Bu Blogda Ara

şer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016 Perşembe

Hayırda Şer, Şerde Hayırlı Olan Vardır

[​IMG]

Kul olarak Âlemleri yaratan Yüce Allah c.c. teslim olmuş, göndermiş olduğu Nurdan Nur Resule iman etmiş yine gönderdiği nur İslam ve onun Nurdan Nur Kitabı Kur’an’ı Kerime iman etmiş Müslümanlar olarak hayır ve şerrin neyin içinde olduğunu biliyoruz desek te bilmek Âlemlerin Rabbi Allah c.c. mahsustur anında bilemeyiz, ta ki o şerri bizim için hayra dönüştürerek göstermediği bildirtmediği sürece. Yüce Rahmanın bildirdiği gibi bazen hayırda şer, şerde de hayır çıkacağı yönünde olanları bilmemiz pek mümkün değildir ta ki yaşayıp göreceğimiz o ana zamana kadar. Yüce Rahmanın Muradı kulu için hep hayırlı olandadır. Kul kendisi azmadıkça belayı üzerine veya topluluk azmadıkça yoldan çıkmadıkça belayı göndermez ve başına musallat etmez.



İman eden biz Müslümanların bir kısmının arzu ederek benimsemesi ile bir kısmının ise bilmeden kendisi için hiçbir hayrın, yaşadığı dinin içinde olmayacağı endişesi içinde tavır sergilemeleri ve Yüce olan İslam dinine olan bağlılıklarından gevşemeleri ile hayırlı olanı şer’e çevirmelerine vesile olmaktadır kullar. Müslümanların yaşadığı ülkelere baktığımızda her yer kan, gözyaşı ve ölüm akmaktadır zalimlerce. İslam’ın dışındaki sistemlerin ve vahşi kapitalizm kendileri için tek kurtuluş çaresi olarak görüp kabul etmeleri, buna zemin hazırlamaktadır. İslam âlemi üzülerek söylemek zorundayım ki kendisi için hayrın tamamını içinde bulunduran ve hayır üzere olmamızı söyleyen aziz İslam’ın, kendisi için içinde hiçbir hayır getirmeyeceği saçmalığına kapılarak diğer sistem ve yönetim biçimlerini, İslam’a uygun görüp tercih ederken şer’e kapı açarak, hayırlı olanı kapının dışına koymuştur. İşte en son örneği ülkemize yapılan ağır ayaklanma veya darbe ile şer olanın içinde binlerce hayır olduğunu bize yaşatarak, milletin birden bire diriliş birlik beraberlik kardeşlik iman bağı ile sokaklarda ölümü göze alarak, İman noktasında Vatanına ve milletin canı malı geleceğine sahip çıkarak, hayırda şer, şerden de hayır olduğunu bize Âlemlerin Rabbi Güç ve Kuvvetin tek sahibi olan Yüce Allah c.c. göstermiş ve yaşatmış oldu.


İlk anda şer gibi görünse de Yüce Allah c.c. İman edenler kulları için, içine sakladığı hayr ile imandan kopmuş imansızları, iman edenleri ezdirtmedi, ani bir dirilişle, şerdeki hayrı millete gösterdi ve yaşattı. Allahu Ekber. Kısacası Yüce Allah c.c.” Kün Fe Yekûn” ol deyince dilediğinin anında oldurtması yaratması ile anında yaratılanın, bizler arkasındaki anlam ve manayı anında bilmemize olanak yoktur, Âlemlerin Rabbi bize bildirir ve gösterir yaşatırsa bizlerde ayetinde söylediği gibi" “Göklerin ve yerin mübdii’ dir (onları önceden hiçbir örneği bulunmaksızın yaratandır) Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece ol der, o da oluverir.”(Bakara, 2/117) sizin hayır sandığınız şer; şer sandığınız şeyde hayır vardır Allah (c.c) bilir siz bilmezsiniz. (Bakara-216) Bu ol denileni yaratılanın arkasındaki sırrı dediğim gibi gösterir ve yaşatırsa bildirirse anlarız o zaman Rahmanın dediği gibi, hayırda şer, şerde de hayır varmış demekle bize ne söylemiş olduğunu anlar ve biliriz. Hayırlıdır der seviniriz şer çıkar, hayırsızdır deriz şerdir deriz sevinmeyiz hayırlı çıkar. Her zaman anlayanlardan, izan ve idrak ile Yüce Allah c.c. ve göndermiş olduğu Nurdan Nebisine Nur Kur’an’ İslam’a iman edip uyarak, Yüce Allah c.c. teslim olmuş kullardan olmamız dileği ile. Selam ve dua ile kalın kardeşlerim.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

[​IMG][​IMG]


Yazının Devamı: http://www.kunfeyekun.org/forum/kf/hayirda-ser-serde-hayirli-olan-vardir.39478/#ixzz4FjNbyjRn

20 Kasım 2015 Cuma

Mantıksız Modası Geçmiş Korku Hobileri ile Uğraşa Şer Odakları...



Etrafımıza bakarsak, onu yer kan gölü vahşet katliam ile birlikte olan zalimlerin kötü emelleri kendi çıkarları ile İslam'ı karalayarak, Müslümanları zan altında bırakarak korkakça, işlenen zulümler katliamlarla şiddeti zulmü kanı katliamı kabil etmeyen, İslam hatırlamamak aldığım katarak kendilerine bir çıkar para çıkararak, korku imparatorluğu ile halkı bölmeye çalışanların şerri ile ülkeler kaynamaktadır. Mantıksız modası geçmiş korku hobileri uğraşan şer kardiyak hiç bir zaman emeline ulaşamayacaktır, değişik yaşantıları olanların bir araya geldiği, değişik kültür ve milletlerden oluşan insanları kucaklayan bir din topluluğu olan İslam ve kardeşliği, Nur Kur Kur Kerim ve sünnet Ile sımsıkı olan Müslümanları, az yaralasa da yıkmaya muktedir olmayacaktır.

Garip gelse de bu yaşadığımız zaman asır, başkalarının aklı ile yola çıkanların hazin sonu vahşet... Gönlümüzü toprağa gömdük demesinler Yusufları, Züleyhayı toprağa gömmedik gönlümüzün derinliklerinde hala duruyor dip soğutma üretim... İslam İMKB temel betimi olan Kur Kur Kerim ve Sünnet sevgi birlik kardeşlik üzerine kurlu, ey sapık kendini bilmezler siz bilmezler ancak gözleri kapalı olanları kandırırsınız kendinizle birlikte...

Müslüman kardeşlik birlik beraberlikle uzun asırlar boyunca, el ele ırk, renk ve coğrafyaları farklı dilde safra olsa, inanç ve amel noktasında el ele birlik ve bütünlüklerini canı gönülden korudukları gibi, sevgi konusunda da az anlayışı olan toplumları, iman ve kardeşlik ile çok geniş bir anlayış birlikteliğini insanlara sunmuş birlik ve beraberliği sağlayabilmiş bir dinin sahibidirler... Biz Müslümanlar muhabbet, sevgi, gönül, vefa, onur, haysiyetten rahmet ve merhametten söz ederken, onlar hala nefretle kinle gönülleri yıkarken, kendileri de gönüllerde ve âlemde nefretleri ile yıkılmaktadırlar...

İnsan yüreğinde taşıdığı değerle değer kazanır veya yok olur gider. Yüreğinde Nur Kur Kerim Nur Sünneti merhameti taşıyan nurlanır gönüllerde sevilir güzelleşir. Ancak gönlünde nefreti Bonita taşıyanlar o nefretle gönüler nefreti kazanırken, karanlığın çamuruna batarken yok olacaklardır, yok eden, yok olur... Kanatları kıranların kanatları kırılır, kanat takanları kanatları çoğalır de...

Haydi olsa da tel tel, merhametle güller açmaya dikmeye gidelim yol gönüllerde sevgi gönlümüzdeki merhamet hepsini yok edecektir dikenli tel karanlık. En derin yaralar açanlar bu yaraların irinlerin de boğulurken, bizler merhametle bu yaraları saracağız haydi yaraları sarmaya, uzaktan değil yakından sevmeye gülümsemeye...
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

15 Haziran 2015 Pazartesi

Şer Odakların Gazeteleri



Şer odakların gazeteleri
Ramazanda olur Müslüman
Onlara itibar eder birileri
Şer ile bakar açılır gözleri
Şer ile çıkar ağzında sözleri
Kur’an’a itibar etmez dağıtır



Şer odakların gazeteleri
Yıkar viran eder gönülleri
Şer iledir tüm adımları işleri
Ramazanda sahtedir gülüşleri
Kandırmaktır tüm gelişleri
Onlara itibar eder birileri
Kur’an’a itibar etmez dağıtır
Şer odakların gazeteleri

Şer odakların gazeteleri
Şer iledir güçleri
Fikirsiz'likle solar gülleri
İmanı yıkmaktır hedefleri
Müslümanı ezmektir niyetleri
Kur’an ile alay eder dilleri
Onlara itibar eder birileri
Kur’an’a itibar etmez dağıtır
Şer odakların gazeteleri

Kul Mehmet’im derim ki
Rabbim kullarına idrak versin
Hakkı hak olarak
Batılı batıl olarak bilenlerden eylesin
Kur’an Gül Resul ile olanlardan eylesin
İman ile yaşayanlardan eylesin
Şer odaklarını gazetelerine itibar edilmesin
Yapılan zulüm için ses çıkaralım
Kul Mehmet tek başına neylesin
İmanı bilenler gelsin
Şer güçler başımızdan gitsin
İman ile
Merhamet ile
Gülümseyenler gelsin
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



10 Haziran 2015 Çarşamba

Rabbim Cümlemizi Korusun



 Kendini bilmezlerden
Şer nedir görmezlerden
Kaos ile gezenlerden
Rabbim cümlemizi korusun

Hak gelsin diyenlerden
Şeri def edenlerden
Merhamet ile gezenlerden
Eylesin Rabbim bizi


Umudu şer ile değiştirenden
Merhamete kini bulaştıranlardan
İnsan değerini bilmeyenlerden
Rabbim cümlemizi korusun

Umutsuzluğu umut ile değiştiren
Kini merhamet ile yıkayan
İnsan gönlünü merhamet ile gezenlerden
Eylesin Rabbim bizi

İman gelmesin gönüllere diyenlerden
Din dersi okullarda kalksın diyenlerden
İmansız dua ’sız gezelim diyenlerden
Rabbim cümlemizi korusun

Rahman’a secde edenler
İman ile hayatını devam edenler
İnsanlığın mutluluğu için çalışanlardan
Eylesin Rabbim bizi

Nefret kin ile yatanlardan
Şer ile ittifak edenlerden
Düzgün yola çukur eşenlerden
Rabbim cümlemizi korusun

Nefret kini iman ile def eden
Şer güçleri iman ile temizleyen
Çukur yolları merhametle düzleyenlerden
Eylesin Rabbim bizi

Merhamet gerekir cümlemize
Mutluluk getirelim evlerimize
Gülümseyelim gönüllere
Rabbim cümlemizi korusun

Kul Mehmet’im sen yaz söyle
Kötü doğruya gelmez bilmem böyle
Şer belli gözü görmez gündüz gözüyle
Rabbim cümlemizi korusun
Mehmet Aluç

8 Haziran 2015 Pazartesi

Çift Maaş Var Çıksın Ağıtlar

Milli irade dedik
Şer ile ettik ittifak
Ellerimiz doldu kan
Sırıtırız istediğin kadar yan

Soframızda kul sütü olacak
Hatta fazladan ikramiye yağacak
Maaş almayan ülkede kalmayacak
Sırıtırız istediğin kadar yan

Koştuk olduk serseri şaşı
Şimdi kaldıramadık başı
Aksın dedik boş ver şehit gözyaşı
Çifte maaş alacağız gerek yok dedik olsa da ahlak dışı

Attık elimizdeki gönlümüzdeki kin ile taşı
Şer verdi elimize başlamak için kanlı bayrak başlattı yarışı
Yıkım ile başladık serbest istediğin kadar dağıt
Bırakın dedik duymasın kulaklar çift maaş var çıksın ağıtlar

Yiyeceğiz artık sınırsız yutun yutacağınız kadar
Yanına soğuk çay ya da biskevüt ye akşama kadar ele geçerse ar
Bekliyoruz alacağız çuval çuval çoklar çoklar kadar
Bırakın dedik duymasın kulaklar çift maaş var çıksın ağıtlar

Kaynak dersen lan buluruz yolun ulan manyak
Kaynaşmak dersen leş kokar cıvık cıvık Avrupa’dan gelir
Beraber oynadık ya oyunu gelir oradan kucak kucak
Gelmezse de bir dahakine almadan oynamayız karakucak

Sanki kan kokar her yer kurban mı kesiliyor
Doyacağız ete buda oh ne güzel et kokusu esiyor
Yok, et değil galiba leş kokusu yanıldık telaş yok et birazdan geliyor
Bırakın dedik duymasın kulaklar çift maaş var çıksın ağıtlar

Yatırımlar hizmet aman boş ver kime lazım şer var iken
Yarınlara koşmaya ne gerek var cep dolsun mangırla
Ne gerek var kardeşliğe sabır’a insanlığa herkesi azarla
Bırakın dedik duymasın kulaklar çift maaş var çıksın ağıtlar


Kul Mehmet’im halay için varın şehit mezarları yanına
Girse de şer güçler mazlumun Mehmetçiğin kanına
Çifte maaş ikramiye var bunlar candır canımıza
Bırakın dedik duymasın kulaklar çift maaş var çıksın ağıtlar
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

26 Şubat 2015 Perşembe

Dil Denilen Gönül Kapısı



Aç sana sen gönül denilen kapını tüm kullara, mutluluk tek başına yaşanmaz bilmen gerekir. Paylaşmak mutluluk getirir. Marifet denen güzellikle aç kollarını sana doğru gelen kullara, açmazsan kollarını hep yalnızlık yangını içinde yanarsın, halini sual eden bir kul bulamazsın…

Bereket ile dolu gönlü, kıtlık çölüne çevirmeye çalışan kullar ne kadar aptal, bilgisiz… Gönlün kir ile dolu ise temiz gönüllü olanın peşinde yürü, yüreğini tertemiz eyle budur bu âlemde elinde kalan…

Dil denilen gönül kapısını şerden, yalan sözlerden uzak tut, o kapı bozulunca sende bozulursun, sevgiliye gönül güzelliği ile mutluluğu yaşatan değil midir? Dil denilen o et parçasını edep ile yıka, iman ile donat, kuran ile nur eyle, ondan sonra mutluluk neymiş gör gayri… Selam ve dua ile…

Mehmet Aluç

15 Şubat 2015 Pazar

Aç elini yalvar Yüce Rahman’a




Dert gelir aniden kapıya çatar
Sanmayın dua ’sız bu dertler gider
Rahman dertler içine derman katar
Aç elini yalvar Yüce Rahman’a

Sabır dua ile tüm biter dertler
İçine duayı imanlı kul ekler
Rahman dua ile aciz kulun bekler
Aç elini yalvar Yüce Rahman’a

Varma sen imansızlık şer parkına
İman ile her şeyin var farkına
Bak yaşın geldi bil işte kırkına
Aç elini yalvar Yüce Rahman’a

Kul Mehmet iman ile var yarına
Haramı katma sen helal aşına
Dünyada her şey gelir kul başına
Aç elini yalvar Yüce Rahman’a

Mehmet Aluç

16 Mart 2014 Pazar

İman Nedir?


İman nedir?


Sual: İman nedir?

CEVAP
İman, bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasakların hepsine inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

Amentü şöyledir:

Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.
[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. Tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba [görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her şeye] iman ederler) buyuruyor. (Bekara 3) Resulü de, (Dini [hükümleri, dinde bildirilenleri] aklı ile ölçenden daha zararlısı yoktur) buyurdu. (Taberani)


Nazara yani göz değmesine inanmayan bir kimse, (Bugün fen, gözle görülemeyen şuaların iş yaptığını açıklıyor. Mesela bir kumanda ile TV’yi, radyoyu veya arabamızı açıp kapatabiliyoruz. Bunun için gözlerden çıkan şuanın zarar verebileceğine artık inanıyorum) dese bunun kıymeti olmaz. Çünkü bu insan dine değil, kumandadan çıkan şuaya inanıyor. Yahut şua ile birlikte Peygambere inanıyor. Yani fen kabul ettiği için, şuaların etkisini gözü ile gördüğü için inanıyor ki bu iman olmaz. Dinde bildirilen her şeyi, fen ispat edemese de, fayda veya zararını gözü ile görmese de, yine inanmak lazımdır. Hakiki iman gayba inanmaktır yani görmeden inanmaktır. Gördükten sonra artık o iman olmaz. Gördüğünü itiraf etmek olur. Bekara suresinin 3. âyetinde, gayba inanmak, görmeden inanmak övülüyor. İmanın altı şartı da gayba inanmayı gerektirmektedir. Çünkü hiç birini görmüş değiliz.


Peygamber efendimiz, aşağıda bildirilen iman ile ilgili âyetleri açıklayarak imanı şöyle tarif etti:

(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Asıl iyilik; Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, nebilere inanmaktır.) [Bekara 177]

(Onlar gayba [Allah'a, meleklere, kıyamete, cennete, cehenneme görmedikleri halde] inanırlar.) [Bekara 3]


(Onlar, sana indirilene, senden önceki kitaplara ve ahirete iman ederler.) [Bekara 4]


Bu üç âyette, Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve gayba inanmak bildiriliyor. 


(Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara 255] 


(Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.) [Al-i İmran 145] 


(Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.) [Enam 2] 


Bu üç âyet, takdirin Allah tarafından olduğunu bildirmekte, kadere iman etmeyi göstermektedir.


(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah’tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah” [Hepsi Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa 78]

Bu âyet, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bildirmektedir.

(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur.) [Ahzab 40]

Bu âyet de, Resulullahın peygamber olduğunu bildirmektedir.

Amentü’nün manası


Allah’a inanmak: 

Allahü teâlânın varlığına, birliğine, Ondan başka ilah olmadığına, her şeyi yoktan yarattığına, Ondan başka yaratıcı olmadığına kalben inanmak, kabul etmek demektir. Âlemlere rahmet olarak gönderdiği son Peygamberi Muhammed aleyhisselam vasıtasıyla bildirdiği dinin hepsini kabul etmek, beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]

Meleklere inanmak: 

Melekler nurani cisimlerdir. Hiçbirinde erkeklik dişilik yoktur. Hepsinin günahsız, emin olduğunu kabul etmek, tasdik etmek, yaptıkları işleri beğenmek şarttır. Bir âyet-i kerime meali:
(Asıl iyilik; Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, nebilere inanmaktır.) [Bekara 177]

Kitaplara inanmak: 

Zebur, Tevrat, İncil, Kur’an ve diğer kitapların Allahü teâlâ tarafından gönderildiğine, hepsinin hak olduğuna inanmak lazımdır. Ancak, Kur’an-ı kerimden önceki kitapların insanlar tarafından değiştirildiğini, Allah kelamı olmaktan çıktıklarını bilmek, bunu kabul ve tasdik etmek demektir. Önceki kitapların hiç biri değişmemiş bile olsa, Allahü teâlâ tarafından nesh edildiğine yani yürürlükten kaldırıldığına iman etmek gerekir. Bir âyet-i kerime meali:
(Onlar, sana indirilene [Kur’an-ı kerime], senden önceki indirilen kitaplara iman ederler.) [Bekara 4] 

Peygamberlere inanmak:

Peygamberlerin hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş olup, sadık, doğru sözlü, günahtan masum olduklarını kabul ile tasdik etmek demektir. Onlardan birini bile kabul etmeyen, beğenmeyen kimse, kâfir olur. Peygamberlerin ilkinin Âdem aleyhisselam ve sonuncusunun, Muhammed aleyhisselam olduğuna iman etmek, kabul ve tasdik etmek demektir. Peygamber efendimizin bildirdiği dini hükümlerin hepsini, en güzel şekilde ve eksiksiz tebliğ ettiğine inanmak, bu emir ve yasakların hepsini kabul edip, hepsini beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali: 
(Bütün Peygamberlere iman edip, hiçbirini diğerinden ayırmayanlar Allah’ın mükafatına kavuşacaktır.) [Nisa 152]

Kaza ve kadere inanmak:

Allahü teâlânın insanlara cüzi irade verdiğini, insanların bu cüzi iradeye göre tercih ettikleri ve yaptıkları her şeyi Allahü teâlânın yarattığına iman etmek demektir. Hayır ve şer, her şeyi kulların talep ettiklerini, Allah’ın da bunu dilediği takdirde yarattığını bilmek, bunu kabul ile tasdik etmek ve beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.) [Ahzab 38]

Ahirete inanmak: 

İnsanların kıyamet kopunca, dirileceklerine, hesap ve mizandan sonra, Müslümanların Cennete, kâfirlerin Cehenneme gideceklerine ve orada ebedi kalacaklarına iman etmek, bunu kabul etmek ve beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Onlar [Müslümanlar], ahiret gününe iman ederler.) [Bekara 4] 

Kelime-i şehadete inanmak şöyle olmalı: 

Ben şehadet ederim ki, yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu, resulü ve son Peygamberidir. İki âyet-i kerime meali:
(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur.) [Ahzab 40]

(Allah’a ve resulüne inananlara, rableri katında nurları ve ecirleri vardır.) [Hadid 19] 


İnanmak ne demek?

Sual: Müslüman olmak için Amentü’deki altı esasa inanmak şarttır, ama inanmak ne demektir? 
CEVAP 
İnanmak, görmüş gibi, kabul etmek, tasdik etmek, beğenmek demektir. Bir insanın Müslüman olabilmesi için, iman sahibi olması, yani dinimizin emir ve yasaklarına inanması şarttır. Yalnız inanması da kâfi değildir; bu emirleri beğenmesi ve sevmesi de şarttır. Bu da bir bilgi işidir. Yapıp yapmamak ayrı, bunları kabul etmek, beğenmek ve sevmek ayrı şeydir. Yapıp yapmamak günah ve sevapla ilgili, kabul etmek ve beğenmek imanla ilgilidir. İmanın altı esası bir bütün olup, çok önemlidir. Ufak bir şüphe götürmez. İnandığı halde, birini bile beğenmemek kâfirliktir.

İmanın tarifi nedir?

İmanı şöyle tarif ediyorsunuz:
"İman, Muhammed aleyhisselamın, peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye danışmaksızın, tasdik ve itikat etmektir, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik ederse, aklı tasdik etmiş olur, resulü tasdik etmiş olmaz. Veya, resulü ve aklı birlikte tasdik etmiş olur ki, o zaman peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. İman, Amentü’deki 6 esasa kesin olarak inanmaktır. Çünkü iyiler övülürken, (Onlar gayba inanır) buyuruluyor." Bu tarif, Kur'ana zıttır, Bekara suresinin 62. âyetine aykırıdır. İman sadece Allah’a ve ahirete olması gerekir. Bu tarifin Muhammedi tavırla hiç bir alakası yoktur. 
CEVAP
(Muhammedi) ifadesi uygun değildir. Bu, Peygamber efendimizin Allah’ın Resulü olduğuna inanmayan, Kur'anın Allah’ın kelamı değil, Muhammed aleyhisselamın sözü olduğunu savunan müsteşriklerin ve misyonerlerin ifadesidir. İman edilmesi gereken hususlar sadece Bekara 62 de mi bildiriliyor? Diğer âyetleri niye gizliyorsunuz? Güneş balçıkla sıvanmaz. İman sadece Allah’a ve ahirete değil, Amentü’deki altı esasa inanmaktır. Bekara suresinin 3. âyetinde, gayba inanmak, görmeden inanmak övülüyor. İmanın altı şartı da gayba inanmaktır. Çünkü hiç birini görmüş değiliz. 

Peygamberlerden sonra bütün insanların en üstünü olan Hazret-i Ebu Bekir bu üstünlüğe kavuşup nasıl Sıddık lakabını aldı biliyor musunuz? (Allah ne diyorsa doğrudur, Allah’ın resulü ne diyorsa doğrudur) demesi yüzünden bu dereceye yükselmiştir. Kâfirler, (Muhammed, Ebu Bekir’e galiba sihir yapmış, çünkü görmeden inanıyor, bir anda onun Miraca gidip geldiğini tasdik ediyor) diye hayrette kaldılar.


İslamiyet’i beğenmek

Sual: Bir kimse, Amentü’nün altı şartına inansa, fakat Allah’ın emir ve yasaklarından birini beğenmese, mesela (Cehennem lüzumsuzdur) veya (Şarabın haram edilmesi anlamsızdır) dese, bu kimse, imanın şartlarının hepsini kabul ettiği için imanlı sayılmaz mı?
CEVAP
Sayılmaz. Amentü’nün içinde Allah’a iman vardır. Allah’a iman, bütün sıfatlarıyla birlikte Ona imandır. Ayrıca emir ve yasaklarının yani İslamiyet'in doğru ve yerinde olduğuna da inanmak şarttır. Böyle inanmayan iman etmiş sayılmaz. Demek ki, Amentü’ye inanan kimsenin İslamiyet’i beğenmesi şarttır, çünkü İslamiyet, Allahü teâlânın emir ve yasaklarıdır. Emir ve yasakların birini bile beğenmemek küfür olur.

Bunun gibi hubb-i fillah, buğd-i fillah da imanın esaslarındandır. Allahü teâlâyı sevmek de, emir ve yasaklarının hepsini yerinde ve güzel bulmakla olur. Allah’ı ve onun dostlarını sevmek, sevmediklerini sevmemek de lazımdır. Bir hadis-i şerif:

(Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için yasaklayan, gerçek iman sahibidir.) [Ebu Davud]

İman herkese lazım

Sual: İman etmek akıl icabı değil midir?
CEVAP
İmanı olmayan kimsenin sonsuz olarak Cehennem ateşinde yanacağını Peygamber efendimiz haber verdi. Bu haber elbette doğrudur. Buna inanmak, Allahü teâlânın var olduğuna, bir olduğuna inanmak gibi lazımdır. Sonsuz olarak ateşte yanmak ne demektir? Herhangi bir insan, sonsuz olarak ateşte yanmak felaketini düşünürse, korkudan aklını kaçırması lazım gelir. Bu korkunç felaketten kurtulmak çaresini arar. Bunun çaresi ise, çok kolaydır. (Allahü teâlânın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselamın Onun son Peygamberi olduğuna ve Onun haber verdiği şeylerin hepsinin doğru olduğuna inanmak ve beğenmek) insanı bu sonsuz felaketten kurtarmaktadır. 

Bir kimse ben bu sonsuz yanmaya inanmıyorum, bunun için böyle bir felaketten korkmuyorum, bu felaketten kurtulmak çaresini aramıyorum derse, buna, (İnanmamak için elinde senedin, vesikan var mı? Hangi ilim, hangi fen inanmana engel oluyor?) denirse ne cevap verecektir? Elbette hiçbir vesika gösteremiyecektir. Senedi, vesikası olmayan söze ilim, fen denir mi? Buna zan ve ihtimal denir. Milyonda, milyarda bir ihtimali olsa da, (sonsuz olarak ateşte yanmak) korkunç felaketinden sakınmak lazım olmaz mı? Az bir aklı olan kimse bile, böyle felaketten sakınmaz mı? Sonsuz ateşte yanmak ihtimalinden kurtulmak çaresini aramaz mı? Görülüyor ki, her akıl sahibinin iman etmesi lazımdır. 


İman etmek için vergi vermek, mal ödemek, yük taşımak, zevkli tatlı şeylerden kaçınmak gibi sıkıntılara katlanmak lazım değildir. Yalnız kalb ile, ihlas ile, samimi olarak inanmak yeterlidir. Bu inancını inanmayanlara bildirmek de şart değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki, (Sonsuz ateşte yanmaya inanmayanın, buna çok az da bir ihtimal vermesi, zannetmesi akıl icabıdır). Sonsuz olarak ateşte yanmak ihtimali karşısında, bunun yegane ve kesin çaresi olan iman nimetinden kaçınmak, ahmaklık, hem de çok büyük şaşkınlık olmaz mı?


İmandan mahrum olan

Sual: (İman edenin, neyi yok; imandan mahrum olanın neyi var ki?) sözü, ne demektir?
CEVAP
Hüküm, neticeye göre verilir. Ebedi kâr ve zarara bakılır. Ebedi nimetlere kavuşmanın veya ebedi azaplara düşmenin sebebi, insanda bir hazinenin varlığına veya yokluğuna bağlıdır. Bu hazine imandır, Müslüman olmaktır. Bu hazineye malik olanın her şeyi var demektir. Bu hazineden mahrum kalanın da, hiçbir şeyi yok demektir. Mesela dünyanın en fakir insanı salih bir Müslüman olsun. Bu çok fakir Müslümana, (Dünyanın bütün servetini, her şeyin tapusunu sana vereceğiz, dünyanın lideri de, sen olacaksın, ama; imanını bırak) deseler. O, çok fakir Müslüman, bunu asla kabul etmez. Demek ki, iman sahibi, dünyadaki bütün servetin satın alamayacağı bir hazineye ve erişilemeyecek bir makama sahiptir. 

Netice olarak, Allahü teâlâya iman eden kimse, o haliyle de ölürse, ebedi Cennetliktir. Başka hiç bir şeyi olmasa da, ne önemi var? İmandan mahrum olanın akıbeti ise, ebedi Cehennemdir. Bütün dünya onun olsa da, neye faydası olur? Onun için bir iş yaparken, bu işten Allahü teâlâ razı mı, değil mi ona bakmak gerekir. O, razı ise başka hiç kimse razı olmasa da, önemi yoktur. O razı değilse, herkes razı olsa da, beğense de, hiç kıymeti olmaz. O halde her işte ölçümüz, Allahü teâlânın rızası olmalıdır.


Dil ile ikrar

Sual: Bir ingiliz arkadaşım var. Müslüman olmuş, namaz kılıyormuş ama, hiç kimseye söylememiş. İngilizler Müslüman olduğunu duyarsa, iyi gözle bakmayacaklarını söylüyor. Kitaplarda okumuş, kalb ile tasdik, dil ile ikrar etmek gerekiyor, şimdi benim kaç kişinin yanında Müslümanlığımı ikrar etmem gerekir diyor. İkrar etmeden veya edemeden ölsem Müslüman sayılmaz mıyım diyor. 
CEVAP
Evet iman etmek için kalb ile tasdik dil ile de ikrar gerekir. Ancak, onun dil ile başkalarına ikrar etmesi gerekmez. İslam ülkesinde ikrar etmesi gerekir ki, Müslüman olarak bilinsin ve Müslümanlara yapılan muamele ona yapılsın ve Müslüman mezarlığına defnedilsin.

İnanmak ve beğenmek

Sual: Cennete, Cehenneme ve Allah’a inanan herkes mümindir ve Cennete gider deniyor. Böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Çok yanlış bu! Şeytan da Allah’a inanıyor, o da Cennete Cehenneme inanıyor. Hatta imanın diğer şartlarına da inanıyor. Meleklere inanıyor, Peygamberlere inanıyor, gönderilen kitaplara inanıyor. Öldükten sonra dirilmeye inanıyor. Hesaba, kitaba inanıyor yani bunları biliyor. Demek ki Amentü’ye sadece inanmakla, bunları bilmekle iman olmuyor. Amentü’de bildirilen altı esasa inanmakla birlikte, Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve hepsini beğenmek de şarttır. Birini bile beğenmeyen müslüman olamaz. Bir de, Hubb-i fillah, buğd-i fillah ile gayba iman var. Yani Allah dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek ve gayba inanmak gerekir. Tersi, yani Allah dostlarını düşman, düşmanlarını da dost bilen ve gayba inanmayan kimse mümin olamaz.

Demek ki Amentü’ye şeytan da inanıyor, hepsini teker teker biliyor. Ancak şeytan, inandığı, teker teker bildiği bu şeyleri kabul etmiyor, beğenmiyor ve Allah dostlarını düşman, düşmanlarını da dost biliyor. Şeytan gibi bilen ve inanan kimse mümin olmaz.


En faziletli iman 

Sual: En faziletli iman nedir?
CEVAP
İmanın altı şartına inanıp, hubb-i fillah ve buğd-i fillah ile gayba inandıktan sonra, hep Allahü teâlâyı hatırlamak, her işini dine uygun olarak, Allah için yapmaktır. Bir hadis-i şerif meali:
(En faziletli iman, nerede olursan ol, Allahü teâlânın seninle beraber olduğunu bilmendir.) [Taberani]

İman mahlûk mudur?

Sual: İman mahlûk mudur, yani sonradan mı yaratılmıştır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki: İman, Allahü teâlânın hidayeti olması bakımından mahlûk değildir; fakat kulun tasdik ve ikrar etmesi bakımından mahlûktur. İş sahibi, işi yaratan değil, bu işi yapandır. İnsan, mahlûk olduğu gibi, insanın küfrü de, imanı da mahlûktur. (Milel ve Nihal)

Müslüman olmak için

Sual: S. Ebediyye’de, (Müslüman olmak için, hiçbir formaliteye, müftüye, imama gitmeye lüzum yoktur) denildikten sonra, Makamat-i Mazheriyye’den, (Allahü teâlâya, Resulüne ve Onun Allahü teâlâdan getirdiklerinin hepsine inandım. Beğendim, kabul ettim. Allahü teâlânın ve Resulünün dostlarını severim ve düşmanlarını sevmem demek kâfidir) diye naklediliyor. Sanki buradan, (Müslüman olmak için imanın altı esasına inanmaya gerek yok) gibi anlaşılıyor. İmanın altı esasına inanmayan nasıl Müslüman olur?
CEVAP
O ifade eksik değildir. Orada imanın esası veciz olarak anlatılmıştır. (Resulullah'ın bildirdiği her şeye, onun bildirdiği şekilde inandım, kabul ettim hepsini beğendim) denince özet olarak her şey bildirilmiş oluyor.

Bir insan, imanın altı esasına inansa da, yine Müslüman olmayabilir. Her maddenin şartları vardır. Amentüyü okuyup hepsine inandım demek yetmez. Her birine birer örnek verelim:

1- Allah'a inanmak: (Allah'a inandım) demek yetmez. Bir kimse, (Allah kutuplardadır) veya (Merih gezegenindedir) yahut (Arş’tadır) dese kâfir olur. Çünkü Allah mekândan münezzehtir. (Allah’ın her şeye gücü yetmez) diye inansa küfür olur. Demek ki, sadece (Allah'a inanıyorum) demek yetmez. Bildirilen kâmil sıfatlarıyla Allah'a inanmak lazımdır.

2- Meleklere inanmak: (Meleklere inandım) demek yetmez. Hristiyanlar gibi, (Melekler Allah'ın kızlarıdır) diye inansa kâfir olur. Demek ki, sadece (Meleklere inanıyorum) demek yetmez. Dinimizin bildirdiği sıfatlarıyla meleklere inanmak lazımdır.


3- Kitaplara inanmak: (Kitaplara inandım) demek yetmez. Bozuk kitaplardaki yanlış iman bilgilerine inansa kâfir olur. O hâlde dinimizin bildirdiği şekilde kitapların vasıflarına da inanmak lazımdır.


4- Peygamberlere inanmak: (Peygamberlere inandım) demek yetmez. Peygamberlere hâşâ (Yalancı, cahil kimselerdir) diye inansa kâfir olur. Demek ki, dinimizin bildirdiği şekilde peygamberlerin vasıflarına da inanmak lazımdır.


5- Âhirete inanmak: (Âhirete inandım) demek yetmez. (Âhirette Cennet ve Cehennem diye bir şey yok) veya (Cennet Cehennem var, ama ebedî değildir) dese kâfir olur. O hâlde, âhiretle ilgili dinimizin bildirdiği her şeye inanmak lazımdır.


6- Hayır şer Allah'tandır: (Hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inandım) demek yetmez. Mesela bir kimse, (Şer, kötülüktür, günahtır. Allah bize kötülüğü, günahı zorla işletiyor) diye inansa kâfir olur. Demek ki, hayra, şerre dinimizin bildirdiği şekilde inanmak lazımdır.


Bu örneklerden anlaşıldığı gibi, bu saydıklarımızı kabul etmeden (İmanın altı esasına inandım) dese Müslüman olamaz. Makamat-ı Mazheriyye’deki husus, şahane bir bilgidir. Orada, (Allahü teâlâdan getirdiklerinin hepsine inandım. Beğendim, kabul ettim) deniyor. Allahü teâlâdan getirdiklerinin içinde, imanın altı şartı da vardır. Altı şarta nasıl inanılacağı da vardır. Haramların, helâllerin, ibadetlerin hepsi vardır. Yani tek eksik yoktur. Bu şekilde inanan kimse, tam Müslüman olur.


Kalble inanmak yeter mi?

Sual: Din kitaplarında, (Muhammed aleyhisselamın, Allahü teâlâdan getirip bildirdiği şeylerin hepsine kalble inanıp, dille de ikrar etmeye, yani söylemeye, (İman) denir) buyuruluyor. Bir gayrimüslim, dinimizin bildirdiği gibi inansa, fakat Müslüman olduğu duyulursa, kendisine bir zarar geleceğinden korktuğu için, imanını gizlese, yani dille ikrar etmese, Müslüman sayılır mı?
CEVAP
Elbette Müslüman sayılır. Çünkü kitaplarda, (Söylemeye mâni bulunduğu zaman, söylememek affolur) buyuruluyor.

Dille ikrarın faydalarından biri, o kimseye Müslüman muamelesi yapılır, ölünce cenaze namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına konur. Müslümanlar ona dua eder. Dille ikrar etmezse, bunlardan mahrum kalır. Onun için bir mâni yoksa, göğsümüzü gere gere, (Elhamdülillah ben Müslümanım) demelidir. Amentü’yü sonuna kadar okumalıdır.

Kaynak:http://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=226

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç