Bu Blogda Ara

KEFEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KEFEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2016 Cuma

Gönül Dostlarından Şiirler-Yunus Emre-2-


Allah Sana Sundum Elim 







Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Üş biçildi kefen donum, Hazret'e yönelttim yönüm
Acep nice ola halim, Allah sana sundum elim

Urdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldi
Esen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elim

Geldi salacam sarılır, dört yana sala verilir
El namazıma derilir, Allah sana sundum elim

Salacamı getirdiler, makberime yetirdiler
Halka olup oturdular, Allah sana sundum elim

Çün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar
Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yolu
Her bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elim

Geldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dil
İlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elim

Görün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figan
Ölür çün anadan doğan, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzü
Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim


Yunus Emre

6 Mart 2016 Pazar

İman İle Çölde Açan Nurdan Güldür



Kula ne güzel yakışır Allah’a yakınlık
Kula hiç yakışır mı gönül kıran kırgınlık
Sabah namazında ne güzel olur canlılık
İman ile çölde açan nurdan güldür

İman eden kul haram yolda yürümez
Haram para ile kefen alınıp biçilmez
İman etmeden yoldaki tehlikeler görülmez
İman ile çölde açan nurdan güldür

İman ile yaşayıp ölmeli böyle
İman et sen zikrini her daim söyle
İman etmeden hayat yaşanmaz böyle
İman ile çölde açan nurdan güldür

İman et kurumuş dalları gül eyle
İman var iken dünya malını neyle
İman eden yaşar hep neşeyle
İman ile çölde açan nurdan güldür

İman etmeyen kulun yolu karanlık
İmansız kulun mezarı viranlık
İman eden kulda hiç yok olmaz canlılık
İman ile çölde açan nurdan güldür

Çek tut imanla zamanın eteğinden
İman eden bal toplar peteğinden
Salih amel işle bulundur yedeğinden
İman ile çölde açan nurdan güldür

Kul haberin olsun öleceğinden
Solup bir gün gideceğinden
Rahman hep sorar dünyada ki yiyeceğinden
İman ile çölde açan nurdan güldür

İman eden kul gülümser
Hem güler hem gönülden sever
İman etmeyen kul hemen biter
İman ile çölde açan nurdan güldür

Kula gelen kutlu ölümse
Ey kul iman ile gülümse
Mezarında tek kaldın amelinden başka yok hiç kimse
İman ile çölde açan nurdan güldür

Helal kazanıp helalinden fakire verdinse
İman nakışı ile gönlünü ördünse
Nur Kur’an Nur Resul yolunda yürüdünse
İman ile çölde açan nurdan güldür

Kul Mehmet’im iman edenle yola çıkılır
Ufukta cennet yoluna gülerek bakılır
İmanla cümle kulların yarası sarılır
İman ile çölde açan nurdan güldür
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



23 Ekim 2015 Cuma

Bir Dem Unutursam...



Yüreğimde bayat tüm sözleri atıyorum
Al benim gönlümü yar sanma unutuyorum
Gönülsüz çıktım sanma yola hep seviyorum
Bir dem unutursam yar bil ki ben ölüyorum

Al bu gönlümü yârim cihanı sen gül doldur
Sensiz bu gönlüm yârim inan aşksız hep boştur
Gönlümde aşkla uçan gönlündeki o kuştur
Bir dem unutursam yar bil ki ben ölüyorum

Canı dip diri tutan aşktır yar biliyorum
Aşkla dost olmazsam ben yârim gülmüyorum
Ne çare yârim sensiz ben yürüyemiyorum
Bir dem unutursam yar bil ki ben ölüyorum

Ölüm gelir alırsa senden kalsam toprakta
Gözyaşlarım inan ki dökülür yapraklarda
Arama başka yerde gönlünden uzaklarda
Bir dem unutursam yar bil ki ben ölüyorum

Kul Mehmet’im kefenim sen giydir de unutma
Üç günden fazla sen ne olur yârim yas tutma
Göz yaşınla mezarım sula yârim kurutma
Bir dem unutursam yar bil ki ben ölüyorum

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

16 Ağustos 2015 Pazar

Senden Aldık Gözün Kalmasın Arkanda Nöbeti



Vatan için zaferler uğruna koşarken vatan evladı
Canıma can Mehmetçik ile Polisim milletim
Vatan için attığın naraların şahadetin için olsun kefen
Ölmeyen kalbinle yaşarken gönlümüzde cennet alnından öperken
Titrer naranla şehit bedeninle, korkak zalim vatanımda kan dökerken
Sonu hüsran zalim ülkemi bölmeye çalışanın, cehennem çukurudur akıbeti
Sen cennete koşarken şehidim boğar naran zalimi,
 Senden aldık gözün kalmasın arkanda nöbeti

Dağlar dile gelse anlatsa yüreğindeki merhameti imanı
Bir kalemde düşmanı silen dik duruşunu vatan sevgini
Kalbini kin ile besleyeni ezişin dillere destan limanı
Alnındaki nur secden parıldar şaşar zalim nedir bu anlamaz zalim
Karanlık gönlü nura alışık değil , hepsi eğilirken önünde ölüme ediyor talim
Sonu hüsran zalim ülkemi bölmeye çalışanın cehennem çukurudur akıbeti
Sen cennete koşarken şehidim boğar naran zalimi,
 Senden aldık gözün kalmasın arkanda nöbeti

Nefreti ile dünya zalimi olmaya koşan, sana koşmak haramdır
Dünyaya hâkim olmaz zulüm, vatan evladının nefesi yoluna durandır
Gönlünde adalet ile koşan vatan evladı haykırır, dünyaya lazımdır adalet
Kırk gün yüreğinde çıkmaz vatan evladının titreyen adaletli sesi, sende var cehalet
Koştuğun yollar rezaletinle dolu şeytana oluyorsun sen alet
Sonu hüsran zalim ülkemi bölmeye çalışanın, cehennem çukurudur akıbeti
Sen cennete koşarken şehidim boğar naran zalimi,
Senden aldık gözün kalmasın arkanda nöbeti
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



8 Haziran 2015 Pazartesi

Gönül Gibi İsen Gel Gitme


            
Var mı sabırla beni dinleyecek saran aşk gibi
Viran eden sözler gibi dinleyeceksen gelme
Zaten giyinmişim gönlüme beyaz kefeni gülme
Canı canana veren gönül gibi isen gel gitme

Sabır yolunda bana sabırla yol olacaksan
Aşk yolunda aşk gibi konuşmadan saracaksan
Taze açan gül gibi gönlümde açılacaksan
Canı canana veren gönül gibi isen gel gitme

Saplanan hançeri sırtımda gülümseyerek çıkaracaksan
Sararan gönül ağacımı merhametin ile yeşerteceksen
Vefasızlıkla ağlayan gözyaşlarımı ellerinle sileceksen
Canı canana veren gönül gibi isen gel gitme

Ah ile yandı yüreğim maziyi geride bıraktım
Gülümserim diye umut ile dönersin diye yollara baktım
Mihnet ile kaldım yollarda düştüm dermansız kaldım
Canı canana veren gönül gibi isen gel gitme

Kul Mehmet’im gönül yıkan ettiğini bulur derim
Gönül yıkmam gönül inşa ederim gülümserim
Sevdiceğim gelir mi diye hala yolun gözlerim
Canı canana veren gönül gibi isen gel gitme

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

28 Mayıs 2015 Perşembe

Aşktan güzel dost bulmadım





Seyyah olup cümle âlemi gezdim
Aşkı Gönlüme kendim kefen biçtim
Nefret kinden kendim anında geçtim
 Aradım Aşktan güzel dost bulmadım
xx
Fanidir cümle kullar âlem fani
Dünya benim benim diyeler hani
Güzel gördüm gönlünü sevdim yâri
 Aradım Aşktan güzel dost bulmadım
xx
Gönül kuşum sevdi de candan uçtu
Sınırsızdır bu aşkın can boyutu
Mecnun sanmayın leylasın unuttu
Aradım Aşktan güzel dost bulmadım
xx
Geçti ömrüm tenim bu aşk içinde
Ben yokum sanki o zikrin içinde
Şekil verdi tenime gül içinde
 Aradım Aşktan güzel dost bulmadım
xx
Kul Mehmet’im hor görmedim kimseyi
Gönül candan sever yaşar neşeyi
Mest olmuş gibi yaşar can zaferi
 Aradım Aşktan güzel dost bulmadım

Mehmet Aluç © (Kul Mehmet)

5 Mayıs 2015 Salı

Gönlümü sana verdim




Gözlerimden akanı ,yağmur mu sandın?
Üzerime giydiğimi ,kefen mi sandın?
Batar gönül dikenin, gönlümü yayla mı sandın?
Ah seversin dedim, sana dil döktüm inandım
Gönlümü sana verdim, sonunda yandım!

Beni  çaylak sandın, ismim dillere doladın
Endamına güvendim, gönlümü gözyaşlarımla suladım
Bir gonca gül gibi soldum, gurbet illeri dolandım
Ah seversin dedim, sana dil döktüm inandım
Gönlümü sana verdim ,sonunda yandım!

Kendini kıtlık için mi sakladın, böylesine hissiz'sin?
Kendini derya deniz mi sandın, çok mu değerlisin?
Elinde çekmediğim dert bela kalmadı, densiz misin?
Ah seversin dedim, sana dil döktüm inandım
Gönlümü sana verdim, sonunda yandım!


Aşk’ı nakış nakış örmek,  gülmek istedim
Bu fani dünyada, mutlu olmak istedim
Yanağımda açan gülleri, dermeni istedim
Gönül yıkan sana mı düştüm, alemde bilemedim
Ah seversin dedim, sana dil döktüm inandım
Gönlümü sana verdim, sonunda yandım!

Kul Mehmet’im ,latif hoş eda ile sana yaklaştım
Kor alevde beni yaktın,  çöllere attın
Göklere çıktı avazım, avazım duymadın
Zemheride dondum, yüreğim ısıtmadın
Ah seversin dedim ,sana dil döktüm inandım
Gönlümü sana verdim, sonunda yandım!
Mehmet Aluç

25 Şubat 2015 Çarşamba

Gönlüm Sana Ben Verdim




İşte ben karşındayım, söyle yar hislerini
Giydim gönlüme aşkın, elbisesini geldim
Giymişsin yine gönlü, öldüren kefenini
Ben sana hep güldüm yar, gönlüm sana ben verdim

Bilmezsin ey yar sensiz, halim acı iledir
Bilirim yar gönlünü, ne varsa dilindedir
Beklerim ben sabırla, Rahman’dır o muktedir
Ben sana hep güldüm yar, gönlüm sana ben verdim

Kul Mehmet ahu zarla, geçse de yâr ’sız ömrün
Her zaman merhametli, gönül ile sen görün
Ey yar sen gülmez isen, gönül sen yerde sürün
Ben sana hep güldüm yar, gönlüm sana ben verdim

Mehmet Aluç

20 Şubat 2015 Cuma

Kula Yakışan Tefekkür Ederek Yaşamak




Hasret ile yolun gözlerdim
Ölüm haberi geldi ben bittim
Gözlerimde akma gözyaşlarım
Beyaz kefen içinde yatar nazlı yârim



Dünyada nasip değilmiş buluşmak
Ah ile yakışmaz kula yaşamak
Vakti vuslatı beklemek gerekir ey kul
Beyaz kefen içinde yatar nazlı yârim



Kul Mehmet’im dünyada güldürmezse Rahman
Elbet vardır bir hikmeti yücedir o Rahman
Kula yakışan tefekkür ederek yaşamak
Beyaz kefen içinde yatar bekler beni nazlı yârim


Mehmet Aluç

30 Ocak 2015 Cuma

Kefensiz ölmenin Peşinde yürüyen-3. son bölüm-



Muharrem dede mutfakta yemek tabağı ile içeriye girdi. Sofra bezini yere serdi, yemek yemek için sofraya oturdular. Gözü hala kolyeye takılıyordu. Bunu fark eden muharrem dede.
-Gözün kristal kuvars reiki sarkaçlı kolye ’ye takıldı evlat. Benim kızın, takıntıları var güya Bir odadaki enerji dengesizliklerini tespit etme, chakraların dönüş yönlerindeki sorunları giderme, chakralardaki enerji dengesizliklerini giderdiğine inanıyor ve bununla gidereceğini sanıyor. Annesi de biraz hırçın aksi olunca bir arkadaşına söylemiş o da bu yöntemi söylemiş. İlk önce denediler birkaç defa.

-Tam anlayamadım?

-Bende ilk başta anlamamıştım evladım araştırdım.  İnsanların vücudunu çevreleyen elektromanyetik alana aura denir. İnsan aurası evrensel enerjiden beslenir ve süreli olarak evrensel enerjiyle iletişimdedir. Aurada yedi tane enerji merkezi bulunur bu enerji merkezlerine CHAKRA denirmiş,falan filan. Ben onlara annesinin hırçın ve aksi olduğunu negatif enerji ile ilgili bir durum olmadığını söyledimse de dinlemediler, o gün yani on sekiz yaşından beri yani on yıldır kızım lale değişti bazen mutlu bazen mutsuz…
Lale ismini duyunca yüreğine bir bıçak saplandı. Bu bir tesadüf olabilirdi. Sevdiği yani terk ettiği sevgilisi Leylada aynı şeyleri söylerdi, ama önemsemezdi ve bilmediği de bir konuydu. Hep es geçerdi.

-Ne oldu evladım, rengin bir anda soldu?

-Şey… Bir şey yok yemek boğazıma kaçtı.

-Bu taşları bilen birilerinin kullanması gerektiğini her ne kadar söyledimse kızım beni dinlemedi. Ne bileyim tamamen değişti, bizden uzaklaştı bazen aylarca uğramıyor, bakıyorsun gecenin bir vaktinde geliyor birkaç saat durduktan sonra gidiyor. Elindeki kolyeye sorular soruyor iletişim kurmak için bu pandül mü sarkaç mı her ne ise… Neyse bunların sırası değil evladım, sen kimsin önce onu anlat.

Geceleri elinde bu kolye ile konuşurken gördüğünde yine pek önemsememiş, yastığının altında haftalarca onunla yatmasına bir anlam verememişti.

Yemek yerken kapı açıldı içeriye soluk soluğa kalmış telaşlı bir halde Leyla girdi. Seyit’in sırtı kapıya dönüktü. Leyla telaşla soluk soluğa

-Baba kolyemi kaybettim, tüm iyi enerjimi kaybettim onu, kötü enerjiler ruhumu sardı, evde bir tane daha olacaktı…

Demeye kalmadan seyit sırtını döndü Leyla ile göz göze geldi. Leyla çok telaşlıydı. Babası

-Gel soluklan kızım, ben şimdi bulurum. Kızım bunu sen kendin acemi olarak kullanıyorsun sana zararı var diyorum bana inanmıyorsun.

-Hayır, baba sen bilmiyorsun çabuk bulmam gerekiyor onu, bak şimdiden odayı negatif enerji sardı.

Sofranın başında oturan seyidi görünce irkildi. Şaşırdı. Kapıyı kapatarak koşmaya başladı. Seyit kapıyı açarak arkasında koştu.

Uzun bir koşudan sonra ormanlık alana girdiler. İkisi de nefes nefese kalmışlardı. Seyit arkasında bağırarak.

-Leyla kaçma benden sana zarar vermeyeceğim
Diye bağırsa da Leyla duymuyordu. Leyla’nın Ruhu bedeni ile kanatlanmış sanki uçuyordu. Sanki arkasında koşarken Leyla'nın çıkardığı ses puslu gölgeli bir gecede kahkahaları ile ağlayan bir delinin hırıltıları gibi çıkıyor ve ormanda yankılanıyordu.

Leyla az ilerde kayalıkların olduğu yerde bir mağaraya girdi. Seyit mağaraya doğru ilerledi, içeriye girmek için tereddüt etti. Mağarada koşam Leylanın ayak sesleri yankılanıyordu. Korkak adımlarla mağaranın içerisine doğru yürüdü Seyit. Avcunda sanki kalbi yerinden sökülürcesine çarpıyordu, biraz durdu nefes aldı. Mağarada Leylanın koşan adımları hala yankılanıyordu. Çaresizliğin ayak adımların sesine kulak vererek, mağarada leylanın peşinde yürümeye devam etti. İlerde yol ikiye ayrılıyordu, şaşırdı hangi yöne gideceğini, kulak kabarttı Leylanın son adımlarının sesi hale sağ olan yolda geliyordu. İlerledi önüne çıkmaz bir yol çıktı. Buradan hiç gidilecek bir yol yoktu. Bir anda uçmadı ya diye düşündü. Bir anda izlediği filimler aklına geldi gizli dehlizler kapı var burada diye düşündü. Mağarayı eli ile kontrol ederek giriş kolunu aramaya başladı.

Az ilerde derinden konuşmalar geliyordu.

-Aradım bulamadım kolyemi, bana daha etkili olan yeşil zebercet kolyesinden verir misiniz?

-Leyla, annenin bu taşlara ihtiyacı yok, bunlar psikolojik olarak psikolojiyi düzelttiğine inanılır hem bu kolye Beden-zihin dengesini sağlar. Metafiziksel ve psikolojik etkileri yok ettiği biliniyor. Neşe ve sevinç hissi verir. Böylece diğer insanlara sevgiyle bakılmasını sağlar. Kişinin yaşam enerjisini, canlılığını korumasını sağlar. Kişiyi verici olmaya yönlendirir. İyimserlik verir ve küçük gelişmelerden sevinç duyulmasını sağlar. Nedensiz duyulan korkulara karşı iyi gelir. Kaygıyı azaltır. Kişinin iç dünyasını fark etmesini sağlayarak kişisel gelişimi hızlandırır. Çevreyle iletişimi mükemmelleştirir. Kıskançlık, egoistlik ve duygusal soğuklukları yok eder fakat her nedense sizin aileye hiçbir etkisi olmuyor Leyla.. Mesela seni ele alalım hiç mutlu değilsin, bir psikologla görüşmen gerekir, bunlar tedavi amaçlı değil, psikolojik olarak morali düzelmek içindir biliyorsun. Sen buna kendini fazla kaptırdın… Bu kolyeler mutlu olanların daha mutlu olmasını psikolojik olarak sağlıyor, tıbbın yapamadığını yapamıyor ki. Mesela sen kişisel olarak hep kaygılısın, mutlu olmayı onun kıymetini bilmiyorsun, kusura bakma leyla’cığım ama duygusal olarak buzdolabı gibisin. Senin acil olarak doktora görünmen hatta psikolojik yardım alman şart.

Eli mağarada bir çukurdaki sivri taşa dokununca mağaranın kapısı ardına kadar açıldı. Leyla ve diğerleri irkildiler. Leyla

-Sakin olun, telaşa gerek yok, eski sevgilim beni takip ediyordu.
Mağaranın içi bayağı dayalı döşeli bir yerdi. Seyit

-Siz burada gizli ne işler çeviriyorsunuz? Anlatın bakalım.
--------

Leyla bir hasta hane de yatalı altı ay olmuştu, Psikolog desteği ile tüm takıntılarından kurtuldu. Şimdi seyit ile beraber küçük bir evde mutlu bir hayat sürdürüyor.
                                                    SON
Mehmet Aluç

25 Ocak 2015 Pazar

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-1.Bölüm



Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-1.Bölüm

Tasalanmış keder uçurumuna doğru sanki yürüyordu. Ömründen güzel olan anılar silinmiş, sadece kederle dolu anların hırçınlığı kalmıştı, sanki. Sallanarak yürürken bedeninde tüm umutları birer birer dökülüyordu. Ömür denen hayatı okyanusta bir sandalın içinde azgın dalgaların hırçınlığı ile mücadele ederken, azgın dalgalar sandalı bir paçavra gibi ıssız bir adaya savurmuşçasına üzgün şaşkın devrildi hayatı, karanlık gölgelerin dehlizine adımları ile.

Yarına yürümekten korkan, kederin ahları ile baş başa kaldı o an. Pişmanlıkla günahları bir bir dökülüyordu gözyaşları ile toprağa. Yalnızlık şehrinde yanarken birkaç puslu lamba, pencereler de simsiyah perdelerle örtülü iken evler sırtında taşıdığı yalnızlıkla sokakları adımladı.
Katran gözlerle ışıldayan gecenin karanlığında, ölüm kokan caddelerin sessizliğinde ürkek adımlarla, yoluna devam etti. Az ilerdeki kulübe de cılız bir ışık titrek titrek yanıyordu, söndü sönmek üzereydi.

Gökyüzünde yıldızlar tek tek kaybolurken yaklaştı kulübeye. Çığlıklar koparan bir silueti taşıyan kulübeye girip girmemek için bir an tereddüt ’ün ayaklarına takıldı kaldı. İçeriden bir ses

-Ey kefensiz dolaşan, yokluğun uçurumuna düşmek için yol alan çekinme gir içeriye.

İrkildi. Korkarak kulübenin kapısını açtı, kapı gıcırdayarak açıldı. İçeride Yetmiş yaşlarında ihtiyar bir dede oturuyordu yırtık bir kanepenin üzerinde.

-Yaklaş çekinme, boğazında düğümlenen ah’larla süslenmiş hecelerin şaşkınlığı ile yürüyen sen, yaklaş yanıma.

Çekinerek yaklaştı, gözleriyle azıcık yanan mum ışığının titrek ışığında görebildiğince kulübeyi inceliyordu. Yaklaştı ihtiyar dedenin yanına.

-Ey sen sukut deminde dünyayı ‘mı dinliyorsun yoksa isyan içinde yolunum kaybettin bu karanlık gecenin sokaklarında? Yoksa yüreğindeki acıyı gecenin karanlığına ekleyerek sökmenin mi derdindesin?

Şaşkındı! Zamandan bir geçit mi açıldı ben içine düştüm diye korku içinde düşünürken.

-Şey ben, sürüklendim içimdeki kederle acıyla, ömrümde kaybettiğim güzellikleri kaybettim belki onu arıyorum.

İhtiyar dede az düşündü.

-İsmin nedir?

-İsmin önemi var mı dedem? Sessizliğe doğru, ıssız yollarda tek başına yürürken?

-Haklısın evladım, kefensiz ölmenin peşindesin öylemi?

-Hay ağzına sağlık dedem çok doğru söyledin. Avuçlarımda yarınsızlık çığlıkları var iken adımın ne önemi var dedem sen söyle?

-İçinde çürüyen bir yarının varsa, ismin hiçbir önemi yok evladım. Farkında mısın çaresizliğin adımlarını takip ediyorsun, ondan böylesine bitik ve ölü haldesin. Rahmetin elinde fışkıracağı bir izi takip etseydin şimdi böyle olmazdın.

-Rahmetin fışkıracağı bir iz vardı da ben mi takip etmedim dedem?

-Evet, var, sen hep ölümün salasını okudun gözlerinle, gönlünde, dilinle.

Gerçi ölümde gerçek uyanıştır, ama bu dünyada değil evladım, o ahiret hayatı içindir.

-Bir nefes canlılığı kadar Rahmetin izini bulamadım ki dedem takip edeyim! Sevdim terk edildim, seveyim dedim yeniden sevemedim yalnız kaldım.

-Sevdiğin seni sevmediyse aşkla sen sevmeye devam edeydin ya evladım.

-Beni sevmeyeni ben nasıl aşkla seveyim dedem? Olur, mu hiç öyle?

-Olmaz mı evladım az düşün bakalım? Beyhude düşüncelerin uçurumunda çık ve öyle bir düşün bakalım. Yüreğine damla damla düşen kin nefreti ve arzularını at bir kenara öyle düşün.

Düşündü, düşündü…

-Arzularımı atarsam, gönül evim boş kalmaz mı? Onu isteklerimle doldurmasam, nasıl ayakta kalacağım? Sevdiğim aşk dolu gözlerle bakmazsa, içindeki umutlarımı nasıl yeşerteceğim dedem söyler misin bana?

-Sevdiğinin ahu dolu yakan bakışları yoksa sen gözlerinle, sözlerinle, yüreğinde sakladığın aşkın kapısını açarak, sevdiğine sunarak yaksaydın da, sana ahu dolu gönlünü yakan volkanı söndüren pınar gibi berrak olan bakışlarının kapısını açsaydın ya evladım. O seni yüreğinden öpmeyince sen anlından öpseydin.

-Dedem sen bir âlemsin, bana sevgiyle bakmayan birisini ben nasıl sevebilirim? Ona bakarken huzuru bulmayan ben nasıl huzurlu olabilirim yanında? Bunun sonu ayrılık ve ben ayrılığı seçtim. Ne yapayım benim ömrümde sevmek sevilmek yokmuş, böylesine yalnızlığı yaşamak varmış dedem!

- Yani her adımda, çukurlara düşmeyi seçtin?

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

18 Ocak 2015 Pazar

Hepsi Görülecek


Azabın bin şiddeti dayanmış arşa
Kutlu olmayan bir sefer sokaklarda baştanbaşa
Kimdir bu edepsizler bilmem kimin soyu
Gövdeler kuşanıyor kutlu olmayan sefere siper ortaklaşa
Kalktı toz duman kara mahşer sokaklar çığlıklar diz boyu
El ayak çarpık ruhlar medet bekliyor ufukta
Yetişmez ki işte medet bir solukta
Sukut yatmış öğlen uykusuna şuracıkta
Gövdeler kuşanıyor kutlu olmayan sefere siper ortaklaşa
Göz gözü görmez canlar pazarda
Namaz kılsam seccadem yoktur yakınlarda
Huzursuzluk nehri akar sokaklarda mahallede son zamanlarda
Gövdeler kuşanıyor kutlu olmayan sefere siper ortaklaşa
Taze kefenler sıralanmış dizi dizi
Gönüller kirlenmiş neylesin iyilik bizi
Rahman düzlüğe çıkarsın merhametiyle sizi
Kalktı toz duman kara mahşer sokaklar çığlıklar diz boyu
Katran karası bakışlar sersefil yollarda
Uzansam şefkatle uzanmaz yok teselli kollarda
Hırçın yanardağ ülkenin bağrında
Yürüdüğüm yol benim geçit vermez bana baktığımda
Geçit vermezseler de bu yolda şefkatle yürünecek         
Şefkat açarak kollarını cümlemizi saracak hepsi görülecek       

Mehmet Aluç

27 Kasım 2014 Perşembe

Adım Yazılsın

Adım yazılsın


Duymaz isem çağrını
Görmez isem sevgini
Uzatmazsam ben elimi
Kefen giysin bedenim

Viran edersem gönül bağını
Boş bırakırsam sağını
Uzak edersem yolunu
Ölümü tatsın nefesim

İhanet göğsümde yeşerirse
Umut dolu yarınların solarsa
Gülen gözlerin ağlarsa
Ölüme koşsun ayağım

Kul Mehmet seninle girmek ister yüz yaşına
Acı sıkıntılar hiç gelmesin başına
Ayrılığın oku değmesin kaşına
Adım yazılsın seninle mezar taşına
Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç