Bu Blogda Ara

fakir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fakir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2017 Salı

Ramazan Manileri 1





 Ramazan gönüllere geldi buldu onu hoş

Doldurdu o nuruyla ey kul sen nuruna koş

Ramazan kulağına ne fısıldıyor sende duy

Var doyur bir fakiri nuruyla kul sende coş

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

14 Ekim 2016 Cuma

Para Harcar Gibi Gönül Harcanmaz



İnsan arayıp ta buldu mu kendine lazım olan buluşu
Yoksa hala başında mı kendini yok eden yok oluşun
Halamı kazanırken gönül demez halamı sayar üç beş kuruşu
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz

Bugün az kazansak ta ne çıkar açlıktan mı ölürüz
Bir gönül sevelim sayalım belki ömür boyu güleriz
Hepimiz insanız bu dünya kalıcı değil ölüp gideriz
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz

Para ile onca kar yaptık hala kar der zırvalarız
Amelde kar yok ağlamayız gönülleri yakarız
Ölüm gelince amel ile gidilir para geçmez yanarız
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz

Bilmeyiz neden her şeyi bilirken Rahmana kulluğu
Fakire verilmez arzu istek için açılır paranın oluğu
Fakirin çocuğu ağlar bakılmaz bizi çocuklar sanki süt çocuğu
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz


Kasalarda paralar kimin için neden hep saklı
Rahman fazla verirken fakire de ver dedi ey yarım akıllı
Onun hakkı sana verilen o fazlada saklı
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz

Asırlar önce ecdadımız böyle miydi çekinmeden verirdi
Fakir hakkını alır gerisini bırakır gönülden gülümserdi
Şimdi fakirin hakkını da yiyoruz ateşi içinde saklı
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz

Kul Mehmet’im işte böyleyiz kırıldı tutunacak dalımız
Rahmana sığınalım o en güzel gidilecek yolumuz anımız
İnsanlar elbet bizim dostumuz sığınacak canımız
Para harcar gibi gönül harcanmaz para harcanır saklanmaz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

26 Eylül 2016 Pazartesi

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim
 Acıyan Yanlarımızı Yazar Kalemim

Bazen kalbim kırıktır şiirlerim gibi
Bazen şiirlerim kırıktır gönlüm gibi
Zengin bir kalem değildir kalemim
Benim gibi az fakir gönlü zengin
Aşka gönüle çok çok yakın
Zenginlerin dansı olan valsı yazmaz
Elleri kadehlerde yaşayanları hiç yazmaz
Fakir gönüllerin sofrasında
Eksik zeytini peyniri yazar
Ha sanmayın peynir zeytin eksik diye fakir üzülür
Kalemim şiirlerim üzülür
Fakir paylaşır bir lokmasını gülümsemesini
Aynı şiirlerim gibi
Fakirin sırtında kazancı
Benim sırtımda herkese gülümseyen şiirlerim
Fakir kazancına hamal
Ben şiirlerime hamalım

Hüzün olsa da hüznü demli çay gibi içerim fakirin sofrasında
Zaten zenginin sofrasında hiç oturmadım
Zengin sofrasını yazamam kalemim yazmaz
Kalemim bir türkü yazar bir aş tadında
Dinleriz yoksul komşumla yoksulluğumuzla
Gönlü yoksul değil aslında hiç yoksul değil
Yoksul derler
Sofrasında iki zeytin eksik olunca
Olsun her şey zeytin kaşarlı peynir değildir ki
Aslında zengin yoksuldur bilmezler
Zengin paylaşamaz fakirdir
Yemez yedirmez fakirdir
Gülmez güldürmez fakirdir
Bilmezler öylesine söylerler

Romeo’yu yazamam
Leyla ile Mecnunumuz var
Kerem İle Aslımız var bizim buralı
Romeo Avrupalı yakışmaz kalemime
Hem yanımızda yaşamadı
Hem de sözleri hecelerimize yabancı
Gönlü bizim gibi sıcak değil sanki
Hey sende bir şey söylesene hancı
Hiç uğradı mı senin oralara uğramaz
Ama Leyla Mecnun Kerem Aslı
Uğramıştır yol üstünde senin hana
Gülüşleri benzer bilirsin cana
Aşkı yaşamışlardır yudum yudum içerek kana kana
Acıyan yanlarımızı yazar kalemim
Düşlerin ışıkların söndürenleri yazar
Düşlerle yaşarken düş ’süz kalanların
Düş ’süz kalanlara koşmalarını yazar

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

23 Haziran 2016 Perşembe

Yetişmezsen Allah Sana yetişmez


Elden ele elin hiç uzanmadı
Fakir var yüzüne hiç bakılmadı
Allah yetişmedi der sıkışınca
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Yakılır yıkılır ses çıkarmazsan
Ağlayan var iken durun demezsen
Ya Rabbim unuttun neden sen dersen
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Koşman için seni yarattı anla
Yatarsan bitersin sende zamanla
Allah seninle sen kimlesin kanla
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Her şeyin bir vakti var anlayana
Gereken yapmazsan bitersin canla
Hışımla gezme gez sen az sabırla
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Hakkı anlatmadın tane tane sen
Anlatılınca kaçtın dedin ben ben
Secdeye varmadın hiç unuttun sen
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Unutanı Allah unutur anla
Sen hatırlamadın bu diri canla
Her şeyi yıkadın nefisle kanla
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
                                                   
Kulda yoksa niyet az samimiyet
Bir kulda olmaz ki çokça art niyet
Neye yarar yoksa kul samimiyet
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Kul Mehmet’im sakın çevirme dümen
Bak bakalım en çok kim insan üzen
Koşsana sen söyle nasıl bu düzen
Yetişmezsen Allah sana yetişmez
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

5 Haziran 2016 Pazar

Mübarek Ramazana kaldı günlerden bir

Mübarek Ramazana kaldı günlerden bir       

Mübarek Ramazana kaldı günlerden bir
tövbe ile günahlarını sil kalmasın kir
anla bil der Ramazan nasılmış fakir
salih amelle doldur dolsun der kabir

gönüllerde sonsuz sevinç sevinçler bir
Nurdan Mübarek Ramazan gel gönüllere gir
nurdan sevap iyiliklerle dolsun defterikebir
salih amelle doldur dolsun der kabir

yarın başlayacak teravih namazı
sakın der kul olma kurnazlıkta canbaz
yaptığın kurnazlıkla haksızlık yanına kalmaz
salih amelle doldur dolsun der kabir

fiyatlara haksız zam yapan yoktur yerin
mezar dersen derin cehennem daha derin
merhametle fakirin sofrasında ol serin
salih amelle doldur dolsun der kabir

fakirin kapısın çal halini sor dirlik içinde
Mübarek derki yaşayın hepiniz birlik içinde
kazandığınızı yığmayın dağıtın yaşayın varlık içinde
salih amelle doldur dolsun der kabir

Kul Mehmet'im Ramazan geldi hoş nuruyla geldi
müminler fakirin yüzünü malından verdi güldürdü
nefis şeytan Mübarek Ramazan da öldürüldü
salih amelle doldur dolsun der kabir Mübarek Ramazan
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

29 Mayıs 2016 Pazar

Hoş Gelirsin ya Şehri Ramazan Hoş gelirsin...

Yaklaşıyor, geliyor Nurdan Nur gönüllere şifası dermanı gülümsemesi ile On bir ayın Mübarek sultanı Ramazan.Hoş gelsin sefa gitsin inşallah.Gönüller ki, nuru bereketi sevabı güzelliği için can atıyor.Hali perişan olanlar, fakirler yolunu gözlüyor, müslümanlar hallerini anlasın diye,bir lokma sıcak yemek, midelerine girsin diye...Zaten Ranmazanlık fakirin açın halinden anlamak nefsi arındırmak Allah rızası için aç kalmak değil tüm bedeni azalarıyla oruç tutmak, günahlardan uzaklaştırmak,fakirin açın derdine bir ay değil on iki ay sahip çıkmak anlmak için değil midir?Yaptığımız her iyilik anında ötelere giderek bizi beklemiyormu hem mezarda hemde ahiret aleminde?Solmuş gönüllerde taze çiçekleri açtıran değil midir Mübarek Ramazan ayı,gülümsemeyi unutanların gülümsemeyi hatırlaması, insafsızca söylenen sözlerin unutulması,birlik beraberlik içinde kardeşçe yaşamayı hatırlatan onbir ayın Sultanı geliyor...
Ömürde her sene gelen, bitmez tükenmez bir hazine,cennetin kapısı ,Yüceler YücesiAllah c.c. rızası,nurdan nur Peygamberin içinde gülümsemesi...Anlaşılır ki insan birbirine yardım ettikçe, el uzattıkça var olur,karnı aç iken tok yatmak cefa imiş, insanlık değilmiş anlaşılır,kazancın paylaşalırak kazanç olduğu anlaşılır,dünya malının dünyada kaldığı,paylaşmadıkça hiç değeri ve anlamı olmadığını söyler bize On bir ayın sultanı Ramazan...Hoş gelirsin ya şehri Ramazan...Kırık gönülleri mahzun yetimleri anlamamız için gelirsin,acaba biz anlarmıyız bilemem,bir ay herkes gerçekten çok çok güzel samimi olur, ama sen gittikten sonra her şey yine eskisine döner,seni üzgün göndeririz,gelirken de yine halimizi görür üzgün gelirsin ya şehri Ramazan...
Zengin patronlarımız, bereketinle kazancını ihtiyacı olana işçisine  bir parça fazla versin diye gülümseyerek gelirsin ama o zengin parton, ikinci villasını ikinci arabasını alır ve işçisine bir lira fazla vermez, seni üzer ya şehri Ramazan...Bizler böylesine edepsiz bencil utanmaz iki yüzlü para mal düşkünüyüz, af et seni hakkı ile karşılayarak göndermediğimiz için.her geldiğinde kırık dökük olan bizleri nurunla Yüce Rabbimin yardımı ile bir ay düzeltir, enfes bir kul olmamız için çabalarsın ama sen gidince, yine kırık dökük paramparça oluruz...Şanlı tarihimize ecdatlarımıza bakıyorum,daha doğrusu bunda  otuz kırk sene öncesine bakıyorum,komşusu aç iken kimse sofrasında yemeğe başlamaz,önce komşusuna yemek verir sonra yemek yerdi,kapılar hep açıktı,ihtiyacı olan gelir konşusunun evinden alır söylerdi, gerçi söylemesine gerek yoktu bu nedenle evlerin kapısı hep açık kalırdı...
Elbiselerimiz yamalı yırtık ayakkabılarımız vardı ama edebimiz yırtık değildi,gönlümüz  yırtık değildi,merhametimiz bir çiçekten daha taze kokardı...Yine sana çok ihtiyacımız var inşallah bu gelişin silkenişimize vesile olur halden anlayan merhametli iman ile gönüllerde yer eden merhameti ile ihtiyacı olana koşanlardan oluruz Yüce Rabbimim ve senin nurdan gülüşünle inşallah...
Hoş Gelirsin ya Şehri Ramazan Hoş gelirsin...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Atışalım Güzellikler Çıksın Ortaya



atışalım güzellikler de çıksın ortaya
gönlümüzü kiramayalım dünya malına
dostları yerleştirelim imanla oraya
hak yolda dostla olmak güzel yakışır bize

hak yoluna gidelim dedinde gelmedik mi
dost meclisine gidelim gülelim demeyi bilmedikmi
dost dostumuz olduda biz görmedik mi
hak yolda dostla yürümek bahardır bize

bu dünyada dostla fakir kapısını çalmak gerekir
dost kapısına varmazsak gönlümüzde nefret birikir
zor günlerde dost olmazsa söyleyin başka ne gerekir
hak yolda hakka dostla yürümek yarasır bize

imanla muhabbet hak yolunda birleşir
kulun varacağı en son yer musalla ile teneşir
dost ile hak yolunda tüm insanlar güzelleşir
hak yolda hakka yürümek candır bize

dost dediğin imanla gönlümüzde yatar
dost ile olmayanları nefis şeytan kapar
dostun değerini bilmeyen bu dünyada neye yaşar
hak yolda hakka yürümek yarındır bize

dost dediğin edeple imanla aleme güzellik katar
hak yolda kulun hakkını korur ondan sonra yatar
dostsuz imansız olan insanları dünya malına satar
hak yolda hakka yürümek hayattır bize

bu dünya nice insan gelip geçti gitti
ölümden sonra sanmayın ömür bitti
dost meclisinde imanla dostlar hak yolu seçti
hak yolda yürümek kolaydır bize

Kul Mehmetim imanla dostla yaşamak bize yeter
bu dünyaya gelen kulun hayatı bir gün elbet biter
bu alemde yaşarken fazla olmayalım otoriter
hak yolda yürümek haktan emirdir bize
hak yolda hak meclisinde sözler ne güzel yakışır bize

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

22 Ocak 2016 Cuma

Ne Diye Verdi



Kiminin sırtına fazla yük yüklenmiş
Yükü az olan alsın diye sırla gönderilmiş
Sırrı insanlığı bilmeyen hep beklemiş
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış

Yüce Allah aklı ne diye verdi
Aklını kullanan her sırra erdi
Aklı sırrı bilmeyen ortamı gerdi
Akıl sırrı bilmeyen acep ne gördü
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış

Yükü fazla olan gönlünü ortaya serdi
Yükü olmayanın zaten hiç yok ki derdi
Yok derdi yükü olanın almadı yükünü
Ahirette sorarsa Rahman acep ne derdi
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış

Zengin olanın burnu hep yüksek yerde
Fakir görünce önüne çeker siyah perde
Bir gün sanmaz düşmez sanki o derde
Yarın ne olur hele yaşa kul sen gör de
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış

Aşk ile sev gönüllere ol pervane
Âşık olan zaten olur aşkla divane
Sev insanları arama başka bahane
Sevdikçe insan olur inan ki şahane
Mutlulukla dolsun yaşanılan her hane
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış

Dünya üç günlük misafir hane kimse bilmemiş
Üç günlük dünyaya dört günlük hesap yapan iflas etmiş
İnsanlığı sırrı bilmeyen zaten hep nefsini görmüş
Açıkgözü var iken görmeyen zaten hep körmüş
Yükü fazla olanın beli bükülmüş yıkılmış


Kul Mehmet’im sev gönlün güle benzesin
Ne kadar yaşarsan yaşa gelir kula ölüm kesin
Helal kazan helal ye muhtaç olana ver oda yesin
Verdikçe azalmaz hep dolar çoğalır kesin kesen
Sırrı insanlığı bilen hemen yükü almış gülümsemiş
Yükü çok olan oh demiş sağ olasın kardeşim demiş
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




Kimisi Bazısı



Kimi yaşar dünyada alamaz hazzı
Bazısı yemek ister her gün kazı
Elinde olan anlamaz boşa çalar sazı
Odunu olmayan istemez kışı yaşamak ister hep yazı
Kimi kadın çok güzeldir çekilmez nazı
Ne alamettir bilinmez kiminin peşinde hep koşar tazı
Ara dur tek başına imkânı, taşıma içi boş para olmayan cüzdanı

Fakir azda olsa varsa paylaşır bilir hakkı
Zengin dersen bilmez hakkı yemez yedirmez her kuruşu saklı
Kimi insan doymaz hep yer haram kursaklı
Duyulmaz sanma iş yaparken çalan, sanma işin gizli kapaklı
Rahman izin verir mi yiyesin insan hakkı ey haram kursaklı
Ara dur tek başına imkânı, taşıma içi boş para olmayan cüzdanı

Kimi çiçek derer kokusunu gönlüne siner hep gülümser
Kimisi gül bahçesinde gezer koku almaz ayakları ile ezer
Bazısı muhabbet sevgiden anlamaz boş yollarda boş gezer
Kimisi gülümser hayran kalırsın muhabbetle gönülleri gezer
Kimi gönül sever gönüllerle oynar köşe kapmaca şefkati sezer
Halden anlamaz işi gücü çalmak her köşede şeytanca kullar demez yeter
Ara dur tek başına imkânı, taşıma içi boş para olmayan cüzdanı

Kul Mehmet’im, yarın ne olur halden anlayan bilir,
yarınını insanları ahiretini düşünür
Kimisini şeytan aldatır, halden anlamaz öküzdür,
dünya ahiretini yıkar övünür
Mazlum sessizdir alçak gönüllüdür,
zulüm altında zalim inletir, az düşünür
Zalim iyice azar, mazlum el açar Rahman’a sığınır,
zalim zamanı gelir yerlerde sürünür
Ati karanlık olsa da,
az sonra aydınlık olarak ufukta gülümseyerek görünür
Mazlum aradı buldu imkâna dermanı,
içi bazen boş olsa da ara sıra dolar, gezdir sen cüzdanı

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ahmet Yesevi Üstat ile Hasbihal



Bismillah la başlayarak hikmet söyleyip
Taliplere inci, cevher saçtım işte.
Riyazeti katı çekip, kanlar yutup
Ben defter-i sâni sözünü açtım işte.
Sözü didar isteyen herkes için söyleyip,
Canı cana bağlayarak damarları ekleyip,
Garip, fakir, yetimlerin gönlünü avlayıp
Gönlü bütün kimselerden geçtim işte.
Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen;
Öyle mazlum yolda kalsa, hem dem ol sen;
Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen;



Bismillah deyip Üstadım hikmetini okumaya başladım
Saçtığın inci cevher bilgileri aldık üstadım
Nefsin isteklerini kırdın sen üstadım
Biz hala peşinde koşuyor üstadım
Yaradan sözü ile açtın defteri başladık okumaya
Yüzümüz çevirdik Rahmana
Sen canı can bağladın geldin
Şimdilerde candaki bağlar kırıldı üstadım
Gönül dersen yıktık geçtik
Merhem yerine sanki zehir olduk aktık
Mazlum yanına hiç yaklaşmadık uzaklaştık
Yolda kalana yüzümüz çevirdik
Mahşer gününü unuttuk ÜSTADIM

Ümmet olsan, gariplere tâbi ol sen;
Ayet, hadis her kim dese, sâmi ol sen;
Rızık, nasip her ne verse, kani ol sen;
Kani olup şevk şarabını içtim işte.
Medine ye Resul varıp oldu garip;
Gariplikte mihnet çekip oldu habip;
Cefa çekip Yaradan a oldu karîp
Garip olup engellerden aştım işte.
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Aşk kapısını Mevlâ’m açınca bana erdi;
Toprak kılıp Hazır ol! Diyip boynumu eğdi;


Ümmet olamadık hep dağıldık
Ayet hadisleri unuttuk
Rızık veren Rahman unuttuk işten duyan olamadık üstadım
Rızık nasip sadece kendimize olsun dedik
Fakir fukarayı unuttuk
Kani olup şevk şarabını içemedik üstadım
Medine varan Resul peşinde gidemedik
Gariplerin halini bilemedik
Resul çekti cefa biz süreriz sefa
Hakkı ile Rahmana kul olamadık üstadım
Uyanık tilki olup gönülleri yaktık
Nur Peygamber gibi garip gönül aramadık
Zalim zulüm yapar ses çıkaramadık
Evimizde divana kurulduk oturduk seyrettik Üstat

Parçalayıp aziz canın eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile kıl sen ihsan;
Hak tan işitip bu sözleri dedim işte.
Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Razı olur o bendeden Perverdigâr.
Ey habersiz, sen ver sebep, kendisi korur;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim işte.
Yedi yaşta Arslan Bâb a selâm verdim;
Hak Mustafa emanetini lütfedin dedim;
Hem o vakit bin bir zikrini tamam ettim;
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim işte.
Hurma verip, başımı okşayıp nazar kıldı;

Canımız çok kıymetli saydık hep yattık
Yiyecek bulduk şükretmedik bilmedik ihsan
Hak sözüne kapattık kulağımızı
Garip fakir gönlünü sormadık Üstat
Rahman razı olacağının peşinden koşamadık
Nur Muhammed öğüdünü tutmadık
Yalan yere yemin ettik utanmadık

Yağmur gibi melâmetin oku değdi;
Tamren alıp yürek, bağrımı deştim işte.
Gönlüm katı, dilim acı, kendim zalim;
Kur’ân okuyup amel kılmaz sahte âlim;
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Hak tan korkup ateşe girmeden piştim işte.
Altmış üçe yaşım yetti, geçtim gafil;
Hak emrini muhkem tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz, kaza kılıp oldum kâhil
Kötüyü izleyip iyilerden geçtim işte.
Vah ne yazık, sevgi kadehinden içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden,
Suç ve isyan düğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verende şaştım işte.
İmanıma çengel vurup gamlı kıldı;
Pîr-i muğan Hazır ol! Diyip afyon saçtı;


Kınamanın oku size yağdı imanınız yüzünden
Bize kınamıyorlar gönlümüz boş gülüp geçiyorlar
Ucu sivri ok ile bağrınız deldiniz zehirleri akıttınız
Biz hala yutarız zehri şerbet içtik deriz utanmadan
Siz şeytanı eylediniz galip
Biz şeytanla olduk yaren
Gönül kırmadım gönlü kırıklardan da kaçtım işte sizin gibi şimdi ben
Nerde görsen gönlü kırık, merhem oldum elimden geldiğince ben
Öyle mazlum yolda kaldı ise, yoldaşı oldum bildiğimce söylediğinizce
Mahşer günü Kuran ile Resul ile olmak için taşıdım yüreğimde yakın olmak için bildiğimce
Benlik çirkinliğinde işte şimdi kaçtım okuduğum anladığımca şimdi ben

Aşk kapısını Mevla’m açınca bana değdi dediniz,
bizde kabul ettik ama yanamadık
Toprak eyleyip “Hazır ol!” deyip boynumu eğdim dediniz
bizde secde eğdik boyun ulaşamadık yolda kalanlara sizler gibi,
kaldık yolda olduk sanki koyun
Yağmur gibi melâmetin(kötülük) oku değdi dediniz,
uzak kaldık önüne geçemedik üzüldük
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte dediniz,
Gönlünüm katı, dilim acı, özüm zalim değildi dediniz,
biliriz Allah Kuran Resul aşkınızı
Kur’an okuyup amel kılmıyor sahte âlim dediniz güzeldi
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
dediniz gönülden verdiniz özeldi
Lakin bizler kasalarda saklıyoruz yok etmesi için bizleri
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte dediniz,
Gönüller de gezdiniz
Bizler karşı komşudan habersiz yaşıyoruz biz habersiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç