Sona eriyor artık günlerim
Bitsin artık hicranlı günlerim
Bir yok oluş kasvetiyle beklediğim günlerim
Gelsin artık Nevbahar günlerim
Hasretim sönsün ikbale dönsün özlerin
Ömür boyu nefsini ve şeytanı güldürdün
Birazda benim kalp ve gözüm gülsün
Tebessümle yaşayalım
Tebessümle ölelim
Saf, saf melekler insin aşkımıza
Gülüyor bak gözlerin ve melekler amelimize
Dalgalar koşsun visalimize
Bil ki o visalimizde cennetten köşkler zülâline
Yok, olmasın hülyalarım peş, peşe
Gamlı sitemkâr duruşun son bulsun
Doğsun artık Nevbahar
Sussun bağrımda inleyen zarı zarı o yârim diyen sesi
Buluşalım vuslatın zümrüt sema tepesinde
Gurbetin çığlıkları sussun sükûta ersin
Düşünce ıstırabı ile yoğrulmuş sitemler erisin
Buket buket gözlerin gülsün ellerimde nur nur gülsün
İkindi yağmurları ile yıkansın bedenlerimiz
Yol çizgimizi çizerken ikimizi var oluşun hikmetlerine yunsun
Kalmasın hayatımızda Hafâ
Kalbimiz ibresi dönsün artık bu safa
Derisi yüzülen dilimiz, sözümüz fikir birliğimizde
Dursun artık safta
Diriliş çağrısını bulalım artık bu hafta
Bunlar son sözlerim olabilir hatta
Bilmem ki bundan sonra gelsen neye yarar
Neye yaramaz
Ben kendimi ötelere bağladım
Ahirete açılan koridorda yürüyorum, elimde bir ok var
Günler baharı soluklarken ben gidiyorum sen kal nazlı yar
Bu nedenle
Ta dilimin ucuna geliyor Sükûtun ağlayan çığlıkları
Yutkunuyorum acı, zehir sözleri söyleyemiyorum
MEHMET ALUÇ
 ANKARA-SİNCAN
Visal: sevgiliye kavuşma
İtminan: inanma, güvenme
Neva bahar: yenibahar
Zülâline: gizli yollar
Halaskâr: kurtaran el,
İfrit: kötü ve korkunç cin
Ağyar: başkaları, yabancılar, eller
İrtihal: göçme, ölme
Melal: can sıkıntısı, utanç
Visal:/sevgiliye)kavuşma
Zülâline: saf tatlı su
Hafâ: gizli olmak, saklılık



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç