Bu Blogda Ara

imtihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
imtihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2016 Cumartesi

Derman İline Tabip Mi Olur



Cihan içinde aşk Gönül’e bir han
Var yolcusu ol bul sende can
Damarda boşuna aşksız dolaşmasın kan
Cihanda aşk bu Gönül’e bir imtihan
Dert anlamayanda aşk ile olmaz insan
İnsan olmayana derdini söyleme her an
Dertten anlamayan yıkar her zaman
Secde ’siz ey kul aşk mı bulunur
Günde beş vakit miracı olmayan
Derman iline tabip mi olur
Aşksız insan hekim mi olur
Hekim olsa derman mı bulur
Aşksız benlik şeytan ile dost olur
Şeytan ile olan yıkılır yok olur
Aşk ile kul aradığını bulur insan olur
İnsan dediğin Rahmana kul olur
Aşksız kul dermansız olur soyulur
Haramiler cihanda aşksız diyarla da bulunur
Aşksız illerde merhamet zor bulunur
Aşksız cihanlar mı kurulur
Secde ‘siz ey kul aşk mı bulunur
Günde beş vakit miracı olmayan
Derman iline tabip mi olur
Aşk dergâhının yolunda olmaz taşlar
Edepten eğilir kalkmaz başlar
Aşk gönülde bir damladır akmaz yaşlar
Aşk nehrinde olmaz bentler
Yıkılır aşk ilinde benlikle kinler
Secde ile açılır cennet bağında güller
Secde ‘siz aşk bağında cennet kokar mı güller
Aşk gönlünde akar aşkın pınarı
Yıkılır içinde benlik dağları
Cennet içinde gezer aşkın canları
Susuz pınarın bağları kurur aşksız gençlik çağları
Ara bul gönülde aşkla gezen canları
Secde ‘siz ey kul aşk mı bulunur
Günde beş vakit miracı olmayan
Derman iline tabip mi olur
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

27 Mart 2016 Pazar

Kazandığın Her Fazla Senin Değil

http://mehmetaluc06.blogspot.com


Bu dünya imtihan dünyası
Varmamız gerekir manevi haza ermek
İman ile yaşamak gerek
Hak yolunda hakka yürümek severek
Bundan başka bu dünyada var mı mutluluğa eren beğenerek
Dünyanın bu gerçeğini bilmek gerek görerek
Yaşamak gerek yürüyerek
Var mı bu dünyada ve ahirette imansız güzelliğe eren
Var mı gören dünya malını yanında alıp götüren
Sonucunda hepimiz bir karış mezara yerleşen
Bir parça bez kefen ile giden
Kim dünya malını aldı mezara koydu
Salih amel iman ile olan mezara iyiliğini koydu ve oldu
Kim dünya malı ile can bulan
Bir gülümseme bir candan muhabbetle dostluk ile var olan
Gönüllere dolan ölse bile unutulmayan
Herkes gönlünü iman Salih amel ile kursun
Zalimin karşısında haksızlığa imanı ile dursun
Haksızlığa imanı ile gölge olsun
Hem dünya hem ahiret hayatı için çalışsın yol olsun
Gönül’e ne güzel yakışır iman ile ar
Onun yanında da ne güzel cennet gibi kokar yar
Bundan gayrısı insan gönlüne olur dar
Haydi, insanlığı ve yârini sar
Onca nimet gelir önümüze
Fazlasını ne diye sokarız gözümüze
İhtiyacı olan içindir fazlan olan Rabbim verir önüne
Götür ver der fakir olan birine
İmtihanın amacı Rahman verince almak
Fazlasını alıp emaneti vermek imtihan sırrına varmak
Fazlası senin değil ihtiyacı olanın anla
Ateşle doldurma kasayı artık yeter anla anla anla
İmtihanı yaşa bu canla imanla
Yaşama nefis şeytan malla
Yolumuz iman yoludur sapmayalım
Can ile canları sarmaktır kopmayalım
Derdi olana ulaşmaktır gayemiz kaçmayalım
Kaçarken şeytan aldatır inanmayalım
Bu dünyadaki her şey Yüce Allah’a ait biliriz
Neden bilmez gibi gezeriz
Neden gönüller ezilir muhtaçtır yardıma gitmeyiz
Yüce Allah senin elinle verir fakirin ihtiyacını
İmtihan eder bu kulum veriyor mu emaneti
Yoksa ateş olarak saklıyor mu emaneti kendine
Cenneti istiyor mu?
Yoksa cehennemimi istiyor
Alıyor mu saadeti
İstiyor mu cehennem ateşi
Budur imtihanın amacı sırrı işareti
Zaten doyacağın kadar veriyor dünya nimetini
İste emanet ile cenneti
Sana gönderiyor cenneti anlasan ey kul anla anla anla
Kalma ne olursun şeytanla
Koşma cehenneme şeytanla bu nurdan canla
İmtihanla gönlün niyetin taranmaktadır
Virüs varsa ver o emaneti sahibine ver sil tüm virüsleri
Kazan cenneti güzellikleri
Yüce Rabbim cennetlikle cehennemlikleri seçmektedir
Herkese bu fırsatı vermektedir
Kazandığın her fazla senin değil
Az yüce Rahman önünde secdeye eğil
İhtiyacından fazlası senin benim değil
Budur imtihanı kazanmak haydi her şeyi sil
İman ile gez her şeyi bil
İman ile dönsün konuşsun o dil
Cenneti anlatsın döndüğü kadar budur tahsil
Budur kul dünyadaki ahirete yansıyan temsil
İman ile yetişsin haydi nesil
Olmayalım lütfen embesil
İman ile emanet dünyada canı diri tutmaktır
Yüce Rahman yolunda Rahman’a ulaşmaktır
Nefis şeytan mal hırsı şeytanla cehenneme atılmaktır
Gayemiz bu dünyada iman ile var olmaktır
Cennet yoluna hep beraber varmaktır
Dünyada olduğu gibi ahirette kucaklaşmaktır
Nefis şeytan dünya malı hırsı yandırır
İman ile gezmek emaneti sahibine vermek kazandırır
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Embesil: Budala, ahmak, aptal

6 Mart 2016 Pazar

Yol Belli Sonu Belli



Varmak zordur menzile
Önü arkası imtihanla dolu çile
Sabır içinde ara bul deme nafile
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Sabır deryasında dertler sanma susmaz
Çile dert az gıdıklasa da onsuz hayat olmaz
Hak yolda yürüyen kul imanı ile yolda kalmaz
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Sabır ile yol almayanın acısı dinmez
Hak yolda imanı ile yol almayan hakikatleri görmez
Bu yolda yürüyen ölse de gönüllerde ölmez
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Az bekle gezdiğin bu âlemde
Her şeyi silme bir kalemde
Yalnız kalmıştı bir süre âdemde
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Kurduğun hayaller dünyalık olmasın
Dünyalık olursa içinde merhametsiz adım ile solmasın
Ahirete doğru kur hayallerini yalnız kalmayasın
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Dünya hayatın her şey çok net
Dünya ve ahiret için az et gayret
İman ile gezersen bulursun cennet
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Kul dediğin doğarken çıktı menzile
Ölüme koşmak için yaşar güle güle
Gül ne hoş kokar öten bülbüle
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Dikkatle takip etmeli izleri
Gül kokan Resul çağırıyor bizleri
Bazen boğar gibi olur nefsin şeytanın elleri
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Bu fani âlemde ne kazansan da nefis doymuyor
İnsan imansız olursa aradığını arayıp bulmuyor
Nefis şeytanla gezince beli doğrulmuyor
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Kul gideceğin adres bellidir
İnsanı yakan o acı dilidir
İnsanı insana yaklaştıran gönlüdür
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Dünya âlemine doğarken daldık
Gittiğimiz yolda ne aldıysak aldık
Doğru olanı alamadıysak yandık
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Kul Mehmet’im ne gerek var dünyalık hayale kurmaya
Ahiret hayatı varken gayretsiz alamazsın bedavaya
Girmek için Salih amel iman gerekir buraya
Yol belli sonu belli boşa hayal kurmuşsun

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



13 Ocak 2016 Çarşamba

Sabırla


Ne inlersin ey kul sanırsın çaresiz yaran mı var
Çaresiz derman için tabip olan yüce Rahman’ın var
Sanma bu yaşadığın dünya sana olur her gün dar
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil olan kul imtihan dünyasında olduğun bilir
Çile dert içinde olsa bile yüce Rahman ile olur yürür
Vahdet için yürür nefis şeytanı yola çıkarken öldürür
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil kul gönül içinde cennet mekân var bilirler
Cennet mekân gönlü kırmaz cennet kapısı görürler
Kendi gönlü kırılsa da gönül kırmaz hep af ederler
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Can mal kalmaz bu dünyada bunu bilmek gerek
Dünya hayatının sonunda ölümle var hazırlık gerek
Arayıp hak olan iman yolunu bulmalı nura erek
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

İmandır teslimiyettir Rahman’a her işin başı
Gururla kâmil kul iman denilen nurdan tacı taşı
Bazen bu yolda aksa da aldırma gözden gözyaşı
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var


Kul Mehmet’im çıplak geldik bir arşın bez ile gideriz
Biz bizi sevmeyenleri de candan öte gönülden severiz
Vatan hainleri olursa onları sevmez uçuruma iteriz
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



9 Aralık 2015 Çarşamba

Gönül'ün gönül'e yakınlığı...




  Gönül'ün gönül'e yakınlığı cennetten bahçelerinde çiçekleri açtırır, kokusu evi mahalleyi şehri sarar, hatta o çiftin mutluluğu gönülleri sarar, herkes böyle bir mutluluğu yakalamak için gayret gösterir? Hangi zamanda? Ne zaman? Nerede? Kim yapar? Nasıl yaparız? Binlerce soru ile dolu bu güzelliği gerçekleştirmek için! Aslında çok kolayda ah egomuzu benliğimiz bizi yok eden bu benliğin kapısına yapışmış elimiz gönlümüz bir serbest bırakarak özgürlüğe bir koşabilsek o zaman olacak. Lakin ama velhasıl nasıl becereceğiz?

   Bu dünya gelip geçici imtihan dünyası bunu unutmazsak, yaptıklarımızdan hesap vereceğimizi bilsek ne kadar güzel olacak, dünya hayatında cennet hayatını yaşamış olacağız. Kendimizi yok edenlere bağlı olmaktan kurtularak, güzelliklere götüren var eden mutlu edenlere bağımlı olsak, ah gel gör ki egomuz arzularımız nefsimiz buna izin vermiyor! Verse bilene biz istemiyoruz, alışmışız iyi olmayanla yaşamaya, sanki bize kaba geliyor sevmeler, sarılmalar gülmeler! Gönüllerimiz hep son baharı yaşıyor, güzelliklerimiz dallarında bir bir yere dökülüyor, birbirimizin sevgisine ihtiyacımız olduğunu bildiğimiz halde, yok olmaya uçuruma düşmeye yakın aklımıza geliyor, heyhat o zamanda etrafımızda kimsecikler olmuyor.
   Geceleri sokakları aydınlatan sokak lambaları gibi, gönlümüzde sevginin lambaları hiç yanmıyor hep sönük! Kim fişini çekti neden? Niçin? Niye? Ne mantıkla çektiğinden de haberimiz yok! Tam bir keşmekeş muamma! Şöyle elimizle yüreğimizi yakan nedir diye elimizle bir yoklasak, gönlümüzün var olduğunu anlayacağız amma bunu da yapmıyoruz! Herkes bir köşede kendi yalnızlık kâbus dolu dünyasında, araya betondan duvarlar örmüş oturuyoruz!
   Acaba sevmenin yolunda yürüyünce çok yoruluruz diye mi korkuyoruz? Oysa sevgisizlik yolunda koşarken nefesimiz ömrümüz bitiyor, yorgun bitap düşmekten bir adım dahi atamıyoruz, yok oluyoruz... Ellerimizi ayaklarımızı gönlümüzü kıran bu sevgisizlik yolunda hala yürümekte ısrar ediyoruz. İnşallah en kısa zamanda Yüce Rahman'ın izni ile bu yok oluştan kaçarak, yeniden sevgi ile dirilmenin yolunda yeniden el ele gönül gönül'e var olur güzelliği ile mutlu yarınlara yürürüz inşallah. Selam ve dua ile.

Ah bakıyorum sevgisizliğe koşuyorsun
Nereye koştuğunu bilmeden
Yolda ayağın takılarak düşüyorsun
Yüreğinle beraber dizlerin kanıyor
Görmüyorsun hala düşmenin yolunda
Yoluna devam ediyorsun bilmiyorsun
Görmüyorsun
Hissetmiyorsun
Yağmur gibi sevgisizlik yağıyor başına
Kocaman taşlar gibi
Kendini sevgi ağacının altına
Alıp korunmuyorsun
Kanıyor bütün vücudun
Hala görmüyorsun
Bilmiyorsun
Hissetmiyorsun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

8 Haziran 2015 Pazartesi

Kaç kaçabilirsen




Yaktın yıktın harap oldu bak işler
Kudurmuş at gibi neden sen kişner
Nefret ateşiyle dönerde döner
Çekmediğimiz dert gamıyla koşar
Kaç kaçabilirsen çekme istersen


Yollar karışık karanlık çıkış yok
Perdeler yırtık yüzlerde yırtık çok
Fakir dersen ihanete karnı tok
Çekmediğimiz dert gamıyla koşar
Kaç kaçabilirsen çekme istersen

Elinde belalar var koşar gelir
Yediği hepsi faiz tatlı gelir
Yediği alev olur çıkar bilir
Çekmediğimiz dert gamıyla koşar
Kaç kaçabilirsen çekme istersen

Vurdukça vurursun insafı yoktur
Peşinde koşan densizlerde çoktur
Derde dermanı hiç görende yoktur
Çekmediğimiz dert gamıyla koşar
Kaç kaçabilirsen çekme istersen

Rüzgâr peşinde estikçe eser
Eline almış kılıcı hep keser
Ecel gelir bir metre bezle göçer
Çekmediğimiz dert gamıyla koşar
Kaç kaçabilirsen çekme istersen

Gülümsersin elinde vardır bela
Ecel gelir okunur elbet sela
Gitmem desende mezara zor bela
Girer belanla kalırsın evvela
Belan senin ile sığmaz mezara
Ateşle yanar sığarsın güç bela

Görünenin görünmeyen yüzü var
Görünmeyen yüzü görmeyen azar
Sanma mutlulukla geçer bu Pazar
Bakalım Rahman daha neler yazar
Çekmediğimiz dert gamıyla kaçar
Kaçmana gerek yok ki kul Rahman var
Kulu imtihanla her an sınar

Üzülme mazlum seven gelir yine
Kör gözlü edepsiz koşar kine
Hep gider utanmaz burun dikine
Mutluluk kaldı bak bir dahakine
Kaçmana gerek yok ki kul Rahman var
Kulu imtihanla her an sınar

Kul Mehmet umutla hayalini kur
Sen imanla her an o yerinde dur
Zalim önüne imanınla kur sur
Kaçmana gerek yok ki kul Rahman var
Kulu imtihanla her an sınar

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)

23 Mart 2015 Pazartesi

Karanlık Anlara İmanın Nurdan Elbiselerini Giyindir

         
         
Nedir bu gamın, çile içinde isyan bayrağı çekmen? Sığın Rahman’a, sığın sabrın umman dermanına, birde bakarsın bir an sonra o gamın çilen yok olmuş, üzüldüğüne yanarsın…

Sinende, seni yarınlara taşıyan üzgünlük dolu “ah”ları fırlat uçurumlara gitsin, ruhunu kanatarak feryatlar ile kaplar gözünü, ömrünü, fikrini, zikrini kaplar yokluğa şeytanın yanında olmanı sağlar ve sonunda, şeytan seni uçurumlara atar arkanda kıçından güler gider…

Rahmanın yanında, umutsuzluk toz olur, ömür az çile çekse de imtihan için mutluluk ile dolar ahirette…

Dünya malı dünyada kalır, iman, yapılan iyilikler gönül güzelliği seninle kalır mezarda, sırat köprüsünde seninle gülümseyerek, Rahmana Resule ulaştırır, dünya malın dünyada kalır. Dünya malı peşinde fazla koşarak, dünya ve ahiretinizi zindana çevirmeye ne gerek var? Gülümsetmenin imanın güzelliğin peşinde koş, gülümse ki gülümseyesin…

Damarlarında iman ile insanları sevmenin aşkı dolaşsın, karanlık anlara imanın nurdan elbiselerini giyindir ömrüne kâinata, gülümsesin ömrüm ine kâinat…

Kuran ‘a Resule yürüyerek yoldaki dikenleri, zalimleri, imanın ile temizle elinden geldiği kadarı ile…

Gözlerinde hülyalarını, düşlerini nefis ile şeytan kaptırma… Aklının kıyılarında dolaşırken nefis ile şeytan, iman ile def eyle gitsin…

Yollarına sevgisizlikle umutsuzluk fakirliği ekme, imanla umudun İmana Resule varmanın nur tohumların ek ki, hem dünyada hem de ahirette beraberce Rahmeti, Lütfü, keremi, ihsanı… Sonsuz olan Rahmana, gül kokan Resule, gülümseyerek bakalım varalım hep birlikte… Zor olsa da bu yol, iman ile hep birlikte beraberlik olduktan sonra, hiçte zor değil… Selam ve dua ile…

Gözlerinde kirpiklerinde iman parlasın
Değdiğin bir kuru dal iman ile yeşersin
İman ile mutluluklar hep bizimle olsun
Güneş gibi iman hep gönlümüzde doğsun

Mehmet Aluç

21 Şubat 2015 Cumartesi

Yaşatır Gönüle Yazı




Gönülden sevenin olmaz mı gönül sazı
Birazda olmaz mı az tatlı gülümseten nazı
Sevende onu severken almaz mı hazzı
Gönülden aşk ile seven yaşatır gönüle yazı

Ah birde gamzesinde olursa mutluluk gülüşü
Birde halden anlayan tatlı gülümseyen bakışı
Dilinde aşk ile sevgi ile sözlerin güzel çıkışı
Gönülden aşk ile seven yaşatır gönüle yazı

Sakın ola sevgilini devri düşük sözlerle incitme
Sakın ola yaşayacak sevgimiz kalmadı diye terk etme
Medeniyet tek dişi kalmış canavarın sözü bu dikkate alma
Gönülden aşk ile seven yaşatır gönüle yazı

 Kul Mehmet’im bak güle ibret al var etrafında diken
Acı sıkıntı ile kullar değil mi bir anlığına imtihan edilen
Az sabırla mutluluğa kapıyı açıp gülümseyen
Gönülden aşk ile seven yaşatır gönüle yazı
Mehmet Aluç


13 Şubat 2015 Cuma

Sana Şükürler Olsun Rabbim



Nefsime şeytana uydum girdim günaha, gelemedim Rabbim kapına
Şeytan dedi işledin günahı, Rabbin bakmaz yüzüne kandırdı gitti
Gece gündüz ahu figan eyledi gönlüm günahlarım için koştum kapına
Sana şükürler olsun Rabbim nasip eyledin af kapısını kuluna sancım bitti

Ah seneler isyan dolu yaşanılan Rabbim koskoca senden uzak seneler
Helal haram nedir bildiğim halde nefsim şeytana uyarak içtiğim haram içmeler
Günah ile kalbimi kirleten rahmani kelam ’sız kararan kapkara iz bırakan lekeler
Sana şükürler olsun Rabbim nasip eyledin af kapısına kulunu sancım bitti

Anladım bir anda bu dünya bir imtihan dünyası ateş düşşe kalbe imtihandayım
Kul Mehmet hazırla azığın ahiret hayatı için şimdi ben o nurlu yoldayım
Gönül darda kalsa da sabır ile varmak gerekir Rahmana simdi farkındayım
Hidayet verdi Rahman çok şükür olsun artık doğru yolun ayrımındayım
Sana şükürler olsun Rabbim nasip eyledin af kapısına kulunu sancım bitti

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç