Bu Blogda Ara

garip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
garip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2016 Perşembe

Rahman Perişan Halimize Tabip


rahman tabip ile ilgili görsel sonucu

Perişan halime neylesin tabip
Ben garip dünyam ben gibi garip
Rahman sensin perişan halime tabip
Beni bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayayım garip

Bendemi var bir acayiplik
Yaşadığım dünya gelmez cazip
İnsanlar zulme olmaz galip
İnsan gönlüne kimse değil ki talip
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

İmandır bu gönlün nişanı
İmanla doldurmalı zamanı anı
Haramdır kul alamaz insan canı
Boşa akıtılmaz insan kanı
İnsandır olmalı gönüllerin sultanı
Hak yolda kesmeli kurbanı
Kul olarak bilmeli Rahmanı
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip


Zulüm servis edilir derler işte nasip
Bu olmaz ki nasip olmaz namünasip
Rahman verirse olur kula nasip
Kim der bu prensip kime göre prensip
Bak etrafına neler kula gelir cazip
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

Kul kula vermez yakışmaz gam
Kırılır bu gönül sanki bir cam
İnsan insan olmalı adam gibi adam
İnsan bakışında gönlünde olmalı anlam
Bu dünyada gelip geçicidir makam
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

Kulun Rahmandan gelir neden kesilir kısmeti
Neden kan nefret kokar insanın her niyeti
İnsana yakışır mı insana çektirilen zahmeti
Rahmanın herkesedir verdiği Rahmeti
Hep birlikte yaşayacağız ya kıyameti
Neden öyleyse bu ayırım var mı açıklayan
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

Hak yolunda yürümeyen ömründe canında olur
Hak yolunda yürüyen pek handan candan olur
İnsan gönlü yıkan ömrü nalan olur
Kazan kazan harcama geriye ne kalan olur
Ahirette giderken kazancın ne olur
Arayan aradığını elbet bulur
Aramayan nefis şeytana kul olur
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

Yar gamzesi cennet bahçesi
Budur ömrün aşığın neşesi
İster âşık yârin gülümsemesi
Aşk canı elbet eder can
Can içinde cana koşan can
Aşk ile duyulandır heyecan
Gel yârin gönlünde gülleri dermeye
Yârin gönlündeki seni gel görmeye
Aşksız kul yürü acep nereye
Düşer uçuruma elbet dereye
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip

Ömür defteri nurla dolsun kirlenmesin
Hak yolunda yürü seni nefretle görmesin
Sev gönülleri gönüller seninle harelenmesin
Gönül gamla pare pare bölünmesin
Bu dünyada kul hiç mi gülmesin
Nedir bu zulüm yıkmaya kimsemi gelmesin
Hakka bunu açıklayamayız insanlar ölmesin
İnsan garip gönül dünya garip
Rahman perişan halimize tabip
Bizi bırakma bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayalım garip


 İnsan insan gönlüne olmalı talip
Nefsi şeytanı yenerek olmalı galip
Ne insan ne gönül kalmasın garip
Rahman her derde derman odur tabip
İnsan adam kul olursan her derdine olur deva
Çekmez kimse bu dünyada cefa
Gönülden sev sen sür sefa
İnsan olmaz garip gönül dünya olmaz garip
Rahman her halimize tabip
Bizi bırakmazsın bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayız garip

Kul Mehmet’im sözüm ortayadır kendimedir
Alan varsa alsın ne güzel dileklerdir
Var gel insanlığın elinden tut ömür bitmektedir
Bu güzel günler nefretle geçmektedir
Gönül gönlü okur işte bu güzelliktir
Gönülden sev sen sür sefa
İnsan olmaz garip gönül dünya olmaz garip
Rahman her halimize tabip
Bizi bırakmazsın bu dünya ilinde garip
Ahiret ilinden de kalmayız garip

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

3 Nisan 2016 Pazar

Gör Olup Biteni

 


Yakarsa dünyayı
Gariplerin ahı yakar
Suçsuzum diyen
Sahip çıkmayan da
Beraber yanar
Beşer zalime ne diye kanar
Doğru yaptığını mı sanır
Ne diye peşinde koşar
Koşmazsa da ne diye
Yakarsın diye sormaz bakar
Ölümün sofrasını neden kurunca
Kurma demez
Bedava diye neden oturur sofrada bağdaş kurar
Dokunmaz yara merhem gibi, kaçar
Virüs bulaşır diye mi korkar beşer
Ne diye mezar kazar ölmemiş olana bakar
Elinde neden keserle gezer
Vursana zalimin başına o zalime zaten yeter
Bu zulümde biter neden gülüp de geçer beşer
Neden beşer doğru olmayanı seçer
Gözlerin önü puslu
Neden göz olmaz susar uslu uslu
Muallakta durur gezer çok mu namuslu
Arkasında var mı yoksa binlerce nüfuslu
Ölmeyecekler mi onlarda bir bir uslu uslu
Ey düz yolda giderken yolunu değiştirmeye çalışan dik yokuşlu
Baksana garip sallanır askıda
Çiçek değil ki o yetişsin saksıda
İnsandır o bak görsene bir bakışta
Ya çekil aradan zalime destek verir gibi durma oracıkta
Ya da def ol git kendi cehennemine yok olmadan şuracıkta
Çare değilsen ne sorarsın garibin halini
Sen misin bu âlemin en çok bileni
Zalim ile gezeni
Zalim yıkar iken görmeyeni
Hep ezenle ezileni görmeyen sezmeyeni
Bak görsene ey beşer haini
Sanma sakın o dünya zengini
Şeytanın odur dengi
Ona doğru sürme sen gemini
Gör olup biteni
Bir söz çıksın dilinde
Ya da yaksın dilindeki o sözcük zalimi
Tesellide kendini çaresizliğe sürüme gör halini
Gariplerin yaraları sızlıyor
Seni yolda kim tutuyor
Unutulmuşluk kapısında çadır kurduğun yeter
Baksana haller zaten beter
Bu hayat böyle nasıl devam eder
İyilerle ol zaten bu hayat biter
İyiliklerle olanın gönlünde güller açar mezarında bülbüller öter
Bir an ölüm gelip öpecek alnında
Temiz olmasına dikkat et
Yoksa iki yakanda sürükler
Cehennemde sonsuz bir hayata yanmak için sürükler
Gözlerinin aydınlık perdesini aç
Bırak içeriye gülümseten
Isıtan
Saran güneş girsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


9 Aralık 2015 Çarşamba

Sevginin Dili




Kırk bin kapıya varır sevginin güzel dili 
Eğer bilir isen sen bunun nur kıymetini 
Kine bulaştırırsan sevginin nur dilini 
Nefretle uzatma sen ne olursun elini 
Ne kadar koşarsan koş sonun hüsran olacak 

Garibin başına hep sanma yazın yağar kar 
Seninde başına kar yağar olur dünyan dar 
Bu dünyada yarın ne olacağı bilinmez 
Kine bulaştırırsan sevginin nur dilini 
Ne kadar koşarsan koş sonun hüsran olacak 

Merhametli olursan heyben sevap dolacak 
Nefretinle gezersen heyben günah dolacak 
Bu dünya ne sana ne bana sanma kalacak 
Herkes ne kazanırsa onla mezar dolacak 
Ne kadar koşarsan koş sonun hüsran olacak 

Her zaman bu hayatın gitmez düze akışı 
Gönül'e güzel olsun bu gönlünün bakışı 
Haydi, durma sevgiyle ör gönül'e nakışı 
Ah birde gönülde aşkla olursa bakışı 
Hep koşarsın cennete hep koşarsın sevgiye 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet- 



Not: Elif Keskin Karabulut Kardeşimin-NAKIŞ-Şiirinde 

ilham alınarak yazılmıştır. 

7 Ekim 2015 Çarşamba

Bülbüller Öter.



Açan gülde koku olmazsa bülbül öter mi?
Açmazsa gönülde gonca gül ömür biter mi?
Aşk ile sevilmez ise sözlerde yeter mi?
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Âşığa nazlı sevdiğinin gülüşü yeter
Âşık olmayana dünya cehennemden beter
Âşık olmayanda acep hangi yoldan gider
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile sevenler bilir aşkta yoktur hata
Bin derdin içine cennetten güzellik kata
Âşık ister gece gündüz yâri ile yata
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile bağladım bende bu garip başımı
Aşk ile akıttım tatlı akan gözyaşımı
Aşk ile çaldım ben dertli bu gönül sazımı
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile seven gönüller birbirini çeker
Aşkla seven gönüller cümle âlemi gezer
Âşık olan gönül bahçesine güller eker
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşığın düşerde ateş gönül ocağına
Âşık ister sevdiği otursun kucağına
Olmaz olasıca ayrılık düşer bağrına
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Aşk ile sevmeyenler diyar illere gitsin
Aşk ile sevenler şöyle bir rahata ersin
Aşk ile sevelim cümle gönüller gülsün
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Âşık sevdiği uzakta olsa candan sever
Sevdiği için diyar gurbet iller gezer
Hasret ile yandıkça sanma canından bezer
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter

Kul Mehmet’im söyle sen biz aşksız ne edelim
Aşkın çağladığı yere mi çekip gidelim
Aşk diyarı bulunmazsa aşksız mı ölelim
Aşkla açan çiçek başında bülbüller öter
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ahmet Yesevi Üstat ile Hasbihal



Bismillah la başlayarak hikmet söyleyip
Taliplere inci, cevher saçtım işte.
Riyazeti katı çekip, kanlar yutup
Ben defter-i sâni sözünü açtım işte.
Sözü didar isteyen herkes için söyleyip,
Canı cana bağlayarak damarları ekleyip,
Garip, fakir, yetimlerin gönlünü avlayıp
Gönlü bütün kimselerden geçtim işte.
Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen;
Öyle mazlum yolda kalsa, hem dem ol sen;
Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen;



Bismillah deyip Üstadım hikmetini okumaya başladım
Saçtığın inci cevher bilgileri aldık üstadım
Nefsin isteklerini kırdın sen üstadım
Biz hala peşinde koşuyor üstadım
Yaradan sözü ile açtın defteri başladık okumaya
Yüzümüz çevirdik Rahmana
Sen canı can bağladın geldin
Şimdilerde candaki bağlar kırıldı üstadım
Gönül dersen yıktık geçtik
Merhem yerine sanki zehir olduk aktık
Mazlum yanına hiç yaklaşmadık uzaklaştık
Yolda kalana yüzümüz çevirdik
Mahşer gününü unuttuk ÜSTADIM

Ümmet olsan, gariplere tâbi ol sen;
Ayet, hadis her kim dese, sâmi ol sen;
Rızık, nasip her ne verse, kani ol sen;
Kani olup şevk şarabını içtim işte.
Medine ye Resul varıp oldu garip;
Gariplikte mihnet çekip oldu habip;
Cefa çekip Yaradan a oldu karîp
Garip olup engellerden aştım işte.
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Aşk kapısını Mevlâ’m açınca bana erdi;
Toprak kılıp Hazır ol! Diyip boynumu eğdi;


Ümmet olamadık hep dağıldık
Ayet hadisleri unuttuk
Rızık veren Rahman unuttuk işten duyan olamadık üstadım
Rızık nasip sadece kendimize olsun dedik
Fakir fukarayı unuttuk
Kani olup şevk şarabını içemedik üstadım
Medine varan Resul peşinde gidemedik
Gariplerin halini bilemedik
Resul çekti cefa biz süreriz sefa
Hakkı ile Rahmana kul olamadık üstadım
Uyanık tilki olup gönülleri yaktık
Nur Peygamber gibi garip gönül aramadık
Zalim zulüm yapar ses çıkaramadık
Evimizde divana kurulduk oturduk seyrettik Üstat

Parçalayıp aziz canın eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile kıl sen ihsan;
Hak tan işitip bu sözleri dedim işte.
Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Razı olur o bendeden Perverdigâr.
Ey habersiz, sen ver sebep, kendisi korur;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim işte.
Yedi yaşta Arslan Bâb a selâm verdim;
Hak Mustafa emanetini lütfedin dedim;
Hem o vakit bin bir zikrini tamam ettim;
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim işte.
Hurma verip, başımı okşayıp nazar kıldı;

Canımız çok kıymetli saydık hep yattık
Yiyecek bulduk şükretmedik bilmedik ihsan
Hak sözüne kapattık kulağımızı
Garip fakir gönlünü sormadık Üstat
Rahman razı olacağının peşinden koşamadık
Nur Muhammed öğüdünü tutmadık
Yalan yere yemin ettik utanmadık

Yağmur gibi melâmetin oku değdi;
Tamren alıp yürek, bağrımı deştim işte.
Gönlüm katı, dilim acı, kendim zalim;
Kur’ân okuyup amel kılmaz sahte âlim;
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Hak tan korkup ateşe girmeden piştim işte.
Altmış üçe yaşım yetti, geçtim gafil;
Hak emrini muhkem tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz, kaza kılıp oldum kâhil
Kötüyü izleyip iyilerden geçtim işte.
Vah ne yazık, sevgi kadehinden içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden,
Suç ve isyan düğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verende şaştım işte.
İmanıma çengel vurup gamlı kıldı;
Pîr-i muğan Hazır ol! Diyip afyon saçtı;


Kınamanın oku size yağdı imanınız yüzünden
Bize kınamıyorlar gönlümüz boş gülüp geçiyorlar
Ucu sivri ok ile bağrınız deldiniz zehirleri akıttınız
Biz hala yutarız zehri şerbet içtik deriz utanmadan
Siz şeytanı eylediniz galip
Biz şeytanla olduk yaren
Gönül kırmadım gönlü kırıklardan da kaçtım işte sizin gibi şimdi ben
Nerde görsen gönlü kırık, merhem oldum elimden geldiğince ben
Öyle mazlum yolda kaldı ise, yoldaşı oldum bildiğimce söylediğinizce
Mahşer günü Kuran ile Resul ile olmak için taşıdım yüreğimde yakın olmak için bildiğimce
Benlik çirkinliğinde işte şimdi kaçtım okuduğum anladığımca şimdi ben

Aşk kapısını Mevla’m açınca bana değdi dediniz,
bizde kabul ettik ama yanamadık
Toprak eyleyip “Hazır ol!” deyip boynumu eğdim dediniz
bizde secde eğdik boyun ulaşamadık yolda kalanlara sizler gibi,
kaldık yolda olduk sanki koyun
Yağmur gibi melâmetin(kötülük) oku değdi dediniz,
uzak kaldık önüne geçemedik üzüldük
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte dediniz,
Gönlünüm katı, dilim acı, özüm zalim değildi dediniz,
biliriz Allah Kuran Resul aşkınızı
Kur’an okuyup amel kılmıyor sahte âlim dediniz güzeldi
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
dediniz gönülden verdiniz özeldi
Lakin bizler kasalarda saklıyoruz yok etmesi için bizleri
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte dediniz,
Gönüller de gezdiniz
Bizler karşı komşudan habersiz yaşıyoruz biz habersiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç