Bu Blogda Ara

edep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2017 Pazar

Güzellik Bende Değil Asıl Verende




                              Yaklaştım güzele güzellik var dedim sende
Güzel dedi güzellik bende değil asıl verende
Dedim ne güzel yakışıyor güzellik sen gülende
Sen asıl gülümsemeyi gör gönlüme böyle serpende

Dedim ne güzel duruyor edep sen o gönlünde
Dedi sen edebi bir görsen sana böyle gösterende
Dedim bakışın cennet bakışı gibi gönlüme işler
Dedi asıl gör cenneti gönül içine böyle yerleştirende

Dedim beni ulaştır yaşattır sana bu güzelliği verene
Gelirsen layık olursan yürürüz seninle beni güldürene
Şükürler olsun dedi bendeki güzelliği sana gösterene
Bir ömür beklerken gönlümdeki güllerle seni güldürene

Aşık Gülveren’im şükürler olsun Rabbime beni güldürdü
Beni aldı aşkla seven gülden güzel olana güzele götürdü
Baktım gülen yüzüne sanki karanlığa doğan ayın on dördü
Rabbim cümle gönülleri aşk ile güldürsün dedim gözlerim güldü

Mehmet Aluç / Aşık Gülveren


27 Şubat 2017 Pazartesi

Ah Minel aşkla edeple sarılmış iç güzellik



           İlgili resim
   Ah güzellik, tarifin mümkün olsa da seni anlatmak mümkün değil. Fiziksel güzellik değil dediğim iç güzellikten bahis ediyorum. Yüce Allah, satır satır kadının ve erkeğin içine yerleştirmiştir, onu satır satır nokta nokta anlatmakla bitiremeyiz. Kadına da erkeğe de yakışır, kadına fiziksel güzelliği ile daha çok yakışır. Bakınca hemen fark edilmez, az dikkatle bakınca, mimiklerindeki edep, gözlerindeki gamzelerindeki gülüşünde ki o cennet kokusu o tatlı güzelliğin tarifi yoktur.
   Gamzesine saklanmış cennetten bir gülüş olan o gülümsemeye saklanmıştır, her gülüşünde kendini gösterir gamzesinde… El hareketlerine gizleniştir, adımlarına gizlenmiştir kadının kirpiklerine konuşmasına bakışına gizlenmiştir o harikulade güzellik yani iç güzelliğin yansıması, hayran kalırsın, asırlar boyu baksan doyamazsın, içinde kaybolmak ister tekrar dışarıya çıkmak istemezsin o edeple sarmaş dolaş olan bozulmamış tabi iç güzelliğin kıvrımları ile kendini belli eden güzellik içinde. Ah dersiniz ben ne sanmıştım meğer ne kadar harikaymış edeple bu iç güzellik, tabi görmek isteyene değerini kadrini bilmek isteyene görünür. İşte aşkın güzelliği, cennettin güzelliğiyle edeple sarılı olan güzellik, paha biçilmez değerini hiçbir şey ödeyemez, sadece kadir kıymetini bilmek korumakla değeri ölçülür. O kadında gizlenmiştir, helali olan erkeğe yüce Allah’ın bir lütfudur ve kadında erkeğe emanettir bu güzelliği ile sahip çıkmaz kadir kıymetini bilmez isek kaybolur, bu edeple cennet çiçeğinin kokuları ile sarılmış güzelliği huzuru…
Erkeklerden ziyade kadınlarda en çok belli eder edeple yan yana duran cennetin kokusunu içine serpilmiş, cennetin güzelliği ile yansıyan bu iç güzellik. Rabbim ayrı yaratmıştır dersin her noktasını ayrı güzellikte, her hareketinin santimini, konuşmasındaki tatlılığı, gülüşündeki cennettin kokusunu serpmiştir içine… Hani deriz ya aşk anlatılmaz yaşanır, işte bu iç güzellikte hemen görünmez saklanmıştır edeple birlikte, az dikkat edersin, sana yaklaşınca çekinir lakin o çekinmesindeki güzelliğin tadına doyum olmaz, konuşmasındaki tatlılığa cennetteki meyvelerin tadı karışmıştır adeta, hissedersin, Yüce Allah c.c. hikmetinden kereminden ihsanından sual olunmaz, yaratınca Rabbim kusursuz yaratıyor, lakin bizler sonunda kusursuz olanı bozuyoruz…
   Ah Minel(cennetteki inci tanesi ) aşk, ne güzel serpilmişsin dizilmişsin kadının içine edeple bu güzelliğin içine, tarifin mümkün değildir, ancak hayran kalınırsın bakarak yaşayarak, hele birde alıp seni sararsa bu ah Minel aşk, cennetesin işte bu dünyada, ölmeden önce düşmüşsündür içine… Rabbim böylesi güzelliği yaşayan ve yaşatanlara rast getirsin cümlemizi evliliğimizi birlik beraberliğimizi… Tabi ben erkek olarak kadında ki iç güzelliği anlattım, bir bayan arkadaşımız yazar kardeşimizde bu erkekteki iç güzelliği yazarda okuruz inşallah. İnsan bazen içindeki güzelliği göremiyor, karşıdaki karşı cinsi daha iyi görebiliyor ve hissedebiliyor. Selam ve dua ile muhabbetle aşkla kalın. Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

               

29 Şubat 2016 Pazartesi

Dörtlük- Edep



Ruh mudur cana can yoksa edep midir söyleyin

Edeple doldurun tüm yolları viran bırakıp gitmeyin

Edepsizlik kapısını açıp cehennem narıyla pişmeyin

E yeter artık öyle cahil cahil de gezmeyin

Âlemi edepsizlik ile kirletmeyin


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

12 Şubat 2016 Cuma

Dön Ağla Yan Ağla



Her çektiğimizin vardır bir sebebi
Düşün günahını anla bil serseri
Adam olmanın yokmuş mektebi
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Günahınla kuru gönül mürekkebi
Ara bul gönlünde ağlamanın nedir sebebi
Merhamet sabır olmazsa kurur iyiliğin nesebi
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Anlamak için çözmeye çalışma hayat denilen bilmeceyi
Hayat dediğin yaşanılır anlama sende iki heceyi
Hayat bizim değil zaten yaşarız iç güveyi
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Hayata karşı olamazsın külhanbeyi
Külhanbeyi anlamaz hayat ala aşağı eder kükremeyi
Ara bulursan buldun bulmazsan arama neşeyi
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Bazen olmazsa olmuyor adam boş ver
Nefret kin bu gönlü paramparça eder yer
Kader değil günahlarınla günahını bil yeter
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Başa gelenleri sen yaşadın zaten evvelden
Yaşadıkların başına gelir elbet bu günden
Ne gelirse insana gelir lanet dilinden
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Nasibin varsa koşar gelir Bağdat’tan
Nasibin yoksa topladıkların dökülür çantadan
Bir öpücük alayım dersin nefret dökülür yanaktan
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Dermansız derde düşersen düşün günahını bil anla
Bazen gözlerinde yaş yerine dökülür derdin kanla
İnsanoğlu nankördür hep yaşar düşünür zanla
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Tövbe ile günahı ancak o paklar
Cümle kullar o kapıda sanki hiç yoklar
Nefis şeytan o kapıya vardırmadan sapıtır saklar
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Kul merak etmez önüne çıkan sokak hangisi
Bir an her şeyi bilir sanır hiç yoktur bir gram bilgisi
Hayat ölümle yaşam arasında bir ölçek çizgisi
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Yükler omzuna dünya âlemin günahını
Bilmez şeytan ile geçirdiği kötü anı
Mezara günahıyla girer sığmaz mezara hiçbir yanı
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Kutsaldır bu can içine nefret sokulması haramdır
Sızım sızım sızlayan ellerimizle açtığımız yaradır
Kul yüzüne bakmaz nefretle sürdüğü hep karadır
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla

Kul Mehmet’im bilmeyiz ölümden sonra ne kalandır
Dünya sanki babamızındır bilmeyiz oda yalandır
Nefis şeytan çamurlu yollarda iyiliklerimizi çalandır
İnsanın imanla olmalı biraz edebi
Bilmezsen günahınla dön ağla yan ağla
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-












27 Temmuz 2015 Pazartesi

Aşk’a imanı kattık mutlu olduk



Aşk ile yorulmadık
Aşk ile yoğrulduk

Aşk’a imanı kattık mutlu olduk
Secde de her zaman olduk
Secde sonrasında hep güldük
Ömür bir gün biter bildik
Sevda ile piştik
Aşk ile sevdik gülüm

Aşk ile iman ile geldik iki gözüm
Aşk deryasında izler bıraktık
Aşkın kokan çiçekleri ile yıkandık

Aşk ile sevdik kimseyi yolda bırakmadık
Cümlesini aşk ile kucakladık
Hataları önümüze sermedik
Hataların önüne perde olduk hep gülümsedik
Gönlümüze aşk elbisesini giydirdik
Edep ile süsledik be gülüm
Kul Mehmet derki
Aşk hırkasını giydik

İmanı gönlümüzde bildik aldık kabul ettik
İnsanlara hep gülümsedik kardeş bildik
Hep aşk ile gülümsedik
Aşk bizim değil herkesin dedik

Aşk ile dünyaya geldik
Aşk ile kefen giydik gittik
Sanmayın sizleri terk ettik gittik
Size cennet çiçekleri yetiştirmeye gittik
Aşk ile var olduk dedik can gülüm
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



21 Haziran 2015 Pazar

Ramazan Oruç Bugün Dört




Ramazan Oruç Bugün Dört
Edep ile imanla bedenini ört
Nefis şeytanla edilmez flört
Ramazanda imanla giy tişört
Sen her zaman ol cömert
Rahman vermez sana dert
Verirse de imtihandır sabır et
Uygulama insana çifte standart
İmansız sözün olmasın absürt
Ramazanda oruçla gönül yıkanır
Mümin imanla Rabbini tanır
Sanma mümin yanılır
İman ile cennette kalınır
Gül Resul Şefaatine
Rahmanın izni ile mümin olan varır
Mümin olan sanma insanları kıskanır
Mümin hakkı tanır
İman ile vardır bir sınır
Ramazanda ve her zaman
Gönül hoş karşılanır
İmansız gönül ne kadar hayata dayanır
Ne ararsan hayata dair kitabımız Kur’an’dadır
Hoş Geldin on bir ayın sultanı Ramazan hoş geldin
Anlamın manan anlamın çok derin
Kul Mehmet der ki kullar senin ile olur serin
Gönlümüzde senin yerin
Gönül ömür seninle olur zengin
Sen cümle kulları seversin
Rahman gönderdi çok şükür seni cümlemize bana
Ben muhtacım merhametine şefkatine sana
Sensin şifa bu cana
Seninle gülsün cümle can kana kana
Hoş geldin on bir ayın sultanı Ramazan
Hoş geldin nurunla cümle cana
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Absürt: Saçma anlamsız

1 Nisan 2015 Çarşamba

Atışmalarım




Boş yere harcamayın nefesiniz
Bir gün solacak canlı gülüşünüz
İman ile olsun bu gidişiniz
Secdede olsun her zaman başınız

Aman edepler çamura batmaya
Namaz kılınmadan ’da yatılmaya
Çıkar için insanlık satılmaya
Sefa geldiniz imana helal kazanmaya

Ne güzel söyledin iki gözüm
İman ile olsun sözüm
İmanda vardır mutlaka her çözüm
Hayırlı nurlu sabahlar olsun iki gözüm

Hani benim dünya diyen faniler
Ölüm gerçek değil diyen haniler
İnsanı öldürenler zaten cani
Dünya benim olacak diyen hani
Mehmet Aluç

26 Mart 2015 Perşembe

Aç Gönlünü Kuran Resul İman İzine



İman gibi yıkılmaz imanı ile yaşayan
İman gibi dimdik duran
Anne teyzem bacım halam…
Akşam bir kuru ekmeği su ile yerken
Ya rabbim nimetlerine şükür derken
Edebinden açım demeye hayâ eden
Sayesinde dünya güzelliği ile dönüyor
Mevsimler onun imanındaki
Sarsılmaz duruşu ile gelmiyor mu?
Onun duası ile güneşler şükürle doğmuyor mu?
Sen ey zalim ey vicdansız
Sende onun ferasetli bakışı ile 
Cehennemin dibini boylayacaksın
İmandır kâinatı ayakta tutan
Kuran Rahman Resul aşkına
Dönmektedir dünya
O garip fakir aç yatarken şükür eden
Edebi ile yaşayan hayâ sahibi ile olanın
Yüzü suyu hürmetine değil midir?
Muhammed Busiri 
Kasideyi Bürde’yi yazarken ne güzel söylemiş:
Aşk ve muhabbeti gönlümde yerleşen 
Allah Resulü (s.a.v.)’nün hayali bana gece geldi ve beni 
Uykusuz bıraktı. Çünkü muhabbet dünya lezzetlerini 
Elemle defedip yok eder. ‘’
Ey kul hangi ize sarılırsan sarıl seni taşımaz
Hangi ize gönlünü açsan gönlündekini almadan bırakmaz
Almadan vermez verse de süründürür verirken
Aç gönlünü Kuran Resul iman izine penceresine
O verir almaz senden
O korur selamete götürür
O ağlatmaz hep güldürür
Hiç yalnız bırakmaz seni
Kolay çıkılır düze
Rahat geçilir sırat köprüsünde
Seç beğen yaşa
Beğen yaşa sonuna katlan 
Mehmet Aluç

20 Ocak 2015 Salı

Gömün Beni Şairin Bir İmk/Ansızlık Şiirinin Mezarına

Gece benimle beraber derin derin öksürdü
Ben yüreğimdeki hazin acıyı çıkaramadım
 Gökyüzü çöl yalnızlığında yalnız kalan yıldızları üzerime döktü
Asi yalnızlığın içinde üşüdüm kaldım
Üşüyen kelimelerin umutsuzluğunda b(y)attım
Toprak avcumda umutsuzlukla kabul etmedi k/açtım
Ondandır yollarım kentlerin çöllerine çı(ba)kar
Şundandır hayal gücünün zayıflığında y(k)anar yüreğim
Yanmış şairlerin şiirlerinin gölgesinde yatar
Güneş doğduğunda kiraladığım akşamın karanlık gözlerine s/aklanırım
Hissiz acımasızlık kokan uzun namlulu silahlar gibi soğuk binalardan kaçarım
Gecenin sadece beni yakan alevinde ısınırım
O yüzden bombalar atılırken şehrin üstüne s(g)erilirim
Yakmaz yüreğimi hain bombalar, uzanırım şehrin üstüne yürekler y(k)anmasın diye
Gidişin o yüzden atom bombası gibi paramparça etti yüreğimi
En son baktığım en son düştüğüm yerdeyim h/ala gözlerim tutuşur
Ellerinde ateşlerle aydınlık olmaya geldik diyenler
Y(b)akarak gittiler senin gibi
Yakmak isteyen sevdalı ışık olur mu ey vicdansız ey imansız
Yaktın attın hasret bombanı kıçına kınamı yaktın
Ne geçti eline atın nikimi yaktın binlerce masumu
Kıçına demir mi sokuldu da yağlı yağlı onumu çıkardın
Şimdi masumları oynarsın sırıtarak
Hala masum bedenlerin çığlığı gökyüzünde uçuşurken
Attın atom bombasını el bombasını taramalı ile deldin geçtin
Kıçına giren soğuk demir çıktımı edepsiz utanmaz
O nedenle her yağan yağmurda
Binlerce feryatla o masumların k/anı damlar yeryüzüne
Bedenlerinde onlarca delik param parça deriler dökülürken yağmurla
Hala insanlık kaldı mı bakıyorum yürekler
G/özlerim görmüyor çığlıkların toz dumanında
Bir kaç dolar için bir öğlen yemeği için ülkesini
Hatta yarınları satanlarla batıranlarla
Yaşamamak için giriyorum karanlık dehlizlere
Dehlizler hınca hınç dolu kalmamış hiç yer
Sevdasız bakışların arasına atmayın beni
Sevda bakışının maskesi ile b(y)akanların y/anına itmeyin beni
Bari beni atın kaybolan iklimlerin şehrine kaybolayım
Kiralık yüreklerin gözlerin ellerin adımların arasına (k)atmayın
İnançsızlıkla övünenlerin inançsızlığı inanç sananların y(k)olların da boğmayın
Dürüst ’üzlük istasyonunda dürüstlük sağlayanların vagonuna tık (at)mayın
Bir şairin imk/ansızlık şiirinin mezarına gömün
Şairi imkânsız derken umudu yüreğinde yeşermektedir bilemezsiniz sizler
Şair ulu orta sevişmez şair ulu orta öpüşmez
Edep var kaleminde mısrasın da yüreğinde
Umutsuzluğun yüreği mısraları ile Umut’a dönüşür
Haydi, gömün beni şairin bir imk/ansızlık şiirinin mezarına gömün
Rahat rahat uyuyayım yeşersin umutlar yürekler yeniden

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç