Bu Blogda Ara

diken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2016 Cumartesi

Sözler Aşkla Dökülsün Dilinde

aşk dilleriyle konuşalım ile ilgili görsel sonucu

Bana geleceksen aşk diliyle gel
Aşksız dilde olur diken eser kara yel
Sözler diken gibi batar gönül sevmez
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Aşktan başka ne varsa gönlünde boşla
Sev insanları candan gülümseten bir hoşla
Nefsi şeytanı durma sen hemen taşla
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Gel insanları tatlı dil sözlerle karşıla
Sana kim dedi söyle gönülleri haşla
Hayat devam etmeli kaos’suz barışla
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Haydi, durma güzel aşk sözleriyle başla
Sende görsün insanlar varsınlar aşka
Sen başka güzel âlem başka güzel olsun bu bakışla
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Aşksız dil derdini anlatamaz yıkılır kalır
Aşk ile seven sevdiğini aşk diliyle alır
Aşksız olan gönül her dem yanılır
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Aşksız dil ne halden anlar ne halleri sorar
Aşksız dil hem gönlü hem insanları yorar
Aşk ile olmayan insan insanları kapısından kovar
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Aşksız gönlün nehri pınarı bulanık akar
Dilinde çıkan sözler hep gönülleri yakar
Kâinatı anlamadan insanı anlamadan bakar
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Arıda aşk olmazsa çiçek aşksız açarsa bal olmaz
Dünyada huzur barış olmazsa yaşanacak diyar kalmaz
Hak bizleri barış için gönderdi neden kimse anlamaz
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Dikmeyelim gönüllere hasret dağlarını
Yıkmayalım gönülde aşk bağlarını
Aşk olmazsa kuramayız güzellikle yarınları
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Muhannete muhtaç olmayalım birlik olalım
Zalimin zulmünde inlemeyelim kardeş olalım
Nefis şeytandan çekmeyelim hakka nura varalım
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Kul Mehmet’im aşksız dillere yanarım
Aşksız ağlayan gönül varsa ona koşarım
Dertli gönülleri aşk iline götürür aşka bağlarım
Sözler aşkla dökülsün dilinde tel tel

Mehmet Aluç-Kul Mehmet 

30 Kasım 2015 Pazartesi

Yoldaki terazi adımları Ölçer hassastır...



Alıp veremediğimiz nedir
Hayatla insanlarla
Düşlerle
Niyetlerle
 Adımlarla
Bize diken gibi batan mıdır?
Kör adımlarla hissiz yarınlara yürürken
Neden doğru adımları
Bizim yanlış adımlarımızın
Yoluna çevirmek için baskı yaparız
Zorlarız
Kolunu koparırcasına çekeriz
Peki, bizim düşüncemizin
Değeri var mı onda hayır
Onun fikrinin
Değeri var mı bizde hayır
Öyle ise neden bu zorbalık
Herkes gitsin kendi yoluna
Yoldaki terazi adımları
Ölçer hassastır
Yanlışlığını doğruluğunu
Bir kaç adım sonra
Nedir bu duyarsızlık
Kimden yana olduğunu söyler
Tarafta tutmaz öyle
Yoktur onda fırıldak gözler
Şak diye yüzüne karşı söyler
Boyun ölçüsünü milimine ölçer
Aldığın nefesi
Niyetini
Sığınma kendi korkun arkasına
Bu kadarda saldırgan olma
Hücren olmasın
Zindanları kurma gönlünde
Güvercinleri yaralama bırak uçsunlar
Kırma kanatlarını yazıktır
Özgürlüğün etrafına
Neden telden çit çekersin
San kim bu hakkı verdi
Sırıtma
Yaptığın resmen
Zorbalık
Seni fikrin senin
Benim fikrim benim
Nedir bu baskı
Az sonra yoldaki terazi ölçecek
Nedir bu korkun
Yanlış çıkarsa et kabul
Nerende anlarsın
Solursun böyle
Etrafı aldı pis koku
Hem korkma yoldaki terazi ile
Zamanın hassas kolları da ölçüyor
Telaşa gerek yok
Relaks
Sakin ol
Allah var telaş yok

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

10 Temmuz 2015 Cuma

Git Peşinde Olsun Sana Derman



Nefis şeytan peşinde koşma
Kalırsın sende takatsiz
Başlar sorgu sual
Kalırsın cevapsız

Sıkar seni kabristan
Şeytan ile olursan
Solar güller gönlünde
Şeytan ile sularsan

Nur Kuran
Nur Nebi
Doğar âleme güneş gibi
Git peşinde olsun sana derman

Sözünde olmasın diken
Nur Kuran Nur Resul gülümsemiş iken
Koş şana koşan nur Kuran nur Nebi gelir iken
Git peşinde olsun sana derman

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

14 Nisan 2015 Salı

Ey Şirreti İle Gülen




İmansızlık fikirsiz’lik gönüle batan diken
Şer başını almış gider iken
Kimdir şirreti ile gülen
Sende bir gün öleceksin şirreti ile gülen
Azrail yakandan tutacak
Cehennem seninle yanmaya başlayacak
Gülüşün alev alaz yakacak seni
Ey şirreti ile gülen
Fikirsiz’liği ile gönülleri ezen
Yarın bana kalan diyen
Ölüm gelmez diyen
Sende bir gün öleceksin şirreti ile gülen
Azrail yakandan tutacak
Cehennem seninle yanmaya başlayacak
Gülüşün alev alaz yakacak seni
Fikirsiz ‘ligin imansızlığın kokar mı gül
Sen git kendi çöplüğünde öl

Mehmet Aluç

7 Mart 2015 Cumartesi

Gurbet İllerde




Hayatım gidişinle gurbet ellerde geçiyor
Dönerim diyorum Ret edersin diye gelemiyorum
Beraber yürüdüğümüz yollarda dikenler var diye
Gelip yürümeye korkuyorum

Yaram günden güne büyüyor
Senin sevginden başka gönlüm derman kabul etmiyor
Gelince beni sevmezsin yaramı sarmazsın diye
Gurbet ilde yaramla beraber yaşıyorum

Her sancısında seni hatırlatıyorum
Sana kavuşan yollar beni sana kavuşturmaz diye
Hayal ederek kahır oluyorum
İşte ben o zaman gurbet illerde sensiz ölüyorum
Mehmet Aluç


5 Mart 2015 Perşembe

Vuslat Bekleyenindir




Yokluk hasreti ile
Umutsuzluk ateşi ile
Yüreğini kor alev yakma
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Hayat ölüm bir iple birbirine bağlı olsa da
Hasret ile yollar gözyaşı ile dolsa da
Tam kavuştum derken elem kahır gönlünde taht kursa da
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Aşk yolunda önüne çıkar düşmanın üçü beşi
Aşk bu kıskananı çok olur dünyada bulunmaz eşi
Kavuşmaya çalışanı kavuşturmak istemezler aşk’ın bulunmaz neşesi
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Gamzende yetişirse kederin dikenleri
Aşk mutluluktur bil onunla gülenleri
Karanlık gecene doğsa da gam geceleri
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Zamansızlık paradoksu ile keder uçurumunda gezinme
Şahlanır durgun bakışlar aşkın bakışı ile sen üzülme
Umutsuzluğun mırıltılı naaşını göm karanlık mezarlara geriye dönme
Vuslat bekleyenindir ey sevgili

Kul Mehmet’im mutsuzlukla gönül evine mezar kazma
Kazdığın mezara umutsuzluk karartısı ile sen yatma
Sakın ola dünyalık mal için kimseyi sakın ola satma
Vuslat bekleyenindir vuslat yolunu gözleyenindir ey sevgili

Mehmet Aluç

3 Mart 2015 Salı

Bu Sorular Ne Kadar Ağır Oysa Cevabı Çok Hafif!





Zaman zaman düşünürüm, kar taneleri gibi bembeyaz sevgi çiçekleri, neden gönlümüzde yetişmez diye!

Etrafımıza dünyaya bakınca bunu anlamak için dahi olmaya gerek yok sanırım.
Birbirimize yol vereceğimize birbirimizin yolunda açan sevgi çiçeklerini nedense edepsizce çiğner geçeriz, hatta gönlümüz de sevgi çiçeklerini açtırmak için ne yolumuzda bahçe açmamıza izin veririz nede dikilmesine tahammül ederiz!

Neden birbirimizin halini sormayız da, zorda kaldığında ona neden aklını kullanmadı diye zulüm eder bir tekmede arkasından biz vururuz?

Dilimizde sevgi sözcükleri yerine, dikenler gibi gönlü parçalayan değersiz bizi birbirimizden ayıran sözlerin peşinden koşarız?

Çok yakınız ama birbirimiz aramıyoruz arasak ta uzaklarda arıyoruz! Bak işte yanındayım görsene beni,  bizi, onu, bunu şunu…

Birbirimize yabancıyız tanınmak istemiyoruz acaba neden? Niçin? Niye? Bilmiyorum.
Bu sorular ne kadar ağır oysa cevabı çok hafif!

Bir gülümseme, bir nasılsın demek, bir ihtiyacın var mı demek ne kadar ağır geliyor, sanki sırtımıza ağrı dağı yükleniyor!

Körüz gördüğümüzü sanıyor, ama gerçekten kör olduğumuz gerçeğine kulağımızı tıkıyoruz.
Bazen düşünmek ve çaresini bildiğimiz halde düşünmenin eziyetinden dolayı düşünmek istemiyorum.

Hücrelerimiz ile yakıp yıkanın yanında gururmuş gibi duran bizler, merhamet ile gülümseyenin yanından kaçıyoruz!

Yok delidir, neden boş boş gülümsüyor, ajan mı yoksa falan filan! Sana bana bize gülümsüyor, gülümse gönlünde bahar çiçekleri açsın diyor, gülümse hayatına mutluluk gelsin bu mutluluğu da al dağıt diyor, ama insan her şeyi bilen ya, işte bilmediğinin anaforunda fikirsizlik veya fikri olmayanların uçurumuna düşmek için, var gücü ile koşuyor. Anlamak mümkün değil! Akılın neden bunu yaptığını anlamak hiç mümkün değil.

Rahmanın huzurunda bu dünyada yaşarken merhametten haberi olanlardan hatta farkında olanlardan, karışık olan yola gitmek yerine iman nuru ile aydınlanmış yola girmeyi görmeyi Rabbim cümlemize nasip eylesin. Selam ve dua ile…


Mehmet Aluç

25 Şubat 2015 Çarşamba

Engel Konulmaz



Gönül sevmek istemeyince sevdiğini bulamaz
Aşk gönülde olmaz ise doğru yol bulunmaz
Âşık olana aşkın yolu hiç sorulmaz
Âşık olanın yoluna dikenden engel konulmaz

Âşık sevdiğinden başkasını görmez
İmanı gönle alınca tadına doyulmaz
Cismi yanar aşk ile feryat ile yola çıkılmaz
Âşık olanın yoluna dikenden engel konulmaz

Kimileri aşkın kıymetini bilmedi
Kimisi aşk ile sevmedi gülmedi
Kimisi aşk ile seveyim dedi aşkı bulamadı
Âşık olanın yoluna dikenden engel konulmaz

Kul Mehmet’im aşkın güzelliğinden kaçınılmaz
Aşk gönülde çok diye etrafa savrulmaz
Aşk ile seven gönül hiç yanılmaz
Âşık olanın yoluna dikenden engel konulmaz
Mehmet Aluç


21 Şubat 2015 Cumartesi

Aşık Hüdai (Sabri Orak) Hayatı ve Eserleri

Aşık Hüdai (Sabri Orak)

    
      Erenler Zehir Getirin
    Balınan Öldürmen Beni
    Bağrıma Diken Batırın
    Gülünen Öldürmen Beni

       Hüdaiyim Daldım Gama
      Saldı Beni Demden Deme
      Asın Kesin Yüzün Amma
      Dilinen Öldürmen Beni

   1940 yılında Maraş’ ın Göksun ilçesinin Yoğunoluk köyünde doğdu. 11 yaşından itibaren irticalen şiir söylemeye başladı. Yaşlı ve usta aşıkların yanında kendisini yetiştirmiştir. Küçük yaşta babasını yitirir. Okumayı yazmayı birçokları gibi Hüdai de askerlikte öğrenir.

   İki yıl Konya da yapılan aşıklar bayramına katıldı. 1968 yılında şiir dalında birinci olarak Fuzuli ödülünü aldı. 1969 da atışma ve şiir dallarında ikinci olarak Dadaloğlu ve Yunus Emre ödüllerini kazanmıştır. Şiirleri iç dünyasını yansıtır. Tasavvufa yönelmiştir. Şiirlerinde kendine özgü bir incelik ve deyiş güzelliği vardır. 23 Kasım 2001 tarihinde aramızdan ayrıldı...


Duygular Dönüştü Söze

Erenler Zehir Getirin
Balınan Öldürmen Beni
Bağrıma Diken Batırın
Gülünen Öldürmen Beni

Hiçlik Aleminde Mestim
Varlık Sevdasını Kestim
Yokluk Benim Eski Dostum
Malınan Öldürmen Beni

Yar Diyerek Yana Yana
Can Teslim Ettik Canana
En Yakınım Kıysın Bana
Elinen Öldürmen Beni

Bir Aşktır Düştü Özüme
Yanarım Kendi Közüme
Leyla Görünüp Gözüme
Çölinen Öldürmen Beni

Duygular Dönüştü Söze
Yanık Seda İşler Öze
Dertli Dertli Vurup Saza
Telinen Öldürmen Beni

Hüdaiyim Daldım Gama
Saldı Beni Demden Deme
Asın Kesin Yüzün Amma
Dilinen Öldürmen Beni


Makbuldür

Faydası olmayan bahardan yazdan
Yüce dağbaşının kışı makbuldür
Cahilin ettiği sohbetten sözden
Alimin hayali düşü makbuldür

Lokma yeme muhannetin elinden
Kurtulaman sonra acı dilinden
Namertlerin kaymağından balından
Merdin kuru yavan aşı makbuldür

Hüdai konuşur bir ince dilden
Hal ehli olmayan bilir mi halden
Bilgisiz görgüsüz duygusuz kuldan
Ölülerin mezar taşı makbuldür


Gönül Çalamazsan

Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit

Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit

Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit


Öyle Gel

Bu aşkın sırrına ereyim dersen
Önce bir ermişe sor da öyle gel
Hakkın cemalini göreyim dersen
Evvela sen seni gör de öyle gel

Hakikat ilminin sabırdır başı
Şah olsa da benlik gütmez er kişi
Sen kendi nefsinle eyle savaşı
Sadık ol sözünde dur da öyle gel

Hüdai emeğin gitmesin zaya
Bozulan süt artık tutmuyor maya
Bu aşkın yoluna gidilmez yaya
Aşk atına binip sür de öyle gel


Bana Sor

Adım adım gezdim gurbet elleri
Gezdim ama kardaş gel de bana sor
Ömrümün yükünü dert sıraladım
Dizdim ama kardaş gel de bana sor

Genç yaşımda terk eyledim yurdumu
Geri dönüp gözlemedim ardımı
Gönül defterine gizli derdimi
Yazdım ama kardaş gel de bana sor

Hüdai hastayı eylerim nazar
Ben kendi içimde kurdum bir pazar
Bu kötü nefsime kazmasız mezar
Kazdım ama kardaş gel de bana sor


Zamanı Geldi

Bahar geldi çayır çimen yürüdü
Yaylaya göçmenin zamanı geldi
Dağlar yeşil giydi karı eridi
Suyundan içmenin zamanı geldi

Çok şükür bu yıl da erdik bahara
Gülü gördü bülbül başladı zara
Açıldı sinemde bin türlü yara
Yine dert açmanın zamanı geldi

Pınarı var ormanı var gölü var
Çiğdemi var çiçeği var gülü var
Arısı var peteği var balı var
Bunları seçmenin zamanı geldi

Hüdai zamanın geçer boşuna
Kuşlar bile hep kavuştu eşine
Şimdi bu mevsimde dağlar başına
Yar ile kaçmanın zamanı geldi
          Kız Niçin

Kız niçin bakıp bakıp gülersin
Yanağında güller açılasıca
Gülüp gülüp ne aklımı çelersin
Güzeller sultanı seçilesice

Bilir misin bana ne iş eyledin
Aklımı fikrimi bir hoş eyledin
İçkisiz mezesiz sarhoş eyledin
Elinden badeler içilesice

Koymayasın beni eller yerine
Sana hizmet edem kullar yerine
Gel bir koklayayım güller yerine
Gül gibi kokusu saçılasıca

Hüdai aşıktır ey ahu gözlü
Yüreğimi yaktın ciğerim közlü
İçimde yıllardır hasretin gizli
Gel uğruna candan geçilesice



Dostlarım

Dostlarım hep bende kusur aradı
Gerçek yanlarımı göremediler
Yar dediğim yad ellere yaradı
Sevdiklerim bana eremediler

Saflar kandı fitnelerin sözüne
Körler düştü kalleşlerin izine
Dinamitler kondu suyun gözüne
Yine de farkına varamadılar

Kalmadı sevdiğim lezzetim tadım
Devrildi seneler bak adım adım
Yıllarımı insanlara adadım
Bir günümü geri veremediler

Göz koydular varlığıma malıma
Kurtlar çoban oldu kuzularıma
Zalimi koydular mazlum yerine
Haklının hakkını aramadılar

Hüdai'nin yaraları döşünde
Duman eksik olmaz garip başında
Yar yari pişirir aşk ateşinde
Yarsızlar yarasın saramadılar



Anlamaz ki

Aşık olmak bir alemdir
Tatmayanlar anlamaz ki
Her sözü bir mücevherdir
Tartmayanlar anlamaz ki

Kim ki haktan olsa cüda
İbadetten almaz gıda
Bu yolda başını feda
Etmeyenler anlamaz ki

Sil gönlünün kem pasını
Gütme benlik davasını
Daim hasretlik yasını
Tutmayanlar anlamaz ki

Hüdai'yim kalksın perde
Aşk ateşi yanar serde
Eyüp gibi dertten derde
Batmayanlar anlamaz ki



Ateş İcat Olup

Ateş icat olup tütün tütmeden
Aşkın ocağında biz yanıp tüttük
Güller açılmadan bülbül ötmeden
Mana aleminde şakıdık öttük

Her kaynaktan akmaz böyle duru su
Bu yer gerçek erenlerin korusu
Duygu çiçeğinden ilham arısı
Sevgiden bal yaptı önce biz tattık

Gönül diyarında sevda elinden
Hasret dağlarından çile çölünden
Peygamber izinden Allah yolundan
Yirminci asırda biz geldik gittik

İrfan sofrasının altın tasıyım
Muhabbet suyunun şelalesiyim
Hüdai Yunus'un sülalesiyim
Tasavvuf ilmini biz tamam ettik



Ayrı Duruyor

Ey erenler yine bozuldu bendim
Manalar dilimden ayrı duruyor
Aşkın ateşine yandıkça yandım
Dumanım külümden ayrı duruyor

Bağbancı hasiret sümbül çiğdeme
Bir od düştü yanar dertli sineme
Seher vakti bülbül gelmez bu deme
Bülbülüm gülümden ayrı duruyor

Bu benim derdimin yok mu ilacı
Bitip tükenmiyor çektiğim acı
Gazel döktü şu ömrümün ağacı
Yaprağım dalımdan ayrı duruyor

Katlanayım dedim derde mihnete
Gayrı gönül dayanmıyor hasrete
Kader kısmet aldı attı gurbete
Hüdai ilimden ayrı duruyor

Kaynak: http://www.radyodoga.com.tr/Asiklar-24-asik-hudai-(sabri-orak).aspx

13 Şubat 2015 Cuma

Bekler İsyan İmdat Çığlığında Geceleri



Çökmüş isyan bulutları kör karanlık gecelere eyler mekan
Bekler kıskacına almak için hüzünlü gönülleri yollarda bekler iken
Tozlu yollara unutulmuşluk ekmiş başak çiçekleri gibi açılan diken
Kara gözleri ile bekler geceleri hasret i sarmış gönlü bekler erken
İmdat çığlığında, sessiz akan göz pınarlarına gizlenmiş isyan derken
Bekler İsyan İmdat Çığlığında Geceleri hal böyle iken

Saplanmış hançer gibi, yetim bir çocuk masumiyeti ile bekler yollarda
Bekler yollarda, yok oluşa giden yolun köşesinde yol ayrımında
Bekler, tüm çiçekler solsun tüm renkler yok olsun diye sokak başlarında
Kararsın notalar, kelimeler gülüşler sözler diye
Haince, sinsice bekler yanaklar solsun ne diye
Bekler İsyan İmdat Çığlığında Geceleri hal böyle iken

Açar aşk güneşi gönüllerde, kör eder isyanı
Açar gönüllerde, zevki sefa ile aşk
Gör gözünle işte ahu gözlü Leyla’yı
Öp dudağında, görsün aşkı sevdayı

Yazık deme, geçen onsuz gecelere
Seni hazırlıyor, dudağında dökülecek kelimelere
Aşkı ruhuna üfleyen gecelerde
Gör de sarıl onunla geçen günlere, o aşk dolu sözlerle


Kul Mehmet der ağla gözlerim o yârin göğsünde
Selam olsun, seven tüm gönüllere, sevdiğini yüreğinde sevenlere
Bırak geçmişi, yaşa bugünü, aşk tüten gecelerde
Kalmasın, kavuşmak mahşerde, hüzünlü beklemelerde

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç