Bu Blogda Ara

utanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
utanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2016 Cuma

Yaşayamadım



Küheylan gibi koştun ayrılığa bana kaldı utancım
Kahır dolu günlere götürdü rüzgârlar başladı sancım
İnsan kendi gibi bilir herkesi ben böyle sana kandım
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Neydi beni anlımda vurduran bu ihanetin şiddetle
Sanki ben yanıldım seni hep tanıdım samimiyetle
Sana her akşam koşardım iş çıkışı samimiyetle
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Bu güne gelmek için onca gayret sarf ettim bin bir zahmetle
Böyle bir sona gideceğimizi hiç düşünmedim iyi niyetle
Bir parça güzel niyetle yaşayabilirdik aşkı az samimiyetle
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Sen mi aşkımız mı hayat mı beni sınar
O güzel günleri hatırladıkça yüreğim kanar
Hasret kapımda vuslat bana uzakta bakar
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Artık gerek kalmadı vuslata isteyen beni kınar
Zaten kurudu kaldı gönlümde akan pınar
Yıkıldı çürümeye başladı gönlümüzdeki çınar
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Artık söylenecek kalmadı kelime
Aşk bir daha ulaşmaz bu gönlüme
Kim yaklaşır artık benim bu sefil halimle
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

İçimde hala o günlerin silinmez izi var
Yaz günümde başıma yağar tonlarca kar
Bana olmadın bilmem kime oldun yar
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Aşk yar hasreti ile yaşanır budur aşk için önemli neden
Ben değilim odur çekip uzaklara edepsizce giden
Ben değil gönlüm değil odur gönlüm içinde ölen
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Kul Mehmet’im gönlünde aşktır seni perişan eden
Bundan başka bir şey aramam başka bir neden
Bırak yandıkça yansın aşkla hasretle bu beden
Biter hasret güldürür aşk gönlünü çok geçmeden
Kandım yandım yaşayamadım aşkımızı gururla

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


20 Eylül 2015 Pazar

Düşüncelerdeki Fikirlerdeki Utanç, Suçluluk Duygusu...


Düşüncelerdeki Fikirlerdeki Utanç, Suçluluk Duygusu...

   Fikirlerdeki çeşitlilik insanların birbiri ile seçtiği parametreleri yok sayıyor ise, yok atalardan kalma din ile alakası olmayan savların süzgecinden geçirerek, bu inançları onlarca kendi parametrelerine uymuyor diyorlarsa bilmelidir ki her fikir farklı özellikleri taşıyordur, kendi fikirleri nasıl kendilerince doğru kabul sanıyorlarsa, karşısındakinin fikri parametreleri kendince doğrudur. Önemli olan hangi parametrenin kime veya neye göre doğru olduğunu bulmak konusunda hem fikir olmak gerçek olan doğruyu bulmaya çalışmak olmalıdır.

   Aynı fikirde olan toplumda zaman içerisinde fikirde görüşte çeşitlilik, her toplumun kendi içinde bile kendi kendine zaman içinde oluşabilmektedir. Bu fikir karşısındakinin fikrini yok etmeye yönelik ise yanlıştır ve fikir değil, fikirsizliktir. Çeşitliliği kendi fikir potasında süzerek anlamak her insanın harcı, her toplumun harcı değildir. Hatta hoşgörü ortamında doğru ve yanlışları ortaya çıkarma açısından topluma faydası oladır değişik fikirler ve düşüncedeki kişilerin parametreleri. Bu hoşgörü ortamındaki fikirlerin yanlışlığı ortaya doğru olan-doğru olan ne derseniz" Nur Kur'an ve Nur Sünnettir derim" bu doğru olan modifikasyon ile imkânı kendiliğinden ortaya çıkacak ve toplumu tekrar birleştirecektir.

  Kültürel birikim mekanizması imanın potasında eritilerek, bireylerin akıl özelliklerine göre anlatımı ile daha kolay anlaşılır olacaktır Nur Kur'an ve Sünnet. Fikir aynı düşünce ve pratiklik değişik olsa da, Mesela iyilik konusunu ele alalım, birisi yolda on adımı beş adımda geçerek yardım yapacağı kişiye ulaşsa diğeri, diğeri on iki adımda ulaşsa veya parası olan para, parası olmayan elinin alın terinin gücü ile yol almasında elbet sakınca yoktur. Ama bu adım sen az attın, ben çok attım benim sevabın şu kadar vs tartışmasına girerse, bu anlaşılır olmayı baltalamak araya nefis ve şeytanı katmak olacaktır. Buna Ne Nur İslam dini hoş görür ne Yüce Allah(c.c.) nede Nur Peygamber efendimiz (s.a.v.) hoş görür.

   İlk önce din kabul eden veya etmeyen o kendi kabulü seçimi özgürlüğüdür, sonra o önce çeşitlilik içinde beraber insan ve toplum dünyanın hak ve hukukuna göre yaşanılacak yol haritası çizilir veya oluşur, ardından da zaten hemen hiç aramaya gerek kalmadan adaptasyon (uyum) meydana gelir, herkes hali ile bu adaptasyon mekanizmasına müdahale etmeden birlik beraberlik ilişkisi içinde yaşar gider. Artık her değişik fikirlerdeki varyasyonlar (değişim veya sapmalar)haliyle bu sağlam işleyen mekanizmanın içinde eritilerek uyumlu hale getirilecektir. Gelişimdeki fikir ayrılıklarındaki sinir uçları alınmış olacak herkes müdahale etmeden sınırı aşmadan yaşayacak gidecektir. Önemli olan bu çok çeşitliğe faktör(etki eden, etki) toplumun çok olan inancı ile süzülerek, karşıdaki inancın-Gerçi Allah katında ve dünyada geçerli olan din İslam'dır- aşırı nefret uyandıran sinirlerini alarak tedavi etmektir. Düşüncelerdeki utancı, suçluluk duygusuna yol açacak olanları ahlaki bakış açısına göre izole edilmeli ve yaşama geçirilmelidir, bunlar yapılmadığı takdirde toplumsal barış, imanın gerekliliği olan beraber yaşamanın bakış açısı yakalanmış olmaz. Hala yıllardır laik olanlarla, dini kendi inancı gibi yaşayan Müslümanların kılık kıyafeti ile uğraşarak yılları boşa geçirmek, nefreti yaymak adına ancak kutuplaşmanın ve nefrete giden tartışmaların kapısını açmış oluruz.

Yüce İslam dini inanç sistemleri içinde tek vazgeçilmezidir Müslüman'ın. Bunun böyle düşünmeyenler olduğunu düşünüyorum, düşünmeyenlerde olabilir. O halde insanlığın huzur içinde haklarına müdahale edilmeden, huzur yaşanabilir toplumlar içinde fikirlere saygılı olmanın erdemi onuru için gerekli olan "benlik" kaygısını, benim senin değil "bizim" mutluluğumuzun ortak paylaşım alanında gülümseyerek birlik içinde kontrolün olabileceğini, bunun yıllardır kısır çekişmeler içinde toplumu geriye götürdüğü zulüm ile acılar içinde bırakan "benliği" söküp atarak yaşanacağına inanmıyoruz veya inanmadan yıllarımızı kavga fişleme inançlar ile alay etmenin edepsizliğine götürdü o anlarda anlayamadık? E ne demişler kılavuzu karga olanın burnu. Çıkmazmış. İşte bu kısır düşünceleri potasında eritecek doğru mekanizma o gün akla gelseydi veya bunu niyeti olanlar biliyor da, gayesi zulüm olanlar bozdu ise şimdi mezarda bozduğunun kendi ahiretini bozmanın ıstırabı feryadı ile baş başa yatıyordur, eminim. Niye mi eminim? E Merhamet etmeyene merhamet edilmezde ondan. Veya o zaman din ile ahlakın yan yana olduğunu bilenler dinden ayrı uygulamaya gitti ise vebalini çekecektir. Düşüncelerdeki fikirlerdeki utancı, suçluluk duygusuna yol açacak olanları, ahlaki bakış edep açısına göre izole edilmeli ve yaşama geçirilmelidir.

Selam ve dua ile kardeşlerim.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

20 Şubat 2015 Cuma

Adı Yaşar'dı can arkadaştık






Adı yaşardı can arkadaştık
Sevgiyi dolu dolu yaşardık
Kaşları çatık hızlıca koşardık
Uçurtmalar peşinde heyecanla uçardık

Hayatı ve ekmeği bölüşürdük
Her gün sevgili peşinde dövüşürdük
Derslerimiz için kalemlerimizi bölüşürdük
Bir gün aramıza girdi cemile ayrı düştük

Bir daha görüşmedik ekmek kavgası oldu sevdam
Bir gün yolda gördüm gözleri buğulu ve yaşlı
Görmedi kalplerimiz ayrı  taş ile dolu telaşlı
Dayanamadım yaklaştım görmemek için beni kaçtı

Koştum peşinden yakaladım kolundan
Yüzünde utançtan duvar sarıldı kolumdan
Gözlerinde yaşlar selden duvar
Başladık sessizce ağlamaya yıktık kalbimizdeki duvarları

Ayrılmıştı Cemile'den 
Ayrılmıştı işinden ekmek ister tuz ister cemile
Cepte para yok doldurmuş hüzünleri 
Bağlamış sabrı kemerine eklemiş kederleri

Benim derdim çoktu
Zaten Cemilesi de yoktu
Gözlerinde yaş çoktu
Girdim koluna gittik artık hüzün yoktu

Paylaştım ekmeğimi evimi gönlümü
Tuttum kolundan kırdım gönlümü
Aldım geldim cemileyi yolda yaşarı gördüm
Koştu heyecanla sarıldılar sevgilerini gördüm

Olsun kurşun yemiştim sıyırdı geçti
Küçük kızının mavi gözleri dertlerimi biçti geçti
Kucağımda sımsıkı sarılı hayatıma anlam ve mana biçti
Gözlerinde sevinç yanağımda busesi ömrümde tüm dertler artık hiçti

Baba olmak çok zordu
İşsiz olmak daha da zordu
Söyleyecek kelimeler bulmak çok da zordu
Yaşarı mavi gözlüyü cemileyi ayrı düşünmek de pek zordu

Çıkardım evin dükkânın anahtarını
Taktım maviş gözlünün minik parmağına
Oturduk minderden yastığa öptüm hepsinin yanağından
Çıktım mahalleden hala gönüllerimiz hala sevgi pınarından

Büyüdü maviş gözlü kucağımda her gün öptüm yanağından
Yaşar ve cemile mutlu artık yuvasından ocağından
Ben hala bekârım beraber yaşıyoruz hayatın kucağından
Maviş gözlüm  kızım her gün yatar kucağımdan 

Mehmet Aluç

28 Şubat 2014 Cuma

LALE SÜMBÜLLER GİBİ AÇSIN



LALE SÜMBÜLLER GİBİ AÇSIN
Üşümesin yüreğimiz
Kalbimiz
Düşüncelerimiz
Hislerimiz
Sevgilerimiz
Çiçekle gibi açsın yüreğimizde
Kar tipi boran esmesin yüreğimizde
Aşkın fısıltıları essin gönlümüzde
Kör bıçaklar saplanmasın kalbimize
Laleler sümbüller açsın
Aşağılık duygusu
Kendini beğenmişlik duygusu
Suçluluk duygusu
Utanç duygusu
Utanma duygusu
Üstünlük duygusu
Dilsizlik duygusu
Eksiklik duygusu
Değersizlik duygusu
Acı duygusu ile açmasın
Aşkın fısıltıları ile dolsun kalbimiz
Kalemlerimiz
Kâğıtlarımız
Hecelerimiz
Mısralarımız kararmasın
Lale sümbüller gibi açsın
Aşkı sevgiyi doğruluğu yazsın
Birlik beraberliği haykırsın
Mehmet Aluç

6 Ocak 2014 Pazartesi

Vicdan



Vicdan 
Nefis
Arzular
Vicdan nefsin mi esiri
Arzuların mı esiri

Yoksa esir edilip de prangaların mı esiri
Hiç mi çırpınış yok nedir bu sessizlik
Her kamçı indikçe zevk mi alıyor
Nefes alırken nefesin hakkı içinde mi ses çıkarmıyor

Ah vicdan 
Nasılda kör oldun
Takatsiz çaresiz kaldın
Bir an hiç mi ayıkmazsın böylesine utanç içinde yandın kaldın

Uzaklaşmanın yolunda sonsuz uçurumlara koşarak nelere kandın
Neden bu uzaklaşma kör bakış hissizlik nerelerde kaldın
Sancılar içindesin
Sancıların çaresine çaresin

Ama gel görkü çaresizliğin zindanında kör karanlıktasın
Ruhuna ne oldu nelerde neye musallat oldu nerelere kaçtı
Nedendir bu hüzün şarkıları
Ecdadın mezarında kemikleri sızlar

Perişanlık diz boyu
Edepsizlik deryalar denizlerin kadar koyu
Aldatmaların sonu mezar

Mezarın sonu ya cehennem
Ya cennet

Bu çirkeflikle sonu cehennem
Görünen köy kılavuz istemez
Teknoloji insana hizmet için

Lakin insanlık içinde yok oldu 
Kaybolduk.

Zorlayan
Horlayan
Kollamayan
Yaşanmayan

Yaşatmayan
Bir dünyanı içinde arzularına nefsine uymuş vicdanlar
Vicdandan haberi olmayan sefil insanlar
Anlamadan habersiz insan kılıklı maskeli anlamsız insanlar…
Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç