Bu Blogda Ara

haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2017 Çarşamba

Cesedim İçinde Omuzdaysa Tabut


tabut omuzda ile ilgili görsel sonucu

Ey gönlüm giderken o vefasız dedi adımı umut
Bir gülse ne olur gittiği ilde bir baksa camda
Acep kalmış mıdır bizim için geride bir umut
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Giderken bir şey söylemedi yoktu yüzünde sadelik
Var mıydı elinde bu sona giden yol için somut bir delil
Suç bende değil ama gitti ya bak olduk seninle biz rezil
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Gelmeden ölürsem kimse gitmesin haber vermeye
Zaten güldürtmedi ağlattı ne gereği var gelmeye
Suçumu söylemedi çekti gitti vefasız bilmem ne diye
Ben izlerin ay yüzünü yalnız kaldığım akşamda
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut

Kul Mehmet’im var git sen yoluna onu sende unut
Geride kalmadı artık senin için artık güzel bir umut
Suçun söylemeden yargıladı herkes değil ki hâkim
Severken insan olur mu söyleyin dostlar böyle zalim
Gelmesin ne olur cesedim içinde omuzdaysa tabut
Mehmet Aluç /Kul Mehmet



5 Mart 2017 Pazar

Akan Gözyaşlarınla



Seni bulamazsam günün birinde

Bu kalbim sökülür o an yerinden

Yoksa bir haber bırakır mısın giderken?

Seni arayıp bulmak için bir umutta olsa

Nerde olduğunu hissetmek için

Bu gönlüme hasretinde dolsa

Bırakır mısın bir not bir haber

Akan gözyaşlarınla masanın üstüne

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

15 Mart 2016 Salı

Ünlü Oyuncu İzleyenleri Duygulandırdı



Ünlü Oyuncu İzleyenleri Duygulandırdı


Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü etkinliğine katılan ünlü oyuncu Ahmet Yenilmez, tek kişilik ’Safahat, Mehmet Akif Dönüyor, ya siz neredesiniz?



Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü etkinliğine katılan ünlü oyuncu Ahmet Yenilmez, tek kişilik 'Safahat, Mehmet Akif Dönüyor, ya siz neredesiniz?' adlı oyunu ile izleyenleri duygulandırdı.

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonu'nda Kapaklı Kaymakamlığı'nın katkılarıyla düzenlenen etkinliğe, Kapaklı Kaymakamı Mehmet Ali Gürbüz, İlçe JandarmaKomutanı Yüzbaşı Ferhat Kaanoğlu, Kapaklı Belediye Başkanvekili Bakser Öztürk, İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahsin Nalbant, İlçe Müftüsü İsa Aktaş ile çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı. 
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardındanKapaklı Çok Programlı Lisesi Edebiyat Öğretmeni Selin Aktaş, 'Zalimi Asla Sevemem' adlı şiiri okudu. Ardından İstiklal Marşı'nı Güzel Okuma Yarışmasında Kapaklı 1'incisi veTekirdağ 2'ncisi olan Kapaklı Çok Programlı Lisesi öğrencisi Serhat Akbaş İstiklal Marşı'nı okudu.

Programda sahne alan ünlü oyuncu Ahmet Yenilmez, 'Safahat, Mehmet Akif Dönüyor, ya siz neredesiniz?' oyununu sahneledi. Gözleri yaşlı bir şekilde Mehmet Akif Ersoy'un sıkıntılar ve yokluklar içinde geçen ömrünü anlatan Yenilmez, izleyenleri de duygulandırdı. Tiyatroseverler tarafından büyük beğeni toplayan oyunun sonunda katılımcılar Ahmet Yenilmez'i ayakta alkışladı. - TEKİRDAĞ

Kaynak:http://www.haberler.com/unlu-oyuncu-izleyenleri-duygulandirdi-8261976-haberi/

28 Eylül 2015 Pazartesi

Sen Estiğinde Haber Ver Ey Rüzgâr...


                                         Sen Estiğinde Haber Ver Ey Rüzgâr 
Batı doğu kuzey güney yönde esen rüzgâr
Estiğiniz de haber verin bana
Nazlı yâre haber salacağım haber verin bana
Kaşı gözü kara habersiz kalmasın bekler şimdi yana yana
Düştümse aşkına gönlündeki sinesindeki al çiçeğe vuruldum
Ne ben mecnun ne o Leyla oldu arada kaldık böyle
Ara sokaklarda dağlarda onu ararken duruldum
Kaşı kara gözü karaya candan vuruldum
Ulaşamadık ama ben onu ararım o beni arar
Sen estiğinde haber ver ey rüzgâr
Yollarımız kavuşmadı bari selamım ulaşsın yâre ey rüzgâr

Akar gözyaşlarım onun içindir
Yüreğimdeki hasret ise benim içindir
Yalnız yollardaki yalnızlık ikimiz içindir
Dizimdeki sönen fer benim
Gönlümde yanan kor alev onun
Gülümseyen hayallerim onun
Onun gülümsemeyen yüzü benim eserim
Arayıp da bulamadım
Bulup da gonca sinesine sarılamadım
Aklım gitti başımdan yolumu bulamadım
Sen estiğinde haber ver ey rüzgâr
Yollarımız kavuşmadı bari selamım ulaşsın yâre ey rüzgâr

Kul Mehmet’im han oldum yollarda bekledim gelmedi
Mezar oldum tüm yollara ziyaret eden olmadı
Gönül sarayıma saraylar kurdum sultan olmaya kimse gelmedi
Köle diye yollara kendimi zincirledim gelip azat eden olmadı
Olmadı ey rüzgârlar kavuşmamız nasip olmadı
Bari sizler garip bırakmayın beni
Divane dergâhıma uğrayın her estiğinizde
Âşıkların kervanına katın beni
Sen estiğinde haber ver ey rüzgâr
Yollarımız kavuşmadı bari selamım ulaşsın yâre ey rüzgâr
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Haziran 2015 Pazartesi

Medya Seçkilerim

                                                   Feride'nin Günlüğü



                                                   Şekerim düştü, Sevilayım yükseldi!






Truva atları kişnemeye başladı!

Düşenin değil düşürenin dostları, lağım borularını açtı. Bismillah. Allah bizi terk etmesin yeter. Allah zaferi ertelediyse biz bir şey söylüyordur. İslamcı lolipoplar gibi eski yaraları yalayarak iktidara vurma zamanı değil, asla vurmayacağım. Biz Nişantaşı taburelerine terfi eden Beyazıt Meydanı ruhunu geri aldığımızda dirileceğiz. Biz, kucağındaki Musa’yı ağlayarak emziren annenin duasından yeniden geçtiğimizde dirileceğiz. Filistin’de Muhammed Durre babam diye yeniden bize sarıldığında dirileceğiz. Doğu Türkistan’da bizim coğrafyamıza hüngür hüngür ağlayarak sarılan mazlumların kalbini inşirahla teskin ettiğimizde dirileceğiz. Biz Veda Tepesinin Muhammedine veda etmeyip ümmeti silkelediğimizde dirileceğiz. Bitmedik, başlayacağız. Susmadık, gürleyeceğiz. Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.

Lakin içimizde yükselip, rant tarlasını düşmanın yağdırdığına süren alçaklara bir çift sözüm var.  Çetesini toplayıp Halkların Cüzdan Kardeşliğine sığınan, parayla masaj yapıp dava ateşiyle değil sauna dumanıyla terleyen Sevilay Yükselir’e bir çift sözüm var. Ey İslamcı kardeş demedim mi sana, bunlar atacakları okun, saplayacakları hançerin zengini. Demedim mi sana, bunlar senin yangınında gizli ızgaracılar, demedim mi sana, bunlar senin derdine ortak değil düşmanın hilesinde yancılar.

Demedim mi sana , Bunlar sen güçlüyken Sevilay, biraz tökezle oldu mu sana Sıvışay! Demedim mi sana, bunlar kaportada aslan, gemide fare. Demedim mi sana bunlar senin arkanı ciplerinin dikiz aynasından kollayan acemi dost. Demedim mi sana, bunlar senin omzundan Yükselir, ve o omuza çemkirerek alçalır. Demedim mi sana bunlar senin Sabahına tüneyip akşamına pusuya yatarlar. Demedim mi sana, sen secdede beklersin bunlar tetikte, sen dava dersin bunlar para. Sen Akabe biatında, bunlar arbede fiyatında. Ve demedim mi sana bunlar sana kardeşlerini unutturur üveyliğini dayatır.

Ey Sıvışay! Diyorsun ki parallerle mücadeleme devam edeceğim. Etme. Bizi sayma, git kitaplaştırdığın paralarını sayfa sayfa say. Sen o paralellerin besmeleyi unutup dağı yağlayan bozguncularla bir oluşuna sırıt sonra da buna mücadele de!

Sen git kan toplayan sahte barış güneşine yaman! Senin öttüğün yerde susarak Allahın planını beklemek şereftir. Git kapılarda makam dilen, safları işgal etme.

elonue@gmail.com
 Twitter:@elonue

Kaynak: http://www.haber7.com/yazarlar/feridenin-gunlugu/1403669-sekerim-dustu-sevilayim-yukseldi








30 Mart 2015 Pazartesi

Yoksa



Gözlerimde akan yaşı silmedin
Hani geliyorum dedin gelmedin
Aylar oldu bir haber göndermedin
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

 Sen gelmedin turnalar da ötmüyor
Gecem artık inan sabah olmuyor
Sensiz lokma boğazımdan geçmiyor
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Kaldı bakışların gül mevsiminden
Gam çekerim ayrılık hasretinden
Geceler sökülür yar yüreğimden
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Kul Mehmet’im seni hala beklerim
Yolların gelirsin diye gözlerim
Haberin uçan kuşlardan beklerim
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Mehmet Aluç©

23 Mart 2015 Pazartesi

Çok Satan Kitapların Şifresi Çözüldü

Çok Satan Kitapların Şifresi Çözüldü

Association of Computational Linguistics Dergisi'nin haberine göre çok satan kitapların sırrı çözüldü.



Association of Computational Linguistics Dergisi'nin haberine göre:
New York kentindeki Stony Brook Üniversitesi bilgisayar uzmanları, popüler bir kitabın özelliklerini ortaya koyabilmek amacıyla "istatistiksel stilometri" adını verdikleri bir algoritma geliştirdi.
Sözcüklerin ve gramerin kullanımını matematiksel olarak irdeleyen teknik, bir kitabın ticari başarı elde edip edemeyeceğini yüzde 84 doğruluk oranıyla öngörebiliyor.
İnternet kütüphanesi olarak da bilinen "Project Gutenberg" arşivinden klasikleşmiş eserleri yükleyerek inceleyen bilim insanları, basılan bir kitabın çok satmasında ilginçlik, orijinallik, yazım tarzı ve öykünün ilerleyişi gibi bir dizi unsurun yanı sıra şans faktörünün de etkili olduğuna işaret etti.
Çok satan kitaplarda "ve", "ancak", "fakat" gibi bağlaçların sıkça kullanıldığını belirten araştırmacılar, ticari başarı yakalayan eserlerin aynı zamanda sıfatlar ve isimler açısından da zengin olduğunu belirledi. Raflarda kalan kitaplarda ise aşırı derecede fiil ve zarf kullanıldığı ortaya çıkarıldı.
Okur tarafından ilgi gören kitaplarda düşünce süreci betimlenirken rağbet görmeyen kitaplar, çok fazla duygusallık barındırıyor.
Araştırmacılar, geliştirdikleri algoritmayı bilim kurgudan şiire birçok alanda uyguladı.
Yazım tarzı ile edebi eserlerin ticari başarısı arasındaki ilişkiyi ilk kez irdeleyen araştırma, "Association of Computational Linguistics" dergisinde yayımlandı.
Kaynak: http://www.edebiyathaberleri.com/haber/573/cok-satan-kitaplarin-sifresi-cozuldu.html

13 Mart 2015 Cuma

Haber...Erol Büyükburç ölü bulundu!

Erol Büyükburç ölü bulundu!



Müzik,pop müzik,

Ünlü sanatçı Erol Büyükburç 79 yaşında İstanbul'daki evinde hayatını kaybetti.


Pop müziğin kilometre taşlarından, "Türkiye'nin Elvis Presley"i olarak ünlenen Erol Büyükburç İstanbul Etiler'deki evinde ölü bulundu. 79 yaşında hayata veda eden Büyükburç'un kesin ölüm nedeninin, incelemelerin ve Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağı bildirildi.

KALP KRİZİ Mİ?

Büyükburç'un kalp rahatsızlığının ve kalbinde üç stentin takılı olduğu biliniyor. Bu bilgiye göre ünlü sanatçının ölüm nedeninin ilk olarak kalp krizi olabileceği düşünülüyor. (Bu bilgiler paylaşılırken menejerinden ölüm nedeninin kalp krizi olduğu açıklaması geldi)

CENAZESİNİ MENAJERİ BULDU 

Dün akşam arkadaşlarıyla birlikte yemek yiyen Erol Büyükburç evine gitti. Büyükburç bugün menajeriyle görüşmek için sözleşmişti. Telefonlara cevap vermeyince menajeri polisle birlikte Büyükburç'un evine gitti. Çilingir yardımıyla kapı açıldıktan sonra odanın ortasında Büyükburç'un cesediyle karşılaşıldı.  Eve gelen sağlık ekipleri, Erol Büyükburç'un hayatını kaybettiğini belirledi.

''YATAK ODASININ KAPISI DA KİLİTLİYDİ''

Erol Büyükburç'un evine çilingir ile giren apartman görevlisi Nurettin Bozdağ, “Yan apartmanın kapıcısı beni aradı. 'Erol Bey'in kapısını çalıyoruz ama kapıyı açmıyor. Tanıdığın çilingirci varsa çağıralım' dedi. Biz de çilingirle eve geldik. Erol Bey'in menajeri kapıyı kıralım içeri girelim deyince çilingir kapının göbeğini kırdı, içeri girdik. Yatak odasının kapısı da kilitliydi. Onu da çilingir yardımıyla açtık.

''TELEFONA UZANMIŞ AMA ULAŞAMAMIŞ''

Erol Bey yerde uzanmış halde yatıyordu. Menajeri, Erol Büyükburç'un telefona uzandığını ama ulaşamadığını söyledi.'
Türkiye Erol Büyük burç'u gerçek anlamda ilk pop star, Türk popunun Elvis Presley'i olarak bir döneme damgasını vuran ve ilginç kıyafetleriyle akıllardan çıkmayan usta sanatçı olarak tanıyor...
Erol Büyük burç kimdir?Erol Büyükburç , 22 Mart 1936 da Adana’da dünyaya geldi. Eğitimine babası Sufi Beyin bir Fransız şirketinde çalışmasından dolayı bulunduğu Halep’te Frere Maris’te başladı, daha sonra Adana Kemal Paşa İlkokulu’na devam etti. İstanbul’da Fatih Gelenbevi Ortaokulu’nu ve 1951 yılında başladığı Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Ardından İstanbul Belediyesi Konservatuvarına devam ederken “Alis Rosental’dan” şan dersleri aldı. İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisi Yüksek ticaretin üçüncü sınıfından ayrıldı. Daha lise yıllarında İstanbul’da kurduğu ilk grubuyla (Şevket Uğurluel, akordeon; Kanat Gür, gitar; Salim Ağırbaş, davul; Metin Ersoy ve Erol Büyükburç, solist) Florya plajında müzik yaptı.
İlk albümü Sevgi Çiçekleri 1975 yılında müzik marketlerinde yer aldı. 1981 yılnda ise yeni albümü Sen Varsın’ı çıkarttı. Bu albümündeki Sevemem şarkısı ile ün kazandı. Yenilikçi ve çok yönlü olan Erol Büyükburç, Türk pop müziğine getirdiği yeniliklerle anılıyor. Uzun yıllar Efsaneler Orkestrası ile çalıştı. 33 film, 20 fotoroman, 6 taş plak, 5 long play, 75 tane 45’lik, 9 kaset, 200’e yakın ödül, 1800 beste, yapıp sayısız gazino çalışması ve bir o kadar da turneye katıldı.
22 Temmuz 1999'da kızı Ajlan Büyükburç'u trafik kazasında kaybetti. 2001 yılında da eşi Emel Büyükburç'u karaciğer yetmezliği sonucu kaybetti.
Kaynak : Haber7

11 Mart 2015 Çarşamba

Güncel Edebiyat Haberlerimiz-Güncel-

2015 PEN Duygu Asena Ödülü Latife Tekin ile Gümüşlük Akademisi’ne törenle verildi


ödül,kitap,2015 PEN Duygu Asena Ödülü romancı Latife Tekin ve öncülüğünü yaptığı Gümüşlük Akademisi’ne törenle verildi.
Törende Zeynep Oral’ın açılış konuşması ve Haydar Ergülen’in Gümüşlük Akademisi’ne ilişkin konuşmasının ardından, Latife Tekin’e ödülünü Şair İnci Asena verdi.
PEN Yönetim Kurulu açıklamasında şöyle denildi:
“2015 PEN Duygu Asena Ödülü’nü,  özgün eserleri ile Türkiye ve dünya edebiyatında özel bir yeri olan değerli romancı Latife Tekin ve öncülüğünü yaptığı Gümüşlük Akademisi’ne sunduğumuzu açıklamaktan kıvanç duyuyoruz.”
İlki 2006’da İpek Çalışlar’ın “Latife Hanım” kitabına verilen PEN Duygu Asena Ödülü , 2014’te Mücella Yapıcı, 2013’te Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 2012’de  cezaevinde bulunan Büşra Ersanlı ve Ayşe Berktay, 2010’da ise Pınar Selek’e verilmişti.
Latife Tekin kimdir?
1957 yılında Kayseri’nin Bünyan kazasına bağlı Karacafenk köyünde doğdu. Dokuz yaşında ailesiyle İstanbul’a geldi. İlk kitabı Sevgili Arsız Ölüm 1983 yılında yayımlandı. Ardından Berci Kristin Çöp Masalları (1984), Gece Dersleri (1986), Buzdan Kılıçlar (1989) ve Aşk İşaretleri (1995) adlı romanları yayımlandı. Değişik üslubu ve yaklaşımıyla kendi kuşağındaki edebiyatçıların önde gelen isimlerinden biri olan Latife Tekin’in romanları İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Hollanda diline çevrildi. Tekin’in Gümüşlük Akademisi adlı küçük kitabı da Nisan Yayınları’ndan (1997) çıktı.
edebiyathaber.net (9 Mart 2015)
Kaynak: http://www.edebiyathaber.net/2015-pen-duygu-asena-odulu-latife-tekin-ile-gumusluk-akademisine-torenle-verildi/#sthash.5onuwb0f.dpuf

8 Mart 2015 Pazar

Edebiyat Haberleri Güncel-2-

2015 Necati Cumalı Öykü Ödülü Ercan y Yılmaz’ın

FavoriteOkuma listeme ekle
Edebiyat,öykü,yarışma,necati cumali,Urla Belediyesi ile Cumalı-Seferis Gökyüzü Kültür ve Sanat Derneği işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen Necati Cumalı Edebiyat Ödülü’nün kazananı belli oldu. Öykü dalındaki ödülün sahibi “On Üç Sıfır Sıfır” kitabı ile Ercan y Yılmaz oldu.
Yazın hayatına katkıda bulunmak, genç yazarları teşvik etmek ve desteklemek amacı ile düzenlenen Necati Cumalı Edebiyat Ödülü töreni, 12 Ocak 2015’te Urla Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Seçici Kurul listesini Nursel Duruel, Firuzan, Semih Gümüş, Hasan Özkılıç, Özcan Karabulut’un oluşturduğu ödülün miktarı 10 bin lira olarak belirlendi.
İlki Ocak 2014’te şiir dalında verilen ödül, Ocak 2015’te öykü; izleyen yıllarda ise dönüşümlü olarak roman ve oyun dallarında sunulacak.
edebiyathaber.net (2 Ocak 2015)
-Kaynak: http://www.edebiyathaber.net/2015-necati-cumali-oyku-odulu-ercan-y-yilmazin/#sthash.WicJIDVJ.dpuf

7 Mart 2015 Cumartesi

Edebiyat haberleri güncel...

“Karadeniz Kitabı: Yağmurlar Ülkesinde Çocuk Olmak” çıktı


karadeniz kitabı,edebiyat,62 yazarın çocukluk anılarının yer aldığı “Karadeniz Kitabı” Yitik Ülke Yayınları tarafından yayımlandı.
Bu kitapta Karadeniz’in aydınlık, dirençli yüzünü 1940’lardan günümüze kadar değişik zaman aralıklarında bu coğrafyada çocukluğunu geçirmiş insanların anılarından okuyacaksınız. Bu hatıralar sadece geçmişe doğru söz almıyor, şimdiki zamanın hangi kökler üzerine yükseldiğini ve geleceğe nasıl bir yük taşıdığını bölgenin folklorik değerleri üzerinden de görünür kılıyor. Karadeniz Kitabı’nda yeşille mavinin, yani yağmurun çocuklarının, kardeşlik duygusunu kaybetmeden geçmişten bugüne omuz omuza yürüyüşüne ve yoksulluğun bir gelin gibi süslenip oyuna dönüştürülüşüne de tanık olacaksınız.
Kitapta yazılarıyla yer alanlar: A. Adnan Azar, Adil Salih, Ahmet Özer, Ahmet Tula, Alaattin Çam, Alper Taş, Arif Yaşar, Arzu Alkan Ateş, Attila Aşut, Avni Ertaş, Ayhan Genç, Bekir Gerçek, Cafer Hergünsel, Cemile Küçükçavuş, Cevdet Çepni, Çiğdem Sezer, Emirhan Oğuz, Ensar Sargın, Faruk Aksoy, Fatma N., Gökhan Akçiçek, Gülseli İnal, Habibe Ayvacı, Habip Demircan, Hasan Hüseyin Hekim, Hasan Seçkin, Hatice Boncukçu, Hayati Baki, Hayrettin Geçkin, Hüseyin Akın, Hüseyin Alemdar, İhsan Topçu, İlyas Tunç, İrfan Yıldız, İsmail Hakkı Demircioğlu, Kadriye Müftüoğlu, Kenan Sarıalioğlu, Levent Turhan Gümüş, Mehmet Kuvvet, Mehmet Yazıcı, Murat Karacan, Mustafa Akar, Mustafa Ruhi Şirin, Nuray Erçağan, Osman Canik, Osman Çakmakçı, Osman Hökelek, Önder Aydın, Öner Ciravoğlu, Refik Baskın, Rıza Ömür, Ruhan Odabaş, Semih Poroy, Seyfullah Çiçek, Sezai Sarıoğlu, Şener Aksu, Şeref Bilsel, Tuncer Yığcı, Tülay Kızılhan, Veysel Çolak, Yaşar Bedri, Yılmaz Arslan.
edebiyathaber.net (5 Mart 2015)nak:
Kaynak:http://www.edebiyathaber.net/karadeniz-kitabi-yagmurlar-ulkesinde-cocuk-olmak-cikti/#sthash.TlFoDnsV.dpuf

3 Mart 2015 Salı

Söyle

              



Çok uzaklarda bakma bana yaklaş yanıma
Zor dağları dolandırma düz yollarda kendini sevdir
Koş kollarıma sarıl bana yaklaş can ol canıma
Söyle bu kaçışının anlamsız sebebi nedir

Rahmanın merhametinden sanki haberin yoktur
Candan sevenlerin gönlünde gülüşmeler çoktur
Merhametli gönlün nefretle hiç işi yoktur
Söyle bu kaçışının anlamsız sebebi nedir

Kul Mehmet’im karanlıkta gün yüzüne çıksın gönlün
Kabe ile doğruluk yoluna doğru dönsün yönün
Gönlün kirletme karartma sonra görmezsin önün
Söyle bu kaçışının anlamsız sebebi nedir

Mehmet Aluç

Medya yazarları seçkilerim

                                            Fitnecilerin vurduğu yerde 'Gül' bitmez







Hira bir tane ikra hepimize..
Kalbine sinek düşüren insanlarla görüşme evlat, muhabbeti bitirirler sana da o sineği avlamak düşer. Ve yine o kalbe kat kat insan giyinsen de adamlığın olmadığı yerde üşüyeceksin. Gündeme bakıyorum, nar gibi bir baba, kızından sonra dağılan. Bu saatten sonra Özgecan’ın babasına ne yaşını ne saati sorabilirsin sadece Gözyaşın kaç? Baba, tezgahta kızının sevdiği üzümü seçip tane tane sevinendir. Baba, kızının gözyaşı geçiren saati gibidir derdiyle ıslanır ama her zaman doğruyu gösterir.
Baba, kızına lapa lapa yağandır ama üşütmez. Babanı biriktir biriktir biriktir ama asla harcama. Amacım baba aforizmaları uçurup, yazıyı romantik dolguya yem etmek değil, amacım acıdan dağılsa da, yatağına sessiz sessiz  akan gözyaşı ırmağı bir babanın yüceliğine matuf, birleştirmek istediği parçalanmışlığımız. Vakarında hafif kalışımız. Bu baba, fukarası olduğumuz şeylerin zengini. İnsanlığın adamlığın kemikleri sayılırken, kefenlenmiş vicdanımıza da toprak attı o gün. Bazı fitnecilerin silecekleri o kadar iyi çalışıyor ki tükürmeye yetişemiyoruz o hesap.
 Taşıdığımız cüsse, kalp diye taşıdığımız çamurluk o babanın yüzüne, naifliğine benzemedikçe Allah ilahi adaletini kuruşu kuruşuna bedenlerimize sayacak. Bugün karşı kıyıyla işim yok. Bugün kendi kıyımızda ayetlerin sağırı, fitnenin zengini adamlara sözüm. Bugün din kardeşiyle uzaktan akraba bile olamayacak maval sayacı İslamcılara sözüm. Bugün ellerindeki fiskeyi kendi kardeşine atıp gül bitmesini umut eden hasadından emin hasetçilere sözüm. Camia diyoruz, lakin bu camiada herkes kuyuya atacağı adamın paçasında bekçi.
Demek ki Musa’nın asası bizi nefsimizden ayırmaya yetmemiş, demek ki kuyularda kaybolan Yusuf’ların ıslıkçı umarsızı olmuşuz. Nerde rant orda bereket diyen adamların cepleri önünde düğme ilikleyen kalbi salyalı adamlardan olmuşuz. Ne davası ya? Davaymış. Davayı cüzdan obezliği zanneden işgüzar birkaç gazetecinin, imitasyon adamların konforlu basamakları yapacak kadar da sefil olmuşuz. Daha önce de yazmıştım, evet paralel hatlarını ayetlere, Müslümanın mahremine çeken bir örgüt var. Bunun aşikarlığı da bizi şımarttı farkında mısınız? Öyle ki kendi kardeşini sırf rantına, süt liman makamına engel gördüğü için haybeden paralel yaftası yapıştıracak kadar şımardık. Şeytanın amatör taktiklerini alma da hevesli, profesyonel Müslüman olmada üşengeciz. Hepsi bu. Zulüm ediyorlar farkında mısınız? Davanla, alakası olmayan adamları koltukla, makamla, köşeyle sıvazlamak , alınterine çamur değdirmemişlere haksızlık değil de nedir? Asla yalnız yürümeyeceksin kabul. Lakin seni yalnızlaştırmak için fitne kalabalığına selam çakan, İslamcı görünümlü modifiye kovboylara ne diyeceksiniz? Önce kendi eteğimizdeki taşları dökmeyelim bir zahmet o taşları kıralım kıralım ki vefaya, iyi niyete, aynı yolda yürümeye isabet olmasınlar. Bunları niye yazıyorum. Hemen arşiv yüzücülüğüne soyunayım. İnternet sitelerinde gezinirken bir yazıya rastladım yazının başlığı şöyle “ Huber köşkü neden boşaltılmıyor” işte yazının başından beri kanımıza karışan hadsizlik rezervasyonuna bağlayacağım nokta bu. Malum yazar soruyor bunu.
 Kimse de çıkıp demiyor ki sen kimsin? Kimse de çıkıp demiyor ki zamanında uçağına binmek için türlü takla rötarları yaptığınız , köşkün kapısından girmek için yağ bağladığınız bir dava adamına bunu ne hakla yazıyorsunuz demiyor? Beni bilen bilir, ne siyaset malzemesinde ana menü oldum, ne de nabza göre şerbetçi. Bir haksızlık varsa, ve o haksızlığın kılıcı Gülünden, goncasına kimi budamaya kalkarsa orada kalkan olurum. Davanın kurucuları arasında dimdik duran, elini taşın altında eskitmiş, iki yoldaşın niye çıkmaz sokağı olmaya çalışıyorsunuz? Ayrıca boşalt deme hakkı nerden geliyor? Siz cüzdanlarınızı boşaltmaya hazır mısınız?
 Kim ne derse desin kimse de kusura bakmasın, bu dava öyle şişirilmiş, üflediler söndüm repertuarına gark edilecek dava değil. Siyasetin bittiği yerde vefa başlar. Kaleminiz biz gibi görünüp, kalbiniz detone olacaksa aradan çekilin. Ve yine kimse kusura bakmasın, kadim davanın ilkelerine ram olmuş, yıllarca koltuğun adam ettiklerinden değil o koltukta adamca siyaset yapmış bir adama bir değil bin Huber, feda olsun diyeceğinize işgüzarlık edip şımarıkça kalemini beline koyup mahalle cazgırlığına soyunmanın adı gazetecilik değil fitne hesabına girmektir.
Diyeceğim şudur ki Fitnecilerin vurduğu yerde ne gül biter ne de gonca.Kusura bakmayın da siz ve sizin gibiler kürek sallarken, deniz çoktan geçilmiş kıyıya çoktan bayrak dikilmişti. Eyvallah.
Esra Elönü elonue@gmail.com Haber 7 Twitter:@elonue
Kaynak: http://www.haber7.com/yazarlar/feridenin-gunlugu/1300841-fitnecilerin-vurdugu-yerde-gul-bitmez


28 Şubat 2015 Cumartesi

Usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti...

Usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti...

Usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti...

Usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti...


Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti.
Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören usta yazar Yaşar Kemal yaşamını yitirdi. Yaşar Kemal, akciğer enfeksiyonu ve kalp ritim bozukluğu sebebiyle 14 Ocak'ta İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine getirilmişti.


Kaynak:http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat...emal-hayatini-kaybetti

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

26 Şubat 2015 Perşembe

Güncel-Haberler-

Afganistan'daki şehit ateşi Samsun'a düştü



Afganistan'ın başkenti Kabil'de bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında şehit olan 38 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Adem Şengül'ün Samsun'daki baba evine ateş düştü. Oğlunun acı haberiyle yıkılan baba, "Oğlum kimseye zarar vermeyecek, dört dörtlük bir insandı. Allah mekanını cennet etsin" dedi.


Afganistan'ın başkenti Kabil'de Büyükelçi İsmail Aramaz'ı almak üzere Türk Görev Kuvvet Komutanlığı'ndan Türk Büyükelçiliği’ne giderken Taliban tarafından bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda Piyade Uzman Çavuş Adem Şengül şehit oldu.
Aslen Amasya'nın Gümüşhacıköy nüfusuna kayıtlı olan şehidin Samsun’un İlkadım ilçesi Adalet Mahallesi'nde yaşayan 79 yaşındaki babası Hüseyin ve 63 yaşındaki annesi Döndü Şengül'e acı haber askeri personeller tarafından verildi.
Kaynak:http://www.yenisafak.com.tr/gundem/afganistandaki-sehit-atesi-samsuna-dustu-2088628

21 Ocak 2015 Çarşamba

Gölgesiz Duvarların Ardında




Gölgesiz Duvarların Ardında

İsmin yar dudaklarım yakar da yavaş yavaş
Hasretle aklıma sen gelince başlar savaş
Yüreğim gurbet ilde ararım bir lokma aş
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Kalabalıktan kopup gelen yarın omzumda
Gözlerim yanar ağlar sensiz bitap durumda
Peşindeyim kendimden haberim yok yollarda
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Seni sevdim gölgesiz duvarların ardında
Gel yeter gezdiğimiz sokakta bayramlarda
Gönlüm bak damla damla yürür uçurumlarda
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Kul Mehmet’im yitirdim yitik hülyalarımız
Bak sessiz bomboş Arnavut kaldırımlarımız
Ömrümüz aşkla koksun koşsun adımlarımız
Mutlulukla yar dur sen dudağım kenarında

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

28 Şubat 2014 Cuma

Fikir sancısı çeken kalmamış


İnsanlarda fikir sancısı yok olmuş
Fikir sancısı çeken kalmamış
Fikirlerde ateş dillerde ateş ağlatış
Hayaller sönük bu ne biçim alçalış
Hiç olmadığı kadar biz değiliz nedir bu kör anlayış
Ateşlerin dumanında fikirlerle kör yakış
Fikir sancısı çeken kalmamış
Kimsenin öleceğinden haberi yok
Nedir böylesin fikirsiz haykırış
Engine sığmayan fikrimizle dünyanın dilinde
Tarihteki duruşundan bahsetmek isterdim
Malum herkesin biliyor
Az duralımda fikir sancısı çekelim zaman boşa geçiyor
Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç