Bu Blogda Ara

saçların etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçların etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2016 Perşembe

Hasretin




Mavi düşler gibiydi gözlerin
Berrak pınar gibi duruydu sözlerin
Beyaz kanatlar gibiydi ellerin
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Baharlar gibi kokardı saçların
Cennet gibiydi o bakışların
Cennet sarışı gibiydi o sarılışların
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Karanlık gülüşlere saldı ecelinin gelişi
Ne çabuk bitti hayatının gülüşü
Yaktı kor alev gibi gidişin
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Dipsiz karanlık kuyulardayım çıkamıyorum
Arasam da sensiz mutluluğun yolunu bulamıyorum
Hasretinle bu dünyaya ben sığamıyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Suskunluğumuzu bozacak eceli bekliyorum
Seninle yine ben güleceğim biliyorum
Beni sana getirecek ecele ben her gün gülümsüyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Kul Mehmet’im gönlümdeki yarayı gülüşünle dağlıyorum
Ben sensiz gecelerde gizli gizli ağlıyorum
Sana kavuşacağımı düşününce ben hep gülümsüyorum
Yaşanmamış düşlere saldı beni hasretin

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



9 Mart 2016 Çarşamba

Ben Olsaydım



Karlar lapa lapa başına yağdığında
Üşüyen gönlüne doğan sabah güneş ben olsaydım
Ukbaya varmadan yürüdüğün dünya yoldun da
Sana varan yol seni güldüren ben olsaydım

Saçların rüzgârda dört bir yana dağıldığında
Dağılan saçlarına sımsıkı sarılan ben olsaydım
Hasretlik içinde bir damla gözyaşı döktüğün anda
Gözünde akan hasreti silen gözyaşı ben olsaydım

Bir an yürürken önün karanlık olduğunda
Önünü aydınlatan ışık ben olsaydım
Dertlerini gökyüzünde yıldızlara anlattığında
Dertlerine derman olmak için seni dinleyen ben olsaydım

Gönül evin çok sessiz olduğu zamanlarda
Kapında oturan kapını her an çalan ben olsaydım
Kahkaha ile gülmek istediğin gülemediğin anda
O gamzene dolarak seni güldüren ben olsaydım

Yanağına konan gülümseme soğuduğunda
O gamzeni öperek sımsıcak öpen ben olsaydım
Duymadan görmeden inanmayı istediğin anda
Gönlünde aşk ile gönül kapında ismini haykıran olsaydım

Aşk duygular ile anlatılır bana anlatan yok dediğinde
Sana en güzel aşk duygularını anlatarak sarılan ben olsaydım
Eğer bir gün yaşamak için sebep arayıp bulamadığında
Binlerce yıl yaşaman için yaşama sebebin ben olsaydım

Dudakların hicran ateşi ile titrediğinde
O baldudaklarını öperek titremesini durduran ben olsaydım
Dünyanın meşakkatinden usanıp her şeyden vaz geçtiğinde
Bir vazgeçilmezin olarak bir ben olsaydım

Kelimeler heceler sana sus dediğinde
Sana kelime hece olarak gönlüne doğan ben olsaydım
Şiirler yetim kalıp kaleminden dökülmediğinde
Şiir şiir kaleminde yazan kalem ile ilham prensi ben olsaydım

Her dokunan yüreğinde acılar bıraktığında
Acılarını alan seni acısız bir ömür boyu güldüren ben olsaydım
Hayallerin bir an solduğu cansız kaldığında
Hayallerine can olmak için tüm hayallerim bu canımla senin olsaydı

Kul Mehmet’im aşk böyledir gönlünde vermeden yaşanılmaz
Bir şey verip yârden bir şey almadan da sanmayın tat alınmaz
Bu dünya hanında bir gülümseme olmadan canan ’sız yola çıkılmaz
Her sabah tatlı cananın yüzüne bakarak gülümseyen ben olsaydım

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





21 Ocak 2016 Perşembe

Sen Girerdin Odama



Itır ıtır kokarken saçların
Yarınları örüyorum ölü topraklar üstüne
Itır ıtır esen saçlarının kokusu
Toprağa damlarken
Solan çiçekler yeşeriyor toprakların üstünde
 Isıtır beni saçlarının ıtır kokusu
Gizli gizli ellerime dolanırken
Sabah güneşi sevdanla üzerime doğarken
Senli nasibi beklerim yeryüzünde
Sil baştan başlıyorum senli düşlere
Öptüm ruhunu koydum cebime

Masum gülüşün ısıtırken yüreğimi
Gülümsüyorum ben sana senin gibi
Ay doğar gecelerime avucumda sen
Yüreğimde hep sen sen sen benimlesin
Sensizlik çığlıklarımı hapis ettim gecelere
Zamansız ölümlere açıkken kapılarımız
Bir gün sen koşacaksın zamansız ölümlere
Bir gün ben koşacağım seni aşk ile sarmaya
Şimdi yoksam yanında
Sen gittin ise zamansız ölümlerle
Yok, olmam seninle değilim demek değil
Seninle olmak için hızlı adımlarla koşarken
Zamansız ölümlere sana sonsuz kavuşmaya
Gelmek için sana yoldayım seninleyim
Ellerim buz gibi uzatayım tut ve bak
Sensizlikten üşüdüm bak avuçlarımdasın
Itır ıtır saçlarının kokusu hala var

Yalnızlığımız bir çocuğun ağlayışı gibi masum
Aydınlıkla beraber sen girerdin odama
Saklanmış tüm sensizliğim kaybolurdu
Çekilirdi mevzilerine sensizlik
Yönsüz’ lük ekseninde boğulurdu
Yalnız olduğumu sandığımda
Yanılırmışım hep sen vardın ya yanımda
Seninle atan yüreğimde seninle eskimeyen
Kulağım çınlardı beni her andığında
Her terennümlerinde seni dinlerdim sendeki beni

Yıkıcı zamanları inşa ederdik seninle
Sessizce bizi bizden alan sessizliği yakalardık sessizce
Bizden aldıklarını alırdık
Çıplak kalırdı üşürdü sessizlik
Yalnızlığımızın hatırası kalırdı üstünde
Onu almazdık onunla bırakırdık bizi anlasın diye
Her zaman bize arsız arsız gülmesin sarmasın bizi
Leyla ile mecnunu katardık düşlerimize
Onlarla beraber ağlardık dertlerine
Hasretlerine
Bazen Leylayı Mecnuna
Bazen Mecnunu Leyla ya katar
Çöllerde buluştururduk
Hiç kavuşamayanları biz buluştururduk
Baş başa kaldıklarında
Hayranlıkla onların aşklarını dinlerdik yüreklerinde
Kefenle sarılı maziyi kefeninden kurtarır aşkla sarardık
El ele koşardı Mecnun Leyla'ya Kerem Aslı’ya çöllerde
Anlardık hakikat aşkın yüreğinde imiş
Binlerce yıl geçse de Leyla Mecnuna aşkı ile hala yanıyor
Hala Leylasını arıyor
Ve çok şükür ki bizim düşlerimizde sadece buluşuyorlar
Vahalarda yaylalarda bizimle koşuyorlar
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç