22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ahmet Yesevi Üstat ile Hasbihal



Bismillah la başlayarak hikmet söyleyip
Taliplere inci, cevher saçtım işte.
Riyazeti katı çekip, kanlar yutup
Ben defter-i sâni sözünü açtım işte.
Sözü didar isteyen herkes için söyleyip,
Canı cana bağlayarak damarları ekleyip,
Garip, fakir, yetimlerin gönlünü avlayıp
Gönlü bütün kimselerden geçtim işte.
Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen;
Öyle mazlum yolda kalsa, hem dem ol sen;
Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen;



Bismillah deyip Üstadım hikmetini okumaya başladım
Saçtığın inci cevher bilgileri aldık üstadım
Nefsin isteklerini kırdın sen üstadım
Biz hala peşinde koşuyor üstadım
Yaradan sözü ile açtın defteri başladık okumaya
Yüzümüz çevirdik Rahmana
Sen canı can bağladın geldin
Şimdilerde candaki bağlar kırıldı üstadım
Gönül dersen yıktık geçtik
Merhem yerine sanki zehir olduk aktık
Mazlum yanına hiç yaklaşmadık uzaklaştık
Yolda kalana yüzümüz çevirdik
Mahşer gününü unuttuk ÜSTADIM

Ümmet olsan, gariplere tâbi ol sen;
Ayet, hadis her kim dese, sâmi ol sen;
Rızık, nasip her ne verse, kani ol sen;
Kani olup şevk şarabını içtim işte.
Medine ye Resul varıp oldu garip;
Gariplikte mihnet çekip oldu habip;
Cefa çekip Yaradan a oldu karîp
Garip olup engellerden aştım işte.
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Aşk kapısını Mevlâ’m açınca bana erdi;
Toprak kılıp Hazır ol! Diyip boynumu eğdi;


Ümmet olamadık hep dağıldık
Ayet hadisleri unuttuk
Rızık veren Rahman unuttuk işten duyan olamadık üstadım
Rızık nasip sadece kendimize olsun dedik
Fakir fukarayı unuttuk
Kani olup şevk şarabını içemedik üstadım
Medine varan Resul peşinde gidemedik
Gariplerin halini bilemedik
Resul çekti cefa biz süreriz sefa
Hakkı ile Rahmana kul olamadık üstadım
Uyanık tilki olup gönülleri yaktık
Nur Peygamber gibi garip gönül aramadık
Zalim zulüm yapar ses çıkaramadık
Evimizde divana kurulduk oturduk seyrettik Üstat

Parçalayıp aziz canın eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile kıl sen ihsan;
Hak tan işitip bu sözleri dedim işte.
Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Razı olur o bendeden Perverdigâr.
Ey habersiz, sen ver sebep, kendisi korur;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim işte.
Yedi yaşta Arslan Bâb a selâm verdim;
Hak Mustafa emanetini lütfedin dedim;
Hem o vakit bin bir zikrini tamam ettim;
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim işte.
Hurma verip, başımı okşayıp nazar kıldı;

Canımız çok kıymetli saydık hep yattık
Yiyecek bulduk şükretmedik bilmedik ihsan
Hak sözüne kapattık kulağımızı
Garip fakir gönlünü sormadık Üstat
Rahman razı olacağının peşinden koşamadık
Nur Muhammed öğüdünü tutmadık
Yalan yere yemin ettik utanmadık

Yağmur gibi melâmetin oku değdi;
Tamren alıp yürek, bağrımı deştim işte.
Gönlüm katı, dilim acı, kendim zalim;
Kur’ân okuyup amel kılmaz sahte âlim;
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Hak tan korkup ateşe girmeden piştim işte.
Altmış üçe yaşım yetti, geçtim gafil;
Hak emrini muhkem tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz, kaza kılıp oldum kâhil
Kötüyü izleyip iyilerden geçtim işte.
Vah ne yazık, sevgi kadehinden içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden,
Suç ve isyan düğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verende şaştım işte.
İmanıma çengel vurup gamlı kıldı;
Pîr-i muğan Hazır ol! Diyip afyon saçtı;


Kınamanın oku size yağdı imanınız yüzünden
Bize kınamıyorlar gönlümüz boş gülüp geçiyorlar
Ucu sivri ok ile bağrınız deldiniz zehirleri akıttınız
Biz hala yutarız zehri şerbet içtik deriz utanmadan
Siz şeytanı eylediniz galip
Biz şeytanla olduk yaren
Gönül kırmadım gönlü kırıklardan da kaçtım işte sizin gibi şimdi ben
Nerde görsen gönlü kırık, merhem oldum elimden geldiğince ben
Öyle mazlum yolda kaldı ise, yoldaşı oldum bildiğimce söylediğinizce
Mahşer günü Kuran ile Resul ile olmak için taşıdım yüreğimde yakın olmak için bildiğimce
Benlik çirkinliğinde işte şimdi kaçtım okuduğum anladığımca şimdi ben

Aşk kapısını Mevla’m açınca bana değdi dediniz,
bizde kabul ettik ama yanamadık
Toprak eyleyip “Hazır ol!” deyip boynumu eğdim dediniz
bizde secde eğdik boyun ulaşamadık yolda kalanlara sizler gibi,
kaldık yolda olduk sanki koyun
Yağmur gibi melâmetin(kötülük) oku değdi dediniz,
uzak kaldık önüne geçemedik üzüldük
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte dediniz,
Gönlünüm katı, dilim acı, özüm zalim değildi dediniz,
biliriz Allah Kuran Resul aşkınızı
Kur’an okuyup amel kılmıyor sahte âlim dediniz güzeldi
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
dediniz gönülden verdiniz özeldi
Lakin bizler kasalarda saklıyoruz yok etmesi için bizleri
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte dediniz,
Gönüller de gezdiniz
Bizler karşı komşudan habersiz yaşıyoruz biz habersiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...