Bu Blogda Ara

kadar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2016 Çarşamba

Bildiğim Kadar Gitmez

 
Sanma sevdiğim sensiz artık bülbülüm ötmez
Gönlümde gül yetiştirim bülbül öter gitmez
Sen viran gönlüne bak seni bilmem kim sever
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Turnalar haber getirir ayrılık diyarında
Ben özlerim sanmasın o bayramda seyranda
Herkes oturuyor kendi seçtiği divanda
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Derdim var ise çok şükür dermanım da çok var
Derdi veren Rahman'ım sen hep dermanınla sar
Rahmanım sen sarmazsan yaramız da akar kan
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Turnam haber getirme artık ayrılık diyarından
Mutluluktan haber ver sen beklerken o candan
Mutluluk cana candır bekler bizi o handa
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
İnlerse kalbim susar mutlulukla bir görsem
Ağlama artık gönlüm aşkı kalbine örsen
Kalbine ördüğün aşkla ömür boyu yürüsen
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Kalbimde gidişinle biter mi sandın heceler
Sensiz artık bana gülümser artık gündüz geceler
Sen gibi nice vefasızlarla ağladı bilmem kaç gönüller
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
 
Mutluluk artık senden önce yaklaşır bana
Sendeki vefasızlıkla yaklaşma artık sana
Sen artık bu vefasızlığınla ağla kana kana
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Gel öten bülbülüm gönlümde tüm güller senin
Gönül sarayımda en güzel yerim vardır artık senin
Aşkla sev beni seveyim seni değsin tenime tenin
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Turnalar artık susun gönlümdeki yârim uykuda
Artık mutlulukla aşkla seviyor beni her konuda
Dün ararken aşkı birden baktım yolumda karşımda
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Kul Mehmet’im aşkı yaşa artık sen keyfince
Aşkla sarıl yârine sarar seni o her gülüşünce
Ayrılık gitsin sizi yan yana sevdiğinizi görünce
Bir gönül değil iki gönül severse aşk bitmez
Aşkla sevende sever bildiğim kadar gitmez
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
 

16 Mart 2016 Çarşamba

Onunla gülsün



Yaz gönlüm istediğin kadar yaz
Karşıdan bakan sana kaz
Yaz yaz az da nazları yaz
Yazarken elinde düşmesin saz

Sevda yolunda aşkı yaz
Sevda yolunda kaybettirdi işte naz
Ne çalınır saz nede alınır haz
Yazarken elinde düşmesin saz

Yaz dediğim iki kaşık olsun
Maksat muhabbet olsun
Gülümseyenler odaya dolsun
Yazarken elinde düşmesin saz

Düşlerinde gezen kimdir
Yabancımı bizden birimidir
Gelen mi yoksa giden midir?
Yazarken elinde düşmesin saz

Saz ile kalem yazarken söyle
Az daha yaz hayat geçsin böyle
Arada sırada al söyle neyle
Yazarken elinde düşmesin saz

Yaz söyle yolla gitsin
Kim alırsa onunla gülsün
Yazar söylerken sen sensin
Alan aldıktan sonra kimsin
Yazarken elinde düşmesin saz

Yazdıkların değil mi bir posta
Gidip kavuşur mu acep dosta
Var peşinde biraz koşta
Yazarken elinde düşmesin saz

Kul Mehmet’im yazarken aşk ateşini söndür
Dün bugünün yaşatılan günüdür
Yaşarken kolunda gezen ölümdür
Yazarken elinde düştü kalem ile saz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet




11 Mart 2016 Cuma

Kaybedecek Ne Kadar Güzel Günlerimiz Varmış




Kaybedecek ne kadar güzel günlerimiz varmış, bu güzellikleri kaybetmek için birbirimizle yarışan biz ve yok olan onca güzellikleri yitirerek, çırılçıplak feryat figan içinde kalan biz…


Sevgi dolu bir atmosferde birbirimize sımsıkı sarılmamız gerekirken, sevgisizlikle gönül odalarımız nefessiz bırakmanın telaşında nefessiz kalan yine biz… Ağlayışlarımız görmeyerek bir birimizden kaçan, aşkı sokaklarda bırakarak mutsuzluğun penceresini açan yine biz…


Aslında biz olmak böyle değil bu olsa olsa rezillik peşinde koşan rezilliğin tarifi olur, biz olmak her şeyi sevgi ile paylaşmak, mutluluk dolu yarınları inşa etmek paylaşmakla olur maalesef bu tarifte bize uymuyor, üç beş beden büyük geliyor…


Can ile cananı biz, ayrılarak kaçan anladık kaçtık kaçtıkça battık, canımız yandı can yaktık, aslında ikimizde insanlığımızın kapısın açarak içine girmek yerine kapısını kapattık, şimdi onu açmakta zor, onu açacak anahtarın ne olduğunu da unuttuk, sen bir başka diyarda ben başka bir diyarda boşuna bekliyoruz…


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

11 Ocak 2016 Pazartesi

Kulaklarımda Gönlündeki Sesini Unutana Kadar Bekleyeceğim,



Terk edip gittikten sonra bir gün beni aramanı hep bekledim, gerçi boşa bir bekleyişti lakin gönül söz dinlemiyor laftan sözden hiç anlamıyor. Yıllarca bu yalanla onu avuttum geleceksin dedim, biliyordum gelmeyeceğini ama bunu gönlüme hissettirmeden yollara çıktım gelecekmişsin gibi gönlümü avuttum, ara sıra istemedim de değil bunu da itiraf edeyim.

Sensiz tüm şarkılarımızı dinlerken gönlümü avutmak için binlerce yalan söyledim, ona veda’yı hak etmediğini, pişman olup geleceğini o kadar inandırdım ki açtığın yarayı yeniden sardı, paramparça olan parçaları yeniden birleştirdi ve sanki evet sanki sen hiç gitmemişsin gibi ve sanki o kalbim hiç paramparça olmamış gibi, hayatıma devam ettim!
Ta ki düşüp kaldığım o günü ben hatırlayana kadar, benim aptallığım nereden aklıma geldi ise sen giderken arkanda yere düşmüştüm ve sen arkana bakmadan gitmiştin ya işte o günü hatırlayınca, gönlüm isyan bayrağını çekti, zapt etmek ne mümkün! Göğsüme yattığın o yere sanki hançerler saplanıyor, oysa kendimi yalnızlığına alıştıramamış iken gönlümü alıştırmam boşunaydı ama elimden başka bir şey gelmiyordu, nasıl düzeltebilirdim sensizliği, olmayınca olmuyor dedim hiç olmazsa bir parça olsun avutayım ama olmadı.

Hayallerin kırılır yeni hayaller kurar ve devam edersin hayatına ama aşk için öyle değil, bir defa sevdi mi gönül yenisi ile yola devam edemiyor, yenisini bulup öylesine aşk ile sevmiyor bu gönül. Bu da aşkın kanunu olsa gerek! Kulaklarımda gönlündeki sesini unutana kadar bekleyeceğiz artık boş olsa da.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



26 Aralık 2015 Cumartesi

Senin Gülüşlerinde.


 



Beni aşk ile kollarında aşkın sıcaklığı ile saran
Gönlümü saran içinde fırtınalar koparken susturan
Yanımda kalıp sessizce gülümseyerek duran
Biraz eve geç geldiğimde yollara çıkan yoluma bakan
Son nefeste son durağa kadar yolculuk eden
Sılasına dönen sen benim canım sevgilimsin

Hasret hançerini yüreğime vururken bekleyen
Vuslat uzaklara kaçarken yüreğime türküler söyleyen
Üzülme sevgilim Mevla’m kerimdir diye beni avutan
Güzel saçın örgüsü benim yokluğumda açmayan
Son nefeste son durağa kadar yolculuk eden
Sılasına dönen sen benim canım sevgilimsin

Rüzgâr estikçe güneş gibi sımsıcak gönlü ile ısıtan
Geniş gönül yaylasında aşkın bin bir çeşit çiçeklerini koklatan
Sevda gibi umman olan o güzel gönlünü bana okutan
Aratıp Mevla’yı bu canda bulduran yol aldıran
Son nefeste son durağa kadar yolculuk eden
Sılasına dönen sen benim canım sevgilimsin

Kul Mehmet’im Rahat uyu Makberde
Sılasına dönen yârin döner günün birinde
Açılır aranıza çekilen ölümden çelikten perde
Kavuşursun sen yine o güzeline eskisi gibi günün birinde
Son nefeste son durağa kadar yolculuk eden
Sılasına dönen sen benim canım sevgilim
Dirilmek için beklerim senin gülüşlerinde

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Aralık 2015 Salı

Ne Halin Varsa Istırabınla Yaşa



Farz etki ben seni çok ama çok sevdim
Sen hiç sevmedin benimle eğlendin
Sonrasında çektin gittin arkana dönüp bakmadın
Gönlümde açtığım çiçeklerimi kopardın
Beni hasret çiçeğinin başına köle diye bıraktın
Kalbimi söküp kanı ile avucuma bıraktın
Hiç mi bir parça vicdan merhamet insanlık yoktu sende
O güzel aşk şarkılarını neden söyledin
Senin yüreğinde kalmam için neden beni çağırdın
Gökyüzü kadar hasreti neden yüreğime bağladın
Bari giderken bir ayrılık busesi yanağıma bıraksaydın
Ağlarken gözyaşlarımı bir ömür boyu silmezdim
Sen her şeyi zaman bıraktın ey zalim
Beni kime bıraktın da gittin söylesene
Yüreğimi söktün de gittin
Etrafıma dikenleri çektin yürüdün arkana bakmadın
Gece gündüz mutlu sonla biten şiirler yazdım
Neden en mutlu olanları yırttın karaladın da gittin
Sen gitin ya aynı çocuk gibi yani elbisesi yırtık
Evet elbisesi yırtık çocuğun elbisenin yırtıklığını saklar gibi
Yüreğimdeki seni saklamaktan artık bıktım
Sen beni zamansız mevsimsiz öldürdüğünü sanıyorsun
Ama zamansız mevsimsiz ölenler aniden dirilir
Dirilir ve yüreğini işgal eder seni bağımlı yapar
İşte o zaman seni af etmem için sakın gelme
Çünkü geldiğinde kazdığın mezarda kendi cesedini bulacaksın
Yokluk sancısı ile yanacaksın ıstırabın bin bir acısını yaşayacaksın
Ben sana uzaktan yüreğim kan ağlayarak bakarken
Senin sırtını dönüp gittiğin gibi gideceğim
Arkama dahi bakmayacağım
Çünkü seni kırmamak adına kendimi kırdım parçaladım
Artık benim yerime az da sen kırıl paramparça ol
Yaralı yüreğindeki haykırışların
Yüreğine hançer olsun saplansın
O zaman beni anlarsın
Aynı senin kendini zaman teslim ettiğin
Beni kime teslim ettiğini düşünmeden gidişin gibi
Her şeyi zaman bırakalım ben gidiyorum zamana
Senin ne halin varsa ıstırabınla yaşa gör tek başına

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

9 Kasım 2015 Pazartesi

Mahşere Kadar


Sevdanın yanar hiç sönmez ateşi
Gönülde doğar sevginin sıcak güneşi
Kavuşmak için bekler âşık yüreği yanar
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Mahşer dediğin üç beş adımlık mesafe
Seven gönlünü hiç kor mu kafese
Varır sevdiğine âşık aldığı son nefesle
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Ağarır saçı bükülür yıkılmayan beli
Gözlerinde akar vuslat için gözyaşı seli
Uzanır uzanmasada sevdiğine uzanmaz eli
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Sevda aşk ateşi bu düşmesin gönül'e tatlı dile
Gezdirir çölü sahrayı sevinçle güle güle
Kavuşur muyum demez yüzünü görse yeter bile
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Aşkın sırrıdır bu gönüller birbirine ermez
Mahşer kopmadan âşık sevdiğini görmez
Âşık olan sanmayın bunu gönülden bilmez
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Âşık bakmaz kendi sefil garip haline
Laf gelmesin ister nazlı sevdiğine
Kavuşur mahşerde bilir söyler sevdiğine
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Nazlı yar anlar aşığının gözünde o mahşeri
Gönlünde açıktır aşığına gül kokan gönül defteri
Mahşere saklar harcamaz gönlündeki tatlı sözleri
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Aşkın sırrını esrarını elbette ki âşıklar çözer
Yol uzak olsa da onlar gönüllerinde gezer
Sanmayın yol çileli olur bu aşk burada biter
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Kul Mehmet'im aşk böyledir yaşayan bilir
Aşk yolunda nazlı yârin bekleyerek ölen sevilir 
Ölüm anında aşığa sevdiğinin nur yüzü görülür
Mahşere kadar sürer aşığın yâri bekleyişi

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

17 Temmuz 2015 Cuma

Ne Kadar İnce Bir Çizgi Var Değil mi İyilik Ve Kötülük Arasındaki Çizgide

vefa

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam şefaatçimiz, Habibimiz, önderimiz, insanların en hayırlısı tevhid ve sünnet muallimi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ashabına ve onun yolunda gidenlere olsun.

İnsan, kul, âdem her ne denilir ise denilsin insanoğlu için… Akıl sermayesi ile kul olmaya hazır, söz dinleyerek iradesine hâkim olması çalışmasının sonucunda âlimde olur, söz dinlemeyerek aklını kullanmayarak başka fikirler ile değiştirerek iradesine hâkim olmaz ise cahil, rezil, zalim olur gider.
Ne kadar ince bir çizgi değil mi iyilik ve kötülük arasındaki çizgi, akıl ve akılsızlık arasındaki çizgi, insan şaşırmamakta haklı! Kul olduğunu bilmesi yolunda ilerleyen kula Yüce Allah kulun cüzi iradesini bildiği için Külli iradesine tabi tutar ve o yönde istediğini yaratır ve kul o yönde yürür gider. Kul bu iyi veya kötü olan yolda ilerler veya ilerlemez ve bununla o kul imtihan olur veya samimiyeti ile imtihanı kazanır veya kaybeder. Daha önceki yazımda bu konuda yazmıştım.

Yüce Allah(c.c.)Kulunu imtihan için yarattı ve özgür iradesi ile her şeyi seçmeyi ve kabul etmeyi uygun gördü. Allah (c.c.) hem kendisi hem de diğer insanlar karşısında tavrını davranışını görmek ve ona göre sevap veya ceza vermek için yaratmıştır. Allah(c.c.)emrini yerine getirmek dünyayı güzellikler ile inşa etmek için yaratmıştır.

Kul seçimi ile kendini cennete veya cehennem sürükler, kendi kazandığını kendi götürür, o nedenle suçu kendimizde aramalıyız, kendimizi sorgulamalıyız… Yola sen çıkarsın ister yakarsın, ister yaparsın ve karşılığını alırsın… İster gül dikersin, ister diken, gül yetiştirir isen gül koklarsın, diken yetiştirir isen gelir sana batar, acıtır, kanatır… Elin imdat edene yetti veya imdat etmeyene imdat ettirdi iyi düşün ve iyi karar ver… O nedenle eline fitnenin tokmağını alma, fitnecinin yamağı olma, merhametin yanında ol onun elinde tut gülümseme ile gönüllere gül seç beğen yaşa ve kazan…
Ağaç kökünü düşünün bunun iki vazifesi vardır bir tanesi topraktaki minareler maddeleri dallara ulaştırmak ve ağacı ayakta tutmaktır, bu ağacın etrafını ayrık otları kaplar ise ağacın kökleri vazifesini yapamaz ve kurumaya doğru gider, insan olarak bizlerde bu kötü fikirli olanlara iyi fikirleri aşılamak ve kökünü temizlemek gerekir ki hayatını ve hayatları soldurtmasın, kuruyup kurutup ortada şerri ile kalmasın. Selam ve dua ile…

Haydi, varalım iyiliğe gayretle
Kalmayalım kötülükle hayretle
İyilik yap sen seyreyle
Gönlün dolsun Kuran sünnet ayetle
Kul Mehmet’im iyilik için sende olsun çaba
Kulları incitme sakın olma kaba
Nemlenmesin gözler kötülükle şerle
Gönlün dolsun Kuran sünnet ayetle
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

6 Haziran 2015 Cumartesi

Hayat Ne Kadar Güzel


Hayat ne kadar güzel
Lakin biz bu güzelliği g/öremiyoruz
G/özümüzü nefret kin benlik bürümüş kör etmiş b/akamıyoruz
Hep nefret kini g/örüyoruz güzelliği g/öremiyoruz
Hayatı yaşamak çok güzel
Lakin biz hayatı değil nefret kini y/aşıyoruz
Ondan kin nefret kusuyoruz
Böyle giderse mezarımızda kin nefret d/olacak
Bize yatmak için yer k/almayacak
Bize bunu aşılayanlar bizden önce cehennemde y/anacak
Bizde onların y/anması için odun olacağız bu gidişle
Haydi, bırakalım nefreti kini
Hayatı g/örelim yaşayalım merhamet ile…

Mehmet Aluç

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Yeter Artık Benden Bu Kadar



Ey nazlı yarim nedir havan
Bakışların pek yavan
Sev beni yap tavan
Yoksa bozuk mu kafan
Eline almışsın sapan
Elinde ekmeğini kimdir alan
Seni seviyorum inan
Sevmiyor diyenler söylüyor yalan
Dünyada iyilikten başka nedir kalan
Nefretle gönlü eyleme talan
Kesin söyle seviyor musun deme falan filan
Ben seni seviyorum inan her an
Sende niyetini söyle geçmiyor inan zaman
Ölümden başka dünya da her şey yalan
Birde sevgidir gönülde ömürde mezarda iman ile kalan
Seni seviyorum ulan
İnanmıyorsan gel gönlüm etrafında dolan
Yoksa alırım gönlünün havasını
Yersem de kafama bilmem neyin tavasını
Yerim gelmiş geçmişin anasını
Gel muhabbetle keselim ineğin danasını
Ben diyorum seni seviyorum
Sen diyorsun ben gidiyorum
Ben senin için ölüyorum
Sen diyorsun ben gülüyorum
Yollarına gül döküyorum
Sen diyorsun ben görmüyorum
Ben diyorum yanıyorum gönlüm sende var
Sen diyorsun bizim evde de lamba var
Dedim kalbimi sana açtım
Sen dersin bizim inekte dün kaçtı
Gel anlaşalım yeter ulan aklım çıktı
Biraz saçmaladım galiba olur o kadar
Nazlı yar gülmez bende bozuldu radar
Yeter artık benden bu kadar
Mehmet Aluç



6 Mart 2015 Cuma

Yanmış kalbimle





Kayboldum bu aşkın içinde kendimi ararım
Seni bulurum da ben yüreğime aşkla sararım
Zemheri kış ayında kalmışım sıcaklığını ararım
Yanmış kalbimle ben yârim seni önüme gelene sorarım

Yanar bu yüreğim soğutacak karlar ararım
Kar yüreğimi soğutmaz gülen yârimi ararım
Mazinin arasında sıkıştım kaldım yolumu ararım
Yanmış kalbimle ben yârim seni önüme gelene sorarım

Bendeki hatıran ne kadar çok
Sensiz bu âlemde gönlüm ne aç ne tok
Gel de bu mutluluğu yüreğimin sarayına sok
Yanmış kalbimle ben yârim seni önüme gelene sorarım

Kul Mehmet’im sen gelmedin geçmişte seni bıraktım
Yeni bir yol bulmak için karanlık yollara bıraktım aydınlığa çıktım
Ağlayan gözlerimle arkama bir daha bakmadan yola çıktım
İlk defa sensiz ben bu kalbimde kendimi buldum

Mehmet Aluç

5 Mart 2015 Perşembe

Gönlümüz O Kadar Issız Ki




Hayatımız o çok sevdiğimiz hayatımız ve dünyamız, vaz geçemediklerimiz… Bizi ölümün bağrına doğru yaklaştırırken usul usul veya aniden pençesi ile ensemizden tutarak bizi başka bir âleme götürecek olan ölüme doğru sürüklemekte, biz farkında olsak ta olmasak ta.

Düşlerimiz hayallerimiz yarına doğru yürürken olmayacak olan yarınımızın bir anda olmaması, gönül dalımızda açan yaprakların bir anda solması ile ölüme koşan bizler aşk sevgi ile bir birimizi sevmeden ve aniden veda ederken sonrasında bin pişmanlıkları yaşayan yine biz.

Yaşarken karşılıklı susan biz, ölüm geldikten sonra suskunluğun pişmanlığı ile kahır oluruz, pişmanlığın acısı ile baş başa kalırız.

Kalbe düşünce ayrılığın oku, ona gülümseyememenin, bir seni seviyorum canım diyememenin acısı ile yanar yüreğimiz… Ah keşke ona seni seviyorum diyebilseydim deriz, ama artık faydasız son pişmanlık bazen faydasız ve çaresiz kalıyor.

Baharlar kâinata gelirken bize der ki, ey insanoğlu senin gönlünde her zaman baharlar var aç kapısını gör der, ama biz her zaman o yüreğimizde karlar yağdırırız, dondurucu zemheri soğukluğu ile doldurur ve kapısın kapatırız o soğukluk ile donarcasına yaşarız.

Bizi mutluluğa götürecek olan gönül atlarım yola çıkmak için şahlanmış bekler, lakin biz onu aç bırakarak öldürürüz. Yanlış mı söylüyorum bilmem var mıdır bunun başka bir izah yolu?
Gönlümüz o kadar ıssız ki bunu farkında bile değiliz, haydi gönlümüzdeki baharları yaşatacak olan bahar mevsiminin kapısını ardına kadar açalım, hatta kapısını sökelim atalım bir daha kapanmasın, bizi yalnızlığın ıssızlığın anaforunda yok etmesin…

Elimizdeki yüreğimizdeki cam kırıklarını atalım, yüreğimiz kesiyor kanatıyor haydi bir adım atalım açalım gönlümüzün sevgi kapısını, sonuna kadar.


Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç