Bu Blogda Ara

sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2018 Salı

Düşlemek Duayla İstemek Beklenti İçinde Olmak Var Oluşumuzun Gereğidir.




Sonbahara girince havalar serinleyecek derken, odalarda hala sıcaklık devam ediyor. Balkon odaya göre daha serin, sıcakta çok ter döken ben-herkes sıcaklığı hissederken ben sıcaklıkla döktüğüm avuç avuç terleri hissediyorum- gecenin saat üçünde balkonda az serinleyerek bu yazımı yazarken bir demlikte  ada yeşil ve siyah çayı karıştırarak demli demli yudumluyorum. Diyeceksiniz ki ne alaka üç adet çayı karıştırıyorsun. Ada çayı terlemeyi önler yeşil çay bir antioksidan siyah çayı da çok seviyorum üçünü bir arada demleyerek yudumluyorum. İşte ben böyle serin havanın içeride esmesini beklerken-Vantilatörde çalışıyor fayda etmiyor- balkonda yazıyorum. Yarın aklıma koydum bir klima yapacağım kendi ellerimle inşallah, başarılı olursam yazacağım nasıl yaptığımı.

Düşlemek en güzeli, kulunu bu hal üzerine düşündüren Yüce Allah elbet bir çaresini olurunu vermiş nasip etmiştir ki düşündürür, bilirim diyerek düşleyerek serinlemenin yollarını arıyorum. Ne demişler bekleyen değil, yola çıkan arayan bulur. Böylesine tutarsız değildir bu aşırı terlememin vardır bir hikmeti… Mevla’nın izni yardımıyla, beklentilerimizi dualarımızla isterken yüce Mevla verendir. Farkındaysanız düşlemek beklentilerimizle istemek tüm olumsuz tutarsız sandıklarımız bir dua ile yok olurken, bizi çok seven Mevla’nın büyüklüğünü ve bizi çok sevdiğini güç ve kudretini saymakla bitirilmeyecek yüceliğini keremini ihsanını… Karşılığı oluyor, binlerce kez şükürler olsun Yüce Mevla’ya, serinleyeceğimin düşüncesi bile şimdiden beni üşütmeye başladı desem yeridir.

Kimileri vicdansızlığıyla var oluşumuzun bir sonu yokmuş gibi, bizim doğumla ölüm arasında yol alan olduğumuzu unutarak, insanların temel beklenti ve umutlarını yok etmek sömürmek için savaş kaos darbe, kur baskısı ekonomik çöküntü içinde oyunlar oynarken, en acısı da içimizde beraber yaşadığımız insanları da kandırarak, safına almasını görmek, onların bu var oluşumuzun ölümle sonlanacağı ve hesaba çekileceğimizin gerçeğinden uzak olmaları acı ve ıstırap veriyor. Gerçi asırlardır “Hak ile Batılın” savaşı devam ediyor ve kazanan hep hak oluyor ve bu gerçek hiç değişmiyor. Farkındaysanız yine bu savaş içinde düşlerimiz beklentilerimizi istediklerimizi yok etmeye çalışanlar dua’nın gücünden habersiz yol alırken, bizler gönlümüzde dilimizde dua ile birbirimize dua ederken onlar kaybeden oluyor, buradaki sırra vakıf olabildiniz mi acaba?
Onlar var oluşumuzun anlamsız olduğunu ispatlamak için ha bire saldırırken yok etmeye çalışırken kendileri kaybederek, bizim var oluşumuzun anlamalı, kendilerinin cehennem çukuruna giderek anlamsız olduğunu bize Yüce Allah yenilgileriyle gösteriyor. Açın bakın tarihe hep kaybeden batıl olmuştur. Bizde kaybetmedik değil lakin tekrar dirilişle imanla kalkarak kazanan biz olduk Mevla’nın yardımıyla keremi ihsanı lütfü ile. Onlar nefretleriyle yeri göğü doldurmaya çalışırken bizler merhametle yeri göğü hep dolduranlar olduk çok şükür…

Konu nereden nereye geldi Mevla’nın hikmeti keremi ihsanıyla, son bardak çayımı yudumlarken yazıma son noktayı koyarken sizleri cümlesiyle Mevla’ya emanet ediyorum, selamlarımla.

23 Ocak 2016 Cumartesi

Aşk İle Sarmıştı Sevdiğini


Gönlü mevsimleri yaşamaz yaşadığı dört mevsim sonbahar
Terk ettiği sevdiği ağlar gözlerinde yaş nedir bilmez bahar
Doğsa da güneş üstüne hep üşür yağar sanki üstüne dört mevsim kar
Aşk ile sarmıştı sevdiğini cihanı onunla doldurmuştu her an

Sisler içinde bakıyor yarına haykırsa da sevdiğinin ismini boş
Durmaz yerinde sığmaz cihana hasret ile yanar hali hal değil hiç hoş
Bir ses duysa sevgili geldi sanır gönlü der durma haydi uçarak koş
Aşk ile sarmıştı sevdiğini cihanı onunla doldurmuştu her an

Matemi yaşar matem açar ondan yıkılır matem yanında
Her an sonbaharı yaşar dökülür yaprak gibi aşk gezmez artık kanında
Kime baksa gözleri sevgilisi ile yaş ile dolar kimse çare bulamaz o anda
Aşk ile sarmıştı sevdiğini cihanı onunla doldurmuştu her an

Gün doğar her gün yeniden yeni umutlara o hiç uyanmaz
Gözleri yollarda fıldır fıldır döner haber bekler sevgilide hiçbir söze kanmaz
Her sözü her kelimesi ateşten kor yakan sevgilim kelimesi sözü hiç usanmaz
Aşk ile sarmıştı sevdiğini cihanı onunla doldurmuştu her an

Kul Mehmet’im söyleyecek söz yok terk edilen aşığa anlamaz sözlere karnı tok
Terk edilen aşığa nazlı sevgilisinden başka derdine çare yok
Her anını yaşar onsuz hasret ile çoğu anlarında olur şok
Aşk ile sarmıştı sevdiğini cihanı onunla doldurmuştu her an


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


29 Ağustos 2015 Cumartesi

Sen Korkma Çekinme Yola Düşte Gel




Gel de hicranınla gel
Üzme yeter ayrılıkla
Ayakların kırıksa da gel
Ben sana ayak olurum hicranınla gel
Unuturum hicranı gelişinle
Vuslat sayarım hicranı sen yeter ki gel
Gözlerindeki yaşlarınla gel silme
Ben silerim sen yeter ki gel
Sonbahar yaprakları gibi solmuş olsan da gel
Ben bahar çiçekleri gibi
Yüreğimdeki aşkla yeşertirim seni
Kurumuş dal olsan da gel
Umutlarımla seni yeşertirim sen yeter ki gel
Kış gibi donduran gözlerinle gel
Ben güneş olur ısıtırım seni
Pişmanlığın kor alevi varsa yüreğinde korkma gel
Nisan yağmurları olur söndürürüm yüreğindeki kor alevi
Sen umutsuzluğunla yeter ki dön gel
Aşkımdaki umutla yüreğinde umut olurum
Sen yeter ki gel
Dert ve hüzünler sırtında yük olmuşsa da gel
Ben o yükü sırtıma alırım paylaşırım gel
Seni ilk gördüğüm günkü gibi güzel olmazsan da gel
Kalbimde seni ilk gördüğüm günkü aşk duruyor
Sen korkma çekinme yola düşte gel
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

18 Ağustos 2015 Salı

Ben miydim Seninle Konuşmayan ?

 

Ne zaman gezdiğimiz sahile gitsem sen yoksun
Şiir dolu gözlerine bakarak aşk dolu şiirler okuduğum
O şiir dolu gözlerinde de zaten yoktum
Bilmem amma ben neden senin yanındaydım
Sen benle değil kendi kendinle iken

Sonbahar rüzgârları gibi saçını okşarken
Yaz sıcağı gibi tenine kendimi umut diye sarılırken
Ben yanındaydım ama sen yoktun
O düşlerin arasında ben hep vardım sen yine yoktun
Bilmem amma ben neden senin yanındaydım
Sen benle değil kendi kendinle iken

Umut diyordum belki, umut taşımayandan
Sevda diyordum, sevda sahillerinde dolaşmayandan
Gülümser diyordum gülümsemeyi unutanda ne diye bekliyorsam
Ne diye yanında oluyorsam bilmem belki muamma
Bilmem amma ben neden senin yanındaydım
Sen benle değil kendi kendinle iken

Yanında otururken
Yalnızlığın elini tutarken koynunda yatarken
Yalnızlığın fısıltılı ürpertisi içimi yakarken
Sen sessizliğinle buz gibi dururken
Benimle konuşmadan sen yaşarken
Yoksa bu gerçek olmayan bir rüyamıydı
Umutlarımdan uzak
Senden uzak mı uzak bilinmez
Bilmem amma ben neden senin yanındaydım
Yoksa yalnız olan ben miydim, konuşmayan seninle
Sen benimle iken ben mi kendi kendimle iken
Ben miydim seninle konuşmayan
Aptallık bende şimdi anlıyorum

Gökyüzünde bulutlar gibi yüklü olmayan
Yağmur taşımayan bulutlar gibi boş olan
Sevmek için kapımda bekleyen sen miydin?
Ben hiç farkında olmayan bu bir rüya mı?
Gerçeğimi hatırlatan mı acaba
Yok, mu cevap veren bana anlatan
Ben miydim seninle konuşmayan
Aptallık bende şimdi anlıyorum
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

8 Mart 2015 Pazar

Güç Ve İrade

iman,Rahman,Resul,


Bir işin olması için güç ve iradenin olması gerekir
Bunu bilmeyen yoktur herkes bunu bilir
Gücümüz ve irademiz dışında olan ölüm
Mevsimler hayat kader iyilik güzellik
Bize bu gücü azaları kâinatı sunan veren Rahmandır
Bunlar ile hayatımıza hüküm eden yaratıcımız Yüce Rahmandır
Neden bazıları buna inanmaz şaşarım
Boş hezeyanlar peşinde koşar şaşkın bakarım
Yapılan hezeyan olduğunu söylesen güler geçer
Ömrünü ahiretini heba eder
Tabiat derler
Tabiat nedir?
Rahmanın mevsimler ile bize gösterdiği gücü
Yazın her şey yemyeşil capcanlı
Sonbaharda yavaş yavaş gider o yeşillik ve canlılık
Kış gelir ölür mevsim beyaz kefene bürünür
Yaz gelir yeşerir tekrar canlanır mevsim
Der ki Rahman
Ey kulum gücün var diye güvenme
İnsanları kendi çıkarın için ezme
Tükenir o güvendiğin aciz gücün
Yavaş yavaş biter sararır
Ölüm anında alırım verdiğim o canı ve içinde solan gücünü
Ahiret anında tekrar veririm o ölen bedenine can çekerim hesaba
Bak gör ve anla der, lakin anlayamaz bazıları
Yakar yıkar kendi çıkarı için
Lakin kendisi yıkılır
Kula verilen bu hayat güzellik kuvvet
İyiliğin mimarı içindir
İmtihan edilmek içindir
Bakar kulu karanlık bir an için
Kazancı ile bir mum alıp yakıyor mu?
Bakar yakan yıkan var ise
Kulu yeniden inşa ederek
Yıkanı doğru olanı hatırlatıyor mu?
Kavrulurken sineler
O sinedeki yangına bir damla su taşıyan var mı?
Rahman görmek istiyor
Bu nedenle bizdeki güç bunun içindir
Rüzgâr esince önüne kattığını alıp götürür
Rahman da bakar Kulu da estirince sahte rüzgâr deli gönüllerce
Sevinçleri mutlulukları alıp götürürken
Önüne set olabiliyor mu?
Fikri
Zikri
Gücü
Düşüncesi ile
Gönderdiği iman ile nurlar saçan Kuran ile
Resulü gül kokan Resul sünneti ile
Düşünce adımları varıyor mu doğru menzile
Yoksa kulu doğru menzil yolunu değiştiriyor mu o solacak olan gücüyle
Görmek ister sınamak ister
Zordur bu şekilde iyiliği imanı kuranı Resulü taşımak
Her gönül taşıyamaz özeldir
Her şeyi Yaratanın Rahman olduğunu bilmek
Ölümden sonra hesap verileceğini bilmek çok kolaydır
Bakmak, düşünceye başka düşüncelerin karanlık ışığını katmadan bakmak gerekir
Bakmak gerekir ki görülebilsin
Hissetmek için hislerin içine karanlık hissiz düşünceleri katmamak gerek
Görebilmek için
İman coşar gönülde
Kapatırsan gönül kapısın ömrünü yakarsın nefis şeytan yolunda ömrünü de
Ahirette hesap vermek zor olur
Bembeyaz açan gül var
Kırmızı yapmak için kana bulamaya gerek yok ey davar
Bak yanında açan kırmızı gül var
Gönlün imanın önüne çekme duvar
Yürüme tankla füzesavar ’la ey davar
Yıkarken sen yıkılıyorsun azar azar
Bil ey davar mezarın kim kazar yine yok ettiğin insan kazar
Alıp gitme tek başına kendi fikrinle ey azar olan azar
Nefsin şeytanın ile beraber olanlar kuyunu kazar
Hemen gitme bak kainata
Mevsimlere
Derin sonsuz alevli kuyuya düşeceksin gitme
Bak kainata Kuran kitabına
Terk edilmiş olan yüreğin ile güzellik sunamazsın
Saklayamıyorum hisleri
Sanma başkalarına imanı yüreğinde olanlara bunları söylüyorum
Ben sana söylüyorum ağlanacak haline gülen
Ne yaptığını bilmeyen
Yakıp yıkan
Terk edip imanı güzelliği, nefis şeytan ile giden
Sana, miras hakkı olmadan miras yiyen
Helal var iken haram yiyen
Kazancı olmadan kazanmaya çalışan
Kazanmak için ezip geçen
Elindeki parayı az gören azan
Ecel gelince ecel elinde alan
Öyle bakma kızarcasına bakan
Yol alırken yıkan…
Duy
Bak
Gör
Duy
Hisset
Karanlığı aydınlatan
Nuru gör
Mehmet Aluç





19 Şubat 2015 Perşembe

Ağlıyorum




Pişmanım artık başım vuruyorum ben taşa ama faydasız biliyorum. Cellat bakışımla kaldım baş başa. Nereden girdi gönlüme bu vefasızlık mı dersin, kıymet bilmeyen yok yok en iyisi cellat bakış diyeyim!
Say ki dağlar yol vermedi, say ki aptallıkla bana gülen nefsime yenik düştüm…
Şimdi gölgemden nefret ediyorum, kıymet bilmeyen birisinin peşinde yürüdüğü için.
Yaralanırız bazen, yaralar bazen iyileşmez, çaresi yoktur, onun merhemi de yoktur…
Solgunum bir sonbahar yaprağı gibi, özür dilesem telafisi yok biliyorum. Kırıldı gülümsemelerimiz, yarınlarımız, bakışlarımız, hatta yolda yürüdüğümüz sokaklar, kaldırım taşları bile…

Ben aşkın kıymetini bilemedim, sen seven birini bul ve sen çok yaşa. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Hasret vuslat arasında artık baş başayım, hangi yön yazılır anlıma bilemiyorum şaşkınım ve vuslat sanki bana uzaklarda el sallayarak uzaklaştı gitti…

Ömür denilen yolda kaldım, dardayım yanlış yoldayım evet evet. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Kendi elimle ben kestim ben, hasretin biletini, ben ah ben göremedim aşk ile gülümseyen gönlünü,  sen artık sür artık mutluluğa doğru gönül gemini, beni unut gitsin. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Akşam oldu gözyaşımla ben kendi mezarımı kazıyorum, aç susuz kalarak cellat gönlümü azarlıyorum.Sanma ben artık sensiz şimdi yaşıyorum. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Tabip neylesin benim iyileşmez pişmanlık yaramı, deli neylesin o her gün yaşar zaten bayramı.
Pişmanlıkla gezen neylesin sevdiğine hayran bakmayı. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Mehmet Aluç

2 Mayıs 2014 Cuma

Sonbaharları Saklamak İsterdim


Özlüyorum seni
Sende özlüyorsun beni
Bir gün batımını özler gibi
Akşamın sükûtunu sever gibi
Bir ırmağın tatlı tatlı akışı gibi
Bir kuşun nazlı nazlı ötüşü gibi özlüyorum seni
Tüm hasretleri saklamak çukurlara gömmek
Üstünü örtmek istiyorum
Sen gelmeyince
Tüm sonbaharları saklamak istiyorum yüreğimde
Sen gelmeyince soluyorum
Kimse sonbaharları
Sensizliğimi bilmesin
Mehmet Aluç


2 Mart 2014 Pazar

Sonbahar Bakışlım



Gökyüzünde yere düşen yağmur damlaları haber verir sonbaharın güzelliğini eşsizliğini.

Yalancı bir maviliğe çalsa da yüreğim sabaha karşı açılan her pencerede sonbaharın güzelliği ile uyanırım.
Yüreğime odamdaki ışık huzmesini içine dolduran yârin gülüşleri gönlümün hep neşesi idi.

Selvi ağacının gölgesine yaşadığımız aşk dolu anların gölgesi hala yakut gözlü çocuk gözlerinde parıldıyordu.
Bu nedenle sonbaharı severim aslında tüm mevsimler güzeldir hepsinin ayrı ayrı güzelliği vardır yüreğimiz de.
Bazen hüzünlü düşünceler yüreğimden ağzımdan çıkan her söz sonbahar bakışlım olmuştur.
Sokak dolusu sonbahar kokusu yalnızlığı alıp götürüyordu kimliksizlik uçurumlara.
Anlamsız yanıklar yok oluyor yârin gülümsemesi ile sanki zamanda.
Ömrün yorgunluğu olsa da omuzlarda nazlı yârin gülümsemesi ile siliniyor yok oluyor..

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç