Bu Blogda Ara

toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2017 Cuma

Hayatımıza hayata egemen olmak için koşan batı

                    

                
Toplum olarak, bizler İslam’ı hayatımızda yaşama yaşatma anlamda, bize vermiş olduğu konumu görevi nedeniyle, âlemin sorunları üzerinde düşünmeye davet ederken, bizler hiç düşünmeyen, kendini düşünmenin ötesine geçmeyerek, bu konuda düşünme gereği duymayan toplum olarak, nefis şeytan dünya üçgeninde kaybolmuş karanlık bir hayatın içinde, yaşamamızın sonucunda, yaşadığımız hayat bizi mutluluğa götürmüyor.

Kendimiz için duygusallıkları güçlendirsek de toplum için, insanlığın geleceği duygusallıktan uzak uyumsuz yaşayabiliyoruz. Oysa İslam’ın bize verdiği sorumluluk, iman bilinci, taşıdığımız bu bünyede bilinçli bir değişimin anaforunda, toplumu geleceği uzlaşma ekseninde kardeşlik bağı ile sardırarak ümmet olmanın kapısına götürecektir. Yoksa nefis şeytan dünya üçgeninin, mantıkla alakası olmayan sömüren bitiren mantığı ile bu dünyada kendimiz için yaşarsak eğer, her şey değersiz yaptığımız gibi bizde değersiz kalıyoruz.

 Hayatımıza hayata egemen olmak için koşan batı, kendi kültürsüzlüğü ile bize kültür satacağı savı ile hem kendini, hem de bizi yanıltma peşinde koşmaktadır. Kültürel değerden mahrum olan bu batı yani küresel sermaye güç, bayağı ucuz iyimserlikten uzak, iyimser görünerek sömürmenin yolunu açarak sömürmek için, küçük küçük duygusal tatminler ile bizleri tatmin ederek, sonundaki tatminsizlik duygusu ile vurarak şirin görünmeye çalışmaktadır, aslında şirin görünmek nedir onu da bilmemesine rağmen. İslam toplumsal olarak, her durumla uzlaşılabilecek bir dünya bize sunarken, herkesin eşit olduğunu herkesin mutlu olmasını… Sömürülmeden yaşamamasını istemektedir. Batının duygusallıktan uzak olan samimiyetsiz istekleri, insanı hatta dünyayı kaos ortamı ve terör ortamı ile korku salarak, etkisi altına almaya çalışmaktadır. Bilmezler ki, biz Müslümanlara ne kadar baskı yaparsanız yapın, bizler birbirimize iman ve kardeşlik gücüyle, daha sıkı sarılacağımızdan hiç mi hiç haberleri yok, onların bir hesabı varsa, Âlemlerin Rabbi olan güç ve kudretin sahibi olan Yüce Allah’ında bir hesabı da var. Bizler bunu bilip bu doğrultuda hareket edersek, samimiyetsiz duygudan eseri olamayan o zalimler, batmaya mahkûm olacaklardır. Selam ve dua ile kalın kardeşlerim.
Mehmet Aluç/Kul Mehmet

4 Ekim 2016 Salı

Bu Dünyada Bunu Tartacak Bir Terazi Bulamazsınız

      adalet din terazisi ile ilgili görsel sonucu

İnsan vardır rahatına konforun kendi mutluluğuna düşkün, akıl şuurla hiç alakası olmayan düşüncelerin onun hayatında pek fazla değeri önemi yoktur. Bazı insanda vardır, insanlığın geleceği için çalışır, kendisini rahatlığını konforunu unutur, toplumun geleceği için yaşar ve yaşatır güzellikleri, silmenin mücadelesi ile hayatın içindeki kirleri nefretleri silmenin mücadelesi içinde geçer ve bu güzellikle var olmanın mücadelesi ile hayatını sona erdirir, gönüllerde derin unutulmaz izler bırakarak göçer gider.Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşasa da, çoğu insanlar onu sevmez sivri akıllı ukala sansa da o umursamaz yoluna devam eder.

Hayat öylesine yan gelip yatmak, kötülükleri yayanlara karışmadan yaşama mekânı hiç değildir. Bu dünyaya bir gaye amaç uğruna gelen insan ya bu gayesi için yaşar ya da şer güçlerin elinde kukla bir oyuncak olarak yaşar ölür insanlığın zirvesine gayesine ulaşmadan ardından küfürler edilerek ölür gider.

Böylesi toplumun çıkarları için çalışan güzel insanların gözleri dünya malı için toktur, karnını doyuracak kadar malı olsun yeter, diğer fazla olan malını kazancını ihtiyacı olan için harcar, gönüllerin gülümsemesi için çalışır. Baştan sona kadar haysiyet onur toplum vatan bayrak iman uğruna yaşar, buna müdahale edenlerin gözlerine sinesine çaresizlik oklarını saplar gerektiğinde şehadetle cennete gider, gülden gül gül kokan Nurdan Nebi ile komşu olur… Bu ne güzel bir kazançtır bu dünyada bunu tartacak bir terazi bulamazsınız…

Hani bir türkü vardır: “Düş de gör / Hayâlde gör düş de gör / Düşenin dostu olmaz / Hele bir yol düş de gör.” Bu sözleri çürütmek için, kim düşmüş ise hemen yanına koşar elinden tutar kaldırır, derdini alır gönlüne dertli olanı düşeni şefkatle merhametle yarasına merhem olur, çünkü yüce Allah c.c. teslimiyetle teslim olmanın insan olmanın iman etmenin Nurdan nur gül kokan Resul peşinde gitmenin gereğidir bu. Bir insanda bunlar yoksa boş gönül ne bu dünyada ne de ahirette bir işe yarar? Din zaten çizgisini belli etmiştir reforma gerekte yoktur, böylesi yeni reform falan filan sözleri ile onu da kandıramazlar, çünkü Rehberi önce Rahman Sonra Nur Kur’an sonra gül kokan Resuldür. Nur Kur’an’ın çizmiş olduğu insan modeli ahlak anlayışı yolunun tarifi bakış açısı hepsi değişmez bir anlayışla yazılmış ve gönüllere inmiştir. Reform düzen müzen küsen müzeni dinlemez, kimsede dinletemez dava adamına gönül adamına toplum için yaşayan insana, satında alınmaz alınması mümkün değil çünkü para araç değil onun için vasıtadır araç değil gönüllerin ihtiyacını gidermek ahiret için yatırım için amaçtır, birlikte kazanmak ve birlikte harcamaktır para onun için.

İşte böylesi değerleri taşıyan insanlar olduktan sonra dünyada cenneti yaşayacağız, zalim denilen o şerefsizlerin sinesine zehirli okları saplayacağız sinelerine gözlerine, mazlum masum güldüğü ayağa kalktığı gün cümle zalimlerin yıkılış günü ve batış günü olacaktır Allah c.c. izni ve yardımı ile.


Mehmet Aluç-Kul Mehmet

3 Şubat 2015 Salı

Sadece Gülümsemek Ve Gülümsetmek İmanın Gereğidir



Sadece Gülümsemek Ve Gülümsetmek İmanın GereğidirSadece Gülümsemek Ve Gülümsetmek İmanın Gereğidir

İman ile gönüller mutlulukla çarpmasaydı, tüm savaşlarda vatan uğruna insanlar nasıl şehit olurdu?

İman ile ülke, ülke olur, yoksa imansız olan gönül ancak yıkar, kendi çıkarı için işte yaşadığımız gibi yakar yıkar şerefsizlikle koyun koyuna yatar!
İman ile yarınlar, yarın olur, imansız yarınlar sadece kişinin kendi çıkarı ile kurduğu hayaller gerçekleşir toplumsal bir değeri olmaz. İman ile kurulan hayaller toplumu ötelere mutlulukla taşıyan hayaller olur.

İmanla bedenler nurdan saraylarda kabirde yatar, imansız bedenler ise çukurlarda yatar.

İmanla yaşayan insan ne mutlu sana, ötelerden aldın davet nurlu gönüllerden nura koşuyorsun, kıyamla duruyorsun ülken dertleri için… İman beklemektir gönüllerin mutluluğu için bilirsin, zalimi yere sermek için beklersin uyumazsın, tefekkürle Rahmana secde ile yol alırsın ülke mutluluğu için bilirisin, gözyaşının bir damlası için zalimi zulüm edeni yok edersin Kuran ve sünnet ışığı altında kalbindeki imanla… Kuran ve sünnetten beslenmeyen iman, iman değildir sadece gösteriştir bilirsin ey göğsünde imanı taşıyan, bedenin emanetçisi...

Gerçek iman sahibi hemen belirli olur hatta karanlık basınca yıldızlar gibi sinesindeki iman ışık saçar görülür belirli olur, görmek için bakan görür, bakmak için bakan göremez, anlayamaz…
İmanlı emanetçi, sen razısın insanların mutluluğu için çileye, sıkıntıya, derde, mevzilerde beklemeye, öyle olmasaydı nasıl Asrısaadet yaşanırdı, ötelerdeki mutluluk, iman nasıl bu güne taşınırdı mutlulukla?
İman ile damlayan mürekkeplerdeki o güzellikler nasıl yazılırdı gönülde iman olmasaydı?

İman olmasaydı kim yetimlerin duası için gece gündüz uğraş verirdi? Tarifsiz acılarla kıvranan yetim için kim tarifsiz sancıları yok etmek için uğraşırdı, bak geçmişine iman la yaşanan o tarihine göreceksin, şimdi yok diye üzülme, Kuran ve sünnet ile beslenen iman yok diye böylesine sancılar çaresizlikle kıvranıyor. Sabırla bekle, ümit var ol… Uzun yola çıkan gönlünü sana adamış imanlı yolcun muhakkak ki gelecektir.

Kelimelerini, sözlerini, hecelerini, umutsuzluk sözleri ile tüketme. Gelecek olan yorgunluk nedir bilmez çünkü o gönüller gülünce imanı ile mutlu olandır, şu an yaşadığın toplumun imanı ile bir değildir, o kendini değil toplumun mutluluğu için yaşar ve yaşatır, yıkmaz inşa eder.

Zamanın insanların açtığı yaraları iyileştirmek için gelecektir iman dolu gönlü ile. Kuran’a ve Resule olan iman aşkı ile gelecektir. Günümüzdeki gibi çıkarı olmadan arkadaşın, yakının, menfaat düşkünü gönüllü gibi yanına gelmesi gibi sanma, yoksa yanılırsın hayal kırıklığına uğrarsın.
Şairin şu sözleri ne kadar güzeldir:

“Sen İslam’ı öyle yaşa ki akıllar dursun,

Sen ona buna değil Rabbine kulsun!”

İmanı İslam’ın gerektirdiği gibi samimiyetle yaşamak, ihlasla samimi olmakla gönüllere ulaşmakla hakiki iman yaşanılır. İman kişi mutluğunu değil toplumsal mutluluğun mutluluğu ile haldeş olmak için vardır, kişinin mutluluğu için değildir. Sadece gayemiz Allah rızası, peygamber aşkı ile ona ümmet olmanın aşkı ile olmalıyız. Bundan gayrısı boş iştir, sadece ferdin mutluluğuna giden diğer insanları görmeden sadece kendisi için yaşamaktır.

Cümleler, heceler dağılsa da bir bir etrafa, imanlı olan gönül toplar bir bir mutlulukla gülümseyen adımları ile bitmez tükenmez sanılan ötelerden gelir dağınık olan cümleleri heceleri şefkatle sarar sana sunar, işte imanın gayesi ’de özü ’de çağrısı ’da budur, Resul sünneti ile Kuran çağrısı ile Rahman merhameti ile bizden bunu istemektedir.

Aralarda geçit vermeyen dağlar, geçilmez sarp yollar olsa da birlikte atan imanlı gönüllerin çabası ile bunlar bir anda aşılır, yanaklarındaki gülümseme eksik olmaz imanın gereği, sadece gülümsemek ve gülümsetmek imanın gereğidir, bundan gayrısı nefis ve şeytanın işidir bu böyle biline…

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlâkının en önemli özelliği, Allah (c.c.) vergisidir. O’nun ahlâkı, Allah (c.c.) tarafından kendisine ihsan ve ikram edilmiştir ve verilmiştir. Yüce Allah (c.c.), O’nu bütün insanların örnek alacağı hatasız, kusursuz, eksiksiz ve seçkin bir ahlâkta yaratmıştır.

O, dünyaya gözünü açıp kapayıncaya kadar hep aynı huy ve ahlâk üzerinde yaşamış bir Peygamberdir Nurla kokan bir Resuldür. O’ndaki güzel özellikler yaratılışında vardı. O’nu eğiten, edep ve ahlâkın en üstün özellikleriyle donatan Âlemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)’dır.

Gül kokan Resulü, kendisine örnek yol hayat olarak seçen insan, onunla ne kadar yaşayabiliyorsa, o kadar çok yararlanır ve O’ndan aldığı bereket de o oranda çoğalır hem kendi hem de yaşadığı ve sonrasında gelecek olan toplum kazanç sağlar. Selam ve dua ile…

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

16 Aralık 2013 Pazartesi

BİR OLAN ALLAH(C.C.)



BİR  OLAN ALLAH(C.C.)

 İnsan tek başına çıktığı hayat yolculuğunda çekil ışıltısı ihlasla

Türlü duraklardan aldığı enerjilerle beslenerek özlemle sarıldığı Kuranla

Yaşam macerasına doğruluktan sevgi sevdanın kıvılcım belleği sünnet ile

Resulden ayrılmadan gülerek masumiyetle devam eder

 Bu kıyamlar onu biçimlendiren yol gösteren ışık

Avuçları yüreği dudakları duaya açık

Ruhunun her hücresinde aklanma yalvarışıyla tövbe kapısında

Yaşamın başlangıç bitiş noktası olarak kabul edilen iman ile teslimiyet ile

Tüm doğrultusunu yönünü belirleyen nurlu yolda


Allah’a Resule yürüyen sadık kuldur

 Bu iç yolculukta taşları asıl yerine oturtan Kuran sünnet ile açılan yoldur

Görünüşte bir kimlik kazanan bu süreçte yalnız Allah’a dayanan kuldur

Sonucunda ise insan bütünüyle toplumun bir parçası olarak

Haksızlıklara karşı imanı ile ilerleyen kuldur

Varlığın kendi varlığını Yüce Allah’ın varlığında yok etmesi,

 cennetten yoldur

Allah'ı bilmek nasıl olur?

Kâinatın yaratılışı nasıldır?

Biz neyiz?

Niçin geldik dünyaya yaşamaya?

Ne için?

Neden?

Yaşamımızın anlamı

Var olmanın aslı

Gerçek, başlangıç ve son nelerdir?

Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara

Kuran sünnet ile cevap vermeye çalışan kuldur

Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler

Sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiş

Dediği hakiki mümindir

Allah'ın bir görüntüsüdür halifesidir

Öyleyse insanlar arasında

Renk, inanç, dil, ırk gibi ayrımlar yapmak anlamsızdır…


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç