Bu Blogda Ara

Bölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2016 Çarşamba

Karşılıklı Gönül Muhabbeti, Değişim Serüveni.3 Bölüm




-Sözleri kum saati gibi üst üste döküyorsun sende anlamıyorsun. Bu karmaşık duygularından kurtulmalısın.
-Şimdi sen kendimi gereksiz söz ve düşüncelerle öldürdüğümü söylüyorsun?
-Evet, ha şunu bileydim. Her zaman açık bir pencere vardır, yeter ki sen güzelliklere bakmayı dene. Sahte mutsuzlukları giydirme güzel olan sözlerin üstüne. Ayakların hep acılarına takıldıkça düşüyorsun, acıyor bedenin ruhun göremiyorsun. Harf harf işle aşkı sevgiyi gönlüne, sadece kendi mutluluğunu düşünme, başkalarını da mutlu etmeyi düşün ve o mutlu insanı gördükçe sende mutlu olacaksın.
-Çok derinden konuştun, aklım fikrim karıştı, az şu ilerideki kafeterya da az oturalım, sindirerek düşünmeliyim! Ayakuçlarıma basarken şimdi sanki gönlümdeki acılarıma basıyorum!
-Gönlüne ait olmayan gereksiz sözleri taş olarak taşırsan elbette ki acı ıstırap verir sana.
-Kuzum siz şarkılardaki eksik olan notayı tamamlayan bestekâr gibisiniz.
Teşekkürler ederim bu güzel sözleriniz için.
-Satırlara sığmayan sözleri gönlüme sığdırmaya çalışmanız çok hoşuma gitti. İnsan seninle çok güzel düşler kurar yarınları için.
-İzin verirseniz gönlünüze girmeyi bunu da beraber göreceğiz.
-Hımm… Buna da hazırsınız demek?
-Neden olmasın sevmek sevilmek çok mu kötü sizce?
-Şey tabi neden olmasın, şimdiye kadar aklıma hiç gelmedi de ondan garipsedim…
-Şimdiye kadar gönlünüzü bu âleme sığdıramadığınız belli, ama bu küçücük gönlüme sığdırabilirsiniz ve de çok mutlu olabilirsiniz. Artık her düştüğünüzde gönlünüz kanamaz, çünkü tam düşerken her an sizi yakalayan birisinin varlığı sizi her an düşmekten kurtaracaktır.
-Bak bu ilginç, garsona iki kahve söyleyelim, kahvemizi içerken az mola verelim, ben az düşüneyim aklıma gönlüme kabul ettireyim, ondan sonra devam ederiz.
-Tamam, siz nasıl arzu ederseniz ama ayaklarına dolandığımı mı düşünüyorsanız, hemen gitmeye de hazırım.
-Lütfen öyle düşünmeyin, beni kırıyorsunuz lütfen, öyle söylemek istemedim inanın.
-Ben üzerinize sinen gölgeleri karanlıkları aydınlatmaya çalışıyorum o kadar.
-Biliyorum a kuzum sizin gerçekten iyi niyetli olduğunuza inandım.
-Ben kendiniz sakladığınız dehlizlerde ayıkmanız için o dehlize büyük bir taş atıyorum, yuvarlanırken o sesi ile ayıkmanız kendinize gelmeniz için.
Belli ki kadın bu sözleri ilk defa duyuyor ve endişeleniyordu, alışmış olduğu yalnızlık kokan kendisine bu yeni hayata doğru yürümek isterken gönlünün ve alışkanlıklarından vazgeçmekten.
Kadın
-Sözleriniz bir ninni gibi geliyor inanın bıraksanız şimdi sözlerinizin tesiri ile şuracıkta günlerce uyurum.
-Ne güzel buyurun uyuyun göğsümde, sizi engelleyen nedir, bunca yılıdır sevgiye uzanmadan her şeyi yapan sizi engelleyen nedir?
-Bu güzel sözlerinizden ayrı kalmak desem inanır mısınız?
-Öyle ise değişim sizde hızlı başladı desem nasıl olur.
-Bence de güzel olur.
-Gönlünüzü saklı bir gibi saklamak size hiç fayda vermeyecek, açalım kapısını az hava alsın nefes alsın. Bırak gönlün kelimelerin hecelerin peşine düşsün. Acılar saklanma ile iyileşmez, sevgi dolu bir elin ve aşkın değmesi gerekir gönlüne ki yaraların iyileşsin.
-Şimdi sana gerçekten hak verdim, bu sözün tam ortasında vurdu kalbimin.
-Yaşadığın hayattan vazgeçmemek için fazla direnme, akışına bırak sevdanın aşkın ırmağında bırak aksın yıkansın gönlün.
-Tamam, siz kazandınız, değişmeye artık kesin karar verdim.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

29 Mayıs 2015 Cuma

Gönül Dostu Yunus Emre -5- Bölüm



-Yunus Dedem, ölüm hakkında düşüncelerini kendi ağzından duymak istiyorum.
-Dünya denilen fani hayata gelen her kul ölmeye mahkûm'dur evladım. Fanilikten kurtularak sonsuz hayatın kapısını açmaktır ölüm. Çünkü kul, ölümle ebedi sonsuz hayata geçer. Dünya zindanından kurtulur, yapmış olduğu amelinin karşılığını görmeye gider. Ötelere olan Allah ve Resulüne olan hasreti sona erer. Ölümün bu iman ile yaşayanlar içindir. Bu aşamaya gelinmeden önce ise ölüm; insana korku veren, ürküten, dehşete düşüren,  imansız yaşanılan hayatın karşılığı olmayan bir gerçekliğinin sonunda kulun azap ile ebedi olarak değil de günahını çektikten sonra-eğer zalim ve inkârcı değil ise- cennete sonsuz yaşayacağı bir köprüdür ölüm evladım.

Şunlar ki çoktur mallar gör nice oldu hâlleri
Sonucu bir gömlek giymiş onun da yoktur yenleri

-Dedem senin takipçilerin senden sonra çoğaldı sana onlardan birkaç tane okuyayım istersen.
-Çok memnun olurum evladım
BİR GÖRÜN
Kapında kul olmak ar değil bana.
Toprağına yüzüm sürmek dilerim.
Sen'den gayri kimse yâr değil bana,
Bir görün Yunus'um görmek dilerim.

Yıllardır koşarım izinde pîrim.
Ağlamak isterim dizinde pîrim,
Bulamazsam bu yeryüzünde pîrim.
Kanatlanıp göğe ermek dilerim.

Geldin ateş gibi geçtin âb gibi,
Hasretinle hâlim pek harap gibi.
Yunus'um kalbimi bir kitap gibi,
Senin huzuruna sermek dilerim.

Bu aşkın uğruna aşklar kül oldu,
Bu aşkın uğruna dil bülbül oldu.
Göğsümde yüreğin kızıl gül oldu.
Koparıp da sana vermek dilerim.

Rüzgâr ol şafakta alnıma sürün.
Bulutlara sarın mehtaba bürün,
Görün bana pîrim bir kere görün.
Vuslatın gülünü dermek dilerim.

Hâllide Nusret ZORLUTUNA****
Ellerim Bomboş, Şiirler, Kültür Bakanlığı, Ankara 2001

YUNUS EMRE’YE
Kaç mevsim bekleyim daha kapında
Ayağımda zincir, boynumda kement.
Beni de, piştiğin bela kabında
Kaynata kaynata buhara benzet!

Bekletme Yunus’um bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar,
Veriyor ayrılık dolu semalar
İçime bayıltan acı bir lezzet!

Rüzgâra bir koku ver ki hırkandan,
Geleyim izine doğru arkandan.
Bırakmam tutmuşum artık yakandan,
Medet ey şairim, Yunus’um medet!

N. Fazıl KISAKÜREK151
Çile, şiirler, s. 314
Büyük Doğu Yayınları, İstanbul 1983

YUNUS'A ÇAĞRI
Kavganın, öfkenin yeri yok bizde,
Kini kökten sil de gel Yunus diye...
Sevmek, sevilmektir fikirde, özde,
Gönüllere dol da gel Yunus diye...

Duvarlar yıkılmış, kalkmış hudutlar,
Selam durmuş dağlar, bekler bulutlar,
Kapılar açılmış, yok ki kilitler,
Denizlere dal da gel Yunus diye...

Barıştır, birliktir her an sözümüz,
Engindir gönlümüz, güler yüzümüz,
Yanar kalbimiz, kor olmuş özümüz,
Yağmur, bulut ol da gel Yunus diye...

Bütün insanları kardeş bilmişsen,
Gönül alıp vermek için gelmişsen,
Umudun yok olmuş, zorda kalmışsan,
Kapıları çal da gel Yunus diye...

Beyaz güvercinler gökte uçarsa,
Koygun sisler kalkar, hava açarsa,
Sevgi pınarından herkes içerse,
Evreni dost bil de gel Yunus diye...

Tanrı sevgisiyle eğilir dallar,
İnanç yüklü kalpler, havada eller,
Dostluk için açar bahçede güller
Demet demet al da gel Yunus diye...

Çağlar ötesinden gelen ses gibi,
Yüzümüzde ılık bir nefes gibi,
İçimizde dolup taşan his gibi,
Hep gönülden gül de gel Yunus diye...

Yunus'un aşkıyla yanıyor özüm,
Çarpıyor yüreğim, yok oldu sızım,
İlahî bir aşka çağrıdır sözüm
Ayrım yok, her hâlde gel Yunus diye...
Muharrem KUBAT
Yaşamın İçinden, s.11-12 Metin Ofset, Eskişehir 200
Muharrem Kubat: (1933-) Eğitimci, şair-yazar. Şiirleri, İz Bırakanlar, Umut Dolu, Yaşamın İçinden kitaplarında toplandı.


-Evladım hepsinden Allah razı olsun.
-Allah senden razı olsun Yunus dedem, sen güzel bir yol açtın bu sendeki gönül güzelliğini görenler arkandan gelmeye devam ediyor.



Kaynak: http://www.eskisehir.gov.tr/sarici/ekitap/bizimyunusv.pdf  Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

**** 150. Hâllide Nusret Zorlutuna: (1901-1984) Öğretmenlik yaptı. Hece ölçüsüyle yazdığı hamasi ve lirik şiirleriyle tanındı. Yunus
Emre konusunda sayıca en çok şiir yazan şairdir. Şiirleri Geceden Taşan Dertler, Yayla Türküsü, Yurdumun Dört Bucağı, Ellerim Bomboş kitaplarında toplandı

26 Mayıs 2015 Salı

Gönül Dostu Yunus Emre 4 . Bölüm



-Evladım:***İnsan, insan olma anlamını gönlünde taşır, maddi varlığıyla değil gönlüyle insan olur. Bu yüzden şiirlerinde gönüle çok önem veririm. Çünkü gönül Hakk’ın tecellilerinin aynasıdır. Nazargah-ı ilahi’dir. Beytullah’tır. “Gönül Hak yolcusunun varacağı, zirvesinde Zümrüd-ü Anka’nın yuvasını yaptığı Kaf Dağı, dağların en küçüğü, lâkin Allah’ın yanında değeri en büyük olan Tur Dağı gibidir.Gönüle girmeyen ya nefis ve şeytanın esiri olur çamurlara batar dünya ve ahirette rezil rüsva olur gider.Eğer bir kişi gönül yıkmışsa onun ibadetlerinin de Tanrı katında bir değeri olamaz. Çünkü ibadetler Allah’a yakın olmayı sağlayan davranışlardır. Gönül kıran istediği kadar namaz kılsa, istediği kadar Hacc’a gitse bile bu temel yanlışı yapmışsa bunların hiçbir kıymeti olmayacaktır,binası yıkık evde oturulurmu,temeli olmayan yıkılan bina bina değildir evladım.İnsanın görevi yıkmak değil inşa etmektir,şeytanın gayesi yıkmak yanıltmak ayağa çelme takarak uçurumlara cehenneme sürüklemektir.Bu sadece insanları değil kainatta var olan herkese ait olanı sevmek korumak ve gözetmektir.
-Yunus Dedem, bunu sen söyledin ta asırlar öncesinden günümüze evrensel bir çağrı olarak geldi.Tıpkı karanlığa ışık tutmak gibi senin sözlerin, düşüncelerin, fikirlerin.Güne ş nasıl kainatta hiç bir kimseyi ayırt etmeden ışık saçarak ısıtıyorsa senin bu sözlerinde cümle insanlığı ısıttı,gönülleri inşa etti.

-Evladım:***Buradan hareketle şunu söylemek gerekir evladım,Sevmek ve sevilmek, Allah’ın vasfıdır. Sevginin sebebi ise güzelliktir. Gerçek güzellik ise Allah’a aittir. “Allah, güzeldir ve güzeli sever” şeklindeki hadisi şerifi ile Allah, kendi güzelliğini temâşâ için kâinatı yaratmıştır. Buna göre âlemin yaratılma sebebi sevgidir. Yani “Ol” emrinde aşk vardır. Bu sevginin boyutlarına sınır çizmek ise imkânsızdır. Çünkü bu sevgi evrensel bir prensip olarak ortaya çıkmıştır. Allah’tan zuhur etmiş ve bütün kâinatın yaratılmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla bütün varlıklar, bu İlahi cevheri özlerinde taşımaktadırlar. Hepsi, esmâ’nın tecellileridir. Durum böyle olunca, en başta iman, ancak sevgiyle kemale erebilir. Bu, inanmanın esasını teşkil eder ama hadise burada bitmez. Yaratılmışlar Yaradan’dan öz taşıdıkları ve O’nun eseri oldukları için kâinatta mevcut her şeyin sevilmesi de imanın kemali açısından gerekli hâle gelir. Böylece, Yaradan’ı sevmek ve O’na kavuşmak, ancak yaradılanları sevmekle gerçekleşebilir. İnsan, bu sevgi ışığıyla karanlıkları aydınlığa çevirerek mutlu ve barış dolu bir dünya kurabilir. İnsan, ilâhi özle birlikte şeytani ve hayvani bir potansiyele de sahip bir varlıktır. İlahi tarafı onu melekler katına yükseltirken, şeytani tarafı hayvanlardan da daha aşağı bir seviyeye düşürmektedir. İşte aşk, en başta insanın kâinat içerisinde bu duruş noktasını belirlemesi açısından önem taşımaktadır.***

-Bu güzel düşüncene şimdilerde ne kadar çok ihtiyacımız var bir bilsen dedem.

-İlahı aşk ve sevgi ile iman ile ham olan insan pişer ve kemale erişir,pişmeyen insan hamdır ve yapacağı her işte sadece kendisini düşüneceği için, topluma bir faydası olmayacağı gibi kendisine de bir faydası olmayacaktır evladım.Kuran ve Resul sevgisi ile iman ile olmayandan hiç kimseye fayda gelmez evladım.Bu vasıfları taşımayan insan önce kendisini sevmeyecek kendini sevmeyen insanları sevmeyecek ve gerisini sen düşün evladım.Huzur ,sukunet, birlik,dirlik ancak sevgi ile Kuran ve Resul iman ile gönülleri sevmek ile olur.

-Yunus dedem sen Hacı Bektaşi Veli,Mevlana siz gönül kahramanları dostları sayesinde sevgi ve dostluğun değeri anlaşıldı, gönüllerin arasına karanlık çukur açanları siz yok ettiniz gönüller arasında köprü kurdunuz ve insanları ihya ettiniz.Gönül sahibinin mimarının Allah olduğunu hatırlattınız nur dedem.
-Evladım,önce insan sevgi ile kendini bulacak, kendini insanları kainatı sevecek ,ilim öğrenerek ilerleyecek yaradanına ulaşacak ve onun ilahi emri ile, insanlara ulaşacak ve onların mutluluğu için çalışacak, bu çok kolay ve aynı zamanda da çok zordur.Kuran ve Resul yolunda çağları evreni aşarak ahiretini inşa edecek, gönülleri şenlendirecek.

Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız
-Demem boşuna değildir evladım,insan önce kendini ıslah edecek sonra toplumu ıslah edecek,önce kendi ile barışık olacak sonra toplum ile...
-Yani dedem her halimizle ufukları aşarak tüm alemi sevgi ile Kuran ve Resul etrafında sevgi ile toplamak ve sarmaktır diyorsun?
--Evet evladım, gayemiz bu evladım.

Kaynak:** http://kitapbilgisi.blogspot.com.tr/2012/12/risaletun-nushiyye-yunus-emre.html#.VUOJfo7tmko

Kaynak:***http://www.eskisehir.gov.tr/sarici/ekitap/bizimyunusv.pdf
Mustafa özçelik Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Gönül Dostu Yunus Emre 4 . Bölüm


-Evladım:***İnsan, insan olma manasını gönlünde taşır, maddi varlığıyla değil gönlüyle insan olur. Bu yüzden şiirlerinde gönüle çok önem veririm. Çünkü gönül Hakk’ın tecellilerinin aynasıdır. Nazargah-ı ilahi’dir. Beytullah’tır. “Gönül Hak yolcusunun varacağı, zirvesinde Zümrüd-ü Anka’nın yuvasını yaptığı Kaf Dağı, dağların en küçüğü, lâkin Allah’ın yanında değeri en büyük olan Tur Dağı gibidir.Gönüle girmeyen ya nefis ve şeytanın esiri olur çamurlara batar dünya ve ahirette rezil rüsva olur gider.Eğer bir kişi gönül yıkmışsa onun ibadetlerinin de Tanrı katında bir değeri olamaz. Çünkü ibadetler Allah’a yakın olmayı sağlayan davranışlardır. Gönül kıran istediği kadar namaz kılsa, istediği kadar Hacc’a gitse bile bu temel yanlışı yapmışsa bunların hiçbir kıymeti olmayacaktır,binası yıkık evde oturulurmu,temeli olmayan yıkılan bina bina değildir evladım.İnsanın görevi yıkmak değil inşa etmektir,şeytanın gayesi yıkmak yanıltmak ayağa çelme takarak uçurumlara cehenneme sürüklemektir.Bu sadece insanları değil kainatta var olan herkese ait olanı sevmek korumak ve gözetmektir.
-Yunus Dedem, bunu sen söyledin ta asırlar öncesinden günümüze evrensel bir çağrı olarak geldi.Tıpkı karanlığa ışık tutmak gibi senin sözlerin, düşüncelerin, fikirlerin.Güne ş nasıl kainatta hiç bir kimseyi ayırt etmeden ışık saçarak ısıtıyorsa senin bu sözlerinde cümle insanlığı ısıttı,gönülleri inşa etti.

-Evladım:***Buradan hareketle şunu söylemek gerekir evladım,Sevmek ve sevilmek, Allah’ın vasfıdır. Sevginin sebebi ise güzelliktir. Gerçek güzellik ise Allah’a aittir. “Allah, güzeldir ve güzeli sever” şeklindeki hadisi şerifi ile Allah, kendi güzelliğini temâşâ için kâinatı yaratmıştır. Buna göre âlemin yaratılma sebebi sevgidir. Yani “Ol” emrinde aşk vardır. Bu sevginin boyutlarına sınır çizmek ise imkânsızdır. Çünkü bu sevgi evrensel bir prensip olarak ortaya çıkmıştır. Allah’tan zuhur etmiş ve bütün kâinatın yaratılmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla bütün varlıklar, bu İlahi cevheri özlerinde taşımaktadırlar. Hepsi, esmâ’nın tecellileridir. Durum böyle olunca, en başta iman, ancak sevgiyle kemale erebilir. Bu, inanmanın esasını teşkil eder ama hadise burada bitmez. Yaratılmışlar Yaradan’dan öz taşıdıkları ve O’nun eseri oldukları için kâinatta mevcut her şeyin sevilmesi de imanın kemali açısından gerekli hâle gelir. Böylece, Yaradan’ı sevmek ve O’na kavuşmak, ancak yaradılanları sevmekle gerçekleşebilir. İnsan, bu sevgi ışığıyla karanlıkları aydınlığa çevirerek mutlu ve barış dolu bir dünya kurabilir. İnsan, ilâhi özle birlikte şeytani ve hayvani bir potansiyele de sahip bir varlıktır. İlahi tarafı onu melekler katına yükseltirken, şeytani tarafı hayvanlardan da daha aşağı bir seviyeye düşürmektedir. İşte aşk, en başta insanın kâinat içerisinde bu duruş noktasını belirlemesi açısından önem taşımaktadır.***

-Bu güzel düşüncene şimdilerde ne kadar çok ihtiyacımız var bir bilsen dedem.

-İlahı aşk ve sevgi ile iman ile ham olan insan pişer ve kemale erişir,pişmeyen insan hamdır ve yapacağı her işte sadece kendisini düşüneceği için, topluma bir faydası olmayacağı gibi kendisine de bir faydası olmayacaktır evladım.Kuran ve Resul sevgisi ile iman ile olmayandan hiç kimseye fayda gelmez evladım.Bu vasıfları taşımayan insan önce kendisini sevmeyecek kendini sevmeyen insanları sevmeyecek ve gerisini sen düşün evladım.Huzur ,sukunet, birlik,dirlik ancak sevgi ile Kuran ve Resul iman ile gönülleri sevmek ile olur.

-Yunus dedem sen Hacı Bektaşi Veli,Mevlana siz gönül kahramanları dostları sayesinde sevgi ve dostluğun değeri anlaşıldı, gönüllerin arasına karanlık çukur açanları siz yok ettiniz gönüller arasında köprü kurdunuz ve insanları ihya ettiniz.Gönül sahibinin mimarının Allah olduğunu hatırlattınız nur dedem.
-Evladım,önce insan sevgi ile kendini bulacak, kendini insanları kainatı sevecek ,ilim öğrenerek ilerleyecek yaradanına ulaşacak ve onun ilahi emri ile, insanlara ulaşacak ve onların mutluluğu için çalışacak, bu çok kolay ve aynı zamanda da çok zordur.Kuran ve Resul yolunda çağları evreni aşarak ahiretini inşa edecek, gönülleri şenlendirecek.

Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız
-Demem boşuna değildir evladım,insan önce kendini ıslah edecek sonra toplumu ıslah edecek,önce kendi ile barışık olacak sonra toplum ile...
-Yani dedem her halimizle ufukları aşarak tüm alemi sevgi ile Kuran ve Resul etrafında sevgi ile toplamak ve sarmaktır diyorsun?
--Evet evladım, gayemiz bu evladım.


Mustafa özçelik Bizim Yunus / Mustafa Özçelik

19 Şubat 2015 Perşembe

Yalnızlığın Son Çırpınışı-1.Bölüm.



Yalnızlığın Son Çırpınışı-1.Bölüm.

Gözlerinde süzülen göz yaşları ile pencerede yolu gözlüyordu. Yüreğindeki derin acı git gide yüreğini yakıyor, gözlerinde yaşları damla damla akıtıyordu. Isısız bir gecenin onca sıkıntısına rağmen sabah olmuş lakin gecenin zifiri karanlığı yüreğine çökmüş yüreğindeki karanlık endişeyi hasreti, sabah doğan güneş aydınlatamamıştı.

Etrafında aşk ile dönen aşk melekleri olmalıydı, çektiği acıların yerine şu anda sevdiği biricik sevgilisinin gözlerine bakarak sevgilim demesini hatta

-Ey yüzüne bakmaya doyamadığım gül yüzlüm seni çok ama çok seviyorum… Selvi boyuna, gamzendeki gülüşüne hayranım gül yüzlüm.

Demesini isterdi. Kendisi de, gülümseyen bakışları ile yanağına bir buse kondurarak

-Ey gönlümün can ışığı, bende seni seviyorum.

Diyerek boynuna sarılmak isterdi. O şimdi yoktu yanında.

Onsuz yaşamak için hayatın köklerine sımsıkı sarılmak için, yalnızlığın çırpınması ile yaralanan bedenini ruhunu hatıraların tertemiz gözlerine, bilinçsiz gelen umutsuzluğun eşine uğrarken bu deli ataklarında, hatıraların derinliğine gülümseyen o güzel günlerin içine gömülünce, yavaş yavaş yürüyünce kurtuluyordu.

Geceleri âlem uykuda iken o hep ayakta pencerenin kenarında sevdiğini, gönlünün can ışığını bekliyordu. Onsuz yatamıyordu, ona sarılmadan gülümsemeden rahat edemiyordu.İki gün öncesinde gitmeden önce sevgilisi, ha bu arada sevgilisi Yasin uzun yol şoförü idi, Tır ile şehirler arası bir şirketin şoförlüğünü yapıyordu.

-Üzülme hayatım gönlümün nuru, bu sefer sadece üç gün sürecek, hem fazla mesai yaparak kazanacağımız üç beş kuruşu bir kenara atarak, yarınlarımız da kullanırız

Deyince, Fundanın yüreğine ayrılığın dağı çökmüştü.

-Hayatım ben sensiz üç gün hasretine dayanamam, kazandığın zaten bize yetiyor.

-Olsun hayatım yarınlarda yuvamıza katılacak olan aşk meyvemizin gülümseyen senin gibi gül yüzlü çocuklarımız olunca rahata erişir, sıkıntı çekmeyiz gül yüzlüm.

Başka bir şey söyleyemedi sadece gülümsedi. Yasin’e hak verdi, karnında ufak ufak tekmeleyen, yavrusunun eli ile okşarken, gülümseyerek kapıdan geçirerek yolcu etti.

-Allah yolunu açık etsin Yasin’im, sensizlik mehtabına, dilsiz haykırışların gecelerin karanlığı gibi, Allah yüreğimizi karanlıkta bırakmasın, Allah'a emanet ol bir tanem.

Diyerek'den sımsıkı sarıldı.

Şimdi ise yüreğinde tarifi imkânsız bir sıkıntı vardı. Havada uçan kuşların kanat çırpışında bile ürküyordu.

Mehmet Aluç

İnşAllah devam edecek

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç