Bu Blogda Ara

insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2016 Salı

Tanımaz Görmez Bilmez

 
Farkında mıyız hiç bilmem
Hayvanlar yolda insanı tanır bilir
İnsanlar yolda birbirini tanımaz bilmez görmez
Herkes üzerine giydiği çuldan elbise ile yüksek kendini görür
Yamalı çul elbise giyeni kendinden aşağı görür
Elbise değil midir bedeni örten
Bedeni ruhu yükseltmez ki çuldan elbise
Çözen var mıdır bu çelişkiyi yanlışlığı
Herkes ister kendisi yesin balı kaymağı
Başkası da ne yerse yesin
Hatta ister sofrasına ortak olacak diye
Her gün yesin dayağı
Çözemedim ben bu aykırılığı
Gönüller niyetler olmuş karaca Ahmet Mezarlığı
İman gönülde akıl ile şuura kavuşmazsa olacağı budur
Haydi, gel gönüllere girecek muhabbeti yolu ara bul
Sanki bu aykırılık kalmış miras
Biz ölümlü olan kullara has
Bir yudum su verecek yok tas
Elbette her gün yaşadığımız olur yas
Kul Mehmet’im yas ile her işler olur ham
Çek kul çek bir ömür boyu muhabbetsiz imansız gam
Elbet gönüldeki temelsiz iman yapı çöker o dam
Altında kalan kurtulur mu söyleyin insan denilen can
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

1 Nisan 2016 Cuma

İlahi Bir Emre Mahkûm Olan Bu Dünya Ve Biz İnsanlar



Bazen düşündüğünüz oluyor mu aynı benim gibi, sıkıntılara kendi elimizle düşerken, bunun bir imtihan olduğunu ve sadece Yüce Allah’ın yardımı ve inayeti ile sıkıntılarımızın yok olduğunu ve bazen de bunu unutarak, kendi çabamızla olduğu yanlışlığına düştüğünüz oluyor mu? İmkânsızmış gibi görünen tüm hayırların,(güzel işlerin) yüce Allah’ın yardımı ile olduğu bir gerçek. Yoksa biz beşer olarak, hep hayırlı yolda koşmamız gerekirken, hep nefis ve kendi çıkarlarımızın yolunda ve şeytanın elini tutarak yürüdüğümüzü düşünürsek, böylesi güzel hayırları tek başımıza yapmamız gerçekleştirmemiz asla mümkün olmaz, Yüce Allah’ın yardımı olmadan.

İlahi bir emre mahkûm olan bu dünya ve biz insanlar, her şeyde her anda her düşüncede, Yüce Rahman’ın izleri yardımının olduğunu unutmamız gerekirken, hala sersem bir zıt fikirsiz düşüncelerin ekseninde, onun anaforuna kapılarak her başarıyı yükselişi kendimiz gerçekleştirmişiz saçmalığı ile kendimizden, utanmadan da gurur duyarız! Üç günlük dünya hanında âleminde bir karış toprağa gömülerek fani olan biz beşerler, sonsuz bir dünyada kalacağımız fikirsiz’ ligi ile dünyayı fetih ederek kendi irademiz altına almanın boşuna uğraşı içinde olarak, idrak ve izandan mahrum yaşarız. Baksanıza mezarlıklardaki matem havasına, sen fani değilsin, dünya fani değil mesajını her an bize gönderirken, hala güzelleştirmek yerine, kendi arzularımıza esir etmek için yıkarak istila etmenin beyhude çabasında kendimizi dünyamızı ve ahiretimizi yıkmanın peşindeyiz! Açmayalım kötü sözlerin düşüncelerin kapısını ellerimizle dilimizle, bırakalım güzelliğin cennet kokan rüzgarı esintileri gül kokusu aleme yayılsın… Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

17 Aralık 2015 Perşembe

Son sözünü dinledim.


Son sözünü dinledim ben inanın utandım
Başımı öne eğdim kendimi bulamadım
Kaçmak için yer aradım hiç hiç bulamadım
Kendi karanlığımda kendimi ararken kayboldum

Devasız hallerimiz nasıl devam eder sürer
Harap yollar nasıl olur önümüze dizilir birer birer
Gönlümüze bu hasreti kim nerede nasıl dizer
Kendi karanlığımda kendimi ararken kayboldum

Ortalıkta gezer bir takım yüzsüz insanlar
Merhametsizce yıkılır viran olur cümle bağlar
Sen söyle sen kimsin kim senin canın hey dağlar
Kendi karanlığımda kendimi ararken kayboldum

Gönül kıblenin yönü işte bak şaşmış
Seni bela diye salan ortada bak kalmış
Yakmak için yola çıkanlar çıkmadan yanmış
Kendi karanlığımda kendimi ararken kayboldum

Karanlık odamda sallanıp dururken boş beşik
Dikenlerle döşenmiş gelip geçtiğim bastığım eşik
İçerde mahzun kalan ben yüreğim delik deşik
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum

İşte karşı pencerede o pencereyi son defa kapatacağım
Karşıda bekleyen o musalla taşında bizlerde yatacağız
Kaçışı mümkün değil ölürken ölümün gözlerinde bakacağız
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum

Soğuk ayazda soğuk yüzüyle gülümseyen sen teneşir
Melekler yaptığım günahın defterini taşırken bekleşir
Taşırken tabutum ağır yükümden taşıyanların işi güçleşir
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum

Beni artık bekleme günahla doldurduğum sıcacık yatağım
Artık cehennemde senden daha sıcağında ben yatacağım
Belki feryat ederken neden soğuk olmadın diye sana kin kusacağım
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum

Son sözlerimin sancısında ecel alıp giderken son kez bakacağım
Artık kaçmak istesem de kendi günahlarımda yanarak paklanacağım
Artık bunu hak ettim cehennemde yanarken paklanmak için kaçmayacağım
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum

Son günah dolu yolumun dönemecinde yürürken
Ağaçların dallarına astığım nefretimi görürken
Beklediğim ecel kapkara gözleri ile beni cehennemime götürürken
Kendi karanlığımda kendimi aradım kayboldum
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-








1 Kasım 2015 Pazar

Bir zerre nefrete yok inancımız...


Olur, nefrete karşı insanca inadımız
Merhametli olmak İslam inancımız
Canlar canını sevmek muradımız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Baş eğmeyiz nefret sözlerine
Merhametle bakarız insanların gözlerine
El ele çıkarız yokuşun düzlerine
Bir zerre nefrete yok inancımız

Harap olanı ederiz inşa
Merhametle geçeriz başa
Taş değmesin her başa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Bazı insanlar insanı satar
Sonra gider rahat yatar
Nefreti ile nasıl yaşar
Bir zerre nefrete yok inancımız

Gönlümüz aşk merhametin hanı
İmanla çevrilmiş her bir yanı
Muhabbettir sevgidir divanı
Bir zerre nefrete yok inancımız

Nefretin çevresi virane
Onda bulunmaz gönüllere çare
Nefretle olunmaz paşa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Kora yaklaşmaz tutar bir maşa
Koş der ateş içinde yaşa
İster zalim dünyada kargaşa
Bir zerre nefrete yok inancımız

Vefadır o gül gönülden açar
Mis kokusu cümle âleme saçar
Nefreti olan koklayamaz kaçar
Bir zerre nefrete yok inancımız

Canı merhametle teslim amacımız
Her daim karşımıza çıkar bir akılsız
Sorsan nedir amacım der nefret amacımız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Sözler olmasın anlamsız
Kimse kalmasın babasız anasız
Ölüm gelir bakarsın ansız
Bir zerre nefrete yok inancımız

Kul Mehmet'im sinemizde açar güller
Açan güller yanında öter bülbüller
Ölüm gelince gönülde solmaz o güller
Bir zerre nefrete yok inancımız

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

15 Ekim 2015 Perşembe

Gülen Yüzünle...






Ah gönlüm insanlar insanları sevseydin gül gibi
Karşılaştıklarında konsaydı gönüllerine bülbül gibi
Gönüllerde muhabbet bülbülüyle açsaydı güller
Bin bir pişmanlıkla kalkmak isterdi güç kuvvetle
Pür dikkat dinlemek hayran kalmak için insanlara
 O mezarda yatanlar sonsuz âlemi bekleyenler

Gülen yüzünle cemalinle her daim gülümse
Hayran kalsın bülbül ile gül gülüşüne
Açmak için senden koku alsın güller
Sesine ses olmak için ötsün cümle bülbüller
Her gülüşünle bir gül ver gülümse
Kâinat gülüşünle dönsün gülüşün kâinata dönsün

Aşkın vadisinde gez doyasıya gülen gönlünle
Gül cemalin görsün insanlar gülsünler doyasıya
Varsın aşk yolunda deli desinler gülüşüne
Aşktan anlamaz gönlü gülmez anlamaz aşktan yürüyüşüne
Sevgiliye visal yolunda sen yol al yol almayanlar utansın
Sevgiliye aşk yolunda yürümeyenler rezil rüsva içinde olandır

Kul Mehmet’im bu gönül aşk ile sevmekten usanmaz
Aşk ile olmayan bu dünyada asla mutluluğu bulamaz
İster mecnun ol ister kerem çık yola yollar aşınmaz
Aşk ile oku gönülleri kâinatı bundan iyi mektep olmaz
İster Leyla ister Aslının sınıfında kal gönüller solmaz
Gönlünde aşk sevgi olmayanlarda inan ki adam olmaz
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

30 Aralık 2013 Pazartesi

Alınlarında Secde İzi İle Şafak Parıltısı





Yollar yolcusu kalmamış yolar gibi ıssız
Uğrayan yolcusu kalmış hanlar gibi viran ışıksız
Gelişi ile domur domur bahar çiçekleri açtıracak
Başkalarının dertleri ile dertlenecek ağlayacak
Gönül süvarileri neredesiniz
Gelişinizle kâinat gönüller baharı yaşayacak
Karanlık şafaklar aydınlığa boğulacak
Fecre kapalı yarınların ufukları açılacak
Ateş düştüğü yeri yakar değil
Ateş düştüğünde hepimizi yakar diyen
Gönül dostları Resul âşıkları
Yüreğimize sevgiyi yazacak olan nur yürekliler neredesiniz
Okyanuslar gibi olan yüreğimiz bomboş
Viran oldu,
Talan oldu
Kapkaranlık
Yollarımız yolcusuz kaldı
Ovalarımız yasla inliyor kurudu kaldı
Mahzun gönüller
İnsanlar
İnim inim iniler
Yollarınızı bekler
Gecelerimiz gündüzlerimiz suskun
Sizsizliğe alışmak zor herkes birbirine küskün
Yollarımızda vahşi kurtlar uluyor
Rüzgârlarımız ağıtlaşmış halimize ağıt türküsü ile esiyor
Ovalarımızı bekleyen ağaçlarımız üşüyor
Gözyaşlarımız sızlıyor
Mezarda yatan yiğitlerimiz üşüyor
Bereketli ömrümüz hayatımız bereketsiz kaldı
Yalnızlık vahşeti andıran zifiri karanlık gibi yarınlarımızı esir aldı
Yetimliğin yıkımı ile yıkıldık dostsuz kaldık
Gönül dostu Resul sahabe âşıkları neredesiniz
Yarınlarımızın yiğitleri neredesiniz
Gönlü gülistan olanlar
Soğuk yürekleri ısıtanlar
Yolcusuz yollara yol ışık olanlar
Bir avuç kömürle evini ısıtamayanları gönülleri ile ısıtanlar
Çaresizliğe çare olmak için gece gündüz çare arayanlar
Bereketli yüzü ile ışığı sönmüş ışıksızlara yön olanlar ışık saçanlar
En zifiri karanlıklara an be an saniye saniye ışığı taşıyanlar
Alınlarında secde izi ile şafak parıltısı ile gezenler
Soğuk kış gecelerinin ayazına aldırmayan 
Yüreklerinde fışkıran umutla umut olan sıcakkanlı yiğitler
Fırtınalar kumlar ayak izlerinizi
Nefret kin zülüm yüreğinizdeki gül kokusunu Resul kokusunu silemedi
Hala kokunuz taptaze kokuyor
İman ışığınız hala kandil kandil yanıyor
Güllerin efendisi Resul kokunuz hala kokuyor
Yıllardır
Aylardır 
Kışlardır
Baharlardır yollarınızı bekliyoruz
Yolcusuz kalmış yollarda kutlu kervanınızı bekliyoruz
Siz gelmezseniz
Yüreğimiz
Zamanımız
Dünyamız
Ahretimiz bom boş
Hiçbir şeyimiz yok
Bom boş
İpotek altında
Issız
Talan oldu
Viran
Sizler ki mutluluğu yüreğine sığmayan
Yüzlerinde sevinçleri okunan
Dünya malını sevgisini terk ederek
Allah sevgisi ile değiştirenler
Gönüllere Allah sevgisini yazanlar
Allah sevgisi için yurtların terk edenler
Hicreti muştulu vuslat gibi karşılayanlar
Karanlığa sonsuz ışıktan ışık alarak sevinç dalgası yayanlar
Gözümüze bakacak gözlere yüzlere ellere hasret kaldık
Sonu görünmeyen karanlık ıstırap dalgasına yakalandık
Yarınlarımızı ıstırap sarmış soluksuz bırakıyor
Yalnızlığı gariplik hırkası gibi üzerimize giydirdiler
Çıkaramıyoruz
Çıkmıyor
Hasretle özlemle vuslata kavuşamıyoruz
Gecelerimiz
Sabahlarımız 
Zamanımız
Her anımız
Zehir saçıyor
Öldürüyor
Yok ediyor
Hayatımızın ışıkları sönüyor
Yaralarımız Hint okyanusundan büyük iyileşmiyor
Allah Resul aşkına gelin yetişin
Alınlarında secde izi ile şafak parıltısı ile gezenler yetişin
Nerelerde iseniz gelin
Yüreğimiz yok
Yürek olmak için gelin
Sevincimiz yok yanmışız
Sevinç olmak için gelin
Tutsak olmuşuz
Özgürlüğümüz olmak için gelin
Bekliyoruz gelin
Allah Resul aşkına gelin yetişin
Alınlarında secde izi ile şafak parıltısı ile gezenler yetişin

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç