Bu Blogda Ara

varmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
varmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2016 Perşembe

Hasret Sancı Sabır Nedir?


 
 
 
Hasret nedir ayrı yolda acılarla kalmak mı?
Hasreti bitirecek olan Rahmana varmak mı anlamak mı?
Nedir sancılar?
Sancılar yanmak için mi?
Yoksa sancıları bitirecek olan Rahmanın
Güç kudretinin farkına varmak mı?
Rahmana vararak 
Hasreti vuslata çevirenin Rahman olduğunu anlamak mı?
Güç kudretin dermanın Rahman olduğunu bilerek
Kul olmak mı söylesene sırra erdin mi?
Sırra ermeden önce kavruldun mu?
Ham iken tekâmüle vardın mı?
Tekâmül ile hakka kul oldun mu?
Sırrın sırrına vardın mı?
Yoksa hala sancılar mı çekersin sancılanarak
Yoksa hakka vararak hakkın güç kudretine sarılarak
Sabırla hakka vardın mı?
Nedir sabır?
Tekâmülün kapısını açmak varmak
Hakka varmak hak ile yolda olmak
Hakkın yolunda haktan gelip hakka varmak
Hasret sancılarla yıkılmamak
Yıkanı kaldıranın Rahman olduğunu anlamak
Huzura varmak huzurla olmak
Vardın mı sen sırrın sırrına
Koşmaz mısın seni bekleyen bugüne yarına Rahmana
Cana can veren canı verirken alana
Sonsuz hayatla diriltene
Vuslatla sonsuz âlemde cennet yurduna alana
Nurdan Nur Resul sancağı altında buluşturana
Ne beklersin sancılarla sancılanmayı unut
Sabır bekler yolda odur sana Rahmandan bin bir sırla dolu umut
Haydi, kendini unut halk için durma çalış
Derdi kederi hasreti sancıları unut
Unutmaktır sabırla hakkadır umut
Budur tek gerçek olan somut
Bundan gayrısını sen var unut
Haktan geldin halk için işte sana Rahmandan komut
Hakka varmak için gideceğin yolda hayat budur
Bu gidişle varacağın sonsuzda bekleyen budur boyut
Bürün haktan gelen hakkı sükûta
Kalırsın yıkılmadan işte ayakta
Yıkılır hakkın karşısında bozuk olan her canlı bir solukta
Bekliyor zulmün parçalanacak karanlık yüzü bak işte oracıkta
Seni bekliyor hakkın giydireceği zırhla
Yürüyeceğin yolda zalim yıkılmak için bekler bir adımda
Gösterir Rahman güç kudretinin sana verdiği gücün yansımasıyla
Göster zalime yaşamak almak kazanmak değil avanta
Yık haydi durma sen baştan başa
Durma her an yeniden dirilişle var yaşa
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 
Tekâmül: olgunluk

26 Nisan 2016 Salı

İman Ederek Hayatın Ve Yaşamın Sırrına Ermek -1-

                        
   Bismillahirrahmannirrahim Hamd, âlemlerin Rabbi olan  güç ve  kudretin tek sahibi olan  Allah’a mahsustur. Salat ve selam, O’nun sevgili Resulüne, aline ve ashabına ve onun peşinden gidenlere olsun.
   Kardeşlerim ben bir hoca değilim, bu yazdıklarım yaşadıklarımla iman ederek anladıklarımdan, kendime ait düşüncelerimdir ve yazmayı sevdiğimden dolayı anladıklarımdan ibarettir. Yanlışlık var ise benim yanlış anlamamdan dolayıdır kardeşlerim.
   
İçinde taşıdığı ölümsüz ruh ile can olan, canlara can olan insan, dünya hayatında ömrün kendine fısıldadıklarını duyan ve duymayan canlar içindir bu dünya âlemi. Bedene giren ruh ile canlanan canlı olan can insan, bu dünyada cennetini yaşadığı veya berbatlığı ile cehennemi yaşayan can insan bu kâinat senin için yaratıldı, emrine verildi, ya emir verilenle cenneti yaşarsın ya da emrine verilenin emrine girerek ona yani ebedi olmaya uyarak içine kötülükleri katarak zulmeti berbatlığı yaşar onun esaret ‘ligi ile cehennemi yaşarsın, cehenneme gidersin. Tahammül ederek sabırla yolun sonuna varan, tahammülsüzlük ile yolda kalarak yakıp yıkan ve yıkılan can insan bu dünya senin cennetin veya cehennemindir bunu böyle anla. Tahammül ederek gönül bahçesinde renkli güller ekelim renklerim cümbüşlü günü güzelliğini anlayalım idrak edelim, tahammülsüzlükle gönülleri yakarak yıkarak içindeki gülleri ezmeyelim.
   Yaşadığımız dünya hayatında anlamak için akıl pek fayda vermiyor. Akılın yanında izan şuur ve idrakin kapılarını açmadan anlamak pek mümkün olmuyor. İnsan bir an anlar ve unutur gider. İmtihan dünyasında olan kul yaşadığı hayat içinde gam tasa elem ile imtihan edilerek dünya hayatını yaşar ve ecel gelince bu dünyayı terk eder beden toprak olur ama can dediğimiz ruh ölmez. Beden içindekilerinin ve ruhun bir kılıfıdır, beden ölümlü, ruh ise ölümsüzdür, zaman ve mekâna bağlı olmayan bu duyularımızla ve aklımızla anlatılmayacak olandır ruh, Yüce Allahtan bir parça ve Âlemlerin Rabbi olan sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah c.c. bir yansımadır. Kula mahsus verilen bu ruhun içini imtihan vasıtası ile imanla ve merhametle iyilik ve Salih amellerle veya kötülükle doldurup doldurulması beklenilen bir özdür, parçadır. Azabı duyan beden değil ruhtur. Uykularımızda gördüğümüz rüyada koşan beden değil ruhtur. Neden uykumuzda rüya görürüz bunu biliyor muyuz? Bunu iman çerçevesinde akıl ve şuur idrak ve izan kapılarını açarak açıklayalım dilim döndükçe. Yüceler yücesi Allah c.c. kuluna bak ben seni uyurken âlemlerden âlemlere dolaştırıyorum ama bedenin ölü, rüyadaki acıyı bedenin değil ruhun çekiyor, ben güç ve kudret sahibiyim, öldürür ve diriltirim sen bunun farkında bile olamazsın… Bir insanın uzun veya kısa olması, zengin veya yoksul olması, teninin siyah beyaz esmer sarışın olması kiminin görmesi veya duymaması, kiminin kısa ömürlü kiminin uzun ömürlü olmasın, herkesin değişik hayatı acısı sıkıntısının olmasındaki sır ve hikmet nedir acaba?
   Gönül hiç sevmekten bıkar mı öyle ise Gönül’e aşkı sevgiyi yaratan bir damla yerleştiren Âlemlerin Rabbi güç kuvvetin tek sahibinin kullarına olan sevgisi acep nasıl olur? Elbette ki sonsuz olur bitmeyen sevgi olur… Bunu anlatacak kelime bulamayız. Öyle ise Mecnun Leylayı aramaktan bıktı mı ki bıkmadı, aradı aradı onu bulamayınca gönlüne aşkı yerleştiren Âlemlerin Rabbine götüren ilahi aşkın yolunu buldu, anlata bildim mi bilmiyorum acaba.
   Âlemlerin Yüce Rabbi güç ve kudretin tek sahibi olan c.c. bunlarla bize ne anlattığını ve içindeki sırrını bunu iman akıl şuuru idrak ve izanla olursak anlarız, tek başına akılla anlaşılması mümkün değildir. Burada Yüce Allah c.c. biz kullarına güç ve kudretin sadece kendisine ait olduğunu yaşatan istediğini vakti gelince ölümle öldüren, istediği kulu istediği gibi yaratmaya muktedir olduğunu, gerçek güç ve kudretin sadece kendisinde ait olduğunu göstererek bizim bunu anlamamız içindir. İnkârcı olanlara bile, Yüce Allah c.c. her şeyin sadece kendi elinde olduğunu bunu da kulun iman ederek akıl irade şuur idrak kapısın açarak anlaması içindir. Yüce Allah c.c. isteseydi hepimizi bir tende ve aynı sima ile yaratır bir çeşit hayat ve ömür verirdi. Bu defada kudret ve gücünün sınırsız olduğunu idrak edemezdik anlayamazdık. Böyle göstererek inkâr edenlerin bile bir süre veya son anında veya akıl yanında idrak şuur izan kapısını imanla açınca göreceği gerçeği ile tüm inkâr kapılarını kapatmıştır.
   Bu arada inkâr mevzusuna şöyle kısaca söz edelim, inkâr eden neye inanıyor da inkâr ediyor haşa Âlemlerin Rabbini, muhakkak ki inandığı bir şey vardır. Şöyle diyelim neden acıkıyoruz veya kim bize acıktığımızı ve ne yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. Tok olana binlerce kez acıktın desen inandıramazsın, demek ki aç olana açlığını hatırlatan Yüce Allah c.c var ve yarattığı bu beden içine o uyarı cihazını yerleştirmiş, haydi ey inkârcı bunu da inkâr et, ekmeğe iman edip yerken o ekmeğin sofrana gelmesi için toprağı yaratan tohumunu yaratan yağmurla yeşerten güneşle kurutan Âlemlerin Rabbini neden inkâr ediyorsun, sen hayvan mısın izan idrak ve birazcık akıldan yoksunsun! Yarattığını yiyerek bedenine can olanı inkâr etme yaratanı inkâr et böyle bir dünya yoktur, inkâr ediyorsan yarattığını da yemeyeceksin vesselam…
DEVAM EDECEK İNŞALLAH
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

14 Nisan 2016 Perşembe

Hakikat İle Hasretin Yakan Kor Alevini Görmek Ve Söndürmek Gerekir Gitmeler ve Kavuşmalarla



İki yay uzunluğunda olan bu kısacık hayatın yolunda, kapılarını kapattığımız kapılara bazen gitmek ve kavuşmak için, hasretin gönülde volkan gibi kaynaması gerekiyor, gel gel diye gitmek istemediğimiz küskünlükle kapısını kapattığımız kapılarda hasret çağırır. Nihayetinde hasretin yakan kor alevini söndürmek için, gitmek bizim için kaçınılmaz olur. Bazen dipsiz karanlık kuyular da kalmışçasına kendi hayalsiz ‘ligimizin kör karanlığında sevdiklerimize gönül kapımızı kapatırız, hasretin sancısını çekeriz ta ki sabrın son adımı ile yıkılmamıza bir an kalana kadar. İşte o zaman hasret kor alev yakar, gitmeler varmalar bizi çağırır ve o zaman gitmeler kaçınılmaz olur, hasret kavuşmalar gitmeler varmalar ile son bulur sancılar…
Gidip kavuşmalar ile ruhumuzu huzurla aydınlatan dinlendiren gitmeler ve kavuşmalar… Canlı canlı huzuru ruhunuzda hissetmek, sancılara son vermek için gitmek ve varmak gerekir varılması gereken yerlere. Hoş görünün sevginin özgür düşüncenin adımları ile coşkuyu yaşamak hayat veriri bizlere, bu nedenle kapısını kapattığım dostların akrabaların veya bir kızgınlıkla kapısını kapattığımız sevgilinin yanındaki hasreti söndürmek için gidip varmak gerekir. Hem onun yanındaki hem de bizi yakan, hasretin kor alevini söndürmek için. Aranılsa da hiçbir yerde bulunmayan hiçbir dünya ülkesinin anayasasında bulunmayan sadece dinimize ait bu sevgi birlik beraberlik ruhu hoş görünün… Güzelliklerini bulmak ve kavuşmak mümkün değildir. Bu Müslüman olan biz müminlere yüce Allah’ın bir Lütfü keremi ihsanıdır. Sancılar içinde ölümü yaşarken, varmak kavuşmak ile yeniden doğuşları yaşatan kavuşmalar, her zaman birlik ve beraberliğimizi vazgeçilmez çelikten halatı olmuştur, hiç kimsenin kopartamayacağı ilahi bir köprü varış kapısı…

Hasret özlem ile sevince dönüşen anlardaki dilde dökülen tatlı huzur dolu sözlerin ekseninde dönmek, insana inanılması çok güç tatlı bir haz vermektedir. Yoksa Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun neden hasretin volkan gibi gönülde yakan ateşine son vermek için, gitmenin varmanın yani kavuşmanın yok olan o anki kapısını aramak için, yıllarca arasınlar çöllerde veya dağları delerek arasınlar, Mecnun yıllarca neden varmak gitmek güzel olmasaydı çöllerde ne diye arardı. Ferhat o zamanın teknolojiden yoksul anında eli ile yıllarca dağları delmek için ne diye uğraşsın ki… Bu anlamsız hasretin karanlığında kurtulmak için gidelim varılması gereken kapıya varalım, kucaklayalım gönüllerimizi, karanlık yanını varmanın gitmenin güneşi ile aydınlatalım. Bazen binlerce sözler ile anlayamadığımız, kızgınlıkla kapattığımız kapıların kapatmanın ne kadar yanlış olduğunu söyleyen, hasret olmasa idi bu hatamızı yanlışlığımızın nasıl farkına varacaktık? Hakikat yanlışlığı ayan beyan gösteren bir güneşidir, onu kapatarak söndürmek hiçbir zaman mümkün değildir.

Hasreti kavuşmalar varmalar ine son vermek, kendi yanlışlığımızın kor alevini hakikatin aynasında görmek her zaman bir erdemdir. Hakikat ile hasretin yakan kor alevini görmek ve söndürmek gerekir, bu alevi görerek söndürenlerden olmak dileği ile selam ve dua ile.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



8 Nisan 2016 Cuma

Hakka Varmak İçin Çık Yola



Aklım ile düştüm ben yola
Gönlüm dedi çıkmadan ver mola
Dünya malı için çıkarmışsın dedi yola
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Gönül dedi emanet olan bu canı dünya ile doldurma
Ahiret yurduna vardırmadan boşa soldurtma
Aşk deryasına sal onu dünya malı ile doldurtma
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Aşk deryasına beni batır hak yolunda beni yatır
Dünya denilen bu iki satırı fazla sevme bazen bilmezsin hatır
Hak yolunda sen bul hatır dünya derdi çoktur ağlatır
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Hak yolunda hakka aşık olsan onun sırrı ile dolsam
Bu yolca bu cana ile olsan birde benim halim sorsan
Can içinde canlarda gör yüzünü hak ile söyle sözünü
Bu dünyanın yüzünü vuslata varmazsan göremezsin özünü
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Kendi canında kendini gör aşk ile içini ör
Kendi canını görmeyen kör canlar için nasıl olur bonkör
Ara kendinde bu maksadın önün aydın olsun bakma kör
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Sakın ola gönül kırma gözde akar bazen yaşlar sırma
Hak yoluna çıkınca canların hatırını sor şaşı bakma
Nasipte varsa nimet paylaş paylaşmadan gönül heybene tıkma
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Akıl pusulası şaşırır gönül pusulanla yola çık dağları aşırır
Aç kapısını içini görenler şaşırır içindeki senindir kimler karışır
Bazen dünya ile aklın karışır hak yolda olanlar herkesle barışır
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Akıl ile cahil sofrasında olma paşa halk sofrasında abdal ol yaşa
Bu dünya ömrün varsa hak ile yaşa bir dost bul onunla mutlu yaşa
Dünyayı hak gözüyle eyle temaşa sakın etme sen münakaşa
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola

Oku gönlünle gönülleri hece hece hayat dediğin bir bilmece
Kul Mehmet’im bazen yatmazsın gece yazarsın uzun uzun hece
Hayat basamak basamaktır bilgece çıkarsın onu derce derece
Dünya malını boş ver hakka varmak için çık yola
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



17 Mart 2016 Perşembe

Açılsın Gönül Kapım


Mana kapısına varmak ister canım
Nefis şeytan ister aksın kanım
Mana kapısı ile açılsın gönül kapım
Önüme çıkan bin bir düşmanın var

Hak yolunda kul olmaya varamadım
Türlü türlü tuzakları aşamadım
Hak yolunda hak nuruna sarılamadım
Önüme çıkan bin bir düşmanın var

Manaya varmadan kırıldı dizim
Hak yolunda cümle kardeşler bizim
Nefis şeytana geçmiyor sözüm
Önüme çıkan bin bir düşmanın var

Hak yolunda sıkıntıya dayanamadım
Mana kapısına varınca duramadım
İçimde gezen benliği vuramadım
Önüme çıkan bin bir düşmanın var

Var git Kul Mehmet az daha sabırla bekle
Mana kapısına varmak için imanı benliğe ekle
Sıkıntı kapısında yüklerin al sabır kapısında şevkle bekle
Önüne çıkan düşmanların yıkılır bir bir
Kul kabından mana kabına akarsın bir gün
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç