Bu Blogda Ara

11 Mart 2017 Cumartesi

Röportaj -Monolog Röportaj/ım -5-



-Şair ve yazar istediği zaman yazdığı şiir ve yazısından dolayı bir süre sonra bu benim asıl fikrim düşüncem değildi diyerek çelişkiye düşer mi? O duygu ve hislerini bir an terk edebilir mi?

-Şair ve yazar olma dünyasında şimdiye kadar hiç kimse yazdıklarından dolayı bu benim duygu ve düşüncelerim değil deme lüksüne sahip olduğunu görmedim. Şair ve yazar şiir ve yazısını yazarken egemen olduğu gönlündeki bu duygularla yazar ve biçimlendirir, şiir yazı kalemden çıktıktan sonra döneklik yapan hiçbir şair ve yazar yoktur. Böylesi bir konuma girenler sahte bir kalemle gönül ile yazan sahtekârlardan başkası olamaz ve toplumda da pek itibar kazanamaz. Yazmakta ki gaye gönüllerin karanlığını ışıkla parlatmak ve gülümsetmektir. Yok, ben o gün sizleri güldürdüm ise de aslında ağlamak zorundaydık bir savı ile şair yazar bunu söyleyemez. Lakin şair ve yazarda yanılır ve yanıldığını itiraf edebilir bu itiraf, döneklikle hiçbir alakası olmayan samimi bir itiraftan başka bir şey değildir.

- Şair ve yazar söylemek istediğini mısraların içinde saklayarak gerçeği okuyucusunun bulmasını söylemesini ister mi?
-Tabi ki şairlik ve yazarlık bunu gerektirir her şeyi ben söylerim mantığından uzak her zaman okuyucusuna değer veren aramasını bulmasını zihnini çalıştırmasını ister ve bu yönden yazar eserlerini. Bir amaç ve gayeye tek başına söylemek yerine okuyucusu ile gönül birliği içinde bir yerlere gönül gönüle varmak şair ve yazarlığın vazgeçilmezidir. Her zaman ben senin gönlünü parlatırım ey okuyucum bu seferde sen gönlümü bu keskin zekân ve anlayışın ile parlat demektedir şair bu hareketi ile davranışındaki yazarlığındaki güzellik ile. Şair ve yazar her zaman tek başına yansıtamaz ışığı dünyaya bunun için okuyucusunun da buna destek olması gerekir.

-Şair ve yazar yazdıkları için övünç duymalı mıdır?

-Tabi ki hayatımızda aynaya bakarken kendimizden nasıl gurur duyuyor ve beğeniyorsak, şair ve yazarda yazdıklarından övünç duymalıdır, emin olmadığı gönlünü hislerini şiir ve yazısına koyarken seçkin davranmayan yazar ortaya bir eser çıkarması pek mümkün olmayacaktır haliyle. Kendini duygu ve hislerini sorumluluğunu bilen şair ve yazar bunları içine katınca ve okuyucusu da beraber onunla gönül güzelliği ile olunca elbette ki övünç duyacaktır.

-Şair ve yazar kendini şiir ve yazılarında arayan birisi midir yoksa hep gizleyerek yazan mıdır?

-Yazmaktaki amaç yazarın kendisini gönlündeki his ve düşüncelerinin doğru veya yanlışlığını şiir ve mısralarında veyahut ta yazılarında yazarken buna okuyucusunun okuması eleştirisi ile yön vermek bulmak ister. Kimi Şair ve yazarlar bunun telaşını hissetmez ve yazar kendi yazdığının doğru olduğu düşüncesi ve hissi ile yazmaya devam eder lakin bir süre sonra savlarının çıkmazında tıkanır kalır. Haliyle çıkış için bir kapı ararken çıkış kapısının okuyucusu olduğunun farkına varır ve görünmez olmanın yanlışlığından dönerek görünen hisseden hissettiren bir yazar pozisyonuna geçer. Sen görünmezliği seçersen kaybolursun okuyucu senin his ve duygularını gerçek isimi ile bakış açını yakalayamaz ve anlayamaz.

-Bize Aşktan söz eder misiniz?

-Ah aşk bir pınar akan hiç kurumayan damarlarda gezen coşturan koşturan Aşk, bütün kâinatı içine alan âleme sığmayan bir gönüle sığan, güldüren var eden gönülleri sevgi pınarına çeşmesinde birbirine bağlayan, evrensel bir duygu ve histir, tarif etmekle bitmeyen, asırlardır süren, Yüce Allah’tan gönüllere temas eden bir nurdur. Aşk gönülde toplumda aslında birliktir, ilâhî nurla saran nurun ta kendisidir. Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a ibadet edildiği en yüksek derecede gönülde duyulan, coşkun hissedilen tezahür aşktır. Güzellik aşkın görülen hissedilen duyulan gerçek yüzüdür, gönül onu bulunca ya da o gönüle girince, coşturan koşturan hoş eden bir pınardır çeşmedir kesilmeden damarlarda bir ömür boyu akan bir güzelliktir. Yüce Allah c.c. bütün yarattığı her şey güzeldir aşk ise bu güzelliklerin hepsini kapsayan ve yansıtan tüm güzelliktir...  Şairi yazarı yıllardır aşk üzerine şiirler yazar, bitiremez bitmesi mümkün olmayan bir nehir ırmak okyanustur aşk.

Âşık Eteğin Tutmak Gerek

Aşık eteğin tutmak gerek akıbet zeval olmaya
Aşkdan bir elif okuyan kimseden sual olmaya

Aşk dediğin bilir isen eğer aşka gönül verir isen
Aşk yoluna mal ne olur can dahi muhal olmaya

Asil zadeler nişanın eğer bilmek diler isen
Her sözün manası var sözü sebük-sal olmaya

Ariflerden nişan budur her gönülde hazır ola
Kendini teslim eyleye sözde kıyl-u kal olmaya

Görmez misinsen arıyı her bir çiçekten bal eder
Sinek ile pervanenin yuvasında bal olmaya

Eğer güher ister isen hizmet ile ariflere
Cahile bin söyler isen manada miskal olmaya

Miskin Yunus zehr-i katil aşk elinden tiryak olur
İlm-ü amel zühd-ü ta’at pes aşıksız helal olmaya

                                                  Yunus Emre
Âşık Oldum Erene Ermek İle

   
Âşık oldum erene ermek ile
Hakk’ı buldum ben eri görmek ile.

Ere erdim, erde buldum maksudum,
Bulamadım taşradan sormak ile.

Ne yere baktım ise er oturur,
Gönlün aldım yüz yere sürmek ile.

Hak’tan imiş canlara cümle nasip,
Olmaz imiş Kâbe’ye varmak ile.

Eşiğindir Kâbe bilirsen senin,
Bulamazsın yol çekip aramak ile.

Beni gören bir pula saymaz idi,
Şimdi gören gösterir parmak ile.

Bir göl idim, kıldı erenler nazar,
Deniz oldum dört yana ırmak ile.

Geldi ün Yunus, durdurdum uru,
Gözüm açtı kulağım burmak ile.

                           Yunus Emre

Mevlana’nı aşk dolu Sözleri

Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak.
Sakın acında kaybolma.
Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.
                                                   Mevlana

Gerçek Aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.
Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.
Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim.
Ömrün ömrüme nasip olsun diye!
                                                             Mevlana
   Cemal Süreya Şiiri

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
                                       Cemal Süreya

Aşk


Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

                                                Cemal Süreya


Bir Selama Değmedi

Bu gün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana çevirdin
Söyle, yıllardan beri
Kalbimiz beraber duydu
Beraber vurduğu yılları
Peki, ne çabuk unuttun
Beş yıl gözümden akan o kanlı yaşları
Bir selama değmedi mi?
Hiç yüzüme bakmadan yanımdan nasıl geçtin
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin
Yoksa sen kendi yeminine sözüne sadık kalmadın mı?
O kadar yakın iken bu kadar uzak oldun
Tatlı gülüşlerimiz, acı feryatlarımız
Bir selama değmedi mi?
Kaygılı-kaygısız anlarımız
Bir selama değmedi mi?
Yalnız şimdi anladım ah sen daha benim için
Ulaşılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim tekrar geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan, es ey yel, Hazan oldum döküldüm
Tam beş yıl kalbimde
Beslediğim sevgi, bir selama değmedi
Bir günlük hasretime dayanamayan gülüm
Peki ne oldu bu hasret bir selama değmedi mi?
Gittin, arkandan baktım can ayrıldı canımdan
Sen nasıl sorumsuzca geçtin yanımdan
Ah çektim, üstümdeki yapraklar titredi gülüm
Senin kalbin titremedi
Arkana da bakmadın
Neden senin yolunu sevgi kesmedi?
Kazancımız söyle bu mu?
Söylenmemiş o selam elvedamız mı oldu?
Sen bana zulm ettin bana zulüm yakışır
Bir selama değmeyen aşka ölüm yakışır

                               Bahtiyar Vahapzade
Devam edecek İnşallah

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Monolog Röportaj/ım-4-


                                
Gönlümüzü düşüncemizi farklı bir coğrafyaya götürmeden, yerinden canlılığı sıcaklığı ile bırakarak sizleri bu monolog röportajımla baş başa bırakıyorum. Düşünmek, düşünerek , kokuşmuş fikirleri alt üst eden, gönlünüzdeki hislerin, aklınızdaki düşüncelerinizin tüm dünya üzerinde etki görmesini değiştirmesini dileyerek, sizleri kendimle röportajımla sizlerle baş başa bırakıyorum.

-Aydının işlevi ne olmalıdır?

-Karanlığa bir ışık yakması gerekir ki, aydınlansın gönlü aydın olsun.

-Eleştirici tavırdaki olgu ne olmalıdır?

-Görmenin sonucuna, gülümseten bir pencere açıyorsa, eleştirici tavırdaki olgu bu olmalıdır. Yıkmak yerden yere vurmak yerine, yapıcı olmalı, karşısındaki insanları kendi penceresinde hayatı seyretmesini sağlamadan, insanların kendi gönül penceresinde penceresini açarak seyretmesini sağlamalıdır.

-Uzlaşmış bir toplum nasıl olmalıdır?

-Her türlü sorunları için meydanlara çıkan bunu kavga döğüşle değil, karşılıklı konuşarak karşımızdaki insanın düşüncesine saygı göstererek, bu dünya sahnesinin yalnız kendine ait olmadığı savını bıraktığımız anda, uzlaşmış bir toplum olabiliriz. Bunu bir savaştır tezini bırakarak bunu gözü peklik saymayarak, alkış toplamayı bıraktığımız anın ertesinde bu dediğiniz olur.

-Düşünmek mi acaba kafa yormak mı sorunlara çaredir?

-Köklü fakat saplantı haline gelmeyen, aydınlık bir ışığın insanlarca kabul görmüş bir düşüncenin ekseninde düşünmek, her zaman insanlığa fayda sağlamıştır. Kafa yormak, düşünceye nazaran yani düşünce oturarak yapılan bir eylemse, kafa yormak o düşünen düşünürken yorulan akla, kafa yormak jimnastiktir diyelim.

-İnsanın kendini bambaşka seçkin bir insan gibi görmesi sizce kışkırtıcı değil mi?

-Güzel bir soru, dünya bizim dünyamız hayat bizim hayatımız birlikte yaşıyoruz, birlikte sabah ve akşamı günü yaşıyoruz isek, neden bunları göz ardı ederek, kendimizi her şeyden üstün tutarak, diğer insanları hor görerek, sonu olmaya bir kargaşanın kavganın içine giriyoruz. Bizler kavga etmek için değil, yaşamak için geldik bu dünyaya öyle değil mi? Bu çirkin gönlü hoşlandıracak bir düşünce değil hatta coşturacak bir kavramda değil, çirkin bir adım ve yabancılaşmaya götüren, gönüldeki insana olan sevgiyi özlemi yok eden bir savdır, çirkinliktir diyebiliriz.

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Ah Neriman Ah Neriman

kaç gel bize ile ilgili görsel sonucu

Ah Neriman ah Neriman
Sensin bu derdime derman
Sensin halim bir tek soran
Kız gece kaç bize sen gel
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Gönlüme at sen bir çengel
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Ah Neriman ah Neriman
Sensin bu derdime derman



Senin için helal bedel
Yeter ki sen koş bize gel
Sev beni sen candan güzel
Ah Neriman ah Neriman
Sensin bu derdime derman
Sensin halim bir tek soran
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Gönlüme at sen bir çengel
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Ah Neriman ah Neriman
Sensin bu derdime derman


Bitmeyen bir sevda aşk bu bizimki
Seni benden hiç kimse alamaz ki
Sen beni Neriman sevdikten sonra
Kimse önümüze engel koymaz ki
Bir Mecnun Leyla misali bizimki
Ah Neriman ah Neriman
Sensin halim bir tek soran
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Gönlüme at sen bir çengel
Gel gizlice biz kaçalım
Baban engel ah olmadan
Ah Neriman ah Neriman
Sensin bu derdime derman


Mehmet Aluç /Kul Mehmet







Mutlu Değilsen Artık


Gözlerin bana bakmaz söyle kime sevdalısın
Benimle konuşmazsın söyle neden dalgınsın
Derdini bana değil dağa taşa neden söylersin
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın

Aylarımız kış ayı olsa da gelir elbet bahar ayımız
Acılar içinde olsa da mutluluğa koşar bu canımız
Yeter ki kırılmasın bizi biz yapan bu gönül yapımız
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın

Kaderde bu yazılmış ne gelir ki söyle bizim elimizde
Yıkıcı bir söz olmasın artık bu tatlı olan dilimizde
Hasrete alışırız ölüm yok ya sonunda bizim önümüzde
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın

Ben bu tatlı canımı gönlüme sana verdim almadın
Bir gün gülümseyerek yanımda sen hiç durmadın
Giderken yanağıma elveda diyerek bir buse kondurmadın
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın

Bilmiyorum artık gider kime sen yar olursun
Aradığın mutluluk ya da mutsuzluğu sen bulursun
Geri dönsen bile artık beni zor sen bulursun
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın

Artık ismini anınca sızlamıyor bu kalbim   
Artık sen değilsin artık bu dünyada benim derdim
Bir an eyvah dedim işte ben sensiz şimdi biterim
Çok şükür Rabbime şimdi daha çok tatlı gülümserim
Mutlu değilsen artık ayrılık kapısı bize açılsın


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Teşekkürler Ederim Google

Doğum günün kutlu olsun Kul Mehmet



    Doğum günümü bu doodle ile kutlayan Google                                teşekkürler ederim!

10 Mart 2017 Cuma

Her Gönülde Aynı Tadı



Her gönülde aynı etkiye sahip aşkın bu tadı
Gönül rengi ayrı olsa da gönüldeki his aynı
Gönüle verir bir anda gülüşüyle dizaynı
Belki dillerde söylenişidir söylenir ayrı ayrı
Gönüle gülüşüyle verir bir güzel balans ayarı
Bakışı yakışı koşuşu her gönülde aynı tadı

Üç gün seveni vaz geçeni ayır bir kenara
Bırak bu hercailiği girsin onunla bir mezara
Brütüsü bırakın Sezar’ın hakkını verin Sezar’a
Belki dillerde söylenişidir söylenir ayrı ayrı
Gönüle gülüşüyle verir bir güzel balans ayarı
Bakışı yakışı koşuşu her gönülde aynı tadı

Pınar gibi akmasa da aşk akar şirinliği ibriğinde
Nasıl bir anda mest eder gönlü o geldiğinde
Dünyan hislerin değişir bir anda gönlüne girdiğinde
Anlayamazsın ne oluyor hangi tren çarptı bir anda
Belki dillerde söylenişidir söylenir ayrı ayrı
Gönüle gülüşüyle verir bir güzel balans ayarı
Bakışı yakışı koşuşu her gönülde aynı tadı

Bir anda bağlanırsın ayrılamazsın peşinde
Bin bir sır gülüş bulursun sen onun içinde
Çözemezsin gönlün bir kuş misali uçarken
Kaybolursun sınırlarına çıkarsan bir günde
Belki dillerde söylenişidir söylenir ayrı ayrı
Gönüle gülüşüyle verir bir güzel balans ayarı
Bakışı yakışı koşuşu her gönülde aynı tadı

Kul Mehmet’im aşk ne güzeldir var gizli sırları
Hasretle sarsa da karanlık etse de biraz yarınları
O tatlı sarışındaki gülüşü iyi eder elbet bu canları
Vuslatla bekler cennette gülüşüyle getirir baharları
Belki dillerde söylenişidir söylenir ayrı ayrı
Gönüle gülüşüyle verir bir güzel balans ayarı
Bakışı yakışı koşuşu her gönülde aynı tadı

Mehmet Aluç /Kul Mehmet



Karanlığa Gülümseyen Adam




Bugün yine eski defterleri karıştırdım bir bir
Her şey silikti tıpkı seninle benim gibi
Ne güzel silmiştik her şeyi kendi elimizle
Ben o kadar yalvardım silmemek için
Sen hiçbir kurtarma çabası göstermedin çabanla
Sildin her şeyi bir kalemde çektin gittin bir hırsla ağlamadan

Bekledim bir gün karşılaşırız diye bir yerde sokakta
Görürüm seni sendeki seni ne haldesin diye
Onca ay gezdim sokakları her gün adım adım karşılaşırız diye
Sonra dönüp yüzüme bakmazsın diye saklandım karanlığıma
Karanlık beni senden daha çok sardı aldı kucakladı
Sen silerken karanlığım gözyaşlarımla beni yeniden yazdı
Sayfa sayfa cilt cilt roman oldu sensiz hayatım
Adını da karanlığa gülümseyen adam koydum

Suç benim değil senindi sen biliyorsun
Belki o yüzden gelip beni karanlığımdan çıkarmıyorsun
Sende haklısın bende olsam aynısını yapar mıydım bilmiyorum
Ama bir korkak gibi bakardım suçumla günahımla yüzüne
Görmemezlikten gelmezdim eller gibi koşardım
Sen sarar mıydın yeniden o muamma
Ama senin gibi bir kere sevince pişman etmezdim her halde
Ellerimi odamı ömrümü bomboş bıraktın
Boşluğa ben koştun sen neye koştun bilmiyorum ama
Sen biten şarkımızla bittin
Sen gülmeyen yarınları yanımda bırakırken
Belki de kendi mutsuzlukla dolu yarınına koştun gittin

Esti bir rüzgâr keskin keskin
Güldürmedi o felek kapattı sana gelen yollarımı
Viraneler oldu yuvam çadır kuramadım
Kesti eserken rüzgâr iplerini açıkta kaldım
Ben çıplak gönlüm bedenim çıplak
Hamama yakışan çıplak gibi yakıştım yalnızlığıma
Örtemedim üstümü üşüdüm dondum
Ben üstümü örtükçe rüzgâr ile felek açtı
Ben yoruldum onlar yorulmadı bıraktım her şeyi
Şimdi rüzgâra ve feleğe karşı çırılçıplak oturuyorum
Artık ne rüzgâr esiyor ne de felek benimle uğraşıyor artık
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Gönülden Evetle Gelen Ol Vur Damgayı

    
    
                  
                     evet ile ilgili görsel sonucu
                                                                





Eller gibi davranıp görmemezlikten gelme*
Çevirme hiç yüzünü korkma sen gözlerimden
Eller gibi davranıp görmemezlikten gelme
                                            Yusuf Nalkesen



Eller gibi davranıp hayır diyerek kaçma sen
Gönülden seven gibi evet de gel gülümse sen
Çevirme yüzünü hayırla dargın kalmış gibi
Dön yüzünü bana evetle gülümse sen
Hayır deyip görmemezlikten gelme
Mazluma ses gönül olan bil Cumhur Babayı
Gönülden evetle gelen ol vur damgayı          

Eller bilmez bir evetle mazluma gülümsemeyi
Eller bilmez sevmeyi gönüle gülümsemeyi
Eller ne bilir zalime karşı evetle direnmeyi
Ağlayan mazlum var iken gözyaşını silmeyi
Hayır deyip görmemezlikten gelme
Mazluma ses gönül olan bil Cumhur Babayı
Gönülden evetle gelen ol vur damgayı          

Sadık olan bu toprak vatan için evet
Cumhur babadandır hepimize bu davet
Evet, için ülkem mazlumlar için vardır Rahmet
Biterektir artık bizim için onca hasret
Yeşerecek topraklarımızda evet ile bereket
Hayır deyip görmemezlikten gelme
Mazluma ses gönül olan bil Cumhur Babayı
Gönülden evetle gelen ol vur damgayı          

Filistin de Gazze’ye koşmak için derim evet
Bekleyen kardeşlerimize varmak için evet
 Zalimin yüzüne milletçe tükürmek için evet
Gözyaşı döken kardeşlerimin gözyaşlarını silmek için evet
Suriye de o zalimi zalimliğini haykırmak için evet
Evetle gelecek gönüllere Rahmet
Hayır diyenler ağzı açık kalacak edecek hayret
Ey gönlüm az daha 16 Nisanı bekle sabret
Karanlığa sönmez güneş gönüllerde doğacak elbet
Hayır deyip görmemezlikten gelme
Mazluma ses gönül olan bil Cumhur Babayı
Gönülden evetle gelen ol vur damgayı          
Mehmet Aluç /Kul Mehmet





Bir Ömür Boyu

ağlar gözlerim ile ilgili görsel sonucu



Yıllardır hasretini gece gündüz çekerim
Gönlümle saçlarım bir gecede ah ağardı
Bilemedim nereye kimlere ben giderim
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Hasretin akar damla damla şakaklarımda
Ararım yoksun sen ah bu gönlümde yanımda
Seninle mutlu mesut olmadı bu canımda
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Sanki bu gece benle bu ömrümün son demi
Kalktı bizim için bak limanda ki son gemi
Yaşarız hasreti biz aşkın hiç yok önemi
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Çırpınır gönlüm bilmez artık hiç çaresi yok
Sen gibi vefasızdan bana derman deva yok
Hasret zehirden acı soframda gülüşün yok
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Bir kuş olsaydım uçar seni belki bulurdum
Bensiz atan göğsüne sessizce ben konardım
İnce gönül dalına konar sessiz dururdum
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Yaşlandı hatıralar ömrüm sensiz benimle
Gülümsemek isterdim bu odamda seninle
Vermediğin gülüşü verirsin kime söyle
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Oturdum ömür boyu senin için ağladım
Kul Mehmet’im boşuna elim kolum bağladım
Gönlümdeydin boşuna uzaklarda aradım
Gözlerim ömür boyu sensiz boşa ağladı

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Uzaklaşma benden

uzaklara sürgünüm ile ilgili görsel sonucu

Geç karşıma yeniden şiirler yazdır bana
Hecelerim kalemim suskunluğa ermeden
Hasret gelip kapımda bana gülümsemeden
Uzaklaşma benden hasret değmesin cana
Ecel gelmeden gel bu ömrüm sona ermeden

Cümlelerim hecelerimle bana her gün küskün
Yazdığım şiirler ne yapsam yazılmıyor düzgün
Suç bende sanki o yar değildi bana düşkün
Uzaklaşma benden hasret değmesin cana
Ecel gelmeden gel bu ömrüm sona ermeden

Hasret sürgün etmeden biz onu edelim sürgün  
Hasret ilinde hasretle yaşanılmaz ki düzgün
Yakışmaz bize bu hayatta yaşamak bize küskün
Uzaklaşma benden hasret değmesin cana
Ecel gelmeden gel bu ömrüm sona ermeden

Onca hesabım seninleydi topladım çarptım olmadı
Bilmem suçum neydi gözlerin bana hiç bakmadı
İçini boşalttığın o gönlün aşkımızla neden dolmadı
Uzaklaşma benden hasret değmesin cana
Ecel gelmeden gel bu ömrüm sona ermeden

Kul Mehmet’im hasretini ömrüne konduramadığım
Terk etti gitti beni bir an ismin anmadan duramadığım
Hasret alnıma yazılmış onu bir türlü silemediğim
Uzaklaşma benden hasret değmesin cana
Ecel gelmeden gel bu ömrüm sona ermeden
Mehmet Aluç / Kul Mehmet





Yayınlarım

Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah